Dune Mesihi Kitap Bilgileri
Yazar: Frank Herbert
Tahmini Okuma Süresi: 8 sa. 23 dk.
Sayfa Sayısı: 296
Basım Tarihi: Şubat 2021
İlk Yayın Tarihi: Temmuz 1969
Yayınevi: İthaki Yayınları
Orijinal Dil: İngilizce
ISBN: 9786053755319
Ülke: Türkiye
Dil: Türkçe
Format: Karton kapak
Dune Mesihi Kitap Tanıtımı
Bir edebiyat klasiği olan, dünyanın en çok satan bilimkurgu serisi muhteşem Dune efsanesi, ikinci kitabı Dune Mesihi'yle macerasına devam ediyor. Paul Muad'dib, gezegenlerin hakimi, kutsal savaşın görkemli galibi, prensken devrimci olan bir lider, fanatik bir dini kardeşliğin mesihi…
Fremenlerin başına geçip Dune adıyla bilinen Arrakis gezegenini kontrol etmeye başlamakla kalmayıp evrenin hükümdarı olan Paul, çağlar süren bir düzene son vermiş, bir halkın kurtuluşu olmuş ve bir gezegenin en büyük ütopyasını gerçekleştirmeye ant içmiştir. Ancak zaferinden on iki yıl sonra, tüm bu güçlere sahip olmasının sebebi olan etkenler onun için bir tehlikeye dönüşür. Paul ise öngörülerine rağmen, felaket getireceğini düşündüğü geleceği değiştirmeye kararlıdır.
"İnanılmaz… Dune'a ait her şeye sahip, belki daha da fazlasına."
-Galaxy Magazine-
Dune Mesihi Kitaptan Alıntılar
1. "Ya yarayı kendin sararsın ya da herkes kanadığını görsün diye öylece bırakırsın.."
2. ""Farklılıklarımdan korkuyorsun, tıpkı kendininkilerden korktuğun gibi.""
3. "Gizemi unut, sevgiyi kabul et. Sevgi gizemli değildir. Hayattan gelir."
4. "Güçlü duyguların ilk kurbanı akıldır."
5. ""Farklılıklarımdan korkuyorsun, tıpkı kendininkilerden korktuğun gibi.""
6. ""Seni cehaletinle baş başa bırakmalıyım...""
7. "Yoğun hislerin ilk kurbanı mantıktır."
8. "Farklılıklarımdan korkuyorsun.
tıpkı kendininkilerden korktuğun gibi.."
9. "İnsanın kendine katlanmasının evrendeki en zor şey olabileceğini söyledim.."
10. "Ya yarayı kendin sararsın ya da herkes kanadığını görsün diye öylece bırakırsın."
11. "Güneşten merhamet dilenmez."
12. "Gizemi unut, sevgiyi kabul et. Sevgi gizemli değildir. Hayattan gelir."
13. "Daha az kötüyü seçmek de bir tür
yenilgimidir?"
14. "“Yaranı ya kendin sararsın ya da herkes görsün diye öylece bırakırsın ve kanamaya devam eder.”"
15. "Çok zenginiz ama hayatımız çok fakir."
Dune Mesihi Kitap İncelemeleri
Tanrı olmak zordur, Tanrı oldugunun farkına varmak ise iç çöküşün başlangıcıdır.
Gittiği yoldan çok emin olan Paul'un, yolun getirdiklerinin farkına vardığı bir bölüm okuyoruz. Yavaş yavaş Tanrı olmanın verdiği ağırlığı hissediyor ve kaçış yolları arıyor. İlk kitapta çokça eksikliğini hissettiğim Paul'un iç dünyası bu kitapta tamamiyle okuyucu önüne serilmiş ve kitap boyunca da bunu okuyoruz.
Paul'u tanımak, Muad'Dib'e Paul'un gözünden bakmak bence hikayenin temelini oluşturan en gerekli bölümlerden biriydi. İlk kitaba göre daha sakin olan ve okurken kadere yürüdüğümüz bu kitapta Tanrı olmanın bile bir sınırı olduğunu ve hayatın kör noktaları olduğunu görüyoruz.
"Ve sonunda 'Ay' düştü."
Tanrılar bile noksan olabilir, peki noksan bir Tanrı'yı müritleri kabul eder mi? Peki Tanrı, Tanrı olmayı istemiş miydi? Ya da Tanrı olmayı istemişken gerçekten gelmek istediği nokta bu muydu?
Paul'un insanı yönlerine fazlaca rastladığımız bu kitap aşırı duygu yoğunlukluydu, sanki bir aktara girmişiz de bütün kokuların farkına varmaya çalışıyormuşuz gibi buram buram hissettiriyordu kendini.
Liderler de insandır, işte bu insanı anlamaya çalışıyoruz hep beraber.
İlk kitaba göre ikinci kitabı çok daha fazla beğendim, kat kat daha etkileyici olduğunu düşünüyorum. Çıktığım bu serüvende yol beni nereye götürecek çok merak ediyorum, tabi bu seriyi bu zamana kadar keşfedememiş olmanın üzüntüsü bir var bir yanda...
Dune serisinin ikinci kitabı Dune Mesihi. İlk kitapta yazar felsefik bir yönü olduğunu belli etmişti. Bu kitapta da bunu göstermiş. Güç savaşlarından sonra gücü elde eden Paul'un iç hesaplaşması anlatılmış. Bu hesaplaşmada din, devlet ve toplum üzerinden yapılan sağlam bir eleştiriyi de okuyoruz. Olaylardan çok karakter gelişimi üzerinden gidiyor. Tam da bu sebeple kitabı çok beğendim.
Din, devlet, toplum eleştirisinin yanında beni çok farklı düşüncelere de sürükledi.
Sadece inandığımız için yaptığımız şeyler bir süre sonra sembolleşmeye başlarsa neler olur?
Gelecekteki tüm olasılıkları görmek, geleceği değiştirmemizi sağlar mı?
Herkes birden geleceği görmeye başlar ve ona göre yaşarsa kaçılmaz sona mı varırız?
...
!!! Spoiler !!!
Paul, cihadindan 12 yıl sonra sadece imparator değil artık bir mesih olmuştur. Nereyse tanrılaşmış, tüm evrenin kontrolünü ele geçirmiştir. Bu durumda bir çok kumpasın da hedefi haline gelmiştir. Tehlikelerden korunmak, imparatorluğunun devamını sağlamak için uğraşmaktadır.
Kehanet artık bir çok insan tarafından kullanılmakta, bu da geleceği karmaşıklaştırmaktadır. Paul kehanet hayallerinde, cihadının sebep olduğu kaçınılmaz sonu -evrenin yok oluşunu- görmekte ve bir çıkış aramaktadır. Bu süreçte cihadından, insanların onu tanrılarımasından tiksinmeye başlamıştır.
Tüm bunları yönetilen (manipüle edilen de diyebiliriz) kişilerin bakış açısından değil de bizzat yöneten kişi tarafından okumak mütiş bir deneyimdi.
"Fikirlerden en çok eyleme döküldüklerinde korkmak gerekir."
Birinci kitapta düşmanlarını yenip İmparator'un kızıyla evlenen Paul Muad'Dib Atreides yeni İmparator oluyor ve Fremenler onu tanrı olarak görmeye başlayıp Cihat için diğer gezegenlere de yayılıp fetihlere başlıyor. 12 senelik bir süre Muad'Dib'in kehanetleri, geleceği görüp ona göre hareket etmesi ve Fremenlerin onun sözlerini dini bir inanış gibi algılamaları ile geçiyor. Dune gezegenini suya kavuşturan Paul gezegenin yeşillenmesini sağlıyor, büyük bir kale kurup kendi otoritesini güçlendiriyor. Fakat düşmanlar ona karşı yeni planlar hazırlıyor, onu öldürmek için en güvendiği bir kişiyi yeniden canlandırmanın peşindeler. Tabi ki kendilerine hizmet edecek şekilde koşullandırarak.
Paul bir yandan bu kehanetlerden, ileriyi görerek yaşamanın verdiği zorluklardan sıkılarak, kendini Tanrı gibi görmek istemeden, fakat bu mecburi hayatta da bir veliahta sahip olması gerektiğini bilerek yaşıyor.
Düşmanlarıyla yaşadığı bir patlama kötü bir kazaya sebep verirken, bazı kayıplar ona acı verirken, yasalar gereği de çöle bırakılmak zorunda kalacak ve belki de çölde yaşamını yitirecek.
Dune Mesihi kitabında farklı karakterlerle olaylar ilginç hale geliyor. Yazar Frank Herbert merakımızı daha da arttırarak hikayeye devam ediyor. Bazı ayrılıklar, bazı yenilikler, bazı değişimler ile yine akıcı ve ustaca yazılmış bir kitap.
Dune serisinin ilk kitabı olan Dune’da ,Arrakis Gezegeni,Fremenler,Bene Gesseritler ve bir mesih olarak kabül edilen Paul Muaddible tanışmıştım.Serinin ikinci ayağı olan Dune Mesihi’nde ise ilk kitapta çok fazla bahsi geçmeyen Sima dansçıları Ve Tleiaxların ortaya çıkması benim için ayrı hikayelere yolculuk demekti.Yeni güçler,entrikalar,sürpriz konuklar kitabı zevkle okumama yetti.
Gelelim kitaba.Kurgunun başladığı noktadan 12 yıl sonraki Arrakis gezegeni kurgulanmış bu sefer.İmparator mesih Paul,daha da olgunlaşarak gezegeni
yönetmeye aynı zamanda da olası tehlikelere karşı ayakta kalmaya çalışan bir durumla karşı karşıya artık.Suikastler,güç savaşlarıyla uğraşırken iyi bi aşık olma çabasında.Hem dini hem de siyasi lider olarak Paul’ün kendini sorgulamaya başlaması da sık sık kurgunun içinde yer alıyor.
Genel olarak ilk kitaba göre durağan olsa da aynı zeka ve aynı tat var Dune Mesih’inde.Politik ve dini olaylar örgüsü ise çok ustaca yazılmış.Çoğu zaman ise bir ara kitap hissiyatını yaşadım.Daha büyük olaylara bir hazırlık kitabı sanki.Yine de sağlam bir kurgulamayla karşı karşıya olduğumu bildiğim için bu düşüncelerimi geri plana atarak okuduğumda ise çok zevkli bir okumaydı benim için.Dune en beğendiğim serilerden biri olmaya aday.
Son olarak,Kabalcı Yayınevinden okudum.Yazım hataları, İthaki Yayınlarına göre,yoktu.Rahatsız olduğum tek nokta;Paul Muaddib olarak tanıdığım karakterin Paul Müeddib olarak redakte edilmesiydi.
Dune Çocukları kitabıyla yola devam,Bakalım orada neler bekliyor beni:))
Spoiler içerebilir.
.
.
.
.
.
.
.
.
Bildiğim kadarıyla Frank Herbert ilk kitabı tek başına bir eser olacak şekilde yazmış. Çok sevilince de devamlarını yazmaya başlamış.
.
Bu 2. Kitapta o durumu biraz hissediyorsunuz. Daha önce hiç adlarının geçmediği bir cemiyet türüyor bu yeni kitapta Bene Tleilax. Daha çok kendilerini insansı oluşumlar yapmaya adamış bir cemiyet. Ölen birinin vücudunu hızlıca alıp, aktararak aynı kişinin koşullandırılmış bir halini hayata döndürüyorlar.
.
İlk başta bu eklemeler rahatsız etti beni açıkçası ama ilerledikçe tam manasıyla oturduğunu hissettim. Büyük söz sahibi kişilerin kumpas kurmaya çalışması. Paul'un imparatorluğu istemese de din üzerinden yönetmeye zorlanması. Alia'nın din kısmını göğüslemeye çalışması gibi çok fazla detay var.
.
Asıl olay Theilax tarafından Duncan İdaho'nun canlandırılması, buna gulam diyorlar. Kendi bilincine sahip olmayam idaho aslında bir tuzak ama Paul bunu bilerek yanında tutuyor onu.
.
Kaynağı bilinmeyen bir atomik saldırı sonucunda kör olunca Paul ve bu sırada önemli bilgileri taşıyan bir başka cüce gulam Stil tarafından güvene alınıyor ve Paul kör kalıyor. Bu durum da sağlam şekilde etkiledi beni. Başkahramanı bile direk sakatlayabilen bir yazar Frank.
.
En sonunda ise bir dünya açık bırakarak bitiriyor kitabı bu da 3. Kitaba hazırlık yaptığının bir göstergesi. Herkesin dediğinin aksine okuması kolay. (Felsefi ve sosyolojik çıkarımlar çok ama zevkli) Ve sürükleyici elinizden bırakasınız gelmiyor.