Kara Kitap Kitap Bilgileri
Yazar: Orhan Pamuk
Tahmini Okuma Süresi: 11 sa. 59 dk.
Sayfa Sayısı: 423
Basım Tarihi: Şubat 2022
İlk Yayın Tarihi: 1990
Yayınevi: Yapı Kredi Yayınları
Orijinal Dil: Türkçe
ISBN: 9789750826139
Ülke: Türkiye
Dil: Türkçe
Format: Karton kapak
Kara Kitap Kitap Tanıtımı
Galip, çocukluk aşkı, arkadaşı, amcasının kızı, sevgilisi ve kayıp karısı Rüya'yı karlı bir kış günü İstanbul'da aramaya başlar. Çocukluğundan beri yazılarını hayranlıkla okuduğu yakın akrabası gazeteci Celâl'in köşe yazıları, bu arayışta ona işaretler yollayacak ve eşlik edecektir. Okuyucu, bir yanda her bacası, her sokağı, her insanı başka bir esrarlı âlemin işaretine dönüşen İstanbul'da Galip'in araştırmalarını ve karşılaştığı kişileri izlerken, bir yandan da bu araştırmaları değişik işaretler ve tuhaf hikâyelerle tamamlayan Celâl'in köşe yazılarıyla karşılaşır. Eski cellatların hikâyelerinden Boğaz'ın sularının çekileceği felaket günlerine, kılık değiştiren paşalardan kültür tarihimizde kalmış esrarlı cinayetlere, karlı gecenin aşk hikâyelerinden yüzlerimizin üzerindeki anlamın sırlarına, İstanbul'un ücra ve karanlık köşelerinden gülünç ve tuhaf kişilerine, yakın tarihimizden günlük hayatımızın unutulmuş ve şaşırtıcı ayrıntılarına kadar uzanan bu araştırma Galip'i hem kayıp karısına, hem de hayatımızın içine gömüldüğü kayıp esrar doğru çekecektir.
"Zengin, yaratıcı, modern bir ulusal destan."
- The Sunday Times, İngiltere
“Pamuk "Kara Kitap"la, romanın bir edebi tür olarak hâlâ hayatta olduğunu, hâlâ bir potansiyeli ve geleceği olduğunu kanıtladı. Bunları yapan biri ne zamandır çıkmıyordu.”
–Nobel Komitesi Başkanı Horace Engdahl
France Culture Ödülü (1994)
Kara Kitap Kitaptan Alıntılar
1. "Hiçbir zaman inandıramadım seni sıradan bir hayata razı olman gerektiğine. Hiçbir zaman inandıramadım seni, o sıradan hayatta benim de bir yerim olması gerektiğine."
2. "Çok eskiden rastlaşacaktık."
3. "Az yaşıyoruz, az görüyoruz, az biliyoruz; bari hayâl edelim."
4. "onların olmamı istedikleri o insana hiç katlanamıyorum"
5. "sanki hayattan bir şey de beklemiyordu."
6. ""Boş bir ev kadar hüzünlü hissetti kendini.""
7. "sanki olmam gereken kişi peşimdeydi."
8. "Hiçbir şey hayat kadar şaşırtıcı olamaz!"
9. "Sanki bildiği, ama bildiğini bilmediği bir yerdeydi.."
10. ""Nasılsın?" diye soracağım, ve sen de, her zamanki gibi, "Hiç, iyiyim!" diyeceksin ve ben, bir an durup, bu sözün kasdediimiş ve kasdedilmemiş çağrışımlarını dikkatle düşüneceğim.."
11. "Bazı şeyleri yalnızca hatırlamayız, bazı şeyleri ise hatırlamadığımızı bile hatırlamayız.."
12. ""Çok eskiden rastlaşacaktık.""
13. "Anladım ki, ne anlatırsam anlatayım, önemli değildi; önemli olan bir cumartesi akşamı evde annemle oturup yârenlik etmemdi."
14. "Az yaşıyoruz, az görüyoruz, az biliyoruz; bari hayal edelim."
15. "Ne tuhaf okurlarsınız siz, ne tuhaf ülke burası."
Kara Kitap Kitap İncelemeleri
Kara Kitap bu yıl #heraybirorhanpamuk okuma grubumuzla okuduğumuz 4. kitap oldu ve beni en çok etkileyen, unutulmayacak kitaplar arasında yerini aldı. Zaten kendisi de ‘en tuhaf ve değişik romanım’ olarak belirtmiş :) 5 yılda ilmek ilmek, büyük bir sanatsal ustalık ve gizemle dokumuş kitabını.
Kara Kitap inceleme videom :
Kurguda çözümlenmesi, gizinin aydınlatılması gereken birçok kültürel ve tarihsel simge var tabii. Bu sebeple hem ağır okunan, okudukça daha çok haz veren bir yönü var. Asıl işlenen tema ‘insanın kendini bulma yolu’. Kültürlerin, insanların tekdüzeliğe indirgendiği bu teknolojik çağda tüm medeniyetlerin, bireylerin ancak kendisi olabilirse kurtulacağı bir mesaj da içeriyor. Bölüm başında okuduğumuz epigraflar da bu anlamda bir ipucu gibi. Bunların yanında Türk ve Dünya edebiyatının çok kıymetli eserlerine atıfta bulunuyor yine Pamuk. Esere lezzet katan bir diğer unsur da buydu. Proust ile ilgili bölümlerde mest olduğumu söylemiştim. Yine Proust’ta olduğu gibi asıl mesele olaylar değil , kurgu aralarında okuyucunun zihninde küçük labirentler oluşturmaya çalışmış. Rüya, Celal ve Galip üçlüsünün yanında bu alt metindeki hikayeler ayrı bir konuma yerleştirmiş kitabı.
Çok severek okudum. Herkese önerilecek bir kitap değil tabii. Ama sabırlı ve odaklanarak okuyabilen okuyucular için çok sevecekleri ve unutamayacakları bir okuma olacağından eminim. Kara Kitap’ın Sırları’nı da en kısa zamanda okuyacağım.
Orhan Pamuk'un "Kara Kitap"ını yarım bırakmış bulunmaktayım. Daha önce "Benim Adım Kırmızı, Sessiz Ev, Masumiyet Müzesi, Beyaz Kale" gibi kitaplarını okumuşluğum var. Yani önyargıyla yaklaşan biri değilimdir. Ancak şunu kesinlikle söyleyebilirim ki modernist sanatçıların bu kitaba yönelttikleri eleştirilerin çok ciddi haklılık payı var (Okuma gerekçem bir arkadaşımın "Bu kitabı okumayan roman okudum demesin" gibi boyundan büyük bir cümle kurmasıydı). Bu kadar laf salatasına bulanmış bir kitap bana cidden bıkkınlık verdi. Modernist tutumdan hiç hoşlanmamama rağmen ne yazık ki bu kitap konusunda onların söylediklerine pek çok anlamda katılıyorum. Bence gerçekten çok başarısız. Şu kadarcık duygu kırıntısı olmayan, tamamen rasyonel bir akılla örülmüş, üsluben beceriksizce yazılmış, kurguyla kusurlar kapatılmaya çalışılmış bir kitap. 300. sayfaya kadar kendimi zorlayarak ilerledim ve gerçekten Galip'in kendini arayışa çıktığı yolculuğu, geçtiği İstanbul sokakları zerre kadar beni ilgilendirmiyor. İlgimi çekme derecesi ise sıfır!
Eğer mevzu "kendini arayış" ise bunu katbekat iyi yapan Hermann Hesse gibi yazarlar varken bu kitap için kendinizi zorlamayın derim. Orhan Pamuk'un Benim Adım Kırmızı eserinden çok etkilendiğimi, Masumiyet Müzesi'ni çok beğendiğimi hatırlıyorum. Yani bu eleştiriyi yazarken kesinlikle onu karalamak, duruşunu eleştirmek gibi bir amacım yok. Ama Orhan Pamuk'un yazdıklarında genel olarak beni rahatsız eden bir şey var ve bu kitaptan sonra bu duygu had safhaya ulaştı.
Kâh çok sevdim kâh çok sıkıldım kâh yarım bırakacağım dedim kâh edebiyatın zirvesi dedim. Uzun ve yorucu bir okumadan sonra Kara Kitap nihayet bitti. Ayrıca bu eser Orhan Pamuk’tan da okuduğum onuncu kitap oldu. Eserde Galip, kayıp karısı Rüya’yı arıyor ve bu süreçte yine kayıp köşe yazarı Celal’in yazıları ve yaşadıkları ana kahraman Galip’e rehberlik ediyor. Konusu aslında bu kadar basit gibi görünse de kitaptaki postmodern tekniklerin kullanımları kitabın atmosferini acayip şekilde değiştirmiştir. Olay örgüsünde çentikler açılarak (bu benim uydurduğum bir tabir) çoğu zaman bütünü besleyen farklı hikâyelere de uzanıyoruz. Bazen Mevlana’dan bazen Osmanlı Padişahlarından bazen siyasetten bazen kendisi olamayan insandan bahsediliyor. Galiba, galiba değil de kesin olarak Orhan Pamuk’tan okumuş olduğum en zor kitaptı. Yazar kendisi de sonsöz de değişik bir kitap olduğunu, biçimsel sorunlardan ziyade onları çözebilmek için kendisinin harcadığı büyük emeği belirtmiş. Cümleler epey uzundu ve okurken sıklıkla ara vermenizi isteyebilir sizden. Ben de biraz öyle oldu. Kara Kitap, tıpkı birçok kitabı gibi Orhan Pamuk’un hayatından fazlasıyla gerçek izler taşıyor. 80 darbesinden sonraki siyasi ortam, kitabı yazmak için çekildiği yalnızlık yansımaları, Türk insanın değişen dünyada bir türlü kendi olamaması gibi mühim meseleler hemen hepsi anlatılmış.
Orhan Pamuk kitaplarını okuduğum zaman, ne zaman inceleme yazısına başlayacak olsam, hep çelişkide kalıyorum. Öyle günler oluyor ki, kitabı bitirdikten sonraları hep çok şey söylemek istiyorum. Ama aynı zamanda hiçbir şey söylemek istemiyorum. Bir yandan içim içime sığmaz olur yazmak isterim. Diğer yandan içimdeki soruları sınırlandıramayıp daha fazla düşünmek isterim. Bu hislere kapıldığım bir diğer kitabı da bu oldu. Gerçekten beğendiğim kitaplar arasında ilk on sıralara girmiştir benim için.
Orhan Pamuk kitapları için çelişki yaşıyorsanız eğer okuyup okuyamamak konusunda, sizlere şöyle söyleyeyim; seveni çok var, sevmeyeni de. Edebiyatı, dili, kurgusu benim için muazzam olan bir yazardır. Bazı insanlar uzun betimleme cümlelerine fazla eleştiride bulunuyor ancak ben olumsuz olarak kesinlikle bakmıyorum. Zaten okuduğunuzda, (gerçekten anlayarak okuduğunuzda) ne demek istediğimi anlayacaksınız. Ayrıca kitapta noktalama işaretleri o kadar iyi kullanılmış ki, o noktalama işaretlerine uyarak okuduğunuz zaman gerçekten anlamış oluyorsunuz kitabı. Kitabın ana konusundan ziyade ben en çok kurgu çözümlemesini ve kültürel-tarihsel imgelere yer vermesini daha çok keyifle okudum. Bir sürü altını çizdiğim, not aldığım yerler oldu. Okudukça haz alacağınız bir kitaptır ve aynı zamanda zor bir kitaptır. Bunu okuduktan sonra da Kara Kitap’ın Sırları adlı kitabı da okumanızı tavsiye ederim. Keyifle okumalar dilerim..
Temelinde bir arayış, aşk hatta İstanbul romanı. Avukat Galip'in amcasının kızı kayıp karısı Rüya'yı, üvey kardeşi ünlü köşe yazarı Celal'in yazıları izinde İstanbul sokaklarında arayışı.
Celal'in köşe yazılarıyla Galip'in arayışı içinde geçen kurgu; sizi Decameron, Mevlana'nın Mesnevi'si, Binbir Gece Masalları'ndaki hikayeler ile kendisi olamayan, sırlar ve kokular şehri Istanbul sokaklarına götürüyor. Tarihten Hazar Türkleri, Fevzi Çakmak, Babil'e de uğrayacağınız bu sapaklarda, Mehdi'nin geleceğine köşe yazılarından inanabilen insanları, şehrin çöküşüyle sinemaların yükselişe geçtiği sorgularını, yine kendini arayan Cellat, Şehzade gibi hikayeleri de göreceksiniz. Eski vitrin mankenleri dahil her insan suretlerinin işaret edebildiği Hurufilik inancı altında bir Varoluş sorgusu okuyacaksınız. Değişik konularda bahsi geçen Yeşil (kalem, mürekkep) ile kara (kitap, talih) renk metaforlarıdır. Yazarın romanın sonunu bağlarken anlatıcı olarak araya girişleri de güzeldi.
#blanchot #beckett gibi varoluşu sorgulayan metindeki kahramanların ve şehrin bir kimlik krizi yaşadıkları gerçeği özelinde bu kitap, yazarın Nobel alabilmesinin önemli sebebini göstermesi bir yana, yazarın sonradan pek çok taklidini yaptığı ve yapıldığı gibi, tarihi metinler üzerine kurgular serisinin başyapıtını oluşturuyor #beyazkale eseri ile birlikte. Dolayısıyla, kitaplarının arka kapağındaki bir yorumda yazdığı üzere, en iyi eserlerini Nobel'den sonra verdiği bilgisine katılmıyorum. İnsanın kendisini bulması için kendisi olması gerçeğini anımsatan bir kaybolmuş kimlikleri arayış romanı belki de: Okuyun...