Tüm kitapları ücretsiz okuyabilir veya indirebilirsiniz! Ayrıca son kitabımız İlahi Rezonans artık raflarda! İncelemek için:

Çiğdem Dürüşken Alıntıları & En Çok Okunan Sözleri

Çiğdem Dürüşken En Beğenilen Sözleri



1. "En zor iş, kendini bilmektir.

Thales"


- Antikçağ Felsefesi



2. "


"


- Latince Deyişler ya da Yaşamın Renkleri



3. "'Kendini bil ve hiçbir şeyde aşırıya kaçma!'"


- Antikçağ Felsefesi



4. "Quod timeas, citius, quam quod speres, evenit

Korktuğun şey, beklediğinden daha çabuk başına gelir"


- Latince Deyişler ya da Yaşamın Renkleri



5. "Asıl dinsiz, halkın inandığı tanrıları reddeden değil, halkın inançlarını tanrılara yükleyen adamdır."


- Antikçağ Felsefesi



6. ""Ne olursa olsun, yapılan şeyin doğru olduğuna inanı­yorsan sonucuna da katlanacaksın.""


- Antikçağ Felsefesi



7. "“Evren uyanık olanlar için tek ve ortaktır, ama uykudayken her insan yana, yani kendine özel evrenine dönüp kıvrılır.” -Herakleitos"


- Antikçağ Felsefesi



8. ""Aklın ezeli ve ebedi hakimiyetini insanlar anlamaz." "Köpekler tanımadıkları kimselere havlar." "Eşekler samanı altına tercih eder." "Bir kişi, eğer mükemmelse, benim için onbin kişidir,". Diyerek sürekli yermiştir..."


- Antikçağ Felsefesi



9. "onun felsefe­sinde polis (kent devleti) sadece ölümlülerin, yani insanların yaşa­ dığı bir yer olmalıdır düşüncesi, dolayısıyla insani bir dünya hayal edişi o dönem için hayli cesur bir düşüncedir..."


- Antikçağ Felsefesi



10. ""Eğer öküzlerin, atların ve aslanların elleri olsaydı, ya da elleriyle resim yapıp eserler üretebilselerdi insanlar gibi, atlar at şeklinde, öküzler de öküz şeklinde çizerlerdi tanrıları, bedenlerini de aynen benzetirlerdi kendilerinin sahip olduğu bedenlere.""


- Antikçağ Felsefesi



11. "En zor iş, kendini bilmektir.
En kolay iş, öğüt vermektir."


- Antikçağ Felsefesi



12. "Unutmak için önce hatırlamak, hatırlamak için de önce unutmak gerekir."


- Antikçağ Felsefesi



13. "Öküzlerin soyluluğu güçlü bir bedene sahip olmaktan ibaret, insanlarınki ise güzel bir ahlaka sahip olmaktan.*

*Demokritos"


- Descartes Latince Öğreniyor



14. "Yayı yay yapan, bu zıt kısımların ya da kuvvetlerin gerilimidir. Gerginlik yayın yay olması için gerekli bir şeydir. Dolayısıyla zıtlıkların arasındaki gerginlik, savaş ya da mücadele, hakkın, adaletin veya zorunluluğun ta kendisidir.

Bir olanın birliğini sağlayan, çokluğun birbirine zıt olan gerilimidir."


- Antikçağ Felsefesi



15. "“Kölelerin daha iyi beslenmesi, daha iyi giyinmesi, ailelerin parçalanmaması gerektiğini düşünen iyi insanlar vardı. İkinci grup bunlara bakıp dedi ki, ‘Dalga mı geçiyorsunuz? Sorun köleleri iyi beslemek değil, sorun kölelerin olması!”"


- Antikçağ Felsefesi



16. "En zor iş, kendini bilmektir.
En kolay iş, öğüt vermektir."


- Antikçağ Felsefesi



17. ""Hiçbir şey yokluktan varolmaz ve varolan şey asla yok edilemez.""


- Antikçağ Felsefesi



18. "Eski Yunan felsefesinin temeli insanı akıl sahibi bir varlık olarak belirlemesinde yatar. Yunan düşünme biçimine özgü olan bu tavrın başlangıcı, Aristoteles'in ifadesiyle söylersek, "insanın hayret etme­sinde ve sorunu fark ettiği anda kendi bilgisizliğini, yani cahil­liğini kabullenmesinde" aranmalıdır"


- Antikçağ Felsefesi



19. ""Sorgusuz sualsiz bir hayat, yaşanmaya değmez!""


- Antikçağ Felsefesi



20. "Varolan her şey değişir, başkalaşır, asla ölmez."


- Antikçağ Felsefesi



21. ""Kendi kendime şöyle düşümdüm" der Sokrates, "ben o adamdan daha bilgeyim; çünkü aslına bakarsan her ikimizin de bildiği güzel, iyi bir şey yok, ama o adam bir şey bilmediği halde bildiğini sanıyor, ben ise hiçbir şey bilmediğimden, bildiğimi de düşünmüyorum.""


- Antikçağ Felsefesi



22. "Her şey değişir, hiçbir şey yok olmaz."


- Antikçağ Felsefesi



23. "Dur, vurma köpeğe! Çığlıklarından tanıdım, bir dostumun ruhu var içinde"


- Antikçağ Felsefesi



24. "İnsan olmaktan çıkmak, dik duruşu ve insanca sesi yitirmektir."


- Antikçağ Felsefesi



25. "Platon için beden ruhun hapishanesidir. Ruh beden içindeyken tutsaktır, zincirlerle bağlıdır, kanatları yoktur."


- Antikçağ Felsefesi



26. "Proxumus sum egoment mihi

Bana en yakın kişi, yine benim!"


- Latince Deyişler ya da Yaşamın Renkleri



27. "Akılla açığa çıkarılan dünya ile duyuların bize gösterdiği dünya birbirinden çok farklıdır."


- Antikçağ Felsefesi



28. "Çünkü hiçlikten hiçbir şey doğmaz (ex nihilo nihil fit). Bu, dünyanın kanunudur."


- Antikçağ Felsefesi



29. "Değerli şeyler ender bulunur.."


- Antikçağ Felsefesi



30. "Akılla açığa çıkarılan dünya ile duyuların bize gösterdiği dünya birbirinden çok farklıdır."


- Antikçağ Felsefesi



31. "


"


- Latince Deyişler ya da Yaşamın Renkleri



32. "Toplum servetine servet katma isteğiyle dolu, sürekli birbirlerini kıskanan ve birbirlerinden nefret eden insanlar yığını haline gelir."


- Antikçağ Felsefesi



33. "Kim bilebilir, acaba yaşamak mı ölmektir, yoksa ölmek mi yaşamak?"


- Antikçağ Felsefesi



34. "Aklın ezeli ve ebedi hakimiyetini insanlar anlamaz."


- Antikçağ Felsefesi



35. "Varlık sonsuzca aynıdır ve zaman dediğimiz şey gerçek değildir, çünkü geçmiş, şimdi ve gelecek birdir."


- Antikçağ Felsefesi



36. "(...)




"


- Latince Deyişler ya da Yaşamın Renkleri



37. "... Ama şunu bilin ki, erdemin sahibi yoktur. Kişi erdeme saygı gösterdiği ölçüde, ondan saygı görür. Suç suçu seçenin olur. Tanrı suçsuzdur."


- Antikçağ Felsefesi



38. "Bir olanın birliğini sağlayan, çokluğun birbirine zıt olan gerilimidir."


- Antikçağ Felsefesi



39. "Kendini bil ve hiçbir şeyde aşırıya kaçma!"


- Antikçağ Felsefesi



40. "Ne olursa olsun, yapılan şeyin doğru olduğuna inanı­yorsan sonucuna da katlanacaksın."


- Antikçağ Felsefesi



41. "... Ama şunu bilin ki, erdemin sahibi yoktur. Kişi erdeme saygı gösterdiği ölçüde, ondan saygı görür. Suç suçu seçenin olur. Tanrı suçsuzdur."


- Antikçağ Felsefesi



42. "Bir olanın birliğini sağlayan, çokluğun birbirine zıt olan gerilimidir."


- Antikçağ Felsefesi



43. "Kendini bil ve hiçbir şeyde aşırıya kaçma!"


- Antikçağ Felsefesi



44. "


"


- Latince Deyişler ya da Yaşamın Renkleri



45. "


"


- Latince Deyişler ya da Yaşamın Renkleri



46. "Tanrılar insan aklının kışkırtıcılığını ve ölümlü bir varlık olduğu halde hiç ölmeyecekmiş gibi doğaya hakim olma güdüsünü çok iyi bilir. İşte insanı asıl trajik yapan da bu özelliği değil midir?"


- Antikçağ Felsefesi



47. "…hatta Sokrates’e sorarsa kendi doğasını okumak en elzem bir şeydir, çünkü dıştaki doğanın bilinmesi için insan önce kendini bilmelidir."


- Antikçağ Felsefesi



48. "Nezaket ve yumuşaklık en önemli değerlerdi onun için. Utanmazlığa, arsızlığa, saygısızlığa, öl­çüsüzlüğe, tembelliğe ve ahlaksızlığa ise tahammülü yoktu."


- Antikçağ Felsefesi



49. "Varolan her şey değişir, başkalaşır, asla ölmez. Ölüm ruhun kabuk değiştirmesidir, yok olmak değil. Ruh orada burada her an gezinir, kah insan olur, kah hayvan, kah bir çiçek, kah bir ağaç, bir kuş ya da bir taş, hatta bazen sadece bir ses."


- Antikçağ Felsefesi



50. "…hatta Sokrates’e sorarsa kendi doğasını okumak en elzem bir şeydir, çünkü dıştaki doğanın bilinmesi için insan önce kendini bilmelidir."


- Antikçağ Felsefesi



51. "Nezaket ve yumuşaklık en önemli değerlerdi onun için. Utanmazlığa, arsızlığa, saygısızlığa, öl­çüsüzlüğe, tembelliğe ve ahlaksızlığa ise tahammülü yoktu."


- Antikçağ Felsefesi



52. "Varolan her şey değişir, başkalaşır, asla ölmez. Ölüm ruhun kabuk değiştirmesidir, yok olmak değil. Ruh orada burada her an gezinir, kah insan olur, kah hayvan, kah bir çiçek, kah bir ağaç, bir kuş ya da bir taş, hatta bazen sadece bir ses."


- Antikçağ Felsefesi



53. "- "Zevkler gelir geçer, şeref baki kalır...""


- Antikçağ Felsefesi



54. "Biz İlk İlkeye herhangi bir boyut yükleyemeyiz. Ona herhangi bir nicelik yükleyemeyiz. Onun hiçbir biçimi yoktur, hata kavranabilir herhangi bir biçimi yoktur. Başka herhangi bir şeyle bağlantılı değildir, çünkü İlk İlke başka her şeyden önce vardır; kendi kendine vardır ve kendinden dolayı vardır. O herhangi bir şey değildir, ama her şey onun içindedir, her şey ona bağlıdır."


- Antikçağ Felsefesi



55. "Ultima forsan

Kimbilir, belki de bu son saatin!"


- Latince Deyişler ya da Yaşamın Renkleri



56. "İyi yaşamak, aklın kılavuzluğunda yaşamaktır."


- Antikçağ Felsefesi



57. ""Kim bilebilir, acaba yaşamak mı ölmektir, yoksa ölmek mi yaşamak?""


- Antikçağ Felsefesi



58. "Karşıt olan şeyler bir araya gelir ve bu uzlaşmazlıktan müthiş bir uzlaşım doğar. Her şey çatışma sonucu meydana gelir"


- Antikçağ Felsefesi



59. "Büyük insanların yaşamöyküleri de büyük olur."


- Antikçağ Felsefesi



60. "Biz İlk İlkeye herhangi bir boyut yükleyemeyiz. Ona herhangi bir nicelik yükleyemeyiz. Onun hiçbir biçimi yoktur, hata kavranabilir herhangi bir biçimi yoktur. Başka herhangi bir şeyle bağlantılı değildir, çünkü İlk İlke başka her şeyden önce vardır; kendi kendine vardır ve kendinden dolayı vardır. O herhangi bir şey değildir, ama her şey onun içindedir, her şey ona bağlıdır."


- Antikçağ Felsefesi



61. "İyi yaşamak, aklın kılavuzluğunda yaşamaktır."


- Antikçağ Felsefesi



62. "


"


- Latince Deyişler ya da Yaşamın Renkleri



63. "Kurban törenlerinde insanın Tanrı’ya karşı duyduğu saygı ve minnet hislerinin açığa vurulmasında, örtük olarak tanrılardan çıkar elde etme düşüncesi de yatar."


- Antikçağ Felsefesi



64. "İnsanı diğer canlılardan ayıran akıl, mitolojik dönemden itibaren onun için hem bir lütuf hem de aynı zamanda trajik yaşantısının en önemli başlangıç noktası olmuştur."


- Antikçağ Felsefesi



65. "İyi gününde ölçülü ol, kötü gününde akıllı."


- Antikçağ Felsefesi



66. "Mutluluk insan yaşamının veya yaşam tarzının hedefidir; kendinde amaçtır."


- Antikçağ Felsefesi



67. "Varlıkları doğuracak bütün güç her birinin içinde gizlidir ve her biri bir başlangıçtır. Bunların oluşumu başka hiçbir şeye bağlı değilken, bunlardan çıkan her şey onlara bağlıdır."


- Antikçağ Felsefesi



68. "İnsan unutmaya yazgılıdır."


- Antikçağ Felsefesi



69. "Tanrılar insan aklının kışkırtıcılığı ve ölümlü bir varlık olduğu halde hiç ölmeyecekmiş gibi doğaya hakim olma güdüsünü çok iyi bilir. İşte insanı asıl trajik yapan da bu özelliği değil midir? Sonucunda ceza çekeceğini bilse bile doğayı kendi hakimiyetine almak için elinden geleni ardına koymaması onun trajedisi değil de nedir? Ama insanoğlu buna yazgılıdır, çünkü trajik akıl, akıllı varlık olmanın sonucudur. Yine de bu yazgının artı değeri ilerlemedir ve trajik anlamda acı çekmeden ilerleme olmaz."


- Antikçağ Felsefesi



70. "


"


- Latince Deyişler ya da Yaşamın Renkleri



71. "


"


- Latince Deyişler ya da Yaşamın Renkleri



72. "


"


- Latince Deyişler ya da Yaşamın Renkleri



73. "Diogenes, oradan oraya koşuşturan bir fareyi izlerken onun ne yatacak bir yer aradığını, ne karanlıktan korktuğunu ne de leziz şeylerin peşinde olduğunu görünce, kendisinin de her türlü doğal ortama ayak uydurabileceğinin farkına vardı. O andan itibaren de sabah sırtına geçirdiği, akşam katlayıp içinde uyuduğu harmanisi, öteberisini koyduğu heybesiyle her yerde uyudu, her yerde kahvaltı etti, her yerde konuştu, yani herhangi bir mekanı herhangi bir amaç için kullanmaktan hiç çekinmedi. Sonunda birine bana küçük bir ev bul dedi, ama o kişi bu sözü kulak arkası edince o da gitti Metreon'daki (Atina'nın agorasında tanrıça Kybele'ye adanmış bir tapınak) bir fıçıyı kendisine mesken edindi."


- Antikçağ Felsefesi



74. "Nocens precatur, innocens irascitur

Suçlu yalvarır, suçsuz öfkelenir"


- Latince Deyişler ya da Yaşamın Renkleri



75. "


"


- Latince Deyişler ya da Yaşamın Renkleri



76. "İnsanoğlu doğayı bilmeye doğuştan yazgılıdır."


- Antikçağ Felsefesi



77. "... Çünkü unutmak için önce hatırlamak, hatırlamak için de önce unutmak gerekir. Çünkü hakikatin bir kolu hatırlamaksa, diğer kolu unutmaktır. Çünkü insan hem hatırlamaya hem de unutmaya yazgılı bir varlıktır."


- Antikçağ Felsefesi



78. "Bilgi, dışımızdaki şeyleri görmek değil, içimizde olanı hatırlamaktır."


- Antikçağ Felsefesi



79. "Ölçülülük en iyi şeydir.
Zihninizi iyi bir şeyle meşgul edin.
Düşüncesiz veya kaba olmayın.
Erkek çocukları kadar kız çocuklarını da eğitin.
Jimnastik yapın.
Konuşmacıdan ziyade dinleyici olun.
Erdeme dost, kötülüğe düşman olun. Adaletsizlikten kaçının.
Hazza yenik düşmeyin.
Hiçbir şekilde şiddete başvurmayın.
Kendi denginizle evlenin; çünkü karınız sizden üstün olursa, akrabaları efendiniz olur.
Zenginken kibirli olma, dara düşersen de kendini hakir görme.
Kaderin dönekliğine asaletle katlanmayı öğrenin."


- Antikçağ Felsefesi



80. "Ruhlarımız ölümsüzdür; eski ikametgahlarını terk ettikleri anda hep yeni bir mesken bulurlar kendilerine, dirilip yeniden yaşama katılsınlar diye."


- Antikçağ Felsefesi



81. "Tanrıların ne varolduklarını, ne varolmadıklarını ne de neye benzediklerini bile­biliriz. Çünkü bunu öğrenmemize engel olabilecek bir sürü neden var, ama en önemli neden, bu meselenin kendiliğinden bulanık olu­şu ve insan ömrünün bu konuya tam olarak vakıf olamayacak ka­dar kısa oluşu," demiştir."


- Antikçağ Felsefesi



82. "Bir toplum filozoflarını kullanamıyorsa suç filozofların değil, toplumundur."


- Antikçağ Felsefesi



83. "Diogenes, oradan oraya koşuşturan bir fareyi izlerken onun ne yatacak bir yer aradığını, ne karanlıktan korktuğunu ne de leziz şeylerin peşinde olduğunu görünce, kendisinin de her türlü doğal ortama ayak uydurabileceğinin farkına vardı. O andan itibaren de sabah sırtına geçirdiği, akşam katlayıp içinde uyuduğu harmanisi, öteberisini koyduğu heybesiyle her yerde uyudu, her yerde kahvaltı etti, her yerde konuştu, yani herhangi bir mekanı herhangi bir amaç için kullanmaktan hiç çekinmedi. Sonunda birine bana küçük bir ev bul dedi, ama o kişi bu sözü kulak arkası edince o da gitti Metreon'daki (Atina'nın agorasında tanrıça Kybele'ye adanmış bir tapınak) bir fıçıyı kendisine mesken edindi."


- Antikçağ Felsefesi



84. "İnsanoğlu doğayı bilmeye doğuştan yazgılıdır."


- Antikçağ Felsefesi



85. "... Çünkü unutmak için önce hatırlamak, hatırlamak için de önce unutmak gerekir. Çünkü hakikatin bir kolu hatırlamaksa, diğer kolu unutmaktır. Çünkü insan hem hatırlamaya hem de unutmaya yazgılı bir varlıktır."


- Antikçağ Felsefesi



86. "Elde edilemeyecek şeylerin meftunu olmak ruhun hastalığıdır."


- Antikçağ Felsefesi



87. "Libros legimus, ut multa discamus: Kitapları pek çok şey öğrenmek için okuyoruz."


- Descartes Latince Öğreniyor



88. "Quod dubitas, ne feceris: Şüphe ettiğin şeyi yapma."


- Descartes Latince Öğreniyor



89. "


"


- Latince Deyişler ya da Yaşamın Renkleri



90. "



"


- Latince Deyişler ya da Yaşamın Renkleri



91. "Asıl dinsiz, halkın inandığı tanrıları reddeden değil, halkın inançlarını tanrıya yükleyen adamdır."


- Antikçağ Felsefesi



92. "Unutmak için önce hatırlamak,hatırlamak için de önce unutmak gerekir.Çünkü hakikatin bir kolu hatırlamaksa,diğer kolu da unutmaktır.Çünkü insan hem hatırlamaya hem de unutmaya yazgılı bir varlıktır."


- Antikçağ Felsefesi



93. "Epikuros Menoikeos' a Mektup' ta ölümün bizimle hiçbir ilgisi olmadığına inanmamızı öğütler. Ona göre iyi ya da kötü, bizim hislerimizle ilgili bir konudur, ölümse hislerin yokluğudur. Ölümü ne olduğunu doğru şekilde anlarsak, geçici hayatımız çekilir hale gelir. Çünkü bu anlayış ömrümüze ömür katmasa da, ölümsüz olmaya duyduğumuz açtığı yok eder. Yaşamın durmasından korkmanın yersiz olduğunu anlayan insan, yaşarken de hiçbir şeyden korkmaz. Zaten ölümden korkan insan, aslında öldüğünde acı duyacağından korkmuyordur, acı duyacağı düşüncesinden korkuyordur. Gerçekleştiğinde herhangi bir kötülüğü dokunmayacak şeyi, ya dokunursa diye beklemek boş yere acı çekmektir. Öylesi en kötü illet olan ölümün bize hiçbir zararı dokunmaz, çünkü biz yaşarken ölüm yoktur, ölüm geldiğinde de artık biz yokuz. Bilge Adam ne yaşamaktan korkar ne de ölmekten."


- Antikçağ Felsefesi



94. ""Asıl dinsiz, halkın inandığı tanrıları reddeden değil, halkın inançlarını tanrılara yükleyen adamdır.""


- Antikçağ Felsefesi



95. ""Şairler bir dolu yalan söyler.""


- Antikçağ Felsefesi



96. "" Söz, güçlü bir despottur.""


- Antikçağ Felsefesi



97. "En doğru söz nedir?
İnsanların hepsinin ahlakı bozuktur."


- Antikçağ Felsefesi



98. "Sadece korkak adamlar kaçar kavgadan bana göre.."


- Antikçağ Felsefesi



99. "Asıl dinsiz, halkın inandığı tanrıları reddeden değil, halkın inançlarını tanrıya yükleyen adamdır."


- Antikçağ Felsefesi



100. "Ab amante lacrimis redimas iracundiam

Aşığın öfkesi iki damla gözyaşıyla diniverir!"


- Latince Deyişler ya da Yaşamın Renkleri



101. "


"


- Latince Deyişler ya da Yaşamın Renkleri



102. "


"


- Latince Deyişler ya da Yaşamın Renkleri



103. "Platon için beden ruhun hapishanesidir.Ruh beden içindeyken tutsaktır,zincirlerle bağlıdır,kanatları yoktur."


- Antikçağ Felsefesi



104. "


"


- Latince Deyişler ya da Yaşamın Renkleri



105. "Aristoteles bir öncesi, yani bir nedeni olmayan hareketin salt hareket olduğunu anlatmak için bir ilke belirler ve bunun hareketsiz hareket ettirici olduğunu söyler. Bu hareketin başlatıcısı gibi bir şey değildir; bir ilk neden, yasa ya da benzeri bir şey değildir. Bu salt mantıksal bir açıklamadır. Bu ilke doğal süreçleri zihnen kavranabilir kılar sadece; yoksa bu süreçlerin hiçbirini meydana getirmez. Salt bir arkhedir; salt bir 'niçin' dir; yani bu arkhe ereksel nedendir ya da salt niyet. Aristoteles'e göre bir şeyin yapabildiği şey o şeyin tam anlamıyla ne olduğu ile özdeş olduğu için de, son kertede bir sürecin ereksel nedeni ile biçimsel nedeni özdeştir. Bu yüzden bu arkhe aynı zamanda biçimsel nedendir. Ama o kadar; geleneksel anlamda bir Tanrı değildir. Hiçbir şeyin yaratıcısı değildir, çünkü dünya zaten ezelidir. Dünyanın ezelî taşıyıcısı da değildir, çünkü dünyanın bir taşıyıcıya değil, açıklanmaya, anlaşılmaya ihtiyacı vardır. İşte hareketsiz hareket ettiricinin tek değeri, bu anlayışı sunmasıdır. O zaman Aristoteles'in hareketsiz hareket ettiricisi nous olmalı; yani 'niçin' i anlama gücü. Çünkü Aristoteles için dünyadaki en üstün güç nousun kendisidir"


- Antikçağ Felsefesi



106. "En iyi ve en doğru yaşam şekli, başkasında ayıpladığımız şeyleri yapmamakla mümkündür."


- Antikçağ Felsefesi



107. "Sözler davranışların aynasıdır.
En güçlü ve en muktedir olan kraldır."


- Antikçağ Felsefesi



108. "Şöyle der Akhilleus;
Hades kapılarından nefret ettiğim kadar nefret ederim
gönlü başka, dili başka adamdan
Yok, ben dosdoğru, içimden geleni söyleyeceğim size."


- Antikçağ Felsefesi



109. "Erdem, feragat ve kendine yeterlikten başka bir şey değildir. Erdem, mutluluğun ta kendisi, tam bir özgürlüktür."


- Antikçağ Felsefesi



110. "“İnsan, düşüncesini önce iyi ifade etmesini bilmeli!”
Aristoteles"


- Antikçağ Felsefesi



111. "


"


- Latince Deyişler ya da Yaşamın Renkleri



112. "


"


- Latince Deyişler ya da Yaşamın Renkleri



113. "Nezaket ve yumuşaklık en önemli değerlerdi onun için. Utanmazlığa, arsızlığa, saygısızlığa, öl­çüsüzlüğe, tembelliğe ve ahlaksızlığa ise tahammülü yoktu. Bu tür sınavlarından başarıyla çıkan öğrencisini okuluna çağırır ve o an­dan itibaren de tam beş yıl sürecek bir suskunluğa (quinquennale silentium) mahkum ederdi ki, zaferlerin belki de en zoru olan dilini tutmayı öğrenebilsin ve bir konuşma adabı edinebilsin."


- Antikçağ Felsefesi



114. "Kaybettim diye hayıflandığın şeyler sahiden senin olsaydı,onları asla kaybetmezdin."


- Antikçağ Felsefesi



115. ""Duysalar bile öyle bir cehalet içindeler ki, sağır gibi davranıyorlar. Burada oldukları halde yoklar."
Herakleitos"


- Antikçağ Felsefesi



116. "Derin anlamıyla bilgi, genel ya da tümel kavramlar oluşturmaktır."


- Antikçağ Felsefesi



117. ""Söz, güçlü bir despottur.""


- Antikçağ Felsefesi



118. "Varolan her şey değişir, başkalaşır, asla ölmez. Ölüm ruhun kabuk değiştirmesidir, yok olmak değil. Ruh orada burada her an gezinir, kah insan olur, kah hayvan, kah bir çiçek, kah bir ağaç, bir kuş ya da bir taş, hatta bazen sadece bir ses."


- Antikçağ Felsefesi



119. "Herakleitos için karşıtlıkların savaşı, varlığın ya da oluşun temel şartıdır. Bu savaş olmasaydı, hiçbir şey ortaya çıkmazdı. Çünkü "evren, karşıt olanların mücadelesinden doğan bir uyumdur.''"


- Antikçağ Felsefesi



120. "Ne olursa olsun, yapılan şeyin doğru olduğuna inanıyorsan sonucuna da katlanacaksın."


- Antikçağ Felsefesi



121. "Erdem, feragat ve kendine yeterlikten başka bir şey değildir. Erdem, mutluluğun ta kendisi, tam bir özgürlüktür."


- Antikçağ Felsefesi



122. "


"


- Latince Deyişler ya da Yaşamın Renkleri



123. "


"


- Latince Deyişler ya da Yaşamın Renkleri



124. ""Mümkün olan her yola başvurup gerekirse kılıçla, gerekirse ateşle her türlü musibeti kesip atmalı ; bedeni hastalıktan, ruhu cahillikten, kenti fesatlıktan, yuvayı kavgadan kurtarmalı.""


- Antikçağ Felsefesi



125. ""Güce sahip olan varlıklara şimdi tanrı olarak tapınılıyor,"

Menandros"


- Antikçağ Felsefesi



126. "'Kendini bil ve hiçbir şeyde aşırıya kaçma!'"


- Antikçağ Felsefesi



127. "Pythagoras öğretilecek bilgilerin hiçbirinin boşa gitmemesi, öğrenen tarafından mutlaka anlaşılması ve hayata geçirilmesi gerektiğine inandığından, herkese her bilgiyi vermenin adil bir davranış olmayacağını düşündü."


- Antikçağ Felsefesi



128. "Zaman dediğimiz şey gerçek değildir, çünkü geçmiş, şimdi ve gelecek birdir"


- Antikçağ Felsefesi



129. "Bedendeki tutsaklığının farkındadır, ama tuzağa düştüğü bu bedene sadece içten bakabilmekte, dıştan ne durumda olduğunu görememektedir."


- Antikçağ Felsefesi



130. "Ebedi huzuru, dünyevi bir hayat yaşamakla kazanmak imkansızdır ; çünkü yeryüzünde yaşayan Tanrı'nın insanları sürgündedir."


- Antikçağ Felsefesi



131. ""Mümkün olan her yola başvurup gerekirse kılıçla, gerekirse ateşle her türlü musibeti kesip atmalı ; bedeni hastalıktan, ruhu cahillikten, kenti fesatlıktan, yuvayı kavgadan kurtarmalı.""


- Antikçağ Felsefesi



132. "Bir toplum içinde yaşamayan ya da kendi kendine yettiği için hiçbir şeye ihtiyacı olmayan, her kim olursa olsun, ya bir insan değildir, ya vahşi bir hayvandır ya da bir Tanrı'dır."


- Antikçağ Felsefesi



133. "


"


- Latince Deyişler ya da Yaşamın Renkleri



134. "


"


- Latince Deyişler ya da Yaşamın Renkleri



135. "


"


- Latince Deyişler ya da Yaşamın Renkleri



136. "


"


- Latince Deyişler ya da Yaşamın Renkleri



137. "


"


- Latince Deyişler ya da Yaşamın Renkleri



138. "


"


- Latince Deyişler ya da Yaşamın Renkleri



139. "Ex nihilo nihil fit: Hiçlikten hiçbir şey doğmaz."


- Descartes Latince Öğreniyor



140. "Bir insanı eğitmenin en iyi yolu öncelikle onu iyi yönetilen bir kentin yurttaşı haline getirmektir."


- Antikçağ Felsefesi



141. "Zamanı iyi kullanmanın en iyi yolu, insanın uykuda geçirdiği kayıp saatleri geri kazanmaya çalışmasıydı."


- Antikçağ Felsefesi



142. "


"


- Latince Deyişler ya da Yaşamın Renkleri



143. "Teknoloji (tekhnologia), doğayı kandırıp insanı rahat ettirmektir. Hile yaparak doğayı kandıran insan aklı, hybrisle (kibir) dolar. Başka deyişle hile yapan insan bir hybris varlığıdır ve hybris varlığı olunmadan tekhnēyi (teknik bilgi) sonsuzca kullanmak olanaklı değildir."


- Antikçağ Felsefesi



144. ""Geveze bir aptal olmaktansa, bilge olup konuşmamayı yeğlerim.""


- Antikçağ Felsefesi



145. "Korktuğun şey, beklediğinden daha çabuk başına gelir.
Quod timeas, citius, quam quod speres, evenit."


- Latince Deyişler ya da Yaşamın Renkleri



146. "Genel anlamda bilimsel bilginin en önemli işareti, onun öğretilebilir olmasıdır."


- Antikçağ Felsefesi



147. "Mitolojide her hareket karşı hareketini de üretir."


- Antikçağ Felsefesi



148. "Bir toplum içinde yaşamayan ya da kendi kendine yettiği için hiçbir şeye ihtiyacı olmayan, her kim olursa olsun, ya bir insan değildir, ya vahşi bir hayvandır ya da bir Tanrı'dır."


- Antikçağ Felsefesi



149. "Bir insanı eğitmenin en iyi yolu öncelikle onu iyi yönetilen bir kentin yurttaşı haline getirmektir."


- Antikçağ Felsefesi



150. "Zamanı iyi kullanmanın en iyi yolu, insanın uykuda geçirdiği kayıp saatleri geri kazanmaya çalışmasıydı."


- Antikçağ Felsefesi



151. ""Geveze bir aptal olmaktansa, bilge olup konuşmamayı yeğlerim.""


- Antikçağ Felsefesi



152. "Ölüm, evrensel ritim içindeki bir ana insanların verdiği addan başka bir
şey değildir. İnsanlar bu dört öğenin birleşerek meydana getirdiği varlıkları, örneğin hayvanları, bitkileri vb görünce onların doğduk­larını, bu dört öğenin birbirinden ayrılıp da bu varlıkların yok ol­duğunu gördüklerinde ise öldüklerini söylerler. Ama bunların hep­si hayali adlandırmalardır, hepsi birer görüntüden ibarettir. Asıl gerçek bu görüntünün ardındaki dört öğenin birleşmesi ve dağıl­masıdır. Çünkü hiçlikten hiçbir şey doğmaz (ex nihilo nihil fit )Bu, dünyanın kanunudur."


- Antikçağ Felsefesi



153. "Omnia mutantur, nihil interit

(her şey değişir, hiçbir şey yok olmaz)"


- Antikçağ Felsefesi



154. "Ölüm ruhun kabuk değiştirmesidir, yok olmak değil. Ruh orada burada her an gezinir, kah insan olur, kah hayvan, kah bir çiçek, bir ağaç, bir kuş ya da taş, hatta bazen sadece bir ses."


- Antikçağ Felsefesi



155. "Benim, öyleyse varım."


- Descartes Latince Öğreniyor



156. "Peki, hakiki olan ne? Belki de sadece şu: Hiçbir şeyin kesin olmaması."


- Descartes Latince Öğreniyor



157. "İşin aslı kendimi şartlara uydurmaktansa, şartları kendime uydurdum."


- Antikçağ Felsefesi



158. "İşte insanı asıl trajik yapan da bu özelliği değil midir? Sonucunda ceza çekeceğini bilse bile doğayı kendi hakimiyetine almak için elinden geleni ardına koymaması, onun trajedisi değil de nedir?"


- Antikçağ Felsefesi



159. "


"


- Latince Deyişler ya da Yaşamın Renkleri



160. "Duyular zayıftır, bu yüzden de doğru bilgiye duyular aracılığıyla ulaşmamız imkansızdır, çünkü duyulara güvenilmez"


- Antikçağ Felsefesi



161. "" En zor iş, kendini bilmektir."
" En kolay iş, öğüt vermektir."
"Zorunluluktan güçlüsü yok, çünkü her şeyin hakimidir.""


- Antikçağ Felsefesi



162. "''Onun için iyi olan,akla doğru gelen ya da akla uygun olandır. Bu da insana en çok yararı dokunan şeydir. En çok yararı dokunan şeyse insanın yüreğini en çok ferahlatan ve ona dinginlik verendir.Çünkü bu,insanın gelip geçici hazlarından öte,tutarlı ve kalıcı olandır. Kalıcı ruh ferahlığını ya da memnun olma halini insana sağlayan en önemli şeyse her şeyde, her olayda doğru düşünme ve doğru davranmadır. Bu tür doğru düşünüş ve davranışı belirleyecek tek ilke de ölçülülüktür.''"


- Antikçağ Felsefesi



163. "Mors omnia aequat: Ölüm her şeyi eşit kılar."


- Descartes Latince Öğreniyor



164. "Epikuros, insana hayat karşısında nasıl davranacağını bire bir öğretemeyen bütün disiplinleri, örneğin tarihi, matematiği ve edebiyatı bir tarafa bırakır. Eski inanç sistemlerini, felsefeleri ve kültürel anlamda bütün yoz fikirleri, bunları gençlerin zihnine zerk edip onları gerçek yaşamdan uzaklaştıran eğitimi tümüyle lanetler, hatta öğrencisi Pythokles’e “Bin kayığına açıl, uzaklaş tüm kültür hayatından!” diyecek kadar."


- Antikçağ Felsefesi



165. ""Kendi kendime şöyle düşündüm," der Sokrates, "ben o adamdan daha bilgeyim;çünkü aslına bakarsan her ikimizin de bildiği güzel, iyi bir şey yok, ama o adam bir şey bilmediği halde bildiğini sanıyor, bense hiçbir şey bilmediğimden, bildiğimi de düşünmüyorum.""


- Antikçağ Felsefesi



166. "Stoa'nın bilgesi, dünyanın tanrısal düzenine, yani Zeus'un iradesine veya yazgıya tam anlamıyla vakıf, kendi yaşantısını ona göre düzenleyip yaşamın akışına uymuş, asla hata yapmayan bir kişiliktir. Bilgenin bu tavrı tam bir teslimiyetçilikmiş gibi görünse de, insanda kötüyü ya da iyiyi seçecek bir özgür iradenin bulunduğunun, dünyadaki kötülüğün yazgıdan değil de, kişini kendi özgür iradesinden kaynaklandığının da delilidir. Demek ki Stoacılar için doğanın değiştirilemez zinciri olan kaderin geniş yelpazesinde bir de talih unsuru söz konusudur ve insan kendindeki özgür iradeyle bu talihi kendine göre yönlendirebilecek güçtedir. Bilgenin bu tavrında, Stoa ahlakının temel görüşü autarkeia - kendi kendine yeterli olma- fikrinin de içkin olduğu açıktır. İnsan evrensel akıldan pay alan bir varlık olarak zaten kendi kendine yeten bir doğaya baştan sahiptir. Bu akıl ona doğayı olduğu gibi kabul etme ve kendi doğamızı doğadaki değişmez düzene göre yoğurma imkânı tanır."


- Antikçağ Felsefesi



167. "Aut amat aut odit mulier, nil est tertium

Kadın ya sever ya da nefret eder; üçüncü hali yoktur."


- Latince Deyişler ya da Yaşamın Renkleri



168. "Herakleitos'un keşfettiğine inandığı sır şudur: Görünüşte birbirine zıt olan şeyler, aslında bir ve aynıdır; bu birlik, daha derin düşünüldüğünde, aynı zamanda çokluktur."


- Antikçağ Felsefesi



169. "...kurban kesmek, kan akıtmak bir pisliği başka bir pislikle temizlemekle, kana bulanarak temizlenmekle eştir."


- Antikçağ Felsefesi



170. "İnsanın ruhunu toplumun ruhundan (maneviyatından) ayırmak imkansızdır."


- Antikçağ Felsefesi



171. "İşin aslı kendimi şartlara uydurmaktansa, şartları kendime uydurdum."


- Antikçağ Felsefesi



172. "İşte insanı asıl trajik yapan da bu özelliği değil midir? Sonucunda ceza çekeceğini bilse bile doğayı kendi hakimiyetine almak için elinden geleni ardına koymaması, onun trajedisi değil de nedir?"


- Antikçağ Felsefesi



173. "Duyular zayıftır, bu yüzden de doğru bilgiye duyular aracılığıyla ulaşmamız imkansızdır, çünkü duyulara güvenilmez"


- Antikçağ Felsefesi



174. "" En zor iş, kendini bilmektir."
" En kolay iş, öğüt vermektir."
"Zorunluluktan güçlüsü yok, çünkü her şeyin hakimidir.""


- Antikçağ Felsefesi



175. "''Onun için iyi olan,akla doğru gelen ya da akla uygun olandır. Bu da insana en çok yararı dokunan şeydir. En çok yararı dokunan şeyse insanın yüreğini en çok ferahlatan ve ona dinginlik verendir.Çünkü bu,insanın gelip geçici hazlarından öte,tutarlı ve kalıcı olandır. Kalıcı ruh ferahlığını ya da memnun olma halini insana sağlayan en önemli şeyse her şeyde, her olayda doğru düşünme ve doğru davranmadır. Bu tür doğru düşünüş ve davranışı belirleyecek tek ilke de ölçülülüktür.''"


- Antikçağ Felsefesi



176. "" En zor iş, kendini bilmektir."
" En kolay iş, öğüt vermektir."
"Zorunluluktan güçlüsü yok, çünkü her şeyin hakimidir.""


- Antikçağ Felsefesi



177. "Tavuk yumurtanın içinde zımnen vardır ve yumurtaya kuvve kazandırır. Dolayısıyla kuvve halinde bir meşe ağacı olan bir tohum, gerçek bir meşe palamududur; kuvve halinde bir tavuk olan yumurta, gerçek bir yumurtadır. Bu yüzden Aristoteles'teki fiil, ontolojik olarak kuvveden önce gelir. [...] her nesne bir tohum olarak içinde kuvve halinde bulunan ereğine (telos) göre mevcut şeklini alır."


- Antikçağ Felsefesi



178. ""İyi yaşamak, aklın kılavuzluğunda yaşamaktır.""


- Antikçağ Felsefesi



179. ""Platon'un ahlakı en yüksek iyiye ulaşma çabası üzerine şekillenmiştir. Çünkü en yüksek iyi mutluluğun kendisidir ve insanın tüm yaşam çabası mutlu olmaya yöneliktir. İnsanın mutlu olmasının anlamı, zihinsel istek ve eğilimlerinin tam olarak karşılanması, yani zihinsel doygunluğudur. Aslında bu anlamdaki bir doygunluk tüm Yunan ahlak anlayışının özüdür. ""


- Antikçağ Felsefesi



180. "


"


- Latince Deyişler ya da Yaşamın Renkleri



181. "


"


- Latince Deyişler ya da Yaşamın Renkleri



182. "Erdeme ulaşmanın önündeki en büyük engellerden biridir hayal kırıklığı."


- Antikçağ Felsefesi



183. "


"


- Latince Deyişler ya da Yaşamın Renkleri



184. "Faber est suae quisque fortunae

Herkes kendi yazgısını kendi yazar"


- Latince Deyişler ya da Yaşamın Renkleri



185. "- " (...) Eski Yunan felsefesinin temeli, insanı akıl sahibi bir varlık olarak belirlemesinde yatar...""


- Antikçağ Felsefesi



186. "Platon’un Sokrates’le karşılaşması ve onun tutkulu bir taraftarı olması, hem özel yaşantısı hem de felsefesi için bir dönüm noktası olmuştur. Her şeyden önce yüreğindeki siyasal yaşama etkin olarak katılma isteğini ve şiir tutkusunu bir anda söndürmüş, temaşa ve tefekkürle geçecek yepyeni bir yaşama adım atmış, o ana değin yazdığı bütün trajedilerini de yakıp yok etmiştir."


- Antikçağ Felsefesi



187. ""En zor iş, kendini bilmektir. En kolay iş, öğüt vermektir." (Miletoslu Thales)"


- Antikçağ Felsefesi



188. "İnsanın doğayla uyumu, kendisine içsel bir özgürlük tanır. Her şeyin mükemmel bir düzene göre döşendiği doğada karışıklığa yer yoktur; o halde insan kendi doğasında da böyle bir karışıklığa izin vermeyebilir. Kader Tanrıçaları kılavuzluk edinmek isteyen insana kılavuzluk eder. İstemeyen insanı da beraberlerinde çekip götürür. Öyleyse insan doğanın kendisine verdiği haklardan daha fazlasına yanaşmayıp ruhundaki özellikle haz, acı, arzu, keder, korku gibi aşırı ruh hallerinden arındığı ve serinkanlı kalmayı başardığı müddetçe, hem bağımsızlığını kazanmış olur hem de en zorlu olaylar karşısında nasıl dimdik durulabileceğini görür. İnsanın kendisine hâkimiyeti, kendisi izin vermediği sürece hiçbir zorluğun kendisini yenemeyeceği fikri, en şiddetli acıların, en büyük illetlerin bile tene sürtünüp geçmesini sağlar."


- Antikçağ Felsefesi



189. "Ridentem dicere verum quid vetat?

Gerçeği gülerek söylemekten beni ne alıkoyabilir?"


- Latince Deyişler ya da Yaşamın Renkleri



190. "Hoc praestat amicitia propinquita ti, quod ex propinquitate benevolentia tolli potest, ex amicitia non potest.*
-Cicero
*Dostluğun akrabalığa karşı bir üstünlüğü var; akrabalık iyi niyet olmadan da olabilir, dostluk ise asla!"


- Latince Deyişler ya da Yaşamın Renkleri



191. "İnsanın içinde bulunduğu durum,kendi düşüncesine göre anlam kazanır."


- Antikçağ Felsefesi



192. ""Güçlüyken merhametli ol."
"Altının saflığı mihenkle sınanır; insanın iyisi, kötüsü de altınla.""


- Antikçağ Felsefesi



193. "Varlık sonsuzca aynıdır ve zaman dediğimiz şey gerçek değildir, çünkü geçmiş, şimdi ve gelecek birdir."


- Antikçağ Felsefesi



194. "Bilgelik iyi ve kötü olanla iyi ve kötü olmayanın bilgisidir."


- Antikçağ Felsefesi



195. "Erdeme ulaşmanın önündeki en büyük engellerden biridir hayal kırıklığı."


- Antikçağ Felsefesi



196. "- " (...) Eski Yunan felsefesinin temeli, insanı akıl sahibi bir varlık olarak belirlemesinde yatar...""


- Antikçağ Felsefesi



197. "Platon’un Sokrates’le karşılaşması ve onun tutkulu bir taraftarı olması, hem özel yaşantısı hem de felsefesi için bir dönüm noktası olmuştur. Her şeyden önce yüreğindeki siyasal yaşama etkin olarak katılma isteğini ve şiir tutkusunu bir anda söndürmüş, temaşa ve tefekkürle geçecek yepyeni bir yaşama adım atmış, o ana değin yazdığı bütün trajedilerini de yakıp yok etmiştir."


- Antikçağ Felsefesi



198. "Ateş âdeta bir sanatçı (pyr tekhnikon) gibi doğayı işler"


- Antikçağ Felsefesi



199. "Aristoteles, ahlakı(ēthikē) insanın ontolojisi olarak görür."


- Antikçağ Felsefesi



200. "İnsan hakikati tam olarak kavrayamaz, ama önemli olan hakikate yaklaşmak için gerekli olan bilgiye ermektir. İnsanın hakikat için verdiği uğraş, bilmek için verdiği uğraştır. Bu uğraş evrenin tümüyle açıklanamayacağının da farkına varma uğraşıdır aynı zamanda."


- Antikçağ Felsefesi



201. "Epikuros'a göre aslında insanın bütün eylemleri acı çekmemeye ve korku duymamaya yöneliktir"


- Antikçağ Felsefesi



202. "Kaybettim diye hayıflandığın şeyler sahiden senin olmuş olsaydı, onları asla kaybetmezdin."


- Antikçağ Felsefesi



203. "Elde edilemeyecek şeylerin meftunu olmak ruhun hastalığıdır."


- Antikçağ Felsefesi



204. "Hafıza birey ile evren arasındaki kavşak noktasıdır, insanın kendisini anlaması için bütün malzemelere sahiptir. Sadece geçmiş olayların bir deposu değildir, gelecek olayların da anlamlandırılmasında önemli bir işleve sahiptir. İnsan hafizasıyla geçmişi ve geleceği şimdide birleştirebilir ve kendi üstündeki gerçekliklerin bilincine erişebilir."


- Antikçağ Felsefesi



205. "Anlaşılan o ki, insanı diğer canlılardan ayıran akıl, mitolojik dönemden itibaren onun için hem bir lütüf hem de aynı zamanda trajik yaşantısının en önemli başlangıç noktası olmuştur."


- Antikçağ Felsefesi



206. "Çoğu insan kötüdür."


- Antikçağ Felsefesi



207. "“…insanın doğumundan önce neler olup bittiğinden habersiz kalması, daima bir çocuk olarak kalmasıdır. Tarihi belgeler sayesinde atalarımızın yaşamına kenetlenmedikçe insan yaşamının ne değeri kalır?..”"


- Antikçağ Felsefesi



208. "Pythagoras'ın Hades'e indiğinde ceza çeken insanlar ara­sında kadınlarıyla yatmaktan kaçınanlar olduğunu da söylemesi kulaklarına küpe olduğundan, kadınlarına karşı her zaman şefkatli davranırlardı."


- Antikçağ Felsefesi



209. "Evrensel bilgi, tıpkı insan bedeninin değişik azalardan oluşması gibi özel bilgi dallarının bir araya gelmesinden oluşur; ilk gençlik yıllarından başlayarak farklı bilgi dallarıyla eğitilen kişi, bunların hepsinde aynı temel taşların olduğunu ve bilgi dallarının karşılıklı olarak birbirini tamamladığını anlar, bu yüzden her şeyi daha rahat kavrar."


- Antikçağ Felsefesi



210. "... insan hatırlamak istediği şeye mutlaka aşina olmalıdır, çünkü hiç aşina olmadığı bir şeyi hatırlamaya çalışmak insanın doğasına aykırıdır. Öyleyse Tanrı'yı ya da Tanrı' yla özdeş olan Mutlu Yaşam'ı arayan bir insanın "Tanrı'yı buldum!" diyebilmesi için de ona aşina olması gerekir. O zaman yine hafızaya geri dönmelidir. Peki ama nasıl aranacaktır Tanrı? Sanki unutmuş da unutmuş olduğunu hatırlamaya çalışıyormuş gibi mi, yoksa unuttuğunu bile hatırlamadığı bir şeyi öğrenmek ister gibi mi?"


- Antikçağ Felsefesi



211. "Beden ruhun hapishanesidir. Ruh beden içindeyken tutsaktır, zincirlerle bağlıdır, kanatları yoktur"


- Antikçağ Felsefesi



212. "“Kim bilebilir, acaba yaşamak mı ölmektir, yoksa ölmek mi yaşamak?”"


- Antikçağ Felsefesi



213. "- " (…) Yunan'ın Yedi Bilgesi

1.Lindoslu Kleobulos: "Ölçülülük en iyi şeydir..."
2.Atinalı Solon: "Sözler davranışların aynasıdır..."
3.Spartalı Khilon: "Kendini bil!.."
4.Miletoslu Thales: "En zor iş, kendini bilmektir..."
5.Lesboslu Pittakos: "Zamanını bekle!.."
6.Prieneli Bais: "Bir insan değersizse, zengindir diye övme..."
7. Korinthoslu Periandros: "Zevkler gelir geçer, şeref baki kalır...""


- Antikçağ Felsefesi



214. ""Çünkü her şey, onu algılayana göre bir böyle, bir şöyle olabilir. Kısacası rüzgâr üşüyene soğuk gelir ya da deniz suyu bir insana öldürücü, ama bir balığa besleyici gelir.""


- Antikçağ Felsefesi



215. "Bilgeyi, diğer insanlardan ayıran en önemli özellik, doğadaki kader dediğimiz mutlak zorunluluğun bilincinde olması ve yaşantısını bu zorunluluğa uygun şekilde ayarlayabilmesidir. Sırf insanların değil, aynı zamanda tanrıların bile tabi olduğu bu zorunluluğun bilincinde olma, her şeyin ona göre belirlendiğini ve olayların akışının değiştirilemeyeceğini kavramadır. O halde ne olacaksa olacak ve ne olmayacaksa olmayacaksa, insan yaşamını elindeki imkânlara göre ayarlamak durumundadır. En büyük imkân akıldır, çünkü insanı diğer canlılardan ayıran ve tanrısallığa yaklaştıran bu imkân onun kaderin karşısında çırılçıplak kaldığı anlarda bile serinkanlılığını korumasını sağlayacak tek silahıdır. O halde insan doğanın ona en büyük armağanı olan aklını kılavuz alıp yaşamaya mecburdur. Aklın kılavuzluğunda yaşamak, fırtınalı bir denizde yaşam gemisini doğru rotada götürmek demektir."


- Antikçağ Felsefesi



216. "Ne istediğini bilen insan, kendisi için sağlıklı olacak şekilde davranır; ne istediğini bilmeyen insansa,kendisi için zararlı olacak şekilde."


- Antikçağ Felsefesi



217. "Felsefe,ruhu bedenden ayırıp hür kılabilme ve onu zihinle kavranabilene ya da doğru olanla döndürme çabasıdır."


- Antikçağ Felsefesi



218. ""Kendi kendime şöyle düşündüm," der Sokrates, "ben o adamdan daha bilgeyim; çünkü aslına bakarsan her ikimizin de bildiği güzel, iyi bir şey yok, ama o adam bir şey bilmediği halde bildiğini sanıyor, bense hiçbir şey bilmediğimden, bildiğimi de düşünmüyorum.""


- Antikçağ Felsefesi



219. "Kalıcı ruh ferahlığını ya da memnun olma halini insana sağlayan en önemli şeyse her şeyde, her olayda doğru düşünme ve doğru davranmadır. Bu tür düşünüş ve davranışı belirleyecek tek ilke de ölçülülüktür. İnsan ölçülülüğü benimsediği oranda doğanın kendisine belirlediği sınırların dışına taşmayacak ve kendi gücü dahilinde olmayan şeylere ulaşmaya ve onları elde etmeye çalışmayacaktır. Böylece kendisini her an mutlu hissedeceği bir ruh haline kavuşacaktır. Bu da şunu gösterir ki, Demokritos'a göre bir insanın mutluluğu sadece kendi elindedir."


- Antikçağ Felsefesi



220. "Kısacası en genel anlamıyla "erdemli karakter, iki zıt insani eğilim arasındaki orta yoldan ibarettir," yani "erdem, noksanlık ya da aşırılık değil, orta olmadır.""


- Antikçağ Felsefesi



221. "Mutluluk her insan için son erektir ve bu mutluluk çoğu insanın bildiği gibi bir mutluluk (hedone) değildir. Sokrates'in bahsettiği mutluluk, hiçbir zaman tam olarak tanımlanmamış bile olsa, genel anlamda iyiyi kötüden, hazzı acıdan düzgün bir şekilde ayırt edebilme erdemine sahip olmaktır."


- Antikçağ Felsefesi



222. "Platon'a göre ruhun sağlıklı, yetkin ve düzenli oluşu onu erdemli kılan niteliklerdir. Erdem, ruhun yetkinliğidir. Bir insan erdemli oldukça, yani ruhu yetkinlik kazandıkça veya bilgilendikçe iyiyi kötüden, doğruyu yanlıştan, tam olanı eksik olandan ayırt etmesini de öğrenir."


- Antikçağ Felsefesi



223. "Khaosun karşıtı, en geniş anlamıyla "düzen" olarak çevrilebilecek olan kosmostur."


- Antikçağ Felsefesi



224. "Hesiodos ... "Her şeyden önce varolan Khaos'tu," diyerek şairce bir sezgiyle aslında evrenin kökeninin khaos olduğunu belirtmiş, sonradan Thales'in ve onunla başlayan Miletos Okulu'nun ilk felsefe sorusu olan "Arkhe nedir?" sorusunun mitolojik bir şeklini dile getirmiştir."


- Antikçağ Felsefesi



225. "...destanların her bir dizesi aslında Yunan toplumunun tüm özelliklerini, adetlerini, gelenek ve göreneklerini, inançlarını, meraklarını, sorgulamalarını ve ideallerini ortaya koymakta, dahası Yunan'ın tüm duygu durumlarını, sevinçlerini, üzüntülerini, aşklarını, nefretlerini ve bunun gibi tüm tutkularını en ince ayrıntılarına kadar açığa vurmaktadır."


- Antikçağ Felsefesi



226. "Adaletli bir toplumda aşırı tutkulara, ruhun dizginsiz öfkelerine, kıskançlıklarına, korkularına, hazlarına, acılarına yer yoktur."


- Antikçağ Felsefesi



227. "Platon'a göre birey ve toplum birbirinden ayrı düşünülemez."


- Antikçağ Felsefesi



228. "Aristoteles, ahlakı(ēthikē) insanın ontolojisi olarak görür."


- Antikçağ Felsefesi



229. "Pythagoras'ın Hades'e indiğinde ceza çeken insanlar ara­sında kadınlarıyla yatmaktan kaçınanlar olduğunu da söylemesi kulaklarına küpe olduğundan, kadınlarına karşı her zaman şefkatli davranırlardı."


- Antikçağ Felsefesi



230. "Çoğu insan kötüdür."


- Antikçağ Felsefesi



231. "Pythagoras'ın Hades'e indiğinde ceza çeken insanlar ara­sında kadınlarıyla yatmaktan kaçınanlar olduğunu da söylemesi kulaklarına küpe olduğundan, kadınlarına karşı her zaman şefkatli davranırlardı."


- Antikçağ Felsefesi



232. "... insan hatırlamak istediği şeye mutlaka aşina olmalıdır, çünkü hiç aşina olmadığı bir şeyi hatırlamaya çalışmak insanın doğasına aykırıdır. Öyleyse Tanrı'yı ya da Tanrı' yla özdeş olan Mutlu Yaşam'ı arayan bir insanın "Tanrı'yı buldum!" diyebilmesi için de ona aşina olması gerekir. O zaman yine hafızaya geri dönmelidir. Peki ama nasıl aranacaktır Tanrı? Sanki unutmuş da unutmuş olduğunu hatırlamaya çalışıyormuş gibi mi, yoksa unuttuğunu bile hatırlamadığı bir şeyi öğrenmek ister gibi mi?"


- Antikçağ Felsefesi



233. "Beden ruhun hapishanesidir. Ruh beden içindeyken tutsaktır, zincirlerle bağlıdır, kanatları yoktur"


- Antikçağ Felsefesi



234. "“Kim bilebilir, acaba yaşamak mı ölmektir, yoksa ölmek mi yaşamak?”"


- Antikçağ Felsefesi



235. "“Asıl dinsiz, halkın inandığı tanrıları reddeden değil, halkın inançlarını tanrılara yükleyen adamdır.”"


- Antikçağ Felsefesi



236. ""..Tek bir ortak ilke vardır, ama çoğunluk herkesin kendine özgü bir anlayışı varmışcasına yaşar."
Herakleitos"


- Antikçağ Felsefesi



237. ""Zevkler gelir geçer, şeref baki kalır."

Korinthoslu Periandros"


- Antikçağ Felsefesi



238. "Prometheus’un sonunda acı ceza çekeceğini bilse bile doğayı kendi hakimiyetine almak için elinden geleni ardına koymaması onun trajedisi değil de nedir? Ama insanoğlu buna yazgılıdır, çünkü trajik akıl, akıllı varlık olmanın bir sonucudur. Yine de bu yazgının artı değeri ilerlemedir ve trajik anlamda acı çekmeden ilerleme olmaz.
İşte bu anlamda ilk teknik acıyı çeken adamdır Prometheus, çünkü insanlığı ilerletmek adına doğadaki kurulu düzeni bozmuştur."


- Antikçağ Felsefesi



239. "Bu kelimenin [tekhne] sözlük anlamlarından ilki "zanaatkarlık, sanatçılık; yetenek, beceri, el hüneri" olmasına rağmen ikinci anlamı "hile, hilekarlık, kurnazlık, dalavere"dir. Başka deyişle bu kelime hem olumlu hem de olumsuz anlamlar içermektedir. Buradan da anlaşılacağı üzere teknoloji (tekhnologia) doğayı kandırıp insanı rahat ettirmektir. Hile yaparak doğayı kandıran insan aklı, hybrisle dolar. Başka deyişle hile yapan insan bir hybris varlığıdır ve hybris varlığı olunmadan tekhneyi sonsuzca kullanmak olanaklı değildir."


- Antikçağ Felsefesi



240. ""Halktan da şikayetçiydi ; kimsenin ciddi bir meseleyle uğraşacak vakti yoktu. Olympia'da yarış kazanmak için birbirleriyle kıyasıya mücadele edenler, iyi ve dürüst bir adam olmak için hiç istiflerini bozmazdı. Gramerciler kendi ruhlarındaki kusurlara hiç bakmaz, didik didik Odysseia'da kusur arardı ; çalgıcılar lirin tellerini akort etmekten kendi mizaçlarını akort etmeyi unuturdu. ""


- Antikçağ Felsefesi



241. "Asıl dinsiz, halkın inandığı tanrıları reddeden değil, halkın inançlarını tanrıya yükleyen adamdır."


- Antikçağ Felsefesi



242. "Anlaşılan o ki, insanı diğer canlılardan ayıran akıl, mitolojik dönemden itibaren onun için hem bir lütuf hem de aynı zamanda trajik yaşantısının en önemli başlangıç noktası olmuştur."


- Antikçağ Felsefesi



243. "Eğer doğaya uygun yaşarsan asla fakir olmazsın, eğer kendi fikirlerine göre yaşarsan, asla zengin olmazsın."


- Descartes Latince Öğreniyor



244. "Dışındaki doğayı okurken kendi içindeki doğayı da okuması gerektiğini öğrenir her şeyden önce, hatta Sokrates’e sorarsa kendi doğasını okumak en elzem şeydir, çünkü dıştaki doğanın bilinmesi için insan önce kendini bilmelidir."


- Antikçağ Felsefesi



245. "Pan: Vahşi doğanın, ormanların, dağların, çobanların tanrısı. Keçi şeklinde simgelenir; ayrıca ani ve sebepsiz korkuların yaratıcısı..."


- Descartes Latince Öğreniyor



246. ""En yüce mutluluğun kaynağı kişinin kendisindedir, sana senden daha değerli gelecek bir şey olabilir mi? Öyleyse kendine sahipsen, asla yitirmeyi göze alamayacağın ve kaderin de senden kapıp götüremeyeceği bir şeye sahipsin demektir. Anlık mutluluk, insanı gerçek anlamda nasıl mutlu edebilir?""


- Antikçağ Felsefesi



247. "Dum anima est, spes est

Yaşıyorsam, ümidim de var!"


- Latince Deyişler ya da Yaşamın Renkleri



248. "Bir kadının ateşli aşığına söylediğini, rüzgara ve akan sulara yazmalı!"


- Latince Deyişler ya da Yaşamın Renkleri



249. "Lesboslu Pittakos (Lesbos adasındaki Mytilene kentinin yöneticisi; devlet yönetiminde soylu sınıfın hakimiyetine gem vurmaya, halkı söz sahibi yapmaya gayret etmiştir, İÖ yaklaşık 600):
Zamanını bekle.
Şimdi affet ki, sonradan pişman olma.
Bağışlama, intikamdan evladır.
İyi olmak zor iş.
Tanrılar bile kadere karşı gelemez.
Ayinesi iştir kişinin.
En iyi şey, elindeki işi yapmaktır.
Zaferlerini kan dökmeden kazan.
İyi insanı kılı kırk yararak ararsan asla bulamazsın.
Yapacaklarını hemen söyleme ki, yapamazsan millete maskara olma.
İntikam tanrıçasından korkuyorsan, kimsenin felaketine gülme.
Emanete hıyanet etme.
Ne dostun ne de düşmanın hakkında kötü konuş.
İtidale müptela ol.
En güvenilir olan karadır; en güvenilmezse deniz."


- Antikçağ Felsefesi



250. "Asıl dinsiz, halkın inandığı tanrıları reddeden değil, halkın inançlarını tanrılara yükleyen adamdır.

-Epikuros, Epistole Pros Menoikea"


- Antikçağ Felsefesi

Tüm kitapları ücretsiz okuyabilir veya indirebilirsiniz! Ayrıca son kitabımız İlahi Rezonans artık raflarda! İncelemek için: