
İstanbul'un Nâzım Planı Kitap Tanıtımı
Tarih: 1 Ocak 1921... Yeni bir yılın ilk sabahında İstanbul'a kar yağmış ama pek tutmamıştır... Yol kenarlarında ve Çamlıca tepesinde beyazlıklar göze çarpıyor... Sirkeci'den demir alan bir vapur pamuk balyalarıyla dolu olsa da, asıl yükü direnişe katılmak için Anadolu'ya geçen Kuva-i Milliyecilerdir.
Vapurda dört de şair vardır: Yusuf Ziya, Faruk Nafiz, Vâlâ Nureddin ve Nâzım Hikmet...
Kız Kulesi'ne doğru yaklaşıldıkça Nâzım'ın yüreğindeki korku da büyür. Çünkü, Kız Kulesi işgal yıllarında İngiliz askerleri tarafından Boğaz'dan geçen gemilerin kontrol edildiği bir karakol olarak kullanılıyordu.
(Tanıtım Bülteninden)

İstanbul'un Nâzım Planı Kitaptan Alıntılar
1. "Olması gerekeni lütuf diye sunamazsınız."
2. "Kadından şair olamayacağını iddia edenler, ilk aşk şiirinin bir kadın tarafından yazıldığını elbette bilmezler."
3. "Milli takım futbolcularına verilen milyarlarca liralık prime ne demeli? Hem "vatan, millet" için oynayacaksın, hem de bir emekçinin yaşamı boyunca göremeyeceği parayı birkaç maçta toparlayacaksın...Oh! Vatan sağ olsun..."
4. "Emekçilerin ellerindeki anahtarla güzel günlerin kapısını açacağı gerçeği asla pas tutmuyor!"
5. "" Nazım'ın kadınlara düşkün olduğu söylenir . Oysa , bütün kadınlar Nazım'a düşkündü ! ""
6. "Kitap bir aynadır: Yüzüne bir maymun bakarsa, elbette bir havarinin yüzünü yansıtmaz."
7. "Simidi severim... Martıları da severim... Martılara simit atmayı... Daha çok severim!.."
8. "Yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür
ve bir orman gibi kardeşçesine,"
9. "Aşkla duruyorum ayakta."
10. "Yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür."
11. "Beni en çok üzen şey, halkın kendi çıkarlarını savunacak bir lider bulamaması. Oysa halk, en akıllı, en adil yöneticisini bulmak zorundadır."
12. "" Sümerlerden bu yana şiir yazılıyormuş .
Bakıyorum dünyanın haline
yazılmasa da olurmuş . ""
13. "Fatih Sultan Mehmet gemilerini karadan yürüttü ya
Deniz kaçkını bir ulusun çocuklarıyız biz o gün bugün
Cemal Süreya"
14. "Yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür
Ve bir orman gibi kardeşçesine."
15. ""Sümerlerden bu yana şiir yazılıyormuş, bakıyorum dünyanın hâline, yazılmasa da olurmuş.""

İstanbul'un Nâzım Planı Kitap İncelemeleri
İSTANBUL'UN NÂZIM PLANI...
Yazar: Sunay Akın
"Yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür
Ve bir orman gibi kardeşçesine..."
✧
Lambalı Kadın
"Kanın, kirin, ıstırabın ve yenilgilerin ortasında bir devrim yarattı."
♡
Herkese Merhaba
İşte, Nâzım Hikmet!...
"Haini olarak ilan edilen vatanının her haliyle, bir hal binasının yapımında boşa harcanan paralarla bile ilgilenen, hesap soran, halkın emeğini çarçur edenlerin ellerini kollarını sallayarak dolaşmasını içine sindiremeyen gerçek bir yurtsever!..
Ki, ona "vatan haini" diyenler bir sülük gibi halkın kanını emenlerden başkaları değildir."
Kitabın isminden anlaşılacağı üzere, içeriği de belli...
Nazım Hikmet.. Sunay Akın.. İstanbul..
Ve daha birçok şair var bu kitapta..
Bilindik şiirlerin hikayelerini okuyoruz, bazen de bildiğimiz hikâyelerin şiirle harmanlanmış hâline konuk oluyoruz..
Her biri yaşanmış, her biri gerçek..
Sunay Akın 'nın tarzını çok beğeniyorum, bu okuduğum üçüncü kitabı ve yine çokça bilgi ekledim heybeme. Her kitabını okuduğumda, bir farklı eser de ekleniyor alınacaklar listeme. Sunay Akın 'nın kaleminden dökülen hikâyelerin en hoşuma giden tarafı ise, her hikâyenin sonunu bağlama şekli. Etkileyici cümlelerle bitiriyor hikâyelerin her birini..
Yer yer tekrara düşse de, yine büyük bir keyifle okudum kitabı..
Yazardan okumaya devam edeceğim!
Sunay Akın 'dan henüz okuma yapmadıysanız "Geyikli Park" kitabıyla başlamanızı öneririm.
Okuduğunuz her kitap sizi ve yolunuzu aydınlatır... OKUYUN! Tavsiyemdir
Sevgiyle kalın
İstanbul’a üniversite için gittiğim ilk sene kuzenim beni İstiklal Caddesine götürmüştü, ilk olarak neden burayı seçtiğini uzun yıllar düşünmüşümdür, Fransa Başkonsolosluğu’nu geçtikten sonra durup önümde uzanan caddeye bakarak “Ne yani, burası mı?” deyivermiştim. İstanbul burası mıydı, bu insan seli, bu beton kent, bu karmaşa, bu telaş, gölgesinde dinlenecek tek ağaç bulamamak mıydı İstanbullu olmak… Tabiatın insana cömert davrandığı bir şehirde büyümenin toyluğunu epey zaman atamadım üzerinden. İki kıtayı birbirine bağladığı kadar yüreğimdeki hiçbir kara parçasını yan yana dahi getirememişti bu şehir.
Çevremdeki her şey koca bir devinim halindeydi, aldığım eğitim dünyaya başka türlü bakmama sebeplendi, bir kitabı okurken nasıl o zamanın şartlarını düşünmek gerekti, İstanbul’u da böyle okudum, satır satır. Kitaplardan, şiirlerden, filmlerden, park ve bahçelerde yahut kuytu köşelerde karşılaştığım heykellerden, binalardan, resimlerden.. Ah nerede falanca şiirde bahsedilen İstanbul, bulup çıkardım. İşte Sunay Akın’ı sevgim de böyle başladı. Nazım sever, şiir sever, yazı sever ve İstanbul’a yapılanlardan çokça nefret eder… daha ne olsun.
Her kitabı sohbet havasında, sanki birazdan “Eee kravatın tarihçesini, İstanbul simitçilerini anlatıyordun dönüp dolaşıp şiire nasıl geldi konu?” diyecekmişim de ağzımın payını hemencecik alacakmışım gibi. Öyle bir söz ustalığı, nükteli bir dil ve hayal gücü.