Daha Kitap Bilgileri
Yazar: Hakan Günday
Tahmini Okuma Süresi: 11 sa. 6 dk.
Sayfa Sayısı: 392
Basım Tarihi: Şubat 2025
İlk Yayın Tarihi: Ekim 2013
Yayınevi: Doğan Kitap
Orijinal Dil: Türkçe
ISBN: 9786050917260
Ülke: Türkiye
Dil: Türkçe
Format: Karton kapak
Daha Kitap Tanıtımı
İnsanları çaresiz bırak, iç organlarından roket yaparlar!
Siz bu cümleyi okurken, bir yerlerde insanlar, ülkelerindeki savaş, açlık ve yoksulluktan kaçmak için sonu zifiri bir yolculuğa çıkmaya hazırlanıyor. Ancak bu hikâye o kaçak göçmenlerle değil, onları kaçıranlardan biriyle ilgili. Adı Gazâ. Babası bir insan kaçakçısı, Gazâ da onun çırağı. Henüz 9 yaşında. Yani, hayata ve insana dair, öğrenmemesi gereken ne varsa, hepsini öğrenecek yaşta. “Doğu ile Batı arasındaki fark, Türkiye’dir. Hangisinden hangisini çıkarınca geriye Türkiye kalır, bilmiyorum ama aralarındaki mesafe Türkiye kadar, ondan eminim. Ve biz orada yaşıyorduk. Her gün politikacıların televizyonlara çıkıp jeopolitik öneminden söz ettiği bir ülkede. Önceleri çözemezdim ne anlama geldiğini. Meğer jeopolitik önem, içi kapkaranlık ve farları fal taşı gibi otobüslerin, sırf yol üstünde diye, gecenin ortasında mola verdiği kırık dökük bir binanın ada ve parsel numaralarıyla yapılan çıkar hesapları demekmiş. 1.565 km uzunluğunda koca bir Boğaz Köprüsü anlamına geliyormuş. Ülkede yaşayanların boğazlarının içinden geçen dev bir köprü. Çıplak ayağı Doğu’da, ayakkabılı olanı Batı’da ve üzerinden yasadışı ne varsa geçip giden, yaşlı bir köprü. Kursağımızdan geçiyordu hepsi. Özellikle de, kaçak denilen insanlar… Elimizden geleni yapıyorduk... Boğazımıza takılmasınlar diye. Yutkunup gönderiyorduk hepsini.
Nereye gideceklerse oraya… Sınırdan sınıra ticaret… Duvardan duvara…”
Daha Kitaptan Alıntılar
1. "Bu insanlar için değer mi?"
2. "İyiyle kötünün kıyamet gününe kadar sürecek olan ölüm kalım savaşı, insanlığın yediği en büyük kazıktı."
3. "Kendi içimde kaybolmuştum."
4. "Ama acelem yoktu.
Gittiğim yere kimse geç kalmıyordu."
5. "İnsanın, kendi gardiyanı olduğu bir hapishaneden kaçması çok zordu!"
6. "Düştüğüm karanlığın içinde, bağıra bağıra, kendimi duvarlara vurdum ama herkes uyuduğumu sandı."
7. "Aramızdaki mesafe hem çok uzak hem çok yakındı."
8. "Neye inanmak istiyorsan, ona inan! En azından, kendinden başka, kimse seni kandıramaz."
9. "Sürekli okuyordum. Ama asla yeterli gelmiyordu.."
10. "''Yıllar önce okuduğum işe yaramaz bir kitaptaki tek işe yarar cümle şuydu: İnsanın kullandığı ilk alet, başka bir insandır...''"
11. "İçim bomboştu. Hiçbir şeyin yanıtı yoktu bende. Ama hiçbir şeyin!"
12. "Dünyanın zeminindeydim ve her şeyin farkındaydım."
13. "Bir insandan bu kadar nefret etmek ve onun tarafından önemsenmeyi bu kadar istemek, aynı anda nasıl mümkün olabiliyordu?"
14. "“Diyor ya Âşık Veysel, ‘iki kapılı bir han’ diye? Ondan cereyan yapıyor bu hayat! Onun için üşüyorum hep. Gideyim de kapatayım birini!”"
15. "Sadece okuyordum. Kaçırdığım dünya, insanlar ve zaman hakkında okuyordum. Yapabileceğim başka bir şey yoktu."
Daha Kitap İncelemeleri
Bir
çarpıcılığı
demek istiyorum. Kitabın her sayfasını heyecanla çevirdim. Gerilim filmi izliyor gibi hissiyat oluştu desem abartmış olmam.
Kitap mülteci kaçakçılığı yapan canavar hislere sahip AHAD'ın oğlu olan GAZA'yı anlatıyor. Aslında masum, okumak isteyen, başaralı bir ortaokul öğrencisi olan Gaza babasının bencilliği ve gaddarlığı sebebiyle her şeyden vazgeçmek zorunda kalınca babasından ve hayattan alamadığı öcü masum mültecilerden alan bir canavara dönüşmesini çok çarpıcı bir şekilde görüyorsunuz.
mülteci sorunlarına değindiği kitabında aynı zamanda küçük bir mülteci grubu üzerinden Türkiye ve dünya siyasetini yerden yere vuruyor, insan ve toplum psikolojisini eleştiriyor. Ve kahramanımızın iç hesaplaşmasıyla bitiriyor, sizde okursanız şayet Gaza’nın geçirdiği aşamaları gördükçe şaşıracaksınız.
2017 yılında Onur Saylak kitaptan uyarladığı sayısız ödül alan bir film yaptı. Başrolde çok başarılı oyuncular yer aldı. İlk 2017 yılında netflixte yayınlanmış ancak oradan kaldırılmış. Biraz internette araştırma yaptıktan sonra filmi bulabilirsiniz. Ama önce Gaza'yı kitaptan tanıyın sonra Onur Saylak'tan izleyin derim. Çok daha etkileyici oldu benim için.
Her zaman olduğu gibi Hakan Günday’ın hayal gücüne ve insanlığın sorunlarını yüzümüze tokat gibi çarpa çarpa anlatmasına hayran kaldım.
Okuyun, okutturun sevgili okur arkadaşlarım..
Hakan Günday'dan ödüllü bir kitap.. Ödülü her kelimesiyle hak eden, sarsıcı.. Fazlasıyla etkilendiğimi söylemeliyim. Babası insan kaçakçısı olan Gaza'nın öyküsü. Babasının adı Ahad. Kitabın ismi Daha'nın tersi. Henüz 9 yaşında babasıyla kaçakçılık yaparken yaşadığı kurgu yer olan Kandalı'da kendine muazzam bir sosyal deney ortamı hazırlayacak kadar zeki. Bu deneyin sonunda babası ve kaçaklarla yola çıktıklarında başlarına gelen kaza sonunun başlangıcı olur. Babası ve herkes ölür, 13 gün sonra bulunduğunda o artık yaşayan bir ölüdür. Önce sahip çıkılır, zekasıyla eğitimine devam eder ama sonrasında birden delirir. Akıl hastanesi deneyiminden de aklı sayesinde özgür kalır. Evine döner ve babasının kaçakçılıktan kazandığı tüm parayı annesinin mezarında bulmasıyla, akıl hastanesinde alıştığı uyuşturucunun etkisiyle kendine izole bir hayat kurar. Yapayalnızdır, kendi tercihidir. Kimselere dokunamaz, konuşamaz. İyileşmek için elinden geleni yapar, yollara düşer, insan içine karışmanın, ayağa kalkmanın yollarını arar ve kaderi onu sonunda öyle bir yere getirir ki, kendini affettirmesi artık kaçınılmaz olur; zamanında kötülük yaptığını düşündüğü tüm o kaçaklara, Cuma'ya, Rastin'e.. Ayağa kalkar evet, iyileşir evet, ama bedeli büyük olur.. Spoiler vermek istemem pek ama, bu kitapta altını çizmek istediğim cümleler öyle çoktu ki, kitabı buraya baştan sona yazsam az! DAHA fazlası kitapta.. Mutlaka okuyun..
Hakan Günday'dan ödüllü bir kitap.. Ödülü her kelimesiyle hak eden, sarsıcı.. Fazlasıyla etkilendiğimi söylemeliyim.
Babası insan kaçakçısı olan Gaza'nın öyküsü. Babasının adı Ahad. Kitabın ismi Daha'nın tersi. Henüz 9 yaşında babasıyla kaçakçılık yaparken yaşadığı kurgu yer olan Kandalı'da kendine muazzam bir sosyal deney ortamı hazırlayacak kadar zeki. Bu deneyin sonunda babası ve kaçaklarla yola çıktıklarında başlarına gelen kaza sonunun başlangıcı olur. Babası ve herkes ölür, 13 gün sonra bulunduğunda o artık yaşayan bir ölüdür. Önce sahip çıkılır, zekasıyla eğitimine devam eder ama sonrasında birden delirir. Akıl hastanesi deneyiminden de aklı sayesinde özgür kalır. Evine döner ve babasının kaçakçılıktan kazandığı tüm parayı annesinin mezarında bulmasıyla, akıl hastanesinde alıştığı uyuşturucunun etkisiyle kendine izole bir hayat kurar. Yapayalnızdır, kendi tercihidir. Kimselere dokunamaz, konuşamaz. İyileşmek için elinden geleni yapar, yollara düşer, insan içine karışmanın, ayağa kalkmanın yollarını arar ve kaderi onu sonunda öyle bir yere getirir ki, kendini affettirmesi artık kaçınılmaz olur; zamanında kötülük yaptığını düşündüğü tüm o kaçaklara, Cuma'ya, Rastin'e.. Ayağa kalkar evet, iyileşir evet, ama bedeli büyük olur..
Spoiler vermek istemem pek ama, bu kitapta altını çizmek istediğim cümleler öyle çoktu ki, kitabı buraya baştan sona yazsam az! DAHA fazlası kitapta.. Mutlaka okuyun..
Yol, bir yere varmak için değil,
Bir yere varmamak içindir bazen.
Turgut Uyar
Gaza..
Hayat, umut ile isyanın arasında gibi salınır. Yol, bir şey ifade etmez. Yolculuk, geçmişinle gelir çünkü! Hafızandan her şeyi silmek mümkünse, bunun oluru varsa, o zaman tamam. Yola çıkmaya değer.
Unuttum, ben artık, iyi'yi oynayacağım.
Nasıl olsa bu, o kadar da zor değil. Rol yapmadım mı zaten. Gaza'nın yaşam klavuzu bu olmuş. Adım adım izlemiş geçmişi. Kendi yaşadığı, maruz kaldığı, tanığı olmak zorunda kaldığı gecmis. Umursamayınca, görmeyince, zihni birazcık oyalayinca; " Tamam işte oldu. Bu kadar!" diyerek Gaza'nın kendini kandırdığı geçmiş.. Bir yerde beden tepkisini gösteriyor. İyi rolü evet, ama kotuysen gizlemek kolay olmuyor.
Hakan Günday'ın okuduğum ikinci kitabı.
Yeraltı edebiyatının en bilindik ve en önemli isimlerinden. "Az" kitabı etkilemisti. Bu kitabı da en az onun kadar sarstı. İstismar, tecavüz ve kötülükler olduğu gibi, sansürsüz bir şekilde anlatılmış yazar tarafından..
Kötülük böyle ve var. Birileri anlatmalı, bilmek ve tanımak için. İyi insanlar yok artık. İyi rolü yapan insanlar var!
Sığındığımız limanlar, mecbur kaldığımız, gitmek zorunda olduğumuz ülkeler, bilmediğimiz bir dilin ve insanların içinde..
Beklemek.
Neyi? Yaşayabilmeyi.
Hangisi en zoru bilmiyorum. Gitmek mi kalmak mı?
Sığınmak mı? İyilik beklemek insanlardan, bir beklenti ile yaşamak. Bu en en zoru..
Okurken zordu. Ama okunmalı..
Tavsiye ediyorum.
Günday'dan okuduğum 4. kitaptı. 'Az' kadar etkileyici ve rahatsız ediciydi. Bunu hem iyi hem de kötü anlamda söylüyorum.
İyi tarafı; gerçekleri insanın suratına çarpan bir kalemi var, acır mı diye düşünmeden, ki zaten bu onu Hakan Günday yapan.
Kötü tarafı; hayatımda ilk defa bir kitabı okurken kustum. Gerçekten kustum. Esinlendiği bir film vs yok da hepsini kendisi kurguluyorsa, bu adamın kafasının incelenmesi lazım. net.
Bir insan kaçakçısının oğlunun hikayesi gibi gözükse de sosyolojik bir tahlil kitabı diyebiliriz.
Gaza'nın yaşadıkları çok da gerçeklerden uzak değil malesef. Okurken sizi empati değil sempati ele geçiriyorsa, içinizdeki kaçakçıya dur deyin.
Gaza'nın Paranoid Kişilik bozukluğunun yanında sosyal anksiyete bozukluğunun da eklenmesiyle kitap bir psikoloji deneyine döndü. Günday, yazarken yolda mı karar veriyor bilmiyorum ama okurken sonunu göremediğiniz bir kaos.
Ve bu kadar rahatsız ederken de okumaktan kendimi alamıyorum. Ne zaman bir kitabını bitirsem sersemliyorum. Kendime gelmem birkaç gün alıyor.
Bazı kitapların yaşı var. Bu kitabı okumaya niyetliyseniz roman okur gibi okumayın. Alt metni o kadar sarsıcı ki, 'seven niye seviyor anlamış değilim' diyenlerin, belirli bir düzeye henüz erişmediğini rahatlıkla söyleyebilirim.
İlk defa başlayacaklar için 'Az' daha iyi bir tercih olur.
Kalemine sağlık psikopatcım