Çukurda Kitap Bilgileri
Yazar: Anton Çehov
Tahmini Okuma Süresi: 1 sa. 35 dk.
Sayfa Sayısı: 56
Basım Tarihi: 9 Mart 2022
İlk Yayın Tarihi: 1900
Yayınevi: İş Bankası Kültür Yayınları
ISBN: 9786254059247
Ülke: Türkiye
Dil: Türkçe
Format: Karton kapak
Çukurda Kitap Tanıtımı
Rusya’da ilk kez 1900 yılında Jizn dergisinde yayımlanan Çukurda, Çehov’un edebiyatçı kimliğine, ülkesinin toplumsal ve siyasi yaşamında son derece etkili bir şahsiyet olarak üstlendiği rolü de eklediği önemli yapıtlarından biridir. Yazar, dostlarına yazdığı mektuplarda fabrika yaşamına ve çürümüşlüğüne dair, köylülerin yaşamıyla ilgili bir öykü olarak tanımladığı eserini, ülkesinin farklı bölgelerinde görev yaptığı hastanelerde edindiği izlenimlerden ve Sahalin’de bulunduğu dönemde tanık olduğu gerçek olaylardan esinlenerek kurgulamıştır.
20. yüzyıl başında Rus toplumunda ortaya çıkan sosyolojik gerilimlere odaklanan Çehov, Ukleyevo bucağında yaşayan yoksul köylüler ile dükkân sahipleri ve fabrikatörler arasındaki derin uçurumu sorgular. Erk sahiplerinin bu uçurumu giderek derinleştiren tamahkârlığını ve ikiyüzlülüğünü, mujiklere yönelik vicdansız tutumunu mizahı da elden bırakmadan gözler önüne serer. Trajik ve sarsıcı bir finale doğru ilerleyen öyküde felaketlerin ve kötülüğün dozu giderek artar. Çukurda karamsar bakış açısı ve dolaysız mesajıyla zamanında hararetli tartışmalara konu olsa da, aralarında Lev Tolstoy ve Maksim Gorki’nin de bulunduğu birçok edebiyatçının hayranlığını kazanmış, Rus edebiyatının bir mücevheri olarak kabul görmüştü.
Çukurda Kitaptan Alıntılar
1. "•
Ama bir gün hepimiz ölmeyecek miyiz?
•"
2. "“Kim emek harcıyorsa, kim sabrediyorsa üstün olan da odur.”"
3. "“Herkes nasibini yaşar.”"
4. "—Ben galiba iyi değilim. Başım biraz… dumanlı. Aklım bulanıyor."
5. "Herkes nasibini yaşar."
6. "İnsan ölünce ruhu daha kaç gün dünyada gezer?"
7. "Öyle gelmişti ki bir anlığına, bu muazzam ve esrarengiz dünyada, sayısız ömür silsilesi içinde onlar da değerliydi ve onlarda birilerinden üstündü."
8. "“Yürekte acı varken yalnızlık koyar insana.”"
9. "Yürekte acı varken yalnızlık koyar insana."
10. "Bütün gün dolaş etrafta, tek bir vicdanlı insan bulamasın."
11. ""Çok şükür, bu günde bitti, artık dinlenebilirim""
12. "•
Ve o kadar çok günah birikmişti ki geçmişin bağrında, öyle içinden çıkılmaz, Öyle telafi edilmez günahlar birikmişti ki, af dilemek bile yersizdi.
•"
13. "•
Herkes nasibini yaşar . Ama öbür dünyada bakarlar mı sanıyorsun adamın nasibi neymiş diye. Tanrı' nın yargısı adaletlidir.
•"
14. "Hayat uzun: İyisi de olacak daha, kötüsü de, her türlüsü olacak."
15. "Herkes nasibini yaşar."
Çukurda Kitap İncelemeleri
Merhaba kitap dostlarımm. Her kitabın arkadından mutlaka bir tane de klasik okumaya çalışıyorum dengelemek için. Yani yine bir klasikle sizlerleyim
Fabrika atıkları çevreye ve hayvanlara zarar verdiği için halk fabrikanın faaliyetini durdurmasını isterler ve bunun üzerine fabrikanın kapatılması emredilir. Fabrika sözde kapanmıştır ama el altından para verilen polisin ve ilçe doktorunun müsaadesiyle gizli gizli çalışmaya devam eder.
Fabrikanın ilerisinde çukuru andıran yerde yaşayan Grigori Petrov Tsıbukin ve ailesi. Herkes korkuyor ve çekiniyor Tsıbuki'nden. Çünkü ekonomik gücü elinde tutan bir aile ve mujikleri aşağılayıp tepeden bakan bir adam.
Çehov, ülkesinin farklı bölgelerinde görev yaptığı hastanelerde edindiği izlenimlerden ve tanık olduğı gerçek olaylardan esinlenerek kurgulamıştır.
20. yüzyıl başında Rus toplumunda ortaya çıkan sosyolojik gerilimlere odaklanan Çehov, Ukleyevo bucağında yaşayan yoksul köylüler ile dükkân sahipleri ve fabrikatörler arasındaki derin uçurumu sorgular.
Kitabın sonlarına doğru felaketler ve kötülük daha da çok artıyor ve trajik bir sonla bitiyor. Bir Altıncı Koğuş kadar olmasa da bu eserini de severek ve keyifle okudum. Kısa ama birçok anlamlar çıkarılabilecek bir eserdi. Rus toplumunu yansıtan bu eseri okumanızı tavsiye ederim.
Çehov’un bir oturuşta okunacak gayet akıcı eserlerinden biri olan Çukurda, bakkal dükkanı işleten zengin Grigori Petrov Tsıbukin ve ailesi üzerinden o zamanki Rus toplumunda zengin olan kesimin parayı nasıl kazandığını ve fakir kesimle olan ilişkisini anlatıyor.
Anisim ve Stepan adlı iki oğlu olan Tsıbukin polis teşkilatında olan oğlu Anisim ile Sağır (Stepan) diye seslendiği diğer oğlunun güzel ve becerikli karısı Aksinya ile gurur duymaktadır. Tsıbukin’in övündüğü aile bireylerinin yaptıkları, sonradan evlendiği Varvara Nikolayevna’nın sadaka vermesi ve iyilik peşinde koşmasının tezatları, halkın aç olmasına rağmen yapılan düğüne harcanan paralar, Lipa üzerinden annelik ve yoksulluk psikolojisi anlatılırken gayet az olan sayfa sayısına rağmen vermek istenilen mesaj merak uyandırıcı bir hikayeyle okuyucuya veriliyor. Diyakozlar (papaz yardımcısı) ile zengin ve yoksul insanlar üzerinden de din sorgulaması yapılıyor. Haklının haksız olması, haksızın haklı olması, haksızın yargılanmaması, bir polis hafiyesinin kanunsuzluğu, evliliğin muhabbet gerektirdiğini anlatırken adaletin tecellisiyle biten kitap diğer adaletsizlikler için de bir umut ışığı yakıyor sanki.
Okuyup da yüksek puan almasına rağmen içinin bomboş olduğunu gördüğüm bir kitabın neden o kadar puan aldığını sorguladığım gibi bir kez daha bir kitabın neden bu kadar az puan aldığını sorguladım. Puanına bakmadan bir Çehov kitabı ve dünya klasiği olduğunu da göz önüne alarak okumanızı tavsiye ederim. Keyifli okumalar.
Bir doktor olarak kendi dönemine duyarsız kalmayan yazar Çukurda kitabındaki fabrika yaşamının çürümüşlüğünü, Rusya'nın ucra bir köşesinde görev yaptığı sırada hastanelerde edindiği izlenimlerinden yola çıkarak yazmış. Dilerseniz toplumsal sınıfların çaresizliğine birlikte şahit olalım.
Ukleyevo bucağında yaşayan yaşlı Grigori Petroviç zengin bir dükkan sahibidir. Bu derece olmasının pek çok sebebi vardır. Anlaşma yaptığı için gizlice şarap satması da cabasıdır. Birde bucağın içinde yer alan üç tane fabrika var ki köylülerin üzerinden zengin olmaktadırlar. Doğru düzgün ücret vermedikleri gibi her besin malzemesinin en kötüsünü olarak sunmaktadırlar. Köylüler bu duruma isyan etmezler çünkü isyan edecek güçleri bile yoktur. İnançlı bir kadın olan Grigori Petroviç'in hanımı Varvara bu duruma çok üzülmektedir.
Hatta yeni evlenen üvey oğlu Anisim ile bu konuyu konuşur. Lakin Tanrı'nın sadece kilise de olduğunu söyleyen genç adam "Herkes nasibini alır" diyerek bu düzenin böyle gideceğini ima eder. Ama kaderin bir gerçeği ki evdeki hesap çarşıya uymaz ve hem Anisim'in hem de babasının başına ilahi kudretin kılıcı iner. Ruhunu hırs bürüyen bir yengeleri vardır ki bütün ailenin yaşamını temelinden sarsar. Ve bazı hesaplar öteki dünyaya kalmaz. Herkesin yaptığının karşılığını aldığı bir çukurun içindedirler. Ve bu çukurdan çıkmak imkansızdır.
Bu öykü ile yazar hepimizin saplanıp kaldığı çukurlar olduğunu vurgu yapıyor. Sadece zaman ve koşullar farklı. Umarım ilahi kudretin kılıcı inmeden önce insanlığı doğruluk ve iyilikle onurlandırabiliriz.
Bir doktor olarak kendi dönemine duyarsız kalmayan yazar Çukurda kitabındaki fabrika yaşamının çürümüşlüğünü, Rusya'nın ucra bir köşesinde görev yaptığı sırada hastanelerde edindiği izlenimlerinden yola çıkarak yazmış. Dilerseniz toplumsal sınıfların çaresizliğine birlikte şahit olalım.
Ukleyevo bucağında yaşayan yaşlı Grigori Petroviç zengin bir dükkan sahibidir. Bu derece olmasının pek çok sebebi vardır. Anlaşma yaptığı için gizlice şarap satması da cabasıdır. Birde bucağın içinde yer alan üç tane fabrika var ki köylülerin üzerinden zengin olmaktadırlar. Doğru düzgün ücret vermedikleri gibi her besin malzemesinin en kötüsünü olarak sunmaktadırlar. Köylüler bu duruma isyan etmezler çünkü isyan edecek güçleri bile yoktur. İnançlı bir kadın olan Grigori Petroviç'in hanımı Varvara bu duruma çok üzülmektedir.
Hatta yeni evlenen üvey oğlu Anisim ile bu konuyu konuşur. Lakin Tanrı'nın sadece kilise de olduğunu söyleyen genç adam "Herkes nasibini alır" diyerek bu düzenin böyle gideceğini ima eder. Ama kaderin bir gerçeği ki evdeki hesap çarşıya uymaz ve hem Anisim'in hem de babasının başına ilahi kudretin kılıcı iner. Ruhunu hırs bürüyen bir yengeleri vardır ki bütün ailenin yaşamını temelinden sarsar. Ve bazı hesaplar öteki dünyaya kalmaz. Herkesin yaptığının karşılığını aldığı bir çukurun içindedirler. Ve bu çukurdan çıkmak imkansızdır.
Bu öykü ile yazar hepimizin saplanıp kaldığı çukurlar olduğunu vurgu yapıyor. Sadece zaman ve koşullar farklı. Umarım ilahi kudretin kılıcı inmeden önce insanlığı doğruluk ve iyilikle onurlandırabiliriz.
Bir doktor olarak kendi dönemine duyarsız kalmayan yazar Çukurda kitabındaki fabrika yaşamının çürümüşlüğünü, Rusya'nın ucra bir köşesinde görev yaptığı sırada hastanelerde edindiği izlenimlerinden yola çıkarak yazmış. Dilerseniz toplumsal sınıfların çaresizliğine birlikte şahit olalım.
Ukleyevo bucağında yaşayan yaşlı Grigori Petroviç zengin bir dükkan sahibidir. Bu derece olmasının pek çok sebebi vardır. Anlaşma yaptığı için gizlice şarap satması da cabasıdır. Birde bucağın içinde yer alan üç tane fabrika var ki köylülerin üzerinden zengin olmaktadırlar. Doğru düzgün ücret vermedikleri gibi her besin malzemesinin en kötüsünü olarak sunmaktadırlar. Köylüler bu duruma isyan etmezler çünkü isyan edecek güçleri bile yoktur. İnançlı bir kadın olan Grigori Petroviç'in hanımı Varvara bu duruma çok üzülmektedir.
Hatta yeni evlenen üvey oğlu Anisim ile bu konuyu konuşur. Lakin Tanrı'nın sadece kilise de olduğunu söyleyen genç adam "Herkes nasibini alır" diyerek bu düzenin böyle gideceğini ima eder. Ama kaderin bir gerçeği ki evdeki hesap çarşıya uymaz ve hem Anisim'in hem de babasının başına ilahi kudretin kılıcı iner. Ruhunu hırs bürüyen bir yengeleri vardır ki bütün ailenin yaşamını temelinden sarsar. Ve bazı hesaplar öteki dünyaya kalmaz. Herkesin yaptığının karşılığını aldığı bir çukurun içindedirler. Ve bu çukurdan çıkmak imkansızdır.
Bu öykü ile yazar hepimizin saplanıp kaldığı çukurlar olduğunu vurgu yapıyor. Sadece zaman ve koşullar farklı. Umarım ilahi kudretin kılıcı inmeden önce insanlığı doğruluk ve iyilikle onurlandırabiliriz.