Tüm kitapları ücretsiz okuyabilir veya indirebilirsiniz! Ayrıca son kitabımız İlahi Rezonans artık raflarda! İncelemek için:

Esrâr-ı Cinâyât - Ahmet Mithat Efendi | Detaylı Ücretsiz Kitap İncelemesi

Esrâr-ı Cinâyât Kitap Bilgileri


Yazar: Ahmet Mithat Efendi
Tahmini Okuma Süresi: 7 sa. 36 dk.
Sayfa Sayısı: 268
Basım Tarihi: Aralık 2020
Yayınevi: Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
ISBN: 9786254052026
Ülke: Türkiye
Dil: Türkçe
Format: Karton kapak


Esrâr-ı Cinâyât Kitap Tanıtımı


Edebiyatımızda birçok yazınsal türde eser veren Ahmet Mithat Efendi’nin Esrâr-ı Cinâyât -Cinayetlerin Sırları- adlı polisiye romanı; olayların akışındaki kurgu ustalığı ve karakterlerinin güçlü bir şekilde canlandırılmış olmasıyla yazarın övgüyü hak eden eserleri arasına girmiştir. Bir genç kızın cesedinin bulunmasıyla başlayan roman, intihar süsü verilerek öldürülmüş ikinci bir kişinin bulunmasıyla sürükleyici şekilde devam ederken, polis şefi Osman Sabri ile Muharrir Efendi’nin işbirliği ve dikkatli takipleri sonucu bambaşka bir hale bürünür. Dönemin adalet sistemini, yargılama usullerini rüşvet ve kayırmacılığı gözler önüne sererek eleştiren roman, yazarın usta işi üslubunu da yansıtarak şaşırtıcı bir sonla biter.




Esrâr-ı Cinâyât Kitaptan Alıntılar


1. "İnsan değil mi efendim, elbette elemi de olur kederi de."




2. "Ağlamak istedim de ağlayamadım..."




3. "Geç olsun da güç olmasın derler..."




4. "İnsan değil mi efendim, elbette elemi de olur kederi de"




5. "Senin sakal dediğin keçide de vardır. Bıyık dediğin kedide de bulunur. İnsanda ise ben yürek isterim, yürek!"




6. "Gerçi büyüklere şan kazandıracak olanlar küçük memurlardır."




7. "Kabahati varsa bulunduğu büyük rütbe, büyük mevki insanı kurtarabilir mi?"




8. "Gönlüme meram anlatmak mümkün mü?"




9. "Senin sakal dediğin keçide de vardır. Bıyık dediğin kedide de bulunur. İnsanda ise ben yürek isterim, yürek!"




10. "Dünyada her şeyin bir zararı varsa, bir de yararı olabilmesi yaratılış kanununun istisna kabul etmeyen hükümlerindendir."




11. "İnsan değil mi efendim, elbette elemi de olur kederi de."




12. "İnsan değil mi efendim, elemi de olur kederi de..."




13. "Seninle beraber ömür geçirmek mi? Doğrusunu istersen bunu şimdiye kadar aklıma bile getirmemişimdir. Zira daha ölmeden cennet nimetine nail olabileceğini kim aklına getirir ki ben getireyim?"




14. "İnsan değil mi efendim, elbette elemi de olur kederi de."




15. "Bu dünyada kötülük edenler kötülük bulsalar sözünü onaylardım. Fakat kötülüğü daima İyiler bulurlar."





Esrâr-ı Cinâyât Kitap İncelemeleri


#OkudumBitti
#EsrarıCinayat
#AhmetMithatEfendi
#TürkiyeİşBankasıYayınları

Ahmet Mithat Efendi Tanzimat devrinin önde gelen yazarlarındandır. Gazetecilikle başladığı yazı hayatına hikaye ve roman yazarlığını da ekleyerek çeşitli alanlarda sayısı yüz elliyi bulan eser kaleme almıştır.
Arka kapaktan.

