Fakir Kene Kitap Bilgileri
Yazar: Birhan Keskin
Tahmini Okuma Süresi: 2 sa. 16 dk.
Sayfa Sayısı: 80
Basım Tarihi: Aralık 2017
İlk Yayın Tarihi: Aralık 2017
Yayınevi: Metis Yayıncılık
Orijinal Dil: Türkçe
ISBN: 9786053160359
Ülke: Türkiye
Dil: Türkçe
Format: Karton kapak
Fakir Kene Kitap Tanıtımı
Kim Bağışlayacak Beni, Ba, Y'ol ve Soğuk Kazı kitaplarının ardından Birhan Keskin'den yeni şiir kitabı: Fakir Kene. On dokuz şiir var Fakir Kene'de. Kitabın başlangıç şiiri olan "Kargo"dan şu alıntı, şairden okuruna bir "teselli", bir "şifa" niyetine…
Buraya bir ayna koydum arada önüne geç bak; sen şahane bir
okursun. Mesai saatlerinde çaktırmadan şiir okursun. N'olcak ki,
bırak patronlar seni kovsun!
Burada bir tutam sabır var. Kendiminkinden kopardım bir parça,
(bende çok boldur) lazım oldukça ya sabır ya sabır, dokunursun.
Fakir Kene Kitaptan Alıntılar
1. "Ölümü beklemek çok kederli bir yorgunluk"
2. "__
Buraya bir ayna koydum arada önüne geç bak; sen şahane bir okursun.
__"
3. "Giydiğimiz etek boyuna, doğuracağımız çocuğa karar verenler kim?
Kadınlar ilk sevişmesinde neden babasının yüzünü gördü? Küçücük kızlar dedesi yaşındaki adamlarla neden?
Neden genelevler var neden hep bir kadın otobanda?
Ütü reklamında bir kadın çıplak,
Otomobil fuarında bir kadın öyle arabalar üstünde, neden?
Doğum günlerimizde bize mutfak robotu hediye edenler kimlerdi?
Şakağımıza silahı dayayanlar kimler, kimlerdi?!"
4. "Sana buraya bazı şeyler koyuyorum. Yol boyunca aklında olsun. Lazım olursa açar okursun, Olmazsa da olsun, bir zararı yok burada dursun.
Şuraya bir cümle koydum. Bırak, acımızı birileri duysun. Hem zaten şiir niye var? Dünyanın acısını başkaları da duysun!
Acı mıhlanıp bir kalpte durmasın. Ortada dursun. Olur ya biri eline alır okşar, biri alnından öper. Az unutursun.
Buraya tabiatı koydum. Ağaçları, suyu, ovayı, dağı. Onlar bizim kardeşimiz, çok canın sıkılırsa arada onlarla konuşursun.
Buraya, küçük mutlu güneşler koydum. Günlerimiz karanlık ve çok soğuyor bazı akşamlar, ısınırsın.
Buraya, bir inanç bir inat koydum. Tut ki unuttun, tekrar bak, o inat neyse, sen osun.
Buraya yolun yokuşunu koydum. Bildiğim için yokuşu. Zorlanırsa nefesin, unutma, ciğer kendini en çabuk onaran organ, valla bak, aklında bulunsun.
Buraya umutlu günler koydum. Şimdilik uzak gibi görünüyor, ama kimbilir, birazdan uzanıp dokunursun.
Buraya bir ayna koydum arada önüne geç bak; sen şahane bir okursun. Mesai saatlerinde çaktırmadan şiir okursun. N'olcak ki, bırak patronlar seni kovsun!
Burada bir tutam sabır var. Kendiminkinden kopardım bir parça, (bende çok boldur) lazım oldukça ya sabır ya sabır, dokunursun.
Burada güzel çaylar var. Bu aralar senin için çok önemli. Bitki çayları, kış çayları, şuruplar, kompostolar. Demlersin, maksat midene dostluk olsun.
Şuraya ucretsizkitap.com.tr'dan müzikler, Bach dinle filan, koydum. Ama müzik konusunda sen benden daha iyisin, koklayıp buluyorsun.
Buraya bir silkintiotu koydum. Kırk dert bir arada canına yandığım, kırkına birden deva olsun."
5. "“Gözlerin çok güzel gülüyor bugün senin. Gökyüzü gibi.”"
6. "-Biz bu şiiri yazarken, Özgecan henüz katledilmemişti.
sitesine ve son yıllarda hızla artan erkek şiddetine dikkat çekmek amaçlı böyle bir işe girişmiştik. Son bölüm Özgecan'ın vahşice katledilmesinden sonra yazıldı. Ve anladık ki artık bu şiire devam etmek başka türlü bir acizliğe dönecekti. Çünkü yaklaşık iki ay süren bu şiir çalışmasında hemen her gün bir kadın cinayetine tanık olduk. Çok üzgünüz ama yasta değiliz. Hiçbir devlet "büyüğünden" ve hiçbir saraydan adalet beklemiyoruz. "Kadınlar savaşçıdır" diyen Didem Madak'ı selamlayarak, içimizdeki yerlileri dürtüyoruz. Biliyoruz ki kadın cinayetleri politiktir. Ama unutmasınlar ki meydanlar, sokaklar bizimdir. -16 Şubat 2015, Birhan Keskin-Aslı Serin."
7. ""Turnayı gözünden vuranlar bizden değildir.
Turnanın kalbinden dem vuranlar bu tarafa. ""
8. "Bu başıma gelenleri hiç anlamış değilim... Sen de başıma gelsene.."
9. "_
Şuraya bir cümle koydum.
Bırak, acımızı birileri duysun.
Hem zaten şiir niye var?
Dünyanın acısını başkaları da duysun!
_"
10. "“İlk aşkımdı, nasıldı dersen, ilk fasıldı, asıldı.”"
11. "“Bunca katlı yol bunca kavşak
Kavuşturmuyor bu şehirde insanı birbirine..”"
12. "Çok üzgünüz ama yasta değiliz. Hiçbir devlet "büyüğünden" ve hiçbir saraydan adalet beklemiyoruz. "Kadınlar savaşçıdır" diyen Didem Madak'ı selamlayarak, içimizdeki yerlileri dürtüyoruz. Biliyoruz ki kadın cinayetleri politiktir. Ama unutmasınlar ki meydanlar, sokaklar bizimdir."
13. "Şuraya bir cümle koydum. Bırak, acımızı birileri duysun. Hem zaten şiir niye var? Dünyanın acısını başkaları da duysun!"
14. "Benim bu memleketten 30 yıllık uyku alacağım var doktor."
15. "Buraya bir ayna koydum arada önüne geç bak; sen şahane bir okursun."
Fakir Kene Kitap İncelemeleri
Bu kitabı okumamı sağlayan ve gözyaşı sebebim olan
teşekkür ederim ve kitaba geçelim.
Kitap ;içerisinde mektup,hikaye,şiir birçok tarz bulunmakta, kitap anlaşılır ,üslup ise sade.
Şiirde bir anda ;şiirden ,hikayeye hikayeden ,anıya ordan ,mektuba geçiyor.
bir anda ;ingilizceye geçmesi ,toplumsal olayı yansıtması,kendi hayatını anlatması ile tekdüzelikten çıkmış bir kitap.
En çok etkilendiğim ;kadınlara ,söyleyen kimdi ve nedendi gerçekten bunun cevabını bilen var mı?
Öldürülme sebebimiz neden?,taciz ediliyoruz neden?,çocuk doğurmalısın diyen kimdi?,etek boyumuza karışan kimdi?,namus bekçimizi kimdi ?
EVET KİMDİ BUNLAR? VE NEDENDİ?
11 şubat 2015 özgecan aslana yapılan yazı ile ben sonlandıracağım incelememi;
Biz bu şiiri yazarken, Özgecan henüz katledilmemişti. sitesine ve son yıllarda hızla artan erkek şiddetine dikkat çekmek amaçlı böyle bir işe girişmiştik. Son bölüm Özgecan'ın vahşice katledilmesinden sonra yazıldı. Ve anladık ki artık bu şiire devam etmek başka türlü bir acizliğe dönecekti. Çünkü yaklaşık iki ay süren bu şiir çalışmasında hemen her gün bir kadın cinayetine tanık olduk. Çok üzgünüz ama yasta değiliz. Hiçbir devlet "büyüğünden" ve hiçbir saraydan adalet beklemiyoruz. "Kadınlar savaşçıdır" diyen Didem Madak'ı selamlayarak, içimizdeki yerlileri dürtüyoruz. Biliyoruz ki kadın cinayetleri politiktir. Ama unutmasınlar ki meydanlar, sokaklar bizimdir.
Birgün kadınların ağlamak yerine güldüğü günlere başka bir kitapta görüşmek üzere(:
Başlığa ''Bu zamana ait değilim'' yazdım, neden yazdım söyleyeyim. Kitap şiir kitabı, dolaysıyla edebiyat kitabı, ve yine dolaysıyla sanatsal altyapısı olan bir kitap. Gelgelelim bu kitapta sanat namına ne var? Çok az şey, olan şeyler de sanatsallığı öldürüyor. Bu eser modern edebiyatın bir ürünü, modern edebiyattan da, - bazılarını hariç tutalım - yeraltı edebiyattan da soğutur bu şiir kitabı.
Serbest nazımı severim, yazarsam da genellikle serbest nazım biçiminde yazarım şiirlerimi. Yazar serbest nazımdan ne anladıysa kelimelerle resim çizmiş, absürd absürd cümleler falan filan. Hani şiiri bitirmeye üşenmiş mi bilemedim ''Neyse işte öyle'' gibi gibi ifadeler kullanmış yazar.
şu kitaba da aynı muameleyi yaptım ben. Giriş gelişme sonuç yok, olay örgüsü yok, saçma sapan bir kitap. Modern edebiyat altında yutturuyorlar insanlara da, edebi manada değeri 0.
Sevdiğim şiirler oldu mu oldu, güzel olanları attım zaten. Belki de yargılarım peşindir, yine bilmiyorum. Yazarın şiir kitaplarını okumaya devam edeceğim.
Modern edebiyattan da artık pek medet ummuyorum. Sanat sanat için değil, sanat toplum içindir. Zira senin yaptığın sanatsa sana sanat, topluma sanat olarak gelmeyen bir şeyde sezgisel olarak da sanat olmayacağından senin sanat namına yaptığın, çizdiğin, yazdığın ne varsa öznel olarak sana sanat.
Şiir kitabı incelemesi yazmak çok zor. Genel olarak beğendiğim bir kalem Birkan Keskin. Soyadı gibi keskin satırları var, canımı yakacak dizeleri var. Toplumsal olanın içinde her zaman. Bir anda anımsattığı tırnak içinde kötü şeyler var aslında hiç unutmamamız gereken.
En sevdiğim üç şiirden bahsetmek istiyorum.
İlki Hidrofor:
“Benim bu memleketten 30 yıllık uyku alacağım var doktor.
Bak dinle.” dizeleriyle başlıyor “Bizim millet şiiri sevmediği gibi el ele tutulmayı da sevmiyor.” İle bitiyor. Absürt bir nesneyi özne yapan şiir.
İkincisi Çimenlerin Efendisi;
Romantik bir doğa güzellemesinin çok uzağında yok ettiğimiz doğanın ortasında bir şiir.
“Kala kala bana kaldı evet,
Bir gülün merkezini aramak.”
Üçüncüsü anitsayac;
Şiddetten ölen kadınlar için digital bir anıt yapmışlar. Siteyi ilk defa bu şiirler duydum, girip baktığımda içimde sızıyla kaldım. İsimler sıra sıra, devletin gücünün yaşam hakkını koruyamadığı isimler, yaşatamadığımız isimler.
“Türkiye’nin güneyinden üzücü haberler geliyor
Türkiye’nin kuzeyinden üzücü haberler geliyor
Türkiye’nin doğusundan üzücü haberler geliyor
Türkiye’nin batısından üzücü haberler geliyor
Türkiye giderek daha üzücü bir habere dönüyor…”
Bizim üzüntülerimiz ne kadar kısa ne kadar derin ne kadar gerçek?
(..)
gitmek mi yitmektir kalmak mı artık bilmiyorum
yerini yadırgayan eşyalar gibiydim ya ben hep ve inançlı, gitmenin bir şeyi değiştirmediğine.
bilemem,
belki bu yüzden
ben sana yanlış bir yerden edilmiş
bir büyük yemin gibiydim.
beni hep aynı yerimden yaralayan o eve
yine de döneyim döneyim istedim.
ah benim sesimle
söylesem de, inanmazlar
benzemiyor çünkü bir dile.
döndüğüm, döndüğüm ama döndüğüm
döndüğüm bu sema sensin. döndüğüm.
sen benim kara ömrüme vuran
suyumu harelendiren sevincimdin.
onu sevebileceğinin en yücesiyle sevdin.
titreme daha fazla kalbim.
bağışla kendini artık onu da ,
bırak gitsin.
o senin en ezel gününden kaderin
sen onu nasılsa bin kere daha seveceksin.
(..)
Bu dizelerle tanıdım ilk, "taş sesleri". Sonuna kadar okuyuverdim bir çırpıda.. Sevdim, şiiri ve uslubunu.. Bu okuduğum ilk Birhan Keskin kitabı seksen sayfa bir çırpıda bitti. Ferdevs teyzelerimizi hatırlattı biraz, biraz aşkın kekremsi tadını hissettik ağzımızda. Biraz hayattan biraz kadından biraz ölümden biraz da dostluktan dem vurdu satır aralarında. Cok edebi cok derin birseyler aramadım ya da inancı ile ilgilenmedim hepimiz kendimize yontarak okuyoruz sonuçta ne kadar şahsi anlatimlar olsa da. Bir taş sesleri siiri kadar olmasa da beğendim şiir kıvamında şiir olmayan öykü olmayan ama içinden o anindan gecirip satirlara döktüklerini... Keyifli okumalar
Fakir Kene; bu da ne be ? Birhan Keskin; o kim ya ? Hiç duymadım… Bu kitabı duyduğunuzda ya da gördüğünüzde bunları dediyseniz hiç beklemeden okuyun. Çünkü tarzını ve ismini bilmeden direk başladım ben esere. İyi de nerden buldun bu kitabı ? dersenizde; en iyi şiir kitapları diye aratırsanız kesinlikle karşınıza çıkacaktır.
Neyse kitabı başladım ilk sayfadan Kargo isimli şiiri okudum ya… Tamam dedim bu kitap okutacak kendini. Haydi bakalım deyip başladım. Vay arkadaş diye bitirdim.
Kitap Metis Yayınları’ndan ve 77 sayfa. Şimdi çok kısa diyenler olabilir evet kısa ama bir o kadar da dolu. Yazar israf etmek istememiş sanırım. Coşkulu, akıcı, eleştiren bir dil. Olumsuzlukları tek tek ortaya sermiş. Yer yer düzyazı, yer yer şiir karıştırmış. Son hikâye çok acıklıydı, etkilendim. Şiddete maruz kadınlar için bir şiir yazmış; merak edenler için linki paylaşayım: Birhan Keskin-Aslı Serin’e ait
Dili soyadı gibi çok keskin. Siyasi yönden bakmak istemedim ama baya işin içine girmiş. Toplumsal olayların direk içinden anlatmış. Kadına şiddet konusu adına çok başarılı değinmiş. Terör ve siyaset başta ama en başta bence hüzün dolu mısralar var.
Sayfasına göre etkileyici,doyurucu bir eser. Bence en iyilerin arasında olmayı hak ediyor. Tavsiye ederim.