İki Dirhem Bir Çekirdek Kitap Bilgileri
Yazar: İskender Pala
Tahmini Okuma Süresi: 6 sa. 0 dk.
Sayfa Sayısı: 212
Basım Tarihi: 23 Ekim 2020
İlk Yayın Tarihi: 3 Ekim 2002
Yayınevi: Kapı Yayınları
Orijinal Dil: Türkçe
ISBN: 9789758950379
Ülke: Türkiye
Dil: Türkçe
Format: Karton kapak
İki Dirhem Bir Çekirdek Kitap Tanıtımı
Anlatımı güzelleştirmek, savunulan fikir ve düşünceyi daha etkili kalmak daha etkili kalmak üzere her dilde kalıplaşmış bazı sözler bulunur. Atasözleri, dua ve temenni cümlecikleri, sövgü ve ilençler, bilmece ve tekerlemeler… Bu tür kalıplaşmış sözler arasında, dilin bünyesinde en sık rastlanılanlar ise deyimdir. Dilin bünyesinde kalıplaşmış ve kökleşmiş olarak değişmeden kullanılan deyimler, hiç şüphe yok ki anlatıma canlılık ve güç katarlar. Bu sayede düşüncelerin ve olayların muhataba daha etkili biçimde yansıtıldığı bir gerçektir.
Bazı kişilerle ilgili anılar ve hikâyeler, tarihten alınmış olaylar, ve. Deyimlerin ortaya çıkış nedenleri arasında ön sıraları paylaşırlar. Bu bakımdan deyimlerin kaynaklarını arayıp bulmak, oldukça meşakkatli bir iştir. Bazen rastgele bir sayfada, bazen bir dipnotta, bazen de hiç ummadığınız bir el yazması sayfasında bir deyimin ortaya çıkış hikâyesiyle karşılaşmak mümkündür.
Deyimlerimizin ortaya çıkış hikâyelerini bilmenin, dilimizin kültüre yansıyan yüzüne bir renk katacağı kesindir. Umarız, bu konuda daha geniş araştırma yapacaklar için bu küçük kitap bir başlangıç olur.
(Tanıtım Bülteninden)
İki Dirhem Bir Çekirdek Kitaptan Alıntılar
1. "Gecelerin kaç saat olduğunu, var git gam tutkunu olanlardan sor !"
2. "Devlete iyi hizmette bulunmak, Allah katında asla boşa gitmiş olmaz..."
3. "Yaz dostum! Kimse göçmez bu dünyadan mal ile"
4. ""Ve unutmayınız, zalim olmaktansa mazlum olmak daima iyidir.""
5. "“Lambayı (mumu, ışığı) söndür” denilemez (Allah kimsenin ışığını söndürmesin); lambayı dinlendir denilir. Keza lamba yakılmaz, ancak uyandırılabilir."
6. "insan kırılan kalbi için küsmeyi bulmuş
bakmış affedemiyor
susmayı bulmuş.."
7. "Ve unutmayınız, zalim olmaktansa mazlum olmak daima iyidir."
8. "~
Gecelerin kaç saat olduğunu, var git
gam tutkunu olanlardan sor!
~"
9. ""Edep kelimesi e (eline), de (diline) ve b (beline) harflerinden müteşekkildir ve tam manasıyla insanın uyması gereken düsturların remzidir. Erenlerin 'Elin tek, dilin pek, belin berk tut!' demesi de bunun dervişçesidir.""
10. "Bir gün elbet sevgilinin Eşref saatine rastlarım da şu kırık gönlüm yapılır."
11. "Dünya, hep aynı dünyadır."
12. ""Zaman sana uymazsa sen zamana uy""
13. "İnsan kırılan kalbi için küsmeyi bulmuş, bakmış affedemiyor susmayı bulmuş."
14. "Her hüner makbül imiş illâ edeb illâ edeb"
15. "Allah insanların sonunu hayır eylesin!.."
İki Dirhem Bir Çekirdek Kitap İncelemeleri
İskender Pala yine yapmış yapacağını, Muhteşem bir kitap...
Diğer kitaplarına istisnaden bu kitap başka bir tarzda ve konuda..
Atasözleri ve Deyimlerin hikâyesini okuyoruz; o kadar farklı yerden geliyorlar ki bazılarında şaşırmadan edemedim ve gülmeden..
Unutulmaya yüz tutmuş, hatta unutulan bir çok deyimleri de görüyoruz. Çok şey öğretiyor kitap, fazlası var eksiği yok. Kendi değerlerimizi daha yakından daha ayrıntılı öğreniyoruz. Güzel bir şey bu. Sizi sıkmadan bir gün de bitireceğiniz hikâyeler..
Sizi en beğendiğim Deyimin hikâyesini yazmak istiyorum;
ELİ KULAĞINDA.
İslâmiyet yayılmaya başlayıp da Müslümanların sayısı artınca, namaz için onları bir araya toplamak üzere ezan okunması kararlaştırılmış ve sesi güzel olduğu için de Habeşistanlı eski köle Hz. Bilal, bu vazifeye seçilmişti. Ne var ki Medine'deki müşrikler ve diğer dinlere mensup olanlardan bazı tahammülsüz insanlar, ezan okunurken sesi duyulmasın diye gürültü yapmaya, çocukları toplayıp Bilal-i Habeşî ile alay ettirmeye başlamışlardı. Bunun üzerine Hz. Bilal, ellerini kulaklarını tıkayarak ezan okumaya başladı. Bilâhare müezzinler, ellerini kulaklarını tıkamayı bir tür Bilal-i Habeşî sünneti gibi gördüler ve ezanı öyle okudular.
Eskiden birisi yanındakine,
- Ezan okudu mu, dediğinde, eğer vakit çok yakın ise,
- Okunmadı ama (müezzinin) eli kulağında; dermiş.
✿ ✿ ✿
Eskilere göre 'tabirler' bize göre 'deyimler'...Deyim denilince aklımıza neler geliyor? Bu sorunun cevabını almak için hemen öğrenci arkadaşlara danıştım.Pek çoğu kalıplaşmış sözler,iki ya da daha fazla kelimeden meydana gelmiş sözler,kendi anlamını yitirmiş sözler vb... tanımlar yaptılar.Özünde doğru da bildiler..O vakit pek çoğumuz deyim nedir ? sorusuna birkaç kelime ile yanıt verebiliyoruz ama deyimlerin ortaya çıkış hikayelerini bilen var mıdır ? Bu sorunun yanıtına ise işte bu eser koşuyor...Bu eserle 99 adet deyimin hikayesini öğrenmeye ne dersiniz?
Kültürümüzün bize sunduğu renklerden,deyişlerden bir tat almak ve de bunları akıcı bir dil,duru bir üslup ile öğrenmek tadı damakta bırakacak türden..
İskender Pala yıllardır topladığı deyim hikayelerini bu küçük fakat hacimli eserde toplayarak ne güzel bir iş ne güzel bir araştırma yapmış.
Her mürekkep yalamış insanın kütüphanesini zenginleştirecek özel bir eser,zaman zaman geri dönüp okumalar yapar,bilgilerimi güçlendiririm.Severek okuduğum,öğrencilerime okuttuğum bir eser..Daha ne olsun? Bu sorunun da cevabını buraya serpiştireyim dahası şu;öyle deyim hikayelerinden oluşması akademik değerini düşürdüğünü sanmayın..Şu an bile Edebiyat Fakültesi,Türk Dili ve Edebiyatı öğrencilerinin faydalandığı kaynak kitaplardan olur kendileri...Ne diyelim;araştıran,kitap haline getiren sağ olsun....
Başta Türk dili edebiyatı mmezunlarnı/mezun aşamasındakilerini olmak üzere tüm okurseverleri içtenlikle selamlıyorum.
Bazı kitaplar vardır" okumasam bile bunu almalıyım bu bende olmalı" dersiniz kapağı güzel olduğundan mı?
Sanmam
Koltuk takımınza uyum sağlayacaği için mi?
Bir bakıma mümkün: ) ama bu da değil. Bazı eserler kitaplığınızda olmazsa çok büyük linç yersiniz benden söylemesi :))bakınız, edebiyat dostları "o kitabı okudum ama kitaplığımda yok" sözünü pek sevmiyor "kitaplığımda var ama henüz okuma fırsatı bulamadım"mazeretini daha hoş buluyor niyeyse:)
Eğer bir edebiyat meraklısı yahut mezunuysanız kitapliğinizın olmazsa olmazlarından biridir İskender Pala ve beraberinde iki dirhem bir çekirdek... Ne demek şimdi bu Türk edebiyatı deyim ve atasözlerinin sahaya sunulmuş olmasının bir yaşanmişliği var. Okurken "bu, bu muymuş yaaa" diyecek olduğunuzu biliyorum. Bizim öğrencilere hep sözü süsleme tekniklerinden bahsederim. Bunların başinda da iyi bir atasözü deyim bilgisi gelir diyorum. Durumu izah etmede o kadar şık duruyor ki. Bir de sizi anlamayanlara açıklama yapiyor olmak müthiş haz veiryor. Üstelik bu sözün nerden geldiğini de biliyorsanız tamam:) siz olmuşsunuz demektir. Miss gibi durum değerlendirmecisi oluveriyorsunz. Hakikaten eğlenceli ve ustalık getirisi olan bir meşgale..
Sözü süsleyin efendim:)
Keyifli okumalar:)
İyi akşamlar güzel bir deyim kitabı ile geldim.. Kitap 99 tane deyimin hikayelerini içermektedir. Kitapta bildiğimiz ve unutulmaya başlanılmış deyimleri akılda kalıcı şekilde yazmış yazarımız. Kitabı okuyunca bir çok deyimi yanlış anlamda kullandığınızı farkedeceksiniz. Kitabın dili akıcı hikayelerde çok uzun değil. Deyimlerin nerden geldiğini bilmek ve deyimleri öğrenmek hiç bu kadar güzel olmamıştı. Herkesin okuması gereken bir kitap.
Aklım da kalan bir kaç deyim isimlerini yazayım
--"Ağzına Tükürmek"
--"Ağızından Baklayı Çıkarmak"
--“Eski Kulağı Kesiklerden”
--"Matrak Geçmek"
--"İpe Un Sermek"
--"Sarı Çizmeli Mehmet Ağa
#alıntı
''Ağzına Tükürmek' deyiminin; aslında geçmişte şifa olarak yapılan bir işlem olduğunu öğreniyoruz. Tıbbın gelişmediği ve hacı hoca, falcılardan medet umulduğu dönemlerde, iyileşmek için yapılan bu metot zamanla tehditvari bir hal alarak günümüzdeki haline dönüşmüş.
Yine eğlenceli ve en ilginçlerinden biri ise ''Dolap Çevirmek,'' deyimidir. Bunun eski bir konak geleneği olduğu vurgulanmaktadır. Eskilerin gözünde aşk dahil olmak üzere bir çok yakınlaşma durumu ayıba kaçtığından; konaklardaki hizmetçiler, aşçılar, bahçıvanlar, dadılar... Yaşayan her kim ise hissettikleri duyguları konak sahibine sezdirmemek için çeşitli yollar kullanırlarmış. Edindikleri mendil, lavanta, lokum gibi hediyeleri dolap içlerine bırakarak ancak karşı tarafa gönderebilirlermiş. Dolap içinde çevirdikleri bu masumane oyunla da günümüze kadar bu deyimimiz ulaşmış.
İskender Pala, kullandığı dil ve okuyucuyla iletişiminde beni etkileyen bir yazar oldu. Kitaplarında işlediği konular ve bunu işleyiş şekli oldukça etkileyici. Mesela ben bu kitabın türünün sadece Edebiyat, Roman, Araştırma, İnceleme, Deneme, Eğitim, Hikaye gibi tanıtılması yerine genel olarak Edebiyat/Kültür olarak tanımlanmasını çok daha doğru karşılardım.
Deyimlerin tarihi kaynaklarını ve nasıl oluştuğunu anlatan bir eser olmasının yanında yazarının da İskender Pala olması çok ilgimi çekti. Kitabın adının yani ‘İki Dirhem Bir Çekirdek’ hikayesi de ilginçtir. Keçiboynuzu dediğimiz oldukça besleyici (ve tadı da bir o kadar kötü) gıdanın tohumu uzun yıllar boyunca elmas ölçmek için kullanılmış. Doğada ağırlığı asla değişmeyen tek tohum budur çünkü. Yunanca ‘Keration’, İngilizce ‘Carob’ ve Arapça ‘Kırrat’ yani bizim kullandığımız Arapça’dan gelen ‘KARAT’ kökeni de bundadır.
Burada kitaba da adını veren bu Keçiboynuzu Çekirdeği aslında 16 tanesi 1 dirheme eş tutulur. Eski altın paraların ağırlığı da 2 dirhem 1 çekirdeğe eş tutulduğundan şık giyimli kişilere de iltifat olarak söylenen ve böyle kabul edilen bir sözdür. Yani olağanın üstünde giyinen, süslenen şimdi argo olarak kullanılan ‘Kokoş’ gibi sözlerin daha kibarı, daha cana yakını diyebiliriz.
Eh, yeterince başınız şiştiyse kitabın geldiği yeri anlatabildik demektir. Keyifli okumalar dilerim..