Tüm kitapları ücretsiz okuyabilir veya indirebilirsiniz! Ayrıca son kitabımız İlahi Rezonans artık raflarda! İncelemek için:

El Kızı - Orhan Kemal | Detaylı Ücretsiz Kitap İncelemesi

El Kızı Kitap Bilgileri


Yazar: Orhan Kemal
Tahmini Okuma Süresi: 11 sa. 20 dk.
Sayfa Sayısı: 400
Basım Tarihi: 6 Aralık 2024
İlk Yayın Tarihi: 1960
Yayınevi: Everest Yayınları
ISBN: 9789752894662
Ülke: Türkiye
Dil: Türkçe
Format: Karton kapak


El Kızı Kitap Tanıtımı


Toplumsal alanda bireyin tüm yönlerini ustalıkla dile getiren Orhan Kemal, yalnızca sokaklarda ekmek kavgası veren insanları değil, evlerin içinde süren aile çekişmelerini de en iyi anlatan yazarlardan biridir. Orhan Kemal'in ev içi yaşamlara ilişkin yazdığı en yetkin kitaplardan biri olan El Kızı, toplumun aile içindeki yansıyışını da mükemmel biçimde ele alır.



Orhan Kemal'in kitapları bir okurun hayatta rastlayabileceği o çok nadir hazineler arasında yer alır. Çok az yazar okurunun dünyasında onun kadar iz bırakır, okurunu onun kadar biçimlendirir. Orhan Kemal umudu ve aydınlığı yeniden kazanmamız için yol gösterir bize. Edebiyatımızın en değerli ustalarından biri olan Orhan Kemal'in kitaplarını yayımlamaktan onur duyuyoruz. 

(Tanıtım Bülteninden)



 




El Kızı Kitaptan Alıntılar


1. ""Vurmakla, dövmekle, etini çimdiklemekle çocuk terbiye edilemez.""




2. "-
“Hiç kimsem yok Allah'tan başka. Bana kıymazsınız, değil mi?”

-"




3. "Bir insanın verdiği sırrı başkalarına ulaştırmak en büyük ahlaksızlıktır."




4. "Allah insanı kötü kişilere akraba değil, komşu bile etmesin!"




5. "“Her güzelin bir başka tadı var. Erkek için de kadın için de bu böyle.Güzel bir erkek görmüyor muyum, yüreğim eriyor.”"




6. "Demek, ruh yıkıntıları insanı fena yoruyor!"




7. "“Allah bir kapıyı kapadıysa başka bir kapıyı açardı.”"




8. "“Halbuki, boynuma sarılıp beni öpücüklere boğmasını ne kadar isterdim.”"




9. "“Elmas taşlı zarif yüzük,,,Bu güzellik karşısında kalbi çarpmayacak, heyecanlanmayacak tek kadın olamazdı.”"




10. "İnsanı kendi hâlinde bırakmıyorlar ki!"




11. "“Hepimiz başka türlü dertliyiz, sıkma canını.”"




12. "“Ötekini ne kadar severse sevsin, berikinin bırakacağı iz kolay kolay silinemezdi.”"




13. "“Seni sevse bırakıp gitmezdi!”"




14. "Sen doğru dur, eğri bulur belasını."




15. "Sen doğru dur, eğri bulur belasını."





El Kızı Kitap İncelemeleri


Yazarın okuduğum ilk kitabı olmasına rağmen beni derinden etkileyen çok anlamlı bir eserdi.

Kitabın ana teması ile giriş yapacak olursak toplumun bireyler üzerindeki baskısını ve kadının toplumdaki yerinin konu olarak ana merkeze oturtan yazar bunu yaparken toplumsal gerçeklik akımının güçlü yanlarından yararlanarak okuyucuya sunuyor. Kitaptaki Nazan karakterinin elkızı adı altında yabancı damgası vurularak toplumda nasıl ötekileştirildiği anlatılıyor.

Yazar romanında taşradaki yaşamın tutuculuğu ve mahalle baskısının birey üzerindeki etkisini etkileyici bir şekilde eleştirir. Ayrıca kadının toplumdaki yerini sorgulamanızı sağlar.

Nazan karakteri erkek egemen bir düzende bastırılan kadın profilinde karşımıza çıkar. Bununla birlikte elkızı damgası vurulduğu için özel hayatı, davranışları, konuşmaları ailesi ve hatta çevredeki komşuları tarafından en ince ayrıntısına kadar dikkat edilir. Toplumun kadınlar üzerinde kurduğu ‘iffetli’ ‘namuslu’ ‘itaatkâr’ kalıplarına uymayanlara kötü gözle bakılmaktadır.

Ayrıca kitapta aile ve evlilik konusu hakkında aşk ya da anlayıştan daha çok geleneksel ve maddi durumlara dayandığı vurgulanır. Erkek egemen düzenin kadınlar üzerinde hükmetmeye çalışması ve kadınlar üzerinde hak görmesi ataerkil yapının eleştirildiği başkaca bir konudur.

Adını dahi anmak istemeyeceğim ama söylemeden de edemeyeceğim bir husus vardır ki eğer Hacer Hanım gibi bir kayınvalideniz varsa ya da olursa Allah’tan sabırlar niyaz ederim, ola ki toprağın altına girip öbür tarafa yollanmış ise kalkın da iki rekât şükür namazı kılın.

Keyifli okumalar dilerim…





, sahilde bir kadın cesedinin bulunmasıyla başlıyor. Ceset düşmüş ve evsiz bir halde olan bir kadındır. Ancak kadının haline zıt olarak parmağında çok değerli bir yüzük vardır. Bu kadın kimdir ve o yüzük ona nasıl gelmiştir?

Nazan ve Mazhar birbirini severek evlenmiş ve bir erkek çocukları olan mutlu bir ailedir. Ancak Mazhar'ın annesi Hacer Hanım, iyi huylu gelini Nazan'ı hiç sevememekte ve kadına türlü kötülükler yapmaktadır. Hacer Hanım'ın tek dileği oğlu gelinini boşasın ve sadece annesine hürmet etsindir. Türlü oyunlarla oğlunu, gelininden ayıran Hacer Hanım, eden bulur hesabı ettiğini gerçekten bulacaktır.



toplumsal olaylara değinerek süregelen gelin-kaynana çatışmasını yer yer aşırı dramatik bir şekilde kaleme almıştır. Okurken Nazan'a yapılanlar için gerçekten üzüldüm. Ama bir taraftan da Nazan'ın bu kadar pasif kalması, her şeyi kabul eden tavırları beni çileden çıkardı. Hacer Hanım'ın her sözüne inanan Mazhar, sonradan Neriman ile tanışınca daha iradeli bir tavır sergilemesi tüm garezin Nazan'a mıydı dedirtti. Bana göre bu hikayede yanan Nazan oldu.

Telkinlerle büyütülen, kaderine razı olması öğütlenen Nazan gibi, baskı altında olan kadınların hala olduğunu bilmek çok üzücü. Tüm kadınların bağımsızlıklarını kazanması gerektiğine inanıyorum. Dönemin şartlarını düşündüğümüzde bu anlatılanları kabul etsek bile, günümüzde bir şeylerin değişmiş olmasını bekliyor insan.




Orhan Kemal'den okuduğum ilk kitaptı ve bu kadar etkileneceğimi, yer yer sinir krizleri geçireceğimi düşünmemiştim.
Nazan, eşi Mazhar, oğlu Haldun ve kayınvalidesi Hacer ile birlikte konakta yaşamakta. El kızı sıfatıyla asla kayınvalidesi tarafından kabul görülmüyor, okumuş avukat olmuş oğlu Mazhar'a kimsesiz Nazan'ı layık bulmuyordu. Mazhar eşi için kıymetli bir yüzük alıp eşini mutlu etmek istemiş fakat annesine göstermemesini istemiştir. Fakat Hacer huzur kaçırmada usta, dedikoducu, içten pazarlıklı ve oğlunu kıskanan bir kadın olduğu için yine huzuru bozmuş ve oğlunu dolduruşa getirmiştir.
Mazhar ise annesinin hiçbir huyundan memnun olmayıp fakat annesi olduğu için alttan almaya devam ediyor. Nazan içinse içine kapanık olması, duygularını dışa vuramamasından yakınıyor ve en sonunda dayanamayıp bütün köprüleri yıkıyor. Bar kızı Jale diğer ismiyle Nerimanla bir gönül ilişkisi kurup Nazan'ı boşuyor.
Boşanmanın bile kadının suçu olduğunu düşünen bir toplum okumak gerçekten hiç iyi gelmedi..
Olayın bir yüzük üzerinden buralara gelmesi gerçekten çok acı. Olan her zaman çocuğa oluyor sözü çok doğru. Haldun ve Nazan bunca yaşanan içerisinde en masumları olarak aklımda kaldı. Olay örgüsü, kurgusu ve hissettitdikleriyle gerçekten okunması gereken bir kitap. Sinirlerinize hakim olmanız dileğiyle..




El Kızı, sadece okunacak bir roman değil; insanın içine işleyecek, zaman zaman içini kaldıracak bir hikâye. Bazı sayfaları okurken öyle sinirlendim ki, kitabı kapatıp durasım geldi. Ama sonra düşündüm: Bu öfke, anlatılanın gerçekliğinden geliyor. Çünkü biz o sessiz acılara, haksızlıklara, değersizleştirilen kadınlara aslında hiç de yabancı değiliz.
Romanda “el” sayılan, sürekli bir yük gibi görülen, varlığı istenmeyen bir genç kadının yaşadıkları üzerinden çok daha büyük bir şeyi anlatıyor Orhan Kemal: Toplumun kadına nasıl baktığını, bir kadının en güvendiği yerlerde bile nasıl yalnız kalabildiğini. Ev denilen yerin bazen nasıl bir cehenneme dönüşebileceğini. İşte bu beni çok etkiledi.
Bazı sahnelerde o kadar öfkelendim ki… Mesela bir kadının, sırf kimsenin malı olmadığı için bir eşyadan bile değersiz sayılması… Ya da ne yaparsa yapsın “yabancı” damgasının silinmemesi. Sanki hiç kendi hayatı olamayacakmış gibi, sürekli birilerinin kararlarına mahkûm edilmesi. Bunlar beni çok yaraladı. Çünkü sadece onun değil, binlerce kadının hikâyesiydi bu.
Bu kitap bana sadece bir hikâye anlatmadı; bakışımı değiştirdi. Bazen sessiz kalanların, içten içe ne büyük fırtınalar yaşadığını düşündürdü.
Okumayı düşünenlere şunu söylemek isterim: Bu roman öyle süslenmiş cümlelerle sizi etkilemeye çalışmıyor. Onun etkisi, sade oluşunda. Gerçekliğiyle çarpıyor. Bu yüzden, okurken duygularınız değişecek, bazen sinirlenecek, bazen susacak, bazen de bir sayfanın ortasında uzun uzun düşüneceksiniz. Ama ne olursa olsun, bu kitap içinize bir yerden dokunacak. Ve bittiğinde, kolay kolay çıkmayacak oradan.




Sinir krizleri geçirerek okuduğum bir kitap. Saçımı başımı yolmamak için, kitabı yırtıp atmamak için çok direndim. Nazan'nın bu kadar saftirik olması beni ciddi manada deli etti. Sinirli bir insansanız okumayın derim, bu incelemeyi yazarken bile elim ayağım titriyor. Fakat; sonunu ağlayarak okuduğum gerçeğini hiçbir şey değiştirmiyor. İçime işledi, rüyalarıma girdi, uzun süre kendime gelemedim.
Edebi analizine gelecek olursam;
Sinirlenme duygumu kenarda bırakarak açıklayayım. Kitabı okurken içimde tarifsiz bir hüzün birikti. Sanki başkahramanın yaşadığı her şeyi ben de onunla birlikte yaşıyordum; onunla aynı evde, aynı odada, aynı yalnızlıkta gibiydim. İnsanlar arasında ama yapayalnız kalmanın ne demek olduğunu çok derin hissettirdi. Özellikle sevgiye en çok ihtiyacı olduğu anlarda bile sessizce kenara itilmesi, çok tanıdık bir acıydı.
Bazen öyle cümleler geliyor ki karşına, kalbine saplanıyor. Dışarıdan güçlü, içinde yorgun bir kadın gördüm. Ona sadece sarılmak istedim. Kimse sahip çıkmazken onun yanında olma isteği doğdu bende. Yalnızlığına tanıklık etmek ağır ama gerçekti.
Ama sadece acı yoktu. Bir yandan da içinde ince ince süzülen bir umut, bir direnç vardı. Sessiz bir isyan gibi... Kendini ifade edemese de bir yerlerde hep "Ben de varım" diyen bir tarafı. Bu hâli bana hem hüzün hem hayranlık verdi. Gerçekten güçlü bir hikâyeydi.

İyi okumalar, kitapla kalın..



Tüm kitapları ücretsiz okuyabilir veya indirebilirsiniz! Ayrıca son kitabımız İlahi Rezonans artık raflarda! İncelemek için: