Irvine Welsh En Beğenilen Sözleri
1. "Mesajın ne olduğu önemli değildi, önemli olan, nasıl verdiğindi."
- Trainspotting
2. "İnsan olmak için bu kadar beklemeseydim keşke."
- Trainspotting
3. ""Eroini biraz da illegal oldugu için içiyorduk. Kahrolası C vitamini illegal olsa onu da içerdik.""
- Trainspotting
4. "Bir insan başka bir insanı ne kadar tanıyabilir ki?"
- Trainspotting
5. "Toplum, davranışları kendi normlarının dışında kalan insanları emebilmek için yapay ve dolambaçlı bir mantık icat eder. Diyelim ki bütün artıların ve eksilerin farkındayım, kısa bir ömrüm olacağını biliyorum ve aklım yerinde, falan filan ve yine de eroin kullanmak istiyorum? İzin vermezler. İzin vermezler çünkü bu kendi başarısızlıklarının bir işareti olarak görülecektir. Sana sundukları şeyleri reddetmen böyle algılanır. Bizi seç. Hayatı seç. Mortgage'ı seç, çamaşır makinesi seç, araba seç, bir kanepeye oturup ağzına berbat şeyler tıkıştırarak beyin uyuşturucu ve ruh çökertici aptal televizyon programları seyretmeyi seç. Biz huzur evinde üzerine sıçıp işeyerek çürümeyi, bencil ve kafayı yemiş çocukların için bir utanç kaynağı olmayı seç. Hayatı seç.
İyi de, ben hayatı seçmemeyi seçiyorum."
- Trainspotting
6. "Hiçbir şey yolunda gitmemişti... Dünya sıçmıştı üzerine."
- Trainspotting
7. "“Yirmi beş yaşındaydı ve yakında kırkına basacaktı.”"
- Trainspotting
8. "İhtiyaçları çoğaldıkça arkadaşları azalacak."
- Trainspotting
9. "İnsanlar genellikle aşamalı olarak ölürler, artarak. Huzurevinde ya da hastanelerde ya da benzeri yerlerde yavaş yavaş çürüyerek."
- Trainspotting
10. "Bir şeyin geç olması hiç olmamasından iyidir ama, inanın bana."
- Trainspotting
11. ""Yirmi beş yaşındaydı ve yakında kırkına basacaktı.""
- Trainspotting
12. "''Sen mantık dersin onlar mantı anlarlar. Anlıyo musun?''"
- Trainspotting
13. "Matty'nin iradesi her zaman zayıf olmuş, sorumlulukları ve duygularının gücüyle baş etmeyi hiçbir zaman becerememişti."
- Trainspotting
14. "...henüz ölmüyorsun, ölünceye dek hayatını yaşamaya devam etmen gerekiyor. Bunun altında, hayatın süregelen gerçeğine yatırım yaparak, yaklaşmakta olan ölümün kasvet verici gerçeğinin unutulabileceği düşüncesi yatıyordu. O zamanlar buna inanmıyordum, ama şimdi inanıyorum. Tanım gereği, ölünceye kadar yaşamak zorundasın.
Ölümün boktan olma ihtimalini göz önünde bulundurarak ki ben öyle olduğunu tahmin ediyorum, hayatı mümkün olduğunca bütün ve zevkli bir deneyime dönüştürmekte yarar var."
- Trainspotting
15. "Vücudumun her hücresi beni terk edip gitmek istiyor, saf zehirle terbiye edilmiş her hücre acı çekiyordu."
- Trainspotting
16. "İnsanın kendini hayal kırıklığına uğratan sınırları kabullenmesi akıl sağlığına ya da normal davranış biçimine işaret ediyordu öyleyse."
- Trainspotting
17. "Benim yerime başka bir oğul bulabilsem ona keşke. Böyle bir dileğim var, çünkü değişimin benim için bir seçenek olduğunu sanmıyorum."
- Trainspotting
18. "Mal istedi benden. Tedavideyim ulan. Delilik bu. Tam bırakmanın eşiğine gelmişken kitap hırsızlığından yakalanmış olmamın ironik bir yanı var."
- Trainspotting
19. "Diyelim ki bütün artıların ve eksilerin farkındayım, kısa bir ömrüm olacağını biliyorum ve aklım yerinde, falan filan ve yine de eroin kullanmak istiyorum? İzin vermezler. İzin vermezler çünkü bu kendi başarısızlıklarının bir işareti olarak görülecektir. Sana sundukları şeyleri reddetmen böyle algılanır. Bizi seç. Hayatı seç. Mortgage’ı seç, çamaşır makinesi seç, araba seç, bir kanepeye oturup ağzına berbat şeyler tıkıştırarak beyin uyuşturucu ve ruh çökertici aptal televizyon programları seyretmeyi seç. Bir huzur evinde üzerine sıçıp işeyerek çürümeyi, bencil ve kafayı yemiş çocukların için bir utanç kaynağı olmayı seç. Hayatı seç...
İyi de, ben hayatı seçmemeyi seçiyorum. Amcıklar bunu kabullenemiyorlarsa, bu onların sorunu. Harry Lauder’ın bir keresinde dediği gibi, "ben bu yolu sonuna kadar izlemeye kararlıyım…""
- Trainspotting
20. "Dünyadan nefret ediyordum… yani… bana ne diye düşündüm… hayat bana ne verdi ki… yirmi üç yaşındayım ve hiçbir şeyim yok, bir işim bile…"
- Trainspotting
21. "Hazel.
Kalbim paramparça oluyor onu her gördüğümde…"
- Trainspotting
22. "Tanrım, beni bana yardım etmek isteyenlerden koru."
- Trainspotting
23. "Mark’ın sevecen bir yanı var, fakat başkalarına ihtiyaç duymuyor aslında. Birlikte altı ay yaşadık ama onu hâlâ tanıyamadığımı düşünüyorum. Bazen onu gözümde büyüttüğüm ve aslında göründüğünden çok daha basit biri olduğu duygusuna kapılıyorum."
- Trainspotting
24. "“Kendini toparlayıp hayatını yaşamanın zamanı geldi artık. Hayatının sonuna kadar karanlık odalarda saklanamazsın.”
Amcığın palavraları hiç ilgilendirmiyordu beni..."
- Trainspotting
25. "Seks genellikle ya gerçek bir ilişkiye dönüşür ya da ilişkiyi hepten bitirir. Yattıktan sonra ya geri gidersin ya da ileri, fakat eskisi gibi devam etmek çok zordur."
- Trainspotting
26. "Sen mantık dersin, onlar mantı anlarlar. Anlıyo musun?"
- Trainspotting
27. "Benim için akademik dersler de erkekler gibi: en büyüleyici olanı bile uzun süre ilgimi çekemiyor."
- Porno
28. "Annemle babam iyi niyetli insanlar aslında, benim iyiliğimi istiyorlar; ama neler hissettiğimi, nelere ihtiyaç duyduğumu anlayabilmeleri mümkün değil. Tanrım, beni bana yardım etmek isteyenlerden koru!"
- Trainspotting
29. "Geçmişte bundan çok daha kötüsünü yaşadım, gelecekte daha da kötüsünü yaşayacağım."
- Trainspotting
30. "...elde edemediğin şey için yanıp tutuşurken sana gümüş tepside sunulanlar umurunda bile olmaz. Hayat böyle, öyleyse seks niye diğer parçalarından farklı olsun?"
- Trainspotting
31. "Fakat ahlakın siyasetle ne ilgisi var? Her şey para."
- Trainspotting
32. "En iyi orgazmını alıp o duyguyu yirmiyle çarpsan bile yanına yaklaşamazsın bu hazzın."
- Trainspotting
33. "Tartışmanın ince ayrıntısını kazanamıyorsan, içeriğine çamur at."
- Trainspotting
34. "Ayağa kalkıp takım elbise ve yalaka bir gülümsemeyle yalanlar söyleyen, faşistçe antlar içen bütün parazit siyasetçileri kurşuna dizmeli."
- Trainspotting
35. "Birkaç bira ve biraz geyikle üstesinden gelinemeyecek utanç yok bu dünyada."
- Trainspotting
36. "Gözleri kristal kadar berrak ve ihanet doluydu; vicdan ya da merhametin zerresi yoktu amcığın gözlerinde."
- Trainspotting
37. "Hayatı artık sonu olmayan bir mücadeleden ibaretti."
- Düzgün Muamele
38. "“Yirmibeş yaşındaydı ve yakında kırkına basacaktı.”"
- Trainspotting
39. "tartışmanın ince ayrıntısını kazanamıyorsan içeriğine çamur at."
- Trainspotting
40. "Kahrolası göğsümün ortasında sıkılmış bir yumruk gibi duran KARA DELİĞİ doldurabilecek başka bi bok bulamadım bugüne dek, çünkü yok."
- Trainspotting
41. "Tommy’nin bir seçimi vardı, diyecektim; oysa Maria’nın yok. Bu da seçimin nerde başlayıp nerde bittiğine dair tartışma başlatmaktan başka bir boka yaramayacaktı. Seçme kavramı geçerliliğini yitirmeden kaç iğne çakılabilirdi? Keşke bilseydim amına koyiyim. Keşke bir şeyler bilebilseydim."
- Trainspotting
42. "Gösteriyi iptal edemezsin. Gösteri sürmeli."
- Trainspotting
43. "Eroinman açmazı içindeyim; uyuyamayacak kadar hasta, uyanık kalamayacak kadar yorgun. Zihnindeki ve bedenindeki aman vermeyen sefalet ve acıdan başka hiçbir şeyin gerçek olmadığı, duyguların alacakaranlık kuşağı..."
- Trainspotting
44. "Gülünç kahkahalar değildir bunlar.
Linç kalabalığının kahkahalarıdır."
- Trainspotting
45. "Bizi seç. Hayatı seç. Mortgage'ı seç, çamaşır makinesi seç, araba seç, bir kanepeye oturup ağzına berbat şeyler tıkıştırarak beyin uyuşturucu ve ruh çökertici aptal televizyon programları seyretmeyi seç. Bir huzur evinde üzerine sıçıp işeyerek çürümeyi, bencil ve kafayı yemiş çocukların için bir utanç kaynağı olmayı seç. Hayatı seç."
- Trainspotting
46. "Dert etmiyorum, çünkü umursamıyorum. Umursarsam daha çok acı çekerim."
- Trainspotting
47. "“Eroin insana n’apıyo Mark?”
“Tam olarak bilmiyorum, Tom, bilmiyorum. Bi şekilde her şeyi daha gerçekçi kılıyor. Hayat sıkıcı ve anlamsız. Büyük umutlarla başlıyoruz, sonra çuvallıyoruz. Hepimiz bi gün büyük sorulara cevap bulamadan öleceğimizi keşfederiz. Hayatımızın gerçeğini farklı biçimlerde yorumlayacak dolambaçlı düşünceler geliştiririz, bedenimizle büyük şeylere, gerçek şeylere dair kayda değer bi bilgiye uzanmaksızın. Aslında, kısa ve hayal kırıklıklarıyla dolu bi hayat yaşar, sonra da ölürüz. Kendimizi her şeyin tamamen anlamdan yoksun olmadığına inandırmak için hayatlarımızı bokla doldururuz; kariyerle, ilişkiyle falan. Eroin dürüst bir uyuşturucudur, çünkü bu yanılsamaları sıyırıp atar. Eroin çaktığında iyiysen, kendini ölümsüz hissedersin. Kötüysen zaten var olan sıkıntıyı artırır. Tek dürüst uyuşturucudur. Bilincini değiştirmez. Bi anda çarpar ve gevşetir. Ondan sonra dünyanın sefaletini olduğu gibi görür, kendini buna karşı duyarsızlaştıramazsın.“"
- Trainspotting
48. "Hiçbir şeyi sevmiyorum (eroinden başka) hiçbir şeyden nefret etmiyorum (eroine ulaşmamı engelleyecek güçlerden başka) ve hiçbir şeyden korkmuyorum (mal alamamaktan başka.)"
- Trainspotting
49. "Yönetenler sınıfına mensup amcığın teki, bakan yardımcısı falan, Oxbridge aksanıyla Billy'nin çok cesur bir genç adam olduğunu söylüyor. Oysa Majesteleri'nin hizmetine girmeyip sivil hayatını sürdürseydi tam da korkak olarak nitelendirecekleri türden biriydi. Bu amına koduğumun yürüyen kürtajı Billy'nin katillerinin izinin acımasızca sürüleceğini söylüyor. Sürülmeli tabii ki. Amına koduğumun parlamento binasına kadar."
- Trainspotting
50. "Sex Pistols'ın 'kimse masum değil' dediğini hatırlıyorum. Çok doğru. Ancak şunu da eklemek gerekir ki, bazıları diğerlerinden daha masumdur."
- Trainspotting
51. "hayat sıkıcı ve anlamsız. büyük umutlarla başlıyoruz, sonra çuvallıyoruz. hepimiz bi gün büyük sorulara cevap bulamadan öleceğimizi keşfederiz. hayatımızın gerçeğini farklı biçimlerde yorumlayacak dolambaçlı düşünceler geliştiririz, bedenimizle büyük şeylere, gerçek şeylere dair kayda değer bi bilgiye uzanmaksızın. aslında, kısa ve hayal kırıklıklarıyla dolu bi hayat yaşar, sonra da ölürüz. kendimizi her şeyin tamamen anlamdan yoksun olmadığına inandırmak için hayatlarımızı bokla doldururuz; kariyerle, ilişkiyle falan.
..."
- Trainspotting
52. "Her şey dönüp dolaşıp toplumdan yabancılaşmama geliyor."
- Trainspotting
53. "Ülkelere karşı bugüne kadar tiksinti dışında hiçbir duygu beslemedim."
- Trainspotting
54. "Suçların en büyüğü bu olsa gerek, bir bok anlamamış olması."
- Trainspotting
55. "Nefret ettiğimiz bir piyasada, nefret ettiğimiz bir şehirde, sanki evrenin merkezindeymişiz gibi davranan, gerçek hayatın başka bir yerde yaşandığı düşüncesini kafamızdan atabilmek için içimizi pis uyuşturucularla dolduran, yaptığımız her şeyin bu paranoyayı ve gerçeği beslediğinin farkında olsak bile buna bir şekilde dur diyebilmek için yeterince duyarlı olamayan, bıkkın ve de bitkin götleriz biz."
- Porno
56. "Şırınga, iğne, kaşık, mum, çakmak, toz paketi. Hepsi çok güzel, harikulade; ama bu içsel denizin yakında çekileceğini hissediyorum. Zehirli bokunu içimde, bedenimin sahilinde bırakacak. Bir vuruş daha hazırlamaya koyuluyorum."
- Trainspotting
57. "İnsanlar genellikle aşamalı olarak ölürler, artarak."
- Trainspotting
58. ""Bir şeyin geç olması, hiç olmamasından iyidir ama, inanın.""
- Trainspotting
59. "Zavallı Sharon, bütün kızların beynine işlenen evlen-bebek doğur-aile kur zırvalığına yakalanmış ve kendini bu değerlerin dışında ifade etme olanağını hiçbir zaman bulamamıştı."
- Trainspotting
60. "Ait olduğumuz sınıfın var olma nedeni yalnızca hayatta kalmaya çalışmaktı."
- Porno
61. ""Bazı erkekler o kadar da kötü sayılmaz," diyor Jane, kendimizi toparladıktan sonra.
"Evet, azınlıkta olduklarında iyiler," diyorum."
- Trainspotting
62. "Kızların çoğu yaşlandıkça kadın olur ama erkekler çocuk olmaktan hiç vazgeçmiyor. Onların özendiğim, hep taklit etmeye çalıştığım yönleri de bu, salaklığa ve çocukça duygulara böylesine kapılıp gitme yetileri. Ama sürekli bununla karşılaşıyorsanız çok yorucu olabiliyor."
- Porno
63. "Asla, asla bir kadına el kaldırmayın, derdi babam bize sık sık. Ancak aşağılık sülükler yapar bunu, derdi."
- Trainspotting
64. "Yaşamın acımasızlığına karşı sıradanlığa tutunuyorlardı; sıradanlık onları bir arada tutan
tutkal görevi görüyordu."
- Trainspotting
65. "Bütün erkekler senin kadar iğrenç olsalardı gurur duyardım lezbiyen olmaktan!"
- Trainspotting
66. "Tanrım, beni bana yardım etmek isteyenlerden koru.."
- Trainspotting
67. "Seni tekrar görmek istediğini söyleyen birini terk etmek her zaman iyidir çünkü seni bir daha görmek istemedikleri için onları terk edeceğin gün mutlaka gelecektir."
- Porno
68. "Artık ben de kendimi bok gibi hissetmeye başlamıştım."
- Trainspotting
69. "Tanrım, beni bana yardım etmek isteyenlerden koru.."
- Trainspotting
70. "“O kadar içten görünüyor ki kesinlikle rol yapıyor olmalı.”"
- Porno
71. ""Sosyalistler sürekli yoldaşlarından, sınıfından, sendikandan ve toplumundan söz ediyorlar.
S*kmişim bütün bunları.
Sağcılar patronlarından, ülkenden, ailenden söz ediyorlar.
Onların taa *mına koyiyim. ""
- Trainspotting
72. "Ona aşktan söz ediyorum ve bana aşk diye bir şey olmadığını, hükümetin bunu halkı uyutmak için afyon olarak kullandığını söylüyor, din gibi..."
- Trainspotting
73. "En iyi orgazmını alıp o duyguyu yirmiyle çarpsan bile yanına yaklaşamazsın bu hazzın."
- Trainspotting
74. "Yapacağın en b..tan şey aşka meşke takılmaktadır. Hayatının sonuna kadar en alasından çıkmaya devam edeceğin kadını bulduğunu düşünürsen, kendini kandırırsın.
Bizi o şekil imal etmemişler dostum."
- Düzgün Muamele
75. "Fakat ahlakın siyasetle ne ilgisi var?Her şey para ."
- Trainspotting
76. "Bu adam Tanrı benim için. [...] bokunu diş macunu olarak kullanmak için kırık cam parçaları üzerinde bin kilometre emeklerim ve bunu o da biliyor."
- Trainspotting
77. "Bize öğretilen tek şey dışarı çıkıp bi şeyler yapmaya cesaret eden insanlara nasıl bok atacağımız ya da kıçlarını nasıl yalayacağımız."
- Porno
78. "Kendimizi topluma normalmiş gibi göstermek
için birbirimizi kullanıyoruz, bunun başka açıklaması yok."
- Trainspotting
79. "yirmi beş yaşındaydı ve yakında kırkına basacaktı"
- Trainspotting
80. ""Bir gecelik huzurlu uyku için her şeyi veririm.""
- Düzgün Muamele
81. "Bencilliği ve ahlaki değerlerden yoksunluğu hasta ediyordu beni. Ellerimle paralamak istiyordum orospu çocuğunu, hemen oracıkta."
- Trainspotting
82. "Esas çocuğu oynadığımın farkındaydım ve kendimden bu yüzden biraz nefret
ediyordum, çünkü başka biri bana yaptığında uyuz olurum. Ama o konumda bulunan hiç kimse güç
sahibi olmanın insanı yozlaştırdığını inkâr edemez"
- Trainspotting
83. "Kitaplar insanı eğitir.""
- Düzgün Muamele
84. ""Daima bir kıskanç cahil çıkıyor, farkında mısın? Bunu fark ettin mi?""
- Düzgün Muamele
85. "“Şimdi istiyorum, şimdi, buna ihtiyacım var çünkü yarın yok...”"
- Porno
86. "tanım gereği, ölünceye kadar yaşamak zorundasın. ölümün boktan olma ihtimalini göz önünde bulundurarak ki ben öyle olduğunu tahmin ediyorum, hayatı mümkün olduğunca bütün ve zevkli bir deneyime dönüştürmekte yarar var."
- Trainspotting
87. "Sapkın bir biçimde edep olarak algılanan ve odayı dolduran mide bulandırıcı ikiyüzlülüğe fazla
ödün vermeden duygulara hitap etmenin tek yolu var benim için; klişelere sığınmak. İnsanlar klişelere
bayılırlar böyle zamanlarda, çünkü gerçeğe dönüşüp anlam kazanırlar."
- Trainspotting
88. "“İyi de, Kelly bugüne kadar bana bi şey söylemedi,” dedim, somurtarak.
“Ne yani, tişörtüne mi yazsaydı? Kadınlar hakkında fazla bilgin yok, değil mi, Mark?” dedi Alison."
- Trainspotting
89. "Bir insan başka bir insanı ne kadar tanıyabilir ki?"
- Trainspotting
90. "Bir insan başka bir insanı ne kadar tanıyabilir ki ?"
- Trainspotting
91. ""Zulüm olmadan şenlik olmaz...""
- Porno
92. "Hayatın seni bir yere götürmediğini söyleme sakın
Meleğim...
Şu göklere bak, hayat başladı, geceler ılık,
günler genç..."
- Trainspotting
93. "O kadar içten görünüyorsunuz ki , rol yaptığınız çok belli !"
- Porno
94. "Hayat bir daha asla eskisi gibi olmayacak."
- Düzgün Muamele
95. "Her şey dönüp dolaşıp toplumdan yabancılaşmama geliyor."
- Trainspotting
96. "İnsanın kendini hayal kırıklığına uğratan sınırları kabullenmesi akıl sağlığına ya da normal davranış
biçimine işaret ediyordu öyleyse."
- Trainspotting
97. "Bir insan başka bir insanı ne kadar tanıyabilir ki?"
- Trainspotting
98. "Mesela bazen neye ihtiyacın olduğu değil, neyi istediğinde bağlanır."
- Düzgün Muamele
99. "Diyelim ki bütün artıların ve eksilerin farkındayım, kısa bir ömrüm olacağını biliyorum ve aklım yerinde, falan filan ve yine de eroin kullanmak istiyorum? İzin vermezler. İzin vermezler çünkü bu kendi başarısızlıklarının bir işareti olarak görülecektir. Sana sundukları şeyleri reddetmen böyle algılanır."
- Trainspotting
100. "Bir şeyin geç olması hiç olmamasından iyidir."
- Trainspotting
101. "'Tam üstüne bastın' Na Na'nın en sevdiği deyimlerden biridir. Bir de 'çiş' demeye bayılır, hani. Kimse Na Na gibi 'çiş' diyemez. Şşşşşş sesini uzatarak telaffuz eder sözcüğü, hani, beyaz porselene çarpan sarı sıvıdan yükselen buharı görürsün."
- Trainspotting
102. "Hiçbir şeyi sevmiyorum, hiçbir şeyden nefret etmiyorum ve hiçbir şeyden korkmuyorum."
- Trainspotting
103. "Hapishaneler ve morglar, ateşli silah taşıyarak insanları kendilerini ciddiye almaya zorlayabileceğine inanan kıt zekalı palyaçolarla dolu."
- Siyam İkizlerinin Seks Yaşamı
104. "Değişmek istiyorsan bunu kendin için yapmaya karar vermelisin."
- Siyam İkizlerinin Seks Yaşamı
105. "Stresten kaçınmam gerekiyor benim, arkadaş!"
- Düzgün Muamele
106. "İnsanın ruhu çöküyor orospu
çocuklarının bu mekâna yaptıklarını görünce."
- Trainspotting
107. "Her şey dönüp dolaşıp toplumdan yabancılaşmama geliyor. Tom toplumun belirgin bir biçimde iyileştirilemeyeceği, ya da benim ona uyum sağlayacak biçimde değişemeyeceğim görüşüne katılmıyor. Bu durum beni depresyona sürükleyip bütün öfkemi kendime yöneltmeme neden oluyordu. Depresyon buymuş zaten, dediklerine göre. Fakat depresyon aynı zamanda motivasyon eksikliğine neden oluyordu. İçimde giderek büyüyen bir boşluk oluşuyordu."
- Trainspotting
108. "Bir şeyin geç olması, hiç olmamasından iyidir ama, inanın..
Trainspotting, Irvine Welsh"
- Trainspotting
109. "Toplum, davranışları kendi normlarının dışında kalan insanları emebilmek için yapay ve dolambaçlı bir mantık icat eder."
- Trainspotting
110. "Sen mantık dersin onlar mantı anlarlar."
- Trainspotting
111. ""Taksiciler. Paragöz *rospu çocukları.""
- Trainspotting
112. "Nefret ettiğimiz bir piyasada, nefret ettiğimiz bir şehirde, sanki evrenin merkezindeymişiz gibi davranan, gerçek hayatın başka bir yerde yaşandığı düşüncesini kafamızdan atabilmek için içimizi pis uyuşturucularla dolduran, yaptığımız her şeyin bu paranoyayı ve gerçeği beslediğinin farkında olsak bile buna bir şekilde dur diyebilmek için yeterince duyarlı olamayan, bıkkın ve de bitkin götleriz biz."
- Porno
113. "Başarı ve başarısızlık arzunun tatmin edilmesi ya da içinde kalması anlamına gelir. Arzu ya kişisel dürtülerimize bağlı olarak baskın bir biçimde içseldir, ya da esasen reklamlarla veya medyanın ve popüler kültürün sunduğu rol modelleriyle uyarılmış bir biçimde, dışsal."
- Trainspotting
114. "İnsanın kendini hayal kırıklığına uğratan sınırları kabullenmesi akıl sağlığına ya da normal davranış biçimine işaret ediyordu öyleyse."
- Trainspotting
115. "Paran yoktur, kafayı çekemezsin. Paran vardır, çok fazla içersin. Kız bulamazsın, abazalık çekersin. Kız bulursun, hayatın kayar, dırdırından soluk alamazsın. Ya da yüzüne gözüne bulaştırır,
kendini suçlu hissedersin."
- Trainspotting
116. "Taksi yoktu durakta. İhtiyacın olmadığında arka arkaya dizilirler ama"
- Trainspotting
117. "İnsanların yüzüme bazı şeyleri bilir gibi bakmasından hoşlanmıyorum."
- Düzgün Muamele
118. "Bizi seç. Hayatı seç. Mortgage’ı seç , çamaşır makinesi seç , bir kanepeye oturup ağzına berbat şeyleri tıkıştırarak beyin uyuşturucu ve ruh çökertici aptal televizyon programları seyretmeyi seç. Bir huzur evinde üzerine sıçıp işeyerek çürümeyi , bencil ve kafayı yemiş çocukların için bir utanç kaynağı olmayı seç . Hayatı seç. İyi de , ben hayatı seçmemeyi seçiyorum ."
- Trainspotting
119. "Bazı dangalaklar kendilerini daha güçlü kılmak, acımasız dünyaya karşı daha iyi korunabilmek için psikopatlarla arkadaşlık ederler, oysa tersi doğrudur."
- Trainspotting
120. "... sadece üç aydır uzak kalmama rağmen tuhaf ve yabancı bir yer gibi görünüyor, aşina olduğun yerlerin bir süre uzak kalınca göründükleri gibi. Her şey daha önce bildiklerinin bir kopyasıdır sanki; benzer, ama bir şekilde asıl niteliklerinden yoksun, düşte görünen şeyleri andırır. Bir yeri tanımak için orda yaşamak gerektiğini söylerler, fakat gerçekten görebilmek için orayı yeniden ziyaret etmek gerekir.."
- Trainspotting
121. "...kendini kandırıp üzerine yapıştırmaya çalıştıkları kıçı kırık teoriye ya da davranış biçimine inanmaya başlıyordun. O zaman onlara ait oluyordun, kendine değil..."
- Trainspotting
122. "Fakat ahlakın siyasetle ne ilgisi var? Her şey para."
- Trainspotting
123. ""Bilmemek daha iyidir bazen. Hatta, bilmemek her zaman daha iyidir, hani.""
- Trainspotting
124. ""Sen mantık dersin, onlar mantı anlarlar. Anlıyo musun?""
- Trainspotting
125. "Ama benim için akademik dersler de erkekler gibi:
en büyüleyici olanı bile uzun süre ilgimi çekemiyor."
- Porno
126. "Şu boktan dünyayı terk etmek için doğru zaman olduğuna en ufak kuşku duysam , beni ikna edebilirdin."
- Düzgün Muamele
127. "Rob'un kütüphanesinden yeni hayatımın biyografisini çekip aldım:
Yüzyıllık Yalnızlık."
- Düzgün Muamele
128. "Hayat sıkıcı ve anlamsız. Büyük umutlarla başlıyoruz, sonra çuvallıyoruz. Hepimiz bi gün büyük sorulara cevap bulamadan öleceğimizi keşfederiz."
- Trainspotting
129. "Hayat sıkıcı ve anlamsız. Büyük umutlarla başlıyoruz, sonra çuvallıyoruz. Hepimiz bi gün büyük sorulara cevap bulamadan öleceğimizi keşfederiz. Hayatımızın gerçeğini farklı biçimlerde yorumlayacak dolambaçlı düşünceler geliştiririz, bedenimizle büyük şeylere, gerçek şeylere dair kayda değer bi bilgiye uzanmaksızın. Aslında, kısa ve hayal kırıklıklarıyla dolu bi hayat yaşar, sonra da ölürüz."
- Trainspotting
130. "kendimin ve hayatın sınırlarıyla yüzleşemediğim için kendimden nefret ediyordum."
- Trainspotting
131. "Ona aşktan söz ediyorum ve bana aşk diye bir şey olmadığını, hükümetin bunu halkı uyutmak için afyon olarak kullandığını söylüyor, din gibi..."
- Trainspotting
132. "Bırakıyorum aksın üzerimden ya da içimden... Yıkasın içimi iyice.
Bu içsel deniz. Sorun şu ki, bu harikulade okyanus pek çok zehirli çerçöp getiriyor beraberinde... O zehir deniz tarafından sulandırılıyor, ama okyanus çekildikten sonra bütün boku da ardında, bedenimin içinde bırakıyor. Aldığı gibi veriyor da, endorfinlerimi ve acıya direnme merkezlerimi yıkayıp götürüyor, geri gelmeleri uzun zaman alıyor."
- Trainspotting
133. "Asla, asla bir kadına el kaldırmayın, derdi babam bize sık sık. Ancak aşağılık
sülükler yapar bunu, derdi."
- Trainspotting
134. "kendimin ve hayatın sınırlarıyla yüzleşemediğim için kendimden nefret ediyordum."
- Trainspotting
135. "Ona aşktan söz ediyorum ve bana aşk diye bir şey olmadığını, hükümetin bunu halkı uyutmak için afyon olarak kullandığını söylüyor, din gibi..."
- Trainspotting
136. "Tanrı etrafta öyle dolanmamızı istese , bize ayak yerine tekerlek takardı."
- Düzgün Muamele
137. "Hepimiz bi gün büyük sorulara cevap bulamadan öleceğimizi keşfederiz. Hayatımızın gerçeğini farklı biçimlerde yorumlayacak dolambaçlı düşünceler geliştiririz, bedenimizle büyük şeylere, gerçek şeylere dair kayda değer bi bilgiye uzanmaksızın. Aslında, kısa ve hayal kırıklıklarıyla dolu bi hayat yaşar, sonra da ölürüz."
- Trainspotting
138. "Saklanması gereken şeyleri en iyi görülebilecekleri yere koymak bazen en akıllıca çözüm olabiliyor."
- Düzgün Muamele
139. "Bazı insanları sevmek, uzakken çok daha kolaydır."
- Trainspotting
140. "ölümün olay değil de, süreç olduğunu idrak ediyorum. insanlar genellikle aşamalı olarak ölürler, artarak."
- Trainspotting
141. "bazı insanları sevmek, uzakken çok daha kolaydır."
- Trainspotting
142. "Başka canlılara zarar vermek istiyorsan kendini sevemezsin..."
- Trainspotting
143. "Toplum, davranışları kendi normlarının dışında kalan insanları emebilmek için yapay ve
dolambaçlı bir mantık icat eder."
- Trainspotting
144. "Kimilerine göre frijid kadın yoktur, beceriksiz erkek vardır."
- Trainspotting
145. "ölümün olay değil de, süreç olduğunu idrak ediyorum. insanlar genellikle aşamalı olarak ölürler, artarak."
- Trainspotting
146. "bazı insanları sevmek, uzakken çok daha kolaydır."
- Trainspotting
147. "Bir şey yaparsan ve o şey senin sırrın olursa kimse bilmez, böylece kötü bir şey sayılmaz. Başka birine zarar vermediyse nasıl kötülükten sayılabilir ki zaten?"
- Düzgün Muamele
148. "...karşısına çıkamayacağımı sanıyordu ama ben kararımı vermiştim: Onunla güzelce yüzleşecektim!"
- Düzgün Muamele
149. "İnsanın moralini sıfırlayan bi başka şey de meteliksiz kalmak."
- Trainspotting
150. "Etrafındaki yüzlerde gördüğü mutluluk kendi sefaletinin boyutlarını ortaya
koyuyordu. Melankoli dipsiz bir kuyuydu ve o hızla düşüyor, iyi zamanlardan giderek uzaklaşıyordu. Güzel günler eziyet verici bir biçimde çok yakınında beliriveriyorlardı; etrafında yaşandıklarına tanık oluyordu.
Zihni zalim bir zindandan farksızdı, tutsak ruhuna özgürlüğü şöyle bir
gösteriyor, daha fazlasını esirgiyordu."
- Trainspotting
151. "İnsanlar genellikle aşamalı olarak ölürler, artarak."
- Trainspotting
152. "Gerçekle yüzleşme zamanı gelinceye dek içmeye devam edeceklerdi, yani bütün adrenalin son damlasına kadar tüketilinceye dek.."
- Trainspotting
153. "Kendimin ve hayatın sınırlarıyla yüzleşemediğim için kendimden nefret ediyordum."
- Trainspotting
154. "Kahrolası göğsümün ortasında sıkılmış bir yumruk gibi duran KARA DELİĞİ doldurabilecek başka bi bok bulamadım bugüne dek, çünkü yok"
- Trainspotting
155. "Eroin takıldığında tek derdin mal bulmaktır. Takılmıyorsan her şeyi dert edersin."
- Trainspotting
156. ""Bu saatlerde otobüslerden hiç eksik olmayan yaşlı kocakarılardan biri şoförü osurur gibi soru yağmuruna tutuyor; otobüs numaraları, güzergâhlar ve tarifeye dair bir yığın soru.
Ya bin ya da s*ktir git *mına koduğumun karısı.""
- Trainspotting
157. "“Kendimin ve hayatın sınırlarıyla yüzleşemediğim için kendimden nefret ediyordum.”"
- Trainspotting
158. "Büyüdüğüm sokaklarda dolanan kimseyi tanımadığımı fark etmek hüzünlü oldu benim için; herkes taşınıp gitmişti oralardan."
- Düzgün Muamele
159. "Kötü bir şeyler olacağını hissediyor ama bunu hak ettiğini düşünüyordu."
- Düzgün Muamele
160. "Anılar hüzün verir insana ama ben de hüzünlendiren anılara sahibim,.."
- Düzgün Muamele
161. "Bir insan başka bir insanı ne kadar tanıyabilir ki ?"
- Trainspotting
162. "Hepimiz bi gün büyük sorulara cevap
bulamadan öleceğimizi keşfederiz. Hayatımızın gerçeğini farklı biçimlerde yorumlayacak dolambaçlı
düşünceler geliştiririz, bedenimizle büyük şeylere, gerçek şeylere dair kayda değer bi bilgiye
uzanmaksızın. Aslında, kısa ve hayal kırıklıklarıyla dolu bi hayat yaşar, sonra da ölürüz."
- Trainspotting
163. "Eroin takıldığında tek derdin mal bulmaktır. Takılmıyorsan her şeyi dert edersin."
- Trainspotting
164. "Kızların ağlamasını görmeye dayanamam."
- Düzgün Muamele
165. ""Toplum, davranışları kendi normlarının dışında kalan insanları emebilmek için yapay ve dolambaçlı bir mantık icat eder.""
- Trainspotting
166. "İnsanın tenine sızıyorlar demek ki. Bazı kadınların bunu yapabilmesi ne tuhaf."
- Düzgün Muamele
167. "İnsanlar göremez ağladığımı , çünkü içine doğru ağlamayı öğrenmen gerekir."
- Düzgün Muamele
168. ""Ama farklı hayatlarımız oldu ve birbirimizi hiç tanıyamadık."
- Düzgün Muamele
169. "Bazı insanları sevmek, uzakken çok daha kolaydır."
- Trainspotting
170. "Yapacağın en boktan şey âşka meşke takılmaktır."
- Düzgün Muamele
171. "Bir insan başka bir insanı ne kadar tanıyabilir ki?"
- Trainspotting
172. "Dışarıda bir sürü onun bunun çocuğu boktan herif var."
- Siyam İkizlerinin Seks Yaşamı
173. "Bir insanı, gerçekten tanımadığımız birini
gözden ırakken sevmek ya da ondan nefret etmek
çok kolay ve ben bu konuda uzmanım."
- Porno
174. "Aldatma oyununun içinde olmaktansa fahişelerle takılmanın daha dürüst olacağına karar verdim.Oldukça ahlakçı bi hıyardım o zamanlar."
- Trainspotting
175. "Kendimizi topluma normalmiş gibi göstermek için birbirimizi kullanıyoruz, bunun başka açıklaması yok."
- Trainspotting
176. "İnsanlar göremez ağladığımı, çünkü içine doğru ağlamayı öğrenmen gerekir."
- Düzgün Muamele
177. "Hepimiz biraz tuhafız, sen de öylesin."
- Düzgün Muamele
178. "...benim iyiliğimi istiyorlar; ama neler hissettiğimi, nelere ihtiyaç duyduğumu anlayabilmeleri mümkün değil.
Tanrım, beni bana yardım etmek isyeyenlerden koru."
- Trainspotting
179. ""Tanrım, beni bana yardım etmek isteyenlerden koru.""
- Trainspotting
180. "Fırtınada liman seçilmez."
- Trainspotting
181. "“Kekelediğin için mi çekingensin yoksa çekingen olduğun için mi kekeliyorsun?”"
- Porno
182. "Hayatımla ne yaptığımı bilmiyorum. Her şey karmakarışık..."
- Trainspotting
183. "İstatistiksel olarak, diye düşünür, insanın kendi ailesinden biri ya da arkadaşı tarafından öldürülme olasılığı, yabancı biri tarafından öldürülme olasılığından çok daha yüksektir. Bazı dangalaklar kendilerini daha güçlü kılmak, acımasız dünyaya karşı daha iyi korunabilmek için psikopatlarla arkadaşlık ederler, oysa tersi doğrudur."
- Trainspotting
184. "Yirmibeş yaşındaydı ve yakında kırkına basacaktı."
- Trainspotting
185. ""kendine acıyarak yaşayamazsın, dostum.""
- Trainspotting
186. "Köpekbalıklarıyla yüzüyorsanız hayatta kalmanın tek yolu içlerindeki en büyük köpekbalığı olmaktır."
- Porno
187. "“Mesajın ne olduğu değildi önemli olan, nasıl verdiğindi.”"
- Trainspotting
188. "Elde edemediğin şey için yanıp tutuşurken sana gümüş tepside sunulanlar umurunda bile olmaz."
- Trainspotting
189. "Güneşin bir gücü vardır. İnsanların güneşe neden taptıklarını anlayabilirsin. Ordadır, güneşi biliriz,
görebiliriz ve ona ihtiyaç duyarız."
- Trainspotting
190. "Başarı ve başarısızlık arzunun tatmin edilmesi ya da içinde kalması anlamına gelir. Arzu ya kişisel
dürtülerimize bağlı olarak baskın bir biçimde içseldir, ya da esasen reklamlarla veya medyanın ve
popüler kültürün sunduğu rol modelleriyle uyarılmış bir biçimde, dışsal."
- Trainspotting
191. ""kendine acıyarak yaşayamazsın, dostum.""
- Trainspotting
192. "Yaşamın acımasızlığına karşı sıradanlığa tutunuyorlardı; sıradanlık onları bir arada tutan
tutkal görevi görüyordu."
- Trainspotting
193. "Bu sefer derli toplu, şöyle esaslı bir kasırganın gelip o mekânı da o memleketi de dunya yüzünden silmesi için dualar ediyordum."
- Düzgün Muamele
194. ""Sen de yalnızlık çekeceksin, oğlum Jonty onu özleyeceksin.""
- Düzgün Muamele
195. "hayat daha basit olsa gerekti, bu kadar karmaşık olamazdı."
- Trainspotting
196. ""Ben de hayatımı uyuşturucuyla mahvettiğimi sanıyorum, oysa bazı tipler aşkla başlarına ne işler açıyorlar. Düşüncesi bile ürkütücü.""
- Trainspotting
197. "Sadece iyiler genç ölür derler."
- Trainspotting
198. "..elde edemediğin şey için yanıp tutuşurken sana gümüş tepside sunulanlar umrunda bile olmaz."
- Trainspotting
199. "kendimizden daha zayıf varlıklara, hayvanlara yani, şefkat göstermeden hiçbi zaman kendimizi sevmeyi öğrenemeyiz."
- Trainspotting
200. "“Ait olduğumuz sınıfın var olma nedeni yalnızca hayatta kalmaya çalışmaktı.”"
- Porno
201. "Söylediklerinin gerçek olduğunu ilk kez tam anlamıyla kavramıştım. Beni şeye rağmen seviyordu... Şeye... Hiçbir şeye rağmen. Benimle bir şeyler paylaşmaktan hep mutluluk duymuştu. Keşke ona daha fazlasını verebilmiş olsaydım."
- Düzgün Muamele
202. "Tecrübeleri ona üzüntünün insanları değişik şekillerde etkilediğini öğretmişti."
- Düzgün Muamele
203. "(...) insanın içinden eroini söküp atabilirsin ama eroinmanı asla."
- Trainspotting
204. "Hayat sıkıcı ve anlamsız. Büyük umutlarla başlıyoruz, sonra çuvallıyoruz. Hepimiz bir gün büyük sorulara cevap bulamadan öleceğimizi keşfederiz. Hayatımızın gerçeğini farklı biçimlerde yorumlayacak dolambaçlı düşünceler geliştiririz, bedenimizle büyük şeylere, gerçek şeylere dair kayda değer bir bilgiye uzanmaksızın. Aslında, kısa ve hayal kırıklıklarıyla dolu bir hayat yaşar, sonra da ölürüz. Kendimizi her şeyin tamamen anlamdan yoksun olmadığına inandırmak için hayatlarımızı bokla doldururuz; kariyerle, ilişkiyle falan."
- Trainspotting
205. "Sivil hayata tahammül edemiyormuş. Orduda olmak, eroinman olmak gibi. Tek fark eroinman olduğunda seni vurmazlar. Genellikle vuruşu yapan sen olursun."
- Trainspotting
206. "Ve siz bağırmak istersiniz: hayır, seni geri zekalı amcık, tabii ki değil, amına koyayım, çünkü uygarlık şarap döküp ekmek kesmekten çok farklı bir şeydir ve bahsettiğin şey sadece keyif yapmaktan, hayatın tadını çıkarmaktan ibaret."
- Porno
207. "kendimizden daha zayıf varlıklara, hayvanlara yani, şefkat göstermeden hiçbi zaman kendimizi sevmeyi öğrenemeyiz."
- Trainspotting
208. "Bazen insanların canki (madde bağımlısı) olmayı farkında olmadan sırf bir parça sessizlik istedikleri için seçtiklerini düşünürüm."
- Trainspotting
209. "Sadece iyiler genç ölür derler."
- Trainspotting
210. "Her saniye açlıktan çocuklar ölüyor, sinek misali. Bunun başka bir yerde gerçekleşiyor olması temel doğruyu çürütmez."
- Trainspotting
211. ""...sana oy vermeyecek insanlar için niye bir şey yapasın? Ahlak penceresinden bakarsan durum farklı elbette.
Fakat ahlakın siyasetle ne ilgisi var? Herşey para.""
- Trainspotting
212. "Hayatı seçin. İş bulun. İşinizde ilerleyin. Aile kurun. Büyük ekran bir televizyon alın. Çamaşır makinesi, araba, cd player, elektrikli konserve açacağı alın. Sağlığınıza dikkat edin. Kolesterolünüzü düşük tutun ve kendinize diş sigortası yaptırın. İpotekle ev alın. İyi bir ev için çalışın. Arkadaşlarınızı seçin. Hobileriniz için ayrı giysiler ve uyumlu çanta kullanın. Doğru dürüst bir çatısı olan, üç odalı pahalı bir daire kiralayın. AVM’ye gidin ve Pazar sabahı orada ne işiniz olduğunu düşünün. Kanepenizde oturun, televizyonun beyninizi yıkamasına izin verin, ruhunuzu o salak yarışmalara satın ve bir şeyler tıkının. Tüm bunları yaptıktan sonra intihar edin. Sırf neslinizi devam ettirebilmek için... Ürettiğiniz o sersem bebelerin ortalığa işemesini izleyin. Geleceğinizi seçin. Hayatı seçin. Ama neden böyle bir şey yapayım ki? Ben hayatı seçmemeyi seçtim. Ben başka bir şey seçtim. Neden mi? Hiçbir nedeni yok..."
- Trainspotting
213. "Gözüm üzerinde. Dikkatli olsan iyi edersin."
- Düzgün Muamele
214. "Bilmemek daha iyidir bazen. Hatta, bilmemek her zaman daha iyidir, hani."
- Trainspotting
215. "“Kızların çoğu yaşlandıkça kadın olur ama erkekler çocuk olmaktan hiç vazgeçmiyor.”"
- Porno
216. "“Bazı insanları sevmek, uzakken çok daha kolaydır.”"
- Trainspotting
217. "İşinize mukayyet olması, her şeyi görüp bilmesi için tanrının gözüne müracaat edin. Öyle bir mükemmeliyete asla eremeyeceğiniz aşikar ama o, ilham sahibi olanı sever."
- Düzgün Muamele
218. "...biri sana iyi davrandığında bunun karşılığını ona aynen vermen gerekir."
- Düzgün Muamele
219. "Bazısından laf almak taştan kan almak kadar zor."
- Düzgün Muamele
220. "Onu düşünmeden geçirdiğim tek gün yok."
- Düzgün Muamele
221. ""iş hayatı yürek gerektirir!""
- Düzgün Muamele
222. "Selamlaştık. Efendice davranmak paraya falan mal olmaz."
- Düzgün Muamele
223. ""İyi bir kalbin hiçbir şeye faydası yok,"dedi. "İnsanı mutlu etmeye yetmiyor; hayır, yetmiyor.""
- Düzgün Muamele
224. "anın dışında bir şey yok"
- Trainspotting
225. "çünkü ben seni sevmek için yaratılmışım, güzelim, sen de beni…"
- Trainspotting
226. "İnsan olmak için bu kadar beklemeseydim keşke. Bir şeyin geç olması hiç olmamasından iyidir ama, inanın bana."
- Trainspotting
227. "“yani, şefkat göstermeden hiçbi zaman kendimizi sevmeyi öğrenemeyiz”"
- Trainspotting
228. "Kendi bilgisizliğimin uzanımlarıyla yüzleşiyorum."
- Düzgün Muamele
229. ""Gireceğin savaşı dikkatli seçmek her zaman geçerliliğini koruyacak bir öğüt.""
- Düzgün Muamele
230. "Tükenene kadar okudum ve yatağa neredeyse sürünerek gidip derin bir uyku çektim."
- Düzgün Muamele
231. "“Gerçek bilgi duygusal ve duygularda yatıyor artık, gerçek duygular fotoşoplanmış imajlardan, sloganlardan ve repliklerden doğuyor…”"
- Porno
232. "Hayatın seni bir yere götürmediğini söyleme sakın
Meleğim...
Şu göklere bak, hayat başladı, geceler ılık,
günler genç..."
- Trainspotting
233. "Anın dışında bir şey yok."
- Trainspotting
234. "Seni tekrar görmek istediğini söyleyen birini terk etmek her zaman iyidir çünkü seni bir daha görmek istemedikleri için onları terk edeceğin gün mutlaka gelecektir. Hiç uğraşmamak en güzeli."
- Porno
235. "Gözleri futbol topu kadardı, hem nefret saçıyor hem de yalvarıyorlardı; sözde ihanetimin yakıcı kanıtları."
- Trainspotting
236. "Yirmi beş yaşındaydı ve yakında kırkına basacaktı."
- Trainspotting
237. "anın dışında bir şey yok"
- Trainspotting
238. "çünkü ben seni sevmek için yaratılmışım, güzelim, sen de beni…"
- Trainspotting
239. "Olan Leith ve Granton’da takılan evsizlere olacak. Tanrı’nın Midlothian taraftarı olduğunun bir ispatı daha!"
- Düzgün Muamele
240. "İnsanın şu dünyada dengi bir kadına rastlaması harika be!"
- Düzgün Muamele
241. ""Rekabet felsefesi ve sanatı üzerine epey okumuşluğum vardır, Ronnie. Kitaplar insanı eğitir.""
- Düzgün Muamele
242. "Tanrım, tıpkı hamamböceğini ve karasineği yarattığın gibi o insanları da yaratmana sebep olan sonsuz iradeyi kabul ediyorum. Akıl erdirilemez sırlarını sorgulamak sadık bir hizmetkarın olarak bana düşmez."
- Düzgün Muamele
243. ""Şu b**tan dünyayı terk etmek için doğru zaman olduğuna en ufak kuşku duysam, beni ikna edebilirdin.""
- Düzgün Muamele
244. "İçinde varsa vardır ve ihtiyacın olan şey onu dışarıya çıkaracak tecrübedir."
- Düzgün Muamele
245. "Bir insan başka bir insanı ne kadar tanıyabilir ki?"
- Trainspotting
246. "Bazı insanları sevmek, uzakken çok daha kolaydır."
- Trainspotting
247. "İhtiyaçları çoğaldıkça arkadaşları azalacak. Hayatın ters orantılı ya da sapkın matematiği."
- Trainspotting
248. "Kodese girmenin iki yolu var; biri masum olarak diğeri ise gerçekten suçlu olarak. Benim girme sebebimin ne olduğunu tam olarak bilemiyorum, ama suçların en büyüğü aptallık suçudur."
- Tutkal
249. "Ama insanlar maddiyata çok fazla önem veriyorlardı. Eşyayla aşırı duygusal bir bağ kuruyorlardı."
- Trainspotting
250. "Bu kentin sınırlarını ve çirkinliğini görmüştüm bir kez, eskisi gibi bakmam mümkün değildi artık."
- Trainspotting