Tüm kitapları ücretsiz okuyabilir veya indirebilirsiniz! Ayrıca son kitabımız İlahi Rezonans artık raflarda! İncelemek için:

Glenn Campbell Alıntıları & En Çok Okunan Sözleri

Glenn Campbell En Beğenilen Sözleri



1. "Aşkın değiştiremeyeceği tek şey kişiliktir."


- Evliliğe Karşı



2. "İnsanlar neden sadece bir evlendirme dairesine giderek yapabilecekleri bir şeyi büyük ve pahalı bir olaya dönüştürüyor?"


- Evliliğe Karşı



3. "Uzaktan bakınca baştan çıkarıcı görünebilir ama ilk ısırığı aldığınızda, ya da doyduğunuzda cazibesini yitirecektir. Eğer etrafınız çikolatalı pastayla doluysa ve istediğiniz kadar yeme şansınız varsa, kısa süre sonra bu bir rutine dönüşecektir ve size mısır gevreği gibi yavan gelecektir; açlığınız da başka bir şeye yönelecektir."


- Evliliğe Karşı



4. "Ayrıca, fiziksel güzelliğin birçok çirkinliği maskeleyebileceğini de anlamanız gerekiyor. Biyolojik standartlara göre güzel olan bir kadın ya da yakışıklı olan bir adam, aslında pisliğin teki olabilir. Aslına bakarsanız, objektif olarak fazla güzel olmak bir şeylerin işareti olabil­ir. Biri güzelse, güzelliğine güvenip derinlik kazanmayı pek önemsemez. Mezuniyet balosunun en güzel kızıyla ya da en azgın erkeğiyle çıkmayı gerçekten ister miydiniz? Böyle insanların kişiliklerini tanımlamak için kullanılan bir kelime var:
Mankafa!"


- Evliliğe Karşı



5. "Bir ilişkini sağlıklı olabilmesi için, senin alanın, benim alanım ve bizim alanımız arasındaki ayrımlar net olmalıdır. Tüm bu sınırların karşılıklı tanımlanması, hepsinin aynı potada birbirine karışmaması gerekir."


- Evliliğe Karşı



6. "Dengesiz ilişkiler bir uç tutkudan diğerine savrulup durur­lar. Önce, sevgilinize taparsınız, sonra onu yerden yere vurur­sunuz. Sağlam ilişkiler daha inee olmayı gerektirir: "Seni seviyorum ama kendi alanıma ihtiyacım var." Bir ilişkinin sağlıklı olabilmesi için, senin alanın, benim alanım ve bizim alanımız arasındaki ayrımlar net olmalıdır. Tüm bu sınırların karşılıklı tanımlanması, hepsinin aynı potada birbirine karışmaması gerekir."


- Evliliğe Karşı



7. "Aşk bir hayır kurumu değildir. Sizin iyiliğiniz için vardır, sevgilinizin iyiliği için değil."


- Evliliğe Karşı



8. "İki insan bir kez yakınlaştığında, bu yakınlık korunması ger­eken değerli bir hazineye dönüşür. Gerçek yakınlık kırılgandır ve kolayca yitirilebilir. Bir süre sonra kendinizi, hiçbir şey paylaşmayan iki yakın insan olarak bulabilirsiniz. Eğer yakınlık bir ilişkinin en değerli tarafıysa, odaklanmamız ger­eken şeyin bu olması gerekmez mi? Zaman içinde başkalarına yansıttığımız ilişki imajının önemini yitirmesi gibi, cinsellik de gittikçe önemsizleşir. Asıl önemli olan, ikiniz arasında ne tür bir iletişimin kurabildiğidir."


- Evliliğe Karşı



9. "İş, özgürlüğünüzü parayla takas etmek demektir."


- Evliliğe Karşı



10. ""İki kişi bir kişi kadar ucuza yaşayabilir.""


- Evliliğe Karşı



11. ""Söyleyeceğiniz ya da yapacağınız hiçbir şey bir yetişkinin kişiliğini değiştirmez.""


- Evliliğe Karşı



12. "Düğün narsistçe bir olaydır."


- Evliliğe Karşı



13. "Flört dönemindeki cinsel çekim ve kendi duygusal ihtiyaçlarınız sevgilinizle aranızdaki farkları ve uyuşmazlıkları görmezden gelmenize neden olur."Evet, bir seri katil,ama bununla yaşayabilirim" dersiniz.Tensel çekim azaldıkça, daha önce hasıraltı edilen pratik sorunlar su yüzüne çıkar ve halledilmeyi beklerler. Bu büyük bir sorundur. Aşık olmanın bütün sorunlarınızı çözeceğinizi zannetmiştiniz, oysa aşk sadece sorunları yeniden düzenledi."


- Evliliğe Karşı



14. "Prens olmak bir işe yaramaz. Nişan yüzüğünün kalınlığı bir işe yaramaz. Seks bile defalarca yapıldıktan sonra gayet sıkıcı bir şeye dönüşebilir. Eninde sonunda önemli olan şey, birbirine yakın yaşayan, cinsiyetten ve iktidardan yoksun iki insanın ne kadar iyi geçinebildiğidir."


- Evliliğe Karşı



15. "Aşık olduğumuzda narsisizm bizi ihtiyaçlarımızın karşılanacağı fikrine inanmaya iter. Sevgilimizi olduğu gibi değil de olmasını istediğimiz gibi görürüz. Eğer ilişki yürümezse, karşı tarafı suçlarız ama bu aslında onun hatası değildir. O aslında sadece bizim kendi arzularımızı yansıttığımız bir Rorschach mürekkep testidir."


- Evliliğe Karşı



16. "Ayrıca, fiziksel güzelliğin birçok çirkinliği
maskeleyebileceğini de anlamanız gerekiyor. Biyolojik standartlara göre güzel olan bir kadın ya da yakışıklı olan bir adam, aslında pisliğin teki olabilir."


- Evliliğe Karşı



17. "Burada sorulması gereken soru şudur; gönüllü bir bağlılığı mahkumiyete dönüştürmeden, ömür boyu korumanın bir yolu var mıdır?"


- Evliliğe Karşı



18. "Henüz yirmili yaşlarını bile bitirmemiş olan ama tek kelime yeni bir şey öğrenmek istemeyen, hayatına yeni bir renk katmaktan aciz, bütün heyecanlarını tüketmiş bireyler olarak, evlilikteki bitkisel hayata geçmek is­tiyorlar. Böylesine sıfır tutkuyla ve büyük ölçüde teknik ned­enlerle (çocuk yapmak gibi) gerçekleştirilen bir projeden in­sani bir sonuç çıkması mümkün müdür? Bundan çıksa çıksa, devletin ve toplumun gardiyanlığı altında geçecek müebbet bir yalnızlık çıkar."


- Evliliğe Karşı



19. "Düğün narsistçe bir olaydır. Bunun başarı olasılığını artıracağını düşünerek, etrafımızı sembollerle, uğur getiren eşyalarla ve başarıya dair açıklamalarla doldururuz. Biz öyle olmasını istediğimiz için evliliğimizin yolunda gideceğini düşünürüz. Ama en önemli kısmını unuturuz, "Önemli olan ilişkiydi, seni aptal!""


- Evliliğe Karşı



20. "Sağlıklı bir ilişki için, "sınırlar" olmak zorundadır. Bunlar, aşmaya çalışmayacağınız sınırlardır. Aşık olabilir ve kendi­nizi kaybedebilirsiniz, ama bir noktaya kadar. Bu nokta ner­esidir? Hangi kritik noktaya sevdiğiniz kişiyle bu kadar çok vakit geçirip ona çok fazla odaklanırsınız? Bunu deneyim ve karşılıklı değerlendirmeyle kendiniz bulmak zorundasınız."


- Evliliğe Karşı



21. "Aşk karnınızı doyurmaz ya da parasal sorunlarınızı çözmez. En azından uzun vadede hayatınıza bir amaç ya da anlam da katmaz. Sadece birbirinizi keşfetmekten zevk aldığınız ve birbirinize delicesine aşık olduğunuz bir dönem olur ama karşınızdakinin tüm köşe bucaklarını tanıdığınızda başladığınız yere geri dönersiniz.
"Şimdi ne yapacağım?""


- Evliliğe Karşı



22. "Hızlı ve abartılı."


- Evliliğe Karşı



23. "...henüz yirmili yaşlarını bile bitirmemiş olan ama tek kelime yeni bir şey öğrenmek istemeyen, hayatına yeni bir renk katmaktan aciz, bütün heyecanlarını tüketmiş bireyler olarak, evlilikteki bitkisel hayata geçmek is­tiyorlar. Böylesine sıfır tutkuyla ve büyük ölçüde teknik ned­enlerle (çocuk yapmak gibi) gerçekleştirilen bir projeden in­sani bir sonuç çıkması mümkün müdür? Bundan çıksa çıksa, devletin ve toplumun gardiyanlığı altında geçecek müebbet bir yalnızlık çıkar."


- Evliliğe Karşı



24. "Kardeşler bile sorun yaşar. Biriyle çok uzun süre beraber yaşarsanız, bir süre sonra onu boğazlamak istersiniz. Sınırları çizebilmek son derece önemli bir konu...
Ortak ilgi alanlarınızın ve ortak bir felsefenizin olması ger­ekir. Kamuya açık bir törenle temsil edilemeyecek özel bir ahenginizin olması gerekir. Geçineceğiniz kişi kavanozun içinde duran ve vücudu olmayan bir beyin mi? Eğer öyle değilse, ilişki bitmeye mahkumdur."


- Evliliğe Karşı



25. "Dıştan gelen baskı, tanımadığınız veya samimi olmadığınız, sad­ece rastlantısal veya zorunlu olarak bir arada bulunduğunuz insanların medeni halinizle uğraşmalarıdır. Bu kişilerin niyeti sizin iyiliğiniz değildir; kendilerince sizde buldukları bir de­fodan hareketle sizi iğnelemekten hatta bazen daha da ileri gidip açıkça aşağılamaktan her nedense zevk alırlar. Herhangi bir ortamda bunlarla karşılaştığınızda, mutlaka bir şekilde yalnızlığınızı size hatırlatırlar, "seçilmemişliğinizi" ve belki de "seçilemezliğinizi" ima etmekten sadistçe bir haz alırlar. Dıştan gelen bu baskı ziyadesiyle mide bulandırıcı ve sinir bozucu olmakla beraber, eninde sonunda bir görgüsüzlüktür ve yaratabileceği tahribat sınırlıdır."


- Evliliğe Karşı



26. "Evlilik, bencil bir yalnızlığın bir adım ötesine geçmektir."


- Evliliğe Karşı



27. "Bir ilişki sizi dış dünyanın zalim beklentilerine karşı koruy­amaz, korumamalıdır da. Bir ilişkide "güvenlik" ve "koruma" aramak yanlış bir hedeftir. Karşınızdaki kişi sizi korumak is­terse, bir süreliğine kedinizi güvende hissedebilirsiniz ama bu sahte bir güvenliktir. Henüz yapım aşamasında olan bir zaman bombasıdır. Gerçek şu ki, hiçbir yetişkin bir başkasının ihtiyaçlarıyla tam olarak ilgilenemez. Kendi hayatınızdan tatmin olmak ve sevgilinize işkence yapmak durumunda kal­mamak için hayat sahnesine çoğunlukla tek başına çıkmanız ve burada yolunuzu kendi kendinize bulmanız gerekir."


- Evliliğe Karşı



28. "Dünyada zaten yeterince iyi bakılamayan bir sürü çocuk varken, neden insanların yenilerini dünyaya getirmesine izin verilir?"


- Evliliğe Karşı



29. "Araştırmalar gösteriyor ki, boşanmaların büyük çoğunluğunun sebebi evliliktir."


- Evliliğe Karşı



30. "Aşkın savaş meydanında hayatta kalabilmek için ihtiyacımız olan şey daha az çaresizlik ve daha çok net gözlemdir."


- Evliliğe Karşı



31. "O kendi varoluşsal sorunlarıyla başa çıkabilmek için belli biçimde evrim geçirdi ve siz onun bu temel tarzını muhtemelen değiştiremeyeceksiniz."


- Evliliğe Karşı



32. ""Hayat sizden daha büyüktür.""


- Evliliğe Karşı



33. "Ayrıca evlilik baskısının bir ucu da onlara değer; örneğin evlilik zamanı gelip geçmekte olan bir yetişkinin annesi babası olmak kolay bir kimlik değil çünkü. Bu man­zara içinde sizin evlenmemiş olmanız onlara ciddi ölçüde acı verir ve eşten dosttan gelen her evlilik haberi acıyı daha da derinleştirir. Denklemi bu şekilde kurdukları için, var güçleri­yle size yüklenerek sizi "bu saçma düşüncelerden" vazgeçirm­eye çalışırlar. Yaş ilerledikçe iş öyle bir noktaya varır ki, bu mesele neredeyse aranızdaki iletişimin başlıca konusu haline gelir. Hem vicdanlı hem de ilkeli olmaya çalışan bir insanın düşebileceği zor durumlardan biridir bu. Ölümüne ramak kalmış bir ebeveynin sizi evlilik tablosu içinde görememiş olmaktan dolayı her gün yaşadığı gerçek ve derin acıdan daha büyük bir baskı olabilir mi? Vicdanınız bu acının sorumlu­sunun siz olduğunu söyler, aklınız ise, sırf ebeveyniniz acı yaşamasın diye hayatı kendinize ve bir başkasına zindan et­menin adil olup olmadığını sorar. Bu iki keskin uç arasında savrulup durursunuz."


- Evliliğe Karşı



34. "Türkiye gibi, büyük ölçüde yüzeysel bir gelişmişliğin hüküm sürdüğü toplumlarda, evlilik baskısı daha ölümcül sonuçlara yol açmaktadır. Gazetelerin üçüncü sayfalarında neredeyse her gün okuduğumuz "gözü dönmüş eski koca dehşeti" haberlerini düşünelim. Bu olayların evlilik kurumu­nun kendisiyle hiç ilgisi yok mudur? Kurum tümüyle masum da, sadece kişiler mi kusurlu? Boşanma ya da ayrılma cinay­etleri olarak karşımıza çıkan olayların büyük bir kısmı evlilik baskısının çok tipik ifadeleridir aslında. Hem evliliği olası tek ilişki biçimi olarak yücelteceksiniz hem de insanların bu yüce değerden olaysız bir şekilde vazgeçmelerini bekleyecek­siniz. Biraz safça?"


- Evliliğe Karşı



35. "...bir kez aşık olduğunuzda kişisel gelişiminizin en azından belli yönlerinin yavaşlaması kaçınılmazdır. Birincisi, bir ilişki çok za­man alır ve sizi gelişim projelerinizden uzaklaştırır. İkincisi, sevgilinizin bir dünya görüşü vardır ve bu da sizi muhtemelen sınırlı bir kavramsal çerçeveye hapsedecektir."


- Evliliğe Karşı



36. "Aşkın savaş meydanında hayatta kalabilmek için ihtiyacımız olan şey daha az çaresizlik ve daha çok net gözlemdir. Beyaz şövalyeler yoktur. Karşınızda gördüğünüz kişi, beyaz şövalye elbiseleri içinde kaybolmuş zavallı bir küçük çocuktur. Bu kişiyi tanımak ve ona aldanmamak için, içerideki çocuğu tanımanız gerekiyor. Ne o sizi kurtaracak ne de siz onu. En iyi ihtimalle yapabileceğiniz şey, bir kayıp küçük çocuğun bir diğeriyle konuşup dertlerini paylaşabileceği rastlantısal bir iletişim kurmaktır. Bu iletişim hiçbir temel sorununuzu çözmeyecektir, onları çözmek yalnızca size düşer. Bu iletişimden beklen­ ebilecek şey, acı-tatlı deneyimlerle dolu bir yol arkadaşlığıdır."


- Evliliğe Karşı



37. "Önemli olan, medeni haliniz, yapmanız gereken o tören, başkalarının ne düşündüğü ya da o pastayı nasıl yiyeceğiniz değildir. Önem­li olan, partnerinizle ne kadar iyi geçindiğinizdir. Bu basit gerçek, kalabalık bir tören ya da ekonomik bir sözleşmenin içinde kolayca kaybolup gidebilir."


- Evliliğe Karşı



38. "Evlilikte, zamanınızın çoğu sizin değildir. Ancak izin ver­ilmesi durumunda kullanılabilecek olan "ortak mülkiyettir..."
Bir süre evli kaldıktan sonra, kimseye sahip olmadığınız ve kimsenin size sahip olmadığı bir zamanı özlersiniz.Bir ilişkiniz olması başka bir şey, birinin size ihtiyaç duymasından uzak olarak yalnız kalmak istemek başka bir şey; bu karşınızdakinin anlayabileceği bir şey değildir."


- Evliliğe Karşı



39. "Kimse ayrımcılık yapmak istemez ama gerçek şu ki bazı fiziksel türleri çekici buluyorsunuz ama bazılarını değil. Belki de cinsiyetçi, boycu, kilocu ya da yaşçı birisiniz.
Fiziksel özelliklerin arka planda önemini kaybedeceğini bili­yorken, cinsel tercihlerinizin mantıksızlığını kendinize nasıl açıklıyorsunuz?"


- Evliliğe Karşı



40. "Her uzun süreli ilişkide sorunların çıkması kaçınılmazdır ve tek etkili çözüm uzaklaşmaktır."


- Evliliğe Karşı



41. "Eğer dişi kuşsanız, genlerinizin programlandığı üzere bunlar sizdeki cinsel arzuyu uyandırır. Ama eğer aydınlanmış bir dişi kuşsanız, kendinize şu soruyu sorarsınız, "Bir eşte aradığım özellikler bunlar mı?""


- Evliliğe Karşı



42. "Cinsel çekim şu açıdan çok acımasız olabilir: Ona güven­ip bir yola çıkarsınız ama sonrasında size o yolda nasıl ilerleyeceğinize dair hiçbir açıklama yapmaz. O çekim bir kez yaşandığında, insanlar artık sadece cinsel ilişkiyle yetin­mezler. İlişki için, çoğu cinsellikle ilgili olmayan ve gerçekçi olup olmadığı belirsiz olan karmaşık duygusal beklentiler devreye girer. Cinsellik bir bakıma gerçeği gizlemeye yarayan bir sis perd­esi gibidir. Bir ilişkinin başlamasını sağlayan bir katalizördür ama tek başına cinsellik uzun süren bir tatmin sağlamaz ve insanların gerçekte ne aradığı sorusuna hiçbir cevap vermez."


- Evliliğe Karşı



43. "İnsanlar aşık olabilir, ama buna karşın sevgililer­ine dair hiçbir fikir sahibi olmayabilirler. Derinlemesine sorgulamamayı seçebilirler çünkü böylesi bir sorgulama onların narsist fantezilerini yok edebilir. Beyaz Atlı Prensle evlendiğinizi zannediyorsunuz ama eşiniz Beyaz Atlı Prens gibi davranmıyorsa, o zaman bunları mümkün olduğunca hasıraltı edersiniz. İçinde aslında nasıl biri oluğunu gerçekten bilmek istemezsiniz çünkü bunu bilmek hayallerinizi yıkıp sizi yeniden yalnızlığa itebilir."


- Evliliğe Karşı



44. "So­nunda ruh ikizinizi bulduğunuz için o kadar heyecanlısınızdır ki, sahip olduğunuz her şeyi son noktasına kadar, hatta bazen absürt biçimde paylaşmak için can atarsınız. Bunu, yol kenarındaki kafelerde, birbirine çocuk besler gibi kendi tabağından yemek yediren aşık çiftlerde sıkça görebilirsi­niz."


- Evliliğe Karşı



45. "Eğer taraflardan biri fizyolojik açıdan ya da maddi açıdan çok daha güçlüyse, daha zayıf olan kendini girdabın içinde hissedecek ve açık ya da örtülü bir şekilde öfkesini dışa vurma eğiliminde olacaktır. Örneğin, hiçbir vasfı olmayan genç ve güzel bir kadın ile evlenen zengin ve saygın bir işadamını düşünelim. Burada, kurtarıcı tarafından "kurtarılan" ve hiçbir çaba sarf etmeden adam kadar zengin olan bu kadının adama minnettar olmasını beklersiniz. Hayat akıp gider fakat genellikle sonsuza ka­dar mutlu yaşamazlar. Kendini değersiz ve işe yaramaz his­seden bu kadın, kocasına hayatı zindan etmeye dayalı sahte bir kimliği benimser. "Değersizim" hissi "Değersizsin" biçi­minde dile getirilir ve kadın kocasından bu huzursuzluğunu gidermesini bekler."


- Evliliğe Karşı



46. "Sevme ile verme arasında ince bir çizgi vardır..."


- Evliliğe Karşı



47. "Romantik ilişkilerdeki ilk girişimlerinizde, sevgilinizi idolleştirmeye meyillisinizdir ve onun düşündüğünüzden farklı olduğunu anladığınızda sarsılırsınız. Bu sizin kendi başarısızlığınızdır, onun başarısızlığı değil. Sevgiliniz, küçük de olsa bazı yalanlar söylemiş olabilir; eğer aşk gözünüzü kör etmeseydi, o yalanları hemen anlardınız. Sevgiliniz tamamen doğal davranıyordu. Onu Beyaz Şövalye gibi gören sizdiniz."


- Evliliğe Karşı



48. "Romantik ilişkiler ancak güç dengesi eşit olduğunda, herkes kendi sorunlarından sorumlu olduğunda ve yalnızlık ile girdap arasında sağlam bir orta yol bulunduğunda uzun vadede başarılı olabilir."


- Evliliğe Karşı



49. "Sizin için doğru kişi, tüm önemli meydan okumalarınıza karşılık verendir. Unutmayın, egzotik birini değil kendi ben­zerinizi arıyorsunuz. Eğer temel konularda en başından iti­baren uyum içindeyseniz, sonunda o kişinin düşlediğiniz kişiden oldukça farklı olduğunu farketseniz bile o ilişkinin yürüme olasılığı vardır."


- Evliliğe Karşı



50. "Bir bebek sahibi olmayı düşünüyorsanız, lütfen, ama lüt­fen iyi düşünün. Bu, evliliğe göre daha hayati ve sizi daha da güçsüzleştirecek bir karar...
çocuklar duygusal bir ilişkiyi iyice karmaşıklaştırabilir. İdealinde, romantik ilişkinizi baş başa yaşarsınız.İşler yolunda gitmediğinde, ayrılırsınız. Eğer, yuvanızda karnını doyurmanız gereken küçük yavrularınız varsa bu çok daha zordur çünkü bunun için ikinizin de kaynaklarına ihtiyaç vardır. Ebeveyn sevgisi koşulsuzdur ve onları terk edemezsiniz."


- Evliliğe Karşı



51. "Dünyada yapabileceklerinin çoğunu yapabilmen için, sadece başkalarıyla iyi geçinmek yetmez; kendinle de geçinmek zorundasındır."


- Evliliğe Karşı



52. "başlangıçtaki hedefiniz zaman içinde ışıltısını yitirebilir. Kendiniz ve hedefinize dair daha fazla şey öğrendikçe, bu yolun size uygun olmadığını fark edebilirsi­niz."


- Evliliğe Karşı



53. "Evlilik böylesine rakipsiz ve alternatifsiz bir ilişki biçimi olarak kabul edilince, şu veya bu şekilde bu ilişkinin dışında olan herkes, potansiyel bir çıbanbaşına dönüşüyor. Bekarlar, müzmin yalnızlar, dullar ve evlenip boşanmış olanlar, rahatsız edici bir diken olarak göze batıyor. Evli olmayanlar, toplu­mun sosyal sağlığı için adeta bir tehdit olarak görülüyor ve bu tehdidi bertaraf etmek üzere çeşitli mekanizmalar devreye giriyor. Manzaranın bundan sonraki kısmı çok tanıdık. Kendilerini düzenin sahibi ve efendileri olarak görenler (yani ev­liler), tehdit olarak gördüklerini (yani bekarları) baskı altına alıyor. Baskının araç ve yöntemlerinden yana sıkıntı yok; tehdit etme, yok sayma, dışlama, aşağılama, alay etme ve de sosyal, yasal ve ekonomik açıdan dezavantajlı durumda bırakma. Eğer evli olmayan biriyseniz, sadece Türkiye'de değil, hemen hemen dünyanın her yerinde bu baskıların şu veya bu çeşidine neredeyse her gün maruz kalırsınız."


- Evliliğe Karşı



54. "Sevgilinizin her şeyi size büyülü gelir;bakışları, kokusu, gö­zlerinin rengi. Yaptığı her şey büyüleyici gelir. Bir süreliğine, sanki koca evrende başka kimse yokmuş da siz "birbiriniz için yaratılmışsınız" hissine kapılırsınız.Bir süre sonra, sis perdesi kalkar; nesneler yeniden katılaşır ve varış noktasına gelirsiniz. Bağlandınız. Peki şimdi ne yapacaksınız? Bir süre sonra cinsellik anlamsız gelir. Er ya da geç anlamlı bir iletişim olmaktan çıkıp rutin bir eyleme dönüşür. Cinsel çekim yok olur. Cinsel açıdan mükemmel biriyle evlenmiş olsanız da, bir süre sonra onun bedenini görmezsi­niz bile; kendi bedeniniz kadar sıradan görünür gözünüze. Onunla ilgilenmek yerine, hayatın rutin sorunlarıyla uğraşırsınız. Bağlılık istikrarlı hale geldikten sonra artık ona karşı duyarsızlaşırsınız. Yeni bir aile kurulur ve ikili artık aşık bir çift olmaktan çıkıp çok uzun süredir aynı yatak odasını paylaşan çocuklu bir çifte dönüşmüştür."


- Evliliğe Karşı



55. "Bir çocuğu belli bir refah ve ayrıcalık ortamında - Noel Babalar, Paskalya Tavşanları ve her şeyi sağlayan büyülü ebeveynler arasında -yetiştirirseniz, o çocuk büyülü olmayan bir dünyaya nasıl adapte olur?"


- Evliliğe Karşı



56. "Neyse ki, birkaç kez tökezleyip dilimiz yandıktan sonra, en azından bir ya da iki şey öğreniriz. Başka birinin bizim duygusal ihtiyaçlarımızın ne kadarını karşılayabileceğinin bir sınırı vardır ve bir şeyin olmasını istemek onun gerçekleşeceği anlamına gelmez."


- Evliliğe Karşı



57. "Bir aşk ilişkisinin amacı sizin ihtiyaçlarınızı karşılamaktır, sevgilinizinkileri değil.
Siz bir terapist değilsiniz. Aileyi geçindiren kişi değilsiniz. Bir ebeveyn değilsiniz. Siz tüketicisiniz. Sadece yatırımlarınıza iyi bir değer biçtiği için bir ilişkiyi seçersiniz.
Eğer bir ilişkinin götürdükleri getirdiklerinden fazlaysa ya da aynı yararı başka bir yerden sağlayabiliyorsanız, o zaman o ilişkinin bitmesi gerekir."


- Evliliğe Karşı



58. "Gelecekteki ekonomik faaliyetleri ve yükümlülükleri paylaşmayı gerektiren ekonomik bir sözleşme. Bunun üzerine istediğiniz duygusal anlamı yükleyebilirsiniz fakat yasa sonuç olarak evliliği ekonomik faaliyetlerinizin birleşmesi olarak görür."


- Evliliğe Karşı



59. "Çocuklar hala gelişmektedir; yetişkinler ise biz dışardakilerin çok az değiştirme gücünün olduğu sabit bir duruma erişmişlerdir. Bir çocuğa yapılan küçük bir yatırım onun gelişimi için büyük bir etkisi olabilir, oysa bir yetişkine yapılacak büyük bir yatırımın muhtemelen o yetişkinin uzun süredir yerleşmiş olan davranışlarına çok az etkisi olacaktır."


- Evliliğe Karşı



60. "Bazen sizin için önemli olan şeyler uğruna fedakarlık yapmanız gereke­bilir. Buradaki hata, fedakarlığın tek başına başarıyı garanti edeceğini düşünmektir."


- Evliliğe Karşı



61. ""Seni seviyorum ama kendi alanıma ihtiyacım var." Bir ilişkinin sağlıklı olabilmesi için, senin alanın, benim alanım ve bizim alanımız arasındaki ayrımlar net olmalıdır. Tüm bu sınırların karşılıklı tanımlanması, hepsinin aynı potada birbirine karışmaması gerekir."


- Evliliğe Karşı



62. "Aşksız bir evlilik sağlıklı olabilir mi?"


- Evliliğe Karşı



63. "Eğer birbirimiz için önemliysek ve birbirimize gerçekten "bağlıysak" zaten tekrar bir araya ge­liriz."


- Evliliğe Karşı



64. "Etrafımızdaki her şey evliliğe işaret ediyor. Hemen hemen bütün dinler, ideolojiler ve rejimler evliliği teşvik ediyor. Eğitim, bilim, kültür, sanat ve gelenekler her vesileyle evliliği kutsallaştırıp yüceltiyor. Çocukluktan yetişkinliğe kadar adeta evliliğe endekslenerek büyüyoruz. Evlilik kurumunun beyni­mize kazınması için, bir an olsun bile bu kurumdan herhangi bir şüphe duymamamız için her türlü yol ve yöntem deneni­yor. Çarpıtma, yalan ve manipülasyon bazen gelenek kisvesi altında bazen de bilimsel bilgi kılığında üzerimize çörekleni­yor (evliler daha mutludur, daha uzun süre yaşarlar vb )."


- Evliliğe Karşı



65. "Boşanma esnasında suçlamalar havada uçuşur fakat sonuçta her şeyin aslında kendi kahrolası hatanızdan kaynaklandığını kabul etmeniz gerekiyor. Bu fanteziye bütün kalbiyle inanan sizdiniz. Evlenmeden önce, evliliğin ilişkinizi daha sağlam ve daha "güvenli" yapacağı biçimindeki peri masalı saçmalıklarına inanan sizdiniz. Sorun şu ki, güvenlik iki şekilde oluyor: Kapınızı dünyanın belirsizliklerine karşı kil­itlerken, kendinizi de, özgürlüğünüzü kısıtlayan bir kafese kilitliyor olabilirsiniz. Artık kolayca dışarı çıkamadığınız için, hücre arkadaşınızla müzakere yapma yeteneğinizi de kaybetmiş olabilirsiniz. Bunun yerine, hayatlarınızı birbirine uydurmaya çalışırken sorunları hasıraltı edersiniz, ta ki -Güm!- sonunda her şey elinizde patlayana kadar."


- Evliliğe Karşı



66. "İnsanları korkutarak evliliğe iten şey nedir?"


- Evliliğe Karşı



67. "Bilinmesi gereken en önemli şey kim olduğunuz ve ne istediğinizdir. Aşk ilişkisinin kendisi hiçbir zaman nihai amacınız olmamalıdır...Eğer kendi sınırlarınızı biliyorsanız, başkalarına karşı sınır koymak daha kolaydır."


- Evliliğe Karşı



68. "Düğün töreni bir tür reklamdır...
"Önem­li olan ilişkidir, seni aptal!" Başka bir deyişle, önemli olan, medeni haliniz, yapmanız gereken o tören, başkalarının ne düşündüğü ya da o pastayı nasıl yiyeceğiniz değildir. Önem­li olan, partnerinizle ne kadar iyi geçindiğinizdir. Bu basit gerçek, kalabalık bir tören ya da ekonomik bir sözleşmenin içinde kolayca kaybolup gidebilir."


- Evliliğe Karşı



69. "Campbell Yasası'nın ikinci maddesi, "Söyleyeceğiniz ya da yapacağınız hiçbir şey bir yetişkinin kişiliğini değiştirmez" der."


- Evliliğe Karşı



70. "Yakından bildiğiniz uzun süreli evliliklerin kaçını başarılı addedersiniz?"


- Evliliğe Karşı



71. "İnsanlar romantik ilişkilerden ne bekler? Kendilerine değer verilmesini, bir amaca sahip olmayı ve yalnızlıklarından kurtulmayı beklerler. Bu amaçların cinsellikle hiçbir ilgisi yoktur. Bunlar dünyadaki varlığımızın doğal sonucu olan "varoluşsal" sorunlardır."


- Evliliğe Karşı



72. "Aşkın savaş meydanında iki soru tekrar tekrar sorulur:
A: "Erkekler niçin bu kadar aşağılık?" ve

B: "Kadınlar niçin bu kadar aşağılık?"

Oysa kendi hemcinsleriniz asla bu şekilde davranmaz. Hemcinslerinizin hepsi onurlu kişilerdir ve onlar da sizin karşı cins hakkındaki gözlemlerinize katılırlar; karşıdakilerin hepsi adidir. Bu kadarı, sizin o geri zekalılara küfredip, derin bir duygusal tatmin için kendi hemcinslerinize yönelmeniz için yeterlidir. Dehşet verici başka bir gerçeği tam da böyle bir anda keşfedersiniz: Hemcinsleriniz de adiymiş!"


- Evliliğe Karşı



73. "Eğer bekar biriyseniz, bu baskılarla uğraşa uğraşa en so­nunda belli bir uzmanlığa ulaşırsınız. Bu uzmanlaşma sayes­inde, karşılaştığınız baskıları kategorize ederek, hangisiyle nasıl başa çıkabileceğinizi belirlemeye çalışırsınız. Bekar­lara karşı sergilenen tutumları, içten ve dıştan gelen baskılar biçiminde kabaca iki kategoriye ayırmak mümkün."


- Evliliğe Karşı



74. "Cinsellik güdünüz her zaman beyni­nizin düşünen tarafıyla - eğer beyninizin düşünen bir tarafı varsa tabi - çatışma halindedir.
Biraz aklınız varsa, duygularınıza itaat etmenin sıkça mut­suzlukla sonuçlanabildiğini fark etmiş olmalısınız."


- Evliliğe Karşı



75. "Zor zamanlar + Ev hacizleri = Evliliğin Çöküşü"


- Evliliğe Karşı



76. "Beyaz şövalyeler, zor durumdaki genç kızları kurtarmak için düşmanın üzerine çullanırken, peri masalları da bizi onların sonsuza dek mutlu ve mesut yaşayacaklarına inandırır. Bu neredeyse imkansızdır! Madalyonun diğer tarafında kurtarılan kişinin gücünü kaybetmesi vardır ve bu, ilerleyen zamanlarda girdap reaksiyonu olarak kendini gösterir. Kısa süre sonra kurtarılması gereken asıl kişi şövalyenin kendisi olur çünkü kurtarılan genç kız şövalyenin varsayılan kusurlarından ötürü onun başının etini yer ve tüm sorunlarının şövalye tarafından çözülmesini bekler."


- Evliliğe Karşı



77. "...birini fiziksel özelliklerine göre -yaş, boy, kilo, cinsiyet - yargılamak adil midir? Bir kadın eğer sadece kendinden uzun erkeklerle çıkıyorsa, önündeki seçeneklerin büyük bir oranını elemiş olmuyor mu? Kısa boylu bir adam iyi iletişim kuran biri olamaz mı?"


- Evliliğe Karşı



78. "Aşkın değiştiremeyeceği tek şey kişiliktir."


- Evliliğe Karşı



79. "“Evliliğin asıl amacı artık çocuk yetiştirmek değil duygusal bir arayış olduğundan, sorulması gereken soru “ortak kasanın” gerçekten duygusal amaçlarınıza ulaşma olasılığınızı artırıp artırmadığıdır...”"


- Evliliğe Karşı



80. "Biriyle çok uzun süre çok yakın olursanız, aranızda sorun çıkması kaçınılmazdır. Bu, tıpkı sevdiğiniz kişiye kelepçeyle bağlı olmak gibidir: Heyecanınızı kaybettiğinizde başınıza bela olur."


- Evliliğe Karşı



81. "Biriyle çok uzun süre çok yakın olursanız, aranızda sorun çıkması kaçınılmazdır. Bu, tıpkı sevdiğiniz kişiye kelepçeyle bağlı olmak gibidir: Heyecanınızı kaybettiğinizde başınıza bela olur."


- Evliliğe Karşı



82. "Karşımızdakinde bizi etkileyen, onun gerçekten kim olduğundan çok olmasını istediğimiz kişidir."


- Evliliğe Karşı



83. "Evlilik, bencil bir yalnızlığın bir adım ötesine geçmektir."


- Evliliğe Karşı



84. "Etraftaki onca kişiye tek tek dert anlatmaktansa, küçük ödünler vermek daha pratik bir yol gibi görünür. Her küçük ödünün, bize ait olması gereken hayatımızdan koparılmış bir parça olduğunu ve böylece bizi biz olmaktan çıkardığını ne yazık ki kimse umursamıyor."


- Evliliğe Karşı



85. "İnsanlar temelde bağımsız varlıklardır. Bir başkasıyla birleşme isteği çok büyük olabilir ama pratikte ne kadar il­eri gidebileceğinizin bir sınırı vardır. Biriyle çok uzun süre çok yakın olursanız, aranızda sorun çıkması kaçınılmazdır. Bu, tıpkı sevdiğiniz kişiye kelepçeyle bağlı olmak gibidir: Heyecanınızı kaybettiğinizde başınıza bela olur. Birlik­te kapana sıkıştığınız kişi sinirlerinizi yıpratmaya başlar. Paylaşabileceğiniz her şeyi paylaştıktan sonra, bağımsız bir birey olarak yeni deneyimler yaşamak istersiniz ki böylece paylaşabileceğiniz yeni şeyler olsun."


- Evliliğe Karşı



86. "Başımdan bir kez geçtiği için evlilik hakkında az çok bir şeyler biliyorum. Ayrıca, gayri resmi gözlemci olarak duruşmalarında, ev­lilik kurumunun her defasında nasıl yıkıldığına tanık old­um. Ev­lilik ve boşanma tıpkı Yin-Yang gibidir. Campbell Yasası'nın birinci maddesine göre boşanma esnasındaki çirkin­likler, başlangıçtaki yanılsamanın gerçek dışılığıyla doğru orantılıdır."


- Evliliğe Karşı



87. "Adaletsizliği koruyup kollayan hukuk ihlal edilmediği sürece yeni bir hukuk asla ortaya çıkmayacaktır."


- Evliliğe Karşı



88. "“Yasaya göre, evlilik “ortaklık” adı verilen ekonomik bir oluşumdur. İki tarafın da katkıda bulunup faydalanabildiği ortak bir kasadır...”"


- Evliliğe Karşı



89. "Nihai bir çözüm yerine, sorun sürekli tavizler, uzlaşmalar ve birinin kendi isteklerini bastırmasıyla "çözül­ür.""


- Evliliğe Karşı



90. "Bazen sizin için önemli olan şeyler uğruna fedakarlık yapmanız gereke­bilir. Buradaki hata, fedakarlığın tek başına başarıyı garanti edeceğini düşünmektir."


- Evliliğe Karşı



91. "Bazen sizin için önemli olan şeyler uğruna fedakarlık yapmanız gereke­bilir. Buradaki hata, fedakarlığın tek başına başarıyı garanti edeceğini düşünmektir."


- Evliliğe Karşı



92. "Ne tuhaftır ki, evlenmemiş bireye kan kusturan asıl baskı, içten gelen iyi niyetli baskıdır. Bu baskı türünü ailenizden, dostlarınızdan, komşularınızdan ve bazı durumlarda sev­gilinizden görürsünüz. Bu kişilerin niyeti sizin iyiliğinizdir; kendilerince sizin mutlu olmadığınızı, bütünlüklü bir hay­attan mahrum olduğunuzu, eksik kaldığınızı düşünürler ve geleceğiniz hakkında kaygılanırlar. Etrafa bakarlar, herkes evlenmiş ve mutlu görünüyor; arkadaşlarınızın çocukları kaç yaşına gelmiş. Bekarlara, yalnızlara yapılan baskıyı ve yakıştırmaları çok iyi bilirler ve sizin onları yaşamamanız için çırpınırlar."


- Evliliğe Karşı



93. "Evlenmeyi düşünüyorsunuz ve ben sizi vazgeçirmek için buradayım"


- Evliliğe Karşı



94. "Evlilik kurumu, bağımsız olarak kurulmuş bir ilişki ye­rine, yıllar süren bir gelişimi tek bir cümleye sıkıştıran so­syal bir sözleşme koyar önümüze: "Evet! Kabul ediyorum." Yıllar sonra, özgür bir seçim yaptığınızı mı düşüneceksiniz? İkiniz için de en iyisi böyle olduğu için mi bir arada kaldınız yoksa aynı hapishanede mahkumdunuz ve kaçış çok mu meşakkatliydi? Eğer evliyseniz, bu soruların cevaplarından asla emin olamazsınız."


- Evliliğe Karşı



95. "Birlikte ne kadar kapana kısılmışsanız, "karşı çıkmak" ye­rine "uyum sağlamaya" o kadar meyilli olursunuz. Huzuru koruma ihtiyacı, dürüst ve bağımsız bir entelektüel alışverişi gölgeler."


- Evliliğe Karşı



96. "Ezeli sevgilinizle huzur içinde yaşıyor olsanız bile, kapana sıkışmış bir fare gibisi­nizdir; ya da büyü bir şekilde bozulduğunda uyanacak olan Uyuyan Güzel gibi."


- Evliliğe Karşı



97. "Aşkın savaş meydanında iki soru tekrar tekrar sorulur:
A: "Erkekler niçin bu kadar aşağılık?" ve
B: "Kadınlar niçin bu kadar aşağılık?""


- Evliliğe Karşı



98. "Çelişkili bir biçimde, bir ilişki eğer evreninizin merkezinde değilse ve sizin için ikincil önceliğe sahipse o ilişkinin yürüme ihtimali vardır."


- Evliliğe Karşı



99. "Beatles 1967'de "All You Need is Love" (İhtiyacın Olan Tek Şey Aşk) şarkısını söyledi.

İhtiyacınız olan tek şey aşk değil. Aşkın çözemeyeceği sayısız sorun var."


- Evliliğe Karşı



100. "Boşanma denilen bu devasa ve karmaşık süreçten duyduğunuz korku, gerçekte yürümüyor bile olsa, sizi ilişkinizin yürüdüğüne ikna etmeye yetebilir."


- Evliliğe Karşı



101. "C: "Aşk nasıl bir şeydir ki, insanların içindeki adiliği ortaya çıkarıyor?""


- Evliliğe Karşı



102. "Birine ne kadar yakın olursanız olun, bir ayağınızın ilişkinin dışında, ona hiç ihtiyaç duymadığınız bağımsız bir alanda olması gerekir."


- Evliliğe Karşı



103. "O kişinin hem bize hayran olmasını "hatta tapmasını" isteriz, hem de bize yol göstermesini ve ne yapmamız gerektiğini söylemesini isteriz"


- Evliliğe Karşı



104. "Bağlılığın oluşması keyifli bir deneyim olabilir!
Sevgilinizin her şeyi size büyülü gelir; bakışları, kokusu, gö­zlerinin rengi. Yaptığı her şey büyüleyici gelir. Bir süreliğine, EVLiLiĞE KARŞI sanki koca evrende başka kimse yokmuş da siz "birbiriniz için yaratılmışsınız" hissine kapılırsınız. Dışardan bakıldığında bu duygusal aşk festivali mide bulandırabilir ama sizin için dünyadaki en güzel duygudur."


- Evliliğe Karşı



105. ""Ortaklığın" ciddiyetini boşanma anına kadar tam olarak fark etmeyebilirsiniz.Bu
"ortaklık"bir defa oluşturulduğunda,yasa kimin nasıl katkıda bulunduğuyla pek ilgilenmez. Siz on yıl boyunca çok çalışırken eşiniz sadece oturup renkli bonbon şekerlerini yediyse bile, kazandığınız her şeyin yarısına ortaktır.Ayrıca,"nafaka" adı verilendurumlarda,eğer gelirl­eriniz arasında bir eşitsizlik varsa,eşinize bir miktar para öde­meniz de gerekebilir."


- Evliliğe Karşı



106. "Evlilikler de tıpkı komünist devletler gibi büyük ideallerle başlar: Her şeyi eşit olarak paylaşacağız! Ne yazık ki, ger­cek eşitliği sürdürebilmek çok zordur. Bu, tıpkı iki yıldızın birbirine çok yakın yörüngeleri izlemesi gibidir. Doğası gereği bu sabit olmayan bir sistemdir. Eşit koşullarda bir araya gelseler bile, sonunda biri verdiğinden daha fazlasını almaya başlayacaktır."


- Evliliğe Karşı



107. "Muhtemelen beni dinlemeyeceksiniz, ama ben yine de şansımı deneyeceğim. Evlenmeyi düşünüyorsunuz ve ben sizi vazgeçirmek için buradayım. Evlenmiş birçok insan var, onlara boşanmaları gerektiğini söylemiyorum. Koşullarımız ne gerektiriyorsa onu yapmalıyız. Konuya meraklı olan naif ve genç arkadaş, ben seninle konuşuyorum. Seni kurtarmak için hâlâ şansımız var."


- Evliliğe Karşı



108. "Beklentilerimiz son derece benmerkezci ve gerçek dışıdır ve sevgilimizi yanlış kriterlere göre seçeriz. Narsist olmaya devam edersek, o zaman kendi hatalarımızdan ötürü dünyayı suçlarız. Tüm kadınların / erkeklerin aşağılık olduğunu iddia ederiz çünkü biz yanlış bir şey yapmamışızdır."


- Evliliğe Karşı



109. "Düğün töreninde, herkes paylaşacağınız güzel şeylerden bahseder. Kimse kötü şeylerden bahsetmez. İyi tarafından ba­karsak, eşiniz zengin olursa siz de zengin olacaksınız. İşler kötü giderse ve eşiniz mahkemelik olursa siz de otomatikman sanık konumunda olacaksınız. Olası sorumluluk, olası müka­fat kadar sınırsızdır."


- Evliliğe Karşı



110. "Olabilecek en kötü senaryoyu düşünelim. Diyelim ki ev­lendiniz ve balayınız için Las Vegas'a gittiniz. Evlendiğiniz gecenin ertesi günü eşiniz kumar oynamaya gidiyor ve kredi kartlarını son limitine kadar kullanıyor. Ne yazık ki, artık onun borcu sizin de borcunuz ve nihai boşanma anında bu borç bakiyesi, kime ait olduğuna bakılmaksızın aranızda yarı yarıya bölüşülecek."


- Evliliğe Karşı



111. "Yalnızlığı anlamak kolaydır. Üzerine yazılmış bir sürü şarkı ve şiir vardır. Girdabı anlamak ise daha zordur. Gir­ dap, kimliğinizin başkasınınki tarafından yutulmasıdır.
Hayatınızın kendi kontrolünüzde olmadığını, bağımsızlığınızı kaybettiğinizi ve kişisel ihtiyaçlarınızın başkasınınki uğruna feda edildiğini gördüğünüzde, girdaba kapılmış oluyorsunuz."


- Evliliğe Karşı



112. "Dünyada zaten yeterince iyi bakılamayan bir sürü çocuk varken, neden insanların yenilerini dünyaya getirmesine izin verilir?"


- Evliliğe Karşı



113. "Ortak ilgi alanlarınızın ve ortak bir felsefenizin olması gerekir. Kamuya açık bir törenle temsil edilemeyecek özel bir ahenginizin olması gerekir. Geçineceğiniz kişi kavanozun içinde duran ve vücudu olmayan bir beyin mi? Eğer öyle değilse, ilişki bitmeye mahkumdur."


- Evliliğe Karşı



114. "İnsanlar neden sadece bir evlendirme dairesine giderek yapa­bilecekleri bir şeyi büyük ve pahalı bir olaya dönüştürüyor?
Çiftler genellikle düğünün ilişkilerini değiştirmeyeceğini söylerler. Bu tören öncesinde birbirlerini seviyorlardır ve sonrasında da daha az ya da daha çok seviyor olmazlar. Öyleyse neden bu törene ihtiyaç duyarlar? Demek ki, bir şeyi değiştirmesini umuyorlar ki böyle pahalı bir projeye girişiyorlar. Madem düğün çiftin ilişkisinde bir şey değiştirmiyor, acaba akrabalar ve arkadaşlarda mı bir şeyi değiştirmesi bekleniyor?"


- Evliliğe Karşı



115. "En sağlıklı ilişki, ayrı bireysellikler temelinde kurulandır."


- Evliliğe Karşı



116. "Tüm gelir ve giderlerinizi tek bir kasada bir araya getirmeyi ve komünist inanışa göre yaşamayı seçersiniz."


- Evliliğe Karşı



117. "Zamana yayılarak yumuşatılmış, gelenek ve kültürle perçinlenmiş ve gönüllü kabulle toplumsal düzene en­tegre edilmiş sinsi bir sorun, son yıllarda giderek daha fazla sayıda insanı içten içe kemiriyor: Evlilik baskısı, sorunun adı tamı tamına budur."


- Evliliğe Karşı



118. "Peki amaç evliliğin kökünü tamamen kazımak mıdır? Bu da çok vahim bir hata olur! Bir toplumda her alandaki çeşitlilik gibi ilişki alanında da çeşitlilik olmalı. Bazı insanlar ille de evlemek istiyorlarsa, evlensinler, hiç mahsuru yok. Evliliğin tek meşru ilişki biçimi olarak topluma dayatılmasıdır sorun olan."


- Evliliğe Karşı



119. "Gönüllü çocuk sahibi olma, bir tür narsisizm ve kibir göstergesidir. Size tapacak Küçük Bir Ben yaratmayı ve bu yarattığınız şeyin sizi örnek almasını umarsınız. Sorun şu ki, bu küçük proje hiçbir zaman olmasını istediğiniz gibi olmaz.
Er ya da geç, çocuğunuzun kendi planları olur ve sizinkileri altüst eder."


- Evliliğe Karşı



120. "Herkesin bir kişiliği vardır ve yetişkinliğe erişildikten sonra kişilik pek değişmez. Boşandığınız kişi, evlendiğiniz kişinin ta kendisidir; sadece daha fazla yanını görüyorsunuz­dur. İhtiyaç duyduğunuz bütün veriler evlilikten önce de hazırdı ama siz onları aramadınız ve hatta veriler gözünüzün içine girdiğinde bile görmemeyi tercih ettiniz. Tüm bu olup bitenler boyunca, karşınızdaki kişi hep olduğu gibiydi. Onu tanrılaştıran sizdiniz."


- Evliliğe Karşı



121. "A: "Erkekler niçin bu kadar aşağılık?"
ve
B: "Kadınlar niçin bu kadar aşağılık?""


- Evliliğe Karşı



122. "Hayat, koşullar tarafından belirlenen kusurlu çözümlerle yönetilir."


- Evliliğe Karşı



123. "Muhtemelen beni dinlemeyeceksiniz, ama ben yine de şansımı deneyeceğim. Evlenmeyi düşünüyorsunuz ve ben sizi vazgeçirmek için buradayım. Aşka ya da yaşam boyu sürecek bir beraberliğe -eğer kendiliğinden böyle gelişirse­ karşı değilim, gerçekten!"


- Evliliğe Karşı



124. "Bir düşünsenize, bir zamanlar büyük kavgalara neden olmuş birçok şey bugün ne kadar basit ve sıradan: Kadının pantolon giymesi, araba kullanması, sevgililerin sokakta el ele tutuşması, öpüşmesi. Emin olun, eğer birileri cesurca davranıp inandıkları değerler doğrultusunda yaşamaya başlamasaydı, toplum hiçbir zaman bu değişikliklere hazır olmayacak ve biz hala aynı çukurda debelenip duruyor olacaktık."


- Evliliğe Karşı



125. "Zeka bir tercihtir. Bazı yetişkinler "zeki" bazıları ise "aptal" olurlar. Zeki insanlar, yeni deneyimlerin peşinde koştukları ve yeni fikirleri öğrenmeye açık oldukları için zeki olur­lar. Hayatlarını öngörülemeyen gelişimlerini destekleyecek şekilde kurdukları için zekidirler. Aptal insanlarsa aynı ritüel­leri tekrarlamayı seçerler ve pratik sorumluluklarının hiçbir değişime izin vermemesine göz yumarlar."


- Evliliğe Karşı



126. "“... çocuk yaşta gelin olanların durumu için uğraşan ve bu çabaları değersiz olmayan modern arkadaşlar, ne yazık ki devasa bir baskı aygıtının sadece küçük bir dişlisiyle uğraşıyorlar. Evet, çocuk gelinler evlilik baskısının en çaresiz kurbanları ama yetişkin gelinlerin durumu da çok parlak değil aslında. Birinde baskı çıplak ve sert, diğerinde daha yumuşak ve estetize olmuş halde...”"


- Evliliğe Karşı



127. "Kolayca sinirlenen çiftler kavga ettiğinde, üzerine tartıştıkları konu yüzünden kavga ettiklerini zanneder­ler. Aslında, kavgayı başlatan genellikle taraflardan birinin yaşadığı o duygusal paniktir: "Nefes alamıyorum!" Başka bir deyişle, kimliklerinin diğerinin kimliğinde boğulduğunu his­sederler."


- Evliliğe Karşı



128. ""Aşk bir hayır kurumu değildir. Sizin iyiliğiniz için vardır, sevgilinizin iyiliği için değil.""


- Evliliğe Karşı



129. ""Sayın bayan, herhangi bir baskı altında kalmadan, kendi
özgür iradenizle, sayın bay ile evlenmeyi kabul ediyor musunuz?"
"Evet!"
"Peki sayın bay, siz de herhangi bir baskı altında kalmadan,
kendi özgür iradenizle, sayın bayan ile evlenmeyi kabul edi-
yor musunuz?"
"Evet!"
"Öyleyse, ben de yasaların bana verdiği yetkiye dayanarak
sizi karı koca ilan ediyorum."
Tebrikler, mutluluklar, öpücükler, gülücükler, alkışlar. ..
Yıllarca beklenen o an, aslında zavallı yalnızlığımızdan
kurtuluşumuzun bir parodisi. Hiçbir baskı altında kalmadan
öyle mi? Emin misiniz? Öyleyse, ben de hayatın her gün
gözümüzün içine soktuğu gerçeklerin bana verdiği yetkiye
dayanarak sizi yalancı ilan ediyorum!"


- Evliliğe Karşı



130. "Yasalara göre, evliliğin tanımı son derece basit: Gelecekteki ekonomik faaliyetleri ve yüküm­lülükleri paylaşmayı gerektiren ekonomik bir sözleşme. Bu­nun üzerine istediğiniz duygusal anlamı yükleyebilirsiniz fakat yasa sonuç olarak evliliği ekonomik faaliyetlerinizin birleşmesi olarak görür."


- Evliliğe Karşı



131. "Dünyada yalnız yaşayan bir sürü yetişkin vardır ama yalnız olmalarının sebebi bunu istemeleri değil bağlanma için uygun koşulların oluşmamış olmasıdır."


- Evliliğe Karşı



132. "Adaletsizliği koruyup kollayan hukuk ihlal edilmediği sürece yeni bir hukuk asla ortaya
çıkmayacaktır."


- Evliliğe Karşı



133. "Özellikle önemli olan hususlardan biri, kişinin gerginlik anında nasıl tepki verdiğidir. Hatalarından ötürü başkalarını mı suçluyor yoksa işler zorlaştığında sorumluluk alıyor, gerekeni yapıyor ve durumun üstesinden gelmeye mi çalışıyor? Ayrıca, ikini­zin de gergin olduğu durumlarda onun karakteriyle sizinkinin nasıl bir etkileşim içinde olacağını da bilmek isteyebilirsiniz."


- Evliliğe Karşı



134. "Sizi cinsel çekim bir araya getirmiş olsa bile, bu arka planda unutulup gitmeye mahkumdur ve artık sizi bir arada tutan şey bu olmaktan çıkar. Uzun vadede önemli olan iletişiminizin niteliği ve ne kadar yararlı olduğudur. İlişkiniz buna bağlı olarak başarılı ya da başarısız olur."


- Evliliğe Karşı



135. "Evliliğin kutsallığını sorgulamaktan korkmamalıyız. Aslında artık kutsal falan da değil, adeta yerlerde sürünüyor. Mutlu ettiği insanlardan kat be kat fazlasını mutsuz ediyor. İnsanlar sırf evlenebilmek için, sadece televizyonlardaki pespaye pro­gramlarda değil, aynı zamanda özel yaşamlarında da berbat durumlara düşürüyorlar kendilerini. Normalde insanı tik­sindirmesi gereken bin bir hesap, kitap ve manevra içinde ruhlarını paramparça ediyorlar. Hayatlarının belki de en ver­imli ve en mutlu olabilecek dönemini evlilik saplantısıyla geçiriyorlar."


- Evliliğe Karşı



136. "Tam tersine, evlilik kurumu kadar insanı içe kapatan, her şeyden koparan, kendi evi dışındaki her şeye karşı duyarsız hale getiren başka bir kurum yok. Yalnız yaşayan bireyler etkin bir şekilde sosyal hareketlere katılmakla kalmıyorlar, aynı zamanda kendi kişisel yaşamlarını ren­klendirmek için de her fırsatı değerlendiriyorlar. En hantal, en hareketsiz, yeniliğe ve farklılığa en kapalı olan yaşam ünitesi evlilik kurumunun ta kendisidir. Kaldı ki, yalnızlık sadece fiziksel bir durum mudur? Yalnız başına yaşayan ama çevresi­yle çok güçlü bir etkileşim içinde olan bir birey mi, yoksa bir evliliğe saplanıp ne ileri ne geri gidebilen ikili mi yalnızdır?
"Birlikte ama yalnız" deyimi boşuna çıkmış olmasa gerek."


- Evliliğe Karşı



137. "Özellikle toplumun geleneksel katmanlarındaki genç kızlar, rahat bir genç kızlık dönemi geçiremiyor...Ayrıca aile içinde türlü baskılara maruz kalıyor. Bu durumdan bir kurtuluş umudu olarak evlenmek cazip görünüyor. Burada elbette acı bir yanılgı var; bu genç kızlar çoğunlukla bir ailedeki konumlarından başka bir ailedeki konumlarına transfer oluyorlar ve aynı çile ora­da da devam ediyor."


- Evliliğe Karşı



138. "Çelişkili bir biçimde, bir ilişki eğer evreninizin merkezinde değilse ve sizin için ikincil önceliğe sahipse o ilişkinin yürüme ihtimali vardır. Partnerinizin hayatınıza anlam katmasını istediğiniz müddetçe, bu gerçekleşmeyecektir. Bana misyo­nunuzun ne olması gerektiğini sormayın; bu içinizden gelen bir şey olmalı. Ancak kendinize ait sağlam bir kimliğiniz olduğu zaman ilişki ona uyum sağlayacaktır."


- Evliliğe Karşı



139. "Bu süreçte erkek, bir aksesuardan çok da farklı değildir. Te­mel görevi düğünde hazır bulunmak, giymesi söylenen smo­kini giymek ve sorulduğunda "Evet," demektir. Düğün önc­esinde aylarca hatta yıllarca uğraşanlar, gelin, gelinin kadın akrabaları ve kız arkadaşlarıdır. Erkeğe, planlama aşamasında usulen "danışılır" fakat bu danışma çoğunlukla formaliteden ibarettir. Erkeğin temel görevi "Evet" demek ve önüne konan her kağıt parçasını imzalamaktır. Bu operasyondan kimin so­rumlu olduğunu söylemeye gerek yok herhalde."


- Evliliğe Karşı



140. "Hayatınızın sadece üremek ve "mutlu" olmak dışında başka amaçları da olmalı. Sizin tek amacınız sizden öncekilerin hayatlarını tekrar etmek mi?"


- Evliliğe Karşı



141. "Birbirlerini seven insanlar arasında evlilik lafı geçtiği andan itibaren, ilişkileri kendi kontrollerinden çıkarak, etraflarındaki en alakasız kişilerin de dahil olduğu kocaman bir kitlenin denetimine girer."


- Evliliğe Karşı



142. "Uzun süreli duygusal ilişkilerin, değişimi, yaratıcılığı, bi­reysel gelişimi ve daha önce gitmediğiniz yönlere doğru git­menizi sağlayan dinamizmi engellediği gerçeği hayatın acı gerçeklerinden biridir. İlişkiler istikrar ister ve belirsizlik du­rumunda gelişmezler. Bu aşkın bedellerinden biridir."


- Evliliğe Karşı



143. "Hayat arkadaşı olarak nasıl birini seçmelisiniz? Kişiliği sizinkine en yakın olan birini. Eğer kayıp ikizinizi bula­bilirseniz, en ideali budur! Aynı geçmişe, kariyere ya da görünüşe sahip olmanız gerekmez, ama aynı dünya görüşüne sahip olmanız gerekir. O zaman ilişkinizde daha az boşluklar olur."


- Evliliğe Karşı



144. "Bir evliliğin yürümemesinin birçok sebebi olabilir. Buna yol açan ve sık rastlanan bir model var ve ben buna "Karanlık Yıldız Düeti" adını veriyorum. İki yıldızın birbirinin etrafında döndüğü ikili bir yıldız sis­temi düşünün. Yıldızlardan biri güneş gibi normal bir yıldız, diğeri ise bir kara delik olsun. Kara delik etrafa yaydığından daha fazla enerjiyi emer. Sağlıklı olan yıldızdan kara deliğe doğru sürekli bir enerji ve kaynak akışı olur."


- Evliliğe Karşı



145. "Aşık olmak, güzel bir balıkçı kasabasının olduğu büyüley­ici bir adaya adım atmak gibidir. Günlerce adayı keşfetmeye çalışabilirsiniz ama kısa süre sonra bunu başarırsınız ve her şey rutinleşmeye başlar. Tam da o noktada sizde bir şey dank eder: Bir adadasınız ve gidecek başka bir yer yok. Aşk sizi bu adaya götürebilir ama aşk tek başına sizi oradan çıkarmaya yetmez."


- Evliliğe Karşı



146. "Yetişkinlik dönemine gelindiğinde kişilik oldukça yerleşmiş olur ve duygusal bir ilişkide bunu değiştirmek için yapabileceğiniz pek bir şey yoktur. Ama insanlar yine de den­emek ister. Birine bağlandığınızda, sürekli "Biliyorum, onu değiştirebilirim" der durursunuz. Sonunda kaçınılmaz olarak değiştiremeyeceğinizi fark edersiniz. İnsanların kişiliklerinin değiştiği de olur ama bu dış bir etkiyle olmaz."


- Evliliğe Karşı



147. "Karşı çıktığınız kişilik özelliklerine tepki verirken başvurabileceğiniz tek etkili yol geri çekilmektir. Geri çekilmek belki de karşı tarafın değişmesine yardım etmenin tek yoludur."


- Evliliğe Karşı



148. "Aşkta, yaptığınız her fedakarlık için mümkünse kısa sürede ödüllendirilmeyi beklersiniz. İlişki, kişisel olarak sizin için yararlı değilse, uğruna harcadığınız enerjiye değmiyorsa, o zaman bitmesi ger­ekir. Bir yetişkine ebeveynlik yapmak sizin sorumluluğunuz değildir."


- Evliliğe Karşı



149. "Kısa süre sonra uyuşturucuyu, artık kafanızı güzel yapacağı için değil onu almadığınızda kötü hissettiğiniz için alıyor olursunuz."


- Evliliğe Karşı



150. "Trajik bir çocukluk, bir yetişkinin kötü davranışlarını açıklamaya yardımcı olabilir ama o davranışa vereceğiniz tepkiyi etkilememelidir. Eğer o davranış sizin için yanlışsa, ondan uzak durmanız gerekir.
Aşk bir hayır kurumu değildir. Sizin iyiliğiniz için vardır, sevgilinizin iyiliği için değil."


- Evliliğe Karşı



151. "Doğal seleksiyon, kendinizi duygusal olarak çaresiz hissettiğinizde ya da kimliğiniz hakkında ilkelerinizden vazgeçecek kadar güvensiz olduğunuzda, işe yaramaz. Eğer karşınızdaki sizin onaylamadığınız konulara yatırım yapmışsa ve siz aranızdaki bu önemli farkı göz ardı edip bu konularda karşınızdakine baskı yapmazsanız, bu durumda ilişkiye de­vam etmek sizin hatanızdır ve o ilişki yürümez."


- Evliliğe Karşı



152. "Evli çiftler 25. evlilik yıldönümlerinde ne derler? "Sevgilim, yeniden şansım olsa her şeyi yine olduğu gibi yaşardım."
Hadi canım! Tabi ki böyle diyecekler! Bu projeye 25 yıl -muhtemelen yetişkinlik yıllarının çoğunu - yatırmışlar. "Hata yaptım" diyecek halleri yok herhalde!"


- Evliliğe Karşı



153. "Huzurlu bir bağımsızlık, ancak yalnız kaldığınızda ve bu­nun eğlenceli bir şey olduğunu düşündüğünüzde mümkün olur."


- Evliliğe Karşı



154. "Aşık old­unuz ve sevgilinizle aynı eve taşındınız, ama hala dolmayan bir boşluk var. Bir şey eksik gibi görünüyor, ama ne? Belki de evlenmeniz lazım!

Artık evlisiniz ve hayatınızın anlamı hala eksik ve hayatınızın ne yöne gideceği belirsiz. Eksik olan şey ne ola­bilir? Ben söyleyeyim: Çocuk!

Evet, artık hayatınızın bir rotası var! Üstelik de 20 yıllık bir rota! Peki, hayatınız anlam kazanmış olacak mı? Bu farklı bir sorun."


- Evliliğe Karşı



155. "Cinsellik bir bakıma gerçeği gizlemeye yarayan bir sis perdesi gibidir. Bir ilişkinin başlamasını sağlayan bir katalizördür ama tek başına cinsellik uzun süren bir tatmin sağlamaz ve insanların gerçekte ne aradığı sorusuna hiçbir cevap vermez."


- Evliliğe Karşı



156. "Çelişkili bir biçimde, sadece özgün ve güçlü olmayı değil, ayrıca başkalarının da bizi özgün ve güçlü biri olarak görmes­ini isteriz"


- Evliliğe Karşı



157. "İlle de bir masumiyet, ille de bir bütünlük duygusu lazımsa, hiçbir makamın onayına tenezzül etmeyecek iki cesur yüreğin
birleşmesinden daha değerli ne olabilir ki?"


- Evliliğe Karşı



158. "Düğün narsistçe bir olaydır. Bunun başarı olasılığını artıracağını düşünerek, etrafımızı sembollerle, uğur getiren eşyalarla ve başarıya dair açıklamalarla doldururuz. Biz öyle olmasını istediğimiz için evliliğimizin yolunda gideceğini düşünürüz. Ama en önemli kısmını unuturuz, "Önemli olan ilişkiydi, seni aptal!""


- Evliliğe Karşı



159. "Oysa evlilik baskısı dediğimiz şey, akraba ve dostların iyi ni­yetli uyarılarından çok daha derin ve karmaşık bir mese­ledir. Çoğu zaman tebessümle karşılanan bu tatlı bela, hayatlarımız üzerinde kelimenin gerçek anlamıyla ölümcül etkiler yaratmaktadır. Etrafımızdaki kişisel hikayeleri üst üste koyduğumuzda, milyonlarca insanın hayatını yıllarca, hatta bazen ömür boyu etkileyen büyük bir sorunla karşı karşıya olduğumuz anlaşılacaktır."


- Evliliğe Karşı



160. "Bu arada, çocuk yaşta gelin olanların du­rumu için uğraşan ve bu çabaları değersiz olmayan modern arkadaşlar, ne yazık ki devasa bir baskı aygıtının sadece küçük bir dişlisiyle uğraşıyorlar. Evet, çocuk gelinler evlilik baskısının en çaresiz kurbanları; ama yetişkin gelinlerin du­rumu da çok parlak değil aslında. Birinde baskı çıplak ve sert, diğerinde daha yumuşak ve estetize olmuş halde."


- Evliliğe Karşı



161. "Sanırım şu konuda çoğumuz hemfikirizdir: Birbirlerini seven insanlar arasında evlilik lafı geçtiği andan itibaren, ilişkileri kendi kontrollerinden çıkarak, etraflarındaki en alakasız kişilerin de dahil olduğu kocaman bir kitlenin denetimine girer."


- Evliliğe Karşı



162. "Sağlıklı bir ilişki için, "sınırlar" olmak zorundadır. Bunlar, aşmaya çalışmayacağınız sınırlardır. Aşık olabilir ve kendi­nizi kaybedebilirsiniz, ama bir noktaya kadar. Bu nokta ner­esidir? Hangi kritik noktaya sevdiğiniz kişiyle bu kadar çok vakit geçirip ona çok fazla odaklanırsınız? Bunu deneyim ve karşılıklı değerlendirmeyle kendiniz bulmak zorundasınız."


- Evliliğe Karşı



163. "Romantik bir ilişkinin başlarında, çiftler ilişkiye dair sö­zler söylerken - mesela, "aşk" derken -aynı şeyden bah­settiklerini düşünürler ve her biri diğerinin söylediği şeye katılıyormuş gibi görünür. Aslında, her biri konuştukları dili farklı şekilde yorumluyordur. Ancak sonraları, zor durumlarla karşılaştıklarında dilin ne kadar faydasız olduğunu anlarlar. Partnerinize değişmesini istediğiniz şeyler hakkında - mese­la, "Giysilerini yerden kaldır!" gibi - belli talimatlar verebil­irsiniz ve o da gerçekten değişmeye çalışabilir ama muhteme­len diğer durumlarda, mesela evin diğer yerlerindeki temizlik hususunda bunu ıskalayacaktır."


- Evliliğe Karşı



164. "İhtiyacınız olan tek şey aşk değil. Aşkın çözemeyeceği sayısız sorun var. Aşk sizi, ihtiyacınız olan şey oymuş gibi düşündürten bir uyuşturucudur, ama er ya da geç ara verip bir nefes almak zorunda kalacaksınız."


- Evliliğe Karşı



165. "Birbirlerini seven insanlar arasında evlilik lafı geçtiği andan itibaren, ilişkileri kendi kontrollerinden çıkarak, etraflarındaki en alakasız kişilerin de dâhil olduğu kocaman bir kitlenin denetimine girer. Böylesine kitlesel bir baskıyla karşı karşıya olan birey, sevgilisiyle evlenmeden birlikte yaşamayı savunmak şöyle dursun, yeni eve alınacak perdenin rengine bile karar veremeyecek kadar inisiyatiften yoksun olur. Etraftaki onca kişiye tek tek dert anlatmaktansa, küçük ödünler vermek daha pratik bir yol gibi görünür. Her küçük ödünün, bize ait olması gereken hayatımızdan koparılmış bir parça olduğunu ve böylece bizi biz olmaktan çıkardığını ne yazık ki kimse umursamıyor."


- Evliliğe Karşı



166. "Elbette mutlu evlilik örnekleri de yok değil. Ancak, çoğu durumda evlilik bir baskı olarak bireyin hayatında belirleyici oluyor ve izi kolay sil­inmeyen trajedilere yol açıyor. Peki ne oluyor da birey çoğu zaman, farkında olduğu, gördüğü halde, bu tuzağa düşmekten kurtulamıyor? Bu sorunun cevabı, bizi kuşatan değerler siste­minde saklı."


- Evliliğe Karşı



167. "Bazen sizin için önemli olan şeyler uğruna fedakarlık yapmanız gereke­bilir. Buradaki hata, fedakarlığın tek başına başarıyı garanti edeceğini düşünmektir."


- Evliliğe Karşı



168. "Duygusal ilişkiler, tıpkı bir gemiyi kullanmak için gerekli olanlar gibi, bir sürü karmaşık yöntem ve beceriyi gerek­tirir. Bu becerileri öğrenmenizi sağlayacak ürünler yoktur.
İlişkilere dair yazılmış kitaplar da pek işe yaramaz. Sadece geminin dümenine geçip açılmaya başlamanız ve başınıza gelen aksiliklerden ders almayı öğrenecek kadar zeki olmanız gerekir."


- Evliliğe Karşı



169. "Gönüllü çocuk sahibi olma, bir tür narsisizm ve kibir göstergesidir. Size tapacak Küçük Bir Ben yaratmayı ve bu yarattığınız şeyin sizi örnek almasını umarsınız. Sorun şu ki, bu küçük proje hiçbir zaman olmasını istediğiniz gibi olmaz. Er ya da geç, çocuğunuzun kendi planları olur ve sizinkileri altüst eder."


- Evliliğe Karşı



170. "Zaman içinde aynı sözlü dili konuştuğunuzu ama aslında aranızda hiç gerçek iletişim olmadığını anlayabilirsiniz. İletişimdeki bu boşluklar dünyayı temel algılama biçimlerin­ izdeki farklılıkların bir yansımasıdır. Ne yazık ki bu iletişim sorunlarının gerçek anlamda bir çaresi yoktur çünkü ikinizin de kişilikleri oturmuştur. Campbell Yasası'nın ikinci maddesi, "Söyleyeceğiniz ya da yapacağınız hiçbir şey bir yetişkinin kişiliğini değiştirmez" der."


- Evliliğe Karşı



171. "Bir şey, sadece yeni ya da görece nadide bir şey olduğunda size haz verir. Onu ne kadar çok deneyimlerseniz o kadar rutine dönüşür ve bir süre sonra hayatınızın fonunun bir parçası olur."


- Evliliğe Karşı



172. "Sevgi koşulsuz olabilir, ama vermek koşulsuz olmamalıdır."


- Evliliğe Karşı



173. "Bu kişilerin niyeti sizin iyiliğiniz değildir; kendilerince sizde buldukları bir de­fodan hareketle sizi iğnelemekten hatta bazen daha da ileri gidip açıkça aşağılamaktan her nedense zevk alırlar. Herhangi bir ortamda bunlarla karşılaştığınızda, mutlaka bir şekilde yalnızlığınızı size hatırlatırlar, "seçilmemişliğinizi" ve belki de "seçilemezliğinizi" ima etmekten sadistçe bir haz alırlar."


- Evliliğe Karşı



174. "Aşık olduğumuzda narsısızm bizi ihtiyaçlarımızın karşılanacağı fikrine inanmaya iter. Sevgilimizi olduğu gibi değil de olmasını istediğimiz gibi görürüz. Eğer ilişki yürümezse, karşı tarafı suçlarız ama bu aslında onun hatası değildir. O aslında sadece bizim kendi arzularımızı yansıttığımız bir Rorschach mürekkep testidir."


- Evliliğe Karşı



175. "Sizin için doğru kişi, tüm önemli meydan okumalarınıza karşılık verendir. Unutmayın, egzotik birini değil kendi ben­zerinizi arıyorsunuz. Eğer temel konularda en başından iti­baren uyum içindeyseniz, sonunda o kişinin düşlediğiniz kişiden oldukça farklı olduğunu farketseniz bile o ilişkinin yürüme olasılığı vardır."


- Evliliğe Karşı



176. "Evliliğin kutsallığını sorgulamaktan korkmamalıyız. Aslında artık kutsal falan da değil, adeta yerlerde sürünüyor."


- Evliliğe Karşı



177. "Size "benzeyen" birini mi yoksa "benzemeyen" birini mi sevgili olarak seçmelisiniz? "Zıtlar birbirini çeker" ve birbirini tamamlar mı yoksa bir kopyanızı mı aramalısınız? Sıkıcı ve ne yazık ki doğru cevap kendinize olabildiğince benzer birini bulmanız gerektiğidir. Bu kişinin bir kopyanız olması gerek­mez. Farklı geçmişleriniz ve farklı tercihleriniz olabilir ama aranızda ortak deneyimlere dayanan ince ve anlamlı ortak bir ifade dilinin olması gerekir."


- Evliliğe Karşı



178. "Yıllarca beklenen o an, aslında zavallı yalnızlığımızdan kurtuluşumuzun bir parodisi. Hiçbir baskı altında kalmadan öyle mi? Emin misiniz? Öyleyse, ben de hayatın her gün gözümüzün içine soktuğu gerçeklerin bana verdiği yetkiye dayanarak sizi yalancı ilan ediyorum!"


- Evliliğe Karşı



179. "Biriyle çok uzun süre çok yakın olursanız, aranızda sorun çıkması kaçınılmazdır. Bu, tıpkı sevdiğiniz kişiye kelepçeyle bağlı olmak gibidir: Heyecanınızı kaybettiğinizde başınıza bela olur."


- Evliliğe Karşı



180. "Sevme ile verme arasında ince bir çizgi vardır.
Sevgi risklidir. Ne zaman savunmasız olsanız, suiistimal edilme ya da esir alınma olasılığınız vardır. İyi niyetli eylem­lerinizin, beklediğinizin tersi bir etki yapması ve yardım etm­eye çalıştığınız insana zarar vermesi de olasıdır.
Olumsuz tarafından düşünüldüğünde verme, yanlış davranışın devam edebileceği bir ortam sağlayarak bu davranışı pekiştirir."


- Evliliğe Karşı



181. "Özsaygı kişiliğin temel bileşenidir."


- Evliliğe Karşı



182. "Beklenmeyen durumlara uyum sağlama yeteneğidir. Yolda arabayla giderken ilginç bir yan yol gördüğünüzde gidip onu keşfetme ve hatta severseniz, o yolu asıl rotanız haline getirebilme imkanıdır."


- Evliliğe Karşı



183. "Sizin iyiliğiniz için vardır, sevgilinizin iyiliği için değil.
Şunu bir kez daha tekrarlayayım: Bir aşk ilişkisinin amacı sizin ihtiyaçlarınızı karşılamaktır, sevgilinizinkileri değil."


- Evliliğe Karşı



184. "Düğün narsistçe bir olaydır. Bunun başarı olasılığını artıracağını düşünerek, etrafımızı sembollerle, uğur getiren eşyalarla ve başarıya dair açıklamalarla doldururuz. Biz öyle
olmasını istediğimiz için evliliğimizin yolunda gideceğini düşünürüz. Ama en önemli kısmını unuturuz, "Önemli olan ilişkiydi, seni aptal!""


- Evliliğe Karşı



185. "Dinle ilgili tek sorun, bağımsız yargı yeteneğinize gölge düşürmesidir. Hayatınızı kendi içinde değerlendirmek yerine grubun basit öğretilerini izlerseniz, sonunda gerçek dünyada acı hatalar yapmanız kaçınılmazdır.

İnsanlar bir korunma kaynağı olarak aşk ilişkisine, nere­deyse dine baktıklarına benzer bir tutkuyla bakarlar. Sev­gililerinin kendileri için bir ebeveyn, hatta bir Tanrı olmasını isterler."


- Evliliğe Karşı



186. "Evliliğin saadeti bir süre devam ettikten sonra, kafanızda yeni bir sorun belirmeye başlar: Bağımsızlık ar­zusu.
Evli olmayanlar için evlilik nasıl bir şeyse, bazı evliler için de yukarıdaki durum, aynı ölçüde hasret dolu ve romantik bir düş gibidir. Yalnız olmayı arzularlar!"


- Evliliğe Karşı



187. "Aşık olmak, güzel bir balıkçı kasabasının olduğu büyüleyici bir adaya adım atmak gibidir. Günlerce adayı keşfetmeye çalışabilirsiniz ama kısa süre sonra bunu başarırsınız ve her şey rutinleşmeye başlar. Tam da o noktada sizde bir şey dank eder. Bir adadasınız ve gidecek başka bir yer yok. Aşk sizi bu adaya götürebilir ama aşk tek başına sizi oradan çıkarmaya yetmez."


- Evliliğe Karşı



188. "Hayat bir süre sonra bu ölü hayallerin toplamından iba­ret hale gelir. Eskiden aldığınız zevki alacağınız umuduyla, daha önce yaptıklarınızı tekrar edersiniz. Aynı duyguları artık hissetmezsiniz, sadece kendinize hala hissettiğinizi söylersi­niz."


- Evliliğe Karşı



189. "Boşanma denilen bu devasa ve karmaşık süreçten duyduğunuz korku, gerçekte yürümüyor bile olsa, sizi ilişkinizin yürüdüğüne ikna etmeye yetebilir."


- Evliliğe Karşı



190. "Bir ilişki sizi dış dünyanın zalim beklentilerine karşı koruy­amaz, korumamalıdır da. Bir ilişkide "güvenlik" ve "koruma" aramak yanlış bir hedef tir. Karşınızdaki kişi sizi korumak is­terse, bir süreliğine kendinizi güvende hissedebilirsiniz ama bu sahte bir güvenliktir. Henüz yapım aşamasında olan bir zaman bombasıdır. Gerçek şu ki, hiçbir yetişkin bir başkasının ihtiyaçlarıyla tam olarak ilgilenemez. Kendi hayatınızdan tatmin olmak ve sevgilinize işkence yapmak durumunda kal­mamak için hayat sahnesine çoğunlukla tek başına çıkmanız ve burada yolunuzu kendi kendinize bulmanız gerekir.

Dengesiz ilişkiler bir uç tutkudan diğerine savrulup durur­lar. Önce, sevgilinize taparsınız, sonra onu yerden yere vurur­sunuz. Sağlam ilişkiler daha ince olmayı gerektirir: "Seni seviyorum ama kendi alanıma ihtiyacım var." Bir ilişkinin sağlıklı olabilmesi için, senin alanın, benim alanım ve bizim alanımız arasındaki ayrımlar net olmalıdır. Tüm bu sınırların karşılıklı tanımlanması, hepsinin aynı potada birbirine karışmaması gerekir."


- Evliliğe Karşı



191. "Milyonlarca insanın hayatını karartan evlilik baskısı bir gün ortadan kaldırılacaktır. Elbette bu du­rup dururken olmayacak. Bireysel ve toplumsal ölçekte epeyce sancı yaşanacak, acı çekilecektir. O yüzden, bu değişimi olabildiğince sancısız hale getirmek için uğraşmak gerekiyor. Yasalardan, kanunlardan önce düşünüş tarzının değişmesi ger­ekiyor ve bunun için de kültürel bir mücadeleye ihtiyaç var."


- Evliliğe Karşı



192. "Birine bağlandığınızda, sürekli “Biliyorum, onu değiştirebilirim” der durursunuz. Sonunda kaçınılmaz olarak değiştiremeyeceğinizi fark edersiniz. İnsanların kişiliklerinin değiştiği de olur ama bu dış bir etkiyle olmaz."


- Evliliğe Karşı



193. "Kendilerini düzenin sahibi ve efendileri olarak görenler (yani evliler), tehdit olarak gördüklerini (yani bekârları) baskı altına alıyor."


- Evliliğe Karşı



194. "Önemli olan ortak noktalarımız değil, farklılıklarımızla nasıl baş ettiğimizdir."


- Evliliğe Karşı



195. "Evli olmayanlar, toplu­mun sosyal sağlığı için adeta bir tehdit olarak görülüyor ve bu tehdidi bertaraf etmek üzere çeşitli mekanizmalar devreye giriyor."


- Evliliğe Karşı



196. "Önemli olan ortak noktalarımız değil, farklılıklarımızla nasıl baş ettiğimizdir."


- Evliliğe Karşı



197. "Prens olmak bir işe yaramaz. Nişan yüzüğünün kalınlığı bir işe yaramaz. Seks bile defalarca yapıldıktan sonra gayet sıkıcı bir şeye dönüşebilir. Eninde sonunda önemli olan şey, birbirine yakın yaşayan, cinsiyetten ve iktidardan yoksun iki insanın ne kadar iyi geçinebildiğidir."


- Evliliğe Karşı



198. "Bir an yalnız kaldığında, birçok kişi panikler. Televizyonu açar, içmeye başlar ya da hissettiği o boşluğu unutturacak bir şeylerle uğraşır. Böyleleri bağımsızlık ve kendi yolunu bul­ma yetilerinden yoksundurlar. Böyle bir kişisel yoğunlaşma eksikliğiyle muhtemelen hayatlarında yanlış kararlar vermişlerdir ve kendilerinin farkına varmadan böyle kararlar vermeye devam edeceklerdir."


- Evliliğe Karşı



199. "Ama unutmayın ki açık kalp ameliyatı da öyledir. Bazen yara bantları ve ağrı kesiciler işe yaramaz. Bazen neşterle kesip yarağı kaynağından iyileştirmeniz gerekebilir. Ameliyat, kısa vadede herkes için acı vericidir ama yıllarca sürecek anlamsız ve geçmek bilmeyen bir ağrıdan daha iyi olabilir."


- Evliliğe Karşı



200. "Biriyle çok uzun süre çok yakın olursanız, aranızda sorun çıkması kaçınılmazdır. Bu, tıpkı sevdiğiniz kişiye kelepçeyle bağlı olmak gibidir: Heyecanınızı kaybettiğinizde başınıza bela olur. Birlikte kapana sıkıştığınız kişi sinirlerinizi yıpratmaya başlar."


- Evliliğe Karşı



201. "Evlilikte, yaptığınız her sıra dışı şeyi eşinizle karşılıklı değerlendirmek zorundasınız. Bu şu anlama gelir, öngördüğünüz her değişimi istenen formatta söze dökmeli ve bunları net bir şekilde değerlendirmeye sunmanız gerekmektedir. Sonrasında ise, ortak bir karara varmak gibi pahalı bir politik süreçten geçmeniz gerekir. Bir sabah iyi bir fikirle uyanıp onu uygulamaya koyamazsınız. Uğraşmanız gereken bir bürokrasi vardır."


- Evliliğe Karşı



202. "Narsisizm bizi ya her şeyin iyiye gideceğine ya da ne ya­parsak yapalım işlerin yolunda gitmeyeceğine inanmaya iter. Bunların ikisi de doğru değildir. Dünya kendi kurallarına göre işler ve bu işleyişten yarar mı sağlayacağımız yoksa canımızın mı yanacağı tamamen rastlantısaldır."


- Evliliğe Karşı



203. "Aşk bir hayır kurumu değildir."


- Evliliğe Karşı



204. "Bizi anne babamızın sevdiği gibi koşulsuz seven birinin hayalini kurarız. En gizli duygularımızı ve düşüncelerimizi paylaşabileceğimiz güvenilir bir sırdaş ararız. Hasta olduğumuzda bizimle ilgilenecek ve bizi tehlikelerden ko­ ruyacak birini isteriz. O kişinin hem bize hayran olmasını "hatta tapmasını" isteriz, hem de bize yol göstermesini ve ne yapmamız gerektiğini söylemesini isteriz."


- Evliliğe Karşı



205. "Etrafımızdaki her şey evliliğe işaret ediyor. Hemen hemen bütün dinler, ideolojiler ve rejimler evliliği teşvik ediyor. Eğitim, bilim, kültür, sanat ve gelenekler her vesileyle evliliği kutsallaştırıp yüceltiyor. Çocukluktan yetişkinliğe kadar adeta evliliğe endekslenerek büyüyoruz."


- Evliliğe Karşı



206. "Pazarlık yapabilmek için, bağımsız bir gücünüzün olması gerekir. Aşkı bu şekilde düşünmek size biraz zor gelebilir, hele de ilişkinin başlarındaysanız. Aslolan şudur ki, gerçek anlamda bir birleşme aslında ne mümkündür ne de arzulan bir şeydir. Birine ne kadar yakın olursanız olun, bir ayağınızın ilişkinin dışında, ona hiç ihtiyaç duymadığınız bağımsız bir alanda olması gerekir."


- Evliliğe Karşı



207. "Üzülerek söylemek istediğim bir şey var: Aşk bazen savaş demek olabilir. Başlangıçta sevgilinizden ne kadar etkilenmiş olduğunuz gerçeği artık bir şey ifwde etmez, ilişkinin nihai başarısını belirleyecek olan şey, ne kadar iyi kavga ettiğinizdir. İlişkiniz başlangıçta ballı kaymaklı olabilir, ama er ya da geç sevgiliniz istemediğiniz bir şeyler yapacaktır. Ya durumunuzu yeniden değerlendireceksiniz ya da ilişki bitecek."


- Evliliğe Karşı



208. "Kişiliği sizinkine yakın olan birini. Eğer kayıp ikizinizi bulabilirseniz, en ideali budur! Aynı geçmişe, kariyere ya da görünüşe sahip olmanız gerekmez, ama aynı dünya görünüşüne sahip olmanız gerekir. O zaman ilişkilerinizde daha az boşluklar olur."


- Evliliğe Karşı



209. "Hatta, kendinizi neden tek bir cinsiyetle sınırlıyorsunuz?
Eğer kadınlardan etkilenen bir erkekseniz ve karşınıza bütün kriterlerinizi karşılayan bir adam çıkarsa, sadece cinsiyetinden ötürü ona karşı "ayrımcılık yapmak" adil midir?"


- Evliliğe Karşı



210. "“En hantal, en hareketsiz, yeniliğe ve faklılığa en kapalı olan yaşam ünitesi evlilik kurumunun ta kendisidir...”"


- Evliliğe Karşı



211. "Dünya, aslında adil değildir, hiçbir zaman adil olmamıştır."


- Evliliğe Karşı



212. "Kimse güzel bir ormanın yangında yok oluşunu görmek istemez ama bazen böyle bir felaket yeni bir gelişim için gereklidir. Bir felaket bazen hayatınızdaki tüm "ölü ağaçları" temizleyip gerçekten neyin önemli olduğu üzerine düşünmenizi sağlayabilir. Eviniz, içindeki tüm eşyalarla birlikte yanarsa, onlara aslında hiçbir zaman ihtiyacınız olmadığını fark edebilirsiniz. Bunların hepsi belki de sadece hayatınızın önemli alanlarındaki gelişiminizi engelleyen yüklerden ibaretti."


- Evliliğe Karşı



213. "İnsanın en evrensel travmalarından biri çocukluk fanusundan kurtulup ondan tamamen farklı olan "gerçek" dünyaya geçiştir."


- Evliliğe Karşı



214. "Pazarlık uzun süreli ilişkinin anahtarıdır."


- Evliliğe Karşı



215. "Yalnızlık konuşacak kimsenin olmaması ve kimsenin sizinle ilgilenmemesidir."


- Evliliğe Karşı



216. ""Evet, çocuk gelinler
evlilik baskısının en çaresiz kurbanları; ama yetişkin gelinlerin durumu da çok parlak değil aslında.
Birinde baskı çıplak ve sert, diğerinde daha yumuşak ve estetize olmuş halde."
."


- Evliliğe Karşı



217. ""Yalnız
yaşayan bireyler etkin bir şekilde sosyal hareketlere katılmakla kalmıyorlar, aynı zamanda kendi kişisel yaşamlarını renklendirmek için de her fırsatı değerlendiriyorlar.
En hantal, en hareketsiz, yeniliğe ve farklılığa en kapalı olan yaşam ünitesi evlilik kurumunun ta kendisidir.
Kaldı ki, yalnızlık sadece fiziksel bir durum mudur?
Yalnız başına yaşayan ama çevresiyle çok güçlü bir etkileşim içinde olan bir birey mi, yoksa bir evliliğe saplanıp ne ileri ne geri gidebilen ikili mi yalnızdır?
"Birlikte ama yalnız" deyimi boşuna çıkmış olmasa gerek.""


- Evliliğe Karşı



218. "... Girdap, kimliğinizin başkasınınki tarafından yutulmasıdır. Hayatınızın kendi kontrolünüzde olmadığını, bağımsızlığınızı kaybettiğinizi ve kişisel ihtiyaçlarınızın başkasınınki uğruna feda edildiğini gördüğünüzde, girdaba kapılmış oluyorsunuz."


- Evliliğe Karşı



219. "İnsanlar neden sadece bir evlendirme dairesine giderek yapabilecekleri bir şeyi büyük ve pahalı bir olaya dönüştürüyor?"


- Evliliğe Karşı



220. "Sevme ve verme birlikte bir Yin-Yang oluştururlar. Ne za­man bunlardan biriyle uğraşsanız, diğeri sizi hemen yakalar.
Verdiğiniz her hediyenin bir bedeli vardır. Sınırları.olmayan her yardımseverlik kısa zaman içinde, bahşedilmiş bir hakka dönüşebilir; alıcı onu kazanmasına gerek kalmadan o desteği hak ettiğini zanneder. Bu ise travmayı güçlendirmekten başka bir işe yaramaz ve sonunda özne saf gerçeklikle baş etmek zorunda kalır."


- Evliliğe Karşı



221. ""Tanrının senin için bir planı var, üstelik
önündeki sorunlardan daha büyük bir planı var""


- Evliliğe Karşı



222. "Sağlıklı bir ilişki için, “sınırlar” olmak zorundadır."


- Evliliğe Karşı



223. ""Evlilik bazen zor olabiliyor",
"Ama ilişkinin yürümesini istiyorsam fedakarlık yapmayı kabul etmem gerekir"
dersiniz."

."


- Evliliğe Karşı



224. "“Derler ki kapitalizm bireyi yalnızlaştırıyor, atomize ediyor. Çünkü yalnızlaşmış birey kapitalizm için daha yağlı bir müşteridir; yalnızlık arttıkça satışlar da iki katına çıkar... Hiç de değil! Tam tersine kapitalizmin en iyi müşterisi aile kurumudur. Kusura bakmayın ama hiç kimse aile kadar tüketemez!.."


- Evliliğe Karşı



225. "Kapitalizm bireyi yalnızlaştırıyor, atomize ediyor. Çünkü yalnızlaşmış birey kapitalizm için daha yağlı bir müşteridir; yalnızlık arttıkça satışlarda iki katına çıkar."


- Evliliğe Karşı



226. "Sanırım şu konuda çoğumuz hemfikirizdir: Birbirlerini seven insanlar arasında evlilik lafı geçtiği andan itibaren, ilişkileri kendi kontrollerinden çıkarak, etraflarındaki en alakasız kişilerin de dahil olduğu kocaman bir kitlenin denetimine girer. Böylesine kitlesel bir baskıyla karşı karşıya olan birey, sevgilisiyle evlenmeden birlikte yaşamayı savun­ mak şöyle dursun, yeni eve alınacak perdenin rengine bile karar veremeyecek kadar inisiyatiften yoksun olur. Etraftaki onca kişiye tek tek dert anlatmaktansa, küçük ödünler vermek
daha pratik bir yol gibi görünür. Her küçük ödünün, bize ait olması gereken hayatımızdan koparılmış bir parça olduğunu ve böylece bizi biz olmaktan çıkardığını ne yazık ki kimse umursamıyor."


- Evliliğe Karşı



227. "Para, güçtür, sorumluluktur ve sınırlar demektir, yaptığınız işin niceliksel belirleyicisi, bir ölçüde dünyevi başarınızın bir ölçütüdür. Eğer parayı emeğiniz karşılığında kazanıyorsanız, onun kontrolünü asla başkasına, sevdiğiniz kişiye bile, teslim etmemelisiniz. Kendi paranızdan sorumlu olmak, kendi sağlığınızdan ve kariyerinizden sorumlu olmak gibidir, burası doğal kişisel alanın bir parçasıdır."


- Evliliğe Karşı



228. "Nükleer silahtır: Boşanma."


- Evliliğe Karşı



229. ""Önemli olan ekonomidir, seni aptal!""


- Evliliğe Karşı



230. "Kimse yalnız olmak istemez. Kimsenin sizin­ le ilgilenmediğini, sizi anlamadığını ya da size ihtiyaç duymadığını düşünmek korkunç olabilir. Dolayısıyla, karşınıza aşık olma fırsatı çıktığında balıklama atlarsınız. Kendini başkasının kollarına bırakmak harika bir his olabilir. O sıcak sarılmaya kendinizi gittikçe daha çok kaptırırsınız, ta ki birden panik içinde uyanıncaya kadar. . . "Nefes alamıyorum!""


- Evliliğe Karşı



231. "Her zaman beklenmedik tehlikeler ve felaketler olabilir."


- Evliliğe Karşı



232. "„İlk başta kendini değerli görmelisin, başkasını sonra…“"


- Evliliğe Karşı



233. "Gemimiz bir buzdağına çarparsa, kurtulmak için dua edebiliriz ama geminin batıp batmayacağını belirleyecek olan şey Tanrı değil, fizik kurallarıdır."


- Evliliğe Karşı



234. "Âşık olmanın bütün sorunlarınızı çözeceğinizi zannetmiştiniz, oysa aşk sadece sorunları yeniden düzenledi."


- Evliliğe Karşı



235. "Sanırım şu konuda çoğumuz hemfikirizdir: Birbirlerini seven insanlar arasında evlilik lafı geçtiği andan itibaren, ilişkileri kendi kontrollerinden çıkarak, etraflarındaki en alakasız kişilerin de dahil olduğu kocaman bir kitlenin denetimine girer. Böylesine kitlesel bir baskıyla karşı karşıya olan birey, sevgilisiyle evlenmeden birlikte yaşamayı savun­ mak şöyle dursun, yeni eve alınacak perdenin rengine bile karar veremeyecek kadar inisiyatiften yoksun olur. Etraftaki onca kişiye tek tek dert anlatmaktansa, küçük ödünler vermek
daha pratik bir yol gibi görünür. Her küçük ödünün, bize ait olması gereken hayatımızdan koparılmış bir parça olduğunu ve böylece bizi biz olmaktan çıkardığını ne yazık ki kimse umursamıyor."


- Evliliğe Karşı



236. "Kimse yalnız olmak istemez. Kimsenin sizin­ le ilgilenmediğini, sizi anlamadığını ya da size ihtiyaç duymadığını düşünmek korkunç olabilir. Dolayısıyla, karşınıza aşık olma fırsatı çıktığında balıklama atlarsınız. Kendini başkasının kollarına bırakmak harika bir his olabilir. O sıcak sarılmaya kendinizi gittikçe daha çok kaptırırsınız, ta ki birden panik içinde uyanıncaya kadar. . . "Nefes alamıyorum!""


- Evliliğe Karşı



237. ""Bağlanma" insanların duygusal olarak birbirine bağlanmalarıdır. Bu, iki insanı görünmez bir iple birbirine bağlamaya benzer. Birine bağlandığınızda, ilişki sizin için sağlıklı olsa da olmasa da sizi içine çeker."


- Evliliğe Karşı



238. "Kendilerine değer verilmesini, bir amaca sahip olmayı ve yalnızlıklarından kurtulmayı beklerler. Bu amaçların cinsellikle hiçbir ilgisi yoktur. Bunlar dünyadaki varlığımızın doğal sonucu olan "varoluşsal" sorunlardır."


- Evliliğe Karşı



239. "Campbell Yasası'nın birinci maddesine göre boşanma esnasındaki çirkinlikler, başlangıçtaki yanılsamanın gerçek dışılığıyla doğru orantılıdır. Boşanma, yüksek dozda alınmış bir fanteziden sonra hesabı ödemek gibidir."


- Evliliğe Karşı



240. "Boşandığınız kişi, evlendiğiniz kişinin ta kendisidir; sadece daha fazla yanını görüyorsunuzdur."


- Evliliğe Karşı



241. ""Bir zamanlar, insanlar birbirlerine yaşam boyu bağlı oluyorlardı. Bu bağlanma sevginin daha samimi olduğundan değil! Kadınlar eski zamanda erkeklere "maddi" olarak bağlıydı.""


- Evliliğe Karşı



242. "“Aşk karnınızı doyurmaz ya da parasal sorunlarınızı çözmez. En azından uzun vadede hayatınıza bir amaç ya da anlam da katmaz. Sadece birbirinizi keşfetmekten zevk aldığınız ve birbirinize delicesine aşık olduğunuz bir dönem olur ama karşınızdakinin tüm köşe bucaklarını tanıdığınızda başladığınız yere geri dönersiniz: Şimdi ne yapacağım?..”"


- Evliliğe Karşı



243. "Sağlıklı bir ilişki için, "sınırlar" olmak zorundadır. Bunlar, aşmaya çalışmayacağınız sınırlardır. Aşık olabilir ve kendinizi kaybedebilirsiniz, ama bir noktaya kadar. Bu nokta neresidir? Hangi kritik noktaya sevdiğiniz kişiyle bu kadar çok vakit geçirip ona çok fazla odaklanırsınız? Bunu deneyim ve karşılıklı değerlendirmeyle kendiniz bulmak zorundasınız."


- Evliliğe Karşı



244. ""Bağlanma" insanların duygusal olarak birbirine bağlanmalarıdır. Bu, iki insanı görünmez bir iple birbirine bağlamaya benzer. Birine bağlandığınızda, ilişki sizin için sağlıklı olsa da olmasa da sizi içine çeker."


- Evliliğe Karşı



245. "Aşık olduğunuzda veya sevdiğinizde, sınırlarınızı bilmeniz ve kaynaklarınızın denetimini elinizde tutmaya devam etmeniz gerekir. Sevgi koşulsuz olabilir, ama vermek koşulsuz olmamalıdır."


- Evliliğe Karşı



246. "Eşya, evlilik gerçeğinin önemli bir kısmıdır. Çocuk yoksa, evlilik büyük ölçüde eşya edinmekten, eşyaların yerini yeniden düzenlemekten ("Tatlım, şunun yerini değiştirmeme yardım eder misin?"), sahip olduğunuz eşyaların bakımını yapmak ya da onlarla ilgilenmekten ( buna, varsa, etrafta koşuşturan evcil hayvanlar da dahil) ve nihayetinde boşanma esnasında bu eşyaları tartışarak paylaşmaktan oluşur."


- Evliliğe Karşı



247. "Reaksiyonu başlatmak için çok fazla enerjiye ihtiyacınız vardır ama belli bir kırılma noktasından sonra kendi devamlılığını sağlar hale gelir. Cinsel çekim, başlangıçta gereken enerji kaynağını sağlayabilir."


- Evliliğe Karşı



248. "Biraz aklınız varsa, duygularınıza itaat etmenin sıkça mutsuzlukla sonuçlanabildiğini fark etmiş olmalısınız."


- Evliliğe Karşı



249. "Cinsellik güdünüz her zaman beyninizin düşünen tarafıyla - eğer beyninizin düşünen bir tarafı varsa tabi - çatışma halindedir."


- Evliliğe Karşı



250. "“Aşkın değiştiremeyeceği tek şey kişiliktir... Kişilik dile meydan okur. Sadece sözcükleri kullanarak birini temel inançlarından vazgeçirmezsiniz... Söyleyeceğiniz ya da yapacağınız hiçbir şey bir yetişkinin kişiliğini değiştirmez...”"


- Evliliğe Karşı

Tüm kitapları ücretsiz okuyabilir veya indirebilirsiniz! Ayrıca son kitabımız İlahi Rezonans artık raflarda! İncelemek için: