Ekmek Arası Kitap Bilgileri
Yazar: Charles Bukowski
Tahmini Okuma Süresi: 7 sa. 42 dk.
Sayfa Sayısı: 272
Basım Tarihi: Ekim 2022
İlk Yayın Tarihi: Aralık 2012
Yayınevi: Metis Yayınları
Orijinal Dil: İngilizce
ISBN: 9789753420723
Ülke: Türkiye
Dil: Türkçe
Format: Karton kapak
Ekmek Arası Kitap Tanıtımı
'İlgi duymuyordum. Hiçbir şeye ilgi duymuyordum. Nasıl kaçabileceğime dair hiç fikrim yoktu. Diğerleri yaşamdan tat alıyorlardı hiç olmazsa. Benim anlamadığım bir şeyi anlamışlardı sanki. Bende bir eksiklik vardı belki de. Mümkündü. Sık sık aşağılık duygusuna kapılırdım. Onlardan uzak olmak istiyordum. Gidecek yerim yoktu ama. İntihar Tanrım, çaba gerektiriyordu. Beş yıl uyumak istiyordum ama izin vermezlerdi.' Charles Bukowski
Bukowski´den ailesine, çoculuğuna, lise yıllarına, vesaire dair 58 epizodluk bir anlatı... Henüz Bukowski okumadıysanız, tarzı için kitabın en başındaki ilk beş epizoda bakabilirsiniz.
Ekmek Arası Kitaptan Alıntılar
1. "Nefret ettiğin insanla iyi geçinme çabasına siz medeniyet diyorsunuz, ben sahtekarlık diyorum."
2. ""Başkalarını çözmeye çalıştıkça kendimi düğümlemişim, haberim yok...""
3. "Başkalarını çözmeye çalıştıkça kendimi düğümlemişim, haberim yok."
4. ""Nefret ettiğin insanla iyi geçinme çabasına siz medeniyet diyorsunuz, ben sahtekarlık diyorum...""
5. "Nefret ettiğin insanla iyi geçinme çabasına siz medeniyet diyorsunuz, ben sahtekarlık diyorum."
6. "“Peki, diyordum kendime, bir iş buldun. Ömür boyu işte mi çalışacaksın? Bu yüzden banka soyuyordu insanlar. Yapmak zorunda kaldıkları işler küçük düşürücüydü. Neden Allahın cezası bir konser piyanisti ya da yargıç değildim? Çünkü eğitim gerekiyordu ve eğitim parayla sağlanıyordu. Ben bir şey olmak istemiyordum zaten. Ve bunda fevkalade başarılıydım.”"
7. ""Neden hep kötü ile daha kötü arasındaydı seçimlerimiz?""
8. "İlgi duymuyordum. Hiçbir şeye ilgi duymuyordum. Nasıl kaçabileceğime dair hiç fikrim yoktu. Diğerleri yaşamdan tat alıyorlardı hiç olmazsa. Benim anlamadığım bir şeyi anlamışlardı sanki. Bende bir eksiklik vardı belki de. Mümkündü. Sık sık aşağılık duygusuna kapılırdım. Onlar adına uzak olmak istiyordum. Gidecek yerim yoktu ama. İntihar? Tanrım, çaba gerektiriyordu. Beş yıl uyumak istiyordum ama izin vermezlerdi."
9. "Neden hep kötü ile daha kötü arasındaydı seçimlerimiz?"
10. ""Zeki insanlar hep dertlidir.
Zekâ iyi bir şey değil beyin sürekli analiz halinde, biri sana bir hareket, yaptığında ne amaçla yaptığını şak diye anlayıp kendine mis gibi dert ediniyorsun, ama aptallara bak dünyadan haberi yok, bu hayat, aptallara güzel zekilere zindan.""
11. "”Başkalarını çözmeye çalıştıkça kendimi düğümlemişim, haberim yok.”"
12. "“İnsanlar adaletsizliği sadece kendi başlarına gelince düşünüyorlar.”"
13. "İlgi duymuyordum. Hiçbir şeye ilgi duymuyordum. Nasıl kaçabileceğime dair hiç fikrim yoktu. Diğerleri yaşamdan tat alıyorlardı hiç olmazsa. Benim anlamadığım bir şeyi anlamışlardı sanki. Bende bir eksiklik vardı belki de. Mümkündü. Sık sık aşağılık duygusuna kapılırdım. Onlardan uzak olmak istiyordum. Gidecek yerim yoktu ama. İntihar? Tanrım, çaba gerektiriyordu. Beş yıl uyumak istiyordum ama izin vermezlerdi."
14. "Biri bana çirkin olduğumu söyledikten sonra gölgeyi güneşe, karanlığı ışığa yeğler olmuştum."
15. "“Benle uğraşma koçum, sağım solum belli olmaz.”"
Ekmek Arası Kitap İncelemeleri
Ekmek Arası romanını beğenmenizin tamamen okuma dili tercihlerinize bağlı olduğunu söyleyerek başlayabilirim.
Yarı otobiyografik olan bu eğitici romanın kahramanı Henry Chinaski, ikilemler ve küfürlerle doldurduğu çantasını yüklenir ve ağırlığını, istikrarsız ama yıkıcı küçümsemeler ile kaldırır. Büyük Buhran yüzünden olumsuz duyguları iyice artar ve Chinaski, roman boyunca zincirlerini kırmak için zorlu bir mücadele verir.
Bu benim ikinci Bukowski'mdi ve şükürler olsun ki tamamen beklediğim gibiydi. Ailesine, arkadaşlarına, okuluna, işine ve genel hayatına yaptığı muamele, neredeyse sıfır empatiyle beraber bazı ağır kelimelerle final yaparak amacına başarıyla ulaşan bir akış başlatmıştı.
Umutsuz arkadaşın da dediği gibi;
Kelebek ve arıların istediği bir çiçek yerine sinek çeken bir bok gibiydim.
İlk ikilemlerin cazibesi ve Chinaski’nin onları anlamak ve çözmek için yaptığı girişimleri (veya yapmadığı), kitabı daha iyi hale getirmeyi başaran bölümlerindendi. İçki bir seçenek olduğu sürece başka hiçbir şey önemli değildi ve genç Chinaski'yi renkli şişelerden uzakta tutmayı hiçbir şey başaramazdı. Amaçsızlık bir veba gibi sayfaları sarsarken, Bukowski’nin kalemi acı verici bir şekilde, koskoca bir hiçliği betimlemekte kimi zaman yetersiz kalıyordu.
Gördüğüm kadarıyla Bukowski’nin yaşamı çok acıydı ve öfke doluydu. Ama belki de bu kitabı içindeki öfke ve kini dökmek için değil hayatına devam edebilmek için yazdı. Neredeyse bir protesto gibi, bir meydan okuma gibi. Ve okurken, bu meydan okuma benim için sadece bir ilham kaynağıydı.
✍DİPÇE:
Peki,Henry, banyoya!
İndir pantolonunu, şortunu indir!
İndirdim.Duvarlar beyazdı.Babam çengele asılı ustura kayışını aldı ve her seferinde nedensiz yiyeceğim dayakların ilki başladı...
Ustura kayışı her indiğinde babasını, annesini,inancını yok ederken Henry'nin içinde kocaman bir boşluk büyüyecekti.Babanın nazarında insanlardan nefret edecek hiç olmayı seçecekti.İlerleyen zamanlarda sürekli "Onlarda olan ben de olmayan bir şey var!" düşüncesi zihninde pelesenk olacak o olmayan şey (sevgisizlik)bir kezzap damlası gibi bedenini kana irine çıbana dönüştürerek yakacaktı. Çirkinliği onu güneşten gölgeye, ışıktan loşluğa hapsederek sonraları kadınlara yönelik ilgi/ilgisizliğini de şekillendirecekti.İçi ve dışı bu kadar harapken alkolle daha onlu yaşlarda tanışacak ve bir ömür tutsağı olacaktı...İşte bu büyük yazarın pesimist dünyası böyle biçimlenecek mimarı sadist bir baba sinmiş bir anne perdede bir görünüp bir kaybolacaktı.
Ekmek Arası maalesef kurgudan uzak gerçek bir öykü olarak Bukowski'nin hiçliğinde can bulacak bizi de madalyonun öteki yüzüyle tanıştıracaktı.
Tüm bu girizgahın asıl amacı, Bukowski'yi okumaya başlamadan önce kendi yaşamınızı bir süreliğine masa üstüne bırakmanız ve avuçlarınıza papyonlu kelimeler düşmesini beklememeniz içindi.
Görmeniz gereken yoksul, sevgisiz anlayışsız bir yaşamdan arda kalanlar ve her ne kadar gizlese de merhamet dolu bir Bukowski yüreği.
Bundan böyle kitabı okuyan ve okuyacaklar Bukowski'nin ağzından dökülen her kallavi sözün altında bir ustura kayışı iniltisi duyacaktır.
Ebeveynlere, öğretmenlere, gençlere önerilir
İlk dəfə idi ki bir kitabı bir neçə nəfərlə birlik də oxudum. "Hər ay bir kitab" üçün bu ilin ilk kitabı. Ümid edirəm ki gələn aydan digərləri də qoşulacaq.
Kitaba gələcək olarsaq, Bukowski'nin avtobioqrafik romanı. Bir çox insan 'özünü yaxşı hiss etmədiyin bir zaman da Bukowski oxumağa çalışma, oxusan əgər daha da depressiyaya girəcəksən' kimi fikirlər bildirirdi. Yanvar ayına seçdiğimiz kitab bu olduğu üçün özümü ruhən yaxşı hiss etməsəm də oxumağa çalışdım. Və dediklərinin əksinə kitab mənə çox yaxşı təsir etdi.
Kitab da Bukowskinin uşaqlığına, gəncliyinə, yaşadığı sıxıntılara, travmalara şahid oluruq.
Bukowski çox çətin bir uşaqlıq keçirmiş, lakin bunu kitab da anladan zaman özünü yazıqlaşdırmadan (acındırmadan) izah edir. Sadə bir dillə, əsəbi bir ruh halı ilə o an yaşadığı, keçirdiyi hissləri sizə sezdirir.
Əyyaş bir adam, çox içir, çox kobud ifadələr işlədir. Amma o kobud ifadələr ilə çox incə durumları, incə detalları sizə izah edir. Bukowskinin bu tərzi, düşüncələri bəzilərinə görə məntiqsiz gələ bilər. Amma ki mən yazarın dilini çox sevdim, dürüst bir yazar.
Yazarın tək sevmədiyim cəhəti qadınları 'cinsəl obje' kimi görməsi, onların düşüncələrini önəmsəməməsi oldu.
Digər kitablarını da mütləq oxuyacam. Sevdim səni əyyaş kişi :D
https://ucretsizkitap.com.tr.com/Vafa_PirMurad
gələcək ay kitabımızı indidən seçməliyik) Lakin bu dəfə digərlərinin də qoşulacağı kitab olsun:) Əsasən də sənin oxuya biləcəyin bir kitab @WeltschmerzN
Bu kitabı okumaya karar vermeden önce incelemelere göz atmıştım ve Bukowski’nin en iyi kitabı denilmiş çoğunluk olarak. Haliyle bende de merak uyandırdı ve okumaya başladım. Bukowski ile ilk kez tanıştım, açıkçası kitabın konusu çok derinden ve önemli. Kalbi acıtıyor fakat anlatım tarzı ve akışı yüzünden hiç sevemedim, zor bela bitirebildim. Hayret ediyorum! En güzel kitabı denilmesine. Bu kitaptan sonra diğer Bukowski kitaplarını okuma hevesimi en aza indirdi. Keşke ilk bu kitapla başlamasaydım, dedirtti. İlgimi çeken tek yanı ise yazarın kendi hayatını kaleme aldığı yani otobiyografi olmasıydı. Kitapta yazar; çocukluğunu, küfürlerini, kadınları, ergenliğini, gençlik yıllarını üniversite dönemine kadar anlatmış.
Çocukluk yıllarını biraz açmak istiyorum çünkü bu kitabın benim için değerli olması bu yüzdendir.
Henry Chinaski, küçük yaramaz bir çocuktur fakat hayat onun karşısına boyundan büyük zorluklar kötülükler çıkarmıştır. Onun başına gelebilen en kötü şey anne babasıdır. Okurken babasını öldürmek isteyebilirsiniz belki de annesini de… Çünkü ben her ikisini de öldürmek istedim! Ona şiddet uygulayan babasını, varlığıyla yokluğu bir olan annesini, akran zorbalığına maruz kaldığı okul yıllarını ve kötü çevresini anlatan olaylarla karşılaşacaksınız. Daha fazla devam etmeyeyim yoksa sipoiler vermek zorunda kalacağım galiba. Bu kitabı sevmediğim halde yine de olsa okurdum çünkü yazarın hayatını ve neden bu kadar küfür dolu olduğunu merak ediyordum. Şimdiden iyi okumalar dilerim.
“Ekmek Arası” Charles Bukowski’nin oluşum yıllarına derinlemesine dalan yarı otobiyografik bir romandır. Hikayeyi, Bukowski’nin sıkça kullandığı alter egosu Henry Chinaski’nin kötüye kullanılan çocukluğundan asi gençlik yıllarına kadar olan hayatını takip eder. Kitap, Büyük Buhran’ın Amerikan toplumu üzerindeki etkisini, özellikle çalışan sınıf ve kayıp nesil üzerindeki etkisini çarpıcı bir şekilde tasvir eder.
Bukowski’nin anlatımı, çevresinin sert gerçeklerini yansıtan acımasızca ham ve kaba bir şekildedir. Roman, yabancılaşma, yoksulluk ve toplumsal normlara karşı mücadele gibi temaları keşfeder. Chinaski’nin yolculuğu, umursamaz bir dünyanın kaosu arasında kimlik arayışı ile işaretlenmiştir. Şiddet, alkolizm ve kişisel özgürlük arayışı ile ilgili deneyimleri acımasız bir dürüstlük ve keskin zeka ile tasvir edilir.
Kitap sadece hayatta kalma hikayesi değil, aynı zamanda Amerikan Rüyası’nın bir eleştirisidir. Sıkı çalışma ve azmin başarıya yol açtığı fikrine meydan okur ve hayatta şansın çabanın yerine daha önemli bir rol oynadığı daha nihilist bir yaşam görüşünü sunar.
Genel olarak, “Ekmek Arası”, Bukowski’nin hikaye anlatma yeteneğine ve sadelik aracılığıyla duygu uyandırma becerisine güçlü bir övgüdür. Hayatın daha karanlık yönlerine süslenmemiş bir bakış sunan ve aynı zamanda insan durumuna dair mizah ve içgörü anları sunan edebiyata ilgi duyanlar için okunması gereken bir eserdir.