Fikrimin İnce Gülü Kitap Bilgileri
Yazar: Adalet Ağaoğlu
Tahmini Okuma Süresi: 8 sa. 50 dk.
Sayfa Sayısı: 312
Basım Tarihi: Ağustos 2021
İlk Yayın Tarihi: 1976
Yayınevi: Everest Yayınları
ISBN: 9786051417493
Ülke: Türkiye
Dil: Türkçe
Format: Karton kapak
Fikrimin İnce Gülü Kitap Tanıtımı
Bir tomofil taksi, Bayram'ın kafasında şimdi kağnının iki kanat takınmışı, öküzlerin ayaklarına da yaldızlı tekerler bağlanmışıdır artık. Artık, neye nasıl kurban edileceğini düşünmeye gerek yok. Kanatlara binip uçacak, kendini kurtaracak."
“Fikrimin ince Gülü”, Adalet Ağaoğlu’nun başeserlerinden biriyse, çağdaş Türk romanının da en güzel örneklerinden biridir. Kendine yabancılaşmış 'insan teması olsa olsa bu kadar güzel anlatılabilir.
Server Tanilli
'‘Fikrimin İnce Gülü” büyük emek isteyen romanlardan, içeriği de emek sonucu kotarılmış, biçimi de... Bayramın dönüş yolculuğu gibi dümdüz bir olayı içermesi, bu romanın öz açısından önemli itkiler sonucunda yazıldığını tanıtlıyor bir bakıma. Biçimindeki tutarlılık da, yazarın bu öze ne denli saygı duyduğunu belgeliyor. Bu açılardan ‘Fikrimin ince Gülü" üzerinde mutlaka durulması gereken bir yapıt.
Selim ileri
Fikrimin İnce Gülü Kitaptan Alıntılar
1. "İnsan kafasına bir şeyi koydu mu, yapmalı derim ben."
2. ""Ne güzel yazmış adam kamyonunun ardına: Yol biter, sevda bitmez.""
3. "Yıkma beni. Bu benim kaçıncı kez serilip doğruluşum.
Kaçıncı kez, tam oluyor derken yaya kalışım..."
4. ""Ne kötü oldu şu dünya! Her yerde rekabet.""
5. "''Seven kimse durup bekler...''"
6. "''Fikrine taktığın ince gül ben miyim?''"
7. "Vurulacak bi atla göz göze asla gelmeyeceksin. Geldin mi, ömrün boyu o at dirilir dirilir
kalkar önünde. Dirilir dirilir kalkar. Hem de hep bu bakışla. Kurtulamazsın..."
8. "Kimse kimseye ha deyince güvenemiyor ki artık."
9. "Fikrine taktığın ince gül ben miyim....?"
10. ""Yıkma beni. Bu benim kaçıncı kez serilip doğruluşum. Kaçıncı kez, tam oluyor derken yaya kalışım...""
11. "Kime önemsetmeli kendine en önemli olanı?"
12. "Bu benim kaçıncı kez serilip doğruluşum. Kaçıncı kez , tam oluyor derken yaya kalışım..."
13. "Ne güzel yazmış adam kamyonunun ardına: Yol biter, sevda bitmez."
14. "Yüreğinde bir tel, hem de oldukça kalın bir tel daha kopmuştur."
15. ""Yol biter, sevda bitmez...""
Fikrimin İnce Gülü Kitap İncelemeleri
son üç yılda iyice çökmüş- Türkiye'ye dönmektedir Bayram, altındaki son model Mercedes otomobilden duyduğu sonsuz övünçle... Bir yolculuk romanı gibi görünen Fikrimin İnce Gülü, derinlerinde, insanı yalnız başka insanlardan değil, kendinden bile koparmanın, 'şeyleştirme'nin ardına düşer. Şeyleşme ve şeyleştirme Bayram' da iç içedir. Çünkü Bayram, hem Opel fabrikasında çalışırken, daha lüks bir otomobilin sahibi olmak istemekte, hem de nihayet kavuştuğu Mercedes'ine Balkız adını verecek kadar geçmişine bağlı kalmaktadır... Fikrimin İnce Gülü'nün yayınlandığı günlerde Bayram'ı çok tartıştığımızı hatırlıyorum. Yazar, yeni toplumun var ettiği 'zihniyet'i açımlayarak belki de hepimizi ürkütmüştü.Kullanılırken çürüyen, sınıf atlayarak, kendi sınıfının değerlerine sahip çıkmayarak yükseldiğini sanırken alçalan ve alçaltılan Bayram' da belki hepimizden izler, izdüşümler vardı. Bayram, hem onca yakınlıklarını gördüğü V eligillerin devriimiş otomobilleri yanından 'ya başıma kalırlarsa!' diye hiç oyalanmadan, başarısını, Mercedes sahibi oluşunu gösterebileceği Türkiye'ye dönüşünü geciktirecek bu kazaya bulaşmadan geçer; hem de onları, dostlarını ikide birde anımsamadan edemez. Böylesine trajik sayısız göndermeden sonra, yok edişler, yok edilişler ortamını gözler önüne sermiş romancı son sözü söyleyecektir: Hiçbir yolun ucunda, kimse Bayram'ı beklemiyor. . . .
Daha önce hiç Adalet Ağaoğlu okumamıştım. Kütüphanede sıra sıra kitaplarını gördüğümde bu kitabı görür görmez aklıma yıllar önce izlediğim filmi Sarı Mercedes geldi ve hemen aldım. İyi ki de almışım.
Arabanın ve Mercedes'in bir güç simgesi olduğu 70'li yıllarda geçen romanda Almanya'da işçi olarak çalışan Bayram'ın evine, Ballıhisar'a dönüşünü anlatan yolculuğunu okuruz. Üç yıl boyunca çalışarak para biriktirip aldığı sarı Mercedes'i yani Balkız'ını yurdun kapısından girdiği andan beri gözü gibi korumaktadır. Çünkü Balkız'la birlikte köyüne gidecek, köyündekilere hava atacak, ve o eski, pısırık, ezik Bayram'ın ne kadar değiştiğini söylemeden anlatma imkanına kavuşacaktır. Çünkü Balkız Bayram'ın bütün garibanlığına, yetimliğine rağmen çalışıp 1-0 geride başladığı hayatı yendiğinin bir göstergesidir Bayram için. Doğduğu günden beri başladığı bu zorlu mücadelede hayata, insanlara karşı zaferinin en açık belirtisidir. Bayram Balkız'la köyüne dönecek, köydekilere kendini gösterecek ve yıllardır kendisini bekleyen sevgilisi Kezban'la evlenecektir. Ancak Bayram'ı hiç beklemediği şeyler beklemektedir.
Adalet Ağaoğlu muhteşem bir yol hikayesi yazmış. Bilinç akışı tekniğini de çok iyi uygulamış. Yazar, Anadolu insanını çok iyi çözümlemiş ve kalemini edebiyat yolunda koşturmuş. Ortaya da böyle güzel bir roman çıkmış. Herkese tavsiye ederim. Keyifli okumalar...
İnsan; içinde manevi gücü barındıran bir varlıktır. O halde, o, her ne pahasına olursa olsun, içindeki gizil güçleri sadece kendini gerçekleştirmek için kullanmalıdır. Aksi davranışlar, onu, kendi olmaktan, yani insan olmaktan çıkarır...
Kendini gerçekleştiremeyen insan kendine yabancılaşır.
Yabancılaşma insan olmanın, birey olmanın bir bedeli. İnsan olmanın sorumluluğunu aldığımızda çıkacağımız yol kendimizi tanıma ve varoluşumuzu gerçekleştirme yolculuğu olacaktır. Birey olabilmek için, ben diyebilmek için önce kendimizi kaybetmemiz gerek. Neyi kaybettiğimizi bilirsek neye ihtiyacımız olduğunu da bilebiliriz. Yabancılaşma bizi bizden, yaşamımızdan, eylemlerimizden, anlamlarından uzaklaştırır ve doğaya döndürür. Sonrasındaysa şanslıysak eğri oturup doğru düşünüp, gerçekten ihtiyacımız olanları değerlendirip yeniden kendimize, kendi yaşamımıza dönebiliriz. Bu bağlamda yabancılaşma kendimizi gerçekleştirme yolunda bir fırsattır.
Çözüm, kendini yeniden doğurmakla mümkün!!
Kendini yeniden doğurmak ise kendini tanımakla mümkündür. İçe dönüş yolculuğunu başlatmak bu sürecin ilk adımıdır. Kendini gerçekçi değerlendirmek, yeteneklerinin, ihtiyaçlarının, imkânlarının farkına varmak gerekir. Yaşamdan beklentilerini gözden geçirerek ne kadarını gerçekten istediğine ve özgür iradesiyle istediğine yeniden bakıp yola öyle devam etmeli...
Depersonalizayon nedir?
Kendine yabancılaşma, kendinden kopma durumudur.
Kitap sizi Ballıhisardan alıp, Almanyaya giden bir kayboluş hikayesi sunmaktadır. Keyifli okumalar dilerim.
Fikrimin İnce Gülü... Bir kadının kaleminden bir erkeğin yol hikâyesi... Kapıkule'den Ballıhisar'a uzanan yol boyunca Bayram'ı izleyen böcek oluyoruz biz de... Balkız adını verdiği Mercedes'i, yeşil şapkası ve Franz Lehar gömleğiyle Almanya'dan yola çıkan Bayram ile 70'li yılların Türkiye'sine tanık oluyoruz...
.
Yol boyunca Bayram, köyüne gidip arabasıyla hava atma düşüncesiyle beslenirken, bir yandan da Almanya'ya göç ve orada işçi olma, Türkiye siyaseti, verilen tutulmayan vaatler, askerlik döneminde yaşadıkları akıyor gözlerimizin önünden... Bir de gittikçe betonlaşan şehirler... Tabii bu süreçte gözümüz hep Balkız'da, aman bir şey olmasın... Bi' ilerleyelim bakalım neler gelecek başımıza...
.
Bayram'ın çocukluğunda yaşadıklarının yansımalarını okuyoruz aslında... Bir yandan üzülürken bir yandan da kızıyoruz ona... Sonunda biraz tuhaf hissediyor insan kendini ...
.
#doğuyukeşfet maratonumuzda doğu kitaplarına ek olarak belirlediğimiz kitaplar oluyor. Bu ay kadınlar gününe özel kadın yazarlar seçildi... İlki Türk yazar Adalet Ağaoğlu oldu... Yazar güzel bir iş çıkarmış aslında... Bilinç akışı tekniğiyle göstermiş bize o dönemi... Ama!!! Kitap içinde geçen küfürler çoğunlukla kitaptan kopmama sebep oldu... Görmezden gelmeye çalışsam da bazen olmuyor ...
Mercedes Mon Amour...
Kitap, Fransız-Alman-Türk ortak yapımı ile beyaz perdeye taşınmıştı, hatırlarsınız. Başrol oyuncu İlyas Salman (Bayram)
Bayram, çocukluğundan bu yana çevresi tarafından dalga geçilmiş, aşağılanmış biri. Çabası, İncegül Bayram diye alay edilen halinden Bayram Bey olabilmekten öteye gitmiyor aslında.
Alamanyacı olmak, orada dişini tırnağına takarak çalışmak ve onu adam yerine koyacak Mercedesi alıp köyüne öyle fiyakalı bir halde girebilmek.
Alıyor Bayram mercedesini ve başlıyor Bayram'ın hazin yol hikayesi.
Aklında Kezban var, arabada, Kezban'ın dolturttuğu kaset ve kasetin en başında yer alan
"Fikrimin ince gülü/ Kalbimin şen bülbülü
O gün ki gördüm seni/ Yaktın ah yaktın beni.....
İşte Bayramın bir gün boyunca süren yol macerası, tadına doyulmayan, yürek burkan bir yol hikayesine dönüşüyor kitapta.
İnsan en zor kendi ile hesaplaşır. Herkesi ikna eder de yaptığı hatalara, yanlışlara, bir kendini ikna edemez.
Bayram'ın yolculuğu daha Edirne'den ülkeye girişle birlikte tatsızlaşmaya başlar. İlk mersedesinin (O'nun deyimi ile Balkız) yıldızının çalınması ile başlayan kabus, köyün girişinde takla atışına kadar sürer, ve tabii Bayram'ın kendiyle kavgasıda öyle.
Oysa Bayram köye varınca, Bayram Bey olarak karşılanacaktı....oysa Kezba'nı nı Balkızına alıp Alamanyalara götürecekti.... oysa amcasıyla arasını düzeltecekti....
Bayram'ın fikrine taktığı ince gül, kopup dağılmıştı yapraklarondan. Şimdiyse geri kalan yapraklar tek tek düşmekteydi...
Ne Bayram'ın bıraktığı köyü eski köyüydü, ne Kezban kalmıştı ...
Ve yolun ucunda Bayram'ı bekleyen kimse yoktu...