Tüm kitapları ücretsiz okuyabilir veya indirebilirsiniz! Ayrıca son kitabımız İlahi Rezonans artık raflarda! İncelemek için:

Gençlik - Lev Tolstoy | Detaylı Ücretsiz Kitap İncelemesi

Gençlik Kitap Bilgileri


Yazar: Lev Tolstoy
Tahmini Okuma Süresi: 7 sa. 15 dk.
Sayfa Sayısı: 256
Basım Tarihi: Aralık 2021
İlk Yayın Tarihi: 1857
Yayınevi: Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
ISBN: 9786053325390
Ülke: Türkiye
Dil: Türkçe
Format: Karton kapak


Gençlik Kitap Tanıtımı


Tolstoy'un kendi yaşam öyküsünü anlattığı Çocukluğum ve Gençliğim isimli eserlerin ikincisi. Eser, Tolstoy'un yaşadığı devrin toplumsal yapısını, üniversiteye girişiyle beraber hayatında meydana gelen değişiklikleri, genişleyen arkadaş çevresini, soyluların yaşamını ve geride kalan pişmanlıkları ele alır. Çocukluğum ve Gençliğim, Tolstoy'u birçok kişi için vazgeçilmez kılan eserlerdir.




Gençlik Kitaptan Alıntılar


1. "“Şu iğrenç para bütün ilişkileri bozuyor.”"




2. "kendi istediğin gibi yaşa ve kimsenin çaldığı havayı oynama , en iyisi budur .."




3. "“Gençler bilebilse,yaşlılar yapabilse.”"




4. "Bazen böyle oluyor, ortada hiçbir neden yokken ağlıyorsun."




5. "“Kendi istediğin gibi yaşa ve kimsenin çaldığı havayı oynama.”"




6. "Benim sevgim sözde değil, eylemdedir."




7. "“Kendi istediğin gibi yaşa ve kimsenin çaldığı havayı oynama.”"




8. "Anlamadığınız duygularla nasıl alay edersiniz?"




9. "Çok ileri bir yaşa dek yaşamak nasip olursa, hikayem de yaşım kadar uzun sürerse yetmiş yaşında bir ihtiyar olarak şimdiki gibi aynı çocukça hayalleri kuracağımdan eminim."




10. "Neden ruhumda her şey bu kadar güzel, bu kadar açıkken kâğıt üzerinde ve düşündüğüm bazı şeyleri hayata geçirmek istediğimde bu kadar çirkin oluyordu?"




11. "Biliyorum, siz, bu zamanın gençleri artık akrabalığa değer vermiyorsunuz."




12. "“Benim sevgim sözde değil, eylemdedir!”"




13. "“Anlamadığınız duygularla nasıl alay edersiniz?”"




14. ""




15. "“Benim sevgim sözde değil, eylemdedir.”"





Gençlik Kitap İncelemeleri


Herkese merhaba!

Tolstoy’un yarı otobiyografik üçlemesinin (Çocukluk, Gençlik, İlkgençlik) üçüncü ve son kitabı olan İlkgençlik isimli kitabı da bitti. Adından da anlaşılacağı üzere Tolstoy bu kitabında gençlik yıllarını anlatıyor.

Gençlik’te, Çocukluk ve ilkgençlik yıllarında yaşadığı olayların bazılarının devamıyla birlikte, yeni edindiği tecrübeleri ve yaşadığı yeni olayları da büyük bir ustalıkla son derece ilgi çekici bir dille okuyucuya aktaran Tolstoy, birçok konuda özeleştiri yapmaktan da geri durmuyor; yer yer kendini beğenmişliğini, yer yer ukalalıklarını, zaman zaman düşüncesizce ve cahilce hareket ettiğini, pişmanlıklarını, üzüntülerini açıkça dile getiriyor.

Serinin bu kitabında Tolstoy artık üniversite eğitimine başlamış olduğu için, genellikle üniversite hayatından ve orada edindiği tecrübelerden bahsediyor ama kitabın sonuna geldiğimizde gençlik yıllarına dair anlatmak istediği daha çok şey olduğunu belirtiyor. Ne var ki, ayrı bir kitapta anlatmayı planladığı gençlik yıllarının geri kalan kısmı -bildiğim kadarıyla- piyasada yoktur ya da Tolstoy öyle bir kitap yazmamış olabilir.

Edebiyat dünyasında edindiği yeri belirtmemize hiç gerek bile olmayan Tolstoy, bu eserinde de her zamanki gibi akıcı bir üslup ve yalın bir dil kullanarak okuyucusunu kendisine bağlamayı başarıyor. Bu bağlamda, her kitapseverin okuyabileceği bu kitabı -ve tabii ki üçlemenin tamamını- okumanızı tavsiye ederim.

Kitapla kalın!




Tolstoy’un 20’li yaşlarında yazdığı, bizim de 20’li yaşlarımızda okuduğumuz, muazzam bir devir farkının yansığı eseri. Açıkçası kendi hayatından kesitler içermese yani biraz kendinden anlatmasa, çok da okuyucuyu etkilemeyecek bir eser diyeceğim. Dürüst olayım. Zaten her insanın her eseri aynı mükemmellikte olamaz, öyle mi?

Bu kitapta en çok dikkatimi çekenlerse ‘İyilik’ teması üzerinde durması ve günahsız yaşam hareketiydi sanırım. Olaylardan çok gözlemler dikkat çeker bu kitabında. Yani sadece olayı anlatıp geçmek yerine gözlemlerini; düşünce, fikir ve hislerini de yansıtmıştır bu esere.

Kitapta hiç de hoş olmayan bir kısım var. Karakterin sürekli aşık olduğunu zannetmesi ve aşık olmadığını anlayınca da aşıkmış gibi davranması yahut aşık olacak birilerini aramaya devam etmesi. Bu öyle değil. Hayatta 1 kere aşık olursunuz. Bunun dışı sevmek ve benzeri kelimelerle tarif edilebilir. Aşık olduğunuz insan için çabalar ve bu aşka karşılık vermesini beklersiniz. Kelimelerinizi bile ona adarsınız. Ölene kadar uzun yıllar beraber olduğunuzda da ‘AŞK’ tanımına uyuyorsunuz demektir. Aşk, bu kadar ucuz bir kelime değil. Onu değersizleştirenlerin kendi ucuzluğudur bu. Aşk, çok büyük bir olaydır ve büyük bir insanla tek bir defa yaşarsınız. O yüzden ben Tolstoy’a adeta sinir oldum bu kitapta, o kısımlarda. Belirtmezsem rahat edemem, şimdi iyi okumalar dilerim..




Geçen ay ikinci el kitap satan bir sitede, kendimi 'Tolstoy alacağım' diye şartladım. Rabbim fırsat verdikçe de kitap almaya ve Tolstoy okumaya devam edeceğim. Lakin maalesef ki, Tolstoy'un otobiyografi eserleri olan üçlemesinden 'İlk Gençlik' kitabı yoktu. Ben de Çocukluk ve Gençlik kitaplarını aldım. Çocukluk kitabı Tolstoy'un hayatıyla tam manasıyla doğru orantılı olmasa da çok masumaneydi ve bence başarılıydı.

Ancak 'Gençlik' kitabı için aynı şeyi söyleyemeyeceğim; çünkü, eser de Tolstoy'un üniversiteli yıllarını görüyoruz ve yazarımız aşkın ne demek olduğunu bilmediği ya da aşkı tatmadığı için olsa gerek zırt pırt aşık olması (evli kadınlara bile), kendini herkesten üstün görmesi, aile içi diyalogları, kardeşleriyle olan uzaklıkları, arkadaş ve çevreyle olan yaşantısı beni baydı. Bu nedenle eseri okurken bir an önce bitsin diye bekledim açıkçası.

Bu eseri okurken bu denli sıkılmamı 'İlk Gençlik' kitabını okumamış olmama yoruyorum. Çünkü esere başlarken de 'Çocukluk' yıllarından ziyade 'Gençlik' yıllarına yeni isimler eklenmiş normal olarak, bu sebepten karakterler kafamda oturana kadar zaman ağır aktı. Birde bu serilerin içinde yabancı ibareler mevcut olduğu için okumada akışı sağlayamıyor ama bunu bir sorun olarak görmüyorum, sonuçta kültürünüzden farklı bir yazar/eser okurken buna en baştan hazır olmanız gerekir.

Elhasıl, üçleme serisini okuyacaksanız, daha iyi anlaşılması açısından sırasıyla okumanızı tavsiye ederim.
İyi okumalar...




Çocukluk üçlemenin ilk kitabıydı, İlkgençlik ikinci ve son kitabıysa Gençlik. Tolstoy’un yarı otobiyografik üçlemesini tamamlamış bulunuyorum.
Nikolay yani kitabın başkahramanı artık on altı yaşında.
İlkgençlikte başlayan Tolstoy’un gözlem gücü ve güçlü tasvirleri artık üçlemenin bu son kitabında tamamen yazarın kalemine sinmiştir.
Yaşamın kuralları olarak adlandırdığı sorumluluklardan bahseder.Bu kuralları yazar ve bu kurallarla hayatına yön vermeye çalışır.
Kendi fiziksel özelliklerini beğenmeme,aşklar,”ama aşık değilmişim” demeler,aile ilişkileri, çevre olan ilişkiler,içinde bulunulan yaşın getirisi olan hırçınlıklar, hayattaki yolunu arama, üniversite,geleceğe dair hayaller yer alırken, yazar kendine eleştirilerde de bulunur.
Tolstoy İlkgenclik’te başlayan gözlem gücünü bu kitapta arttırıyor.İnsanları inceliyor.İnsanlar hakkında tahliller yapıyor.Onların psikolojisine dek iniyor.Hatta mana ile beraber isimler de buluyor.Örnek vermem gerekirse Güzel,Özverili, Gayretkeş sevgi olarak üçe ayırıyor.
Yine gözlemlerine dayanarak insanları ikiye ayırıyor ve bu ayrıma kendi bulduğu bir adı koyuyor “comme il faut”.
Üç kitapta Tolstoy’un hayat ve kalem açısından büyümesine şahit oluyoruz.Özellikle üçlemenin son kitabındaysa bildiğimiz Tolstoy’un , o büyük kalemin tasvir gücünün ve insanı tanıma halinin nasıl oluştuğunu görüyoruz.




Tolstoy’un kendi hayatından kesitler sunduğu üçlemesinin son kitabı. Çocukluk ve İlkgençlik kitaplarını okuyanların, serinin yarıda kalmaması, tamamlanması adına ve belki de sadece bunun hatırına okuyacakları bir kitap olmuş Gençlik.

Kitap, okuyucuda bağlantı kurma zorluğu hissettiren konuları ele alışı ve bir sonraki bölümün ne ile ilgili olduğu pek tahmin edilemeyen belirsizliğiyle ilerlerken, yazarın bu dönemde çevresinde gördüğü insanları nasıl kategorize ettiğini en azından ara fragmanlarda verebilmiş. Bu olgu okuyucuda, yazarın aynı konuya çok kez vurgu yapması ve bu sınıflandırmayı temel alan düşüncelerini kitapta defaatle açıklaması sayesinde oluşuyor. Bunun ötesinde, yazarın bir diğer konudaki dünya görüşünü de aynı netlikte ortaya koyan doyurucu bir içerik ise kitapta sanki ıskalanmış.

Tolstoy’un bilindik akıcı, samimi dili esere hakim ve bunun, kitap için yapılabilecek olumlu yorumlardan biri olduğunu belirtmek gerekiyor. Ancak tek başına dilinin akıcılığı, kitabı, yazarın günlük karalamalarının giderek sıkıcı hale gelen bir derlemesi yada yazım biçimine oturtulmuş kopuk kompozisyonlar bütünü konumundan uzaklaştırmaya yetmiyor. Kitap, ilerledikçe sıradanlaşıyor. Bir noktada yazarın ismi artık kitabın önüne geçiyor ve okuyucuyu sanki kendisiyle birlikte yokuş yukarı tırmanmaya zorluyor.

Okudukça, okuyucusunu “başladım bari bitireyim, en nihayetinde hem üçlemenin son kitabı hem de klasik bir eser” tarzı bir hissiyata koşar adım yaklaştıran yada buna benzer bir düşünceye aday bir kitap.



Tüm kitapları ücretsiz okuyabilir veya indirebilirsiniz! Ayrıca son kitabımız İlahi Rezonans artık raflarda! İncelemek için: