Hesap Günü Kitap Bilgileri
Yazar: Mustafa Kutlu
Tahmini Okuma Süresi: 4 sa. 29 dk.
Sayfa Sayısı: 158
Basım Tarihi: Ekim 2015
İlk Yayın Tarihi: Ekim 2015
Yayınevi: Dergah Yayınları
ISBN: 9789759956660
Ülke: Türkiye
Dil: Türkçe
Format: Karton kapak
Hesap Günü Kitap Tanıtımı
Usta hikâyeci Mustafa Kutlu’dan yepyeni bir eser.
“Musallada bir tabut, yeşil örtü üstünde, yapayalnız...
İkindi okunmuş, namaz kılanlar camiye girmiş, kılmayan kalabalık cami duvarına yanaşıp saçak altına sığınmış. Alafranga bir muhit; ama gelin durumu izah edin. Erkekler cami duvarında, kadınlar şadırvan altında. Haliyle haremlik selâmlık olmuş. Böyledir...
Önce bir büyücek naylon top, pat-pat zıplayarak müezzinin bahçesine kadar gitti, mısırların arasında kayboldu. Topun ardından bir oğlan çocuğu altı, yedi yaşlarda; onun ardından aynı yaşta bir kız, mısır püskülü sarı saçlarını savurarak koştular.
Hem koşuyor, hem gülüyor, hem cıvıl cıvıl konuşuyorlar. Mısırların arasında kayboldular. Çocuklar böyle bir rüzgâr estirdiler işte. Gökyüzünün karanlık çarşafı keskin bir bıçakla yırtıldı. Arasından güneş çıktı, beyaz bulutlar. Kuşlar ötmeye, çiçekler açmaya başladı. Şadırvan havuzundan su sesi geldi.
Hayat olanca parıltısıyla cami avlusunu ışığa boğdu...”
Hesap Günü Kitaptan Alıntılar
1. "Yani mülk Allah'ındır. Kulun elinde bir şey yoktur, o Allah'a muhtaçtır."
2. "Acaba ben şu hayattan ne istiyorum? Bir bilebilsem! Bildiğim şu: Rüzgârın önüne düşmüş kuru yaprak olmayayım."
3. "İçimde bir boşluk oluştu.
Sebep: Hiç."
4. "Ama hayat hayal ile geçmez. Bir de bunun gerçeği var. Acıdır."
5. ""Ben" dersen yoldan çıkarsın. "Ben" demek terk-i edeptir."
6. "Mükafat sevindirir, ceza üzer.
Başarı sevindirir, yenilgi üzer.
Bu yüzden yarışmaları sevmem."
7. "Hayat böyledir, beklenmedik sürprizler taşır."
8. "Sen fukaraya yardım ettin. Borç isteyeni geri çevirmedin. Kimsenin aleyhine dolap çevirmedin, kimsenin kalbini kırmadın, sana iyi insan denebilir.
Ne güzel.
Güzel ama bu "iyi insan" olma seni kurtarmıyor. Hesap günü ibadetlerin, helal ve haramın hesabını vereceksin."
9. "mazi bizi hiçbir vakit terketmez...."
10. "İnsan dünyaya kendini kaptırınca zamanın nasıl geçtiğini bilemez. Bir akıntıya düşüp tüm ömrünü koşturarak geçiren çoktur."
11. ""Şu geç kalma duygusu yok mu? Sonradan ele geçen sanki hiç geçmemiş oluyor. Tadı kaçmış, pörsümüş bir eski arzu.""
12. ""Kişi noksanını bilmek gibi irfan olmaz""
13. ""Hepimiz insanoğluyuz, övgüye dayanmak zor.""
14. "Velhasıl dünya hayatı "İş" dediğimiz oyun ve eğlenceden ibarettir."
15. "„Bir oyun ve eğlenceden ibaret olan dünya hayatı cami avlusundan çıkanları yeniden koynuna aldı. Bedir bu manzara karşısında dayanamadı. Tabuttan başını çıkarıp bağırdı: - Heeey! İnsanlar! Nereye gidiyorsunuz?
Ses bomboş cami avlusunda yankılandı.
Az önce orada biri vardı.
Şimdi yok.”"
Hesap Günü Kitap İncelemeleri
"Yaşamıyoruz. Resimlerimiz, fotoğraflarımız kadar yaşamıyoruz. Mendilimiz, gömleğimiz, potinlerimiz kadar yaşamıyoruz." diyor Necip Fazıl, Yaratmak kitabında. Mustafa Kutlu da benzer şekilde Meczup karakterinin ağzından insanlara "Ölüm var, ölüm!" Diye haykırıyor. Ömür kısa diyor, hesap günü hızla yaklaşıyor. Peki hesap gününe hazır mıyız? Hazırlıklarımız ne durumda?
Roman, ana karakter Bedir'in cenazesi ile başlıyor. Tabutunda uzanırken hayatından gelip geçen insanları izliyor. Kimisi birkaç damla gözyaşı akıtıyor, kimisi helallik istiyor, kimisi böyle durumlar da olmasa bir araya gelemeyeceklerini ifade ediyor, sonra hepsi günlük hayattan, modadan, siyasetten, cemiyet hayatından, oradan buradan konuşmaya başlıyorlar. Cenazesine misafir olduğumuz Bedir'in çocukluğuna, gençliğine, yetişkinliğine iniyoruz. Bir solukta okunacak, inişli çıkışlı, paranın, hırsın, şehvetin, şan ve şöhretin peşinde geçen bir ömür... Yaşamına ara ara Enver dahil oluyor. Onu tekkeye, camiye çağırıyor. Beş vakit namazını kılmasını, çalışıp mütevazi bir hayat yaşamasını tavsiye ediyor. Enver'in fikirleri ne zaman hoş gelse araya kirli ama getirisi çok olan bir iş giriyor ve Bedir, bu hayatı bırakıp dünya işlerinin peşinden koşuyor. Son sahnede Bedir'in tekrar cenazesine dönüyoruz. Eşi, kızı, oğlu, dostları, tanıdıkları hepsi bir bir camiden ayrılıyorlar. Bedir tabutunda yalnız kalıyor.
Eser etkileyici, sürükleyici ve anlamlıydı.
Kolayca okunabilecek ama etkisinden çıkması o kadar da kolay olamayacak bu kitabı tavsiye ederim.
Mustafa Kutlu’nun Hesap Günü adlı eseri, modern insanın iç dünyasına yöneltilmiş derin bir sorudur: “Hayat gerçekten bu kadar mı süratli geçmeli ve biz bu kadar mı oyalanmalıyız?” Anlatı, görünürde sıradan bir ölüm hikâyesiyle başlar. Bedir sabah uyanmaz. Bu sakin ve sessiz açılış, okuru bir anda kendi faniliğiyle yüzleştirir. Kutlu’nun başarısı, sıradan bir olayı varoluşsal bir kırılma anına dönüştürmesindedir.
Eserde ölüm bir son değil, başlangıçtır. Zira ölümle birlikte yalnızca Bedir’in değil, çevresindeki insanların da iç muhasebesi başlar. Kutlu, bu muhasebeyi didaktik bir dille değil; sade, yer yer sarsıcı ama samimi bir üslupla sunar. Böylece okur yargılanmadan ama derin bir sarsıntıyla düşünmeye sevk edilir.
Metnin arka planında, dünyaya aşırı yönelmişliğin, gafletin ve ruhsal erozyonun izleri vardır. Yazar, modern çağın sunduğu konforun insanı iç âleminden ne denli uzaklaştırdığını göstermekle kalmaz; asıl kaybın “hesap bilinci” olduğunu da vurgular. Kitapta sıkça tekrarlanan ve alt metinlerde hissettirilen kavramlar; zamanın kıymeti, ölümün yakınlığı, tövbenin gerekliliği ve insanın kendini unutuşudur.
Kutlu’nun anlatımı yalındır ama her cümlede yoğun bir tefekkür hissi barınır. Anlattığı olay kadar, anlattığı “biçim” de okuyucunun kalbine dokunur. Hesap Günü, bir hikâyeden ziyade, içsel bir çağrıdır. Herkesin ertelediği o soruyu fısıldar:
“Gerçekten hazır mıyız?”
Mustafa Kutlu / Hesap Günü
“Acaba ben şu hayattan ne istiyorum? Bir bilebilsem! Bildiğim şu: Rüzgârın önüne düşmüş kuru yaprak olmayayım.”
“Heyecanlıyım. Hayatıma yeni bir sayfa açılacak. Beyaz bir sayfa. Lâkin bir dakika sonra ne olacak, bilebilir miyiz? Hayır. Ne demiştik "nasip".
Mustafa Kutlu’nun kitaplarını yoğun okumalarımın arasına alarak zihnimi dinlendirmek için seçiyorum genellikle. Hesap Günü kitabında ise tüm okumalarımı bir tarafa bırakıp musallada yatan bir kişi oluverdim birden.
Paşazâde Bedir’in hayatı, tam da son bulduğu yerden okuyucuya sunuluyor. Bizler devam eden bir hayatın hikâyesini okumayı severiz. Bitmiş bir hayatın izlerini sürmek ise ruhumuzu ve idrâkimizi derin bir muhasebeye koyuyor.
Hepimizin günlük dertleri arasına sıkıştırdığı “zamanı gelsin yaparız” cümleleri tokat gibi çarpıyor yüzümüze.
Ve hepimizin düşündüğü “ben öldükten sonra insanlar neler söyler, neler konuşur acaba?” sorusunun çarpıcı cevaplarını okuyorsunuz. Benim için kutlu ve şok edici bir okuma oldu.
Şok ediciliği kitabın gidişâtıyla alakalı değil. Başından belli zaten sonu. Olayların hepimizin hayatındaki ortak paydaları sizi de şok edecek.
Okuduğum Mustafa Kutlu eserleri arasındaki sıralamam;
1) Mavi Kuş
2) Hesap Günü
3) Tirende Bir Keman
4) Uzun Hikâye
Hayat çok güzel aynı zamanda çok da kısa, iyisiyle kötüsüyle yaşıyoruz nasıl geçtiğinin farkında bile olmadan.Bir zaman gelecek herkesin kendi kıyameti dediğimiz "ölüm"ü tadacağız, eskilerin deyişiyle belki vakitli belki vakitsiz. O soğuk, uzun musalla taşına tüm hayat boyunca çırpınıp sahip olmak istediğimiz ya da olduğumuz hiçbir şeyi almadan boylu boyunca uzanacağız.Sayısız kez dinlediğimiz sela bu kez bizim için okunacak, yıkanıp kefenlenecek, sonra namazımız kılınıp kabre defnedileceğiz. Bu esnada etrafımızda bulunan çoğu kişiyi de göreceğiz, duyacağız, kimi bizim hakkımızda konuşacak belki doğru belki yanlış müdehale bile edemeyeceğiz, belki de hiç umursanmayacağız ve yine dünya telaşından bahsedilecek yanı başımızda.
Peki bunları hiç düşünüyor muyuz; bu kadar hırs, çaba, kavga, kin neden; gelip geçici bu alemde neden biraz nefes alıp kendimizi dinlemiyoruz, neden kırıp döküyoruz, neden doymuyoruz hep benciliz?
Kitap öyle güzel dile getirmiş ki aslında bunları, öyle hızlı yaşadın ki, kaybetmem dedin çok şey kaybettin ve perişan oldun; istediğin her şeye sahip oldun, dünya nimetlerinin zevkini sürdün ama bak kazansan da kaybetsen de sonun yine aynı yola çıktı, ne yaparsan yap kurtulamadın ve ölümü tattın, diyor.
Mustafa Kutlu'nun kalemini çok seviyorum. Yormuyor sizi, ne anlatmak istiyorsa net dile getiriyor, o kadar sade o kadar akıcı. Kesinlikle tavsiyemdir dostlar.
Yine bir Mustafa Kutlu eseri, yine sade, günlük, sıradan, her daim etrafımızda gördüğümüz, tanık olduğumuz olayları, insanları anlatan bir kitap. Tabi Mustafa Kutlu o sıradanlık ve sadelik içerisinde, derinliği, manayı öyle bir yakalıyor ki...
Bizlere; ey okur, evet bu kitapta tanık olduğun insanlar etrafında yaşayan, okuduğun olaylar çevrende yaşanılan olaylar ama bu insanların yaşadıklarının içerisinde dikkat etmemiz gereken çok önemli noktalar var. Bunları kaçırma, anla, düşün ve kendine dersler çıkar.
Mustafa Kutlu'nun bir davası, amacı, mefkuresi var. Kitaplarında bu amacını, gayesini, mefkuresini o sedelik ve sıradanlık içerisinde öyle güzel bir şekilde işliyor ki, çok lezzetli ve keyifli... Mustafa Kutlu okuduğunuz zaman, kültürünüze, tarihinize, toprağanıza sahip çıkmanız gerektiğini anlıyor ve hissediyorsunuz.
Hesap Günü eserinde Bedir karekterinin, dünyaya dalıp gidişini, dünya meşkalesi ile uğraşıp dururken, o iş, bu iş derken geçen giden bir ömür. Nasıl geçip gittiğini anlamadan giden bir ömür, hepimiz öyle değil miyi? Dünyaya dalıp gidiyoruz, bunu kazanayım, bunu da başarayım, şu evi alayım, bu arabanında modelini yükseltsem... Diye diye bir bakıyoruz, ömür bitmiş. İşte paşazademiz Bedir'de yaşadı, çalıştı, hayallerinin peşinden gitti, üzüldü, mutlu oldu, öfkelendi, kazandı, kaybetti ama sonunda musalla taşına geldi. Hepimizin karşılaşacağı sonu yaşadı ve bitti. Herkes onu terkedip gitti. Kitabın sonunda denildiği gibi,
"Az önce orada biri vardı.
Şimdi yok."
Bir defa geldiğimiz bu hayatı hakkı ile yaşamak duası ve umuduyla.
Kitapla kalın...