
İnsanın Acısını İnsan Alır Kitap Tanıtımı
“Ayrılık ne biliyor musun? Ne araya yolların girmesi, ne kapanan kapılar, ne yıldız kayması gecede, ne güz, ne ceplerde tren tarifesi, ne de turna katarı gökte... İnsanın içini dökmekten vazgeçmesi ayrılık. İpi kopmuş boncuklar gibi yollara döktüğü gözlerini, birer damla düş kırıklığı olarak toplaması içine. Ardında dünyalar ışıyan camlar dururken duvarlara dalıp dalıp gitmesi. Türküsünü söyleyecek kimsesi kalmamak ayrılık. Ödünç sesle konuşan bir kalabalık içinde kendi sesiyle silinmek. Birdenbire büyümesi, gülüşü artık yaprak kıpırdatmayan bir çocuğun. İnsanın yaşlandıkça kendi kuyusuna düşmesi. Bir kadının yatağına uzanan kül bağlamış bir gövde. Saçına rüzgâr, sesine ışık düşürememek kimsenin. Parmaklarını sözüne pınar edememek. Uzaklarda bir adamın üşümesi, bir kadın dağlara daldıkça. Işıklı vitrinlere bakmadan geçmek çarşılardan. Çiçekçilerden uzağa düşmesi insanın yolunun. Evlerle sokaklar arasında bir ayrım kalmaması... Ayrılık o küçük ölüm, usta dokunuşlarla bizi büyük ölüme hazırlayan.”

İnsanın Acısını İnsan Alır Kitaptan Alıntılar
1. "Ölenler ölümü bilmez, ölüm kalanlar içindir."
2. "kim birazcık ona benziyorsa gizlice seviyordum."
3. "Farkında mısınız bilmem, kimse kendi acısını bile duymuyor artık."
4. "Seni hiçbir dünya telaşına değişmedim ben."
5. "Geceyi seyrede seyrede öğrendim ki ışık insanın içinde yanmıyorsa yüzüne vurmuyor."
6. "Gelince sen geliyordun ama gidince dünya kopuyordu yüreğimden."
7. "İçtenliğimden aldım en çok yarayı ."
8. ""Seni hiçbir dünya telaşına değişmedim ben.""
9. "Tuhaf değil mi insanın gücü sevdiğine yetiyor."
10. "Birbirine ihtiyacı olanlar özenle uzak duruyor birbirinden."
11. "Namusu cinsel organlara indirgeyen adamların mutsuz kadınları, bedenlerini soğuk yataklara çarpa çarpa tiksintiyi ve şiddeti doğuruyor."
12. "Benim kıyısında bir saygıyla beklediğim olanak, başkalarının çiğneyip attığı sıradanlıktı."
13. "Tuhaf değil mi, insanın gücü sevdiğine yetiyor."
14. "Farkında mısınız bilmem, kimse kendi acısını bile duymuyor artık."
15. "“Geceyi seyrede seyrede öğrendim ki
ışık insanın içinde yanmıyorsa yüzüne vurmuyor.”"

İnsanın Acısını İnsan Alır Kitap İncelemeleri
hâli hazırda yaşayan şair ve yazarımızdır. Şanslıyız, hâlâ dinleyebilme, tecrübelerinden faydalanabilme imkanımız olduğu için..
kitabı deneme türü olarak geçiyor. 1995 yılında çıkan bir kitap. Çoğunlukla deneme,biraz aforizmalar var ve biraz da biyografi yazmış yazarımız. Ben kitabı alırken bilmiyordum içinde biyografiler olduğunu ve okurken çok mutlu oldum. Birbirinden kıymetli şairlerimizin biyografilerini
kaleminden okumak,onların deneyimlerini öğrenmek çok güzel. Nazım Hikmet den Gülten Akın a, Cahit Külebi den Orhan Veli Kanık a, Metin Altıok'dan Ceyhun Atuf Kansu ya , Pablo Neruda dan Kemal Özer e,ve daha başka şairlerin de çok kapsamlı olmasa da biyografilerine değinmiş.
Kitapta geçen konular;aşk,sevgi, ayrılık, kültürel çatışmalar, yalnızlık, yaşlılık, ölüm, şehirler (mesela İstanbul), adalet,baba, anne, anılar, eşitlik ve özgürlük,acı, gitmek,yol ve yolculuk hâli, yazmak, okumak, arkadaşlık,dostluk, kardeşlik,kadın olmak, evlilik ,sokak ve ev,iyilik, insan ayrımcılığı, ırkçılık, yaşamak,şiir yazmak ve şiirin önemi üzerine denemeler yazmıştır.
açıkçası kelimelerle dans etmiş. Denemelerin her biri,bir gösteri tabiri caizse.Normal monoton cümleler yerine,derinliği olan,yüreğe dokunan,tesbitleri yerinde denemeler yazmıştır. Okumak,alıntılamak,üzerine düşünmek, dokunduğu duygu ile ilgili anılara dalıp gitmek güzeldi.
Keyifli okumalar
Öncelikle Merhaba
Kitap yazarın 1990'lardaki düzyazılarının bir derlemesi şeklinde. Kitabın ilk iki bölüm hayata, insana dair; son bölümünde ise yazar bazı şair ve yazarlara dair değerlendirmeler ve alıntılara kendi yorumunu katarak yer vermiş. Şahsen ben uzun zamandır bu formatta olan bir kitap arayışı içindeydim. Sosyal medya üzerinden bu kitaba ulaşınca ilk metinleri internet üzerinden okuyup beğendim ve kitabı satın almaya karar verdim.
1) Başlardaki paragraflarda daha duygusal ögeler ön planda olsada sonlara doğru siyasete ve değişik birçok konuya daha değinmeye başlayan yazarın metinlerini takip etmek gerçekten bana çok zor geldi.
2) Belirli bir konu altına toplanmadan karmaşık bir şekilde verilen yazıları kim tarafından söylendiğini (bir kadın mı, yoksa konuşan kişi yazar mı gibi gibi...) anlayana kadar yazı üzerinde çok vakit kaybettim bu da benim kitaptan zevk alamamı engelledi.
3) İçinde birçok yazım hatasıyla karşılaştım. Belli bir noktaya kadar yazım hatalarının görmezden gelinebilir olduğunu düşünsemde belli yerlerde gözüme öyle çok battı ki bazı metinlerin duygusunu tam olarak hissedemedim.
4) Metinler yazarın tarzı gereği aşırı ağır, uzun cümleli ve süslü bir anlatıma sahipti. Kişiden kişiye bu tarz iyi yada kötü olarak yorumlanabilir olsada ben okura duyguyu işleyebilmek için süslü anlatımdan çok sade bir anlatımın tercih edilmesi gerektiğini düşünüyorum.
Yazarın şiir kitaplarını daha okumadım ve şiir kitaplarına da bir şans verme taraftarıyım. Bu formatta yazarı pek başarılı bulamasamda şiirlerinin iyi olabileceği düşüncesindeyim.
Şükrü ERBAŞ - İnsanın Acısını İnsan Alır
Nereden, nasıl hissettiklerimi, kitabın bana hissettirdiklerini yazsam bilmiyorum. Hemen hemen her cümlesi, her kelimesi derin ve belli ki büyük bir özenle yazılmış. Her satırda his var..
Şükrü ERBAŞ kalemi sağlam bir yazar. Bu kitapta ne yok ki.. Kitabın türü DENEME fakat içinde şiir de var, inceleme de tanıtım da.. Ben bir “Nazımsever” olarak kitapta anlatılan Nazım ile konuşmak beni yeniden kendime getirdi.. Nazım’ı öyle güzel anlatmış ki ERBAŞ..
Çok ağır vurmuş kelimelere, çok yürekten.. “Öyle ki kötülük o gösterilmeden tanımlanamazdı. Kendi içine bakmayı birazcık bilen herkes, sesinin tınısından içindeki bataklığın kıvamını görürdü.”
Şükrü ERBAŞ’ın okuduğum ilk kitabı ve biliyorum ki son olmayacak..
Uzun zamandır böyle bir şamarı bekliyordum, iyi geldi.. “Durduğu yerde değersiz bir bütün olarak kalmaktansa, parçalana parçalana gitmenin büyük doğruluğuna inandırmıştı kendini..”
Ve diyor ki ERBAŞ; “Susarak ya da koşarak yaşadıklarımız, payını bizden geceleri alıyor sanırım.”
Ve bir tavsiye bırakıyor okuyucuya; “Gözlerimi dilimin yerine koydum koyalı insanlara uzak gelmeye başladım, biliyorum. Herkesin bu kadar kolay anlaşması içimi üşütüyor..”
Son olarak AŞKA sesleniyor; “Tuhaf değil mi insanın gücü sevdiğine yetiyor. Benim biricik ayrıcalığımsın oysa. Sana işgal edersem dünyayı nasıl tanımlarım ben. Damla kendini tamamladı ve gelip sana damladı. Hepsi bu...”
Şimdi .. Herkese keyifli okumalar kitap sever güzel insanlar..
Şükrü Erbaş - insanın acısını insan alır -
Genellikle roman okuyan birisi olarak, şiir kitaplarında zorlansam da, Şükrü Erbaş yazarımız bu algımı yıktı ve beni kendine bağladı. Bağlama çalan, türkü söyleyen bir insan olarak, kitabın içeriğinde türkü sözleri olması, beni ziyadesiyle memnun etti ve keyifle okumamı sağladı. Şükrü Erbaş yazarımız da nasıl bir gözlem var kelimelere yüklediği anlamlar ve yaşadıkları o kadar derin ki onu anlamak oldukça zor. O hislerini,düşüncelerini, duygularını kelimelerle iliklerine kadar hissettiriyor.
Kitap hakkında tek olumsuz söyleyebileceğim 142.sayfadan sonra başka şair ve yazarlarımız hakkında bilgi vermeye ve onların yaşamlarını anlatmaya devam ediyor bu durum bazı yazarlarımız hakkında bilmemiz gerekenler açısından güzel bişey ancak çoğu yer yazar hayatı ve yaşadıkları sanki bir önsöz gibi bilgi amaçlı verilen bir açıklama gibi oldu 142 sayfadan sonra da sadece Şükrü Erbaş yazarımızın şiirleri olsaydı çok daha akıcı ve güzel olurdu benim için.
Kitap sonrası Şükrü Erbaş ile söyleşimizde
https://ucretsizkitap.com.tr.com/bidunyakitapgrubu1
önderliğinde çok güzel geçmişti onların sayesiyle de yazarımızla tanışmış olduk grubumuza çok teşekkür ederim
Yazarımız aşırı duygulu bir insan onu anlamak ve yazdıklarını anlamlandırmak bir kere ile olacak iş değil defalarca okunması gerekir.
Okumanızı tavsiye ederim ben keyifle okudum sizlere de keyifli okumalar
“Sevgili “Şükrü Erbaş..” Ahh bu ne derin bir üsluptur diye başlamak istiyorum incelememe...
Kitabı açar açmaz “Seni hiçbir dünya telaşına değişmedim ben.. diye açılan bir kitap gelde derin derin okuma gel de bu uslübe hayran kalma.. Şiir, aşk, gelenek, görenek, saygı, sevgi, geçmiş, gelecek bu kadar güzel bir üslupla anlatılabilir di ancak... Her mısrasında kendimizden bir parça, her mısrasında yüreğimize ok gibi düşen yaralar, kitap kokusunu severiz ya hani buram buram derin derin kitap kokusu aldım her satırında....
“Seni hiçbir dünya telaşına değişmedim..”dedi.. Ve sonra
“ Ayrılık ne biliyor musun? diye de devam etti..
“Üstadın her eseri ayrı bir sevda, memleket, sevgi kokarken bu eserde hepsinin bir araya toplanmış halini görmüş oluyoruz.. Bana kalsa bütün kitabı kırpmadan alıntılarım ama ucretsizkitap.com.tr okurlarını da sıkmamak gerekir zannımca:) Ama okumayan kaldıysa mutlaka alınıp okunması gereken bir eser...Saygıyla eğiliyor ve o güzel yüreğinden çıkan satıları yazan ellerinden öpüyorum “Şükrü Erbaş’ı” ve son bir alıntısıyla bitiriyorum incelememi...”
“Türküsünü söyleyecek kimsesi kalmamak Ayrılık..Ödünç sesle konuşan bir kalabalık içinde kendi sesiyle silinmek..Birden bire büyümesi, gülüşü artık yaprak kıpırdatmayan bir çocuğun.. İnsanın yaşlandıkça kendi kuyusuna düşmesi...”
Saygılarla.
Ee benden bu kadar:) Keyifli okumalar dilerim ama mutlaka okuyun okutun hatta bu eseri değer verdiğiniz insana altını çizdiğiniz satırlarlarla birlikte hediye edin:)
Keyifli okumalar...”