Tüm kitapları ücretsiz okuyabilir veya indirebilirsiniz! Ayrıca son kitabımız İlahi Rezonans artık raflarda! İncelemek için:

Falaka - Ahmet Rasim | Detaylı Ücretsiz Kitap İncelemesi

Falaka Kitap Bilgileri


Yazar: Ahmet Rasim
Tahmini Okuma Süresi: 3 sa. 17 dk.
Sayfa Sayısı: 116
Basım Tarihi: 11 Haziran 2019
İlk Yayın Tarihi: 1927
Yayınevi: Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
ISBN: 9786052958223
Ülke: Türkiye
Dil: Türkçe
Format: Karton kapak


Falaka Kitap Tanıtımı


Osmanlı’da çocuk olmak ne demekti? Çocuklar nasıl yetiştirilir, nasıl okula başlar ve nasıl bir eğitim alırlardı? Ahmet Rasim Falaka’da kendisinin çocukluktan ilk gençliğine uzanan hatıraları eşliğinde bu soruların cevaplarını verir. Fatih’teki Sofular Mektebi’nde başladığı ve Darüşşafaka’da tamamladığı eğitimini anlatırken bir yandan da 19. yüzyıl İstanbul’unun gündelik hayatını ve çocukluğunu tasvir eder. Reşat Ekrem Koçu’nun ifadesiyle, Ahmet Rasim’in yazılarında İstanbul, manzaraları ve insanlarıyla sesli ve renkli bir film halinde akar. Falaka da bu filmin en renkli sahnelerini barındırıyor.



Ahmet Rasim (1865-1932) İstanbul üzerine yazdığı yazılarıyla “Şehir Mektupçusu” unvanını alan Ahmet Rasim, Türk edebiyat ve gazeteciliğinin oldukça üretken ve şöhretli simalarındandır. İstanbul’da doğan Ahmet Rasim, babası henüz o doğmadan evi terk ettiğinden annesi Nevber Hanım tarafından ve eniştesinin de yardımlarıyla oldukça zor şartlarda yetiştirildi. Mahalle mekteplerinde başlayan öğrenim hayatını Darüşşafaka’da tamamladı. Kendi çabasıyla Fransızca öğrendi. Posta ve Telgraf Nezareti’nde memur olarak çalışırken bir yandan da Ahmet Mithat’ın gazetesi Tercüman-ı Hakikat’te yazmaya başladı. Hüseyin Rahmi’yle Boşboğaz adlı mizah dergisini çıkardılar. Savaş muhabirliği de yapan Ahmet Rasim, Balkan Savaşı sırasında Sofya’ya, Birinci Dünya Savaşı’nda da Romanya cephesine gitti. 1927’de İstanbul milletvekili olarak TBMM’ye girdi. Küçük yaşlardan beri ilgi duyduğu müziği Darüşşafaka’da öğrenciyken Zekai Dede’den aldığı musiki dersleriyle geliştirdi. Pek çoğunun güftesi kendisine ait olan altmıştan fazla şarkı besteledi. Yazarlık mesleğini hayatının sonuna kadar sürdüren Ahmet Rasim hikâye, roman ve hatıra türlerinden gazete yazılarına, tarih ve okul kitaplarına kadar çok çeşitli alanlarda eserler ortaya koydu. Herhangi bir edebi akıma girmemiş, siyasi ve edebi tartışmalardan uzak, halkı bilgilendirmeyi amaç edinmiş yazarlardandır. Ceride-i Havadis, Basiret, Tasvir-i Efkâr, Sabah, İkdam, Akşam, Cumhuriyet gibi gazetelerde gözleme dayalı, İstanbul hayatını bütün renkleriyle yansıtan, yalın ve güzel Türkçesiyle yazdığı yazılarla şöhret bulmuş, sevilerek takip edilmiştir. Memleketini, halkın ruhunu, âdet ve gelenekleri çok iyi bilip tanıyan yazarın seçme eserlerine Türk Edebiyatı Klasikler Dizimizde yer vermeyi sürdüreceğiz.




Falaka Kitaptan Alıntılar


1. ""Yeryüzündeki bütün dilleri öğrensek,
anlatabilir miyiz içimizdekileri..?""




2. "İştahım yok ki yemek yiyeyim. Açım. Onun muhabbetine doyamıyorum."




3. "''Hürmet hissi, korkudan daha kuvvetlidir.''"




4. "Kadın kısmı sokakta gülümseyebilir mi? Ya biri görecek olursa... Sonra ne derler?"




5. "İnsan mektebe gözü kapalı değil, gözü açık gitmeli, değil mi? Yok, değilmiş! Gözü kapalı gitmeli, orada açılmalıymış!"




6. ""Bari gündüzleri olsun başımdan gitsin. Yandım bu oğlanın elinden! Ne dur dinler, ne otur bilir!""




7. ""Zaman geçer, bırakır yadigâr eserlerini.""




8. ""Bir çocuk sadece kendisinin devam ettiği mektebin hocasından değil, başka bir mektebin hocası olduğunu bildiğini şahsiyetten de korkardı.""




9. ""Bilmediğim, sonunu görmediğim suallere cevap vermem!""




10. ""Çocuk kısmı zorla okumazmış, heves olmalıymış.""




11. "" Cihan şimdi bana beytü'l-hazendir""




12. ""Çocuk velisi olan fakir ana babaların, çocuk talim ve terbiyesi gibi önemli bir görevi üstlenmiş öğretmen ve eğitmenlerin çileleri çabuk çabuk dolar mı?""




13. ""Şüphe, merak... Bilhassa çocuklukta, emel ve maksadın pek bulanık göründüğü halleri değil midir?""




14. "Yeryüzündeki bütün dilleri öğrensek, anlatabilir miyiz içimizdekileri?"




15. "Bilmiyor ki dayak atıldığını seyretmek de hemen hemen dayak yemektir!"





Falaka Kitap İncelemeleri


Ahmet Rasim'in bu kitabı eskiden mekteplerde dayak atıldığı gibi, yaramazlık yapan talebelere ceza olarak falaka çekildiğinin kanıtıdır. Fakat bu tip olaylara Osmanlı 1880’li yıllarda bir son veriyor ve mekteplerde falaka ve dayak atılmasını yasaklıyor. 1883 yılında yayımlanan bir bildiri ile mekteplerdeki falaka ve kırbaçlar toplattırılıyor.
Neyse ki bu tarihte kaldı! Şimdi ki okullarda çocuklara dokunamazsınız bile! Ama bazen ‘dayak cennetten çıkmıştır’ sözünü haklı kılacak kadar yaramaz olan çocuklar var mı var, geçenlerde okuduğum bir makalede İngiltere'de, ailelerin %51’inin bir zamanlar eğitim kurumlarında resmi olarak kabul edilen ve 14 yıl önce çocuk haklarına aykırı olduğu gerekçesiyle kaldırılan “dayak atma, dövme” eyleminin tekrar okullarda uygulanmasını istediği belirtililmiş, ve Kamuoyu yoklamasının sonuçları hakkında yorum yapan Ortaokul Müdürleri Derneği Başkanı, okullarda dayak atma yöntemiyle çocukların disiplin edilemiyeceğini belirterek, öğrencilerin sadece okul aracılığıyla değil, toplumda gördükleriyle eğitim aldığını ve toplumların şiddeti över bir tavır takınmasından olumsuz olarak etkilendiklerini söylemiş. Ne doğru ne güzel söylemiş.
" Çocukları dövmekten ana, baba, dadı, hoca,lala, mürebbi ve mürebbiyeler kesinlikle kaçınmalıdır. Hatta sert sözlerden, kaba ve şiddetli davranmaktan da çekinmelidirler. Çünkü çocuk ne kadar küçük olursa olsun, kendisini döven el ve kendisine hakaret edendil için ruhunda yeni filizlenen izzetinefse pek ağır gelir; bu ele ve dile karşı gizli bir düşmanlık beslemeye başlar"




Yazarımız, Osmanlı'da çocuk olmanın zorluklarına, çocuğun mektebe başlarken ki merasimine, mektepteki hocaların tutumuna kadar birçok noktaya değinmiş; kendi hayatından da örnekler vererek bizlere sunmuştur. Osmanlı'da her çocuğun mektebe başlarken ki en büyük korkusu falakacı bir hocaya denk gelmektir. Âmin alayından sonra okula başlayan çocuğa, okulun hocası ve kalfası yumuşak davranır, ta ki çocuk okula alışana kadar. Alıştıktan sonra en küçük hatasında - onu eğittiğini düşünerek- şiddet ile cezalandırır. 'Aba altından sopa göstermek' deyiminin karşılığı bu olsa gerek!
Ebeveynlerin tutumları ise bundan daha kötü, çünkü falakaya yatıran hocaya karşı çıkmak şöyle dursun, sonuna kadar hocayı destekleyen bir kesim var. Yer yer sinirlerimi zıplatan cümleler olmadı değil: "Hoca dediğin böyle olmalı. Elinden sopası düşmemeli!"
Anı niteliğinde olan Falaka, aslında günümüze de benziyor. Tek fark artık falakaya yatırmak yok; ama çocuklarımıza karşı uygulanan bir psikolojik şiddet, fiziksel şiddet var. Eğitim hayatımızda şiddeti benimseyen, çocukları şiddet ile korkutarak eğitebileceğini sanan, "eğitilememiş" insanlarımız maalesef ki mevcut.

Arapça kelimelere yer verilmiş olan bu kitabı birkaç günde bitirebilir, Osmanlı dönemine de küçük bir seyahatte bulunabilirsiniz. :)




Ahmet Rasim daha doğmadan babası tarafından terk edilmiş. Anne ve Eniştesinin himayesinde çok zor şartlar altında büyümüş. Öğrenimini bazı sebeplerden dolayı sürekli okul değiştirerek tamamlamış.
Çocukluk, ilk gençlik ve gençlik yıllarının yoksulluğu onu yıldırmamış, daima kendini geliştiren, öğrenimine önem veren, ilerici bir şahsiyet olmuş. Gazetelerde yazılar, çok çeşitli alanlarda eserler kaleme almış. Musikisi derslerinde aldığı eğitimin akabinde altmışın üzerinde güftesi kendine ait şarkılar bestelemiş.
Balkan Savaşı nda Sofya'ya, Birinci Dünya Savaşı nda da Romanya'ya giderek Savaş muhabirliği yapmış.
İstanbul Milletvekili olarak 1927'de TBMM ye girmiş.

Falaka eserinde; Osmanlı Dönemi okul hayatı, çocukların eğitimi, Halkın yaşayış tarzından tutunda etrafında olan bitene bakış açıları ve düşünceleri, eğitimde, ruhlarda hezeyanlar veren şiddet ( işkence boyutunda) Falaka cezasının altını çizmiş.19. Yüzyılı İstanbul 'nun tasvirleri, yurdum insanı manzaraları.

Ahmet Rasim'in güzel Türkçesiyle yazmış olduğu birçok eserini Halk Kütüphanelerinden alıp okumuştum.
Bu ikinci kez okuduğum Fakala eserini
Günümüz Türkçesine uyarlayan Hande ÇETİN ONGUN çevirisinden okumaktan en az ilk okumam kadar keyif aldım.

Ahmet Rasim 'in otobiyografisi ve de Tarihe, 19. Yüzyılın İstanbul 'una ışık tutan belge niteliğindeki Falaka eserini kesinlikle okumanızı tavsiye ederim.




Muallaim Naci'nin "Ömerin Çocukluğu" eserinden sonra çocukluğumu özler oldum.Demek istediğim şimdi ki çocukların yaşadığı çocuklukla bizimkiler bir mi? Arada dağlar kadar fark var.

Çocukluk dönemi başkadır. Hele ki doya doya yaşanmış bir çocukluk unutulur mu hiç? İlkokula giderken o ilk sıraya oturduğumuzda ki heyecan,sonra karne alınırken büyükler tarafından verilen harçlıklar ve başımızın okşanması ve dizlerin çamura değmemesi ve dizlerin yara bere olmaması bunlar olmadan çocukluk olur mu?

Çocuğuyla ilgilenmeyen onu elindeki tablete vb. gibi cihazlara teslim eden aileler kendi çocukluğunuzu neden kendi çocuklarınıza yaşatmıyorsunuz?

Rus edebiyatını çok seviyorum. Yazarlar kendi kültürlerini ve tarihlerini çok iyi kaleme alıyorlar. Kendi Edebiyatımızda ki klasikleri okudukça kendi kültürümü ve tarihimi daha iyi tanıyorum. Çünkü geçmişini bilmeyen birey geleceğe nasıl aydınlık bir şekilde bakabilir. Bu yüzden edebiyatımızın klasikleri bizim için birer hazine niteliğindedir.

Falaka, Ahmet Rasim'in kendi çocukluk anılarını kaleme aldığı dönemin eğitim sisteminin anlatıldığı bir eser. Beni en çok gülümseten yerler yazarın çocukluk endişelerini özellikle okulda ki Falaka cezası korkusunu tatlı bir üslupla anlatması oldu.

Türk Klasikleri okudukça sanki keşfedilmemiş yerleri keşfediyorum gibi veya bir define bulmuş gibi mesut oluyorum. Özellikle eğitim sisteminin üzerinde durması sistemin nasıl geliştiğini ve her sistem de mutlaka çürük tarafların olduğunu anlatarak bir eğitimcinin nasıl olmasını gerektiğine dikkat çekmiş.




Savaş muhabirliği,milletvekillik yapan Ahmet Rasim'in ayrıca Zekai Dede'den müsiki dersleri aldığını ve altmıştan fazla bestesi olduğunu biliyor musunuz? Ben yeni öğrendim.
Falaka, Ahmet Rasim'in çocukluk anılarıdır. Gecelerim adlı diğer bir çalışmasıyla bütünlenen bu anılar genellikle okul hayatı ve o dönemin eğitim sisteminin önemli bir öğesi olan dayak üzerinde yoğunlaşmaktadır. 
Osmanlı’da çocuk olmak ne demekti? Çocuklar nasıl yetiştirilir, nasıl okula başlar ve nasıl bir eğitim alırlardı? Ahmet Rasim Falaka’da kendisinin çocukluktan ilk gençliğine uzanan hatıraları eşliğinde bu soruların cevaplarını verir. Fatih’teki Sofular Mektebi’nde başladığı ve Darüşşafaka’da tamamladığı eğitimini anlatırken bir yandan da 19. yüzyıl İstanbul’unun gündelik hayatını ve çocukluğunu tasvir eder Osmanlı Döneminde ilkokula başlayacak olan bir çocuk için çalgılı, eğlenceli, tantanalı bir “Âmin Alayı” düzenlenirmiş. Böylece çocuğun ‘Okul fobisi’ kırılır ve çocuk okumaya istekli hâle getirilir.
Çeşitli problemler dolayısıyla mektepten mektebe geçmek zorunda kalan Ahmet Rasim mektep hayatını Darüşşafaka'da tamamlıyor. Bu mektep yolculuğunu, okul ve sınıf ortamını, öğrencilerin hocalar, kalfalar, müdürler ya da gözetmenlere bakış açısını ve aynı şekilde onların da öğrencilere bakış açısını, küçük yaşlardan beri gördüğü falaka cezasını ve hatta bu cezanın başlıca türlerini... olabildiğince bir çocuk gibi düşünmeye çalışarak ve hatırlayabildiği kadarıyla aktarıyor. Okumanızı öneririm. Sevgiler.




Tüm kitapları ücretsiz okuyabilir veya indirebilirsiniz! Ayrıca son kitabımız İlahi Rezonans artık raflarda! İncelemek için: