Tüm kitapları ücretsiz okuyabilir veya indirebilirsiniz! Ayrıca son kitabımız İlahi Rezonans artık raflarda! İncelemek için:

Eylül - Mehmet Rauf | Detaylı Ücretsiz Kitap İncelemesi

Eylül Kitap Bilgileri


Yazar: Mehmet Rauf
Tahmini Okuma Süresi: 10 sa. 21 dk.
Sayfa Sayısı: 365
Basım Tarihi: Ekim 2017
İlk Yayın Tarihi: 1901
Yayınevi: İnkılap Kitabevi
Orijinal Dil: Türkçe
ISBN: 9789751019363
Ülke: Türkiye
Dil: Türkçe
Format: Karton kapak


Eylül Kitap Tanıtımı


İlk defa 1900-1901 yılları arasında Servet-i Fünun dergisinde tefrika edilen Eylül'ün kitap halinde ilk baskısı 1901 yılında yapılmıştır.



Rauf'un en önemil eseri olan Eylül; zamanının ilk psikolojik romanı olarak kabul edilir.



Romanda, Suad, Süreyya ve Necib üçlüsü arasındaki aşk-sadakat-evlilik üçgeninde, bu insanların ruhsal çözümlemesi yapılmıştır. Evli bir kadınla, kocasının yakın arkadaşı olan bir adam arasında yaşanan yasak aşk ve bunlardan habersiz kocanın ruhsal durumları, kadının ve erkeğin toplumsal rolleri, dönemi itibariyLe cesur bir dille anlatılmaktadır.




Eylül Kitaptan Alıntılar


1. "“İyilikten kim anlamış!”"




2. "“Bütün kabahat daima aynı hayatı sürdürmekte…”"




3. "“İnsana kuru hayalden iyi arkadaş mı olur?”"




4. ""...sadece bir mazi olmuş olduğunu hissettiren bir üzüntü ve hasret ayı.""




5. ""Nedir bu insanın içten içe çürüyüşü...""




6. ""Ah bu eksiklik duygusu..
İnsan değilim sanki bir denklemim.""




7. ""İnsan eminim zannettiği şeylerde o kadar yanılır ki...""




8. ""Layık olan mutlu olur yahut Goethe'nin dediği gibi, layık olan kazanır ve kazanamayan layık değildir.""




9. ""Yüreğinizdeki sevgiyi israf ediyorsunuz.""




10. ""İnsan eminim sandığı şeylerde o kadar çok yanılır ki!""




11. "Ah, bu dünyada herkes kendini, sadece kendini, hatta başkalarının zararına olarak kendini mi düşünürdü?"




12. ""Hem sizden mi korkacağım? Kendi evimde niçin susayım? İstemeyen defolsun.""




13. ""Ah, insanlar niçin böyle kötü olmuşlar? İyilik arzusuyla beraber bu kötülüğün ne lüzumu vardı?""




14. "Evet, her şey çürüyor, her şey...
İnsanlar çürümeyecekler mi?"




15. ""Ama nasıl yaşıyorlar yarabbim. Sevmeden, sevilmeden nasıl yaşanıyor?""





Eylül Kitap İncelemeleri


İlk psikolojik roman olması sebebiyle ayrı bir öneme sahiptir Mehmet Rauf'un Eylül'ü. Bir bakışın, gülüşün tahlilini sayfalar, sayfalarca anlatarak bir psikolojik roman olmanın hakkını fazlasıyla veriyor. Konu örgüsü açısından zayıf olduğunu söylersem, haksızlık yapmış olacağımı sanmıyorum. Bir bağ evinde başlayan roman, oradaki ortamdan bahsederek aile bireylerini de tanımamızı sağlar. Sonrasında tatilin devamı için yalıya geçiş... Ve işte öykünün tamamına yakın bölümünün anlatılacağı sahne! Suat'ın olgun, sevecen, anlayışlı, iyi niyetli, uysal hâlleri, Süreyya'nın, ki Suat'ın eşi olur kendileri, şen şakrak, şakacı, yüzeysel, yer yer bencil, ciddiyetsiz fakat insancıl kişiliği ve Necip'in beyefendi, olgun tavırları öyle bir işlenmiştir ki yıllardır tanıyor hissini kazanıyorsunuz.
Roman kişilerinin ne iş yaptığına öyle pek dikkat edilmemiş. Tek işleri, gezmek, eğlenmek, sevmek! Para, hiç sorun olmuyor; eli cebe atınca, kendiliğinden çıkıveriyor! Tıpkı Aşk-ı Memnu'da olduğu gibi, Türk toplumunun küçük bir kesimi ele alınmış. Yalılarda, konaklarda yaşayan iyi eğitimli, müzikten anlayan, görgülü insanlar. Zaten dil olarak da Halit Ziya'ı anımsattığını söyleyebilirim. Buna rağmen, dönemin en değerli romanlarından biri. Psikoloji sevenler için birebir.




Türk edebiyatının ilk psikolojik romanı olan Eylül; Süreyya - Suad - Necib üçgeninde yaşanan olayların ve duyguların anlatıldığı, diğer yardımcı karakterlerin bu durumun içine dahil olduğu yeşilçam tadında bir eser.

Kısa bir özet geçecek olursak Süreyya, hanımı Suad ile babasının köşkünde ikamet etmektedirler. Memur olarak çalışan Süreyya yaz tatillerini babasının bağ evinde geçirmeyi sıkıcı bulup, İstanbul'un serin sularında ve adalarda yaşamayı hayal etmektedir. Aldığı maaş geçimini zor sağlarken yalıda yaşama isteği ancak hayal olarak kalır.

Necib ise çalışmadan geçinen, hayatını eğlenceye adamış, evlenmekten uzak, arada sırada köşke misafir olarak gelen bir karakterdir.

Suad, kocasının hayali olan yalıda yaşama isteğini babasından aldığı borç para ile gerçekleştirir. Daha sonra eşi Süreyya ile buraya taşınırlar ve Necib'i misafir olarak kalması için sürekli yalıya davet ederler.

Bundan sonrasını anlatırsam kitabı okumanın bir anlamı kalmayacak. Kısaca konusunu ele alacak olursak aradığı kadını ve aşkı bir türlü bulamayan Necib'i, aradığı mutluluğu evliliğinde bulamayan ya da bulduğunu zannedip yanılan Suad ile aralarında geçen yasak aşkı anlatılır. Yazar biz okuyuculara ailenin önemi ve kavramını, ahlâki değerler ve insani duygular arasındaki bağlantıyı, ayrıca İstanbul'un çekici yaşamını anlatıyor.

Keyifli okumalar dilerim...




Roman, edebiyatımızdaki ilk psikolojik roman olma özelliğiyle ön plana çıkmakta. Konu her ne kadar klasik Fransız "Aşk Üçgeni" konusunu işlese de, aslında bunun Rauf hocanın, psikoloji işlemek için kullandığı bir temel olduğunu fark ediyoruz. Karakterler gelişmeler bağlamında değil, psikoloji olarak ilerlemekte. Dolayısıyla psikolojik olarak ilerlemekte hikâye. Ana karakterlerden olan Necip, mutlu görünse de depresif bir psikolojide, vakti zamanında birlikte olduğu kadınların hep evli olmalarından mütevellit, evlenmeye pek sıcak bakmayan bir karakter. Diğer karakterlerden Suat ise kocası Süreyya'yı çok sevmekte, ancak eşinin çok yakın arkadaşı Necip'in sürekli yanlarına gelmesiyle, aşkını sorgulayan, aşklarını hep korumak istercesine suskun olan bir kadın. Süreyya her ne kadar ihmalkâr olsa da burada evliliklerle dikkat edilmesi gerekilen şeylerin altı çizilmiş. Süreyya zamanla birlikte ömür harcadığı eşine olan sevgisini sorgularken, bir yandanda gönlünü kaptırdığı başkasının gerçek yüzünü görerek ikileme düşmektedir. Sonunun beklenmedik olması bir yana, sonunda boşluklar olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz. Eserde bazı şeylerin soru işareti kalıyor, açıklanmıyor. Bazen, hatta yer yer hikâyeden kopukluğa sebebiyet verebilecek bir sıkıntı bence bu. Ancak eserin kalitesi hakkında konuşmaya gerek yok, yalnız okurken sizin de psikolojiniz etkilenmekte, bunu da göz önünde bulundurmakta fayda var. Keyifli okumalar.




1901 yılında yayınlanan Eylül kitabı Türk Edebiyatının ilk psikolojik kitabı olmasının yanı sıra Mehmet Rauf’un ilk kitabıdır. Roman ilk olarak 1900 yılında Servet-i Fünun dergisinde yayınlanmış, başlarda ilgi görmeyen yazı serisi sonlara doğru büyük beğeni toplayınca kitap haline getirilmiştir.
Yasak Aşk konusu üzerinden kurgulanan roman; aile kavramı, mutsuz evlilikler, ahlaki değerler, insani duygular ve dönemin İstanbul yaşamını da derinlemesine işlemekte, kişilerin psikolojilerini detaylı olarak inceleyerek bizi o karakterlerle resmen bir bütün haline getirerek kusursuz bir eser ortaya koymuştur. Kitabı okurken kendinizi bir düşünce deryasında buluyor ve karakterlerin en derin düşüncelerine kadar şahit oluyorsunuz. Olayların eylemsel olarak değil, düşünsel olarak ilerlemesi konunun durgunluğu bakımından bazı okuyucuları sıkabilir ama psikolojik bir roman olduğu için hoş görmek gerekir :) Zaten yazar vurucu bir son ile okuyucuyu şaşırtmasını biliyor “ ah anlatabilsem” :) Yazının sonuna gelirken herkesin okumasını gerektiğini düşündüğüm kitabın adının neden Eylül olduğunu yazardan okuyalım.
"İşte Eylül`ün esasını oluşturan fikri yani gençliğin akan bir su, esen bir rüzgar gibi durdurulması ya da geciktirilmesi imkansız bir surette uçup gittiğini takdir etmek, eylülde baharın dönüşü nasıl mümkün değilse şimdi her şeyin faydasız olduğunu anlamak, ziyan olarak geçen güzel günlerin özlemiyle harap olmak fikrini burada kaptım."




Kitaba karşı hep bir ön yargım vardı. sıkılacağım, yarım kalır, bitirmem diye düşüne düşüne hiç okumaya yeltenmedim, ancak yıllardır Eylül'ü okumamakta direterek hata etmişim. Çok beğendim tasvirler de başka yorumlarda yazıldığı gibi bana hiç ağır gelmedi. İki insanın da ruh halleri o kadar güzel yansıtılmış ki, sanki o duygulara ben sahipmişim ben yaşıyormuşum gibi hissettim. Çünkü yazar bunu hissettirmiş.
Kadınlara asla güvenmediğinden, onların her zaman aldatıcı, yalancı olduğunu düşündüğü için evlenmeyi aklının ucuna getirmeyen Necip, hem akrabası hem de yakın arkadaşı olan Süreyya'nın eşi Suad'a aşık olur. Kadınlara asla itimat etmeyen birinin evli bir kadından duygularına karşılık beklemesi elbette çelişkili.Yapılan şeyin etik olduğunu savunduğumdan değil ama bir insan aşık olacağı kişiyi asla seçemez, bir şeyleri kendi eliyle yapar ama duygularını yönlendiremez. En azından bu kitapta bunu çok iyi görmüş oldum. Spoil vermiş olmamak için Suad'ın bu aşk karşısında nasıl bir tutum sergilediği konusuna değinmek istemiyorum.
Tek bir doğru veya tek bir yanlış yoktur hiç bir zaman. Belki de içinde bulunduğumuz durumun şartlarına göre doğrular veya yanlışlar da değişkenlik gösterir. Bu kitapta yaşananlar da bize bunu gösteriyor bence. Keşke bu kadar ertelemeseymişim bu kitabı. Ve hala okumayanlar varsa, okumalarını öneririm.



Tüm kitapları ücretsiz okuyabilir veya indirebilirsiniz! Ayrıca son kitabımız İlahi Rezonans artık raflarda! İncelemek için: