Geyikli Park Kitap Bilgileri
Yazar: Sunay Akın
Tahmini Okuma Süresi: 7 sa. 12 dk.
Sayfa Sayısı: 254
Basım Tarihi: Kasım 2013
İlk Yayın Tarihi: Kasım 2013
Yayınevi: İş Bankası Kültür Yayınları
Orijinal Dil: Türkçe
ISBN: 9786053609957
Ülke: Türkiye
Dil: Türkçe
Format: Karton kapak
Geyikli Park Kitap Tanıtımı
Falih Rıfkı Atay'ın Ateş ve Güneş adlı kitabında, bir subayın kendisine yönelttiği şu eleştiriyle Çanakkale direnişine hak ettiği değeri vermeyişimizin çok eskilere dayandığını görebiliriz:
"Siz gençler ne tembelsiniz? Hiçbir şey yazmıyorsunuz. Çanakkale'ye bir torpido şair ve ressam gitti. Daha bir kitap bile görmedik."
Oysa Çanakkale'yi ziyaret ederek, izlenimlerini aktarmaları istenen sanatçı heyeti, 11 Temmuz 1915'te Sirkeci'den trenle yola koyulur. Davete, aralarında İbrahim Çallı, Enis Behiç, Hamdullah Suphi, Ömer Seyfettin, İbrahim Alaattin, Nazmi Ziya ve Mehmet Emin'in de olduğu on yedi kişi katılır. "Heyet-i Edebiye" olarak anılan grup, bir İngiliz zırhlısı tarafından tahrip edilen Namık Kemal'in Bolayır'daki mezarını da ziyaret etmeyi unutmaz.
Davete katılamayanlar arasında öyle güçlü bir kalem vardır ki, eğer heyette o olsaydı Çanakkale Savaşı hakkında elimizde harika bir eser olabilirdi. Ancak gidemez, çok önemli bir mazereti vardır, ölüm döşeğindedir. Tevfik Fikret, başucunda duran Çanakkale'deki savaş alanlarına ziyareti içeren davetiyeye bakarak verir son nefesini…
Ve Sunay Akın, Çanakkale'den bindiği gemisiyle, dünyanın gizli kalmış pek çok kıyısına uğrayarak sürdürür yolculuğunu. Hiç anlatılmamış öyküler fısıldar kulağımıza, Geyikli Park subaya geç kalmış bir özürdür adeta.
(Tanıtım Bülteninden)
Geyikli Park Kitaptan Alıntılar
1. "Bizim ülkemizde devleti soyanların, dolandıranların heykellerini kapının önüne dikmeye kalksak, içeri girmeye yer kalmayacağı konusunda hemfikir olduğumuzu düşünüyorum!"
2. "Müzecilik konusunda sağlıklı adımlar atmamış bir ülke, Alzheimer hastalığına yakalanmış bir insan gibidir."
3. "Dünyanın neresinde olursa olsun,tarihte bir ülkeye zararı kraldan çok kralcılar vermiştir."
4. "Acılar olmasaydı türküler doğmazdı."
5. "Müzeciliğin önemini kavrayamayan ülkelerde kitap okuma oranı da doğal olarak düşüktür."
6. "“İçimizdeki bu olumsuz duyguları yenebilir, çocuklarımızı birazcık savaş karşıtı ve eşitliğe inanmış olarak yetiştirebilir miyiz acaba? Oysa, dünyada herkese yer var, paylaşmasını bilebilirsek ve yetinebilirsek barış içinde yaşayabiliriz.”"
7. "Savaşın acılarını en çok yaşayan çocuklarken, savaş esnasında Çanakkale'deki çocukların tanıklıklarıyla yaşanılanları anlatmayı hiç düşünmedik, çünkü biz, çocukları seven ama çocukluğu sevmeyen bir toplumuz."
8. "Bir toplumda çocuğun dünyası önemsenmiyor, aşağılanıyor ve küçümseniyorsa, orada demokrasi değerlerini yaşatmanın olanağı yoktur."
9. ""Siz gençler ne tembelsiniz? Hiçbir şey
yazmıyorsunuz. Çanakkale'ye bir torpido
şair ve ressam gitti. Daha bir kitap bile
görmedik.""
10. "“Bir toplumda çocuğun dünyası önemsenmiyor, aşağılanıyor ve küçümseniyorsa, orada demokrasi değerlerini yaşatmanın olanağı yoktur. Bunun en somut örneğini de, Taksim’deki Cumhuriyet Meydanı’nda yapılan düzenleme projesinde görüyoruz. Eline cetvel ve kalem alarak meydanı yeniden tasarlayanlar arasında, Nakiye Öğretmen’in 1930’ların başında, Cumhuriyet Anıtı’nın önünde ilk çocuk hakları mitingini düzenlediğini ve kendi yazdığı bildirgeyi bir masanın üstüne çıkarak okuduğunu bilen yoktur. Böylesine tarihi bir olay Avrupa’nın herhangi bir meydanında yaşansaydı, oraya öğretmenin bir heykelinin dikileceğinden ve bizim de turist olarak gittiğimizde önünde fotoğraf çektireceğimizden kimsenin şüphesi olmamalıdır.”"
11. "Bizim ülkemizde devleti soyanların , dolandıranların heykellerini kapıların önüne dikmeye kalksak ,içeri girmeye yer kalmayacağı konusunda hemfikir olduğumuzu düşünüyorum."
12. "Halkın fakirliği bizim fakirliğimizdir. Halkın zenginliği bizim zenginliğimizdir."
13. "Acılar olmasaydı türküler doğmazdı..."
14. "Bir ülkenin geleceği politikacılarının vaatlerinde değil, çocuklarının oyunlarında, hayallerindedir."
15. "Dünyanın neresinde olursa olsun, tarihte bir ülkeye zararı kraldan çok kralcılar vermiştir."
Geyikli Park Kitap İncelemeleri
Kasım 2013'te çıkarılan, Sunay Akın'a ait birçok anekdot ve hikayeyi barındıran yazarın kendi tarzı ile kaleme aldığı eseridir. Tarihi anekdotları dahi resmi bir anlatım yerine tiyatral, okuru ters köşeye yatıracak bir dil kullanılmış eserde.
Esere Çanakkale Savaşı'na dair hikayelerle giriş yapıyor yazar. Ertuğrul gemisinin değişimi ve savaşa olan etkisi altı bolca çizilerek aktarıldıktan sonra anlatım adeta bir karnavala dönüşüyor. Cahit Cav'dan Angelo Gueron'a, Mimar Sinan'dan Türkan Saylan'a, Tuncel Kurtiz'den Nakiye öğretmene, mahyalardan Tokyo Camisi'ne kadar birçok önemli kişi ve figüre dair hikayeler iç içe geçirilerek okuyucuya sunuluyor. Tüm bu hikayeleri anlatırken de bazı önemli hususu her zaman merkeze alıyor. Cumhuriyet ve Atatürk, geçmiş kültür ve gelenekler ile çocukların dünyaya olan olumlu etkileri bu temel hususları oluşturmaktadır.
Eserde beğenilen birçok anekdot olmasıyla beraber benim için iki tanesi çok öne çıkmaktadır: "Berlin'de Hakimler Var" ve "Çocuklar ve Katiller"
Sunay Akın'ı tanıyan ve programlarını izleyenlerin bildiği o tarz kitabında da aynen korunmuş ve bize sunulmuş. Okurken bir masal dinliyor hissine kapılıyor ancak onlarca detay bilgiyi de sepetimize atmış oluyoruz. Bilhassa kendinizi okumaktan yorulmuş ancak devam etmeyi de istediğiniz o anlarda okumanızı içtenlikle tavsiye ederim.
Keyifli okumalar.
Falih Rıfkı Atay’ın Ateş ve Güneş adlı kitabında, bir subayın kendisine yönelttiği şu eleştiriyle Çanakkale direnişine hak ettiği değeri vermeyişimizin çok eskilere dayandığını görebiliriz:
“Siz gençler ne tembelsiniz? Hiçbir şey yazmıyorsunuz. Çanakkale’ye bir torpido şair ve ressam gitti. Daha bir kitap bile görmedik.”
Oysa Çanakkale’yi ziyaret ederek, izlenimlerini aktarmaları istenen sanatçı heyeti, 11 Temmuz 1915’te Sirkeci’den trenle yola koyulur. Davete, aralarında İbrahim Çallı, Enis Behiç, Hamdullah Suphi, Ömer Seyfettin, İbrahim Alaattin, Nazmi Ziya ve Mehmet Emin’in de olduğu on yedi kişi katılır. “Heyet-i Edebiye” olarak anılan grup, bir İngiliz zırhlısı tarafından tahrip edilen Namık Kemal’in Bolayır’daki mezarını da ziyaret etmeyi unutmaz.
Davete katılamayanlar arasında öyle güçlü bir kalem vardır ki, eğer heyette o olsaydı Çanakkale Savaşı hakkında elimizde harika bir eser olabilirdi. Ancak gidemez, çok önemli bir mazereti vardır, ölüm döşeğindedir. Tevfik Fikret, başucunda duran Çanakkale’deki savaş alanlarına ziyareti içeren davetiyeye bakarak verir son nefesini…
Ve Sunay Akın, Çanakkale’den bindiği gemisiyle, dünyanın gizli kalmış pek çok kıyısına uğrayarak sürdürür yolculuğunu. Hiç anlatılmamış öyküler fısıldar kulağımıza, Geyikli Park subaya geç kalmış bir özürdür adeta.
Olaylara farklı acıdan bakabilme, herkesin gördüğünü değil de küçük ayrıntılarda gizli olanları görebilme, araştırmaya olan merakı; Sunay Akın'ını ve eserlerini gözümde çekici kılan etken. Savaşların ve siyasetin değil de insanlığın tarihini anlatması...
Kitabımız, Çanakkale'yle ilgili daha önce dikkatimi çekmeyen bir bilgiyle başlayıp Japonyada bir caminin avlusunda dalgalanan Ay-Yıldızlı Bayrakla bitiyor. Ve ilginçtir ki ilk bölümdeki ilginç bilgilerde Japonya'yla ilintili. Aslında baktığımızda her bölüm farklı farklı bilgiler sunsa, her bölümde farklı konulara değinsede, hepsi de bir şekilde bir sonrakiyle bağlantılı. Bu bağlantı bazen bir kelime, bazen bir kavram, bazen bir eşya...
İlk başta Çanakkale Savaşı'yla ilgili olan bölümde şu şekilde bir tanımda bulunmuştu yazar; "milliyetçiliğin yoz duyguları" bunu duyunca baya sinirlendim aslında yazara. Kitabı okudukça farkettim ki bu konuda bir yandan haklıymış milliyetçilik duygusuyla bakarken tarihe bazen bu gözden kaçmış bilgiler, ufak detaylar, bazen komik kara mizaha konu olacak konulara pekte dikkatini vermek mümkün değildi. Neler yokki kitabımızda evcilleştirilmiş geyikler mi, sahte subaylar mı, Mimar Sinan'la Cervantes mi daha neler neler. Kısa bölümler, hikayeler sevenler, küçük anektotlar, kayıp bilgiler arayanlar için tam aranan kitap.
Kitabın diline gelecek olursak, okuyanlar bilir Sunay Akın'ın dili çok tatlı, hafif ve sadedir. Ağır cümleler kelimeler kurmaz. Kolayca akar gider cümleler zihnimizden...