Tüm kitapları ücretsiz okuyabilir veya indirebilirsiniz! Ayrıca son kitabımız İlahi Rezonans artık raflarda! İncelemek için:

Gece - Bilge Karasu | Detaylı Ücretsiz Kitap İncelemesi

Gece Kitap Bilgileri


Yazar: Bilge Karasu
Tahmini Okuma Süresi: 6 sa. 48 dk.
Sayfa Sayısı: 240
Basım Tarihi: Aralık 2020
İlk Yayın Tarihi: 1985
Yayınevi: Metis Yayınları
ISBN: 9789753421836
Ülke: Türkiye
Dil: Türkçe
Format: Karton kapak


Gece Kitap Tanıtımı


İlk kez 1985 yılında yayımlanan Gece 1991 yılında Pegasus Edebiyat Ödülü'nü aldı. Çeşitli dillere çevrilen ve yayımlanan Gece için Akşit Göktürk'ün "Sunuş"unu okuyabilirsiniz.

"Gece'de anlatılan tek tek, bölük pörçük durumların, konumların, gerçek yaşamla somut ilişkisi, sürekli seziliyor satır aralarında. Okurun yakın geçmişte tanığı olduğu birçok toplumsal, tarihsel, kültürel deneyden yankılar var metinde sözgelişi. Alışılmış tarihsel mantığın işleyişi bile sorguya çekiliyor. Ama bütün bu gerçek durumlardan soyut bir çıkarım olan yaşantı, insan umutlarıyla korkularının bütünleyici imgeleriyle dile getiriliyor."

- Akşit Göktürk




Gece Kitaptan Alıntılar


1. "Hep yarım işler, yarım bir yaşam; vara vara vardığım sonuçlar, bunlar."




2. "Oysa ışığı severim ben; severdim. Önceleri. Şimdi gece sarsın istiyorum beni. Çukur olmalı, çukur­da kalmalıyım. Belki de çukurum kazılmakta şimdi."




3. ""Ne kadar erken çeker gidersek buradan o kadar iyi olur.""




4. "“Bir şeyi anlayabildiğimiz sürece ona yenilmenin sözkonusu olamayacağını çok düşünmüşümdür,”

~"




5. "Ne zaman
vazgeçeceğiz, kendimizi, birbirimizi böyle aldatmaktan?"




6. "Ama arada bir, inanılmaz şeyler de oluyor; olmasa, umut diye bir şey kalır mıydı zaten?"




7. "''...biraz şiirli bir şey göster insanlara; unuttukları, gömdükleri duyguları, duyarlıkları, içlilikleri biraz kışkırt...''"




8. "Hep yarım işler, yarım bir yaşam; vara vara vardığım sonuçlar, bunlar.."




9. "".... yalan söyleyemez olalım artık. Ya da ölelim.""




10. "Bekleyeceğim, dedim. Bir gün bu korku geçerse..."




11. "Karışık(ya da, karmaşık)olmayan bir çağ yaşanmış mıdır hiç?"Sanmıyorum"diyesim geliyor ya,bilemiyorum."




12. "~
Gece yavaş yavaş geliyor.
~"




13. "Ama arada bir, inanılmaz şeyler de oluyor; olmasa, umut diye bir şey kalır mıydı zaten?"




14. "Gecenin işçileri, hep altta kaldığı duygusuyla bunalmış insanlardan mı derlendi? Çocukluğundaki umacılardan kurtulamayan, sevdiklerini gönüllerince saramayan, etlerini istedikleri etle birleştiremeyen insanlar mıdır hep, bu işçiler?"




15. "Aynada tanıyamadığım ben. Binlerce parça.
Artık ben de olmayan yüzbinlerce parça."





Gece Kitap İncelemeleri


¶¶Bunları yazmakla çıldırmaktan
kurtulunur mu?¶¶

Oldukça fazla katmanlı bir postmodern romanı. Bilge Karasu kaleminden ilk kez bir kitap okuyorum.
1991 Pegasus Edebiyat Ödülü sahibi olan kitabını çok da irdelemeden değinecek olursam ;gecenin işçileri ile gündüzün işığını kaybetmek istemeyenler arasındaki kargaşa, gerilim, karamsar ama aynı zamanda da umut dolu mücadelesini anlatıyor."

Gecenin işçileri de kim?" diye sorabilirsiniz. Gecenin işçileri, gecenin erken gelmesi için çeşitli mücadelelerde bulunan gece çalışıp gece aktif olan gündüzcüleri kovalayan olumsuz duygular salan insanlardır. Gündüzcüler de güneş ışığını kaybetmek istemeyenlerdir. Bunlar arasındaki mücadele anlatılmaktadır. Gizli yapılanma ve bu yapılanmalara katılan karakterler vardır.

Eserde dört anlatıcı vardır. Önceleri bir anlatıcı var sanıyorsunuz, bir bakıyorsunuz bir başkası bir başkası... Ve bu kişiler isimlerini direkt vermeden, sezdirerek tanıtıyorlar kendilerini okura.

Eserin distopik özellikler barındırması, bakanlık adlarının farklı olması ve sık sık göndermeler yapması akıcı bir şekilde kaleme alınmış. Eserde zaten birçok postmodernist teknik bulunmaktadır. Üst kurmaca da bunlardan biridir.

Mutlaka okumanız gereken kitaplardan biri.

Okur kalın.




#spoiler#
Dip not : Önyargısız. ..

Bu 4 gecenin sonunda bir inceleme fırtınası bekliyorsunuz ama "yok öyle bir şey :) "
"Gece"den bana kalan bir "kızgınlık ve katil olma dürtüsü "

Öncelikle (taşa tutulmayı göze alarak ) söylüyorum ki ...post modern bir kitap yazmak "bana göre " en kolay yazım kolu edebiyatta. .kimseye hesap vermek ,birşeyleri birseylere bağlamak ,karakterler ,kurgularla ,sebepler,sonuçlarla ,tarihsel detaylar yada hata yapma kaygımız olmadan "çala kalem " her istediğinizi yazabilir, beyninizi ,yasanmışlıklarınızı sadece.kendi bildiğiniz ipuçlarıyla kağıda dökebilirsiniz ...zaten okuyucunun bu kitaba dahil olma gibi bir lüksü yoktur ..

Sayın Karasu 'yu benimseyemedim ve dünyasında pek keyif almadım ..
Zaman zaman beni yakaladığı yerlerde oldu yalan yok ,bir cok kelimenin altını çize çize okudum kitabı .yazarın en beğendiğim yanı artık okuyucunun sabrının son demlerinde olduğunun farkında olmasıydı ..sanırım onun da istediği buydu ya da kimbilir belki gerçektende "çok ta umurunda değildi "

Bir kac bölümde cümleleri alt alta dizeleyip şiir bile çıkarttım kitaptan ..o zaman belki daha mutlu okurum diye ..ama olmadım :) Masumdum. ..sayın Karasu nun kisisel hezeyanları beni gerdi okumasammı ? sorusunu bir kaç kez sordurttu alt benligime. .ama okundu bitti.

Bir başka okuyucuya belki bambaşka bir dünya yaratabilir ama benim sayın Karasu ile ilk ve son buluşmam oldu..sevenlere saygım sonsuz ama ben kitabı az ..."şahsını "hiç sevmedim " affola. ..

Son Dip Not:
BU BIR KILIÇ BALIĞININ ÖYKÜSÜ ...
YAZILMASA'DA OLURDU ...

(halâ kafamda Ahmet.Kaya şarkıları )




“Bu iş nereye dek sürer? Herhalde yalnız kalıncaya dek. Bütün aynalarda kendinizi görünceye dek, herkesin gözü sizin aynanız oluncaya dek... Daha doğrusu, önlerinde durmasanız da aynaların hepsi sizi gösterinceye dek; gönüllerinde olmasanız bile insanların gözleri sizden duydukları korkuyu yansıtmaktan başka bir işe yaramaz oluncaya dek... Her şey eninde sonunda, onu anlatanın, o tek kişinin, o tek usun gördüğü, düşlediği, düşündüğü değil midir?”

Bilge Karasu.
Uzun zamandır okumak istediğim bir yazar.
Elimde bir çok kitabı var, nedense elim ‘Gece’ye gitti. İlk ondan başladım. Bazı kitaplar bir an önce okunmak istiyor.
‘Gece’ de öyle oldu.
Bilge Karasu(1930-1995) felsefî metinlerle, edebî kimliğin harmanlanması hâlinde eserler verdiğini öğrendiğim ve uzun zamandır merak ettiğim, ‘okunma’ zamanının gelmesini, olgunlaşmasını beklediğim yazardı.
Karasu, ‘Gece’de kendi iç dünyasının arka sokaklarını, çıkmazlarını, içselleştirdiği, parçalanmış benliğinin birbiriyle çatışmasını, dışsal edinimlerin kendi usunda etkiler oluşturup, gösterdiği reaksiyonları kendine has üslubu ve kelime dağarcığı ile anlatıyor.
Bir kaç yerde Oruç Aruoba esintisi hissetsem de genel manada iki yazarın, tarz olarak da, üslup olarak da birbirinden büyük oranda farklı olduğunu çok geçmeden fark ettim. -Oruç Aruoba metinlerinde daha özgün bir noktalama ve şiirsel bir dil kullanır- Yine de Bilge Karasu da felsefî metaforlara yaklaşırken ussal olarak kendince özgündü bence.
Biraz daha soyut metinler ve alegori severlere, felsefe severlere tavsiye edebilirim.
İyi okumalar.




Gece / Bilge Karasu

Muhteşem bir kitabı bitirmenin mutluluğuyla, boğazımda düğümlenen cümlelerle, ruhumu doyuran satırlarla, zihnimde yeşeren fikirlerle geldim.

Bilge Karasu uzun zamandır okumak istediğim yazar. İlk olarak gece kitabını okudum. Diğer kitaplarını da okurum. Bir daha, bir daha okurum.

Kitabı tarif edecek olursam, başlarda anlamıyorum diye düşündüm. Sonra anlamış olduğumu farkettim. Sonralarda ise adeta yazının içinde yazarın zihnindeydim.

Yazarın dilinin ağır olduğunu biliyordum. O ağırlığın altında ezileceğimi düşünürken ağırlığı birlikte göğüslediğimi farkettim. Bu çok güzel bir duyguydu. Hatta bölüm aralarını kendimce yorumlarken yazarın dipnotlar ile yorumlarimi dile getirmesi müthiş bir fikir birligiydi. Bu da yazarın aynı zamanda harika bir okur olduğunu, kendi yazılarını okur gözüyle bakabildiğini ve üstün tahlil yeteneğini gösteriyor. Okur için tam bir doyum!

Kullandığı dil harikulade. Hiç denecek kadar az kullanılan güzel kelimelerimizi 'korkusuzca' kullanması takdire şayan. Satırları, dokunduğu yerler nokta atışı. Ve cümlelerinin derinliği adeta bir okyanus. Bu derin sularda dolaşmanız gerekir. Korkmayın. Yazar gecede, o karanlıkta, derinlikte, her kulaçta yanınızda olacak.

Bir de, yazarın kendi dünyasında bambaşka pencereler açtığı kesin. O ışık huzmelerinden istifade etmeye niyetliyim.

Zor ama derin ve güzel bir kitap olarak 'gece'yi okumanızı tavsiye ederim. Sevgiler kitap kurtları




Gece; postmodernizm sularında yüzen, akıl ve mantığın kontrolünden uzak, ruhi otomatizm ekseninde kaleme alınmış diğer tüm eserler gibi okuması zor “sıkıcı” denebilecek bir kurgu. Eserde “gece” kavramı alegorik olarak karanlık güçlerin, siyasi veya siyasi olmayan iktidarların ( para, baskı, ideolojik dayatmalar) temsili olarak insanların üzerine kabus gibi iner. Gece işçileri ise bu iktidarların paralı uşaklarıdır ki hayatı cehennneme çevirir. Kimse kendini güvende hissetmez. Her gece birileri öldürülür, dövülür fakat adalet mekanizması işlemez. Yakınları kaybolanlar çaresizce kayıplarının dönüşünü bekler. Burada gece metaforuyla “distopik roman” sahasına girilse de devamında çok tutarlı bir gidiş görülmez. Hayalle gerçeğin birbirine girdiği atmosferde yazar anlatıcılar da çeşitlenir. Üstkurmaca tekniğine uygun “dipnot” başlıklarında anlatıcı okuyucuyla konuşarak bütün bunların bir kurmaca olduğunu unutmamasını ister. Ayrıca çoğu yerde bir roman değil de “deneme” okuduğunuz duygusuna kapılıyorsunuz. Fakat kopuk kopuk, bölük bölük anlatımlar “Ben şimdi ne okudum ne anladım?” dedirtebilir. Romanı yarım bırakan ya da anlamsız bulanların eleştirilerini hoş görsem de okuduğum hiçbir eserden pişmanlık duymuyor, alınacak olanı aldığımı düşünüyorum. Yazar elbette mevcut güçlere isyanını kapalı bir anlatımla farklı bir roman tekniğiyle anlatmayı tercih edebilir. Ancak şunu söyleyebilirim ki bu ve benzeri kitaplar, standart okuyucu için değil de okuma tutkunları için daha uygun olacaktır.



Tüm kitapları ücretsiz okuyabilir veya indirebilirsiniz! Ayrıca son kitabımız İlahi Rezonans artık raflarda! İncelemek için: