Tüm kitapları ücretsiz okuyabilir veya indirebilirsiniz! Ayrıca son kitabımız İlahi Rezonans artık raflarda! İncelemek için:

David Hume Alıntıları & En Çok Okunan Sözleri

David Hume En Beğenilen Sözleri



1. ""Hiçbir şey insanın hayalgücünden daha özgür değildir.""


- İnsanın Anlama Yetisi Üzerine Bir Soruşturma



2. ""Bir yanlış ister istemez diğerini doğurur.""


- İnsanın Anlama Yetisi Üzerine Bir Soruşturma



3. "İnsan, akıl sahibi bir varlıktır ve bu haliyle gıdasını ve rızkını bilimden alır."


- İnsanın Anlama Yetisi Üzerine Bir Soruşturma



4. ""Gerek ahlâk güzelliği gerek doğal güzellik algılanmaktan ziyade hissedilir.""


- İnsanın Anlama Yetisi Üzerine Bir Soruşturma



5. "İnsan dışı varlıkların bizim kavrayışımıza sığmayan birçok duyuya sahip olabilecekleri kolayca kavranabilir. Zira kör bir insanın görmediği renkleri bilemediği gibi bu veriler de bize hiçbir zaman yüklenmemiştir."


- İnsanın Anlama Yetisi Üzerine Bir Soruşturma



6. "Hiçbir şey insanın hayalgücünden daha özgür değildir."


- İnsanın Anlama Yetisi Üzerine Bir Soruşturma



7. "Felsefenin beni mahkûm ettiği üzüntülü yalnızlıktan, ürkmüş ve şaşırmış vaziyetteyim."


- İnsanın Anlama Yetisi Üzerine Bir Soruşturma



8. "Dolayısıyla deneyimden yapılan tüm çıkarımlar muhakemenin değil, alışkanlığın sonucudur."


- İnsanın Anlama Yetisi Üzerine Bir Soruşturma



9. "Kitaplar ve insanlar hakkındaki bilgilerini iyice sindiren insan, birkaç seçilmiş kişinin eşliğinden başka pek bir haz bilmez."


- İntihar



10. "Bu kadar uçsuz bucaksız uçurumlara göre sondamız fazla kısadır."


- İnsanın Anlama Yetisi Üzerine Bir Soruşturma



11. "Olgu meselelerine ilişkin muhakemelerimizde yegâne kılavuzumuz deneyim olsa da, bu kılavuzun tamamen şaşmaz olmadığı, bazı durumlarda bizi hatalara sürükleyebildiği kabul edilmelidir. Yaşadığımız iklimde havanın herhangi bir HAZİRAN gününde ARALIK ayındaki bir günden daha iyi olmasını bekleyen biri doğru ve deneyimlere uygun muhakemede bulunmuş olacaktır; ama şurası kesin ki, olay gerçekleştiğinde yanıldığı ortaya çıkabilir."


- İnsanın Anlama Yetisi Üzerine Bir Soruşturma



12. "Bir yanlış ister istemez diğerini doğurur."


- İnsanın Anlama Yetisi Üzerine Bir Soruşturma



13. "Herhalde kısır bir döngüde döner ve asıl kanıtlanmaya muhtaç olan noktanın kendisini, kanıtlanmış saymaktan başka bir şey yapamazsınız."


- İnsanın Anlama Yetisi Üzerine Bir Soruşturma



14. "“Bir topluluğun gerçek gücü insanlardan ve üretilen maldan gelir.”"


- Siyasi Denemeler



15. "Bilinç asla aldatmaz."


- İnsanın Anlama Yetisi Üzerine Bir Soruşturma



16. "Rastlantı olasılığı için geçerli olan, nedenlerin olasılığı için de geçerlidir. Belirli bir sonuç doğurma noktasında tamamen tekbiçimli ve değişmez olan bazı sebepler vardır ve bu zamana dek hiçbir örnekte bunların işleyişinin sekteye uğradığı ya da düzensiz gerçekleştiği görülmemiştir."


- İnsanın Anlama Yetisi Üzerine Bir Soruşturma



17. "Şiirin tüm renkleri, ne kadar muhteşem olursa olsun, tasviri gerçek bir manzara zannnetmemize yol açacak tarzda doğal nesneleri resmedemez. En canlı düşünce bile en donuk duyumdan daha aşağı seviyededir."


- İnsanın Anlama Yetisi Üzerine Bir Soruşturma



18. ""Sofuluğun anası bilgisizliktir." Bu, atasözü haline gelmiş ve genel deneyle doğrulanmış bir özdeyiştir."


- Din Üstüne



19. "Duyularımız yanıltıcılığa, anlayışımız yan­lışlığa yatkındır, uzam, süre, devinim, en bildik nesneler üstüne fikirlerimiz bile saçmalıklar ve çelişkilerle doludur."


- Din Üstüne



20. "Bazı anlarda üstün gelen umutsuzluk ise sonrasında yerini iyimser umutlara ve beklentilere bırakmaktadır."


- İnsanın Anlama Yetisi Üzerine Bir Soruşturma



21. "“ Halkın özgür bir yönetimle yönetilmediği bir toplumda sanat ve bilimin gelişmesi mümkün değildir.”"


- Siyasi Denemeler



22. "Çinliler, duaları yerine gelmeyince putlarını döverler."


- Din Üstüne



23. "Doğa her zaman haklarına sahip çıkacak ve sonunda her türlü soyut muhakemeye üstün gelecektir."


- İnsanın Anlama Yetisi Üzerine Bir Soruşturma



24. "“Hiçbir şey insanın hayalgücünden daha özgür değildir ”"


- İnsanın Anlama Yetisi Üzerine Bir Soruşturma



25. "Alışkanlıkların etkisi o kadar fazladır ki en güçlü olduğu yerde doğal cehaletimizin üstünü örtmekle kalmaz, kendisini gizler ve sadece en üst derecede bulunduğu için hiç olmuyormuş gibi görünür."


- İnsanın Anlama Yetisi Üzerine Bir Soruşturma



26. "Hatasızlık her örnekte güzellik için yararlıdır, doğru muhakeme de incelikli duygu için yararlıdır. Birini yererek diğerini övmek nafile bir çabadır."


- İnsanın Anlama Yetisi Üzerine Bir Soruşturma



27. "Gerçek dine ne kadar çok saygım varsa, bayağı boş inançlardan da o kadar tiksiniyorum."


- Din Üstüne



28. "Gerek ahlâk güzelliği gerek doğal güzellik algılanmaktan ziyade hissedilir."


- İnsanın Anlama Yetisi Üzerine Bir Soruşturma



29. "Olgu meselelerine ilişkin muhakemelerimizde yegâne kılavuzumuz deneyim olsa da, bu kılavuzun tamamen şaşmaz olmadığı, bazı durumlarda bizi hatalara sürükleyebildiği kabul edilmelidir. Yaşadığımız iklimde havanın herhangi bir HAZİRAN gününde ARALIK ayındaki bir günden daha iyi olmasını bekleyen biri doğru ve deneyimlere uygun muhakemede bulunmuş olacaktır; ama şurası kesin ki, olay gerçekleştiğinde yanıldığı ortaya çıkabilir."


- İnsanın Anlama Yetisi Üzerine Bir Soruşturma



30. "Hume'un ılımlı kuşkuculuğu, en sonunda, büsbütün olumsuz değildir, ölümcül ya da umursamaz da değildir. Tersi­ne, etkin ve yaratıcıdır. Her şeyden önemlisi, insanın canlı ru­hunun bağımsızlığının bildirisidir: "İnsan, her zaman insan". Bu yaratıcı skeptiklik ve bağımsızlık bildirisine, ister hümanist­lik, ister doğacılık, ister yeni paganlık, ister laiklik, ister pozitivistlik, ister pragmatiklik, ister bilinemezcilik, ne derseniz de­yin, bu, temaların en kalıcısı olan insan saygınlığının, yaşamada ve ölmede saygınlığın, Aydınlanmanın en has sesiyle, dingin ve güvenli bir biçimde onaylanışıdır."


- Din Üstüne



31. ""Şüpheler içimi sarıyor, onları dağıtıyordum, yine geliyorlar, yine dağıtıyordum, yine geliyorlardı; huzursuz bir İmgelemin Eğilime, belki Akla karşı sürekli savaşımıydı bu.""


- Din Üstüne



32. ""Dünyayı ve mevcut yaşamı, üstün bir zekâ çıkarsayabileceğin kusurlu bir binadan ibaret gör.""


- İnsanın Anlama Yetisi Üzerine Bir Soruşturma



33. "İnsanlık bütün çağlarda ve ülkelerde o kadar aynıdır ki, tarih bize bu açıdan yeni ya da tuhaf hiçbir bilgi vermez."


- İnsanın Anlama Yetisi Üzerine Bir Soruşturma



34. "İyi ile kötü her yerde içiçe girmiş ve karışmıştır: mutluluk­la mutsuzluk, bilgelikle akılsızlık, erdemle fenalık da [öyledir]. Hiçbir şey katıksız ve tek parça halinde değildir. Bütün yarar­ların yanı sıra sakıncalar da gelir."


- Din Üstüne



35. "“Doğa her zaman haklarına sahip çıkacak ve sonunda her türlü soyut muhakemeye üstün gelecektir.”"


- İnsanın Anlama Yetisi Üzerine Bir Soruşturma



36. "Sınırlı deneyimimizden bile anlayabiliyoruz ki, Doğa'nın sonsuz sayı­ da kaynakları ve ilkeleri vardır; bunlar Doğa'nın her konum ve durum değiştirmesinde ardı arkası kesilmeksizin kendilerini gösterirler. Bir evrenin oluşumu gibi böylesine yeni ve bilinme­dik bir durumda, doğayı hangi yeni ve bilinmedik ilkelerin ha­rekete getireceğini ise, pek büyük bir ataklık göstermedikçe saptamaya yeltenemeyiz.
Bu büyük sistemin çok küçük bir parçası, çok kısa bir süre boyunca ve yetkinlikten çok uzak bir biçimde bize kendisini göstermiştir: biz buna mı dayanarak bütünün kökeni üstüne kesin yargılar veriyoruz?"


- Din Üstüne



37. "İnsanlık bütün çağlarda ve ülkelerde o kadar aynıdır ki, tarih bize bu açıdan yeni ya da tuhaf hiçbir bilgi vermez."


- İnsanın Anlama Yetisi Üzerine Bir Soruşturma



38. "“keza aklımız da deneyimlerimizin yardımı olmaksızın olgusal durum ve gerçek varoluş hakkında hiçbir çıkarımda bulunamaz.”"


- İnsanın Anlama Yetisi Üzerine Bir Soruşturma



39. "“Benzer gözüken nedenlerden benzer etkiler çıkmasını bekleriz. Deneysel yargılarımızın tamamının özü budur. ”"


- İnsanın Anlama Yetisi Üzerine Bir Soruşturma



40. "Eğer bir yerde duracak ve daha ileriye gitmeyeceksek, niçin oraya kadar gidelim?"


- Din Üstüne



41. "''Diğer uluslar edebiyatta bizimle rekabet etseler veya güzel sanatların bazılarında bizi geçseler de, akıl ve felsefede ilerleme yalnızca hoşgörülü ve özgür topraklarda gerçekleşir.''"


- İnsan Doğası Üzerine Bir İnceleme



42. "Her ne kadar, bildiğimiz bütün değiş­me ve bozulmalar bir düzen durumundan bir başka düzen du­rumuna geçişlerden başka bir şey değilse de yeryüzünün her bölümünün uğradığı aralıksız değişimler yaygın dönüşümün varlığını bildiriyor gibidir."


- Din Üstüne



43. "Mısır efsanelerini inceleyenler, hayvanlara tapınmayı açıklamak için, tanrıların, düşmanları olan yeryüzü doğumlu insanların dehşetinden kaçmak amacıyla eskiden kendilerini hayvan biçimine sokarak saklamak zorunda kaldıklarını söyle­mektedirler."


- Din Üstüne



44. "Ama birde, dün­yanın yaygın dinlerinde göründüğü haliyle bu imgeye bir ba­kın. Tanrı, yaptığımız tasvirlerinde nasıl çarpıtılmıştır! Ona ne gelgeç hevesler, ne saçmalıklar, ne ahlaksızlıklar yakıştırılmış­tır! Gündelik yaşamda akıllı ve erdemli bir insana doğal olarak atfedeceğimiz kişiliğin bile ne kadar altına indirilmiştir!"


- Din Üstüne



45. "“Filozof olun olmasına, ama felsefeyle uğraşırken yine de insan kalın.”"


- İnsanın Anlama Yetisi Üzerine Bir Soruşturma



46. "Bizim düşüncelerimiz dalgalanır, kesinlikten yoksundur, gelip geçer, ardarda sıralanır ve bileşiktir. Bu özelliklerini kaldırırsak mut­lak olarak özünü yok eder..."


- Din Üstüne



47. "Filozofların yavaş yavaş ve düşünerek attıkları adımlar, sıradan kimselerin atakça yürüyüşünden en çok burada ayrımlanır - en küçük ben­zerliklere aldanarak acele eden berikiler, her türlü ayırt etme ya da ince düşünme yetisinden yoksundur."


- Din Üstüne



48. "Tanrıları­nın, ne denli güçlü ve görünmez olsalar da, bir tür insandan başka bir şey olduğunu düşünemezler - belki, insanlar arasın-, dan sivrilmiş, ama maddi beden ve organların yanı sıra, bütün insan tutku ve iştihalarını da sürdüren bir tür insan. Böyle sı­nırlı varlıklar, insan yazgısının efendileri olmakla birlikte, tek tek her biri, etkisini her yere yayamadığı için, doğanın tüm yü­zünde yer alan olay çeşitliliğini açıklayabilmek bakımından son derece çoğaltılmak gerekir. Bundan ötürü, her yer bir yerel tan­rılar kalabalığıyla tıklım tıklımdır ve işte bundan ötürü, çok­ tanrıcılık eğitim görmemiş insanlığın büyük bölümünde ege­men olmuştur, hala da egemendir."


- Din Üstüne



49. "Doğru fəlsəfə zehnə hakim olduğu anda, batil inanclar zehindən xaric olunur."


- İntihar və Ruhun Ölümsüzlüyü



50. "Piş­manlık, utanç, keder, hiddet, hayal kırıklığı, endişe, korku, melal(hüzün), umutsuzluk: kim , bu işkencecilerin hain saldırılarına uğ­ramadan yaşamını geçirmiş? Bunlardan daha iyi duyguları kaç kişi birazcık olsun hissetmiş? Herkesin öylesine nefret ettiği durmadan çalışmak ve yoksulluk çekmek, büyük çoğunluğun kesin yazgısıdır; rahatlık ve zenginlik içinde yaşayan ayrıcalıklı o birkaç kişi de hiçbir zaman tam doyuma ya da gerçek mutlu­luğa erişemezler. Yaşamın bütün iyilikleri bir araya gelseler çok mutlu bir insan meydana getiremezler."


- Din Üstüne



51. "“İnsan, akıl sahibi bir varlıktır ve bu haliyle gıdasını ve rızkını bilimden alır.”"


- İnsanın Anlama Yetisi Üzerine Bir Soruşturma



52. "Səninlə necə rəftar edilməsini istəyirsənsə, sən də başqalarına elə davran. Lakin ilk yaxşı rəftarı sən et."


- İntihar və Ruhun Ölümsüzlüyü



53. "Kopernikus'çu sistemin büyük bir temeli şu kuraldır: Doğa en yalın yöntemlerle hareket eder ve herhangi bir amaç için en uygun aracı seçer."


- Din Üstüne



54. "“İnsan hareket etmek, muhakemede bulunmak ve inanmak zorundadır...""


- İnsanın Anlama Yetisi Üzerine Bir Soruşturma



55. "Biribirlerinin tam aynı düşünen iki kişiyi hiçbir zaman bulamayız. Hatta aynı bir kimse de, herhan­gi iki ayrı zamanda tam aynı biçimde düşünmez."


- Din Üstüne



56. "Bazı dinbilim öğretilerinde bulunan kimi ahlak görüşleri kadar lekesiz ne olabilir? Ya, bu öğretilerin yol açtığı kimi uy­gulamalar kadar bozuk ne olabilir?"


- Din Üstüne



57. "İnsanlık bütün çağlarda ve ülkelerde o kadar aynıdır ki, tarih bize bu açıdan yeni ya da tuhaf hiçbir bilgi vermez."


- İnsanın Anlama Yetisi Üzerine Bir Soruşturma



58. "Bir yanlış ister istemez diğerini doğurur."


- İnsanın Anlama Yetisi Üzerine Bir Soruşturma



59. "Başlıca üstünlüğü akıl ve kavrayışlılık olan insan türü, bütün öteki soylar arasında en muhtaç ve beden üstünlükleri bakımından en eksikli olanıdır: kendi beceri ve çalışkanlıklarıyla sağladıklarının dışında ne giysileri, ne silah­ları, ne yiyecekleri, ne barınakları, ne de herhangi bir yaşam ko­laylıkları vardır. Kısacası, doğa, yaratıklarının gereksinmeleri konusunda kesin bir hesap yapmış gibi görünmektedir; ve sert bir efendi gibi, onlara bu gereksinmelerini karşılamaya kıtı kıtına yetecek kadarından fazla bir güç ya da donanım pek verme­miştir."


- Din Üstüne



60. "Yaşamın en iyi anları bile öyle kaygı, sıkıntı vericidir ki, gelecek yine de bütün umutlarımızın ve korkula­rımızın ereği olmaktadır."


- Din Üstüne



61. "İnsan yaşamının - mutluluğa erişme yolunda duyulan kaygı, gelecek mutsuzluğun korkusu, ölüm dehşeti, öç alma susuzluğu, yiyecek ve başka gereksinimlere iştah gibi­ olağan duygularından başka hiçbir tutkunun böylesine barbar­lar üstünde etkili olacağı düşünülemez. Bu türlü -özellikle de açlığa ilişkin- umut ve korkularla uyarılan insanlar, gelecek ne­denlerin akış çizgisine ürperen bir merakla bakar ve insan ya­şamının çeşitli ve karşıt olaylarını incelerler. İşte, bu düzeni bozuk sahnede, daha da düzensiz ve şaşkın gözlerle, tanrısal varlığın ilk belirsiz izlerini görürler."


- Din Üstüne



62. "Ümidə və sevincə meyilli olmaq həqiqi zənginlik, qorxu və kədərə meyil isə həqiqi yoxsulluqdur."


- İntihar və Ruhun Ölümsüzlüyü



63. "En diri akıl deliliğe kom­şudur; sevincin en yüksek belirimleri en derin hüzünler doğurur; insanı en çok kendinden geçiren zevklerin yanı sıra en za­lim bitkinlikler ve tiksintiler gelir; en gönül okşayıcı umutlar en acı hayal kırıklıklarına yol açar. Ve genel olarak, her şeyde ola­bildiğince bir aleladelik ve bir çeşit duyarsızlık sağlayan ortacı ve ılımlı tutum kadar güvenli (çünkü mutluluğu hayal bile et­memek gerekir) hiçbir yaşam yolu yoktur."


- Din Üstüne



64. "Evet, bazen dinsel kanıtların bilisiz bir yabani ya da barbar üstünde gerekli etkiyi gösteremediklerini biliyorum; ama bu­nun nedeni, kanıtların karanlık ve anlaşılması güç oluşu değil, o adamın kendisine bu gibi konularda hiçbir soru sormayışıdır. Bir hayvanın o ilginç yapısı nereden çıkar? Ana babasının çiftleşmesinden. Ya onlar? Onlar da kendi ana babalarından mı? Birkaç hamlede soruların konusu öyle uzaklaşır ki, yabani ya da barbar için karanlık ve karışıklıkta kaybolur gider, zaten onun da bunları daha öteye izleyecek merakı yoktur. Fakat bu ne dogmacılıktır ne de skeptiklik, düpedüz aptallıktır."


- Din Üstüne



65. "En canlı düşünce bile en donuk duyumdan daha aşağı seviyededir"


- İnsanın Anlama Yetisi Üzerine Bir Soruşturma



66. "Böylesine yokluklar ve ihtiyaçlarla dolu bir dünyada yaşamak zordur, evet yineleye­ceğim, zordur."


- Din Üstüne



67. "Onları, sevgi ve nefretle harekete geçen, armağan ve kurbanlarla etkilenen -tıpkı insanlar gibi- duygulu, zeki varlıklar diye gösterir. İşte, dinin kökeni budur: Dolayısıyla, putatapıcılığın ya da çok­ Tanrıcılığın da kökeni budur."


- Din Üstüne



68. "Hiçbir şey insanın hayalgücünden daha özgür değildir."


- İnsanın Anlama Yetisi Üzerine Bir Soruşturma



69. "“İnsan hareket etmek, muhakemede bulunmak ve inanmak zorundadır…”"


- İnsanın Anlama Yetisi Üzerine Bir Soruşturma



70. "İnsanın ömürü yaşadığı qədəriləmi ölçülür yoxsa xoşbəxt olduğu qədərlə?"


- İntihar və Ruhun Ölümsüzlüyü



71. "Doğrudur, dine hem korku hem de umut girer; çünkü, bu tutkuların ikisi de başka başka zamanlarda insan zihnini kış­kırtır ve her biri, kendisine uygun bir tanrısallık türü oluşturur. Fakat insan neşeli bir eğilimde olduğu zaman, herhangi bir çeşit iş görmeye, dostluk kurmaya ya da eğlentiye yatkındır ve doğal olarak kendisini bunlara verir, dini düşünmez."


- Din Üstüne



72. "Sorun Tanrı'nın varlığına değil, doğasına ilişkindir. İnsan aklının kusurlarından ötürü, bunun bizim için tümüyle kav­ranılamaz ve bilinemez bir şey olduğunu teslim ederim."


- Din Üstüne



73. "“Biraz felsefe insanı tanrıtanımazlığa götürür, ama felsefenin çoğu onu dine döndürür. “"


- Din Üstüne



74. "Herhangi bir öğretinin ilk bulunuşu ve tanıtlanması, onu desteklemekten ve sürdürmek­ten çok daha güçtür."


- Din Üstüne



75. "Ateşe kuru bir odun parçası attığımda, zihnim hemen alevi söndüreceğini değil körükleyeceğini tasavvur etmeye sürüklenir. Düşüncenin nedenden sonuca bu geçişi aklın bir ürünü değildir. Kökeni tamamen alışkanlık ve deneyimde saklıdır."


- İnsanın Anlama Yetisi Üzerine Bir Soruşturma



76. "Bir tek insanın bir tiran tarafından yasasız olarak öl­dürülmesi, salgın, kıtlık ya da (insanlar arasında) ayrım gö­zetmeyen herhangi bir felaket sonucu bin kişinin ölümünden daha kötüdür."


- Din Üstüne



77. "Yahudi­lerin uzlaşmaz dar kafasını herkes bilir. Müslümanlık daha da kanlı ilkelerle işe girişmiştir; bugün bile, bütün öteki dinlere ateşte yanmayı değilse de, lanetlenmeyi uygun görmektedir."


- Din Üstüne



78. "Herhalde kısır bir döngüde döner ve asıl kanıtlanmaya muhtaç olan noktanın kendisini, kanıtlanmış saymaktan başka bir şey yapamazsınız."


- İnsanın Anlama Yetisi Üzerine Bir Soruşturma



79. "Filozof olun; olun ama, tüm felsefeniz içinde, yine insan kalın."


- İnsanın Anlama Yetisi Üzerine Bir Soruşturma



80. "Varlıklı dönemlerinde onlara tanrısal lütfu unutturan güven ve duyumsallıklarını bastırarak, insanları uygun bir din duygusuna getirmek bakımından, acı çekmenin yararlarını sa­yıp dökmek, halka seslenen bütün din adamlarının en sık baş­ vurdukları yöntemdir."


- Din Üstüne



81. ""Dünyayı ve mevcut yaşamı, üstün bir zekâ çıkarsayabileceğin kusurlu bir binadan ibaret gör.""


- İnsanın Anlama Yetisi Üzerine Bir Soruşturma



82. "Hepsi de, kendi mutluluklarına erişmek için ne denli yetersiz kalırlar! Onlara bakanlara, ne aşağılanası ya da nefret edilesi görünürler! Bütün bunlar, kör bir doğa fikrinden başka hiçbir şey düşündürmez - büyük bir canlılık verici ilke tarafından gebe bırakılan ve herhangi bir biçimde ayırt etmeksi­zin ya da bir ana baba özeni göstermeksizin, kucağından sakat ve düşük çocuklar döküp duran bir doğa!"


- Din Üstüne



83. "Gördüğümüz bü­tün durumlarda, fikirler gerçek nesnelerden kopya edilmişler­dir; bilgiççe söyleyecek olursam, arkhetip'e değil ektip'e ilişkin­ [fikirler ana örnekler değil, suretlerdir]; siz bu sırayı tersyüz ediyor ve önceliği düşünceye veriyorsunuz. Gördüğümüz bü­tün örneklerde, düşüncenin madde üstünde, (maddenin onunla karşılıklı eşit bir etkisi olacak biçimde birleştirildiği durumlar dışında) hiçbir etkisi yoktur."


- Din Üstüne



84. "İnsanın en bü­yük düşmanı insandır. Baskı, adaletsizlik, aşağılama, hakaret, şiddet, ayaklanma, savaş, iftira, ihanet, hile: işte bunlarla, kar­şılıklı olarak biribirlerine işkence ederler: öyle ki, ayrılmala­rından daha büyük kötülükler doğacağı korkusu olmasaydı, kurdukları o toplumu çok geçmeden dağıtırlardı."


- Din Üstüne



85. "İnsanların zayıf bellekleri, abartmayı sevmeleri, tembel dikkatsizlikleri - bu etken­ler, eğer kitaplarla, yazılarla düzeltilmezse, çok geçmeden tarih­sel olayların anlatımını gerçeğinden saptırırlar; kanıtlamanın ya da akıl yürütmenin pek az yeri olduğu ya da hiç olmadığı bu anlatımlarda bir kez kaçmış olan gerçek ise, bir daha ele geçi­rilemez. İşte Herakles, Theseus, Bakkhos efsanelerinin böyle gerçek tarihten kaynak alıp ağızdan ağıza aktarılırken bozulduğu sanılmaktadır."


- Din Üstüne



86. "Həyatdakı yaxşı ya da pis təsadüflərə nəzarət etmək nadir işdir; ancaq, hansı kitabları oxuyacağımız, nə ilə əylənəcəyimiz və kimlərlə yoldaşlıq edəcəyimiz, adətən, bizim əlimizdədir."


- İntihar və Ruhun Ölümsüzlüyü



87. "“Peki, dünyada adaletin hakkaniyetle dağıtıldığını gösteren herhangi bir emare var mıdır?”"


- İnsanın Anlama Yetisi Üzerine Bir Soruşturma



88. "“Peki, dünyada adaletin hakkaniyetle dağıtıldığını gösteren herhangi bir emare var mıdır?”"


- İnsanın Anlama Yetisi Üzerine Bir Soruşturma



89. "Yaşamın kadehi, ozanın imgeleyişine göre, her zaman Jupiter'in iki elindeki kaplardan karılarak doldurulur: eğer arada bir ka­tıksız bir kadeh sunulmuşsa, aynı ozanın dediği gibi, yalnızca sol eldeki kaptan doldurulmuştur."


- Din Üstüne



90. "Küçük Asya'da bir ulus olan Kaunoslular [Karya], aralarına yabancı tanrıları sokmamak kararında oldukları için, düzenli olarak, belli mevsimlerde, tepeden tırnağa silahlanıp toplanır, mızraklarıyla havayı döver ve böyle yapa yapa sınır­larına dek ilerlerlermiş - kendi dediklerine göre, yabancı tanrı­ları kovmak için."


- Din Üstüne



91. "“Filozof olun olmasına, ama felsefeyle uğraşırken yine de insan kalın.”"


- İnsanın Anlama Yetisi Üzerine Bir Soruşturma



92. "Tecrübeden doğan bütün çıkarımlar akılyürütmenin değil alışkanlığın etkileridir."


- İnsanın Anlama Yetisi Üzerine Bir Soruşturma



93. "“Hiçbir şey insanın hayal gücünden daha özgür değildir.”"


- İnsanın Anlama Yetisi Üzerine Bir Soruşturma



94. "Keçmişdəki bir təcrübə, gələcək üçün ən azı bir fürsəti sübut edir."


- İntihar və Ruhun Ölümsüzlüyü



95. "Kötülüğü önlemek istiyor da, gücü mü yetmiyor? O halde erksizdir. Gücü yetiyor da, istemiyor mu? O halde kötücüldür. Hem gücü yetiyor, hem canı istiyor mu? O halde kötülük nere­den geliyor?"


- Din Üstüne



96. "İnsan, ağıllı bir varlıqdır; buna görə də uyğun qidasını elmdən alır, lakin insanın bilik sahəsi o qədər dardır ki, elmdən aldığı qidadan çox az qismi faydalana bilir."


- İntihar və Ruhun Ölümsüzlüyü



97. "“Her türlü edebiyat, çeşitli tutum ve durumları içinde insan yaşamının resimlerinden başka bir şey değildir ve önümüze koydukları nesnenin niteliklerine bağlı olarak, bizde övgü ya da yergi, hayranlık ya da alay gibi farklı duygulara ilham verir.”"


- İnsanın Anlama Yetisi Üzerine Bir Soruşturma



98. "“İnsan, akıl sahibi bir varlıktır ve bu haliyle gıdasını ve rızkını bilimden alır.”"


- İnsanın Anlama Yetisi Üzerine Bir Soruşturma



99. "Aynı bir şeyin hem olması hem olmaması olanaksızdır, bütün parçadan büyüktür, iki artı üç beş eder gibi çelimsiz kurallarla, sko­lastik dinin seline karşı çıkmak, okyanusu saçlarla durdurmaya kalkmak demektir. Kutsal gizemlerin karşısına dindışı aklı mı koyacaksınız? Yaptığınız dine aykırı harekete ne ceza verilse az gelir. Ve sapkınlar için tutuşturulan ateşler, filozofların yok edilmesine de yarayacaktır."


- Din Üstüne



100. "Tüm fikirlerimiz veya daha güçsüz algılarımız izlenimlerimizin ya da daha canlı algılarımızın taklitleridir."


- İnsanın Anlama Yetisi Üzerine Bir Soruşturma



101. "Bütün fikirlerimiz izlemlerimizin suretlerinden başka bir şey değildir, başka bir deyişle daha öncesinde dış veya iç duyularımızla hissetmediğimiz bir şeyi düşünmemiz imkansızdır."


- İnsanın Anlama Yetisi Üzerine Bir Soruşturma



102. "“Salt bir filozof genellikle dünyada çok az kabul görür, zira topluma yararlı ya da zevkli hiçbir katkı sunmadığı varsayılan bir kişiliktir; insanlarla iletişimden uzak yaşar ve onların idrak edebileceklerinden bir o kadar uzak ilkeler ve mefhumlarla ilgilenir. Diğer yandan, salt cahil insan ise daha da hor görülür; bilimin başını alıp gittiği bir çağ ve ülkede bu soylu eğlencelerin hiçbirinden haz duymamak darkafalı bir insanın en şaşmaz göstergesi olarak görülür.”"


- İnsanın Anlama Yetisi Üzerine Bir Soruşturma



103. "Tulli, batil inancları olan insanın, həyatın hər səhnəsində, başına gələn hər hadisədə acınacaqlı halda olduğunu söyləyir."


- İntihar və Ruhun Ölümsüzlüyü



104. "Görünmez, zeki bir güce inanmak, her yerde ve her çağda, insan soyu içinde adamakıllı yaygındır; fakat belki hiçbir ayrık bırakmamacasına evrensel olmadığı gibi, bu inancın öne sürdüğü fikirler de en küçük bir tekbiçimlilik göstermemek­tedir."


- Din Üstüne



105. "Alışkanlık, insan hayatının büyük bir rehberidir."


- İnsan Zihni Üzerine Bir Araştırma



106. "Bahaneler ve görünüşler artık bizi aldatmaz."


- İnsanın Anlama Yetisi Üzerine Bir Soruşturma



107. "Fəlsəfə, insan zehninin mahiyyətini araşdırmaqdır."


- İntihar və Ruhun Ölümsüzlüyü



108. "Hizipler, iç savaşlar, zulümler, devlet içinde fesat, baskı, kölelik - bunlar hep boşinançların insanların zihinlerine egemen olmasının her zaman verdiği iç karartıcı sonuçlar."


- Din Üstüne



109. "Acı hazdan daha az sık olsa bile, sonsuz kere daha şiddetli ve süreklidir. Bir saatlik acı, çoğucası, bizim olağan yavan zevk almalarımızın bir gününe, bir haf­tasına, bir ayına fazlasıyla bedel olabilir. Ya birkaçıyla, ne çok günler, haftalar, aylar en keskin acılı işkenceler altında geçer? Haz, pek ender bir durumda coşku ve vecde erişir; en yüksek noktasında bir süre devam edebildiği hiçbir durumsa yoktur."


- Din Üstüne



110. "“Her fikir önceki bir izlenimden ya da duygudan kopyalanır ve hiçbir izlenimin olmadığı yerde, hiçbir fikir olmadığından emin olabiliriz.”"


- İnsanın Anlama Yetisi Üzerine Bir Soruşturma



111. "Bilinç hiçbir zaman aldatmaz."


- İnsanın Anlama Yetisi Üzerine Bir Soruşturma



112. "En canice ve en teh­likeli girişimlere atılanlar, çoğucası en boşinançlı kişilerdir. Sofuluk­ları ve inançları, korkuları oranında artar."


- Din Üstüne



113. "Ne kadar karmaşık ya da yüce olurlarsa olsunlar, düşünce ya da idealarımız çözümlediğimizde bunların, her defasında, daha önceki bir his ya da duyguyu kopya eden basit idealardan meydana geldiğini görürüz."


- İnsanın Anlama Yetisi Üzerine Bir Soruşturma



114. "Bu evrene çepeçevre bir bakın. Canlandırılmış ve örgün, duyumlu ve etkin, ne uçsuz bucaksız bir varlıklar bolluğu! Bu harikulade çeşitlilik ve verimliliğe hayran kalırsınız. Fakat ba­kılmaya değecek yegane varlıklar olan, şu canlı varoluşları bi­raz daha yakından inceleyin. Biribirlerine karşı ne kadar düş­man ve yıkıcılar!"


- Din Üstüne



115. "Aritmetikçilerce gözlemlenmiştir ki, 9'un çarpımlarmı oluşturan sayılar kendi aralarında toplanınca ya 9 ederler ya da 9'un küçük katlarından biri olurlar. Örneğin, 9'un çarpımları olan 18, 27, 36' da; 1 'le 8'i, 2'yle 7'yi, 3'le 6'yı toplayarak 9 elde edersiniz. Örneğin, 369 da 9'un bir çarpımıdır; bunda da 3'ü, 6'yı ve 9'u toplarsanız, 9'un küçük katlarından biri olan 18'e va­rırsınız. Yüzeyden bir gözlemci, böylesine harikalı bir düzen­liliğe ya rastlantının ya da tasarının eseri diye hayran olabilir, fakat usta bir cebirci bunun bir zorunluluk eseri olduğu sonu­cuna hemen varır ve bu sayıların doğal yapısında her zaman bu sonucun çıkması gerektiğini belitler. Sorarım size, acaba evre­nin bütün ekonomisinin de, hiçbir insan cebirinin güçlüğü çö­zecek bir anahtar sağlayamamasına karşın, benzer bir zorunlu­lukla yönetilmesi olası değil midir?"


- Din Üstüne



116. "Doğa, etkileyiş biçimini bu küçük kürede öylesine aşırı bir çeşitlilikle ortaya koyduğuna göre, böylesine uçsuz bucaksız bir evrende durmadan kendini kopya ettiğini düşünebilir miyiz? Ve pekala varsayabileceğimiz üzere, eğer düşünce yalnız bu daracık köşeye özgüyse ve bura­da bile öyle sınırlı bir eylem alanına sahipse, ona ne hakla her­ şeyin ilk nedeni gözüyle bakabiliriz? Krallıkların yönetimi için kendi ev ekonomisinden kural çıkaran bir köylünün dar görüş­leri, buna oranla [haydi haydi] bağışlanabilecek bir yanılgıdır."


- Din Üstüne



117. "Yalnızca filozof olan kişi, insanlarla alışverişten uzak yaşarken, insanların anlayışından aynı derecede uzak ilkeler ve kavramlara bürünmüş olarak, toplumun yararına ve gönenmesine bir katkıda bulunmadığı sa­nıldığından, dünyada genellikle çok az kabul gören bir kişidir. Öte yandan, yalnızca cahil olan daha da hor görülür; bilimlerin serpilmekte olduğu bir çağ ve ülkede, bu soylu heveslerin zevkine herhangi bir şekil­ de varamamak da kısır bir kafanın en sağlam belirtisi sayılır."


- İnsanın Anlama Yetisi Üzerine Bir Soruşturma



118. "“Filozof olun olmasına, ama felsefeyle uğraşırken yine de insan kalın.”"


- İnsanın Anlama Yetisi Üzerine Bir Soruşturma



119. "“Peki, dünyada adaletin hakkaniyetle dağıtıldığını gösteren herhangi bir emare var mıdır?”"


- İnsanın Anlama Yetisi Üzerine Bir Soruşturma



120. "“Bütün erekler arasında erdem en değerlisi olduğundan, bu akıma mensup felsefeciler erdemi en tatlı renklere sarıp sarmalar, şiirden ve belagat sanatından her türlü yardımı alır ve konularına kolay ve bariz bir tarzda yaklaşırlar; zaten muhayyilemizi memnun etmenin ve duyguları yakalamanın en iyi yolu da budur.”"


- İnsanın Anlama Yetisi Üzerine Bir Soruşturma



121. "Herhangi bir neden, bilinen etkilerinden başka neyle bilinebilir? Herhangi bir varsayım ortada görünen olgulardan başka neyle kanıtlanabilir? Bir varsayımı bir başka varsayıma dayatmak, tümüyle havada bir yapı kurmaktır; bu gibi yakıştırma ve hayallerle yapabileceğimiz şey, olsa olsa görüşümüzün salt ola­nağını belitlemek olur, fakat böyle koşullar altında asla onun gerçekliğini kanıtlayamayız."


- Din Üstüne



122. "Böylesine yokluklar ve ihtiyaçlarla dolu bir dünyada yaşamak zordur, evet yineleye­ceğim, zordur."


- Din Üstüne



123. "“Birini yererek diğerini övmek nafile bir çabadır.”"


- İnsanın Anlama Yetisi Üzerine Bir Soruşturma



124. "“Doğru ve sahih muhakeme yegâne evrensel ilaçtır”"


- İnsanın Anlama Yetisi Üzerine Bir Soruşturma



125. ""bilime tutkuyla bağlanın diyor doğa, ama biliminiz insani olsun ve bu şekilde eylemle, toplumla doğrudan bir bağ kurabilirsin.""


- İnsanın Anlama Yetisi Üzerine Bir Soruşturma



126. "Düşüncə, insanlıqdakı ən önəmli şeydir."


- İntihar və Ruhun Ölümsüzlüyü



127. "Yaşamın çaresizlikleri, insanların mutsuzluğu, doğal yapımızın genel yozlukları, tad­ların, zenginliklerin, şereflerin doyurucu olamayan hazzı; bu yakınmalar bütün dillerde neredeyse, deyimleşmiştir."


- Din Üstüne



128. "“En tatlı ve en zararsız yaşam yolu bilim ve bilginin sokaklarından geçer ve bu yoldaki engellerden herhangi birini kaldırabilen ya da yeni ufuklar açabilen herkes insanlığa hayrı dokunmuş biri olarak baş tacı edilmelidir.”"


- İnsanın Anlama Yetisi Üzerine Bir Soruşturma



129. ""Despotik güce sahip olmak isteyen bütün hükümdarlar, din adamlarının desteğini almanın ne kadar önemli olduğunun bilincinde olmuşlardır...""


- Siyasi Denemeler



130. "Brasidas bir sıçan tutmuş, ama hayvan onu ısırınca, gitsin diye bırakmış ve şöyle demiş: “Ne denli aşağılık olursa olsun, kendini koruyacak kadar yüreği olan kurtulmaya layıktır.” Bellarmine pi­relerin ve başka iğrenç haşerelerin kendisini yemesine, sabırla ve alçakgönüllülükle göz yumarmış. “Bizim çektiğimiz acıları ödüllendirecek cennetimiz var, dermiş, ama o zavallı yaratıkların, bu yaşamın tadını çıkarmaktan başka hiçbir şeyleri yok.” Bir Yunanlı kahramanla bir Katolik ermişin kuralları arasında, işte bu kadar büyük bir ayrılık vardır."


- Din Üstüne



131. "Her mezhep kendi inanç ve tapmasının tanrısal varlığa tümüyle kabul edilir gözüktüğünden kesinlikle emin olduğuna ve aynı bir varlığın ayrı ve karşıt ayin ve ilkelerle memnun edi­ lebileceği düşünülemeyeceğine göre; çeşitli mezhepler doğal olarak birbirleriyle düşmanlığa düşer ve karşılıklı olarak bütün insan tutkularının en öfkelisi ve yatıştırılmazı olan o kutsal ateş ve kini kusarlar."


- Din Üstüne



132. "Bir ucubenin doğması böyle birinin merakını gıcıklar ve bunu pek olağanüstü bir şey sayar. Yeniliğinden ötürü, bu onu ür­kütür; hemen titremeye, kurbanlar kesmeye, dualar etmeye ko­yulur. Fakat tüm bedeni ve organları tastamam bir hayvan, onun gözünde olağan bir görüntüdür, onda hiçbir dinsel görüş ya da duygu uyandırmaz. Ona, bu hayvanın nereden çıktığını sorun; size, ana babasının çiftleşmesinden diyecektir. Ya onlar? deyin. Onlar da, kendi ana babalarının çiftleşmesinden. Geriye doğru birkaç adım, böye bir kimsenin merakını köreltir ve nes­neleri öylesine uzaklaştırır ki, ona büsbütün görünmez olurlar."


- Din Üstüne



133. "İnsanın hayal gücünden daha özgür bir şey yoktur..."


- İnsanın Anlama Yetisi Üzerine Bir Soruşturma



134. "Fakat tüm bu nedenleri takdiri ilahi yönetir, evrende hiçbir şey onun izni ve hükmü olmadan gerçekleşmez. Oyleyse, benim ölümüm de -istegimle gerçekleşse bile- onun izni olmadan olamaz ve ne zaman ki acı ve üzüntü sabrımı çok aşıp beni hayattan bıktırırsa, o zaman en açık ve en net ifadelerle görev yerimden geri çağrıldığım sonucunu çıkartabilirim"


- İntihar



135. "Yardımseverlik bulaşıcıdır, üzgün yüzleri hemen aydınlatır ve güneş gibi etki eder. Karanlık bir buluta veya düşen yağmura vurduğunda, onları doğada bulunabilecek en güzel renklerle boyar."


- İntihar



136. "" Hiçbir şey insanın hayalgücünden daha özgür değildir.""


- İnsanın Anlama Yetisi Üzerine Bir Soruşturma



137. ""...hayal ettiğimiz hiçbir şey kesinkes olanaksız değildir.""


- İnsan Doğası Üzerine Bir İnceleme



138. "“Her fikir önceki bir izlenimden ya da duygudan kopyalanır ve hiçbir izlenimin olmadığı yerde, hiçbir fikir olmadığından emin olabiliriz.”"


- İnsanın Anlama Yetisi Üzerine Bir Soruşturma



139. ""İnsan hareket etmek, muhakemede bulunmak ve inanmak zorundadır...""


- İnsanın Anlama Yetisi Üzerine Bir Soruşturma



140. "''Zihin bir tür tiyatro sahnesidir: orada çeşitli algılar ardışık olarak kendilerini gösterirler; geçerler, yeniden geçerler, kayıp giderler ve sonsuz bir duruş ve durum çeşitliliği içinde birbirleriyle karışırlar."


- İnsan Doğası Üzerine Bir İnceleme



141. "...sıra­dan kişilerin onaylayışlarının yalnızca sözel kaldığını ve gö­rünüşte Tanrı'ya yakıştırdıkları yüce nitelikleri kavrayacak ye­tenekte olmadıklarını gözlemleyebiliriz. Şatafatlı dillerine kar­şın, onun üstüne gerçek fikirleri, hala her zamanki kadar zavallı ve saçma sapandır."


- Din Üstüne



142. "“En tatlı ve en zararsız yaşam yolu bilim ve bilginin sokaklarından geçer ve bu yoldaki engellerden herhangi birini kaldırabilen ya da yeni ufuklar açabilen herkes insanlığa hayrı dokunmuş biri olarak baş tacı edilmelidir.”"


- İnsanın Anlama Yetisi Üzerine Bir Soruşturma



143. "“Şiirin tüm renkleri, ne kadar muhteşem olursa olsun, tasviri gerçek bir manzara zannetmemize yol açacak tarzda doğal nesneleri resmedemez.”"


- İnsanın Anlama Yetisi Üzerine Bir Soruşturma



144. "Tüm fikirlerimiz veya daha güçsüz algılarımız izlenimlerimizin ya da daha canlı algılarımızın taklikleridir."


- İnsanın Anlama Yetisi Üzerine Bir Soruşturma



145. "Heç bir şey insanın xəyal gücü qədər azad deyil."


- İntihar və Ruhun Ölümsüzlüyü



146. "Ən sönük müşahidə qırıntısı belə ən canlı düşüncədən həqiqətə daha uyğundur."


- İntihar və Ruhun Ölümsüzlüyü



147. "Evrende bir maksada hizmet etmiyor gibi görünen ve ortadan kaldırılmasıyla bütünde gözle görünür bir bozukluk ve düzensizlik yaratmayacak pek az parça olduğu kabul edilmelidir. Parçaların hepsi biribiriyle iliş­kilidir ve geri kalanlarını az ya da çok etkilemeden, birine do­kunulamaz. Fakat, aynı zamanda, şuraya da dikkat edilmelidir ki, bu parça ya da ilkelerin hiçbiri ne denli yararlı olursa olsun, yalnızca yararlılıklarının geçerli olduğu sınırlarda kalacak bi­çimde özenle ayarlanmış değildir; hepsi de her fırsatta şu ya da bu aşırılığa kaymaya eğilimlidir."


- Din Üstüne



148. "Lafa gelince, insanların söylediklerini dinleyin: kendi dinsel inançları kadar kesin bir şey yoktur. Yaşamlarını inceleyin: bunlara en küçük bir inan beslediklerini düşünemezsiniz bile."


- Din Üstüne



149. "Hiçbir şey insanın hayal gücünden daha özgür değildir..."


- İnsanın Anlama Yetisi Üzerine Bir Soruşturma



150. "“İnsan, akıl sahibi bir varlıktır ve bu haliyle gıdasını ve rızkını bilimden alır.”"


- İnsanın Anlama Yetisi Üzerine Bir Soruşturma



151. "“Her türlü edebiyat, çeşitli tutum ve durumları içinde insan yaşamının resimlerinden başka bir şey değildir ve önümüze koydukları nesnenin niteliklerine bağlı olarak, bizde övgü ya da yergi, hayranlık ya da alay gibi farklı duygulara ilham verir.”"


- İnsanın Anlama Yetisi Üzerine Bir Soruşturma



152. "Azadlıq, insanın bir hərəkət tərzinin bir digərinə üstünlüyündən ibarət deyil. Azadlıq, insanın üstünlük verdiyi şəkildə hərəkət etməsidir."


- İntihar və Ruhun Ölümsüzlüyü



153. ""Biz bu dünyaya, her olayın gerçek kaynak ve nedenlerinin bizden bütünüyle gizlendiği büyük bir sahneye çıkarılır gibi yerleştirilmişizdir;""


- Din Üstüne



154. "Lafa gelince, insanların söylediklerini dinleyin: kendi dinsel inançları kadar kesin bir şey yoktur. Yaşamlarını inceleyin: bunlara en küçük bir inan beslediklerini düşünemezsiniz bile."


- Din Üstüne



155. "Dünyada Rastlantı diye bir şey yoktur, ama bir olayın
gerçek nedenini bilmememiz anlama yetimizi böyle etkiler
ve bu tür bir inanç ya da kanı doğurur."


- İnsanın Anlama Yetisi Üzerine Bir Soruşturma



156. "''Hiç kimse sürdürmeye değer bulduğu hayatını bir kenara atmaz.''"


- İntihar ve Ruhun Ölümsüzlüğü Üzerine



157. "Şurası da var ki, bu aşırı, coşkulu sevinç nöbetleri, heye­canları tüketerek, her zaman buna denk boşinançlara dayalı ürküntü ve gönül kırıklığı nöbetlerinin yolunu hazırlarlar; as­lında, dingin ve dengeli olanı kadar mutlu bir zihin hali de yok­tur. Fakat, bir insan sonsuza dek sürüp gidecek bir mutlulukla sonsuza dek sürüp gidecek bir mutsuzluk arasa, böylesine ko­yu bir karanlık ve belirsizlik içinde kaldığını düşündüğü sü­rece, bu zihin halini devam ettirmesi olanaksızdır."


- Din Üstüne



158. "Tek kelimeyle söylersek, her etki nedenin­den ayrı bir olaydır. Bu yüzden de nedende bulunamaz ve etkinin başlangıçta apriori uydurulması ya da kurulması tümüyle rastgele olmak zorundadır. Ve akla geldikten sonra bile, akla aynı ölçüde tutarlı, ve tabii görünecek başka birçok etki, olacağına göre, etkinin ne­ denle birarada olması da eşit derecede rastgele görün­mek zorundadır, öyleyse gözlemin ve tecrübenin yar­dımı olmaksızın herhangi bir tek olayı belirlemeğe ya da herhangi bir neden ya da etki çıkarsamağa çalış­mamız boşuna olur."


- İnsanın Anlama Yetisi Üzerine Bir Soruşturma



159. "Zihin, aşağı olandan üstün olana yavaş yavaş yükselir: yetkin olma­yandan soyutlamayla bir yetkinlik ideası oluşturur: kendi ya­pısının soylu yanlarını kaba yanlarından yavaş yavaş ayrımlayarak, kendi tanrısal varlık tasarımına yalnızca bu soylu yanları -çok daha yücelterek ve saflaştırarak- aktarmayı öğrenir."


- Din Üstüne



160. "İnsanın en bü­yük düşmanı insandır. Baskı, adaletsizlik, aşağılama, hakaret, şiddet, ayaklanma, savaş, iftira, ihanet, hile: işte bunlarla, kar­şılıklı olarak biribirlerine işkence ederler: öyle ki, ayrılmala­rından daha büyük kötülükler doğacağı korkusu olmasaydı, kurdukları o toplumu çok geçmeden dağıtırlardı."


- Din Üstüne



161. "Önyargılardan, eğitimden, tutkulardan, partiden vb. kaynaklı peşin hükümler bir zihinde başka bir zihne kıyasla daha fazla etkiye sahiptir."


- İnsanın Anlama Yetisi Üzerine Bir Soruşturma



162. "Ben fikri kaldırılırsa sizi hiçbir şey etkileyemezdi."


- İntihar



163. "Biraz düşünürsek, en çılgın ve başıboş hayallerimizde, hatta rüyalarımızda bile muhayyilemizin hiç de gelişigüzel ilerlemediğini, birbirinin yerini alan farklı fikirler arasında yine de bir bağlantı olduğunu görürüz."


- İnsanın Anlama Yetisi Üzerine Bir Soruşturma



164. "Bir filozof olun fakat tüm felsefenizin tam ortasında her şeye rağmen insan kalın!"


- İnsan Zihni Üzerine Bir Araştırma



165. "Alışkanlık bizi öylesine etkilemiştir ki, en kuvvetli olduğu yerde sadece tabii cahilliğimizi örtbas etmekle kalmaz, kendisini bile saklar; yalnızca en üst derecede olduğu için hiç yokmuş gibi görünür."


- İnsanın Anlama Yetisi Üzerine Bir Soruşturma



166. "Olgu meselelerine ilişkin muhakemelerimizde yegâne kılavuzumuz deneyim olsa da, bu kılavuzun tamamen şaşmaz olmadığı, bazı durumlarda bizi hatalara sürükleyebildiği kabul edilmelidir. Yaşadığımız iklimde havanın herhangi bir HAZİRAN gününde ARALIK ayındaki bir günden daha iyi olmasını bekleyen biri doğru ve deneyimlere uygun muhakemede bulunmuş olacaktır; ama şurası kesin ki, olay gerçekleştiğinde yanıldığı ortaya çıkabilir."


- İnsanın Anlama Yetisi Üzerine Bir Soruşturma



167. "Kamu ruhu, evlatlık ödevi, ölçülülük ya da dürüstlük gibi, daha katı olan ve ölçün­meye daha çok dayanan erdemler açısından bile, ahlaki yüküm, bize kalırsa, bir sevap işleme sorunu değildir; erdemli davranış, bizim topluma ve kendimize borcumuzdan öte bir şey sayıl­maz."


- Din Üstüne



168. "Epiktetos'un kargaların, kuzgunların ne dediklerine önem vermeyi yasakladığı doğrudur; ama doğruyu söyleme­diklerinden değil, kafamızın kırılacağından ya da malımızı mülkümüzü yitireceğimizden başka bir şeyi önceden söyleye­medikleri için; bunlarsa, Epiktetos'a göre bizi hiç ilgilendirmez. Böylelikle, Stoacılar dinsel bir boşinanca felsefi bir coşku katmışlardır. Zihinlerinin gücü hep ahlaktan yana eğildiği için, dine hiç yönelmemiştir."


- Din Üstüne



169. "Şairin bütün sanatı, muhatabında şefkat ve öfke, huzursuzluk ve içerleme duygularınını güçlendirme amacına hizmet eder."


- Denemeler



170. "Beden, içerisinde acı ve zorluk içinde süründüğü bir gezegene hapsedilirken düşünce bizi bir anda evrenin en uzak köşelerine veya evrenin de ötesinde doğanın bütün karışılıklığıyla yalan söylediği sınırsız bir kaosa taşıyabilir."


- İnsan Zihni Üzerine Bir Araştırma



171. "kurmaca ile inanç arasındaki fark kurguya değil inanca bağlı olan ve istence bağımlı olmayıp dilediğimiz gibi yönetemeyeceğimiz bir histe ya da duyguda saklıdır."


- İnsanın Anlama Yetisi Üzerine Bir Soruşturma



172. "Filozof olun;ama tüm felsefenizin içinde yine insan kalın."


- İnsanın Anlama Yetisi Üzerine Bir Soruşturma



173. ""Filozof olun olmasına ama felsefeyle uğraşırken yine de insan kalın.""


- İnsanın Anlama Yetisi Üzerine Bir Soruşturma



174. "“Metafizik gerçek anlamıyla bir bilim değildir ve anlama yetisi için tamamen erişilmez olan konulara giren insan kibrinin beyhude çabalarından ya da kendini açık alanda savunamadıkları için zayıflıklarını örtüp korumak adına bu sık çalılıklara sığınmış halk hurafelerinden doğar. Açık alandan kovalanan bu hırsızlar ormanın derinliklerine kaçar ve zihnin korunmasız her dehlizine sızmak ve zihni dinî korku ve önyargılarla esir almak için erketeye yatar. En sıkı düşmanları bile, bir an olsun gözlerini kırparlarsa bozguna uğrarlar. Zaten birçokları da korkaklıktan ve aptallıktan ötürü kapılarını düşmanlarına açar ve onları yasal vasileri olarak hürmet ve itaatle kabul etmekten memnuniyet duyarlar.”"


- İnsanın Anlama Yetisi Üzerine Bir Soruşturma



175. "Bütün fikirlerimiz izlemlerimizin suretlerinden başka bir şey değildir, başka bir deyişle daha öncesinde dış veya iç duyularımızla hissetmediğimiz bir şeyi düşünmemiz imkansızdır."


- İnsanın Anlama Yetisi Üzerine Bir Soruşturma



176. "Geçmişe kayıtsız, gelecekten emin, bırakın da çıkaralım tadını şimdinin!"


- İntihar



177. "Alışkanlık bizi öylesine etkilemiştir ki, en kuvvetli olduğu yerde sadece tabii cahilliğimizi örtbas etmekle kalmaz, kendisini bile saklar; yalnızca en üst derecede olduğu için hiç yokmuş gibi görünür."


- İnsanın Anlama Yetisi Üzerine Bir Soruşturma



178. "“Her fikir önceki bir izlenimden ya da duygudan kopyalanır ve hiçbir izlenimin olmadığı yerde, hiçbir fikir olmadığından emin olabiliriz.”"


- İnsanın Anlama Yetisi Üzerine Bir Soruşturma



179. "Hiçbir şey insanın hayalgücünden daha özgür değildir"


- İnsanın Anlama Yetisi Üzerine Bir Soruşturma



180. "En tatlı ve en zararsız yaşam yolu bilim ve bilginin sokaklarından geçer ve bu yoldaki engellerden herhangi birini kaldırabilen ya da yeni ufuklar açabilen herkes insanlığa hayrı dokunmuş biri olarak baş tacı edilmelidir."


- İnsanın Anlama Yetisi Üzerine Bir Soruşturma



181. "Her türlü felsefe bizi insanın körlüğünü ve zayıflığını gör­meğe götürür ve bu körlükten, bu zayıflıktan ne ka­dar kaçmağa ya da kaçınmağa çalışırsak çalışalım her dönemeçte önümüze dikilir."


- İnsanın Anlama Yetisi Üzerine Bir Soruşturma



182. "İnsanlığın nedenler konusunda böy­lesine mutlak bir bilgisizlik içinde olduğuna, aynı zamanda da gelecekteki kaderiyle ilişkili olarak böylesine kaygı duyduğuna göre, duygu ve zekaya sahip ,görünmez güçlere hemen bağlılığını açıklamasına şaşmamak gerekir. Sürekli olarak düşüncelerini o­yalayan, hep aynı görünüşteki bilinmeyen nedenlerin tümünün aynı cins ya da türden olduğu sanılır. Çok geçmeden, onlara düşünce, akıl ve tutku yakıştırırız; hatta kendimize daha çok ben­zesinler diye, insan organları ve biçimleri bile veririz."


- Din Üstüne



183. "Peki, dünyada adaletin hakkaniyetle dağıtıldığını gösteren herhangi bir emare var mıdır?"


- İnsanın Anlama Yetisi Üzerine Bir Soruşturma



184. "Hiçbir şey insanın hayal gücünden daha özgür değildir..."


- İnsanın Anlama Yetisi Üzerine Bir Soruşturma



185. "•”Həyatdan təqaüdə çıxmış bir insan, cəmiyyətə zərər verə bilməz. O sadəcə yaxşı əməl etməyi buraxar.”"


- İntihar və Ruhun Ölümsüzlüyü



186. "Kesinlikle kabul etmek gerekir ki, doğa bizi bütün sırlarından uzak tutmuştur; nesnelerin sadece yüzeysel birkaç niteliğinin bilgisini sağlarken, bir yandan da nesnelerin etkilerinin tümüyle dayandığı güçleri ve ilkeleri bizden gizlemiştir."


- İnsanın Anlama Yetisi Üzerine Bir Soruşturma



187. "" Aptallar yalan dolanı yaymakta pek çalışkandır.""


- İnsanın Anlama Yetisi Üzerine Bir Soruşturma



188. ""Kanaatimce, devlet felsefenin her ilkesine hoşgörü göstermelidir; zaten böyle bir müsamahadan ötürü siyasal çıkarları zedelenmiş tek bir hükümet de görülmemiştir.""


- İnsanın Anlama Yetisi Üzerine Bir Soruşturma



189. "Hiçbir şey insanın hayal gücünden daha özgür değildir(..)"


- İnsanın Anlama Yetisi Üzerine Bir Soruşturma



190. "Aptallar yalan dolanı yaymakta pek çalışkandır."


- İnsanın Anlama Yetisi Üzerine Bir Soruşturma



191. "Loşluk gerçekten de göz için olduğu gibi zihin için de acı vericidir; ama bu loşluktan bir ışık çıkarmak, hangi çabayla olursa olsun, keyif verici ve sevindirici olsa gerek."


- İnsanın Anlama Yetisi Üzerine Bir Soruşturma



192. "Bilimsel bir konuda, ancak bir tek doğru cevap olabileceğini söyleriz; oysa inançların akla yakınlığı ya da uygunluğu üstüne anlaşmazlıklar, her bir durum, her bir ilişki bilindikten sonra bile çözülmez görün­mektedir. Savlaşma ve tartışma, sebeplerimizin iyi mi kötü mü, inandırıcı mı aldatıcı mı olduğunu ortaya koymamıza elbette yardım edebilir. Fakat sözde bilimsel cevaplarla yetinmeyi ve bunların bize din hakkında bilmek istediğimiz her şeyi söyle­diğini varsaymayı pek severiz."


- Din Üstüne



193. "“Felsefe diğer tüm ayrıcalıklarından ziyade tam bir özgürlük ortamına ihtiyaç duyduğundan ve esasen duygu ve düşüncelerin özgürce çatışmasıyla geliştiğinden, özgürlük ve hoşgörünün olduğu bir çağda ve ülkede ortaya çıkmıştır ve en ölçüsüz ilkelerinde bile hiçbir inanç, mezhep ya da ceza yasası tarafından engellenmemiştir.”"


- İnsanın Anlama Yetisi Üzerine Bir Soruşturma



194. "Diğer filozof türü ise insanı eyleyen değil, aklıyla var olan bir varlık olarak görür ve davranış tarzlarını geliştirmekten ziyade anlama yetisini biçimlendirmeye çabalar."


- İnsanın Anlama Yetisi Üzerine Bir Soruşturma



195. ""Yeryüzünde güvenilir hiçbir şey yoktur: ne görkem ne varlık. Tanrılar, biz hepimiz, bilisizliğimiz içinde, onları daha çok sayalım diye, bütün yaşamı karmakarışık eder, her şeyi tersiyle karıştırırlar.""


- Din Üstüne



196. "Filozof olun; olun ama, tüm felsefeniz içinde, yine insan kalın."


- İnsanın Anlama Yetisi Üzerine Bir Soruşturma



197. "O halde, inanç, nesne hakkında tek başına muhayyilenin asla erişemeyeceği kadar renkli, canlı, tesirli, sağlam ve tutarlı bir tasavvurdan başka bir şey değildir diyebilirim."


- İnsanın Anlama Yetisi Üzerine Bir Soruşturma



198. "Biraz düşünürsek en çılgın ve başıboş hayallerimizde hatta rüyalarımızda bile muhayyilemizin hiç de gelişigüzel ilerlemediğini, birbirinin yerini alan farklı fikirler arasında yine de bir bağlantı olduğunu görürüz."


- İnsanın Anlama Yetisi Üzerine Bir Soruşturma



199. "Bana bir insanın aşık olduğunu söylerseniz ne kast ettiğinizi kolaylıkla anlarım; fakat bu kavrayışımı asla o tutkunun gerçek düzensizlikleri ve çalkantılarıyla karıştırmam."


- İnsanın Anlama Yetisi Üzerine Bir Soruşturma



200. "Birçok dinsel uygulamalar görünüşte coşkunlukla yapılır, oysa yürek o sırada soğuk ve ilgisizdir: yavaş yavaş duygularını gizleme alışkanlığı edinilir; sahtecilik ve yalancılık ağır basan ilke olur. Dinde en büyük coşkunlukla en derin ikiyüzlülüğün tutarsız olmak şöyle dursun, çoğu kez ya da genellikle aynı kişide bir­leşmiş bulundukları yolundaki o genel gözlemin sebebi, işte budur."


- Din Üstüne



201. ""Birçok ahlaksızlığa ve aptallığa karşı çıkarak, bol bol düşman edinir ve onlar tarafından sefih, imansız, günahkar diye damgalanırız.""


- İnsanın Anlama Yetisi Üzerine Bir Soruşturma



202. "Uygulamada dünyaya ege­men olan dinsel ilkeleri inceleyin. Bunların, hasta insanların rüyalarından başka bir şey olduklarına pek inanamazsınız; ya da belki, bunları, kendini "akıllı" sıfatıyla onurlandıran bir varlığın ciddi, kesin, dogmatik bildirimleri olmak yerine, daha çok, insan kılığına girmiş maymunların saçma sapan oyunları sayarsınız."


- Din Üstüne



203. "''Felsefi tartışmalarda bir varsayımı, onun din ve ahlak için tehlikeli sonuçları olduğu gerekçesiyle çürütmeye çalışmaktan daha yaygın ve gene de daha kınanabilir hiçbir akıl yürütme yöntemi yoktur.''"


- İnsan Doğası Üzerine Bir İnceleme



204. "•” Həyatdakı yaxşı ya da pis təsadüflərə nəzarət etmək nadir işdir, ancaq, hansı kitabları oxuyacağımız, nə ilə əylənəcəyimiz və kimlərlə yoldaşlıq edəcəyimiz, adətən, bizim əlimizdədir.”"


- İntihar və Ruhun Ölümsüzlüyü



205. "Bir anlaşmazlığın uzun zaman sürüp gitmesi ve daha karara bağlanmamış olmasından ifadelerin çokanlamlı olduğunu ve tartışmada kullanılan terimlere tartışmacıların farklı idealar yüklediklerini çıkarabiliriz"


- İnsanın Anlama Yetisi Üzerine Bir Soruşturma



206. "Dünyayı ejderhalardan ve devlerden temizlemek için dolaşıp duran serüvenci şövalyeler bu canavarların varlığına dair en ufak bir şüphe bile beslemezler."


- İnsan Zihni Üzerine Bir Araştırma



207. "Ahlaksızlık ile erdem arasındaki farkı hissetmemizi sağlarlar; duygularımızı ayağa kaldırıp düzenlerler ve böylece tüm çabalarının sonunda tamamen elde ettiklerine inandıkları dürüstlük ve gerçek şeref sevgisini kalplerimize aşılamaya çalışırlar."


- İnsanın Anlama Yetisi Üzerine Bir Soruşturma



208. "Neyin varolduğunu düşünebilirsek, onun varolmadığını da düşünebiliriz. Onun içindir ki, varolmayışı bir çelişki içeren hiçbir varlık yoktur. Dolayısıyla varolduğu belitlenebilecek hiçbir varlık yoktur."


- Din Üstüne



209. "Hiçbir şey insanın hayalgücünden daha özgür değildir."


- İnsanın Anlama Yetisi Üzerine Bir Soruşturma



210. "Gezegenlerin doğru bir sistemini ver­mediği ve bize çok uzak olan bu cisimlerin yerlerini ve düzenlerini saptamağı bir filozofun çabalarına değer sayacağız da, bizi bu kadar yakından ilgilendiren zihnin kısımlarının sınırlarını böylesine başarıyla çizenlere burun kıvırır gibi nasıl davranacağız?"


- İnsanın Anlama Yetisi Üzerine Bir Soruşturma



211. "Türklerin çoğucası yılın en sıcak aylarında ve dünyanın en sıcak iklimlerinin kimilerinde, güneşin doğuşundan batmasına kadar yiyip içmedikleri Rama­zan'ı da, hiç kuşkusuz, en kötü yürekli ve insanlık yoksunu kişiler için bile, herhangi bir ahlak ödevinin yerine getirilmesin­ den daha güç olmalı. Moskofların dört perhizi ve kimi Katolik­lerin çileleri, katlanılması, alçakgönüllülük ve iyicillikten daha güç şeyler gibi görünüyor. Kısacası, ne kadar az uygulasalar: da, insanların bağlandıkları bütün erdemler güzeldir: bütün boş­ inançlarsa, her zaman iğrenç ve ağır yüklerdir."


- Din Üstüne



212. "Düşüncelerimize göre, ceza, suçla orantılı olmalıdır. O halde neden insan gibi zayıf bir mahlukata geçici suçları yüzünden sonsuz bir ceza verilir?"


- İntihar ve Ruhun Ölümsüzlüğü Üzerine



213. "Hiçbir şey insanın hayalgücünden daha özgür değildir ve hayalgücümüz iç ve dış duyuların sağladığı özgür fikir deposunu aşamasa da, kurgu ve canlandırmanın tüm çeşitliliği içinde bu fikirleri karıştırma, birleştirme, ayırma ve bölme konusunda sınırsız bir güce sahiptir."


- İnsanın Anlama Yetisi Üzerine Bir Soruşturma



214. "Dünyada rastlantı diye bir şey yoktur, ama bir olayın gerçek nedenini bilmememiz anlama yetimizi böyle etkiler ve bu tür bir inanç ya da kanı doğurur."


- İnsanın Anlama Yetisi Üzerine Bir Soruşturma



215. "Ama, insanların her çağda yalan söylemeleri hiç de acayip değildir herhalde."


- İnsanın Anlama Yetisi Üzerine Bir Soruşturma



216. "Öyleyse, bilge bir adam inancını delile göre ayarlar."


- İnsanın Anlama Yetisi Üzerine Bir Soruşturma



217. "Oysa bilinç hiçbir zaman aldatmaz."


- İnsanın Anlama Yetisi Üzerine Bir Soruşturma



218. "Bir görüşün sırf tehlikeli sonuçları var diye kesinlikle yanlış olduğu söylenemez."


- İnsanın Anlama Yetisi Üzerine Bir Soruşturma



219. "Ah, aldatılmış ölümlü, böyle kaybedersin işte gençliğini, böyle harcarsın paha biçilmez şimdileri, böyle oyalanır durursun öldürücü lütufla. İyi düşün kaybını."


- İntihar



220. "Loşluk gerçekten de göz için olduğu gibi zihin için de acı vericidir; ama bu loşluktan bir ışık çıkarmak, hangi çabayla olursa olsun, keyif verici ve sevindirici olsa gerek."


- İnsanın Anlama Yetisi Üzerine Bir Soruşturma



221. "Bana bir insanın aşık olduğunu söylerseniz ne kastettiğinizi kolaylıkla anlarım; fakat bu kavrayışımı asla o tutkunun gerçek düzensizlikleri ve çalkantılarıyla karıştırmam."


- İnsanın Anlama Yetisi Üzerine Bir Soruşturma



222. "“İnsanlığın büyük kısmı […] bir argüman hakkında hiçbir fikre sahip değilken, aceleyle meyilli oldukları ilkelerin üzerine atlarlar ve karşı duygulara sahip olanlara da müsamaha göstermezler.”"


- İnsanın Anlama Yetisi Üzerine Bir Soruşturma



223. "Filosof ol, amma ərsəyə gətirdiyin bütün fəlsəfənin içində hələ də bir insan olaraq qal."


- İntihar və Ruhun Ölümsüzlüyü



224. "Sonradan hep rahat yaşamak için bu yorgunluğa katlanmamız; sahte ve yozlaşmış olanını yok etmek için sahici metafiziği özenle geliştirmemiz gerekir."


- İnsanın Anlama Yetisi Üzerine Bir Soruşturma



225. "Böylesine tam bir kişiliği meydana ge­tirmek ve geliştirmek için en yararlı yol, hayattan çok fazla uzaklaştırmayan, anlaşılması derin uygulama ya
da köşeye çekilme gerektirmeyen ve öğrenciyi, gönlü insan hayatının her gereğine uygulanabilir soylu duy­gular ve bilgece kurallarla dolu olarak insanların ara­sına geri gönderen kolay üslup ve tarzda yazmış yar­gılardır. Bu gibi yazılar aracılığıyle erdem sevimli, bilim hoş, insanlar arasında bulunma öğretici, insanlardan uzakta geçirilen zaman eğlendirici olur."


- İnsanın Anlama Yetisi Üzerine Bir Soruşturma



226. "Bir ara Moskof hizmetinde bulunan ünlü bir general yara­larını iyileştirmek için Paris'e gelirken, savaşta tutsak aldığı genç bir Türk'ü de yanında getirmiş. (Bir bütün olarak, kendile­ rine güvenmek bakımından İstanbul'daki ulemadan aşağı kal­mayan) Sorbonne'daki din bilginleri, zavallı Türk'ün eğitim görmemişliği yüzünden lanetlenmesinin yazık olacağını düşü­ nerek, Hıristiyanlığı kabul etmesi için Mustafa'ya çok ısrar et­ mişler; teşvik olsun diye de, ona bu dünyada bol bol iyi şarap, öbür dünyada cennet vaad etmişler. Bu akıl çelicilikler dayanıl­ mayacak kadar güçlü çıkmış; onun için, din bilginlerince iyice eğitildikten ve ilmihali belledikten sonra, nihayet vaftiz olmaya ve *kudas sakramentlerini almaya razı olmuş. Ama papaz her şeyi sağlama bağlamak amacıyla, eğitime devam etmiş ve ertesi gün, her zamanki sorusunu sorarak işe başlamış: Kaç tane Tanrı var? Benedikt, çünkü yeni adı böyleymiş, Hiç yok diye yanıtlamış. Papaz haykırmış, Nasıl! Hiç yok mu? Besbelli, demiş, dü­rüst dönme, Bana hep bir tek Tanrı var dediniz: dün ben onu yedim."


- Din Üstüne



227. "''Akıllı ve faziletli bir insan, yabancı kaygılardan bağımsız olarak kendisinden
haz duyar; oysa aptal biri kendi yaptıklarından ve zekasından memnun olabilmek için her zaman daha aptal bir kişi bulmak zorundadır.''"


- İnsan Doğası Üzerine Bir İnceleme



228. "Yenilik genelde aklı uyandırır, ilgimizi çeker ve yarattığı devinim, nesneye bağlı olarak her zaman herhangi bir tutkuya dönüşür veya ona katılır. Eğer yeni, alışılmadık bir olay; neşe veya keder, gurur veya utanç, öfke veya iyi dilekler uyandırıyorsa güçlü bir düşkünlük üreteceği kesindir. Yeniliğin kendisi ılıman, kabul edilir olsa bile, acı tutkuları da ılıman tutkular kadar güçlendirecektir."


- İntihar



229. "“Onların safdilliğini gören dinci daha da bol keseden savurur, o savurdukça onlar daha da kolay inanır hale gelir.”"


- İnsanın Anlama Yetisi Üzerine Bir Soruşturma



230. "• Ateşe kuru bir odun parçası attığımda, zihnim hemen alevi söndüreceğini değil körükleyeceğini tasavvur etmeye sürüklenir. Düşüncenin nedenden sonuca bu geçişi aklın bir ürünü değildir. Kökeni tamamen alışkanlık ve deneyimde saklıdır."


- İnsanın Anlama Yetisi Üzerine Bir Soruşturma



231. "hiçbir şey düşünce gücünün ötesinde değildir"


- İnsanın Anlama Yetisi Üzerine Bir Soruşturma



232. "İnsanın en bü­yük düşmanı insandır. Baskı, adaletsizlik, aşağılama, hakaret, şiddet, ayaklanma, savaş, iftira, ihanet, hile: işte bunlarla, kar­şılıklı olarak biribirlerine işkence ederler."


- Din Üstüne



233. "Bizim üstün kusursuzluk sandığımız şey pekâlâ bir kusur olabilir."


- İnsanın Anlama Yetisi Üzerine Bir Soruşturma



234. "Dünyada rastlantı diye birşey olmadığı halde, herhangi bir olayın gerçek nedenini bilmememiz, anlama yetisini o şekilde etkiler ve buna benzer bir inanç ya da kanı doğurur."


- İnsanın Anlama Yetisi Üzerine Bir Soruşturma



235. "Gerçekten de karanlık, göze olduğu kadar zihne
de acı vericidir-; ama karanlıktan aydınlık çıkarmak, ne çeşit çaba İle olursa olsun, ancak' zevk ve sevinç verir."


- İnsanın Anlama Yetisi Üzerine Bir Soruşturma



236. ""En diri akıl deliliğe komşudur.""


- Din Üstüne



237. "Gerçek güzelliği veya gerçek çirkinliği aramak, gerçek tatlıyı ya da gerçek acıyı aramak kadar beyhude bir çabadır."


- Denemeler



238. "“Şiirin tüm renkleri, ne kadar muhteşem olursa olsun, tasviri gerçek bir manzara zannetmemize yol açacak tarzda doğal nesneleri resmedemez.”"


- İnsanın Anlama Yetisi Üzerine Bir Soruşturma



239. "Fakat düşüncemizin bu sınırsız özgürlüğe sahip görünmesine karşın, daha yakından incelendiğinde aslında çok dar sınırlara hapsolmuş olduğunu ve zihnin tüm bu yaratıcı gücünün, duyumların ve deneyimin bize sağladığı malzemeleri birleştirme, dönüştürme, artırma ya da azaltma yetisinden daha fazlası olmadığını görürüz"


- İnsanın Anlama Yetisi Üzerine Bir Soruşturma



240. ""Hiçbir şey insanın hayalgücünden daha özgür değildir ve hayalgücümüz iç ve dış duyuların sağladığı özgün fikir deposunu aşamasa da, kurgu ve canlandırmanın tüm çeşitliliği içinde bu fikirleri karıştırma, birleştirme, ayırma ve bölme konusunda sınırsız bir güce sahiptir..""


- İnsanın Anlama Yetisi Üzerine Bir Soruşturma



241. "“Cennet ve cehennem birbirinden ayrı iki tür insan bulunduğu varsayımına dayanır: Bir iyiler bir de kötüler var. Fakat insanlığın büyük çoğunluğu erdem ve erdemsizlik arasında dolaşır.”"


- Denemeler



242. "Rastlantı diye bir şey yoktur, ama bir olayın gerçek nedenini bilmememiz anlama yetimizi böyle etkiler ve bu tür bir inanç ya da kanı doğurur."


- İnsanın Anlama Yetisi Üzerine Bir Soruşturma



243. "Belki bir çözüme ulaşma umudum çok değil ama, bu güçlüğü beyan etmekten daha iyi ne yapabilirim? Bu yolla, bilgimizi artırmasak bile, en azından cehaletimizin farkına varmış olacağız."


- İnsanın Anlama Yetisi Üzerine Bir Soruşturma



244. ""Doğruluk tartışılabilir, fakat beğeni tartışılamaz.""


- Ahlâk İlkeleri Üzerine



245. "insanlığın nedenler konusunda böy­lesine mutlak bir bilisizlik içinde olduğuna, aynı zamanda da gelecekteki kaderiyle ilişkili olarak böylesine kaygı duyduğuna göre, duygu ve zekaya sahip, görünmez güçlere hemen bağlılığını açıklamasına şaşmamak gerekir"


- Din Üstüne



246. "İnsan, akıl sahibi bir varlıktır ve bu haliyle gıdasını ve rızkını ilimden alır. Fakat insanın anlamı yetisinin sınırları o kadar dardır ki, bu durum özelinde ne elde ettiklerinin kapsamından, ne de güvenirliğinden çok fazla tatmin beklenebilir."


- İnsanın Anlama Yetisi Üzerine Bir Soruşturma



247. "O halde, inanç, nesne hakkında tek başına muhayyilenin asla erişemeyeceği kadar renkli, canlı, tesirli, sağlam ve tutarlı bir tasavvurdan başka bir şey değildir diyebilirim!"


- İnsanın Anlama Yetisi Üzerine Bir Soruşturma



248. ""Gerek ahlak güzelliği gerek doğal güzellik algılanmaktan ziyade hissedilir..""


- İnsanın Anlama Yetisi Üzerine Bir Soruşturma



249. ""İnsanlık bütün çağlarda ve ülkelerde o kadar aynıdır ki, tarih bize bu açıdan yeni ya da tuhaf hiçbir bilgi vermez..""


- İnsanın Anlama Yetisi Üzerine Bir Soruşturma



250. "Ateşe kuru bir odun parçası attığımda, zihnim hemen alevi
söndüreceğini değil körükleyeceğini tasavvur etmeye sürüklenir. Düşüncenin nedenden sonuca bu geçişi aklın bir
ürünü değildir. Kökeni tamamen alışkanlık ve deneyimde
saklıdır.

ilkin duyuların ulaştığı bir nesneden yola çıktığı için, alev fikrini ya da tasavvurunu muhayyilenin uçuk kaçık düşlemlerinin hepsinden daha güçlü ve canlı bir şekilde oluşturur.

Bu fikir hemen ortaya çıkar. Düşünce derhal ona
yönelir ve duyuların eriştiği izlenimden türetilen tüm tasavvur gücünü ona aktarır."


- İnsanın Anlama Yetisi Üzerine Bir Soruşturma

Tüm kitapları ücretsiz okuyabilir veya indirebilirsiniz! Ayrıca son kitabımız İlahi Rezonans artık raflarda! İncelemek için: