Işık Bahçeleri Kitap Bilgileri
Yazar: Amin Maalouf
Tahmini Okuma Süresi: 6 sa. 48 dk.
Sayfa Sayısı: 240
Basım Tarihi: Şubat 2025
İlk Yayın Tarihi: Ocak 2020
Yayınevi: Yapı Kredi Yayınları
Orijinal Dil: Fransızca
ISBN: 9789750811951
Ülke: Türkiye
Dil: Türkçe
Format: Karton kapak
Işık Bahçeleri Kitap Tanıtımı
Çağdaşımız Mani... Hoşgörü peygemberi Mani...
Amin Maalouf diğer romanlarında olduğu gibi yine bir karakterin yaşamı üzerinden dünyaya açılarak yapıtını kuruyor. Mani'nin inancı ve öyküsü Hıristiyanlık çağının şafağında, İsa'nın ölümünden iki yüz yıl sonra başlar. Bizim çağımızın da kahramanı olabilecek Mani, yaşam öyküsüyle, son nefesine kadar savunduğu inancının oluşturduğu kişisel tarihiyle, o dönemden yani 2. yüzyıldan beri hala varolan politik sorunlara da işaret etmiş oluyor.
Mani'den bugüne, "sanat ve coşku kaynağı olan kitaplarından, bağışlayıcı dininden, coşkulu arayışlarından, insan, doğa ve tanrısallık arasında uyum isteyen çağrısından geriye" çok az şey kalmış olsa da; bağnazlık ve iktidar hırsı yapıtını yok etmeye çalışsa da Amin Maalouf onun Aydınlıklar'a açılan inancını ele alıyor ve Mani'nin öyküsüyle bugüne "ışık" tutuyor:
Çağın getirdiiği felaketleri öngörmeyi nasıl öğrenebiliriz?
Işık Bahçeleri Kitaptan Alıntılar
1. ""Nefsini terbiye edeceksen,cemaat böyle istiyor diye ya da cezadan korktuğun için değil,hatta başka bir dünyada işine yarar diye yapma!Bunlar iğrenç hesaplar...""
2. "'' Koştukça koşuyorsun '', dedi öteki, '' bezginliğinden böyle kurtulacağını mı sanıyorsun? ''"
3. "Gerçek, ona layık olana söylenir."
4. "Hiçbir kötülüğüm dokunmadığı halde kuyumu kazanlar var."
5. "Ne mutlu uzakta açan ağaca, insanlardan uzakta..."
6. "Gerçekliğin sırrı ancak hak edene verilir."
7. ""Her şeyde, her birimizin içinde aydınlık ve karanlık yan yanadır.""
8. "“ Bir adamın babam olması için artık çok geç “"
9. "İçindeki ışıktan başka fenerin yok."
10. ""Ve ötekiler avaz avaz bağırırken dudaklarını oynat, sakın bağırma.""
11. "Günün birinde birini sevecek misin?"
12. "İnsanı yücelten içindeki ışıktır..."
13. "Işık içinizde güzellikten, bilgiden beslenen şeydir, hiç durmadan besleyin onu.
Bedeni doyurmakla yetinmeyin.."
14. "Şu dünyada daha hafif ol, ayağını vurmadan yürü, sert hareketlerden kaçın, ağaçları da çiçekleri de öldürme."
15. "Bir adamın babam olması için artık çok geç."
Işık Bahçeleri Kitap İncelemeleri
Kitap Maniheizm dininin ortaya çıkışını ve nasıl geliştiğini dönemin sosyal kültürel ve siyasi yapısı içerisinde anlatmaktadır.
Dinin en güzel öğretilerinden biri olan insanın içinde karanlık ve aydınlık aynı anda bulunur insan hangisini beslerse o büyür ve gelişir düşüncesi kitapta güzel bir şekilde aktarılmış. Ve bu açıdan bütün dinlerin ortak paydada buluştuğunu bu yüzden de Buda, Hz.İsa ve Zerdüşt ûn dinlerinin de aynı kaynaktan geldiği varsayılarak bu dinleri tek çatı altında toplama çabası vardır.
Kendi açımdan Maniheizm dinini sadece yüzeysel bilen biri olarak bu dinin ortaya çıkışını ve gelişimini okumak, bu dinde var olan ve insanlık için önemli olduğunu düşündüğüm öğretiler hakkında bilgi sahibi olmak güzel ve keyif vericiydi fakat bu konu aktarılırken o dönemde yaşanan savaşlar ve siyasi olaylar üzerinde çok fazla durulduğundan bazen konudan kopabiliyordum. Bu sebeple şunu söyleyebilirim ki Amin Maalouf' un başka eserlerini de (Afrikalı Leo, Semerkant, Doğu'nun Limanları) okumuş biri olarak bu kitap diğer kitaplarının biraz gerisinde kalmış. Bunu şu açıdan söylüyorum çünkü diğer kitaplardaki akıcılık bu kitapta yok maalesef.
Peki gelelim kimler okusun kimler okumasına. Tarihi, edebiyatı, farklı dinlerin öğretilerini merak eden kişiler okusun fakat bu konuların yoğun geçtiği kitapları sıkıcı bulan kişiler okumasın.
İnsan bedeni bir katırdır, binicisi ise akıldır. Kişisel hırslarına, kötü ruhlu olana, faşist ve acımasız olan katıra lanet olsun diye tamamladığım bu söz kitabı büyük anlamda anlamamıza yardımcı olabilir.
Marduk’un oğlu Nabu, kelamını bekliyoruz!
Seni görmeye geldik diyardan.
Yanıtlayan sensin, her sorduğumuzda!
Koruyan sensin.
Tanrılar arasında yerin çok büyük!
Yine kendi toplarında yetişen meyve ve sebzeleri yerler ve bunlar “-erkek bitkiler” derler. Dışarıda üretilen herşey “-dişi bitki” olarak adlandırılır. Dışarıdan yemekte tarikat üyelerine yemek yasaklanmıştır.
Peki böyle bir adlandırmaya şaşırmak gerekir mi?
Çıkarılacak anlam şudur ki; dişi olan yasaktır, yasak olan dişidir. Bu oradaki erkekler için müthiş bir denklemdi. Sittay’ın vaazlarındaki dişi sözcüğü “uğursuz”, “şeytani” ,“karışıklık”, “ruh için tehlikeli” anlamında kullanılırdı. Öyleki dinler tarihi Tanrıça dönemin Tanrı dönemine geçişi sırasında İnanna’nın Enki’ye karşı yenilgisinde hayatı ve yaşamı tasfir eden Me yasaları da Enki tarafından çalınarak kadın için yeni açılmış bir dönemden sonrası için inançlarında bu yönde şekillendiği gerçeği hiçte şaşırtıcı değil.
Bu gerçeklik ile sürekli çatışma halinde olan Erkek-Kadın ve dinler tarihi gerçekliğine karşılık;
Bütün dinlere saygım var ve herkese göre suçum bu diyerek serzenişte bulunması da yaşanan çatışmanın gerçekliğini gözler önüne seriyor.
Maniheizm yani Manicilik Zerdüşt dualizminin, Babilonya Folkloru'nun, Budist ahlak ilkelerinin ve Hristiyan unsurların karışımıdır. Kitap bu dini ortaya çıkaran kişinin, peygamberin yani Mani'nin yolculuğunu anlatır. Kendisini tamamen bu varoluş sekline adamış bir kişidir Mani. Bunu yaymakla görevli olduğunu söyler ve ikiziyle (kendisiyle konuşan bir ses, bir yansıma) konuşarak hareket eder, doğduğu ortamdan ve kendisine biçilen rolden sıyrılır. Esasen bir tarikatın içinde büyümüştür. Bu tarikat oldukça katı kurallara sahiptir, bana göre de kuralların kullanıldığı ve insanların yönetildiği bir inanç biçimi. Mani bu tarikatın yaptıklarının kendi geliştirdiği inanca uymadığını fark eder ve kendi rotasını çizer.
Pers İmparatorluğu'nda gözde hekim ve takip edilen kişilik haline gelir. İmparatorun himayesine aldığı ve savaşlar için danıştığı bir güçtür adeta.
Kitap bu dine ve peygambere bir açıklık getiriyor gibi. Mani'yi güzel tanıyoruz ama benim için din kısmı pek oturmuş değildi. Mani'nin söylediği ve amaçladığı seyler barışçıl ve iyi gözüküyordu ama dininin temelleri neydi? Nerden çıkmıştı? Peygamber oldugu ve tanrıdan tavsiyeler aldığı için giderek yükselse de benim ve birçoğumuzun kafasındaki peygamber yapısına uymuyordu bence. Bu insanlar bu adamı niye dinliyordu? Niye bu kadar ilgi çekiyordu bu adam?
Zamanındaki yobazlara, insanları manipule edenlere karşı güçlü bir model olarak anlatılmış. Ne olursa olsun seçimleri saygıdeğer ve zamanını göz önünde alırsak insancıldı.
Amin Maalof'un kitaplarını okurken insan şunu sormadan edemiyor: Bu adam Doğu'yu niye ve nasıl bu kadar iyi biliyor?
Kitaplarını okurken bir yandan da araştırma yapıyorum adamın tüm anlattıkları doğru ve tutarlı.
Öyleyse şu soruyu da sormak gerekir: Peki biz Doğulular, bizim dünyamıza, köklerimize ait bu bilgileri niye bilmiyoruz, bizim tarihimiz bunları bize niye anlatmıyor, bizim tarihçilerimiz, teologlarımız, folklorlarımız, etnograflarımız ne iş yapıyor?
Misal Maniheizm dinini kaç kişi biliyor, bilenler ne kadarını biliyor? Mani diye bir adamın yaşadığını hem de bizim topraklarda yaşadığını kaç kişi biliyor?
Şahsen ben Maniheizm'in Çin ya da Hindistan topraklarında doğan bir din olduğunu sanıyordum. Meğer Maniheizm bir Ortadoğu, bir Mezopotamya diniymiş. Mani de bizzat Sasaniler döneminde Mezopotamya'da yaşamış bir düşünür, peygamber.
Amin Maalof bu romanında yine Doğu'ya ışık tutuyor. Bizi Sasani İmparatorluğuna götürüyor. III. Yüzyılda Roma ve Sasaniler arasındaki çekişmelere sahne olan Mezopotamya diyarında, Dicle kenarında buluyoruz kendimizi. Yani bizi bize anlatıyor...
Amin Maalof bu romanda Maniheizm dininin kurucusu Mani'nin hayatını anlatıyor. Zerdüşt ve Hristiyanlık baskıları altında filizlenen bir din.
Ekmeği koparmadan önce Mani hep şöyle dua ederdi: "Tanrım, bu yemek hazırlanırken toprak, bitkiler ve daha başka yaratıklar mecburen incitildi. Ama bunu yapanların insandaki Işğı beslemekten, senin Kelamını yaşatmaktan başka isteği yoktu."
Doğaya ve canlılara karşı bu kadar hassas bir din öğretisi görmemiştim hiç.
3 yy'da kurulmuş Maniciliğin tarihi kurgulara meraklı #maalouf tarafından anlatımı. Hz İsa, Budha ve Zerdüşt'ün düşüncelerini birleştirerek tek bir din haline getirmek isteyen kurucu Mani'nin öyküsü bu.
Sasaniler ile Romalılar arasında çekişmelerin yoğunluğu altında, Babil'li Mani'nin kurduğu yeni dinde; her türlü şiddet ve sınıf ayrımı reddedilmekte, her canlı veya nesnenin içinde iyiliği barındıran ışık ve kötülüğü barındıran karanlık bulunmaktadır. İnsanın görevi içindeki aydınlığı görüp çoğaltarak Işık Bahçelerini oluşturmaktır. Tanrı aynı zamanda Rahim ve Kadir-i mutlak değildir çünkü yaratıcılığı insana emanet etmiştir. Gün gelir, Hz.İsa'nın havarisi Aziz Thomas'ın yolunu takip ederek insanlara Göksel Arkadaşım (ikizim) dediği ilahi sesle harekete geçen bu aksak adam, gerek dönem hükümdarı Şapur ve oğlu Hürmüz'ün desteğiyle pek çok şehirde dinini yaymaya çıkacak ama sonunda entrikayla başa gelen diğer oğul Behram tarafından öldürülecektir.
Geriye hiç söz kullanmadan bir dizi resimle görüşlerini anlattığı kitap ve müritlerinin yazdıkları kalan Mani, bir haberci (peygamber) mütevaziliğiyle yazarın satırlarında dile geliyor. Dönem şartlarında pek çok din için yasaklı resim sanatı ve müziğinde ruhunu buluyor. Alıntılara dikkat edilirse, yaşam öyküsünün dogmatikliği bir çok davranış ve sözünde kayboluyor sanki. Ve bunlardan hiç birinin günümüze ulaşmaması ve semavi dinler ile iktidar sahipleri tarafından lanetlenmesi (Manik, Mani-yak) de ayrı konu tabii: Işığınız hiç sönmesin....