Binlerce dünya klasiğini Türkçe ve ücretsiz okumak için hemen Kitaptik’i keşfet!
İçeriğe atla

Jon Krakauer Alıntıları & En Çok Okunan Sözleri

Jon Krakauer

Yazar
Jon Krakauer
Jon Krakauer — portre
Jon Krakauer — portre. Devon Christopher Adams · Wikimedia Commons · CC BY-SA 2.0

Jon Krakauer En Beğenilen Sözleri

1. ""Bazen dünyayı anlamak, insanların neden birbirlerine bu kadar kötü davrandığını çıkarabilmek için kendini çok zorluyordu.""

- Yabana Doğru

2. "Çoğu insan onları mutsuz eden koşullarda yaşıyor ve gene de bunu değiştirmek için hiçbir şey yapmıyorlar. Çünkü güvenli, rahat, rutin bir hayata koşullanmış durumdalar."

- Yabana Doğru

3. "Hiçbir şeyi aceleyle yapma; her adımına dikkat et ve her şeyin daha en başındayken, sonunda ne olabileceğini düşün."

- Yabana Doğru

4. "En büyük kazançlar ve değerler en az takdir edilenlerdir."

- Yabana Doğru

5. "Ron, tüm yardımların ve birlikte geçirdiğimiz zaman için sana müteşekkirim. Ayrılmamızın seni çok üzmediğini umuyorum. Birbirimizi yeniden görene değin aradan çok uzun zaman geçmiş olabilir. Ama"

- Yabana Doğru

6. "Kendi bakış açısına göre, son dört yılını anlamsız ve külfetli bir sorumluluğu yerine getirmek, yani üniversiteden mezun olmak için boşa harcamıştı."

- Yabana Doğru

7. "Bir daha ne zaman medeniyete döneceğime gelecek olursak, bunun yakınlarda olacağını hiç sanmıyorum. Doğadan sıkılmış değilim; aksine tabiatın güzelliğinden ve sürdüğüm başıboş hayattan her geçen gün"

- Yabana Doğru

8. "Önemli olan deneyimler, anlar ve gerçek anlamın bulunabileceği kadar geniş bir uzamda yaşamanın büyük hazzı. Tanrım yaşamak harika bir şey !"

- Yabana Doğru

9. ""Benim için gerçekten anlamlı olan şeyleri paylaşabildiğim o kadar az insan tanıdım ki, kendi içime çekilmem gerektiğini öğrendim.""

- Yabana Doğru

10. "Bir insana çocuğunun öldüğünü nasıl söylersiniz?"

- Yabana Doğru

11. "Hayatta değişmeyen tek mutluluğun sevmek olduğunu bugüne kadar anlayamamıştım."

- Yabana Doğru

12. ""En üst düzeyde özgürlük. Aşırı uçlarda birisi. Evi yollar olan güzellik düşkünü bir gezgin.""

- Yabana Doğru

13. ""İnsanlarla birlikte olmak ona zor geliyor gibiydi. Bunu kendi başına çok zaman geçiriyor olmasına bağlamıştım.""

- Yabana Doğru

14. "Gözlerini kapattı ve etrafını sarmış uçsuz bucaksız toprakların çiçek kokan havasını içine çekmek için derin bir nefes aldı. Bu, onun için akrabalarından daha yakın, bir sevgilinin şefkatinden daha tercih edilir, bir kitaptan daha derindi."

- Yabana Doğru

15. "Fakat Alaska toprakları merhametsizdir, ne umutları ne de özlemleri umursar."

- Yabana Doğru

16. "Mutluluk uçsuz bucaksız ormanlardadır, bomboş sahillerdeki çoşkudadır. İnsan elinin değmediği bir yerdedir, denizin diplerinde ve gürlemesindedir. İnsanları severim, ama doğayı daha çok severim …"

- Yabana Doğru

17. ""... benim için gerçekten anlamlı olan şeyleri paylaşabildiğim o kadar az insan tanıdım ki, kendi içime çekilmem gerektiğini öğrendim.""

- Yabana Doğru

18. "Öğrenme açlığı içindeydi. Çoğumuzun aksine, kendi inançları doğrultusunda yaşamak isteyen bir insandı."

- Yabana Doğru

19. "Kendi bakış açısına göre, son dört yılını anlamsız ve külfetli bir sorumluluğu yerine getirmek, yani üniversiteden mezun olmak için boşa harcamıştı."

- Yabana Doğru

20. ""Hayatta değişmeyen tek mutluluğun sevmek olduğunu bugüne kadar anlayamamıştım.""

- Yabana Doğru

21. ""Aşk yerine, para yerine, şan şöhret yerine, bana gerçeği verin. Güzel yiyeceklerle şarabın bol olduğu, dalkavuklarla dolu bir masaya oturdum fakat içtenlik ve gerçeklikten yoksundu bu masa. Hiç de samimi olmayan bu ortamdan aç kalktım. Konukseverlikleri buzlar kadar soğuktu.""

- Yabana Doğru

22. "Ata kanının kudretli canavarı güçlüydü. Buck'ın kanında, yeni yaşamının çetin koşulları altında geliştikçe gelişti. Ama yine de gizli bir gelişmeydi bu. Yeni yeni ortaya çıkan ustalığı, dengeyi ve kontrolü sağlamıştı.

JACK LONDON - VAHŞETİN ÇAĞRISI

Ata Kanının Kudretli Canavarına Selam Olsun!
Kaptan Ahab'a da!
Alexander Superberduş
Mayıs 1992"

- Yabana Doğru

23. ""Saatin kaç olduğunu bilmek istemiyorum. Günlerden ne olduğunu ya da nerede bulunduğumu...Hiç umurumda değil.""

- Yabana Doğru

24. "Patates tohumları filizlenmeye başladıktan sonra az da olsa zehir üretir. İtüzümü familyasından bitkilerde bulunan bir zehir olan solanin içeren patates tohumlarının kısa dönem etkileri arasında kusma, ishal, baş ağrısı ve uyuşukluk sayılabilirken, uzun dönem tüketildikleri takdirde kalp hızı ve kan basıncında olumsuz değişimler görülebilir."

- Yabana Doğru

25. ""Ancak etrafımızdaki insanların hayatlarına benzer ve bu hayatlarla kusursuz bir şekilde birleşen bir hayatın hakiki olduğunu, paylaşılmayan bir mutluluğun ise mutluluk sayılamayacağını anladı," cümlesinin yanındaki boşluğa ise, "MUTLULUK
ANCAK PAYLAŞILDIGINDA GERÇEKTiR" diye not aldı."

- Yabana Doğru

26. ".
.
Aşk yerine, para yerine, şan şöhret yerine, bana gerçeği verin.
.
.
HENRY DAVID THOREAU - WALDEN"

- Yabana Doğru

27. "Ruess meteorvari yaşamının geri kalanını hareket halinde, sırtında bir çanta ve çok az parayla, toprağın üstünde uyuyarak ve bazen de coşku içinde ve günlerce aç kalarak, yollarda geçirdi."

- Yabana Doğru

28. "İnsanın yaşama arzusunun özünde macera tutkusu yer alır. Yaşamın keyfi yeni deneyimlerdedir, bu yüzden sürekli değişen bir ufuktan daha büyük keyif olamaz. Her yeni gün yepyeni bir güneşin altında doğabilir. Hayattan daha fazlasını almak istiyorsan, Ron, monoton bir güvenlik hissinden ısrarı bir kenara bırakıp, sana ilk başta çılgınca gelebilecek bir hayata adım atmalısın. Bu yaşama bir kez alıştıktan sonra, tüm anlamını ve inanılmaz güzelliğini göreceksin."

- Yabana Doğru

29. "Hayatta değişmeyen tek mutluluğun sevmek olduğunu bugüne kadar
anlayamamıştım.


"

- Yabana Doğru

30. "Önemli olan deneyimler, anılar ve gerçek anlamın bulunabileceği kadar geniş bir uzamda yaşamanın büyük hazzı. Tanrım, yaşamak harika bir şey! Teşekkürler. Teşekkürler."

- Yabana Doğru

31. ""yararlı bir çalışma, sonra dinlenme, doğanın güzellikleri, kitaplar, müzik, cana yakın bir insanın sevgisi...İşte daha fazlasını hayal edemeyeceğim, kocaman bir mutluluk benim için."(Tolstoy'un "Aile Mutluluğu" adlı uzun öyküsünden)"

- Yabana Doğru

32. "Sesini duymak, aylarca süren yağmurun ardından güneşin yüzünü göstermesi gibiydi."

- Yabana Doğru

33. "Insanin yasama arzusunun ozunde macera tutkusu yer alir. Yasamin keyfi yeni deneyimlerdedir, bu yuzden surekli degisen bir ufuktan daha buyuk bir keyif olamaz. Her yeni gun yepyeni bir gunesin altinda dogabilir..."

- Yabana Doğru

34. "Yaşamın keyfi yeni deneyimlerdedir, bu yüzden sürekli değişen bir ufuktan daha büyük keyif olamaz. Her yeni gün yepyeni bir güneşin altında doğabilir."

- Yabana Doğru

35. "Çoğu insan onları mutsuz eden koşullarda yaşıyor ve gene de bunu değiştirmek için hiçbir şey yapmıyorlar. Çünkü güvenli, rahat, rutin bir hayata koşullanmış durumdalar. Tüm bunlar huzur veriyor gibi görünse de, insanın içindeki maceracı ruh için kesin olarak çizilmiş bir gelecekten daha yıkıcı bir şey düşünemiyorum."

- Yabana Doğru

36. "Bazı zamanlarda duyduğu acı ve yalnızlığın baskısı altında tamamen boşalıp ağlayacak kadar eziliyordu."

- Yabana Doğru

37. ""Chris, hayatı pahasına koşması gerekirse diye asla sırtında taşıyabileceğinden daha fazlasına sahip olmamaktan yanaydı.""

- Yabana Doğru

38. "Yalnız kalmadan da kendi başına olabiliyordu."

- Yabana Doğru

39. ""Her neyse, seninle bu konuda konuşmak bana iyi geliyor çünkü dünyada beni anlaması muhtemel tek kişi sensin.""

- Yabana Doğru

40. "Saçma sapan kuralların canı cehenneme!"

- Yabana Doğru

41. "Aslında kayda değer gerçekleri kavrayabilmek adına hastalıklı aşırılıklara yönelmek, yaratıcı dehalara özgü bir illet olabilir. Ancak bu, ruhani yaralarını anlam yüklü sanata ya da düşünceye dönüştüremeyenler için kalıcı bir yaşam biçimi olamaz.

THEODORE ROSZAK - "MUCİZENİN PEŞİNDE""

- Yabana Doğru

42. "Aşk yerine, para yerine, şan şöhret yerine, bana gerçeği verin..."

- Yabana Doğru

43. ""Her neyse, seninle bu konuda konuşmak bana iyi geliyor çünkü dünyada beni anlaması muhtemel tek kişi sensin.""

- Yabana Doğru

44. "Neşe ve mutluluğun yalnızca insan ilişkilerine dayandığını düşünüyorsan yanılıyorsun. Tanrı bu hazzı her yere saçmış durumda. Yaşadığımız her şeyin içinde bulabilirsin bunu. Tek ihtiyacımız olan, alışkanlıklarla örülü şu yaşam tarzımıza sırtımızı dönüp yepyeni bir yaşama adım atmamızı sağlayacak cesaret."

- Yabana Doğru

45. "Eğer bu macera ölümle sonuçlanır ve benden bir daha ses çıkmazsa, harika bir adam olduğunu bilmeni istiyorum.
Artık yabana doğru yürüyorum.

Bu benden son haber alışınız. Bundan sonrasında yabanda olacağım. Kendinize iyi bakın, sizi tanımak harikaydı.

ALEX / 27 Nisan 1992"

- Yabana Doğru

46. "... hiç değilse hayallerinin peşinden gitmiş insanlar. Onları büyük yapan da bu. Denediler. Çoğu insan bunu yapmaz.""

- Yabana Doğru

47. "Sartlarin onemi yok. Onemli olan kisinin durumlara karsi yaklasimi. Butun gercek anlam bir olayla kurulan kisisel iliskide, sana ne ifade ettiginde."

- Yabana Doğru

48. "Ailesinin klostrofobik dünyasından kaçmıştı..."

- Yabana Doğru

49. "Bazı insanlar sevgiye lâyık değillermiş gibi hissederler.
Sessizce yürürler tenha yerlere,
geçmişin boşluklarını doldurmaya çalışarak."

- Yabana Doğru

50. "Mutluluk ancak paylaşıldığında gerçektir."

- Yabana Doğru

51. "Onlara belki milyon kez zaten dünyadaki en iyi arabaya sahip olduğum söyledim.
Miami'den Alaska'ya tüm kıtayı katettiğim binlerce kilometre boyunca bana tek bir sorun çıkarmamış, asla bir başkasıyla değiştirmeyeceğim ve cidden bağlılık duyduğum bir araba. Gene de söylediğim bunca şeyi duymazdan gelip, bana alacakları yeni arabayı kabul edeceğimi düşünüyorlar!

."

- Yabana Doğru

52. "Neşe ve mutluluğun yalnızca insan ilişkilerine dayandığını düşünüyorsan yanılıyorsun. Tanrı bu hazzı her yere saçmış durumda. Yaşadığımız her şeyin içinde bulabilirsin bunu. Tek ihtiyacımız olan, alışkanlıklarla örülü yaşam tarzımıza sırtımızı dönüp yepyeni bir yaşama adım atmamızı sağlayacak cesaret."

- Yabana Doğru

53. "Tüm kalbimle şunu kabul ediyorum ki en iyi yönetim, en az yönetendir."

- Yabana Doğru

54. "Mutluluk uçsuz bucaksız ormanlardadır; bomboş sahillerdeki coşkudadır.
İnsan elinin değmediği bir yerdedir denizin diplerinde ve gürlemesindedir."

- Into the Wild

55. "Ve biliyorum ki yaşamda asıl önemli olan ne kadar güçlü olduğun değil,ne kadar güçlü hissettiğindir"

- Into the Wild

56. "Yaratıcı insanların olgun kişisel ilişkiler kurmakta başarısız olduğu doğrudur; bazıları da aşırı münzevi bir hayat sürer. Bazı durumlarda, erken bir ayrılığın ya da ciddi bir kaybın ardından baş gösteren travmanın, yaratıcılık potansiyeline sahip insanı kişiliğinin cephelerini geliştirmeye yönelttiği de doğrudur ve bu gelişme göreceli bir tecritle sonuçlanabilir. Fakat bu, münzeviliğin ya da yaratıcılığa dönük arayışların patolojik olduğu anlamına gelmez.
Kaçınma davranışı, çocuğu davranışsal düzensizlikten korumak için tasarlanmış bir tepkidir.
Bu kavramı yetişkin bir hayata aktaracak olursak, kaçınma davranışı içinde bulunan çocuğun öncelikli ihtiyacının hayatta bir tür anlam ve düzen bulmak olduğunu ve bunu, tamamen ya da kısmen, insan ilişkilerine dayandırmayacak bir yetişkine dönüşebileceğini de görürüz.

ANTHONY STORR - YALNIZLIK: KİŞİNİN KENDİNE DÖNÜŞÜ"

- Yabana Doğru

57. "Gelecekte onlardan herhangi bir hediye kabul etmek konusunda çok ama çok dikkatli olmalıyım çünkü saygımı bu yolla satın alabileceklerini sanıyorlar."

- Yabana Doğru

58. "Yabani topraklara bilinçli olarak hazırlıksız bir şekilde girmek ve ölümün kıyısından dönüp hayatta kalmayı başarmak sizi üstün değil, yalnızca şanslı bir insan yapar."

- Yabana Doğru

59. "Bu andan itibaren, ne denli büyük olurlarsa olsunlar, hatalarımı kabul etmeyi öğrenmek zorundayım."

- Yabana Doğru

60. ""Zamanı yücelt.""

- Yabana Doğru

61. ""Sana en son yazdığımdan bu yana, yabanda hayat içinde müthiş birkaç deneyim edindim. İnsanı ezen, çok kuvvetli deneyimlerdi bunlar. Ama ben bunu her zaman hissetmişimdir. Hayatımı sürdürmek"

- Yabana Doğru

62. "“İnsanlarla birlikte olmak ona zor geliyor gibiydi. Bunu kendi başına çok zaman geçiriyor olmasına bağlamıştım.”"

- Yabana Doğru

63. "Kendini toplum içinde öyle rahatsız hissetti ki en kısa zamanda yeniden yollara düşmesi gerektiğini anladı."

- Yabana Doğru

64. "Gecenin sonunda uykuya daldığımda, içimi burkan bir yalnızlıkla altüst olmuştum. Hayatımda o geceden daha yalnız hissettiğim başka bir an olmamıştır."

- Yabana Doğru

65. "Yabani topraklara bilinçli olarak hazırlıksız bir şekilde girmek ve ölümün kıyısından dönüp hayatta kalmayı başarmak sizi üstün değil, yalnızca şanslı bir insan yapar."

- Yabana Doğru

66. "Bu andan itibaren, ne denli büyük olurlarsa olsunlar, hatalarımı kabul etmeyi öğrenmek zorundayım."

- Yabana Doğru

67. "Yaratıcı insanların olgun kişisel ilşkiler kurmak ta başarısız olduğu doğrudur; bazıları da aşırı münzevi bir hayat sürer.Bazı durumlarda, erken bir ayrılığın ya da ciddi bir kaybın ardından baş gösteren travmanın, yaratıcılık potansiyeline sahip insanı kişiliğinin farklı cephelerini gelişirmeye yönelttiği de doğrudur ve bu gelişme göreceli bir tecritle sonuçlanabilir."

- Yabana Doğru

68. ""Yaşamın keyfi yeni deneyimlerdedir, bu yüzden sürekli değişen bir ufuktan daha büyük keyif olamaz. Her yeni gün yepyeni bir güneşin altında doğabilir.."
(Alex'in mektubundan..)"

- Into the Wild

69. "Gücümüz yettiğince uzaklara koşardık; tekinsiz yollarda, ormanlık alanlarda, aklınıza gelebilecek her türden yerde. Bütün fikir, bildiğimiz dünyayla tüm bağlantımızı yitirerek, kendimizi bilmediğimiz topraklara sürmekti. Chris'in hayatı yaşayış şekliydi bu."

- Yabana Doğru

70. "Saatin kaç olduğunu bilmek istemiyorum. Günlerden ne olduğunu ya da nerede bulunduğumu... Hiç umrumda değil."

- Yabana Doğru

71. ""Yaşamın keyfi yeni deneyimlerdedir, bu yüzden sürekli değişen bir ufuktan daha büyük keyif olamaz. Her yeni gün yepyeni bir güneşin altında doğabilir.."
(Alex'in mektubundan..)"

- Into the Wild

72. "Yetişkin hayatıma Taş devri insanı haline gelmenin mümkün olabileceğine dair hipotezle başladım. 30 yıldan daha uzun bir süre boyunca kendimi bunun için hazırladım. Bu zaman diliminin son 10 yılında, Taş Devri'nin fiziksel, zihinsel ve duygusal gerçekliğini tam anlamıyla deneyimlediğimi söyleyebilirim. Ama Budist bir ifadeyle, en sonunda saf gerçeklikle yüz yüze kaldığım bir an yaşadım. Öğrendiğim şey, bildiğimiz haliyle insanoğlunun yabanda yaşamasının hiçbir şekilde imkân dahilinde olmadığı oldu."

- Yabana Doğru

73. "Hiçbir insan, yoldan çıkma pahasına aklına tabi olmadı. Sonuç, belki fiziksel bir zayıflık olabilir, ama daha yüksek prensiplere uyan bir yaşamdan kimse pişmanlık duyduğunu söyleyemez. Eğer gündüzü ve geceyi neşeyle selamlıyorsan, hayat çiçekler ve hoş kokulu bitkiler gibi güzel kokular saçıyorsa, daha esnek, yıldızlı ve ölümsüzse – işte o zaman başardın demektir. Doğa, bütünüyle sana yapılmış kutlamadır, anbean kendini kutsamış olursun. En büyük kazançlar ve değerler en az takdir edilenlerdir. Varlıklarından kolaylıkla şüphe edebiliriz. Çabucak unutulurlar. En yüksek gerçek onlardır. Belki de, en şaşırtıcı ve gerçek şeyler bir insandan diğerine aktarılmaz. Günlük yaşantının gerçek ürünü, gündüzün ve akşamın çizgileri gibi tarif edilmez ve elle tutulup görülmezdir. Yıldızlardan yakalanan toz zerreleri, gökkuşağının sıkıca kavradığım bir parçasıdır.

HENRY DAVİD THOREU - WALDEN
CHRİS MCCANDLESS'IN EŞYALARI ARASINDA BULUNAN KİTABIN ALTI ÇİZİLMİŞ SATIRLARI."

- Yabana Doğru

74. ""Kendi başıma beceremeyeceğim hiçbir işe kalkışmayacağım."
Onu konuşarak vazgeçirmenin yolu yoktu. Kafasına koymuştu bir kere. Çok hevesliydi. Ona baktığınızda aklınıza gelen tek sözcük vardı: heyecanlı. Oraya varıp bir an önce yola koyulmak için sabırsızlanıyordu."

- Yabana Doğru

75. "Önünde yaşayacağın daha çok uzun yıllar var. Hayatını değiştirerek yepyeni tecrübelere açma şansını reddedersen, inan çok yazık olacak."

- Yabana Doğru

76. ""Chris kafasına taktığı şeyleri uzun uzadıya düşünen bir çocuktu," diyor Carine. "Onu rahatsız eden bir şey olduğunda, gelip size söylemezdi. Düşüncelerini kendine saklar, kızgınlığını içine atar, bu da olumsuz hislerinin daha da güçlenmesine neden olurdu.""

- Yabana Doğru

77. "Aşk yerine, para yerine, şan şöhret yerine, bana gerçeği verin. Güzel yiyeceklerle şarabın bol olduğu, dalkavuklarla dolu bir masaya oturdum fakat içtenlik ve gerçeklikten yoksundu bu masa. Hiç de samimi olmayan bu ortamdan aç kalktım. Konukseverlikleri buzlar kadar soğuktu.

HENRY DAVİD THOREAU - WALDEN

CHRİS MCCANDLESS'IN EŞYALARI ARASINDA BULUNAN KİTABIN ALTI ÇİZİLMİŞ SATIRLARI.
SAYFANIN ÜST KISMINDAKİ BOŞLUĞA CHRIS MCCANDLESS'IN EL YAZISIYLA VE BÜYÜK HARFLERLE "GERÇEK" YAZILMIŞTIR."

- Yabana Doğru

78. "İnsanlarla birlikteyken iyi zaman geçiriyordu, gerçekten keyfi yerindeydi. İstediğinde sosyalleşebiliyordu. Bazen, etrafında tek bir insanın olmayacağını bildiği ileriki zamanlar için ilişki biriktiriyormuş gibi gelirdi bana."

- Yabana Doğru

79. ""Tek ihtiyacımız olan, alışkanlıklarla örülü yaşam tarzımıza sırtımızı dönüp yepyeni bir yaşama adım atmamızı sağlayacak cesaret.""

- Yabana Doğru

80. "Yalnız kalmadan da kendi başına olabiliyordu."

- Yabana Doğru

81. "Saatin kaç olduğunu bilmek istemiyorum. Günlerden ne olduğunu ya da nerede bulunduğumu. Hiç umurumda değil."

- Yabana Doğru

82. "Zor bir tırmanışın ilk safhalarında, özellikle de tek başınaysanız, altınızdaki boşluğun sizi geri çektiğini hissedersiniz. Sürekli olarak ensenizde hissettiğiniz bu tehdide direnmek için muazzam zihinsel çaba harcamanız gerekir; bir an için bile olsa gardıdnızı düşüremezsiniz. Altınızdaki dipsiz uçurumun baştan çıkarıcı şarkısı sizi avucunun için almıştır; hareketlerinize kararsızlık, beceriksizlik, düzensizlik katar. Ancak tırmanış ilerledikçe, açıkta ve ölümle dirsek temasında olmaya alışır; ellerinize, ayaklarınıza ve kafanıza güvenebileceğinize inanmaya başlarsınız. Kendi denetim mekanizmamza güvenmeyi öğrenirsiniz."

- Yabana Doğru

83. "Daha iyi evlerde oturmak, daha iyi yerlerde yemek yiyebilmek,
daha iyi arabalarda seyahat edebilmek gibi hep daha fazlasına
endekslenmiş daha iyi bir kariyer ve daha fazla para kazanmak
üzerine kurulu idealleri benimsedik.

Özgürlüğü satın alınan bir şeymiş gibi algılayarak aslında yine
özgürlüğümüzü sattık, satmaya da devam ediyoruz.
Başka türlü nasıl yaşanır bilmiyoruz çünkü.
Yaşıyor muyuz, bence onu da bilmiyoruz."

- Yabana Doğru

84. "Bak şimdi Eric, bu konuda bir şeyler okumuş olabilirsin ama yaşamadan asla bilemezsin. Bu akşam yapacağımız iş bu."

- Yabana Doğru

85. "Antisosyal olduğunu söylemek istemiyorum; her zaman arkadaşları oldu, herkes onu çok severdi. Ama başını alır gider, saatlerce kendini meşgul edebilirdi. Oyuncaklara ya da arkadaşlara ihtiyacı yoktu. Yalnız kalmadan da kendi başına olabiliyordu."

- Yabana Doğru

86. "Walt rıhtımdaki evinde, pencerenin önünden geçen bir yelkenliyi seyrediyor. Boş gözlerle Chesapeake Koyu'na bakarken, "Nasıl olur da böylesine şefkatli bir çocuk, ailesine bu denli büyük bir acı çektirebilir?" diye soruyor."

- Yabana Doğru

87. "Oğlunun ortadan kaybolmasından kısa süre sonra Christopher Ruess, Everett'in kendine *Nemo adını uygun görmesinin Jules Verne'in Denizler Altında Yirmi Bin Fersah kitabından kaynaklandığını söyledi; Everett bu kitabı defalarca okumuştu. Kitabın kahramanı Kaptan Nemo da medeniyetten kaçarak "dünyayla olan bütün bağlarını" kesmiştir. Everett'in biyografisini yazan W. L. Rusho, Christopher Ruess'in bu değerlendirmesine katılarak, "Everett'in organize toplumdan uzaklaşması, dünyevi zevklerden el ayak çekmesi ve Davis Kanyonu'na kazıdığı NEMO yazılarının, kendisini Jules Verne'in karakteriyle özdeşleştirdiğine yönelik çok güçlü kanıtlar olduğunu" belirtmiştir.

*Latince: Hiç kimse"

- Yabana Doğru

88. "Alex'i tanıdığım kadarıyla, babasıyla arasında geçen bir şeye takılıp kaldığını ve bunu asla aşamadığını düşünüyorum."

- Yabana Doğru

89. "Bazı kitaplar vardı... Biri de, evini barkını terk eden bir adamı anlatan ama bunun nedenini söylemeyen Çarmıh Yolcusu*'ydu. Kitabın birazını okudum arada. İçinde geçenler ilgi çekici fakat çetin kurallardı.

MARK TWAİN - HUCKLEEBERRY FİNN'İN MACERALARI

*Pilgrim's Progress; John Bunyan (1628 - 1688 )"

- Yabana Doğru

90. "James Joyce’un “Sanatçının Bir Genç Adam Olarak Portresi”nde Stephen Dedalus için söylediği gibi, “yapayalnızdı.” “Kimsenin dikkatini çekmiyordu, mutluydu, yaşamın vahşi kalbine yaklaşmıştı. Yalnızdı, gençti, başına buyruk ve yabanıl yürekliydi. Sert havanın ıssızlığı, acı sular, denizden gelme kabuklar ve yosunlar ile perdelenmiş kurşuni günışığında bir başınaydı.”"

- Yabana Doğru

91. "Saatin kaç olduğunu bilmek istemiyorum . Günlerden ne olduğunu ya da nerde bulunduğumu... Hiç umrumda değil."

- Yabana Doğru

92. ""Yolu olmayan ormanlarda mutluluk vardır,
Yalnız yürünen deniz kıyısında sevinç,
Topluluklar vardır, kimsenin zorla girmediği
Derin denizlerde ve sesinde de müzik.
İnsanları daha az seviyorum diyemem,
Ama doğayı daha fazla...""

- Into the Wild

93. "Gençken arzuladığınız şeylere layık olduğunuza inanmak, bir şeyi gerçekten istediğiniz takdirde buna ulaşmanın tanrı tarafından size bahşedilmiş en doğal hak olduğuna hükmetmek kolaydır. Fakat dağların rüyaların hayata geçirilmesi için çok da doğru yerler olmadıklarını anladım. Ve öykümü anlatmak için yaşamıma devam ettim."

- Yabana Doğru

94. "Onunla herhangi bir konuda konuşmaya kalktığınızda, sizinle tartışmazdı. Yalnızca nazik bir şekilde başını sallar, sonra gene burnunun dikine giderdi."

- Yabana Doğru

95. "Yolculuğu kelimenin tam anlamıyla bir serüven olacaktı; her şeyi değiştirecek destansı bir yoldu çıktığı. Kendi bakış açısına göre, son dört yılını anlamsız ve külfetli bir sorumluluğu yerine getirmek, yani üniversiteden mezun olmak için boşa harcamıştı. En nihayetinde kimseye borcu yoktu ve anne babasıyla akranlarının boğucu dünyasından azat olmuştu. Onların tecrit, güvenlik ve maddi erişim dünyasından... Varoluşun ham nabzından koptuğunu acı içinde hissettiği yerden çok uzaktı.
Atlanta'dan çıkıp batıya yöneldiğinde sınırsız deneyimler içinde dilediğince kaybolabileceği, bütünüyle yeni bir yaşam yaratmak istiyordu. Hatta önceki yaşamından kopuşunu sembolize etmek amacıyla kendine yeni bir isim de bulmuştu. Bundan sonra Chris McCandless diye biri olmayacaktı. O, artık kendi kaderinin efendisi olan Alexander Süperberduş'tu.""

- Yabana Doğru

96. "O uyurken bile, yanımda olduğu için kendimi mutlu hissediyordum."

- Yabana Doğru

97. "Bir işe başlamışsa, mutlaka bitirirdi. Bu onun için ahlaki bir zorunluluk gibiydi. Aşırı ahlaklı diyebileceğiniz türden bir çocuktu. Kendisi için epey yüksek çıtalar belirlemişti."

- Yabana Doğru

98. "Alex klasiklere düşkündü: Dickens, H. G. Wells, Mark Twain, Jack London. Favori yazarı London'dı. Tezgâha yaklaşan bütün karkuşlarını* Vahşetin Çağrısı'nı okumaları için ikna etmeye çalışırdı. McCandless çocukluk yıllarından beri London'dan çok etkilenmişti. London'ın kapitalist topluma yönelik ateşli suçlamaları, ilkel hayatı yüceltmesi, işçi sınıfını ve halkı savunması; tüm bunlar McCandless'ın tutkularını yansıtmaktaydı. London'ın abartılı Alaska ve Yukon tasvirlerine çekilen McCandless, Vahşetin Çağrısı ve Beyaz Diş romanları ile Ateş Yakmak, Bir Kuzey Serüveni ve Porportuk'un Aklı gibi öyküleri defalarca okudu. Bu öykülerden öylesine etkilenmişti ki, bunların kutup bölgesine yakın topraklardaki yabani hayatın gerçeklerinden ziyade, London'ın romantik duyarlılığını yansıtan, hayal gücü ürünü kurgu eserler olduğunu unutmuş gibiydi. McCandless, London'ın Kuzey'de yalnızca tek bir kış geçirdiğini ve Kaliforniya'da, kitaplarında savunduğu fikirlerle çok da bağdaşmayan yerleşik bir hayat sürdüğü kendi mülkü olan çiftliğinde kırk yaşında, kontrolünü yitirmiş bir alkolik ve obez olarak intihar ettiği gerçeğini de gönül rahatlığıyla görmezden gelebilmişti.

*Karkuşu ( Snowbird): Amerika'nın kışları çok karlı ve soğuk geçen kuzey bölgelerinde yaşayan ve kışları güneydeki daha sıcak eyaletlere taşınan, çoğu emekli olan kimselere verilen ad."

- Yabana Doğru

99. "Belki de, en şaşırtıcı ve gerçek şeyler bir insandan diğerine aktarılmaz."

- Yabana Doğru

100. "Çocuklar masumdur ve adalet isterler oysa çoğumuz kötüyüz ve doğal olarak adalet değil, merhamet bekliyoruz."

- Yabana Doğru

101. "Hayatta değişmeyen tek mutluluğun sevmek olduğunu bugüne kadar anlamamıştım."

- Yabana Doğru

102. "McCandless, London'ın Kuzey'de yalnızca tek bir kış geçirdiğini ve Kaliforniya'da, kitaplarında savunduğu fikirlerle çok da bağdaşmayan yerleşik bir hayat sürdüğü kendi mülkü olan çiftlikte kırk yaşında, kontrolünü yitirmiş bir alkolik ve obez olarak intihar ettiği gerçeğini gönül rahatlığıyla görmezden gelebilmişti."

- Yabana Doğru

103. "
. Tüm bunlar huzur veriyor gibi görünse de, insanın içindeki maceracı ruh için kesin olarak çizilmiş bir gelecekten daha yıkıcı bir şey düşünemiyorum.

."

- Yabana Doğru

104. ""Yalnız kalmadan da kendi başına olabiliyordu.""

- Yabana Doğru

105. ""MUTLULUK ANCAK PAYLAŞILDIĞINDA GERÇEKTİR.""

- Yabana Doğru

106. "Bilmemizin yeteceğini düşündüğü şeylerden daha fazlasını anlatmıyordu. Aslında her konuda böyleydi. Dışarıya karşı cömert ve şefkatli olabiliyordu fakat aynı zamanda sabit fikirlilik, sabırsızlık ve ani içe kapanmalarıyla şekillenen karanlık bir tarafı da vardı. Konuşmak istediği tek şey, üzerinde çalıştığı konulardı."

- Yabana Doğru

107. "İyi bir koşunun bütünüyle zihinsel bir edim olduğuna inanıyordu. Önemli olan sahip olduğumuz bütün enerjiyi kullanabilmekti. Dünyayı sarmış olan tüm kötülüğü, nefreti, düşmanlığı düşünmemizi ve kendimizi karanlık güçlere karşı koşarken hayal etmemizi söylerdi. En iyi şekilde koşmamızı engelleyen şeytani duvara karşı."

- Yabana Doğru

108. "Yeniyetme bir Tolstoy aşığı olan oğlu, zenginliğin utanç verici, yozlaşmış ve niteliği gereği şeytani bir şey olduğunu düşünüyordu."

- Yabana Doğru

109. ""Tek ihtiyacımız olan, alışkanlıklarla örülü yaşam tarzımıza sırtımızı dönüp yepyeni bir yaşama adım atmamızı sağlayacak cesaret.""

- Yabana Doğru

110. ""Hayattan daha fazlasını almak istiyorsan, monoton bir güvenlik hissine dair inadını bir kenara bırakıp, sana ilk başta çılgınca gelebilecek bir hayata adım atmalısın. Bu yaşama bir kez alıştıktan sonra, tüm anlamını ve inanılmaz güzelliği göreceksin.""

- Yabana Doğru

111. "Hayatta değişmeyen tek mutluluğun sevmek olduğunu bugüne kadar anlamamıştım."

- Yabana Doğru

112. "McCandless, London'ın Kuzey'de yalnızca tek bir kış geçirdiğini ve Kaliforniya'da, kitaplarında savunduğu fikirlerle çok da bağdaşmayan yerleşik bir hayat sürdüğü kendi mülkü olan çiftlikte kırk yaşında, kontrolünü yitirmiş bir alkolik ve obez olarak intihar ettiği gerçeğini gönül rahatlığıyla görmezden gelebilmişti."

- Yabana Doğru

113. ""İnsan bazen, nasıl da diğerlerinin usandırıcı konuşmalarının anlamsızlığından ve bütün o görkemli ifadelerden kaçmak, sözcüklerin geçersiz olduğu doğaya ya da zorlu ve uzun işlere sığınmak istiyor. Deliksiz uykulara, gerçek müziğe ya da duyumsamayla suskunlaşmış insan anlayışının kendisine.""

- Yabana Doğru

114. "Çocuklar masumdur ve adalet isterler oysa çoğumuz kötüyüz ve doğal olarak adalet değil, merhamet bekliyoruz.

G. K. CHESTERTON"

- Yabana Doğru

115. "Neşe ve mutluluğun yalnızca insan ilişkilerine dayandığını düşünüyorsan yanılıyorsun. Tanrı bu hazzı her yere saçmış durumda. Yaşadığımız her şeyin içinde bulabilirsin bunu. Tek ihtiyacımız olan, alışkanlıklarla örülü yaşam tarzımıza sırtımızı dönüp yepyeni bir yaşama adım atmamızı sağlayacak cesaret."

- Yabana Doğru

116. ""Sesini duymak , aylarca süren yağmurun ardından güneşin yüzünü göstermesi gibiydi.""

- Yabana Doğru

117. "''Sesini duymak, aylarca süren yağmurun ardından güneşin yüzünü göstermesi gibiydi''"

- Yabana Doğru

118. "Sahip olduğum özgürlük ve bu hayatın basit güzelliği kolay kolay vazgeçilecek şeyler değil."

- Yabana Doğru

119. "Wallace Stegner'in sözcükleriyle Ruess, "Toy bir romantik, genç bir estet ve çorak topraklarda atalarımızın ruhunu yaşatan bir gezgindi:"

On sekiz yaşında, rüyasında kendini ormanların içinde güçlüklerle ilerlerken, sarp kayalıkların ucuna tutunurken, dünyanın romantik, çorak yerlerini gezerken görüyordu. Onunki gibi bir çocukluğa sahip olan hiç kimse bu rüyaları unutmazdı. Fakat Everett Ruess'i farklı kılan, yola çıkarak hayalini kurduğu bu şeyleri gerçekleştirmesi ve bunu, uygarlığın elini çoktan attığı, cilalanmış bir harikalar diyarında iki haftalık bir seyehat olarak değil, yabani dünyanın tam kalbinde, aylar ve yıllarca yapmış olmasıdır...
Ruess bilinçli bir şekilde vücuduna eziyet etti, dayanıklılığını sınadı, yorucu deneyimler için kapasitesini test etti. Kızılderelilerle yaşlıların girmemesi için sert şekilde uyardığı patikalara gözü kapalı girdi. Onu çoğu kez yolun ortasında havada asılı bırakan sarp yamaçlara tırmandı... Su kıyılarında, kanyonlarda ya da Navajo Dağı'nın yüksek eteklerinde kurduğu kamplarda, ailesine ve arkadaşlarına, medeniyetin yarattığı basmakalıp kişilikleri lanetlediği ve yabani ergenliğini barbarca haykıran uzun, zengin, coşkulu mektuplar yazdı.

Rues'in doğayla bağlantı kurmaya yönelik şiddetli arzusundan ve gezip gördüğü topraklara duyduğu neredeyse kışkırtıcı tutkudan etkilenmemeniz elde değil."

- Yabana Doğru

120. "Yaşadığım hayat kendi tercihim..."

- Yabana Doğru

121. "Yabani topraklara bilinçli olarak hazırlıksız bir şekilde girmek ve ölümün kıyısından dönüp hayatta kalmayı başarmak sizi üstün değil, yalnızca şanslı bir insan yapar."

- Yabana Doğru

122. ""İnsan bazen, nasıl da diğerlerinin usandırıcı konuşmalarının anlamsızlığından ve bütün o görkemli ifadelerden kaçmak, sözcüklerin geçersiz olduğu doğaya ya da zorlu ve uzun işlere sığınmak istiyor. Deliksiz uykulara, gerçek müziğe ya da duyumsamayla suskunlaşmış insan anlayışının kendisine.""

- Yabana Doğru

123. "Neşe ve mutluluğun yalnızca insan ilişkilerine dayandığını düşünüyorsan yanılıyorsun. Tanrı bu hazzı her yere saçmış durumda. Yaşadığımız her şeyin içinde bulabilirsin bunu. Tek ihtiyacımız olan, alışkanlıklarla örülü yaşam tarzımıza sırtımızı dönüp yepyeni bir yaşama adım atmamızı sağlayacak cesaret."

- Yabana Doğru

124. ""Sesini duymak , aylarca süren yağmurun ardından güneşin yüzünü göstermesi gibiydi.""

- Yabana Doğru

125. "''Sesini duymak, aylarca süren yağmurun ardından güneşin yüzünü göstermesi gibiydi''"

- Yabana Doğru

126. "Tarih nedir ? Ölüm bilmecesini çözmek için, bu bilinmezliğin üstesinden gelmeye yönelik bir arzuyla yüzyıllardır gerçekleştirilen sistematik araştırmalar. İnsanlar bu nedenle matematiksel sonsuzluğu ya da elektromanyetik dalgaları keşfetti; işte bu nedenle senfoniler yazıyorlar."

- Yabana Doğru

127. "Gelecekte onlardan herhangi bir hediye kabul etme konusunda çok ama çok dikkatli olmalıyım çünkü saygımı bu yolla satın alabileceklerini sanıyorlar."

- Yabana Doğru

128. "Ama korkarım sen gene de bu söylediklerime hiç kulak asmayacaksın. Benim inatçı keçinin teki olduğumu düşünüyorsun ama sen benden de inatçısın. Bir yola çıksan, çok yakınlarında yeryüzündeki en güzel manzaralardan birinin seni beklediğini göreceksin."

- Yabana Doğru

129. ""Çoğu insan onları mutsuz eden koşullarda yaşıyor ve gene de bunu değiştirmek için hiç bir şey yapmıyorlar.."
(Alex'in mektubundan..)"

- Into the Wild

130. "Hayatta değişmeyen tek mutluluğun sevmek olduğunu bugüne kadar anlayamamıştım."

- Yabana Doğru

131. "Ama benim için gerçekten anlamlı olan şeyleri paylaşabildiğim o kadar az insan tanıdım ki, kendi içime çekilmem gerektiğini öğrendim..."

- Yabana Doğru

132. "Kendimi iyi hissettiğim anlar çok coşkuluyken, umutsuzluk anları çok daha derin ve karanlıktı."

- Yabana Doğru

133. "Benim için gerçekten anlamlı olan şeyleri paylaşabileceğim o kadar az insan tanıdım ki, kendi içime çekilmem gerektiğini öğrendim."

- Yabana Doğru

134. "Dünyada gerçekten fark yaratmak istiyorsan, diğerlerine göre daha az talihli olan insanlara gerçekten yardım etmek istiyorsan eğer, önce kendini buna hazırlaman gerekir. Üniversiteye git, hukuk diploması al; işte o zaman gerçek bir etkin olabilir."

- Yabana Doğru

135. "Bir şekilde farklıydı. Everett ve görünen o ki McCandless da, hiç değilse hayallerinin peşinden gitmiş insanlar. Onları büyük yapan da bu. Denediler. Çoğu insan bunu yapmaz."

- Yabana Doğru

136. "Karanlık ladin ormanı, donmuş ırmağın her iki tarafında da kaşlarını çatmaktaydı. Üzerlerini kaplayan kırağı, taze bir rüzgârla süpürülmüş olan ağaçlar birbirine doğru eğilmişlerdi sanki, solmakta olan günışığında kara ve meşumdular. Bölgede büyük bir sessizlik hüküm sürüyordu. Toprağın kendisi de cansız, ıssız, hareketsizdi, öylesine yalnız ve soğuktu ki hüzün bile yoktu ruhunda. Bir kahkaha seziliyordu içinde ama tüm hüzünlerden daha korkunç bir kahkaha -sfenksin gülümsemesi gibi ölgün, kırağı kadar soğuk ve acımasız, gaddarlıktan payını almış bir kahkaha. Sonsuzuluğun, hayatın beyhudeliği ve hayatta kalma çabası karşısındaki dile getirilemez ustaca bilgeliğiydi bu. Bu, Yabandı - Kuzey topraklarının acımasız, buz kalpli Yabanı.

JACK LONDON - BEYAZ DİŞ"

- Yabana Doğru

137. "Alaska topraklarında birkaç ay geçirmeyi düşünen bir kişi neden bir numaralı izci kuralını unutur: Hazırlıklı ol!"

- Yabana Doğru

138. ""Çoğu insan onları mutsuz eden koşullarda yaşıyor ve gene de bunu değiştirmek için hiç bir şey yapmıyorlar.."
(Alex'in mektubundan..)"

- Into the Wild

139. "Hayatta değişmeyen tek mutluluğun sevmek olduğunu bugüne kadar anlayamamıştım."

- Yabana Doğru

140. "Ama benim için gerçekten anlamlı olan şeyleri paylaşabildiğim o kadar az insan tanıdım ki, kendi içime çekilmem gerektiğini öğrendim..."

- Yabana Doğru

141. "En büyük kazançlar ve değerler en az takdir edilenlerdir. Varlıklarından kolaylıkla şüphe edebiliriz. Çabucak unutulurlar. En yüksek gerçek onlardır. Belki de, en şaşırtıcı ve gerçek şeyler bir insandan diğerine aktarılmaz."

- Yabana Doğru

142. ""Yalnızca hayallerinin peşinden koşan insanlar için hayat farklı bir anlama sahiptir.""

- Yabana Doğru

143. "“Mutluluk uçsuz bucaksız ormanlardadır,
bomboş sahillerdeki coşkudadır.
İnsan elinin değmediği bir yerdedir,
denizin diplerinde ve gürlemesindedir.
İnsanları severim, ama doğayı daha çok severim…”

“Mutluluk sadece paylaşıldığı zaman gerçektir...""

- Yabana Doğru

144. "Ve biliyorum ki yaşamda asıl önemli olan
ne kadar güçlü olduğun değil,
ne kadar güçlü hissettiğindir.."

- Into the Wild

145. "Seninle bu konuda konuşmak bana iyi geliyor çünkü bu dünyada beni anlaması muhtemel tek kişi sensin."

- Yabana Doğru

146. "Fakat deneyene dek, içimizde, bizi buzullara, şiddetli akıntılara ve tehlikeli yükseliklere iten ne denli kontrolsüz güç olduğuna dair çok az şey biliyoruz. Tanrı bizi bu güçten korusun.

JOHN MUIR - KALİFOYNİYA DAĞLARI"

- Yabana Doğru

147. "Aslında çoğumuz onun gibiyiz; arkadaşlıktan, yarenlikten hoşlanırız ama gene de uzun süre insanların yanında kalamayız. Bu yüzden ortalıktan kaybolur, bir süre sonra geri döner, sonra gene cehennem oluruz. Everett'in yaptığı da buydu."

- Yabana Doğru

148. ""Birlikte olduğumuz zamanlarda Alex bana çok şey anlattı," diyor Borah. "Ciddi konular, bir anlamda ruhunu açığa çıkaran şeyler. Diğerlerine anlatamadığı şeyleri benimle paylaşabildiğini söylerdi. Ona acı veren bir şey olduğunu görebiliyordunuz.""

- Yabana Doğru

149. "McCandless Franz'a, adamın hayatındaki her geçen gün daha da genişleyen boşluğu göstermiş ve bu boşluğu doldurmaya çalışmıştı. Ancak genç adam tıpkı geldiği gibi aniden çekip gittiğinde, Franz hiç beklemediği bir şekilde, çok derin bir acıyla kalakaldı."

- Yabana Doğru

150. "Günleri akışına bırakmıştı, hayatı tesadüflerle şekilleniyordu."

- Yabana Doğru

151. "Saatin kaç olduğunu bilmek istemiyorum. Günlerden ne olduğunu ya da nerede bulunduğumu... Hiç umurumda değil."

- Yabana Doğru

152. "''Çocuklar masumdur ve adalet isterler oysa çoğumuz kötüyüz ve doğal olarak adalet değil,merhamet bekliyoruz.''"

- Yabana Doğru

153. "Yabanda uzun süre yaşamak, kaçınılmaz bir şekilde, kişinin dikkatinin kendi içine olduğu kadar, dışındaki dünyaya da yönelmesine neden oluyordu. Doğaya dair incelikli bir anlayış ve güçlü duygusal bağlar kurmaksızın yabanda yaşamak imkânsızdı."

- Yabana Doğru

154. "McCandless kendini yeniden kuzey yollarında bulduğunda hem heyecana kapılmış hem de rahatlamıştı. Çünkü
bir kez daha insanlarla yakınlaşmanın, arkadaşlığın ve bu kavramlarla birlikte gelen duygusal yükün tehdidinden
kaçınmayı başarmıştı."

- Yabana Doğru

155. "Arkadaşlıktan, yarenlikten hoşlanırız ama gene de uzun süre insanların yanında kalamayız. Bu yüzden ortalıktan kaybolur, bir süre sonra geri döner, sonra gene cehennem oluruz."

- Yabana Doğru

156. "İyilik yapmanın çok kolay olduğu, ama bu iyiliğe alışmış insanlarla birlikte köydeki köşemizde sessiz, sakin bir hayat sürme, sonra yararlı bir çalışma, sonra dinlenme, doğanın güzellikleri, kitaplar, müzik, cana yakın bir insan sevgisi... İşte daha fazlasını hâyâl edemeyeceğim, kocaman bir mutluluk benim için."

- Yabana Doğru

157. ""İnsan bazen, nasıl da diğerlerinin usandırıcı konuşmalarının anlamsızlığından ve bütün o görkemli ifadelerden kaçmak, sözcüklerin geçersiz olduğu doğaya ya da zorlu ve uzun işlere sığınmak istiyor. Deliksiz uykulara, gerçek müziğe ya da duyumsamayla suskunlaşmış insan anlayışının kendisine!""

- Yabana Doğru

158. "'Eğer yaşama sevincinin esasen insan ilişkilerinden kaynaklandığını düşünüyorsan yanılıyorsun.'"

- Into the Wild

159. "Kötü beslenme ve yol şartları Alex'in vücuduna çok zarar verdi. On kilonun üzerinde kaybetti. Ama ruhu kanatlanmış uçuyor."

- Yabana Doğru

160. "Zeki bir çocuktu. Meksika'ya kadar kanosuyla inmeyi başarmış, yük trenlerinde kaçak seyahat etmiş, yabancısı olduğu kentlerde kendine yatacak yer bulabilmişti. Bütün bunları kendi başına yapmıştı; bu yüzden Alaska'nın da üstesinden geleceğinden emindim."

- Yabana Doğru

161. "“Yeniyetme bir Tolstoy aşığı olan oğlu, zenginliğin utanç veri­ci, yozlaşmış ve niteliği gereği şeytani bir şey olduğunu düşünü­yordu. Aslına bakılacak olursa bu durum ironik sayılabilir çün­kü Chris para kazanmaya yönelik olağanüstü maharete sahip, doğuştan bir kapitalistti.”"

- Yabana Doğru

162. "Sana baktığında, Sam II'nin ağzının kenarında oluşan ince kıvrımı fark ettin mi? Öncelikle, onu Sam II diye adlandırmanı istememiş olduğundandır bu. Pantolonunun sol bacağında kısa bir tüfek, sağ bacağında bir balya kancası saklaması ve fırsatını bulduğu anda bu silahlardan biriyle seni öldürmeye hazır olmasıdır diğer iki neden. Baba şaşıp kalmıştı. Bu tür yüzleşmeler genellikle, "O kadar altını değiştirdim, seni nankör!" derdi fakat bunu söyleyemezdi şimdi. Birincisi, bu doğru değildi (bir çocuğun on bezinden dokuzunu annesi değiştirmiştir) ve ikinci olarak da, bu laf anında Sam II'ye neye deli olduğunu hatırlatırdı. O küçükken sen büyük olduğun için deli olurdu. Hayır, öyle değildi. O çaresizken sen güçlü olduğun için deli olurdu. Hayır öyle de değildi. Senin varlığın elzemken, o sana bağımlı olduğu için deli olurdu. Öyle hiç değildi. Delirmişti çünkü seni sevdiğinde, bunu fark etmemiştin.

DONALD BARTHELME - ÖLÜ BABA"

- Yabana Doğru

163. "Woodson'daki son senenin başında, Chris ebeveynlerine üniversiteye gitmek gibi bir niyetinin olmadığını açıkladı. Walt ve Billie gerçek bir kariyer edinmek için üniversite eğitimine ihtiyaç duyduğunu söyleyerek itiraz etseler de, Chris kariyer denen şeyin rezil bir "yirminci yüzyıl icadı," bir gerçeklikten ziyade bir yükümlülük olduğunu ve kariyer edinmeden de yaşayabileceğini söyledi, sağ olsunlardı."

- Yabana Doğru

164. "Her şey birdenbire değişmişti. Atmosfer, ahlaki ortam... Ne düşüneceğinizi, kimi dinleyeceğinizi bilemiyordunuz. Sanki bütün yaşamınız, küçük bir çocukmuşsunuz gibi tuttuğunuz eller tarafından yönlendirilmiş ve birdenbire kendi başınıza kalmıştınız, yürümeyi öğrenmek zorundaydınız. Etrafınızda hiç kimse yoktu, ne aileniz ne de yargılarına güvenebileceğiniz başka insanlar. Kendinizi, insan elinden çıkmış ve artık geçerliliği kalmamış kuralların yerini alıp hayatınızı yönlendirecek, mutlak bir şeye adama ihtiyacını hissediyordunuz - yaşamın gücüne, gerçekliğe, güzelliğe. Hayatınızın bildik, huzurlu günlerinde, çoktan sona erip maziye karışmış eski yaşantınızda hiç yapmadığınız kadar tutkulu ve kesin bir şekilde, yüksek bir amaca teslim olmak istiyordunuz.

BORİS PASTERNAK - DOKTOR JİVAGO

CHRİS MCCANDLESS'IN EŞYALARI ARASINDA BULUNAN KİTABIN ALTI ÇİZİLMİŞ SATIRLARI. SAYFANIN ÜST KISMINDAKİ BOŞLUĞA MCCANDLESS'IN EL YAZISIYLA "AMACA YÖNELİK İHTİYAÇ" YAZILMIŞTIR."

- Yabana Doğru

165. "Beş kuruşumun olmadığı ve bir sonraki yemeğim için etrafı koklamam gereken zamanlarda günlerim çok daha heyecanlıydı."

- Yabana Doğru

166. "Cris, hayatı namına koşması gerekirse diye asla sırtında taşıyabileceğinden daha fazlasına sahip olmamaktan yanaydı."

- Yabana Doğru

167. "Yabanda uzun süre yaşamak, kaçınılmaz bir şekilde, kişinin dikkatinin kendi içine olduğu kadar, dışındaki dünyaya da yönelmesine neden oluyordu. Doğaya dair incelikli bir anlayış ve güçlü duygusal bağlar kurmaksızın yabanda yaşamak imkânsızdı."

- Yabana Doğru

168. ""İnsan bazen, nasıl da diğerlerinin usandırıcı konuşmalarının anlamsızlığından ve bütün o görkemli ifadelerden kaçmak, sözcüklerin geçersiz olduğu doğaya ya da zorlu ve uzun işlere sığınmak istiyor. Deliksiz uykulara, gerçek müziğe ya da duyumsamayla suskunlaşmış insan anlayışının kendisine!""

- Yabana Doğru

169. "'Eğer yaşama sevincinin esasen insan ilişkilerinden kaynaklandığını düşünüyorsan yanılıyorsun.'"

- Into the Wild

170. "Kötü beslenme ve yol şartları Alex'in vücuduna çok zarar verdi. On kilonun üzerinde kaybetti. Ama ruhu kanatlanmış uçuyor."

- Yabana Doğru

171. "Zeki bir çocuktu. Meksika'ya kadar kanosuyla inmeyi başarmış, yük trenlerinde kaçak seyahat etmiş, yabancısı olduğu kentlerde kendine yatacak yer bulabilmişti. Bütün bunları kendi başına yapmıştı; bu yüzden Alaska'nın da üstesinden geleceğinden emindim."

- Yabana Doğru

172. "Çoğu insan onları mutsuz eden koşullarda yaşıyor ve gene de bunu değiştirmek için hiçbir şey yapmıyolar.Çünkü güvenli, rahat,rutin bir hayata koşullanmış durumdalar."

- Yabana Doğru

173. "“İnsanlarla birlikte olmak ona zor geliyor gibiydi. Bunu kendi başına çok zaman geçiriyor olmasına bağlamıştım.”"

- Yabana Doğru

174. "Aşırı uçlarda gezen biri. Evi yollar olan güzellik düşkünü bir gezgin..."

- Yabana Doğru

175. "Bazı insanlar sevgiye lâyık değillermiş gibi hissederler.
Sessizce yürürler tenha yerlere,
geçmişin boşluklarını doldurmaya çalışarak..."

- Yabana Doğru

176. "''İffet insanın çiçek açmasıdır;deha,kahramanlık,kutsallık vb. kavramların tümü,bu saflığın ardından oluşan farklı meyvelerdir.''"

- Yabana Doğru

177. "...
Günlük yaşantının gerçek ürünü, gündüzün ve akşamın çizgileri gibi tarif edilmez ve elle tutulup gözle görülemezdir. YILDIZLARDAN YAKALANAN TOZ ZERRELERİ, GÖKKUŞAĞININ SIKICA KAVRADIĞIM BIR PARÇASIDIR."

- Yabana Doğru

178. "Fakat Alaska toprakları merhametsizdir, ne umutları ne de özlemleri umursar."

- Yabana Doğru

179. "Eğer Bu hayatta bir şey istiyorsan peşini bırakma ve ulaştığında sıkıca sarıl ona."

- Into the Wild

180. "Kımıldan, göçebe bir hayata geç, her gün yepyeni bir ufka çevir bakışlarını. Önünde yaşayacağın daha çok uzun yıllar var. Hayatını değiştirerek yepyeni tecrübelere açma şansını reddedersen, inan çok yazık olacak."

- Yabana Doğru

181. "2 Temmuz'da McCandless, Tolstoy'un "Aile Mutluluğu"nu bitirdi. Uzun öyküde birkaç paragrafın altını çizmişti:

Hayatta değişmeyen tek mutluluğun sevmek olduğunu bugüne kadar anlayamamıştım.

Geride bıraktığım uzun bir hayattan sonra ilk defa mutlu olma şansını ele geçirdim. İyilik yapmanın çok kolay olduğu, ama bu iyiliğe alışmamış insanlarla birlikte köydeki köşemizde sessiz, sakin bir hayat sürme, sonra yararlı bir çalışma, sonra dinlenme, doğanın güzellikleri, kitaplar, müzik, cana yakın bir insanın sevgisi... İşte daha fazlasını hayal edemeyeceğim, kocaman bir mutluluk benim için. Üstelik sizin gibi bir dost, belki çocuklar... İnsan daha ne ister?"

- Yabana Doğru

182. "McKinley Dağı'nın göz kamaştırıcı surlarını ilk kez gördü. 1 Mayıs'ta ise, Gallien'in kendisini bıraktığı noktanın otuz kilometre kadar ilerisinde, Sushana Nehri'nin yakınlarındaki eski otobüsle karşılaştı. Bu tesadüfü günlüğüne "Sihirli Otobüs Günü" olarak kaydederek, bir süre için ranzada uzanıp otobüsün ona sunduğu basit konforun keyfini çıkarmaya karar verdi. McCandless otobüsü bulduğuna çok sevinmişti. Kırık camlardan birini örten sararıp solmuş kontrplağın üzerine coşkulu bağımsızlık bildirgesini kazıdı:
İKİ YILDIR DÜNYAYI DOLAŞIYOR. TELEFON YOK, HAVUZ YOK, EVCİL HAYVAN YOK, SİGARA YOK. EN ÜST DÜZEYDE ÖZGÜRLÜK. AŞIRI UÇLARDA GEZEN BİRİSİ. EVİ YOLLAR OLAN GÜZELLİK DÜŞKÜNÜ BİR GEZGİN. BİR DAHA GERİ DÖNMEMEK ÜZERE ATLANTA'DAN KAÇTI, ÇÜNKÜ "BATI EN İYİSİ". VE ŞİMDİ İKİ BAŞIBOŞ YILIN ARDINDAN, SON VE EN BÜYÜK MACERA GELDİ ÇATTI. İÇİNDEKİ SAHTE BENLİĞİ ÖLDÜRMEK VE RUHSAL DEVRİMİNİ ZAFERLE SONUÇLANDIRMAK İÇİN SON ÇARPIŞMASI. YÜK TRENLERİNDE VE OTOSTOPLA ON GÜN ON GECE SÜREN YOLCULUĞU ONU KUZEYİN GÖRKEMLİ BEYAZLIĞINA GETİRDİ. YAKASINI KURTARDIĞI MEDENİYET ONU DAHA FAZLA ZEHİRLEYEMEYECEK. ARTIK YABANDA YİTMEK İÇİN YÜRÜYOR.

ALEXANDER SUPERBERDUŞ
MAYIS 1992

MEDENİYETE KARŞI BAĞIMSIZLIK BİLDİRGESİ"

- Yabana Doğru

183. "Gençliğimde inatçı, içine dönük, ara sıra kendini tehlikeye atmaktan çekinmeyen, huysuz biri olduğum söylenirdi. Babamla aramızda bilindik türden çatışmalar söz konusuydu. Erkek otoritesi, McCandless gibi benim içimde de, aşırı öfkeyle birlikte doyurulması gereken bir açlığın yüzeye çıktığı ciddi bir karmaşaya neden olmuştu. Herhangi bir şey kontrolsüz hayal gücümün ilgisini çekmişse, neredeyse saplantıya varan bir hevesle onun peşine düşerdim. On yedi yaşımdan yirmilerimin sonuna dek bu şey dağcılık oldu."

- Yabana Doğru

184. "İlk kez hangi koşullar altında tırmandığımı şimdi net bir şekilde anlatamam; çok uzun zaman geçti üzerinden. Geceyi tek başıma dışarıda geçirdiğime dair belli belirsiz bir anının içinde tek hatırladığım, ilerlerken tüylerimin ürperdiği ve birdenbire kendimi yükseklerde, bulutların içinde kaybedene dek vahşi hayvanların gezindiği, bir kısmı ağaçlarla kaplı kayalık bir dağ sırtına tırmanmaya koyulduğum. Sanki hayali bir sınırı geçmiş ve yeryüzünün üzerinde, görkemli bir başka âleme dalmış gibiydim. Bu doruğu dünyadan ayıran dokunulmamış, ürkütücü, azametli görüntüsüydü. Ona asla alışamadınız; ayağınızı kaldırdığınız anda kaybolurdunuz. Yolu bilseniz de tedirginlik içinde, düz kayalığın üzerinde bastığınız yerin katılaşmış gibi görünen hava ve buluttan ibaret olup olmadığını merak ederdiniz. Bulutların arasına gizlenmiş bu kayalık, puslu zirve, bir yanardağın ateş püsküren ağzından çok daha heyecan verici, çok daha görkemliydi.

HENRY DAVID THOREAU - GÜNLÜK"

- Yabana Doğru

185. "Bütün çocukluğu boyunca durmaksızın çalıştıkları için annemle babama kızmıştım. Hiç ortalıkta olmazlardı. Şimdi bir de bana bak, aynı şeyi yapıyorum."

- Yabana Doğru

186. ""Saatin kaç olduğunu bilmek istemiyorum. Günlerden ne olduğunu ya da nerede bulunduğumu... Hiç umurumda değil.""

- Yabana Doğru

187. "Çoğu insan onları mutsuz eden koşullarda yaşıyor ve gene de bunu değiştirmek için hiçbir şey yapmıyolar.Çünkü güvenli, rahat,rutin bir hayata koşullanmış durumdalar."

- Yabana Doğru

188. "“İnsanlarla birlikte olmak ona zor geliyor gibiydi. Bunu kendi başına çok zaman geçiriyor olmasına bağlamıştım.”"

- Yabana Doğru

189. "Bazı insanlar sevgiye lâyık değillermiş gibi hissederler.
Sessizce yürürler tenha yerlere,
geçmişin boşluklarını doldurmaya çalışarak..."

- Yabana Doğru

190. "''İffet insanın çiçek açmasıdır;deha,kahramanlık,kutsallık vb. kavramların tümü,bu saflığın ardından oluşan farklı meyvelerdir.''"

- Yabana Doğru

191. "Fakat Alaska toprakları merhametsizdir, ne umutları ne de özlemleri umursar."

- Yabana Doğru

192. "Eğer Bu hayatta bir şey istiyorsan peşini bırakma ve ulaştığında sıkıca sarıl ona."

- Into the Wild

193. "Kımıldan, göçebe bir hayata geç, her gün yepyeni bir ufka çevir bakışlarını. Önünde yaşayacağın daha çok uzun yıllar var. Hayatını değiştirerek yepyeni tecrübelere açma şansını reddedersen, inan çok yazık olacak."

- Yabana Doğru

194. ""Mutluluk uçsuz bucaksız ormanlardadır,
Bomboş sahillerdeki coşkudadır.
insan elinin değmediği bir yerdedir, Denizin diplerinde ve gürlemesindedir.
insanları severim, ama doğayı daha çok severim.""

- Into the Wild

195. "Tanrım, yaşamak harika bir şey! Teşekkürler, teşekkürler."

- Yabana Doğru

196. "“Yalnızca çok uzağa gitme riskini göze alanlar, yaşamda nereye kadar gidebileceklerini öğrenebilirler.”"

- Yabana Doğru

197. "Saatin kaç olduğunu bilmek istemiyorum.Günlerden ne olduğunu ya da nerede bulunduğumu...Hiç umrumda değil."

- Yabana Doğru

198. ""Hayatta değişmeyen tek mutluluğun sevmek olduğunu bugüne kadar anlayamamıştım.""

- Yabana Doğru

199. "Öylesine yalnız ve soğuktu ki hüzün bile yoktu ruhunda ."

- Yabana Doğru

200. ""Tek ihtiyacımız olan, alışkanlıklarla örülü yaşam tarzımıza sırtımızı dönüp yepyeni bir yaşama adım atmamızı sağlayacak cesaret.""

- Yabana Doğru

201. "Önemli olan deneyimler, anılar ve gerçek anlamın bulunabileceği kadar geniş bir uzamda yaşamanın büyük hazzı. Tanrım, yaşamak harika bir şey! Teşekkürler. Teşekkürler."

- Yabana Doğru

202. "Başıboş olmanın bizi her zaman heyecanlandırmış olduğu inkar edilmemeli.Bu kavram zihnimizde geçmişten ve baskıdan, kanun ve usandırıcı yükümlülüklerden kaçışla birlikte, mutlak bir özgürlükle de ilintilenmiştir."

- Yabana Doğru

203. "Yabandı-kuzey topraklarının acımasız buz kalpli yabanı..."

- Yabana Doğru

204. ""Yaşlı olan, genç olanın kendi ruhuyla giriştiği kavgayı kavrayamaz.""

- Yabana Doğru

205. "İnsan bazen, nasıl da diğerlerinin usandırıcı konuşmalarının anlamsızlığından ve bütün o görkemli ifadelerden kaçmak, sözcüklerin geçersiz olduğu doğaya ya da zorlu ve uzun işlere sığınmak istiyor. Deliksiz uykulara, gerçek müziğe ya da duyumsamayla suskunlaşmış insan anlayışının kendisine!"

- Yabana Doğru

206. "Gecenin sonunda uykuya daldığımda, içimi burkan bir yalnızlıkla altüst olmuştum. Hayatımda o geceden daha yalnız hissettiğim başka bir an olmamıştır."

- Yabana Doğru

207. "Gallien, kamyonetine aldığı çocuğun Jack London fantezilerini yaşamak uğruna başlarına neler gelebileceğini akıllarından geçirmeyen güneyli çatlaklardan biri olup olmadığını düşündü. Alaska, yıllardır hayalperestleri ve uyumsuz tipleri çekmiştir kendine. Son Hudut*un muazzam genişlikteki, dokunulmamış topraklarının hayatlarındaki tüm boşlukları kapatacağını düşünen insanlar kendilerini burada bulmuştur. Fakat Alaska toprakları merhametsizdir, ne umutları ne de özlemleri umursar."

- Yabana Doğru

208. "Nisan 1992'de, Amerika'nın Doğu Kıyısı'nda varlıklı bir aileden gelen genç bir adam, otostopla Alaska'ya gidip tek başına McKinley Dağı'nın kuzeyindeki yaban doğanın içine"

- Yabana Doğru

209. ""Yalnızca hayallerinin peşinden koşan insanlar için hayat farklı bir anlama sahiptir.""

- Yabana Doğru

210. "Çocuklar masumdur ve adalet isterler oysa çoğumuz kötüyüz ve doğal olarak adalet değil, merhamet bekliyoruz.
G. K. CHESTERTON"

- Yabana Doğru

211. "Tanrım, yaşamak harika bir şey! Teşekkürler, teşekkürler."

- Yabana Doğru

212. "“Yalnızca çok uzağa gitme riskini göze alanlar, yaşamda nereye kadar gidebileceklerini öğrenebilirler.”"

- Yabana Doğru

213. "Saatin kaç olduğunu bilmek istemiyorum.Günlerden ne olduğunu ya da nerede bulunduğumu...Hiç umrumda değil."

- Yabana Doğru

214. ""Yaşlı olan, genç olanın kendi ruhuyla giriştiği kavgayı kavrayamaz.""

- Yabana Doğru

215. "Neşe ve mutluluğun yalnızca insan ilişkilerine dayandığını düşünüyorsan, yanılıyorsun. Tanrı bu hazzı her yere saçmış durumda. Yaşadığımız her şeyin içinde bulabilirsin bunu. Tek ihtiyacımız olan, alışkanlıklarla örülü şu yaşam tarzımıza sırtımızı dönüp yepyeni bir yaşama adım atmamızı sağlayacak cesaret."

- Yabana Doğru

216. "Çok okuyordu.Büyük laflar ediyordu.Başına gelenlerin nedenlerinden biri, bu düşünme işine çok fazla kaptırmış olmasaydı belki.Bazen dünyayı anlamak,insanların neden birbirlerine bu kadar kötü davrandığını çıkarabilmek için kendini çok zorluyordu."

- Yabana Doğru

217. "Yaşlı olan, genç olanın kendi ruhuyla giriştiği kavgayı kavrayamaz."

- Yabana Doğru

218. ""Çocuklar masumdur ve adalet isterler oysa çoğumuz kötüyüz ve doğal olarak adalet değil, merhamet bekliyoruz.""

- Yabana Doğru

219. ""Neşe ve mutluluğun yalnızca insan ilişkilerine dayandığını düşünüyorsan yanılıyorsun. Yaşadığımız her şeyin içinde bulabilirsin bunu. Tek ihtiyacımız olan alışkanlıklarla örülü yaşam tarzımıza sırtımızı dönüp yepyeni bir yaşama adım atmamızı sağlayacak cesaret.""

- Yabana Doğru

220. "Önemli olan deneyimler, anılar ve gerçek anlamın bulunabileceği kadar geniş bir uzamda yaşamanın büyük hazzı."

- Yabana Doğru

221. "Kariyer denilen şeyin rezil bir " yirminci yüzyılın icadıdır."
Bir gerçeklikten ziyade bir yükümlülük.
Kariyer edinmeden de yaşanılabilir."

- Yabana Doğru

222. ""Saatin kaç olduğunu bilmek istemiyorum. Günlerden ne olduğunu ya da nerede bulunduğumu...Hiç umurumda değil.""

- Yabana Doğru

223. "Tek ihtiyacımız olan, alışkanlıklarla örülü yaşam tarzımıza sırtımızı dönüp yepyeni bir yaşama adım atmamızı sağlayacak cesaret."

- Yabana Doğru

224. "Beklediğim,hayatın durgun akışı değil,hareketti .Coşku,tehlike,duygulanmak için hareket istiyordum.Durgun yaşantımızda harcanmayan enerji fazlalığı vardı içimde."

- Yabana Doğru

225. "Yabani toprakların fiziksel gücü benim içimde de karşılığını bulmuştu. Yürüdüğüm patikalardan tepelere, bataklıklara çıkacak şekilde dışa yönelse de, aynı zamanda kendi içime dönüyordu. Ayaklarımın altındaki toprakları inceleyerek ve okuyup düşünerek, hem kendime hem de bu topraklara dair bir keşfe ulaştım. Zaman içinde bu ikisi zihnimde tek bir mevcudiyete büründü. Farkıma vardığım bu gerçeğin toparlayıcı gücü ile kendi içimdeki tutkulu, inatçı özlemin varlığıyla yüzleştim. Bütün düşünceleri ve bu düşüncelerin taşıdığı dertleri bir kenara bırakarak yalnızca arzularımla baş başa kaldım; doğrudan ve arayış içinde. İlerlemek ve asla arkama bakmamak. İster yalınayak, ister kar ayakkabıları ya da kızakla olsun, tek yapacağım yazın tepelerine ve son demlerini yaşayan dondurucu gölgelerine doğru yürümek olacaktı. Bir pırıltı ya da karın üzerindeki bir iz, nereye gittiğimi gösterebilirdi. İnsanlığın bundan sonra beni bulup bulamayacağını görecektik.

JOHN HAINES - YILDIZLAR, KAR, ATEŞ:
KUZEYİN YABANİ TOPRAKLARINDA YİRMİ BEŞ YIL"

- Yabana Doğru

226. "Hayat dolu bir beden ve fakat güçlü arzulara sahip, gergin bir zihinle geliştim. Hep daha fazlasını istiyordu benden; daha gerçek, ele avuca gelir bir şeyler istiyordu. Sanki ondan uzakmış gibi, gerçeklik arayışındaydı...
Ama ne yaptığımı bakar bakmaz görebilirsiniz. Ben tırmanırım.

JOHN MENLOVE EDWARDS - "BİR ADAMDAN MEKTUP""

- Yabana Doğru

227. "Everett Ruuess'in babasının dediği gibi, "Yaşlı olan, genç olanın kendi ruhuyla giriştiği kavgayı kavrayamaz.""

- Yabana Doğru

228. "Bir öğleden sonra, bütün gün boyunca kalas taşıyıp çivi çaktığım dokuz saatlik mesainin ardından patronuma işi bıraktığımı söyledim: "Hayır, birkaç hafta içinde filan değil, Steve. Hemen şimdi bırakıyorum." Kaldığım köhne karavandaki eşyaları toplamak birkaç saatimi aldı. Hemen ardından arabama atladığım gibi Alaska'ya doğru yola çıktım. Ayrılmanın bu kadar kolay olmasına, dahası bu duygunun verdiği ferahlığa şaşıp kalmıştım. Dünya birdenbire vaatlerle dolu yepyeni bir yer olmuştu."

- Yabana Doğru

229. "Zor bir tırmanışın ilk safhalarında, özellikle de tek başınaysanız, altınızdaki boşluğun sizi geri çektiğini hissedersiniz. Sürekli olarak ensenizde hissettiğiniz bu tehdide direnmek için muazzam bir zihinsel çaba harcamanız gerekir; bir an için bile olsa gardınızı düşüremezsiniz. Altınızdaki dipsiz uçurumun baştan çıkarıcı şarkısı sizi avucunuzun içine almıştır; hareketlerinize kararsızlık, beceriksizlik, düzensizlik katar. Ancak tırmanış ilerledikçe, açıkta ve ölümle dirsek temasında olmaya alışır; ellerinize, ayaklarınıza ve kafanıza güvenebileceğinize inanmaya başlarsınız. Kendi denetim mekanizmanıza güvenmeyi öğrenirsiniz. Tırmanış, gözünüz açık gördüğünız bir rüyaya dönüşür. Gündelik varoluşumumuzun karmaşası -bilincinizin kapandığı anlar, ödenmemiş faturalar, çarçur edilmiş fırsatlar, kanepenizin altında birikmiş toz, kaçmanın imkânsız olduğu gen hapishaneniz- zihinnizden geçici olarak silinir; amacınızın geri kalan her şeyi silikleştiren berraklığı ve yaptığınız işin gerektirdiği ciddiyet tüm düşüncelerinize yayılır."

- Yabana Doğru

230. "Chris gibi bir gençten beklenmeyecek bu siyasi duruş, muhtemelen en iyi şekilde Thoreau'nun "Sivil İtaaatsizlik" metnindeki şu açıklamasıyla özetlenebilir: "Tüm kalbimle şunu kabul ediyorum ki en iyi yönetim, en az yönetendir." Bunun ötesinde, McCandless'ın siyasi görüşleri kolay kolay özetlenemezdi."

- Yabana Doğru

231. "Yeri geldiğinde, edebi kahramanlarını da affetmiş ya da noksanlarını görmezden gelebilmişti. Jack London adı çıkmış bir alkolikti. Tolstoy ise cinsellikten uzak durmaya yönelik ateşli söylevlerine rağmen, genç bir adamken çoşkulu bir seks düşkünüydü ve bilindiği kadarıyla on üç çocuğun babasıydı. Bu çocuklardan bazıları, tenkit ustası kontumuz kitaplarında cinselliğin şeytani yönlerini sayıp dökerken doğmuştu."

- Yabana Doğru

232. ""Onda insanı büyüleyen bir şey vardı," diye açıklıyor, o gece McCandless'ın yemek yediği ceviz ağacından yapılmış masasında oturan Bayan Westerberg. "Alex yirmi dört yaşından çok daha olgun bir çocuktu. Ne söylersem söyleyeyim, ne demek istediğimi anlamak, neden şu ya da bu şekilde düşündüğümü öğrenmek istiyordu. Öğrenme açlığı içindeydi. Çoğumuzun aksine, kendi inançları doğrultusunda yaşamak isteyen bir insandı.""

- Yabana Doğru

233. ""İyi bir çocuk, evet, gayet iyi bir çocuk," diyor Charlie. "İnsanlarla takılmayı pek sevmezdi ama. Ruh hali çabuk değişen bir tipti. İyi niyetliydi ama çok kompleksliydi, ne demek istediğimi anlıyor musun? Şu Alaskalı adamın, Jack London'ın kitaplarını okumaktan hoşlanırdı. Pek fazla konuşmazdı. Aksileşirdi, rahatsız edilmek istemezdi. Bir şeyler arayan bir çocuğa benziyordu, bir şeylerin peşindeydi ama bunun ne olduğunu kendisi de bilmiyordu. Ben de bir zamanlar onun gibiydim, sonra aradığım şeyin ne olduğunu anladım: Para, oğlum, para! Ha! Ha! Ama ne diyordum ben, hah, Alaska! Evet, Alaska'ya gitmekten bahsedip duruyordu. Belki de aradığı şey oradaydı. Düzgün bir çocuk... en azından öyle gözüküyordu. Gene de bazen, çok kompleksli. Çok hem de! Buradan ayrıldığında galiba Noel sıralarıydı, karavanda kalmasına izin verdiğim için bana elli dolar ve bir karton sigara verdi. Efendiliğini de böyle göstermişti işte.""

- Yabana Doğru

234. "Fakat Alaska toprakları merhametsizdir, ne umutları ne de özlemleri umursar."

- Yabana Doğru

235. ""Yaşlı olan, genç olanın kendi ruhuyla giriştiği kavgayı kavrayamaz.""

- Yabana Doğru

236. "Zamanla öfkesi, daha fazla içinde tutamayacağı denli şiddet kazandı."

- Yabana Doğru

237. "Neşe ve mutluluğun yalnızca insan ilişkilerine dayandığını düşünüyorsan, yanılıyorsun. Tanrı bu hazzı her yere saçmış durumda. Yaşadığımız her şeyin içinde bulabilirsin bunu. Tek ihtiyacımız olan, alışkanlıklarla örülü şu yaşam tarzımıza sırtımızı dönüp yepyeni bir yaşama adım atmamızı sağlayacak cesaret."

- Yabana Doğru

238. "Yaşlı olan, genç olanın kendi ruhuyla giriştiği kavgayı kavrayamaz."

- Yabana Doğru

239. ""Neşe ve mutluluğun yalnızca insan ilişkilerine dayandığını düşünüyorsan yanılıyorsun. Yaşadığımız her şeyin içinde bulabilirsin bunu. Tek ihtiyacımız olan alışkanlıklarla örülü yaşam tarzımıza sırtımızı dönüp yepyeni bir yaşama adım atmamızı sağlayacak cesaret.""

- Yabana Doğru

240. "Önemli olan deneyimler, anılar ve gerçek anlamın bulunabileceği kadar geniş bir uzamda yaşamanın büyük hazzı."

- Yabana Doğru

241. "Beklediğim,hayatın durgun akışı değil,hareketti .Coşku,tehlike,duygulanmak için hareket istiyordum.Durgun yaşantımızda harcanmayan enerji fazlalığı vardı içimde."

- Yabana Doğru

242. "İnsan bazen, nasıl da diğerlerinin usandırıcı konuşmalarının anlamsızlığından ve bütün o görkemli ifadelerden kaçmak, sözcüklerin geçersiz olduğu doğaya ya da zorlu ve uzun işlere sığınmak istiyor. Deliksiz uykulara, gerçek müziğe ya da duyumsamayla suskunlaşmış insan anlayışının kendisine!"

- Yabana Doğru

243. "Ait olduğumu hissettiğim ve kendimi etrafımdaki dünyayla bütün olarak algıladığım bir yerde yaşam sürdüğüm için beni suçlayabilir misin?"

- Yabana Doğru

244. "''Dünyayı sarmış olan tüm kötülüğü, nefreti, düşmanlığı düşünmemizi ve kendimizi karanlık güçlere karşı koşarken hayal etmemizi söylerdi.''"

- Yabana Doğru

245. ""Hayatı namına koşması gerekirse diye asla sırtında taşıyabileceğinden daha fazlasına sahip olmamaktan yanaydı.""

- Yabana Doğru

246. ""Bazen dünyayı anlamak,insanların neden birbirlerine bu kadar kötü davrandığını çıkarabilmek için kendini çok zorluyordu.""

- Yabana Doğru

247. ""O küçükken sen büyük olduğun için deli olurdu. Hayır, öyle değildi. O çaresizken sen güçlü olduğun için deli olurdu. Hayır, öyle de değildi. Senin varlığın elzemken, o sana bağımlı olduğu için deli olurdu. Öyle hiç değildi. Delirmişti çünkü seni sevdiğinde, bunu fark etmemiştin.""

- Yabana Doğru

248. "Mutluluk ancak paylaşıldığında gerçektir."

- Yabana Doğru

249. "Onu rahatsız eden birşey olduğunda, gelip size söylemezdi.Düşüncelerini kendine saklar, kızgınlığını içine atar, bu da olumsuz hislerinin daha da güçlenmesine neden olurdu."

- Yabana Doğru

250. "..."Sekize on ölçülerinde büyütülmüştü. Saçı uzundu, sakalı vardı. Chris her zaman kısa saçlı ve tıraşlı olmuştur. Dahası fotoğrafta görünen yüzü aşırı zayıftı. Ama yanılmanın imkânı yoktu. Chris'di. Eve döndüm, karım Michele'i aldım ve babamla Billie'ye haber vermek için Maryland'e doğru yola çıktım. Ne diyeceğimi bilemiyordum. Bir insana çocuğunun öldüğünü nasıl söylersiniz?""

- Yabana Doğru

Dolma kalem ile yazı yazmak
Konu görseli — kitabın kapağı değildir.
Kitapçı rafları
Konu görseli — kitabın kapağı değildir.
Binlerce dünya klasiğini Türkçe ve ücretsiz okumak için hemen Kitaptik’i keşfet!
Rakamlarla ucretsizkitap.com.tr
0
Toplam Görüntüleme
0
Toplam Okunma
0
Toplam İndirme
0
Toplam Oy
0
Toplam Yorum

Okur Kılavuzu

Hangi kitabı okuyacağınıza karar vermek için künye, tanıtım ve seçme satırlardan oluşan başvuru rehberi.

Okur Kılavuzu'nin tamamı — A'dan Z'ye dizin »