Medarı iftiharımız ilk polisiye romanımız Esrar-ı Cinayat'i bitirmiş bulunmaktayım. Çok mutmain oldum demek isterdim ama mektup bölümleri sıktı, oku oku bitmiyor.
Bir genç kızın cesedinin bulunmasıyla başlıyor roman, arkasından intihar etmiş genç bir adamın cesedi bulunur. Yapılan tahkikat sonucu genç adamın öldürülüp intihar süsü verildiği anlaşılıyor. Olayı soruşturan Osman Sabri bir takım engellerle karşılaşır. Beraber çalıştıkları hafiye Necmi 'yi olayı araştırmak için görevlendirir ancak Mecdeddin Paşa mani olur. Derdi nedir ki paşanın?
Bir süre sonra gazetenin birinde arka arkaya cinayetleri anlatan mektuplar yayınlanır. Mektupları gönderen Kalpazan Mustafa' dır. Yurtdışına kaçtığı için mektuplarla anlatır yaptığı işleri.
İşlemeyen adalet, adam kayırma, keyfe keder soruşturma ve Mecdeddin Paşa gibi devlet adamları. Devlette çalışır kişilere yardım eder. O zamandan bu zamana kadar pek bir şey değişmemiş anlaşılan.
Peri kızı kim öldürdü, Halil Suri niçin intihar etti, Hediye kimdir?
Soruların cevapları kitapta. Okuyunuz efendim, kitapla kalın.




Ahmet Mithat çok sevdiğim okurken keyif aldığım bir yazar. Bu kitabını nasıl okumamışım şimdiye kadar diye kendime kızdım. Kitap dünyam okuma maratonunda hep beraber toplam 200 kişi ile okuyup kitap üzerine yorumlar yapıyoruz. Bu şekilde okumak kitabı ayrı bir tad veriyor. Polisiye romanlarımızın ilk örneği olan esrar ı cinayet kitabıyla Ahmet Mithat efendi yine harikalar yaratmış bence. Kurgu mükemmel. Okurken heyecanınız hep diri kalıyor ve bir sonraki cümleyi merak ederek okuyorsunuz tüm kitabı. Karakterlere gelince o kadar doğal o kadar içimizden birileri gibi ki hiç yabancılık çekmiyorsunuz. Sanki bahsedilen karakterlerin hepsi mahallenizden, iş yerinizden tanıdık birileri gibi. Çok güzel anlatmış karakterleri de. Kitap genç bir kızın cesedinin bulunmasının ardından intihar süsü verilerek öldürülen bir adımın bulunmasıyla devam ediyor. Osman Sabri ve Muharrir efendi ise iki inatçı, dikkatli ve her şeye rağmen bu olayı çözmeye çalışan kişiler. Olaylar bu şekilde gelişip ilerliyor ve gittikçe ilginç bir hal alıyor. Kitap her ne kadar cinayet romanı gibi gözükse de aslında dönemin adalet sistemini, memurlarda rüşvet alma durumu gibi bazı derin konuları da ele alıp çok güzel bir dille eleştirdiği için aslında biraz da eleştirel bir roman bana kalırsa. Sonu da şaşırtıcı bir şekilde biten çok keyifli ve merakla okunacak bir eser. Türk edebiyatımızın nadide eserlerinden ve mutlaka okunması gereken bir kitap.




Ahmet Mithat Efendi ~ Esrar-ı Cinayat
✏Polisiye romanın ilk örneği sayılan Türk Edebiyatı Klasiklerinden Esrarı Cinayat adlı kitabı da yolculadım.

☞ Kanlı Kaya Öreke Taşı Cinayeti olarak okura sunulan sırlarla ve yolsuzluklarla dolu bir hikaye.

☞Kitap günümüz Türkçesi ile sadeleştirilmiş olsa da okuması biraz zor.
Zor dediysem öyle imkansız da değil ya ilk 100 sayfası da konuya girişin uzatılması hususunda yorucu gibi. Ancak 100. Sayfadan sonra kitap bir açılıyor pir açılıyor. Okuma zevki öylesine yükseliyor ki şimdi rahatlıkla tavsiye edebileceğim kadar tesir ediyor bana.

☞zekî ve becerikli müstantik (polis detektifi) Osman Sabri, kılık değiştirme ustası olan yardımcısı Necmi ve kendisini halkın sesi olarak gören gazetesi yazarının çabalarıyla, yüksek düzeydeki bir görevlinin koruduğu kalpazan çetesinin ortaya çıkarılmasıyla sonuçlanan yapıt, yayımlandığı dönemde olduğu kadar bu gün de ilgiyle okunacak bir ustalıkla kaleme alınmıştır.

☞Hikâye ne kadar tanıdık değil mi? Buradan da şunu rahatlıkla çıkarabiliriz; zaman değişir insan değişmez. İyi ve kötü her daim karşı karşıya gelir. Bu hiç sekmez.

☞Polisiye severler için rahatlıkla okunacak sevilecek ve yazıldığı dönem göz önünde bulunduruluraa kıymetini daha da çok belli edecek bu romanı çeviri başarısından ötürü İş Kültür Yayınları Türk Edebiyatı Klasiklerinden temin etmenizi öneririm.

Sevgilerimle...




"İnsan tedbiri, ilahi takdiri asla değiştiremiyor."
Ahmet Mithat Efendi'nin 6.kitabını okudum. Her biri, bir diğerinden farklı eserler olduğu için hatta bu kadar fazla kitabını ne zaman okudum diye de düşünmedim değil. Keza dediğim gibi bazıları onun tarzından çok da farklı gelmişti & bana hitap etmemişti.

Bu kitabıysa isminden de anlaşıldığı üzere bir cinayet etrafında dönüyor. İlk başta Peri adında-kimliği sonra bulunuyor tabi-genç bir kızın iki adamla beraber cesetleri bulunuyor. Bulunduğu yer ise çok ilginç: denizin ortasında kalan birçok kazaya da sebep olmuş olan Öreke Taşı. Bu esrarlı cinayetleri çözmeye çalışan Osman Sabri & Muharrir Efendi ise bir ay geçmeden zengin bir avukatın intiharını çözmeye çalışırken ilk olayla bağlantısının olduğunu anlıyorlar & hikayenin seyri değişiyor.

Yazıldığı dönem için çok çarpıcı bir hikaye olduğu yadsınamaz; günümüz içinse sürprizlerle dolu olduğunu söyleyemem ama sürükleyici olduğu muhakkak. 255 sayfalık kitapta merak unsuru hep canlı lakin gazetelerdeki haberler/mektuplar (olayla ilgili kişiler gazeteye mektup yazarak yayınlatmışlar) kısmındaki yazı boyutunun küçük olması & uzadıkça uzaması aşırı yorucu buna da değinmeden edemeyeceğim.

Dezavantaj olarak mektupların yoruculuğu söz konusu olsa da kitabın en çarpıcı- tabi bana göre -bölümleriyse bu mektupların paylaşıldığı kısımlar. Rüşvet, torpil, hırsızlık ve bunlara benzer birçok yasadışı olaylar bu mektuplar vasıtasıyla eleştiriliyor.

Türk Edebiyatı Klasikleri'ne başlangıç kitaplarından biri asla değil bu sebeple öncelikli olmasa da önerebileceğim bir eser.




Türk Edebiyatının ilk polisiye romanı olarak geçen eser, Padişah Sultan Abdülhamid tarafından talimat verilerek kaleme alınmıştır.
Kitapta Öreke Taşı denilen yerde bir genç kızla iki adamın cesedini bulmuşlardır. cinayet olayına, Beyoğlu mutasarrıflığı (dedektif) Osman Sabri el koyuyor. cinayet yerindeki kanıtlar bozulduğu için sonuç başarısız olarak nitelendiriliyor. bu cinayetten bir ay sonra Beyoğlu’ndaki Halil Sûri adındaki bir Arap evinde asılı olarak bulunur. tabii burada da Osman Sabri olaya el koyuyor. keskin zekası ve biliminde desteği ile olayın bir cinayet olduğunu çözüyor. sonrasında da iki cinayetin bağlantılı olduğunu ortaya çıkartıyor. işte buradan sonrasında olayların gidişatı değişiyor ve dedektifimiz işinden kovulup bir de tevkif ediliyor. Osman Sabri, Köse Necmi ve Gazeteci Bey neler yaşayacak, olayların gidişatını değiştirebilecekler mi okuyup öğrenebilirsiniz…
Kitapta dönemin adalet sistemi, yargılama usülleri, Yeni adalet sistemine geçiş, rüşvet ve kayırmacılık gözler önüne sererken , ilahi adaletin şaşmaz bir terazi olduğunu herkesin yaptığının cezasız kalmayacağı da verilmektedir. Dönemin ilk polisiye romanı olması ile akıcılık verilen verilmek istenilen mesajlar aslında çok güzel verilmiş. Okumanızı tavsiye ederim.



Tüm kitapları ücretsiz okuyabilir veya indirebilirsiniz! Ayrıca son kitabımız İlahi Rezonans artık raflarda! İncelemek için: