Binlerce dünya klasiğini Türkçe ve ücretsiz okumak için hemen Kitaptik’i keşfet!
İçeriğe atla

Erzurum Yolculuğu - Aleksandr Puşkin | Detaylı Ücretsiz Kitap İncelemesi

Şiir Aleksandr Puşkin

Yazar
Aleksandr Puşkin
Yayınevi
Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
ISBN
9789754583021
Sayfa Sayısı
94
Dil
Türkçe
Ülke
Türkiye
Basım Yılı
2022
İlk Yayın Yılı
1835
Tahmini Okuma Süresi
160 dakika
Aleksandr Puşkin — portre
Aleksandr Puşkin — portre. Orest Kiprensky · Wikimedia Commons · Public domain

Erzurum Yolculuğu Kitap Tanıtımı

1828’de sürgündeki asker arkadaşlarını görmek üzere Kafkasya’ya giden Puşkin, hepsinin Osmanlılar üzerine düzenlenen sefere katıldığını öğrenir. Az bilinen diyarları görmek ve bir savaşa tanık olmak için, sivil olarak orduya katılır. Yolculuk boyunca eskizler çizer ve bir kısmını dönüşünde yayımlayacağı notlar tutar. Ancak notlarını kısmen yayımladığında eleştirilir. Oysa her zamanki objektifliğiyle ve insancıllığıyla tanık olduklarını, gördüğü yerleri ve tanıdığı insanları anlatmaktadır: Erzurum Seraskeri Salih Paşa, Paşa'nın eşi, Rus orduları kumandanı General Paskeviç, yolda vurulmuş yatan genç Türk Askeri, Tellak Hasan... Hepsi de Puşkin'in gözünde insan olarak hakettikleri değer bulur; övgü ya da yergi konusu olmazlar. Bu yalın yaklaşımın, kendi ülkesini yeterince yüceltmemekle eleştirilmesi üzerine Puşkin ölümünden bir yıl önce tüm notlarını yayımlar. Puşkin Nişanı sahibi Ataol Behramoğlu'nun notlarla zenginleştirilmiş ve el yazmasının yayımlanmamış bölümlerini de içeren çevirisi, 1829 Anasolusu'na eşsiz bir tanıklık... Aleksandr Sergenyeviç Puşkin (1799-1837) Moskova'da soylu bir ailenin çocuğu olarak doğdu. anne tarafından Orta Afrikalı'ydı. 11 yaşındayken Fransız edebiyatını neredeyse hatmetmiş ve ilk eserlerini vermeye başlamıştı. 14 yaşında saray okulundan mezun olduğunda, çoktan edebiyatçı olarak tanınmıştı. Liberal ve özgürlükçü akımlarda etkin roller oynadı. Ama asıl damgasını, Batı dillerinden aktararak yarattığı kelimelerle Rusça'ya vurdu. Edebiyat dilinin gelişmesine de büyük katkıda bulundu ve modern Rus edebiyatının temellerini attı. 1831'de Natalya Gonçarova ile evlenerek saray sosyetesine katıldı. 1837'de, eşiyle bir gönül ilişkisi kurmaya çalışan George d'Athens ile yaptığı düelloda yaralandı ve iki gün sonra öldü.


Açık kitap ahşap masa üstü
Konu görseli — kitabın kapağı değildir.

Erzurum Yolculuğu Kitaptan Alıntılar

1. ""Şerefli insanların kimseden gizlisi saklısı olmazmış. Varsın, yolculuk yaptıklarını herkes işitsinmiş...""


2. ""Bir şairle karşılaşmak her zaman hayırlıdır. Şair, dervişin kardeşidir. Onun ne vatanı vardır ne de dünya nimetlerinde gözü.""


3. "~

Seçkin kişilikler, arkalarından bir iz bırakmadan yitip gidiyorlar…

~"


4. ""Bir şairle karşılaşmak her zaman hayırlıdır.
Şair, dervişin kardeşidir.
Onun ne vatanı vardır, ne de dünya nimetlerinde gözü.
Biz zavallılar şan, iktidar ve para peşinde koşarken;
O, yeryüzünün hükümdarlarıyla aynı sırada durur ve herkes onun karşısında saygıyla eğilir…”"


5. "“Fakat tembel insanlarız bizler. Canlı sözcükler yerine ölü harfler kullanmak, okuma yazma bilmeyen kimselere dilsiz kitaplar yollamak daha kolayımıza geliyor…”"


6. "“Gürcistan 1783 yılında Rusya’nın egemenliğini kabul etmişti. Gürcistan 1802’de imparator Aleksandr’ın egemenliği altına girdi. Gürcüler savaşçı bir ulustur. Bayrağımız altında yiğitliklerini gösterdiler. Bilim ve kültür alanında da büyük yetenekleri var. Toplumsal yaşamı seven, şen insanlar. Bayramlarda erkekler türkü söyleyerek sokaklarda dolaşır. Kadınlarsa lezginka oynarlar.

Gürcü türküleri çok güzel. Bir tanesini sözcüğü sözcüğüne çevirdiler bana. Sanırım, yakınlarda yazılmış bir türkü bu. Doğuya özgü bir çeşit anlamsızlık var sözlerinde. Ama özgür bir şiirsellik taşıması da bundan. İşte, türkü şöyle:

“Az önce cennette doğan ruh!
Benim mutluluğum için yaratılan ruh!
Senden, ey ölümsüz ruh, yaşam bekliyorum.
Senden ey ilkbahar, ey dolunay,
senden ey koruyucu meleğim, yaşam bekliyorum.
Yüzünün aydınlığı, gülümseyişin,
gönlüme ışık saçıyor, bekliyorum.
Ey dağ gülü, ey üstünde çiğ damlaları parıldayan gül!
Ey doğanın seçkin gözdesi!
Sessiz, gizli hazine!
Senden yaşam bekliyorum…”"


7. "Erzurum, Asya Türkiyesi'nin başkenti sayılmakta. Evler taş, damlar çimle örtülü. Yük­sekten bakılınca kente çok acayıp bir manzara veriyor bu."


8. "“(Yanlış olarak Arzerum, Erzrum, Erzron diye adlandırılan) Erzurum; aşağı yukarı 415 yılı sıralarında İkinci Feodosya zamanında kurulmuş ve Feodosiopol diye adlandırılmıştı. Adıyla hiçbir tarihsel"


9. "“A lovely Georgian maid,
With all the bloom, the freshened glow,
Of her own country maiden’s looks,
When warm they rise from Teflis brooks.”"


10. "Şehirde gezinirken bana seslenen Türkler dillerini çıkarıyordu. (Çünkü bütün fraklıları doktor sanıyorlardı.) Bu durum canımı sıkmaya başlayınca ben de nazikçe karşılık vermeye başladım."


11. "Şairin çocuk denecek bir yaşta yükselen, yurdunu coşturan, Çar'ı ürküten gür sesinin yankıları Rusya'nın sınırlarını çok çabuk aştı. Daha yirmi yaşındayken adı Fransa'da ta ‘Revue Eneye Lopedique'e girdi, eserleri Fransızcaya çevrilmeye başladı.

1826'da Chopin'in kardeşi J. M. Chopin 'Bahçesaray Çeşmesi'ni besteledi. Daha sonraları ünlü Fransız yazarı Prosper Merimee salt Puşkin'i aslından okuyabilmek için, Rusça öğrendi.
«Maça Kızı»’nın çok başarılı bir çevirisini verdi, daha bir çok eserlerinide Fransızca'ya çevirdi.

1899 yılında Emile Zola, Puşkin'in yüzüncü doğum yılının bütün uygarlığın bayramı olduğunu ilan ediyordu. Alexandre Dumas (pere), Andre Gide v.s. gibi yazarlar Puşkin'in Fransızcaya çevirilmesi işiyle (Rusça bilmedikleri halde) doğrudan doğruya uğraştılar.
Ama Fransızların dudaklarında gene de şu soru vardı: «Büyük Rus şairine sınırı aşmaya yardım edecek güçte bir Fransız çıkmayacak mı?»"


12. "Geceler sıcak!
Yıldızlar yabancı!"


13. "“Erzurum’la İstanbul arasında, tıpkı Kazan’la Moskova arasında olduğu gibi bir çekişme var. Yeniçeri Eminoğlu’nun yazdığı bir taşlama şöyle başlıyor:<<Gâvurlar övüyor şimdi İstanbul’u,
Ama"


14. "Çeşmeler her yerde bol. Hepsinde zincirle bağlı madeni taslar var, iyi yürekli müslümanlar içip dua ederler."


15. "Zaman her şeyi yoluna koyar."


Çocuk kitap okuyor
Konu görseli — kitabın kapağı değildir.

Erzurum Yolculuğu Kitap İncelemeleri


’in en büyük hayali, dünyayı gezebilmekmiş. Ama ülke dışına çıkmasına izin yokmuş. O da Osmanlı-Rus savaşını fırsat bilerek orduya sivil olarak katılıp Erzurum’a kadar olan yolculuğunu gerçekleştirmiş.
Gürcistan ve Kafkasların doruklarından Ermenistan Tiflis’e, Tiflis’ten Kars’a ve Kars’tan Erzurum’a olan bu yolculuğunu adım adım ve abartısız bir üslupla kağıda işlemiş..

Kitabı, Puşkin’in Osmanlı, Türkler ve Doğu Anadolu coğrafyası ile ilgili gözlemlediklerini merak ettiğim için okudum. Yazar, kitapta Gürcü ve Ermeni halklarını abartarak överken, genel olarak Çerkez, Tatar ve Türklere yukarıdan ve onaylamayan bakışlar atıyor. Yine de düşmana karşı kısmen tarafsız diyebiliriz. Şehit düşen bir Türk gencini, yaralı askerleri kaleme alış şekline baktığımızda, aslında Puşkin’in savaş karşıtı sanatçı kimliğini görüyoruz. Zaten bu nedenle ve objektifliği yüzünden de Rus yayıncılar, yöneticiler ve sosyete tarafından eleştirilere maruz kalmış..

Bu seyahatname, Puşkin edebiyatına başlamadan önce yazarı tanımak için birebir. Ayrıca, bir Puşkin nişanı sahibi olan kitabın çevirmeni

da notlarıyla kitaba ayrı bir güzellik katmış….

(Not: Puşkin’in Erzurum’da kaldığı evin müzeye dönüştürülmesi planlanılıyormuş).


Yazdıkları kadar yaşadığı hayatı da ilgi çekici olan, sevgisi ve hırsı sebebiyle girdiği düello sonrası yaşamını yitiren bir yazar: Aleksandr Puşkin.

Bu ünlü ve enteresan yazarın, adında bizim şehrimizin geçtiği bir eserini görünce ister istemez merak ediyor insan. Puşkin; önsözde kitabın yazılış sebebini, özellikle Doğu'ya Yolculuk eserinde geçen haksız eleştiriler ve nankörlük edilmemesi gerektiği şeklinde belirterek açıklıyor.

Önsözü de okuyunca kitaba merakım artıyor, bizimle ilgili değişik ve güzel bilgiler edineceğimi düşünerek başlıyorum okumaya. Enteresan bilgiler de edinmiyor değiliz; mesela Tiflis'in sıcak şehir anlamına geldiğini, bu şehrin hamamlarını Türk hamamlarından yazarın daha iyi bulduğunu, yine Tiflis'in şaraplarının güzelliğini, Yezidiliğin ne olduğunu ve Erzurum'un eskiden Feodosiyepol diye adlandırıldığını öğreniyoruz. Ama bizim asıl merak ettiğimiz konu, Erzurum ve Türkler ile ilgili düşünceler, biraz havada kalıyor sanki. Puşkin'in Erzurum'a gelişini heyecanla beklerken bir anda Erzurum'dan dönüşünü okuyoruz. Eserde bizimle alakalı çok az bilgi bulunması, beni hayal kırıklığına uğrattı şahsen.

Eserde bizimle iligili üstünkörü birkaç olumlu özellik aktarılıyor, olumsuz hasletlerimize de kitapta yer veriliyor. Yazarın art niyetli, bir Türk düşmanlığı içinde olduğunu düşünmüyorum. Anlattığı süre içinde ne yaşadıysa anlatmaya çalışan objektif bir üslup içinde yazar.

Elbet Puşkin gibi yüksek düzeyde bir yazarın nezlinde baktığımızda eserin edebî değerini zayıf bulabiliriz. Daha çok bir gezi günlüğü olarak düşünüp okumakta ve edebî beklentiyi yüksek tutmamakta fayda var.


Kitap Puşkin’in savaşçı olarak değil, gözlemci ve yazar kimliğiyle 1829 yılında Kafkasya üzerinden Erzurum’a yolculuğunu anlatıyor. Kitabın dili çok akıcı ve anlaşılır fakat kitapta beni ara sıra rahatsız eden cümleler oldu. Kitabın arka kapağında Puşkin’in objektif anlatımı övülürken ben pek böyle düşündüğümü söyleyemem. Fakat kitapta geçen “Atım yolda yanlamasına uzanmış yatan genç bir Türk’ün cesedi önünde durdu. On sekiz yaşlarında bir delikanlıydı bu. Bir kızınkini andıran solgun yüzü henüz tazeliğini yitirmemişti. Sarığı tozlar içinde yatıyordu. Tıraşlı ensesinde bir kurşun yarası vardı.” (s. 57) ve “…Bu kadarına dayanılmazdı artık. Durmadan kan yitiren zavallı Türk’ü onların elinden aldım; bitkin bir halde arkadaşlarının arasına bıraktım.” (s. 60) cümlelerindeki üzüntüsünü hissetmemek olanaksız. Okumaya değer bir kitap olduğunu düşünüyorum, yukarıda belirtiğim gibi pek tarafsız olduğunu düşünmesemde o dönemde yaşanan olayları, insanların tepkilerini (mesela geçen şu cümlede) “Türkler evlerinin düz damlarına çıkmış, asık suratlarlarla sizi seyrediyorlardı. Ermeniler, gürültülü bir kalabalık halinde sokaklarda birikmişlerdi. Çocukları, istavroz çıkararak ve hiç durmadan “Hristiyan! Hristiyan!” diye bağırarak atlarımızın önünde koşuyorlardı.” (s. 68), Erzurum ve yolculuğunda bölgelerin coğrafi ve kültürel özelliklerini gözler önüne seren bir kitap.


Yurtdışına yolculuk yapmak Puşkin’in büyük bir özlemiymiş, bu özlem gerçekleşememiş. Baskıcı çarlık yönetimi yurtdışına çıkış izni vermemiş Puşkine 1829 yılında, Osmanlı-Rus savaşı sırasında Rus ordusuyla birlikte yola çıkışı, bu yurtdışı yolculuğu özlemiyle alakalıymış.

“Erzurum Yolculuğu”nda belirttiği gibi, ayak bastığı yabancı topraklar Rus ordusunca ele geçirilmiş yerler olduğu için yine de yabancı bir ülkeye ayak basmış olmuyorduPuşkin.Ayrıca bu yolculuğun izlenimlerini yansıtıyor.Savaş alanı betimlerinde dönemin siyasal koşullarının çok ötesinde insani bir yaklaşım sergilemiş Puşkin eserinde.

Biraz kitabın güzelliklerinden bahsettik peki neden puan kırdım onu açıklayayım sizlere. Genel olarak savaş konusunda tarafsız bir Puşkin var ama gezdiği yerleri de bir yeri ve kendi ülkesiyle kıyaslıyor. Tabii ki hepimizde var.Sanki biraz ileriye kaçmış gibi geldi bana. Misal olarak " Duhan’da bulduk kendisini. (Gürcü meyhanelerine duhan deniyor. Bizim Rus meyhanelerinden daha kötü, daha pasaklı yerler.)"

Birde Türklerden az bahsediyor. Erzurum'a yolculuk var, ama Tatarlardan,Tiflis'ten, Gürcistan gibi yerlerden daha çok bahsedilmiş, Erzurum 'a Yolculuk değilde bence yurtdışına Yolculuk olmuş.Hemen gidip gelmiş havası vardı kitapta. O yüzden kırdım puanı... Keyifli okumalar. :)


Erzurum Yolculuğu her bakımdan önemli, tarihi bir değer taşımaktadır. Büyük bir sanat adamının doyumsuz izlenimleri. #arkakapak 1828’de sürgündeki asker arkadaşlarını görmek üzere Kafkasya’ya giden Puşkin, hepsinin Osmanlılar üzerine düzenlenen sefere katıldığını öğrenir.

Az bilinen diyarları görmek ve bir savaşa tanık olmak için, sivil olarak orduya katılır. Yolculuk boyunca eskizler çizer ve bir kısmını dönüşünde yayımlayacağı notlar tutar.

Ancak notlarını kısmen yayımladığında eleştirilir. Oysa her zamanki objektifliğiyle ve insancıllığıyla tanık olduklarını, gördüğü yerleri ve tanıdığı insanları anlatmaktır:

Erzurum Seraskeri Salih Paşa, Paşa’nın eşi, Rus orduları kumandanı General Paskeviç, yolda vurulmuş yatan genç Türk askeri, Tellak Hasan… Hepsi de Puşkin’in gözünde insan olarak hakkettikleri değeri bulur; övgü ya da yergi konusu olmazlar.

Bu yalın yaklaşımın, kendi ülkesini yeterince yüceltmemekle eleştirilmesi üzerine Puşkin ölümünden bir yıl önce tüm notlarını yayımlar.

Puşkin Nişanı sahibi Ataol Behramoğlu’nun notlarla zenginleştirilmiş ve elyazmasının yayımlanmamış bölümlerini de içeren çevirisi, 1829 Anadolusu’na eşsiz bir tanıklık… #erzurumyolculuğu #hayallervekitaplar #okudumbitti #işkültüryayınları #aleksandrpuşkin #ataolbehramoğlu #tavsiyekitap


Aleksandr Puşkin ve benzer kitaplar

Binlerce dünya klasiğini Türkçe ve ücretsiz okumak için hemen Kitaptik’i keşfet!
Rakamlarla ucretsizkitap.com.tr
0
Toplam Görüntüleme
0
Toplam Okunma
0
Toplam İndirme
0
Toplam Oy
0
Toplam Yorum

Okur Kılavuzu

Hangi kitabı okuyacağınıza karar vermek için künye, tanıtım ve seçme satırlardan oluşan başvuru rehberi.

Okur Kılavuzu'nin tamamı — A'dan Z'ye dizin »