Tüm kitapları ücretsiz okuyabilir veya indirebilirsiniz! Ayrıca son kitabımız İlahi Rezonans artık raflarda! İncelemek için:

Doğu'dan Uzakta - Amin Maalouf | Detaylı Ücretsiz Kitap İncelemesi

Doğu'dan Uzakta Kitap Bilgileri


Yazar: Amin Maalouf
Tahmini Okuma Süresi: 13 sa. 9 dk.
Sayfa Sayısı: 464
Basım Tarihi: Mart 2024
İlk Yayın Tarihi: Ocak 2013
Yayınevi: Yapı Kredi Yayınları
Orijinal Dil: Fransızca
ISBN: 9789750823848
Ülke: Türkiye
Dil: Türkçe
Format: Karton kapak


Doğu'dan Uzakta Kitap Tanıtımı


Geçmiş... bıraktığın yerde mi hâlâ?



Amin Maalouf’tan unutulmayacak bir “eve dönüş” romanı



Amin Maalouf’un merakla beklenen yeni romanı "Doğu’dan Uzakta", kaderin ve tarihin acımasızlığında terk ettikleri yurtlarına dönen bir grup arkadaşın hikâyesini anlatıyor.



"Doğu’dan Uzakta", bir yüzleşmenin romanı: Gençliklerinin en güzel dönemlerini bir arada geçiren, ülkelerinde patlak veren iç savaştan sonra farklı yerlere dağılan ve yıllar sonra, eski arkadaşlarından birinin cenazesi için tekrar ülkelerine dönen bir grup arkadaş... Açıkça belirtilmese de Lübnan İç Savaşı’nın getirdiği yıkımlara ve Ortadoğu coğrafyasının kültürel, tarihsel ve toplumsal sorunlarına dair çok çarpıcı gözlemlere de yer veren "Doğu’dan Uzakta"da Maalouf, yine en iyi bildiği şeyi yapıyor: Doğu’yu anlatıyor.




Doğu'dan Uzakta Kitaptan Alıntılar


1. "Geldim, gördüm, hayal kırıklığına uğradım."




2. ""Ölümün de kendine has bir bilgeliği var, bazen kendinden çok ona güvenmek gerek.""




3. "''...eğer ikiniz de kitap okuyanlar alemine aitseniz paylaşılmış bir cennete el ele girmek üzeresiniz demektir.''"




4. "-düşler, kırık dökük anılar, pişmanlıklar arasında kaybolup gidiyorum ..."




5. "''...eğer ikiniz de kitap okuyanlar alemine aitseniz paylaşılmış bir cennete el ele girmek üzeresiniz demektir.''"




6. "Bir dinleri olduğu için ahlaka ihtiyaçları kalmamış gibi davranıyorlar."




7. "Yıllar sürmüş arkadaşlığımızın üzerini bir kalemde çizebildim mi? Evet, aynen bunu yaptım"




8. "mutlu halkların tarihi, mutlu çiftlerin de edebiyatı olmazmış"




9. "Ben belki iflah olmaz bir nostaljiğim"




10. "°~°~°~°~°





°~°~°~°~°"




11. "Sonra oradan savaş geçti. Hiçbir ev, hiçbir hatıra hasarsız kalamadı. Herşey çürüdü: Arkadaşlık, aşk, adanmışlık, akrabalık, inanç, sadakat. Hatta ölüm. Evet, bugün ölüm bile bana kirlenmiş, bozulmuş gibi geliyor."




12. "İnsan maziyi idealize ettiği için kendi zamanını hep küçümser."




13. "Bu benim yaşamım ve onun unutulmaktan başka bir şeye layık olmadığını kabullenirsem, yaşamayı da hak etmemişim demektir."




14. "Önce ülken sana karşı belli taahhütleri yerine geti­recek. Orada tüm haklara sahip bir yurttaş olarak görü­leceksin, baskıya, ayrımcılığa, hak etmediğin mahrumi­yetlere maruz kalmayacaksın. Ülken ve yöneticileri sana bunları sağlamak zorunda, yoksa sen de onlara hiçbir şey borçlu olmazsın. Ne toprağa bağlılık, ne bayrağa saygı. Başın dik yaşayabildiğin ülkeye her şeyini verirsin, her şeyi, hatta hayatını bile feda edersin; ama başın yerde ya­ şamak zorunda kaldığın ülkeye hiçbir şey vermezsin. İster doğduğun ülke, ister seni kabul eden ülke söz konusu ol­sun. Yüce gönüllülük yüce gönüllülüğü, umursamazlık umursamazlığı ve aşağılama da aşağılamayı doğurur. Özgür varlıkların anayasası böyledir ve ben de başka bir anayasa tanımıyorum."




15. "Yuvarlak tepeler ve ufukta uzanan deniz arasında okumak, yazmak, düş kurmakla geçse zaman..."





Doğu'dan Uzakta Kitap İncelemeleri


Bir milletin başka bir milletle olan savaşından daha kötüsü varsa eğer bu da tek bir milletin kendi ile olan savaşıdır.
Aynı topraklarda yaşamış , aynı kültürü paylaşmış, geçmişi ortak olan insanların , yine kendi elleriyle ortak olan geleceklerini yok etmesidir.
Ne uğruna.
Yanı başımızda, acılarına seyirci olduğumuz, gözünü hırs bürümüş vatandaşları tarafından öldürülen insanlar.
Çocuklar, bebekler .
Kaçanlar ve kalanlar.
Gidenler ve ölenler.
Giderken vicdanını geçmişiyle beraber terkettiği viran ülkesinde bırakanlar.
Başka bir ülkeye ömür boyu mülteci kalanlar.
Kalanlar. Yıkıntıların arasında bir gün barışın umuduyla yaşama tutunmaya çalışanlar.
Ülkelerini bırakmamanın verdiği güçle temiz kalarak yaşamaya çalışanlar.

Ve bir gün sular durulduğunda, acılar barışın gölgesinde dinlenmeye çekildiğinde ülkesinde kalanlar buruk bir gurur içindeyken, gidenler evlerini uzaktan izlemeye mahkum kalırlar.
Çünkü vatan anne baba gibi kutsaldır.
İnkar edemezsin, terkedemezsin.
Edersen de aslına dönemezsin.

Bu bir dönüş hikayesi.
Vatana dönüş, geçmişe dönüş, yaşanamamış öykülerin mezarlığına ziyaret.
Yıkılmaz sanılan dostluklar , unutulmamış aşklar. Hesaplaşmalar.

Bir 'adam'ın küstüğü ülkesindeki geçmişinden gelen geri çeviremeyeceği bir davet.
Dini, dili, gayeleri tamamen zıt bir grup insanı bir araya getirme çabası.
Ve beklenilmeyen bir son.

Amin Malouf'dan yine güzel bir doğu romanı.




Yıllar evvel dost olan ve daha sonradan dağılan bir arkadaş grubunun cenaze nedeniyle bir araya gelmesi üzerinden Orta Doğu bölgesinin karmaşasına üstü kapalı da olsa epey değiniyor yazar. Tabi dikkatimi çekiyor mükemmel insanlar, mükemmel düşünen, konuşan, iş yapan. Her alanda zihnen ve bedenen mükemmel insanlar hep Doğu’da. Yaşanan karmaşa, huzursuzluk, ekonomik olarak kötü durumlar da hep burada. Bunun nedeni peki? Biz biliyoruz, bazı yazmadıklarımız var açık açık. Peki, dünya standartlarında bir yazar neden dile getirmemiş bunu. Hadi bizi anladık, hayalci olmayalım bir cümleyle bütün dünyayı etkileyemeyiz ama dünyaca ünlü bu Doğu yazarları da bu cümleleri kurmuyor. Neden? Evet, bir sorun var burası tamam ama çözümü ve bu sorunun nedeni neden yazılmıyor yahut yazılamıyor. Bu işte bir terslik var.

Aslında bir dostluk ve buna olan özlem de işlenen konular arasında. Hemen şu soruyu yöneltmeli, eskiden dost yahut yakın arkadaş olduğunuz insanları özlüyor musunuz? HAYIR. Çünkü ben bu zamana kadar hep bu tarz insanların yanında oldum, destek oldum gibi cümleler de yazmaya gerek yok. Omuzlarındaki yükler hafiflediğinde maddi manevi orada olduğumu bilen insanların sırtımdan inmediklerini defalarca gördüm, bu yaz beni epey değiştirdi diyebilirim. Kişisel olarak algılayan aveller olabilir, olmasın. İnsan tek başına ayağa kalkmayı öğreniyor ve bu da çok iyi. Yani bunda katkısı olanlara teşekkür bile borçluyum. Ki zaten insanın eski dostları olduğuna inanmam ben. Eskimeyen dostluklara inanırım.

Hepimize iyi okumalar dilerim..




Bir yüzleşme romanı, bir savaş sonrası ülke durumunu anlatan, bir nevi siyasi bağıntılar kuran roman. Amin MAALOUF bu yüzleşme romanı üzerinden birçok konuya değinmiş. Roman, Adam adındaki roman kahramanının bir süre yediği içtiği ayrı gitmeyen ama daha sonra ilişkisinin kesildiği arkadaşı Murad'ın ölmek üzere olduğunu öğrenmesi ve son isteği olarak onu görmek istediğini öğrenmesiyle başlıyor. Bunun için yıllar önce savaş yüzünden ayrıldığı ülkesi Lübnan'a gider ve orada geçmişiyle, ülkesinden ayrılmak zorunda olduğu savaş yıllarıyla yüzleşir.
Amin MAALOUF'UN adını ilk olarak herkesin okumam için tavsiye ettiği Semerkant romanı ile duydum. Ama Semerkant romanını hala okumadım maalesef.Ama yılında bu yazarla tanıştığım için çok mutluyum açıkçası. Kitap, bence sahici ve bir o kadar kendini yakın hissedebileceğiniz bir kitap. Yazar her şeyi tüm gerçekliği ile anlatıyor. Birçok konu hakkında kitap üzerinden fikrini belirtiyor. Çünkü yazar kendisi gibi Lübnan iç savaşı sonrası ülkesini terk ederek Fransa’ya yerleşen roman kahramanı Adam üzerinden bu yüzleşmeyi yapıyor. Çünkü yazarın hayatını okuyunca kitaptaki olayları yaşadığını görüyoruz. Yazarın daha önce hiçbir kitabını okumadıysanız, benim gibi, bu yazarı tanımak adına iyi bir başlangıç olabilir.




Amin Maalouf ; Lübnan doğumlu (1949 ) Fransız vatandaşı ( 1976 ) bir yazar. Bir göçmen. Fransız Akademi'sinin 29 nolu koltuğunun 2011 den beri sahibi. Bu onur ölene kadar ona ait. Selefi Claud Lévi Strauss idi.

İç savaşın çıkması ile birlikte zamanın Lübnan 'ında sorulan soru şu idi; " Kalmak mı zor yoksa gitmek mi ?". Maalouf gitmeyi seçenlerden oldu. Bu kitapta bir iç hesaplaşma.

Romanlarına kattığı tarihsel yaklaşım onun en belirgin özelliğidir. Aklı doğduğu topraklarda kalmıştır. Kitapları genelde ya o toprakların hikayesidir yada o topraklarda başlar yahut biter.

" Doğudan Uzakta " kitabın kurgusunda ; baş kahramanı "Adam" yani "Adem " ile kendisini özleştirir . Adam; 70 li yılların sonunda ufukları, hayalleri olan üniversite öğrencisidir. Kendisi gibi üniversiteli bir akran arkadaş grubu vardır.

Tabi ki iç savaşta kimi ülkede kalmayı seçerken kimi de dünyanın dört bir yanına dağılmıştır Adam gibi.

Kalanlardan evli çift Murad ve Nadiya ile başlar her şey tekrardan. Murad'ın ölümü ile. Cenazeler, düğünler ya da bayramlar toplanma vesileleridir ya. Ölüm döşeğinde ki Murad ,Adam'ı arar. Araları bozuktur bu iki eski dostun. Eski dost düşman olmaz misali. Lakin Adam için Murad " geçmiş arkadaştır ".

Adam ,seneler sonra ilk defa Paristen Lübnan 'a geçer. Neredeyse bir çeyrek yüzyıl sonra.

Ve eski arkadaşları tekrar buluşturma, bir araya getirme çabası içinde bulur kendini. Hesaplaşma böyle başlar ; kendiyle, arkadaşlarıyla, aileleriyle, ülkeyle, dinle, kültürle, zamanla, medeniyetlerle, insan ve insanlıkla.

Spoller vermeden daha fazla anlatmam mümkün değil. İlginizi çektiyse okuyun derim.




Merhabalar, spoiler vermeden biraz kitaptan söz edeceğim.

Amin Maalouf, ismini duyduğum ama yeni tanıştığım Lübnan asıllı Fransız bir yazar. Bu kitapta Lübnan'da yaşanan iç savaşın insanları nasıl etkilediğine değiniyor.

Kitap Adam adında bir tarihçinin 25 yıl sonra kendi değimiyle geçmiş bir arkadaşının ölümünden sonra Lübnan'a gitmesi, üniversite zamanındaki arkadaşlarını görmek istemesi, biriktirdiği mektuplar, anılar ile ilgili.

Adam ana bir karakter olarak görünüyor ama sanki herkes yan karakter gibi geldi bana. Sürekli mektuplar ve farklı insanların hayatlarına ve görüşlerine değinmesi bir tık beni sıktı. Bence bu kadar çok karakter olmamalıydı. Mesela kitabın sonlarındaki Hanım karakteri ve ya Bilal'in kardeşi gereksizdi. Muhtemelen yazar farklı kişilikleri olabildiğince kitabın içine almak için böyle bir şey yaptı ama bunun okuyucuyu bunaltabileceğini pek düşünmedi.

İç savaş sırasında ülkesini terk eden insanların daha sonra ülkesiyle ilgili nutuklar atmasını pek anlayamayacağım, günümüzde kendi ülkemde de bir iç savaş olmadan ekonomik ve sosyal çöküntüyü hissederek giden insanları görüyorum, ama bunu biz yaptık, sessizliğimiz bu ülkeyi de diğer doğu ülkeleri gibi yaşanılmaz hale getiriyor. Neyse incelemeden biraz uzaklaştım sanırım. Kitaba geri dönersem eğer, genel olarak sevdiğimi söylemeliyim. Yazarın daha önceki kitaplarını henüz okumadığım için kıyaslama yapamıyorum malesef ki.

Tavsiye edebileceğim türden bir kitap, keyifli okumalar diliyorum...



Tüm kitapları ücretsiz okuyabilir veya indirebilirsiniz! Ayrıca son kitabımız İlahi Rezonans artık raflarda! İncelemek için: