
Felsefenin Temel İlkeleri Kitap Tanıtımı
Sık Sık şöyle denir. Georges Politzer her şeyden önce Gülüştür. Meydan okumanın Gülüşü; başkaldırmanın değil, devrimcinin Gülüşü; anarşistin değil, devrimcinin Gülüşü; anarşistin değil, tarihin mahkumiyet hükmünden kurtulmak için eski dünyanın güçleriyle açıkça alay eden marksistin Gülüşü Zincirler içinde, Pucheu’nün karşısında, Gestaponun işkenceleri içinde bile, galip gelenin Gülüşü; infaz mangasının karşısında, galip gelenin Gülüşü.

Felsefenin Temel İlkeleri Kitaptan Alıntılar
1. "❝
Bir takım kimseler bir evi birlikte yardımlaşarak yapmak üzere “özgürce” bir araya gelebilirler burada işbirliği var demektir. Öte yandan bir kimse bazı şartlarda başkasını kendisine çalışmak zorunda bırakabilir bu durumda, üretim ilişkilerinin niteliği sömürüye dayanır .
❞"
2. "Mutlak bilim yoktur. Her zaman öğrenilecek bir şey kalır."
3. "Demek ki yoksulluk içindeki toplumun, yaşamak için, ancak iki çözüm yolu olabilirdi: ya göçebe kabilelerin yaptıkları gibi yer değiştirmek ve yeni topraklar elegeçirmek, ya da Eski Ispartalıların yaptıkları gibi, insan soyunu iyileştirme (eugénisme) yoluyla nüfusu azaltmak ya da işe yaramayan boğazları, yaşlıları, sakatları, hastaları, bazı ilkel kabilelerin yaptıkları gibi kendi halinde yokolup gitmeye bırakmak."
4. "Bahçıvanlar ölümlüdür, güller de."
5. ""Bugünün sorunu nedir? Mülk sahibi olmayanlarda, mülkiyete saygı uyandırmaktır. Bu saygıyı uyandırmak, kendileri mülk sahibi olmayanları mülkiyete inandırmak için bir tek yol biliyorum: onları tanrıya inandırmak! Ve seçmeciliğin, şu ya da bu başka bir sistemin belirsiz tanrısına değil, ama hıristiyan dini öğretisinin tanrısına, On Emir'i yazdırmış olan ve hırsızları sonsuza kadar cezalandıran bir tanrıya inandırmak. İşte mülkiyeti etkili bir şekilde koruyabilecek olan gerçekten halka göre tek inanç budur...""
6. "Ta en eski zamanlarda, bilgili-görgülü yönetici sınıflar, yığınlar üzerindeki etkisini sürdürdükleri aldatmacaların bir sözcüğüne bile inanmazlarken, dinden, "düzenin korunmasının" ideolojik kuvveti olarak, Marx'ın formüle ettiği gibi halkın afyonu olarak yararlanılmıştı."
7. "Gül, bahçıvanın sonsuzluğuna niçin inanır?
Çünkü gül, bahçede, hiçbir zaman başka bir bahçıvan görmemiştir."
8. "“Güneş altında yeni bir şey yok.” “Her zaman
zenginler ve yoksullar olacaktır.” “Her zaman sömürenler ve
sömürülenler olacaktır.” “Savaşın sonu gelmez.”"
9. "Eğer koşullar insanı biçimlendiriyorsa, bu koşulları insanca biçimlendirmek gerekir."
10. ""Kapitalist düzende, üretim araçlarının kapitalist mülkiyeti, üretim ilişkilerinin temelini oluşturur: üreticiler, ücretli işçiler, mülk değildir artık; kapitalist, üreticileri, yani ücretli işçileri ne öldürebilir, ne de satabilir, çünkü onlar her türlü kişisel bağımlılıklardan kurtulmuşlardır; ama üretim araçlarından yoksundurlar ve açlıktan ölmemek için emek-güçlerini kapitaliste satmak ve sömürünün boyunduruğuna katlanmak zorundadırlar. ""
11. "Niçin yaşam, çiçeklerini ve meyvelerini verdikten sonra ölüme doğru yönelir? Çünkü yaşam, yalnızca yaşam değildir. Yaşam ölüme dönüşür, çünkü yaşam bir iç çelişki taşır, çünkü yaşam ölüme karşı gündelik savaşımdır."
12. "Doğru bir teori olmaksızın, savaşım başarıya ulaşamaz. Bazıları, başarmak için, başarı koşullarının gerçekleşmesinin yeterli olduğunu sanırlar. Yanlıştır, çünkü, bu koşulları gerçekleştirmeyi bilmek de gerekir. Ve işler karmaşıklaştıkça, ne yapacağını bilmek, daha büyük bir önem kazanır."
13. "Tamamıyla, gelişmiş olan komünist topluma oranla değerlendirmek istendiğinde, az önce incelediğimiz sosyalizm, bir ilk evreden ibarettir. Sosyalizmin ilkesi "herkesten yeteneğine göre, herkese emeğine göre" ilkesidir. Ama komünizmin ilkesi, "herkesten yeteneğine göre, herkese gereksinmesine göre"dir."
14. ""Proletaryanın bilimsel felsefesi olan marksizmin ortaya çıkışı, felsefenin, köşesine çekilmişlerin bir uğraşı olduğu, dış dünya ile bağıntısı olmayan, yaşamdan ve halktan kopmuş, halka yabancı, az sayıda filozofun ve öğretilisinin oluşturdukları okulların tekelinde olan felsefe tarihinin eski dönemine son verir."
15. ""Eğer ben şu toprak parçacığını ekip biçiyorsam, başkaları benim için önem taşımaz; eğer bir başkası açsa, daha iyi, buğdayımı daha pahalı satacağım demektir. Eğer benim önemsiz bir hekim, mühendis, öğretmen müstahdem olarak bir işim varsa,
başkalarının benim için ne önemi var? Ola ki bu dünyanın güçlüleri karşısında dalkavukluk ede ede ve yaltaklana yaltaklana işimi koruma ve hatta sivrilme, bir burjuva olma başarısını göstereceğim.""

Felsefenin Temel İlkeleri Kitap İncelemeleri
Bundan once "felsefenin genel ilkelerini" okudum. Hemen yorumlarima geceyim.
1 bu kitap politzerin kendi notlarindan olusturulmus. Dolayisiyla dil daha agir. Ceviride bazi anlatim bozukluklari ve surekli olarak bir kavramlastirma dili var. SOL yayinlarini baska ceviriler ile kiyasladim. Yarim saatlik denemeden sonra su sonuca vardim. SOL yayonlarinin cevirisi Marksizmin ogrenilmesini zorlastiriyor. YORDAM yayinlari daha iyi. Klasiklerin tamamini kronolojik olarak oluyacaktim vazgectim. Bir daha SOL yay. okumam.
2 tamam stalin'i seviyoruz ama bu kadar alinti yapacak kadar teorik kabiliyeti yok stalin'in. Biraz kuru sevgi oldugu belli.
3 kurguyu begenmedim. Bolumlerin birbirlerinden ayrimi net degil. Alt bolumler daha kotu. Yani kafanizda bir marksizm felsefesinin sistematigi olusmuyor. Corba gibi sistematize edilmis.
4 biliyorsunuz diyalektik materyalizmde "madde dusunceden once gelir". kitapta bu ifadeyi belki 500 bin defa duyuyorsunuz. Ve bu ifade etrafinda surekli ayni amaca cikan cumleler sarf ediliyor. Yeter artik diyorsun.
5 buna ek olarak ayni tezler farkli bolumlerde tekrar ediliyor.
6 iste "bu sey dogrudur cunku marksizmin temelinde yer almaktadir" gibi kuru indirgemeler var. Marksist olmayan birine hicbir sey ifade etmeyen genellemeler bunlar.
7 2-3 yerde SSCB simdi sosyalizmden komunizme geciyor ifadesini kullaniyor politzer. Yani rusyada biri bunu dese belki anlarim ama fransada bir marksistin bunu demesi hayli dusundurucu.
Felsefenin temel ilkeleri yalnızca felsefe okuması yapmak istememle ve cehaletimle kısa bir araştırma sonucu aldığım bir kitap. Cehaletim diyorum çünkü ancak kitaba başladığımda sosyalizm ve komünizm felsefesini anlattığını farkettim.
Marx’ın ve Engels’in komünizm ve sosyalizm bakış açısını değerlendiren, SSCB üzerinden Lenin ve Stalin’in düşüncelerini aktaran ve açıklayan bir eser olmasıyla birlikte ne yazık ki korkunç bir çeviri. Son derece yavaş okumamın birinci sebebi sindirmek istememse ikinci ve yadsınmayacak kadar büyük sebebi de çeviri kötülüğünden. Bazı paragrafları defalarca okumak gerekiyor anlayabilmek için. Bunun sebebi olarak da komünizm kitabı olması nedeniyle iyi bir yayınevinden çıkmamış olması olduğunu düşünüyorum. Fakat buna rağmen kitabı okumayı bırakmamamın sebebi gerçekten de anlatımı başarılı ve içi dolu bir kitap olması. Sadece sosyalist-komünist felsefeyi anlatmakla kalmıyor aynı zamanda çıkış noktası, çalışma prensibi, devletler üzerinden örnekler, gelecekte neler olması gerektiği gibi bilgiler de veriyor. Devlet hakkında, ulus hakkında uzun uzun anlatımlar da mevcut.
Sonuç olarak kitabın okunmasını herkese tavsiye edebilirim ama ne yazık ki yalnızca bu çeviri olduğu sürece okunması bir hayli zor olduğundan gönül rahatlığıyla tavsiye edemeyeceğim..
tüm düşünsel akımları materyalizm-idealizm düzleminde kategorize edip ele alan bir bakış açısı kazandıran, her ne kadar materyalizm yanlısı olsa da düşünsel perspektif kazandırması bakımından okunması faydalı olacağını düşündüğüm kitap. naçizane görüşüm 20 yaşından önce okunmuş olması gereken kitaplardan olmasıyla birlikte çok da etkisi altında kalınmadan bu da böyle bir bakış açısıdır diye bakış açıları literatürümüze katılıp geçilmelidir. bu kitap materyalist ve sosyalist düşüncede sıfırdan başlayıp devamında derinleşmek için ideal bir başlangıç kitabı olabilir. sosyalizmin alfabesi güzel bir cila niyetine devam kitabı olabilir. sonuçta bir fikri iyi anlayabilmek için onu savunma noktasına gelecek kadar o fikrin gözünden bakabilmek gerekir. bu aşamadan sonra o fikri benimseyip benimsememek herkesin özgür iradesine kalmış bir şey tabi. burada önemli olan bu kitapların etkisinde kalarak koyu bir materyalist-sosyalist olup diğer düşüncelere kendini temelli kapatmamaktır. dünyaya her açıdan her gözden her paradigmayla bakabilmek ve duruma göre bunlardan uygun olanlarından zaman zaman faydalanabilmek aralarında tercihler yapabilmek gerekir bence. bu nedenle bu kitapları okuduktan sonra üzerine adam smith(ulusların zenginliği) nin okunması bence daha faydalı olacaktır. düşünceler ideolojiler ya materyalisttir ya da idealisttir gibi bir bakış açısıyla felsefedeki en temel iki ayrımın mayeryalizm-idealizm olduğunu düşündüren bir kitabın idealizmi de olumlu yanları ve insanlık için önemiyle idealizmi de daha idealist bir biçimde daha dolu bir şekilde ele alması gerekirdi bence.