Günler Akıp Giderken Kitap Bilgileri
Yazar: İpek Ongun
Tahmini Okuma Süresi: 11 sa. 51 dk.
Sayfa Sayısı: 418
Basım Tarihi: Ağustos 2012
İlk Yayın Tarihi: Ocak 2009
Yayınevi: Artemis Yayınları
Orijinal Dil: Türkçe
ISBN: 9786054560912
Ülke: Türkiye
Dil: Türkçe
Format: Karton kapak
Günler Akıp Giderken Kitap Tanıtımı
Baharlar, kar taneleri ve güneş ışınları!
O ışınlar çiçeklere ve kar tanelerine vuruyor, simli ışıltılar oluşturuyordu.
İşte böylesi bir doğa görüntüsü içinde dedemle konuştum, anlattım, tüm duygularımı paylaştım onunla.
Unutulmaz bir zaman dilimiydi benim için.
İşte böyle. Ve sonra...
Arkadaşlar. Gırgır, şamata. Bu da hayatın başka bir yüzü.
Sabah dedemle geçmişti ve bambaşka düşünceleri yaşamış, öğleden sonraysa arkadaşlarla gelecek üstüne, bizden sonraki kuşak üstüne, çocuklarımız üstüne eğlenceli konuşmalar yapmış, gülmüş, eğlenmiştik.
Ölüm ve doğum. Geçmiş ve gelecek.
Tıpkı kar taneleri ve baharlar gibi...
Hayatımızı oluşturan değişik renkler.
Bitmedi! Bir de ofiste yaşananlar var.
Dedim ya, süperstar gibiyim, diye.
Dün sabah ofise geldiğimde ne göreyim! Masam çiçekler içinde.
Ve bir not, "Tanrının verdiği en güzel hediye. Tadını çıkar."
Ve altında tüm çalışanların imzaları.
Kutlamalar, iyi dilekler. Çok, çok hoştu.
İşte sayende yaşananlar, sevgili bebiş.
İstersen artık bize iyi geceler yedi cüceler diyelim ve uyuyalım.
Ne dersin?..
Günler Akıp Giderken Kitaptan Alıntılar
1. "“Acılar büyük olunca, çok derinlerdedir. Kolay kolay dile getirilemezler .”"
2. ""İnsanoğlu ne karmaşık bir mahlûk.
Bir yanımız tek ve özgür olmak öbür yanımızsa insanlarla birlikte, toplumun içinde olmak istiyor.""
3. "“Bir yandan uzun bir zaman dilimini yaşamışlık, öte yandan aynı zaman diliminin uçup gittiği duygusu içinde olmak ne ilginç bir çelişki…”"
4. ""Benim için önemli olan aşktır, hayat arkadaşlığıdır, kafa dengi olmaktır.""
5. ""Bir yandan uzun bir zaman dilimi yaşamışlık, öte yandan aynı zaman diliminin uçup gittiği duygusu içinde olmak ne ilginç bir çelişki...""
6. ""Her şey geçmişte kaldı, artık ileriye, güzel günlere bakacağız.""
7. "“Acılar büyük olunca, çok derinlerdedir. Kolay kolay dile getirilemezler .”"
8. ""Birbirini çok da fazla sevmeyenler bir arada otururken, gerçekten sevenler bir arada olamayabiliyorlar.""
9. ""Ama hayat insana çok şeyler öğretiyor, hem de başına vura vura. O zaman olaylara çok başka açılardan bakıyor ve hatalarını görüyorsun. Kusurlarının farkına varıyor, kendini bambaşka bir aynada izliyorsun. Ve 'Bu ben miymişim Tanrım, ne kötü, ne korkunç' diyip kendinden utanıyorsun.""
10. "Öğrendiğin dersi zihninin gerisine yaz ama kötü duyguların seni esir almasına izin verme."
11. "Bir şey değil, insanoğluna olan güvenimi yitireceğim."
12. ""Ama ben seni özlüyorum.""
13. ""Ben seni istedim. Hem de aklının alamayacağı kadar.""
14. "Madem zaman parmaklarımızın arasından böylesine akıp gidiyor, öyleyse her günümü 'yaşanmış günlere' çevirmeliyim."
15. "“Bulutsuz gökyüzünün ne kadar da eksik bir görünümü var. Bulutlar gökyüzüne anlam katıyor sanki.”"
Günler Akıp Giderken Kitap İncelemeleri
Öncelikle şunu belirtmeliyim ki serimizin 8. kitabı bir sürü olay yaşanan; çoğu durumun ilk defa yaşandığı, bir çok duygunun ilk defa tadıldığı bir kitaptı. Olay örgümüzün bu bölümünde Serra'nın bu olayları yaşadıkça gitgide daha olgun bir insana dönüşmesini okuyoruz. Açıkçası onun böylesine bir karakter gelişimi gösterdiğini görmek inanılmaz gururlandırıyor beni. Evet bir kitap karakteri ve evet gerçek değil farkındayım ancak 8 kitap boyunca bu karakterin gözünden yaşadıklarını doğrudan 1. kişi ağzıyla okuya okuya artık Serra'yı, ailesini, arkadaşlarını, çevresini inanılmaz derecede benimsedim ve okurken sanki ben de oradaymışım, aslında hep bir köşeden sessiz sakin olanları izleyen biriymişim gibi hissediyorum. Ben karakterleri, olayları böylesine benimseyebildiysem bu marifet kesinlikle yazara aittir. Özellikle bu karakter gelişimlerini kitap kitap aktarabilmek ve okurda tam istenilen etkiyi yaratmak ciddi zahmet gerektiren ve zorlu bir iş bence, bu yüzden de içten içe yazarı tebrik etmekten ve iyiki böyle güzel bir seriyi okurlarıyla buluşturmuş demekten kendimi alamıyorum. Kısacası seriyi inanılmaz severek okuyorum, sanki bir paralel evrende Serra Noyan'ın hayatını yaşıyormuşum da o yaşamımda yazdığım günlükleri bu evrendeki ben'e aktarıyormuşum gibi. Anlattıklarım ilginizi çektiyse, bu seriye mutlaka bir bakın derim. Okuyacaklara şimdiden keyifli okumalar diliyorum!
Sevgili Serracığımm, kitabı her elime alışımla oturmuş seninle sohbet ediyormuş havasında hissediyorum kendimi. Arkadaş ortamın, arkadaşlarınla olan ilişkine bayılıyorum. Seninki kadar sosyal bir insan olamam ben büyük ihtimalle fakat özeniyorum. Serra'nın eşiyle olan ilişkisi, evliliğine olan bakışı, kendi ailesi, eşinin ailesi, arkadaşları, işi tüm bunları dolu dolu yaşayan bir hanımefendi. Hayatı özenli ve dolu dolu yaşamak demek bence tam olarak bu.
Bu kitapta kayınvalidesiyle yaşadığı sorunu her iki tarafın da bu durumdan rahatsız olmasıyla çözülebileceğini, yani kısaca kaşılıklı yaşanan problemlerde geçinmeye gönlü olan insanların orta yolu bulup devam edebileceklerini görüyoruz. Genel algı olarak kayınvalide ve gelin çatışması yerine bu şekilde bir algının da olduğunu gösteriyor kitap. (Umarım söylemek istediğimi aktarabilmişimdir :))
Kısaca serinin bu kitabı da benim için fevkaladeydi. Önemli olan herkesin hayatının bu şekilde mükemmel olmadığının, mükemmel bir bakış açısıyla bakamadığının ve bunun sadece bir kitap olduğunun fakında olması ve bunu bu şekilde okumasını tavsiye ederim.
Hayatınızda yaşadığınız benzer problemlerde size ufakta olsa yol gösterici ya da 'şu şekilde de yapabilirim' fikri verebilir diye düşünüyorum bu kitap.
Umarım çok fazla devrik anlamsız cümle kurmamışımdır. Olduysa affola. Sevgiler...<3
Kitabı okumamış olanlar bu incelemeyi okumasın, baştan uyarıyorum.
VE OKUMAYAN HERKESE KİTABI ÖNERİYORUM!!DAHA DOĞRUSU SERİYİ.
Aman Allahım ne kadar çok boşanma, hüzün vardı bu kitapta ne kadar çok!!
Melis, kuzum, neler çekiyor, yazık! Ama bir o kadar güçlü...
Sıla'm, kıyamam ben sana! Bir kadının başına gelen en acı ikinci şey bu olsa gerek, birinci evlat acısı diye düşünüyorum.
Ama....
İyi haberler de var!
Dilek, canım benim ne zorluklar atlatmıştı geçen kitapta. Artık Derya'sına kavuştu canım benim...
Hoş geldin Cengiz! Esin ve Selçuk'u kızdırma tamam mı?
Sude Mey!! Sırma'nın kendisi gibi, cıvıl cıvıl, neşeli olursun sen bence. Annene ne kadar da benziyorsun, daha bir yılını doldurmadan!!!!
Ve Selin...
Selin....
Özgür ve Serra'nın gözbebeği, minicik Selin!!!! Ben seni yerim!!!
Ama...
Serra bu kitapta sevindiği kadar üzüldü de. Ben sana kıyamam... Cevat dede'nin vefat ettiği kısımda ağlamayan var mı? Var mı o kadar taş kalpli biri? Serra''mın her derdine ortak olmuş, çare bulmuş Cevat dedenin ölümüne, var mı hüzünlenmeyen?
Bu kitapta çok gözyaşı döktüm, güldüğüm gibi.... Bu kitap kurgu değil, işin acı tatlı karışık yanı.
Hepsi gerçekte insanların yaşadığı şeyler.
Kahkalar da...
Ağlamalarda...
Minik, şirin bebekler...
Ve ihtiyor, tontoş neneler, dedeler...
Ölüm ve doğum...
Geçmiş ve gelecek...
İç içe.
Şimdi ise, önüme bakmam gerek!! İşte bu böyle bir kitaptı. Duygu yüklü, anlamlı...