Git Kendini Çok Sevdirmeden Kitap Bilgileri
Yazar: Tuna Kiremitçi
Tahmini Okuma Süresi: 5 sa. 40 dk.
Sayfa Sayısı: 200
Basım Tarihi: Nisan 2013
İlk Yayın Tarihi: 2003
Yayınevi: Kırmızı Kedi Yayınevi
Orijinal Dil: Türkçe
ISBN: 9786054764273
Ülke: Türkiye
Dil: Türkçe
Format: Karton kapak
Git Kendini Çok Sevdirmeden Kitap Tanıtımı
Ağabeyiyle birlikte Eskişehir'den İstanbul'a gelen Arda, hayatında hep yer edecek bir erkekle karşılaşır ve ağabeyinin bu arkadaşına on yedi yaşının saflığıyla âşık olur. Ancak bir süre sonra Arda ile Ertuğrul farklı dünyalarda yol alırlar. Kırk yaşında, yeniden Eskişehir'e, annesinin evine döner Arda, tek oğlunu trafik kazasında kaybetmiştir, hayatın yoluna çıkardığı büyük acıyla baş etmeye ve hayata tutunmaya çalışırken, tam yirmi üç yıl sonra Ertuğrul ile yolları yeniden kesişir. Ertuğrul da hayatın karanlık yüzünü tanıyanlardandır. İki farklı zaman diliminde hem Arda ile Ertuğrul'un hikâyesine hem de annesiz kalan bir çocukla çocuksuz kalan bir annenin buluşmasına odaklanan Git Kendini Çok Sevdirmeden, Tuna Kiremitçi'yi üne kavuşturan ilk romanı. On bir yıl önce yayımlandığında yüz bini aşkın okura ulaşmış ve bir kült roman olmuştu. "Tuna Kiremitçi sağlam bir dramatik yapı kurmuş ve farklı iki zamanı çok iyi kurgulamış. Arda'nın bakış açısından aktarılan hikâyede okuyucuyu sarıp sarmalayan hüzünlü bir atmosfer var." Ömer Türkeş, 2003 "Git Kendini Çok Sevdirmeden'in benim için en ilgi çekici yanı, bir gençlik romanı oluşu... Tuna Kiremitçi'nin romanı, bir gençlik romanı olarak sanırım başka romanların da yolunu açacaktır." Semih Gümüş, 2003 "Bana öyle geliyor ki, Git Kendini Çok Sevdirmeden ile Gönül Meselesi iç içe okunmalı. Geçen on yılın dökümünü daha 'iç'ten kavrayabilmek için." Selim İleri, 2012 "Tuna Kiremitçi 'Git Kendini Çok Sevdirmeden' demeyi bilen ve hepimize öğreten erkektir." Ertuğrul Özkök, 2013
Git Kendini Çok Sevdirmeden Kitaptan Alıntılar
1. ""
2. "- Farkındayım, yanında olduğuma sevinsin mi, üzülsün mü bilemiyor."
3. ""Şurada yaralarını usul usul, yaygara etmeden sarmaya çalışan bir kadınım.""
4. ""Bazı duyguların söze dönüştüğünde değerini kaybedeceğine inanılan bir dünyadandı o...""
5. ""
6. "- Bazı mektupların yazılmasını geciktiren bir kısır döngü var. Önce gücü yetmediği, ne söyleyeceğini bilemediği için yazamıyor insan. Sonra bu tereddütler yüzünden mektubun yazılması gereken zaman geçiyor. Tren kaçıyor yani. Bu sefer gecikmiş olmanın suçluluk duygusu engelliyor seni. Mektup asla yazılamıyor.."
7. "Gitmeyi kafaya koymuş birini vazgeçirmek için bir şiir yeter miydi?"
8. "İçimdeki ses "Senden başkası zarar veremez sana" diye fısıldıyor..."
9. "Şurada yaralarını usul usul, yaygara etmeden sarmaya çalışan bir kadınım..."
10. "Şimdi ben, genç kızlığın dünyasında misafir bir kadınım..."
11. "Bazı mektupların yazılmasını geciktiren bir kısırdöngü var."
12. ""Git artık..." diyor: "Git, kendini çok sevdirmeden.""
13. "kimseyle uzun süre küs kalamam ben!"
14. ""Ve seni sevdi, öyle mi?"
"Tabiî sevdi. Bu tür adamların sevgisi güçlüdür ama dikkatli olmak lazım."
"Neden?"
"Severek zarar da verebilirler.""
15. ""Terk etmenin değişik yolları var. Bence aldatmak da terk etmek sayılır.""
Git Kendini Çok Sevdirmeden Kitap İncelemeleri
Neredeyse bütün şarkılarını beğenerek defalarca dinlediğim bir sanatçının, yazdığı romanlardan hiçbirini okumadığımı farkettigim de hangi kitabını okuyacagima karar verememiştim. Sonra belki de ilk kitabını okumanın mantıklı olacağına karar verdim. Aldığı yorumlardan biraz tedirgin olsam da seçimimle ilgili, yine de başladım okumaya, genelin aksine ben hem kitabı, hem de tarzını beğendim aslında. Düz bir çizgide anlatılmayan, hem biraz karmaşık hem de kendi içinde belirli bir düzenle duyguları, hisleri, yaşananları fazla dramatize etmeden (sonuçta evladını kaybetmiş bir annenin duyguları daha ağır verilebilirdi) gayet ölçülü, zaman düzleminde olmayan ve hikayeleri oluş sırasına göre değil hatıralar ile gizemini de koruyarak anlatmış. Mesela ben Fırat'in hikayesini Ertuğrul ve Arda'nin hikayesinden daha çok merak ettim sanki. Ne oldu, neden bu kadar yabancılaştı! Devam kitabı varmış belki de onda cevapları vardır, kimbilir ? Hayat değil ki bu, yaşayıp göreceğiz diyelim :)
Bir de şahsen ben (belki yaşımdan mütevellit) orta yaş ile ilgili tanımlamalardan ve gençlik ve yaş aldıkça nelerin değiştiği ya da değişmediği ile ilgili olan sorgulamaları, annesi ile ilgili tanımlamalari, aralarında ki ilişkiyi sevdim. Sonuç olarak şöyle rahat bir roman okuyayım, çok da uzun olmasın, dili de rahat olsun derseniz, seçerseniz okunabilecek bir kitap bence.
Sevgilerle caanım kitap dostlarım...
Sevmesini de gitmesini de bilenler için: Git Kendini Çok Sevdirmeden. Nostalji, aşk kırıklıkları, evlilik, birbirini sonradan anlamanın hüznü ve acılara rağmen hayata tutunma çabaları... Tuna Kiremitçi'nin ilk romanı, bir kazada oğlunu yitirdikten sonra annesinin Eskişehir'deki evine sığınan Arda Akad'ın öyküsünü anlatıyor. Arda'nın ana ocağında genç kızlık yıllarına geri dönüşü ve ilk aşk öyküsünün kahramanı olan erkeğin yirmi üç yıl sonra yeniden ortaya çıkışı...
Sevmek ve gitmek üzerine, "ince düşünülmüş" bir roman. (Arka kapaktan)
Kırklı yaşlarda Arda adlı bir kadının küçük oğlunu kazada kaybettikten sonraki bunalımıyla annesine, geçmişine sığınması. Nostaljik duyumlar arasında 17 yaşına geri dönüşü, erkek kardeşinin sevgilisi ve kendisinin de arkadaşı ile yaşadığı ilişki üzerinden aşkı sorgulaması. Kitabın adıysa, Arda'nın sevdiği şarkı.
Yazarın şair olması dolayısıyla araya katılan şiirler ve biraz sanat açıklamaları, eserin bilinen roman kalıplarında kotarmaya yetmiyor doğrusu. Eksik kalan mekan (İstanbul ve Eskişehir) ve karakter betimlemeleri ise, geri dönüşlü (flashback) kurguyu tamamlamaktan uzak. Geriye yazarın dili kalıyor ki; senaryo ve metin yazarlığı da yapabilmesinin artılarını bir çok söz diziminde hissediyorsunuz.
Akıcı ve dişil (Anlatıcı Arda) dil, kısa kitabı daha da hızlı okutuyor belki ancak bu ilk romanı da gösteriyor ki, düz metinlere biraz daha çalışılması gerekir: Bu türden hoşlananlar 19yy klasiklerini (Bronte gibi) okuyabilirler pekala, nitelikli edebiyat adına.
Tuna Kiremitçi'den okuduğum ilk roman... Kitaba başlama konusunda endişeliydim daha önce hakkında duyduğum kötü eleştiriler yüzünden kitabı okumaya olan şevkim zaten git gide azalırken gerçekten kitaplığımda okunmadık kitap kalmasın diye okudum. Açıkçası 70. sayfaya kadar o kadar sıkıcı ve bunaltıcıydı ki yani bu ruhsal bunalımı çok iyi yansıtmış olduğu anlamına geldiği gibi sabırla bekleyerek başladım. Sürekli ana kız televizyon, yemek ve uyku üçlemesi arasında gidip gelen bir muhabbet ve canımı sıkan tasvirler haricinde iki zaman dilimi olduğunu ta 146 sayfada anladım. Çok alakasız yerlerde kesilmiş yerler hemen öteki zamana geçerek kafamı ilk başta karman çorman etti. Ancak dediğim gibi sabırla okumaya çalıştım hatta bir ara vazgeçip yarıda bile bırakasım geldi. Neyse ki pişman olmadım kitap ilginç bir şekilde başlarda hatta ortalarda bile sıkıcı olmasına rağmen elimden düşeremedim. Olaylar benim için 70'li sayfalarda heyecan verici olmaya başladı. Ondan önce geri kalan sayfalarda arada dönen muhabbetler, diyalogları anlamak için kaç defa okudum kim bilir? Sonunda bitirebildim pek benlik değildi ama yine de okuduğuma değdi gibi kararsız kaldım bu konuda. yani bir kitaba başlarken sen eski sen değilsindir mutlaka bir şeyler katar insana bir hayat tecrübesi olabilir sonuçta ortak oluyoruz onların hayatına ne kadar kurgu olsa da hâliyle bu bizi iyi kötü etkileyebiliyor. Ama bu kitap bana bir şey katmak yerine benden bir şeyler aldı götürdü gibi boşlukta kaldım sanki.
Hayatımda okuduğum en berbat kitap. Yüksek tiraj yapan gazete köşelerinde kendi mahallelerinin yazarlığa öykünmüş delikanlısını sahiplenip parlatmak için olacak gazetenin kurumsal ciddiyetinin itibarına aldanarak alıp okuduğum bir kitaptı. Birazda kitaptan yazardan anlamadığım zamanlarda karşıma çıkmasının erkisiyle bana boşa emek ve zaman kaybettiren, bir çocuk kompozisyonu basitliğinde yazılmış, kurgusu kötü, ahlaksız sahneleri bol, hiç akmayan hatta olduğu yerde duran, arada bir iki aforizma patlatıp görüntüyü kurtarmaya çalıştığı ama bu defada insicam ve bütünlüğü sipariş ve alakasız cümlelerle kestiği için iyice bozduğu bu esere kitap denilebilirse eğer yazar olmanın sınırları çok genişledi demektir. Bana göre hiç haketmediği Piar çalışmasını yapan arkası olmasa asla yazar ünvanını hakedemeyecek isimsiz bir amatör olarak bu işlerden silinecek birinin hezeyanı bu kitap. Bu ve daha fazla sebeblerle Tuna Kiremitçi’yi önereceğim kitapların en sonuna bile koymuyorum, dünyada bu zamana kadar kaç kitap yazılmış ve basılmışsa işte hepsinin bile en sonuna koymuyorum bu kitabı. Okuyacak başka kitap bile bulamasanız kalsın okumayın, yapraklarıyla soba tutuşturun daha iyi. Sözde yazarımızın Bir zaman kendisini Twitter hesabında bulup bu serzenişlerimi aynen onada iletmiştim, derken aramızda bir lâf sokuşturma mücadelesi yaşadık ve beni engelledi. Haa ben bu kitabı çook kalitesiz buldum diye hiç kimsenin sevmeyeceği anlamına gelmez tabi. Ama şunu rahatlıkla söyleyebilirimki biraz ruhsal derinliği olan, yazar ve kitap tatma kalitesi gelişmiş bir okur için bu kitap çöptür.