Günter Grass En Beğenilen Sözleri
1. "“Benim her yere gidesim var, hiçbir yere dönesim yok.”"
- Teneke Trampet
2. ""Benim her yere gidesim var, hiçbir yere dönesim yok.""
- Teneke Trampet
3. "Benim her yere gidesim var, hiçbir yere dönesim yok."
- Teneke Trampet
4. "Beton ölümsüzdür yüzbaşım."
- Teneke Trampet
5. "Hiçbir şey bir annenin yerini tutamaz derler."
- Teneke Trampet
6. "Denizin gözü önünde insan nasıl da güzelleşiyor. Gözler özgürlüğüne kavuşuyor, kanatlanıyor."
- Teneke Trampet
7. "Bir anne her şeyi anlar, her şeyi hisseder, her şey affeder."
- Teneke Trampet
8. "İnsanoğlu umut ettiği sürece umut dolu sonuca gelmek için her seferinde yeniden başlayacaktır."
- Teneke Trampet
9. "... insanın yüreği dolduğunda gözlerinin de dolması gerektiği gibi bir zorunluluk yoktur; bazıları ağlamayı asla başaramaz,..."
- Teneke Trampet
10. ""Benim her yere gidesim var, hiçbir yere dönesim yok.""
- Teneke Trampet
11. "... insanların kalbine bakabildiğini biliyordum. Bir tek kendi kalbine bakmadın, yoksa yanımda kalırdın..."
- Teneke Trampet
12. "Şüphe eden, inanandır; inanmayan ise en uzun süre inanandır."
- Teneke Trampet
13. "Günahlar ne de güzel temize çıkartılıyor:.."
- Teneke Trampet
14. "Sadece gerçek tembeller işten tasarruf eden icatlar yapabiliyor."
- Teneke Trampet
15. "Ey yemeğin kutsal eylemi sen ki kahvaltı edildikçe halkları birleştirirsin!!"
- Teneke Trampet
16. "Nasıl bir zamanda olursak olalım, bizim gibi insanlar birbirini asla kaybetmez."
- Teneke Trampet
17. ""Soğuk mezarına gidene kadar dürüstlük ve sadakatinden ödün verme.""
- Teneke Trampet
18. "'Çamuru fazla karıştırma, üzerine sıçratırsın.'"
- Kurbağa Güncesi
19. "Ey tanrım, çatımın altına uğramana layık biri olmasam da, bir kelam et ne olur..."
- Teneke Trampet
20. "Hem okumayı öğrenmek, hemde cahile oynamak o kadar kolay değildi."
- Teneke Trampet
21. "Düşüncelerinin nereden geldiğini bilmesem de, nereye gittiklerini biliyordum."
- Teneke Trampet
22. "Tüm insanların ölmesinin gerektiğini düşünüp düşünmediğini bilmek istiyordu...
Tüm insanların eninde sonunda ölmesi gerektiğinden de emindi ama tüm insanların dünyaya gelmesinin gerekli olup olmadığından emin değildi."
- Teneke Trampet
23. "Sayfalara zarar vereceksin, kitap elinde kalacak. Altı Gulden para saydım ona."
- Teneke Trampet
24. "Sanırım bir taraftan hiçbir şeyden vazgeçememe, diğer taraftan hiçbir şey olmadan geçinebilme huyumu annemden aldım;..."
- Teneke Trampet
25. "Bunların çocukları yok herhalde."
- Teneke Trampet
26. "Soğuk mezarına gidene kadar dürüstlük ve sadakatinden ödün verme."
- Teneke Trampet
27. "... ve ben bağırdığımda değerli ne varsa un ufak olurdu,..."
- Teneke Trampet
28. "Soğuk mezarına gidene kadar dürüstlük ve sadakatinden ödün verme."
- Teneke Trampet
29. "... sıradan halkla ilişki kurmak istesem de, bizim binanın afacanlarına rastlayıp, bu yamyamlarla birkaç kez temas ettikten sonra sağ salim kitaplarıma geri dönebildiğime şükrediyorum."
- Teneke Trampet
30. "Bu denli sıkıntılı bir ruh halinde onu ancak kitapları, ... neşelendirebilirdi."
- Teneke Trampet
31. "... sıradan halkla ilişki kurmak istesem de, bizim binanın afacanlarına rastlayıp, bu yamyamlarla birkaç kez temas ettikten sonra sağ salim kitaplarıma geri dönebildiğime şükrediyorum."
- Teneke Trampet
32. "Bu denli sıkıntılı bir ruh halinde onu ancak kitapları, ... neşelendirebilirdi."
- Teneke Trampet
33. "Kulağımla yakaladığım her sözü, duyduğum her şeyi tartıp biçtikten sonra, ilkel beynimle aynı anda değerlendirip, falancayı yapmaya, filancayı da yapmamaya karar veriyordum."
- Teneke Trampet
34. "İnsanoğlu umut ettiği sürece umut dolu sonuca gelmek için her seferinde yeniden başlayacaktır."
- Teneke Trampet
35. "Acaba miyopların daha fazlasını gördüğüne dair yaygın bir görüş mü vardı?"
- Teneke Trampet
36. "... leylekler sana bir kardeş getirdi."
- Teneke Trampet
37. "Sonunda göz açıp kapayıncaya kadar yüzyıllar geçer. Ama sığınaklar kalır, tıpkı piramitlerin kalması gibi. Sonra günün birinde adını bilmediğim bir arkeoloğ gelip şunu düşünecek :Şu birinciyle yedinci dünya savaşları arasında ne sanattan yoksun bir dönem geçirmiş dünya, donuk yapılı gri beton yapılar, arada sırada sığınak girişlerinde rastlanan vatan uslubunda amatörce tasarlanmış süslemeler..."
- Teneke Trampet
38. "Siz bir yağcısınız, genç dostum."
- Teneke Trampet
39. "Ne hayat bekliyordu ama bizi!"
- Teneke Trampet
40. "...sadece gökyüzüne bakıyordum onunla yetinmeyi öğrendim."
- Teneke Trampet
41. "Sürekli itilip kakılıyor, ne yaşamasını ne de ölmesini biliyor!"
- Teneke Trampet
42. "Çünkü sevginin saati, umudun sonu, inancın sınırı yoktur. Sadece bilmek ve bilmemek zamana ve sınırlara bağlıdır."
- Teneke Trampet
43. "... ben daha çok seyirci grubundan olmayı tercih ediyorum."
- Teneke Trampet
44. "Bu tarz mimariden anlayacak sinirlere sahip değillerdi. Onlar betona inanıyorlardı."
- Teneke Trampet
45. "Bizim gibiler asla seyirci tarafında olmamalı. Bizim gibiler sahnede, arenada olmalı. Bizim gibiler oynamalı ve eylemlerine karar vermelidir, yoksa bizim gibiler onun eline düşer. Ve onun gibiler bize seve seve her türlü kötülüğü yaparlar!"
- Teneke Trampet
46. "Kendi varlığınıza alışmaya çalışın ki, yüreğiniz huzur bulsun, şeytan sizden hoşnut kalmasın!"
- Teneke Trampet
47. "İkimiz de kahramanız, birbirimizden çok farklı kahramanlarız;..."
- Teneke Trampet
48. "Okuldan sonsuza dek bıkmak için üstün körü koklamak yeterliymiş."
- Teneke Trampet
49. "Her zaman sadık ve dürüst kal,..."
- Teneke Trampet
50. "... günün saatlerinin önemli olup olmadıklarını bilmiyorum; çünkü sevginin saati, umudun sonu, inancın sınırı yoktur, sadece bilmek ve bilmemek zamana ve sınırlara bağlıdır..."
- Teneke Trampet
51. "... beni birisiyle karıştırdı,... çünkü titreyerek fısıldamaya başladı: "Aman tanrım, şeytan!""
- Teneke Trampet
52. "Uzaklaş şeytan! Ama şeytan uzaklaşmak bilmiyordu."
- Teneke Trampet
53. "***
Özel haberler duymak için sanki çılgınca bir isteğe kaptırmışsın kendini.
***"
- Teneke Trampet
54. "Onların sloganı yoksulluk, yoksulluk ve tekrar yoksulluk!"
- Teneke Trampet
55. "... çünkü çok yorgunum ve yazacak sözüm hemen hemen hiç kalmadı."
- Teneke Trampet
56. "Bizim boyumuzda insanlar için sabırlı olmak kolay değil. Dıştan büyümeden insan kalmak, ne görev, ne zor zanaat ama!"
- Teneke Trampet
57. "Mezarlıklar her zaman bana çekici gelmiştir. Oralar bakımlı, anlaşılır, mantıklı, erkeksi ve canlı yerlerdi. İnsan mezarlıklarda cesaret kazanıp kararlar alabiliyor, mezarlıklarda hayatına bir çerçeve çizebiliyor -demek istediğim mezarlık çerçevesi değil- ve isterse anlam kazandırabiliyor."
- Teneke Trampet
58. "Bizler demir muştalar ya da ateşli silahlar kullanmadan hayatta kalmayı başarmış insanlardık."
- Teneke Trampet
59. "Dua eden biri için, bakan birisinin gözünde izlenmeye değer olabilmek hoş ve duasına faydalı da olsa, dua eden birisi rahatsız edilmemeli; ne dua edeni yoldan çıkarmaya girişilmeli, ne de dua edenin izleyeni yoldan çıkmasına izin verilmemelidir."
- Teneke Trampet
60. "Tanrım, bir güne ne kadar çok olay sığdırabiliyor insan."
- Teneke Trampet
61. "Tanrım, bir güne ne kadar çok olay sığdırabiliyor insan."
- Teneke Trampet
62. "...savaş tablo gibidir, ölüm de ressamın modeli..."
- Teneke Trampet
63. "... bugünlerde kısaca kavgacı serseri gençler denen bu yarı yetişkinlere karşı kendini biraz daha anlayışlı olmaya zorladı. Onların bu dolaysız ve kısmen beceriksiz hırslarını mazur görmeye çalışarak, daha yumuşak başlı ve tarafsız bir tavır sergiledim."
- Teneke Trampet
64. "... ben o çok çalışıp bir türlü başarıyı göremeyen insan sınıfına giriyordum."
- Teneke Trampet
65. "Şüphe eden, inanandır; inanmayan ise en uzun süre inanandır."
- Teneke Trampet
66. "Ateşler içinde yatarken her şeyi görüyor ve duyabiliyor, bir atlıkarıncaya binmiş, inmek istiyor ama inemiyordum. Çok sayıda küçük çocukla birlikte itfaiye arabalarında, içi boşaltılmış kuğuların, köpeklerin, kedilerin, domuzların ve geyiklerin içinde, dönüyor, dönüyor, dönüyor, inmek istiyor ama inemiyordum. Derken küçük çocuklar ağlamaya başlıyor, benim gibi itfaiye arabalarından, içi boşaltılmış kuğuların içinden çıkmak, kedilerin, köpeklerin, geyiklerin ve domuzların üstünden inmek istiyor, bir daha atlıkarıncada dönmek istemiyor ama inemiyorlardı. Çünkü orada atlıkarınca sahibinin yanında cennettin babası oturuyor, bizim adımıza bir turun daha parasını ödüyordu. Sonunda bizler de duaya başladık: "Ey rabbimiz, biz de biliyoruz, sende fazlasıyla bozuk paranın olduğunu, bizim atlıkarıncada dönmemizden hoşlandığını, bize dünyanın kaç bucak olduğunu göstermekten keyif aldığını. Lütfen artık para keseni cebine geri koy, dur de, mesai sonu, son durak, inin, dükkân kapandı, stoi' de. Biz zavallı çocukların başı döndü,...
Ancak sevgili tanrımız, babamız ve atlıkarınca sahibi kitapta yazdığı gibi gülümsüyordu."
- Teneke Trampet
67. "... dindar olmuştu. Neydi onu dindar yapan?"
- Teneke Trampet
68. "...kulaklarıma kadar mutluluğa ihtiyacım olduğunu hissetim."
- Teneke Trampet
69. "Otuzuncu yaş günü diğer, tüm doğum günlerin arasında en önemlisi otuzuncu yaş günü değil midir?"
- Teneke Trampet
70. "Uzanmak istiyordu. Her şeyi oluruna bırakmak kendini salmak istiyordu..."
- Teneke Trampet
71. ""Hem okumayı öğrenmek hem de cahili oynamak o kadar kolay değil ""
- Teneke Trampet
72. "Hiçbir şey annenin yerini tutamaz derler."
- Teneke Trampet
73. "İblis ise bana homurdanarak ve tekrar etmekten korkmadan cevap veriyordu: Havamda değilim, ... İblis havasında olmadığında fazilet kazanır. Nihayetinde iblisin de günün birinde keyfi kalmayabilir.
Böylece iblis bana destek olmaktan vazgeçmiş, bu ve benzeri takvim atasözlerini sayıklıyordu;..."
- Teneke Trampet
74. "Bir anne her şeyi anlar, her şeyi hisseder, her şeyi affeder."
- Teneke Trampet
75. "Ne zaman işin içine siyaset girse şiddet olayları patlak veriyordu."
- Teneke Trampet
76. "“Benim her yere gidesim var, hiçbir yere dönesim yok...”"
- Teneke Trampet
77. "Bugün her şeyin bizi gözetlediğini, görünmeyen hiçbir şeyin olmadığını, duvar kağıtlarının bile insanlardan daha iyi bir hafızaya sahip olduğunu biliyorum. Hani her şeyi görenin sevgili Tanrı olduğu sanılmasın. Yaşanan her olayın karşısında unutulmayan bir şahit olarak bir mutfak sandalyesi, elbise ütüsü, yarısına kadar dolu bir kül tablası ya da adı Niobe olan bir kadının tahtadan yapılma sureti yeterliydi."
- Teneke Trampet
78. "Benim bir melek olduğumu hâlâ öğrenemedin mi?"
- Teneke Trampet
79. "Uzunca süre beklemelerin eğitici bir etkisi vardır. Ama beri yandan uzunca beklemeler, bekleyenleri, bekledikleri karşılaşma sahnesini kafalarında o kadar ayrıntılı canlandırmaya götürür ki bu da bekleyen şeyi her türlü sürpriz şansından yoksun bırakır."
- Teneke Trampet
80. "Çalışkan bir amatör fotoğrafçı rolüne bürünmüş olarak, her pazar tepemizden, yani korkunç bir şekilde küçük gösteren bir açıdan fotoğrafımızı çeken ve bizi bazen iyi, bazen daha az poz vermiş olarak albümüne yapıştıran sevgili tanrımız, bana bu albümün sayfalarından güvenli ve her türlü keyif verici, ancak bir sayfada uzun süre oyalanmalardan alıkoyarak geçmeyi nasip etsin ve ... labirentlerde kaybolma tehlikesiyle karşı karşıya getirmesin; çünkü daha ona fotoğrafların
asıllarını göndermek için can atıyorum."
- Teneke Trampet
81. "... kadınlar da nedense hep aynı çığlığı atmak zorunda-..."
- Teneke Trampet
82. ""Ölüm Hayata Açılan Kapıdır""
- Kurbağa Güncesi
83. ""Bir insana tamamen güvendiğinizde iki sonuçtan birini elde edeceğiniz kesindir.Ya yaşam boyu bir dost, Ya hayat boyu bir ders.""
- Teneke Trampet
84. "***
Seyirden hoşlanan insanlar vardır hep.
***"
- Teneke Trampet
85. "Sevginin saati, umudun sonu, inancın sınırı yoktur..."
- Teneke Trampet
86. "Bugün, her şeyin bizi gözetlediğini, görünmeyen hiçbir şeyin olmadığını, duvar kağıtlarının bile insanlardan daha iyi bir hafızaya sahip olduğunu biliyorum. Hani her şeyi görenin sevgili Tanrı olduğu sanılmasın! Yaşanan her olayın karşısında unutmayan bir şahit olarak bir mutfak sandalyesi, elbise ütüsü, yarısına kadar dolu bir kül tablası..."
- Teneke Trampet
87. "Aslında onun için bir şey fark etmiyordu: Kazanmak yada kaybetmek. O sadece oyun için vardı."
- Teneke Trampet
88. "Mucize isteyen beklemesini bilmeli."
- Teneke Trampet
89. "...sevgisinden ağlıyordu; öyle bir sevgi ki, omuzlarıma kurşun gibi ağır bir çaresizlik yüklüyor ama hiç geçmek bilmiyordu."
- Teneke Trampet
90. "Benim her yere gidesim var, hiçbir yere dönesim yok.”"
- Teneke Trampet
91. "Günahlar ne de güzel temize çıkartılıyor ."
- Teneke Trampet
92. "Bu dünyada bazı şeyler varki - istedikleri kadar kutsal olsunlar- insan bunları kendine dayanak göstermemelidir!"
- Teneke Trampet
93. "Dünyada hangi sanat eseri, hangi roman bir fotoğraf albümünün epik zenginliğine sahip olabilir?"
- Teneke Trampet
94. "... vaftiz zamanımdan beri içimde yaşayan -ve hâlâ orayı kendine ev belleyen- kendi iblisimle ikili bir konuşmaya girmiş, ona sövüyordum: Oyunbozanlık yapma iblis! Yalvarıyordum: Rica ediyorum, yüzümü kara çıkarma! Ona yağ çekiyordum: Başka zaman böyle yapmıyordun sen."
- Teneke Trampet
95. "Testi sürekli su yolundaydı ve kırılmaktan başka çaresi yoktu."
- Teneke Trampet
96. "Bu denli sıkıntılı bir ruh halinde onu ancak kitapları, evdeki yalnız akşamları ve izcileriyle geçirdiği hafta sonu gezintileri neşelendirebilirdi."
- Teneke Trampet
97. "Uzun bekleyişler öğretici olur.."
- Teneke Trampet
98. "Günahlar ne de güzel temize çıkartılıyor..."
- Teneke Trampet
99. "Çalışan kazanır!"
- Kurbağa Güncesi
100. "Günahlar ne de güzel temize çıkartılıyor..."
- Teneke Trampet
101. "Tüm insanların ölmesinin gerektiğini düşünüp düşünmediğini bilmek istiyordu...Tüm insanların eninde sonunda ölmesi gerektiğinden de emindi ama tüm insanların dünyaya gelmesinin gerekli olup olmadığından emin değildi."
- Teneke Trampet
102. "Uzun beklemek insanı yetişkin gösterir. Ancak daha uzun beklemek, bekleyeni öylesine bir noktaya getirebilir ki, beklenilen için tasarlanan karşılama sahnesinin, beklenileni her türlü sürpriz yapma şansından yoksun bırakacak kadar ayrıntısına girmesine neden olabilir."
- Teneke Trampet
103. "Bir insana tamamen güvendiğinizde iki sonuçtan birini elde edeceğiniz kesindir.Ya yaşam boyu bir dost,Ya hayat boyu bir ders."
- Teneke Trampet
104. "Yetişkinler çalışkanlıkları, hırsları ve biraz da şans yardımıyla yaratıcı olabildikleri kadar, eserleri tamamlanır tamamlanmaz, çığır açan buluşlarının esiri de oluverirler."
- Teneke Trampet
105. "İnsan böyle bir park bankında oturup durdukça sonunda kendisi de oduna dönüşür ve biriyle konuşma ihtiyacı duyar."
- Teneke Trampet
106. "... kimin sessiz kalması gerektiğini, susturulması gerektiğini asla bilemeyeceğiz; ben bilmiyorum, ben tahmin ediyorum."
- Teneke Trampet
107. "***
Üzüntümüzle flört etmek için bir imkân varsa, bunu da yalnız fotoğraflar sağlıyordu bize.
***"
- Teneke Trampet
108. ""Bir mucize olması istendi mi, beklemesini bilmek gerekiyordu.""
- Teneke Trampet
109. "Oysa kızıl saç görsem boyamak geçer içimden.."
- Teneke Trampet
110. "***
Dünyanın yaradılışındaki o ilk ya da son gün gibi sessizdi ortalık.
***"
- Teneke Trampet
111. "Benim her yere gidesim var, hiçbir yere dönesim yok.”"
- Teneke Trampet
112. ""Bir mucize olması istendi mi, beklemesini bilmek gerekiyordu.""
- Teneke Trampet
113. ""Hani derler ya, ismim var cismim yoktu..."
- Kurbağa Güncesi
114. "***
Bazen elini uzatmak cesaretini kadın gösteriyor, o vakit erkek diz çöküp yalvarıyor, sonunda kadın, erkeğinin sözünü dinleyip vazgeçiyor, ama bundan böyle de onu küçümsemeye başlıyordu.
***"
- Teneke Trampet
115. "… rahat bir nefes aldığım zaman, hâlâ iğne gibi onun bu sözlerini vücudumda hissediyordum."
- Teneke Trampet
116. "Kötü kitaplar da kitaptır, bu nedenle kutsallıkları vardır."
- Teneke Trampet
117. "Belki de can sıkıntısı şeytanın ta kendisidir."
- Teneke Trampet
118. ""Şimdi ben gitmeliyim başka yere."
"Size, lütfen, eşlik edebilir miyim?"
"Ama, biraz çok uzak."
"Beni mutlu ederdiniz, gerçekten ... " "Ama mezarlığa gidecektim ... "
"Sizi çok rahatsız etmeyeceksem eğer ... " "Peki, gidelim bakalım.""
- Kurbağa Güncesi
119. "***
Başkaları değerli madenleri har vurup harman savururken, bende gene teneke suyunu çekmişti.
***"
- Teneke Trampet
120. "***
Enstantane fotoğraflar, şipşak fotoğraflar, vesikalık fotoğraflar arasındaki ey insan! Flâş ışığındaki insan! Eğik Piza Kulesi önünde dikilen insan! Vesikalık resimler elde edebilmek için sağ kulağını objektife çeviren insan!
***"
- Teneke Trampet
121. "***
Bir orta noktadan yola koyularak hikâye etmeye başlayabilirsiniz bir serüveni; sonra geriye olduğu gibi, ileriye doğru atak adımlarla yürüyüp işi karıştırabilirsiniz.
***"
- Teneke Trampet
122. "***
Beni doğup büyüdüğüm kentten çekip götüren neydi?
***"
- Teneke Trampet
123. "Sanki tuvalet, özgür düşünenlerin, öyle olacak ya da kalacak olanların oturabileceği tek yermiş gibi."
- Teneke Trampet
124. "Ne zaman bir şeyler acı çekse ve yorgun adımlarla sona yaklaşsa, çevresinde bu acısını paylaşan görgü tanığı, bu acıyı kısaltmak için hızlı bir son hazırlamak ister."
- Teneke Trampet
125. "... ben o çok çalışıp bir türlü başarıyı göremeyen insan sınıfına giriyordum."
- Teneke Trampet
126. "... bütün insanların kalbine bakabildiğini biliyordum. Bir tek kendi kalbine bakmadın, yoksa yanımda kalırdın..."
- Teneke Trampet
127. "***
İnsan umduğu süre, umut dolu bitişlerle boyuna yeniden başlayacaktır.
***"
- Teneke Trampet
128. "***
Cenazeler her zaman başka cenazeleri hatırlatır!
***"
- Teneke Trampet
129. ""Görüyorsunuz beyefendi, yaşıyorum lüks içinde.."
- Kurbağa Güncesi
130. "Koştum, kaçtım böylece, kendimden, her şeyden kaçtım.."
- Kurbağa Güncesi
131. "***
Kimin kimden şikâyete hakkı var ki.
***"
- Teneke Trampet
132. "...çünkü çok yorgunum ve yazacak sözüm hemen hemen hiç kalmadı."
- Teneke Trampet
133. "Kendi varlığınıza alışmaya çalışın ki, yüreğiniz huzur bulsun, şeytan sizden hoşnut kalmasın!"
- Teneke Trampet
134. "Dünyada hangi sanat eseri, hangi roman bir fotoğraf albümünün epik zenginliğine sahip olabilir?"
- Teneke Trampet
135. "Sadece gerçek tembeller, daha az çalışmayı sağlayan icatlar yapabilir."
- Teneke Trampet
136. "'Geçmişten hiçbir şey öğrenmedik, hatalar yapıyoruz ki , çifter çifter.'"
- Kurbağa Güncesi
137. "***
Türk kahvelerini içip dinlenmek üzere kahveye doğru yola koyulmuş bulunuyorlardı.
***"
- Teneke Trampet
138. "Çünkü hakikat,üç satırı geçmez..."
- Yengeç Yürüyüşü
139. "...günün saatlerinin önemli olup olmadıklarını bilmiyorum; çünkü sevginin saati, umudun sonu, inancın sınırı yoktur, sadece bilmek ve bilmemek zamana ve sınırlara bağlıdır..."
- Teneke Trampet
140. "Hiçlik teşhir edilmeksizin hiç oluyor."
- Soğanı Soyarken
141. "Ya hep ya hiç."
- Germania
142. "Ayrıca Gretchen'in kitaplığında Gustav Freytag'ın “Alacak ve Verecek” hesabını gören eseriyle Goethe'nin “Gönül Akrabalıkları” üzerine bir eseri, ayrıca “Rasputin ve Kadınlar” adını taşıyan bol resimli kalın bir cilt gözüme çarptı.
Uzunca bir duraksamadan sonra -seçme yapmak için elimin altında fazla bir şey yoktu, dolayısıyla acele karar veremiyordum- neye el attığımı bilmeden, sadece içimdeki o malûm sese uyarak ilkin Rasputin'e, sonra Goethe'ye uzandım.
Bu ikili uzanış da hayatımı, hiç değilse trampetimden ayrı olarak yaşamaya yeltendiğim hayatı belirleyip etkiledi ileride. Oskar'ın Akıl ve Ruh Hastalıkları Kliniğinin kitaplığını bir kültür açgözlülüğüyle odasına taşıdığı bugüne kadar da Schiller ve Schiller gibilerine boş yeriyor, Goethe ile Rasputin arasında, üfürükçüyle allâmei kül arasında, kadınları kendine bent eden o karanlık ruhlu kişiyle, kadınlarca bent edilmeye can atan o aydınlık ruhlu ozanlar kralı arasında bocalayıp durdum. Zaman zaman kendimi daha çok Rasputin'e yakın görmüş, Goethe'nin hoşgörüsüzlüğünden çekinmişsem, bunun suçu içimde uyanan o hafif kuşkudaydı. Eğer Goethe'nin yaşadığı zamanlarda trampetini böyle konuştursaydın Oskar, Goethe sende tabiata bir aykırılık görür, seni tabiata aykırılığın ta kendisi olarak mahkûm eder, işte öylesine gayri tabii bir kasılma gösterdiği halde şimdiye kadar senin hayranlık duyup özenmeye çalıştığın kendi tabiiliğini pek tatlı çerezlerle beslerken, seni yumruğuyla olmasa bile “Renkler Öğretisi” adındaki eserinin kalın bir cildiyle vurup yere sererdi."
- Teneke Trampet
143. "Dünyada hangi sanat eseri, hangi roman bir fotoğraf albümünün anlatım zenginliğine sahip olabilir?"
- Teneke Trampet
144. "***
Annenin yerini hiçbir şeyin tutamayacağı söylenir.
***"
- Teneke Trampet
145. "***
Bu denli sıkıntılı bir ruh halinde onu ancak kitapları, neşelendirebilirdi.
***"
- Teneke Trampet
146. "Hem okumayı öğrenmek, hemde cahile oynamak o kadar kolay değildi."
- Teneke Trampet
147. "İnsan mezarlıklarda cesaretini toplayıp kararlar alabilir, mezarlıklarda hayat kesin sınırlar kazanır hatta anlam kazanır."
- Teneke Trampet
148. "Tanrım, bir güne ne kadar çok olay sığdırabiliyor insan."
- Teneke Trampet
149. "Cenazeler her zaman başka cenazeleri hatırlatır!"
- Teneke Trampet
150. "Kendi varlığınıza alışın ki kalbiniz huzura kavuşsun ve şeytan ifrit olsun."
- Teneke Trampet
151. "Sadece gerçek tembeller işten tasarruf eden icatlar yapabiliyor."
- Teneke Trampet
152. "Bizim gibiler asla seyirci tarafında olmamalı. Bizim gibiler sahnede, arenada olmalı. Bizim gibiler oynamalı ve eylemlerine karar vermelidir, yoksa bizim gibiler onun eline düşer. Ve onun gibiler bize seve seve her türlü kötülüğü yaparlar!"
- Teneke Trampet
153. "Beri yandan saat denen şey, belki de en muazzam bir eseri büyüklerin. Gel gör ki, büyükler yaratıcı olabildikleri ölçüde, çabalarıyla, hırslarıyla ve biraz da şansları yaver gidip gerçekten yaratıcı oldukları ölçüde, hemen yarattıkları nesnenin, o çığır açan buluşlarının yaratıkları olup çıkıyorlar."
- Teneke Trampet
154. "***
Bekçiliğini yaptığım bir hazine var elimin altında.
***"
- Teneke Trampet
155. "***
Bir mucize olması istendi mi, beklemesini bilmek gerekiyordu.
***"
- Teneke Trampet
156. ""Hüsranla sonuçlanmış bütün okul reformlarını göz önüne alarak okula gitme zorunluluğunu kaldıracağımdan kısa bir süre içinde ortaya ...hiç bir kısıtlamayla karşılaşmayan okuma sevgisiyle kalın ciltlere dalmış eğitimin "bozmadığı "çocuklar çıkardı.."
- Germania
157. "Bugünlerde daha üç yaşında olanlar bile büyümek istemiyor."
- Teneke Trampet
158. "***
Bir kira evine ve bir kira evindeki on dokuz kiracının mutfağından etrafa dağılan kokulara nasıl da alışıyor insan.
***"
- Teneke Trampet
159. "***
Bir resim albümündeki anlatı zenginliği, bu dünya yüzünde başka nerede vardır?
***"
- Teneke Trampet
160. "Benim her yere gidesim var, hiçbir yere dönesim yok.”"
- Teneke Trampet
161. "Yeter artık ,ey insanlar ,bırakın düşüne düşüne kendi sonunuzu hazırlamayı. Son verin son vermeye ."
- Dişi Fare
162. "Yüreğimde bir öfke gittikçe büyümeye başlamıştı; içimde semiz, beyaz-mavimsi, gözsüz kurtlar çoğalıyor, kendilerine uygun bir leş arıyordu."
- Teneke Trampet
163. "Umut…
Çok geçmeden sona ereceğini ve böylelikle yeniden başlayabileceklerini ya da devam edebileceklerini ummaya başlıyorlardı; final müziğinden sonra ya da final müziği sırasında müziğin çok geçmeden biteceğini umar gibi tıpkı. Ama hâlâ neyin biteceğini bildikleri yoktu. Sadece çok geçmeden biteceğini, bakarsın yarın bitecegini umuyor, bugün inşallah bitmez diyorlardı çünkü birden bir bitişi ne yapacaklardı?
Ve derken bitince, çarçabuk davranıp umut dolu bir başlangıç yaptılar bu bitişten çünkü burada bitiş demek herkesin içinde umut ve başlangıç demektir, en kesin bitişlerde bile böyledir. Dolayısıyla şu da yazılmıştır ayrıca: İnsan umduğu süre, umut dolu bitişlerle boyuna yeniden başlayacaktır."
- Teneke Trampet
164. "Çünkü hakikat,üç satırı geçmez…"
- Yengeç Yürüyüşü
165. "Hiçbir şey bir annenin yerini tutamaz derler. Annem toprağa verildikten kısa bir süre sonra zavallı annemi özlemeyi öğrendim."
- Teneke Trampet
166. "***
Bir anne her şeyi anlar, her şeyi hisseder, her şey affeder.
***"
- Teneke Trampet
167. "Bellek, boşlukları deşmekten hoşlanır. Yapışıp kalan şeyler kendiliğinden, değişik adlar altında ortaya çıkar, kılık değiştirmeyi sever."
- Soğanı Soyarken
168. "Suç, kanıtlanabilse de, üstü örtülse de, tahmin olarak kalsa da kalıcıdır. Suç çöküntü olup kalır, silinecek bir leke, kurtulacak su birikintisi değildir."
- Soğanı Soyarken
169. "“Testi sürekli su yolundaydı ve kırılmaktan başka çaresi yoktu.”"
- Teneke Trampet
170. "...insanın yüreğindeki doluluk ille de gözlerinden taşmaz, bazıları ağlamayı beceremez, özellikle son on yıllarda olduğu gibi; o yüzden bizim yüzyılımız, ne kadar acı ve keder dolu olursa olsun, günün birinde gözyaşlarından yoksun yüzyıl olarak anılacaktır..."
- Teneke Trampet
171. "Gençler yaşı ileri olanlardan farklı ağlıyorlardı. Zaten gençlerin sorunları da bambaşka. Bu sorunlar hep sınav ve yükseköğretim imtihanları..."
- Teneke Trampet
172. "Düşüncelerinin nereden geldiğini bilmesem de, nereye gittiklerini biliyordum."
- Teneke Trampet
173. "Sanırım bir taraftan hiçbir şeyden vazgeçememe, diğer taraftan hiçbir şey olmadan geçinebilme huyumu annemden aldım."
- Teneke Trampet
174. "Bir insana tamamen güvendiğinizde iki sonuçtan birini elde edeceğiniz kesindir.Ya yaşam boyu bir dost, ya hayat boyu bir ders."
- Teneke Trampet
175. "Şimdi şöyle bir öfkemi kusayım istiyorum."
- Kurbağa Güncesi
176. "Ve düşerken bağırıyor: Bakın,
Ayaktayım hâlâ."
- Sonluluk Üzerine
177. ""Bir kuş gibi şakıyor, cıvıldıyor! Bazen ürkütücü mutlaka, ama gene de onun gülüşünü duymak hoşuma gidiyor, neden böyle sık sık neşelendiğini sormuyorum. Ola ki bana gülüyordur, benimle alay ediyordur. Ama onun için gülünecek biri olmak da hoşuma gidiyor.""
- Kurbağa Güncesi
178. "***
Yüz numara insanın zındık olduğu, zındık olabileceği ve zındık kaldığı yerdi âdeta.
***"
- Teneke Trampet
179. "***
Hitler'in iktidarı ele almasından sonra, evlerde yavaş yavaş elektrikli süpürgeler ön plana geçmeye başlamıştı; halı çırpma direkleri gittikçe yalnızlığa gömülüyor ve bundan böyle sadece serçelerin işine yarıyordu.
***"
- Teneke Trampet
180. "***
Hem okumayı öğrenmek, hemde cahile oynamak o kadar kolay değildi.
***"
- Teneke Trampet
181. "***
Türk kahvesi içilip pasta yenerek yorgunluk çıkarılıyor.
***"
- Teneke Trampet
182. "Bugün ileride olacakları önceden haber veren işaretlerin varlığına pek inanmıyor Oskar. Ama yine de o zaman gelecekteki bir felâketi müjdeleyen yeteri kadar işaret vardı ortada; ayağına gittikçe daha büyük çizmeler geçiriyor felâket, boyuna daha büyük çizmelerle daha büyük adımlar atarak felâketi sağa sola taşımayı tasarlıyordu.
Dostum Herbert Truczinski göğsünde tahta bir kadının açtığı yaradan ölüp gitmişti. Kadının kendisine bir şey olmamış, mühürlenip onarım bahanesiyle müze mahzeninde muhafaza altına alınmıştı.
Gel gör ki felâket, mahzene kapatılamaz; pis sularla kanalizasyona karışır, hava gazı boruları içerisine girer, bütün evlere dağılır böylece; çorba tenceresini mavimtırak alev üzerine koyan hiç kimse, yiyeceğini kaynatan nesnenin felâket olduğunu sezemez."
- Teneke Trampet
183. "...yemekten bıkmıştı; ...hayattan da, özellikle erkeklerden...bıkmıştı."
- Teneke Trampet
184. "Oh, kutsal krema; üzerine pudra şekeri ekilmiş, açıkla bulutlu arasında değişen pazar ikindisi."
- Teneke Trampet
185. ""Cenaze törenleri her vakit daha başka cenaze törenlerini anımsatıyor insana.""
- Teneke Trampet
186. "Bilmiyorum, hangi sabah, hangi akşam, bilmiyorum, günün şu ya da bu vakti olması önemli mi çünkü sevgi günün şu zamanı, bu zamanı diye bir şey tanımaz ve umut sonsuzdur ve inanç sınır tanımaz, sadece bilmek ve bilmemektir ki zamanlara ve sınırlara bağlıdır ve çok kez vaktinden önce sakallarda, sırtlanmış torbalarda, kabuklu bademlerde son bulurlar, bu yüzden yine şöyle demek zorundayım:
Bilmiyordum, oh, bilmiyorum neyle, ince ya da kaba, her dolduruşun fiyatı okunabilse bile bu fiyatın içinde neler var bilmiyorum, bu dolduruşların isimlerini hangi sözlüklerden yürüttüklerini bilmiyorum, bilmiyorum kimin eti, bilmiyorum kimin dili: Sözcükler bir anlam taşıyor, kasaplar sükûtla geçiştiriyor, ben dilimler kesiyorum, sen kitapları açıyorsun, ben lezzetini bulduğum şeyleri okuyorum, sen neyin sana lezzetli geldiğini bilmiyorsun…"
- Teneke Trampet
187. "Burada, bugün her türlü dayanma sınırımız aşılmıştır!"
- Kurbağa Güncesi
188. "***
Bugünlerde daha üç yaşında olanlar bile büyümek istemiyor.
***"
- Teneke Trampet
189. "***
Kendi varlığınıza alışmaya çalışın ki, yüreğiniz huzur bulsun, şeytan sizden hoşnut kalmasın!
***"
- Teneke Trampet
190. ""Benim her yere gidesim var, hiçbir yere dönesim yok.""
- Teneke Trampet
191. "Testi boyuna gidip gelmişti suya, kırılmayacaktı da ne olacaktı."
- Teneke Trampet
192. "Hep söylerler, bir anne her şeyi fark eder derler, her şeyi duyar, her şeyi affeder derler. Anneler günü tekerlemelerinden başka bir şey değil bunların hepsi. Annem bende bir cüce varlığı sezdi. Elinden gelse cüceyi kaldırıp atardı başından. Ama beni kaldırıp atamadı çünkü çocuklar cüce bile olsa belgelerde kayıtlıdır, öyle ha deyince kaldırılıp atılamaz. Sonra ben onun cücesiydim, beni kaldırıp atmakla kendi kendini atmış, kendi kendini engellemiş olacaktı. Ya ben ya cüce diye sorup durdu annem kendi kendine. Nihayet kendi hayatına son verdi, balıktan başka yiyecek komadı ağzına hem taze balık bile değil. Sonra da sevgililerine yol verdi; şimdi, annem Brenntau Mezarlığı'nda yatadururken, herkes diyor ki, annemin sevgilileri ve dükkânın müşterileri diyor ki: O cüce var ya, trampet çala çala mezara yolladı kadını. Oskar yüzünden yaşamak istemedi kadıncağız, onun kanlısı Oskar’dır."
- Teneke Trampet
193. "Kim gün ışığını, lambaların ışığını söndürür benim için?"
- Teneke Trampet
194. "...bizim yüzyılımız, içinde ne kadar her türlü acı barındırırsa barındırsın, günün birinde gözyaşlarından yoksun yüzyıl adını alacaktır...."
- Teneke Trampet
195. "Kulağımla yakaladığım her sözü, duyduğum her şeyi tartıp biçtikten sonra, ilkel beynimle aynı anda değerlendirip, falancayı yapmaya, filancayı da yapmamaya karar veriyordum."
- Teneke Trampet
196. ""Benim her yere gidesim var, hiçbir yere dönesim yok.""
- Teneke Trampet
197. "Tatlı ikram edildiğinde hemşireler nasıl da mutlu oluyor."
- Teneke Trampet
198. "Çok sayıda küçük çocukla birlikte itfaiye arabalarında, içi boşaltılmış kuğuların, köpeklerin, kedilerin, domuzların ve geyiklerin içinde, dönüyor, dönüyor, dönüyor, inmek istiyor ama inemiyordum. Derken küçük çocuklar ağlamaya başlıyor, benim gibi itfaiye arabalarından, içi boşaltılmış kuğuların içinden çıkmak, kedilerin, köpeklerin, geyiklerin ve domuzların üstünden inmek istiyor, bir daha atlıkarıncada dönmek istemiyor ama inemiyorlardı. Çünkü orada atlıkarınca sahibinin yanında cennettin babası oturuyor, bizim adımıza bir turun daha parasını ödüyordu. Sonunda bizler de duaya başladık: "Ey rabbimiz, biz de biliyoruz, sende fazlasıyla bozuk paranın olduğunu, bizim atlıkarıncada dönmemizden hoşlandığını, bize dünyanın kaç bucak olduğunu göstermekten keyif aldığını. Lütfen artık para keseni cebine geri koy, dur de, mesai sonu, son durak, inin, dükkân kapandı, stoi' de. Biz zavallı çocukların başı döndü,...
Ancak sevgili tanrımız, babamız ve atlıkarınca sahibi kitapta yazdığı gibi gülümsüyordu."
- Teneke Trampet
199. "***
Soğuk mezarına gidene kadar dürüstlük ve sadakatinden ödün verme.
***"
- Teneke Trampet
200. "Bir zamanlar bir dolap vardı, içinde elbise askılarında anılar asılıydı."
- Soğanı Soyarken
201. "Hatırlamak, saklambaç oyununu sever. Büzülüp gizlenir. Güzel sözlere meyillidir ve çoğu kez gereksiz yere, süslenmekten hoşlanır. Titiz davranan, haklı çıkmak için huysuzluk eden belleğe karşı çıkar."
- Soğanı Soyarken
202. "Çok sayıda küçük çocukla birlikte itfaiye arabalarında, içi boşaltılmış kuğuların, köpeklerin, kedilerin, domuzların ve geyiklerin içinde, dönüyor, dönüyor, dönüyor, inmek istiyor ama inemiyordum. Derken küçük çocuklar ağlamaya başlıyor, benim gibi itfaiye arabalarından, içi boşaltılmış kuğuların içinden çıkmak, kedilerin, köpeklerin, geyiklerin ve domuzların üstünden inmek istiyor, bir daha atlıkarıncada dönmek istemiyor ama inemiyorlardı. Çünkü orada atlıkarınca sahibinin yanında cennettin babası oturuyor, bizim adımıza bir turun daha parasını ödüyordu. Sonunda bizler de duaya başladık: "Ey rabbimiz, biz de biliyoruz, sende fazlasıyla bozuk paranın olduğunu, bizim atlıkarıncada dönmemizden hoşlandığını, bize dünyanın kaç bucak olduğunu göstermekten keyif aldığını. Lütfen artık para keseni cebine geri koy, dur de, mesai sonu, son durak, inin, dükkân kapandı, stoi' de. Biz zavallı çocukların başı döndü,...
Ancak sevgili tanrımız, babamız ve atlıkarınca sahibi kitapta yazdığı gibi gülümsüyordu."
- Teneke Trampet
203. "Uzun beklemek insanı yetişkin gösterir. Ancak daha uzun beklemek, bekleyeni öylesine bir noktaya getirebilir ki, beklenilen için tasarlanan karşılama sahnesinin, beklenileni her türlü sürpriz yapma şansından yoksun bırakacak kadar ayrıntısına girmesine neden olabilir."
- Teneke Trampet
204. "Neyi bekliyordu Markus? Kendisine kalacak kırıntıları mı?
Ama annemle Jan, geride kırıntı bırakmıyor; ne varsa hepsini kendileri tıkınıyordu. Gözü asla doymayan ve sonunda kendi başını yiyen büyük bir iştahaları vardı. Kendi kendileriyle öylesine meşgul bulunuyorlardı ki.."
- Teneke Trampet
205. "Zaten kendini değil, hep başkalarını düşünürsün."
- Teneke Trampet
206. "Tabut, olağanüstü denilebilecek bir ahenkle ayakucuna doğru inceliyordu. Dünyada insanoğlunun vücut oranına bu denli bir uyumla oturan başka bir kalıp var mı?"
- Teneke Trampet
207. "'Daha yaşayacağız biz.'
İşte yaşıyoruz biz de...."
- Kurbağa Güncesi
208. "Büyük insanlar, küçük insanlar, Hazreti Davut ve Goliath, Kulaktaki Adam ve Gardemass, Küçük Büyük Ayı, küçük ve büyük ilmihallerdeki ayrımlardan yakamı kurtarmak, ayna önünde tıraş olurken bile"
- Teneke Trampet
209. "“Benim her yere gidesim var, hiçbir yere dönesim yok.”"
- Teneke Trampet
210. "Şunlara bakın ,şu sözde normallere ! Ne kadar ölmüş olduklarına akıl erdiremiyorlar bir türlü ."
- Dişi Fare
211. "Bana da söylemişler; kişilik sahibi kimselerin bulunmadığını, kişilik denen nesnenin yitirildiğini, insanların yalnızlık, anonim bir yalnızlık içinde, kişisel bir yalnızlık hakkından yoksun yaşayıp isimsiz ve kahramansız bir kitle oluşturduğunu, dolayısıyla roman kahramanları diye şeyin bundan böyle söz konusu edilemeyeceğini başta kesinlikle belirtmek yerinde olur, alçak gönüllü bir izlenim uyandırır, demişlerdi.
Hani söylenildiği gibi olabilir bütün bunlar, doğru ve gerçek şeyler olabilir. Ama yine de ben, kendim Oskar ve bakıcım Bruno hesabına şu noktayı açıklamak isterim ki ikimiz de kahramanız; birbirinden büsbütün değişik kahramanlarız; o gözetleme penceresinin önünde, ben gözetleme penceresinin arkasında; Bruno kapıyı açmaya görsün, bütün dostluk ve yalnızlığımıza rağmen, ikimiz de henüz isimsiz ve kahramansız bir kitle oluşturuyoruz."
- Teneke Trampet
212. "Büyük insanlar, küçük insanlar, Hazreti Davut ve Goliath, Kulaktaki Adam ve Gardemass, Küçük Büyük Ayı, küçük ve büyük ilmihallerdeki ayrımlardan yakamı kurtarmak, ayna önünde tıraş olurken bile"
- Teneke Trampet
213. "Hiçbir şey bir annenin yerini tutamaz derler. Annem toprağa verildikten kısa bir süre sonra zavallı annemi özlemeyi ögrendim."
- Teneke Trampet
214. "'Nice zahmet nice ıstıraptan sonra
Huzura erdim burada mezarımda
Günü gelecek yeniden dirileceğim
Ve ebedi huzura ereceğim .. .'"
- Kurbağa Güncesi
215. "***
Sadece gerçek tembeller işten tasarruf eden icatlar yapabiliyor.
***"
- Teneke Trampet
216. "***
Cafe Dörtmevsim’de oturup Türk kahvesi içtik, sonra ayrıldı yollarımız. Politik bakımdan hafif, ama önemli ayrılıklar vardı aramızda.
***"
- Teneke Trampet
217. "Tozdan korkuyor ama yine de toz kaldırıp duruyordu."
- Teneke Trampet
218. "Günahlar ne de güzel temize çıkartılıyor."
- Teneke Trampet
219. "1937 yılının 18 Aralık günü çiğnenmekten sertleşmiş gıcır gıcır kar üzerinde, her zamankinden daha çok kar kokan, her şeyi kara havale etmek isteyen bir kimsenin dileğini aşacak kadar kar kokan bir gecede, bulunduğum kapı ağzının sağ üst tarafından karşıya geçerken gördüm Jan'ı."
- Teneke Trampet
220. "Sevginin saati, umudun sonu, inancın sınırı yoktur..."
- Teneke Trampet
221. "… Hayalperestlerin çok tıkınan kimseler olduğunu hiç tereddütsüz ileri süren benim tezi doğruluyor böylece."
- Teneke Trampet
222. "Sürekli hece üreten ruhumun istifadesi için boş kağıt gibi tehlikeli bir şey getir bana."
- Die Blechtrommel
223. "Yani Agnes için önemli olan, bir yere gizlenmek ve gizlendiği yerde, annesi Anna'nın eteklikleri altında babası Joseph'in bulduğundan bir başka haz ama ona benzer bir güvenlik bulmaktı. Kundakçı Koljaiczek, kızının korunmaya olan ihtiyacını anlayacak kadar pişkin adamdı. Bu yüzden, bir buçuk odalı evin cumbasında bir ada tavşanı kümesi çatacağı zaman, özellikle kızının boyunu bosunu ölçü almış, ona göre bir kulübecik çatıvermişti. İşte çocukken böyle bir kulübede günlerini geçiren annem, bir yandan bebekleriyle oynamış, bir yandan büyümüştü. Sonraları okula gidince bebeklerinin yüzüne bakmaz olmuş, cam bileler ve tüycüklerle oynayarak çıtkırıldım ve nazenin güzelliklere karşı ruhundaki eğilimi ilk kez açığa vurmuştu."
- Teneke Trampet
224. "***
Meyveden calvados denen bir çeşit rakı yapıyorlardı burada. Bu rakıyı içtikten sonra iyi bir uyku uyuyorduk.
***"
- Teneke Trampet
225. "Görüyorsun,sevgili kardeşim ,eski masallar ölmüyor."
- Dişi Fare
226. "...insanın yüreği dolduğunda gözlerinin de dolması gerektiği gibi bir zorunluluk yoktur; bazıları ağlamayı asla başaramaz, özellikle...boşa giden yıllardan sonra..."
- Teneke Trampet
227. "Arkadan gelecek zor zamanları dengeleyen, kolay başlangıçlardır."
- Soğanı Soyarken
228. "Eskiden olduğu gübi bugün de, üçüncü tekil şahsın arkasına gizlenmek geliyor içimden."
- Soğanı Soyarken
229. "Londra ve Halep'te olanları karşılaştırabiliyoruz:
Örneğin Olimpiyat Oyunları'nda dağıtılan sayısız ışıltılı altın, gümüş ve bronz madalyanın sayısıyla,
Sokak savaşına verilen molalarda toplanan,
Sıra sıra dizilen ve üzerleri beyaz örtüyle örtünen cesetlerin sayısını."
- Sonluluk Üzerine
230. "***
Asla doymak bilmeyen ve sonunda kendi başını yiyen büyük bir iştahları vardı.
***"
- Teneke Trampet
231. "Hayatta kalmayı kutlamak önemliydi ve savaşın yarattığı sahneleri unutmak: Rezilce ya da dehşet verici olanın, yüzeyin altında saklı kalanların sözü edilmedi. Geçmiş ve onun kitle mezarlarından oluşmuş tümsekli arazi, cumartesiden pazara düzleştirilip dans pistine çevriliyordu."
- Soğanı Soyarken
232. "Benim her yere gidesim var, hiçbir yere dönesim yok."
- Teneke Trampet
233. "“Bellek boşlukları deşmekten hoşlanır.”"
- Soğanı Soyarken
234. "Okumasını öğrenmek, beri yandan her şeyden habersiz biri rolünü oynamak hiç de kolay değildi; yıllarca altına işeyen bir çocuk rolünü oynamaktan daha çetindi benim için.
Yatağa işemede nihayet yaptığım şey, her sabah kendimde, üzerimden kolayca sıyırıp atabileceğim bir kusurun varlığını göstermekti. Oysa her şeyden habersiz biri rolünü oynamak, kaydettiğim o hızlı gelişmeleri saklamamı, içimde yeni filizlenen aydın kişilere özgü kendini beğenmişlikle sürekli savaşmamı gerektiriyordu. Büyüklerin bana yatağa işeyen bir çocuk gözüyle bakmalarını omuz silkerek kabulleniyordum ama yıllar boyu onların bana bir budala gibi davranması hem Oskar'ı hem de ona öğretmenlik yapan Gretchen'i kırıyordu."
- Teneke Trampet
235. "Yaşamalı mıyım, yaşamamalı mıyım? Yirmi bir yaşındasın, Oskar. Yaşamalı mısın, yaşamamalı mısın?"
- Teneke Trampet
236. "... kendisine dikte edilen varoluş gerçeklerinden bir an olsun sıyrılarak daha insancıl bir tavır takındı."
- Teneke Trampet
237. "“Her dahi insanın normalde olduğu gibi, siz de kötü ve kibirlisiniz!”"
- Teneke Trampet
238. "Yetişkinler çalışkanlıkları, hırsları ve talihleriyle yaratıcı olabildikleri kadar, yarattıkları şey tamamlanır tamamlanmaz ekol yaratan kendi buluşlarının kulları oluverirler."
- Teneke Trampet
239. "“Dünyada hangi sanat eseri, hangi roman bir fotoğraf albümünün epik zenginliğine sahip olabilir?”"
- Teneke Trampet
240. ""Testi sürekli su yolundaydı ve kırılmaktan başka çaresi yoktu""
- Teneke Trampet
241. "Benim her yere gidesim var, hiçbir yere dönesim yok."
- Sonluluk Üzerine
242. "Benim her yere gidesim var, hiçbir yere dönesim yok."
- Teneke Trampet
243. "Mucize isteyen beklemesini bilmeli."
- Teneke Trampet
244. "“Her dahi insanın normalde olduğu gibi, siz de kötü ve kibirlisiniz!”"
- Teneke Trampet
245. "Yetişkinler çalışkanlıkları, hırsları ve talihleriyle yaratıcı olabildikleri kadar, yarattıkları şey tamamlanır tamamlanmaz ekol yaratan kendi buluşlarının kulları oluverirler."
- Teneke Trampet
246. "Tüm dilekler gerçekleşti. Eksik kalan tek şey, yoksulluğun
kendisini dilek yapmak."
- Dişi Fare
247. "Tanri biliyor ya, tarihten dersimizi zorla aldık. Yıllarca günahlarımızı affettirmek zorunda bırakıldık.Hatta şimdi karşınızda, fazlaca alçakgönüllüyüz. Hiç kimse bizden korkmamalı!"
- Kurbağa Güncesi
248. ""Yurt dediğimiz şey, bizim için sadece birer kavram olan anavatan ya da ulus kavramlarından daha elle tutulur bir şey, onun içindir ki bu kadar çok kişi, herkes değil mutl aka ama, yaşlanmaya koşut olarak deyim yerindeyse, yurt larında toprağa verilme isteğini dile getirirler, çoğunlukla da acı biçimde gerçekleşemeyen bir dilek olarak kalır bu, çünkü çoğunlukla koşullar bu isteğin karşısına dikilir. Ama bir doğal hakkı da söz konusu edebiliriz. İnsan hakları dağarında bu talebin de yeri olmalı artık. Hayır, insan hakları kuruluşlarımızın sözcüleri tara fından talep edilen yurt hakkından söz etmiyorum; -suç işlenmiş, bizim kendi yurdumuz olan yer kesin olarak elimizden alınmış zaten- ama ölülerin yurtlarına dönme hakları hatırlatılabilir, hatırlatılmalıdır, hatırlatılması gerekir!""
- Kurbağa Güncesi
249. "“Hiçbir şey annenin yerini tutamaz derler.”"
- Teneke Trampet
250. "Benim her yere gidesim var, hiçbir yere dönesim yok."
- Teneke Trampet