Bryan Magee En Beğenilen Sözleri
1. "*****
Yanlış bilim anlayışı, hep haklı çıkma tutkusuyla kendini ele vermektedir
*****"
- Karl Popper'in Bilim Felsefesi ve Siyaset Kuramı
2. "*****
Popper'in bilim görüşü, bilimin tarihine tıpatıp uymaktadır.
*****"
- Karl Popper'in Bilim Felsefesi ve Siyaset Kuramı
3. "*****
Bilimle bilim-olmayanın arasındaki sınırı çizmenin ayracı, yanlışlanabilirliktir.
*****"
- Karl Popper'in Bilim Felsefesi ve Siyaset Kuramı
4. "*****
Tümevarım deneyden ya da öteki mantık ilkelerinden çıkarsanamayacak bağımsız bir mantık ilkesidir ve bu ilke olmadan bilim olanaksızdır.
*****"
- Karl Popper'in Bilim Felsefesi ve Siyaset Kuramı
5. "*****
Popper, bilgisizliğimizin bilgimizle birlikte büyüdüğünü ve dolayısıyla, her zaman yanıtlarımızdar çok, sorularımız olacağını bilmektedir.
*****"
- Karl Popper'in Bilim Felsefesi ve Siyaset Kuramı
6. "*****
İnsan dilde, müzikte, şiirde ve bilimde yeni dünyalar yaratmıştır; bunların en önemlisi, eşitlik, özgürlük ve zayıflara yardım yolundaki ahlak istemlerinin dünyasıdır.
*****"
- Karl Popper'in Bilim Felsefesi ve Siyaset Kuramı
7. "*****
Can alıcı soru, "kim yönetmeli?" sorusu, değil, «kötü yönetimi nasıl en aza indirebiliriz?» sorusudur: gerek ortaya çıkma olasılığını, gerek böyle bir şey olunca da, sonuçlarının sakıncalarını.
*****"
- Karl Popper'in Bilim Felsefesi ve Siyaset Kuramı
8. "Hiçbir evrede, bizim o anda «bildiğimiz»in doğru olduğunu kanıtlayamayız ve her zaman yanlışlığının ortaya çıkması olanaklıdır.
Gerçekten, insanlığın düşünsel tarihinin şaşmaz bir olgusu, şu ya da bu zamanda «bilinen»lerin çoğunun zamanla doğru olmadığının anlaşılmış bulunmasıdır.
*****"
- Karl Popper'in Bilim Felsefesi ve Siyaset Kuramı
9. "*****
Bütün geçmiş geleceklerin geçmiş geçmişlere benzediklerinden, bütün gelecek geleceklerin gelecek geçmişiere benzeyecekleri sonucu çıkartılamaz.
*****"
- Karl Popper'in Bilim Felsefesi ve Siyaset Kuramı
10. "Freud'un Ego, Super-ego ve Id destanına gelince, bunun bilimsel olduğu savı, Homeros'un Olympos tanrılarına ilişkin öykülerinin bilimsellik savından daha geçerli değildir.
Bu kuramlar kimi olguları betimlemektedir, ama efsanelerin betimlediği gibi betimlemektedir.
Son derece ilginç psikolojik önerileri vardır, fakat bu öneriler sınanabilir bir biçimde ortaya konulmamıştır."
- Karl Popper'in Bilim Felsefesi ve Siyaset Kuramı
11. "Bilgi verici içerik ne kadar yüksek olursa, olasılık hesabına göre, olasılık o kadar düşük olacaktır; çünkü bir önerme ne kadar çok bilgi vericiyse, yanlışlığının ortaya çıkabileceği yollar o kadar çoktur.
Bizim istediğimiz, bilgi verici içeriği yüksek ve bundan ötürü, olasılığı düşük, ama yine de doğruya yaklaşan önermelerdir."
- Karl Popper'in Bilim Felsefesi ve Siyaset Kuramı
12. "*****
Birçok Marxistin de, birçok psikanalizcinin de yaptığı, budur. Bunlar bir yandan bilimsel olduklarını ileri sürerken, bir yandan da bilimin yerine dogmatizmi getirmektedirler.
*****"
- Karl Popper'in Bilim Felsefesi ve Siyaset Kuramı
13. "*****
Kuramlarımızı yanlışlanmaya olabildiğince açık bırakabilmek için, onları elimizden geldiği kadar çok anlamlılıktan uzak bir biçimde formülleştirmeliyiz.
*****"
- Karl Popper'in Bilim Felsefesi ve Siyaset Kuramı
14. "Hiç kimse bize, düşündüğümüz ya da yaptığımız şeyin neresinin yanlış olduğunu göstermekten daha çok iyilik edemez; kusur ne denli büyükse, onun ortaya konulmasıyla olanaklı kılınan düzeltim de o denli büyük olur.
Eleştiriyi sevinçle karşılayan ve gereğini yerine getiren kişi, buna neredeyse dostluktan daha çok değer verir: kendi konumunu koruyabilmek için eleştiriden kaçan ise gelişmemekte direniyor demektir."
- Karl Popper'in Bilim Felsefesi ve Siyaset Kuramı
15. "Bu koşullar altında, Popper'i en çok ilgilendiren, totaliter fikirlerin çekiciliğini anlamak ve açıklamak ve onları çürütmek için elinden gelen her şeyi yapmak, aynı zamanda da en geniş anlamıyla özgürlüğün değer ve önemini yaymaktı. Bu geniş program, sosyal demokrasi felsefesini-zamanca da rnekanca da en evrensel bir bağlama oturtmaktadır."
- Karl Popper'in Bilim Felsefesi ve Siyaset Kuramı
16. "*****
Çoğu insanların gerçekten özgür olmayı istemediklerinin, çünkü özgürlüğün sorumluluğu gerektirdiğinin, çoğu insanlarınsa sorumluluktan korktuklarının ileri sürüldüğünü sık sık işitiriz.
*****"
- Karl Popper'in Bilim Felsefesi ve Siyaset Kuramı
17. "Her politikanın yürütülmesinin sınanması gereklidir: buysa, harcanan çabaların istenilen sonuçları sağladığını gösteren kanıtlar arayarak değil, sağlamadığını gösteren kanıtlar arayarak yapılmalıdır. Bu anlamda sınamalar yapmak, belki ince bir pekinlik çok ender gerektiği için, uygulamada genellikle ucuz ve kolaydır."
- Karl Popper'in Bilim Felsefesi ve Siyaset Kuramı
18. "Bu dünya
düşünenler için
bir komedya,
hissedenler için
bir tragedyadır.
Herakleıios"
- Felsefenin Öyküsü
19. "Bir yaratma mantığı, güzel sanatlarda ne kadar olanaksızsa, bilimlerde de o kadar olanaksızdır.
Benim görüşüm, her bulgunun usdışı bir öğe'yi ya da Bergsoncu anlamda "yaratıcı bir sezgi'yi içinde taşıdığını söylemekle dile getirilebilir."
Benzer bir biçimde, Einstein da, «Kendilerinden salt tümdengelimle dünyanın bir betimlemesinin elde edilebileceği... yüksek derecede evrensel yasalar»ı arayışın sözünü ederken, «Bu yasalara götüren mantıksal bir yol yoktur» demektedir, «Bunlara deney konularına duyulan zihinsel sevgi (Einfiihlung) gibi bir şeye dayanan sezgiyle erişilebilir.>>
Einstein « kuramın gözlem sonuçlarından imal edilemeyeceği, ancak icat edilebileceği» konusunda Popper'le aynı fikirde olduğunu apaçık söylemektedir."
- Karl Popper'in Bilim Felsefesi ve Siyaset Kuramı
20. "Özgürlüğü güvenlik pahasına, eşitliği öz-saygısı pahasına, eleştiren benlik-bilincini de zihin huzuru pahasına satın alırız.
Bunlar yüksek fiyatlardır: hiçbirimiz bunları seve seve ödemeyiz, birçoklarıysa hiç ödemek istemezler.
*****"
- Karl Popper'in Bilim Felsefesi ve Siyaset Kuramı
21. "Adalet nedir?" sorusuyla başlar. Bu soru. "Adalet, adil olan insana yarar sağlar mı?
adil olmayan insanın tüm yaratıkların en mutsuzu olduğu yerde, adalet, mutlu olmak durumundaysanız eğer, en fazla ihtiyaç duy duğunuz şeydir."
- Büyük Filozoflar
22. "Koşulsuz özgür, koşulsuz hoşgörü gibi, yalnızca kendi kendini yıkıcı olmakla kalmaz, karşıtını üretmeye de yazgılıdır - çünkü bütün sınırlamalar kaldırılmış olursa, güçlüleri, zayıfları (ya da acizleri) kendilerine köle etmekten alıkoyacak hiçbir şey kalmaz.
Böylelikle, tam özgürlük özgürlüğün sonunu getirir; bunun içindir ki, tam özgürlükten yana olanlar, niyetleri her ne olursa olsun, gerçekte özgürlüğün düşmanlarıdır.
Popper daha da özellikle, ekonomik özgürlük paradoksuna işaret etmektedir: tam ekonomik özgürlük, yoksulların varlıklılarca sınırsız sömürülmesini olanaklı kılmakta ve yoksulların hemen hemen tümüyle ekonomik özgürlükten yoksun kalması sonucunu vermektedir."
- Karl Popper'in Bilim Felsefesi ve Siyaset Kuramı
23. "Ben sağduyuya çok hayranım; ama bunun özünde, kendi kendisini eleştirmeye yönelik bir yeti olduğunu düşünüyorum.
Fakat sağduyucu gerçekliğin. özce doğruluğunu sonuna değin savunmaya hazır olduğum halde, sağduyucu bilgi kuramını öznellikçi bir gaf sayıyorum. Bu gaf Batı felsefesine egemen olmuştur.
Ben bunu kazıyıp silmeye ve onun yerine, özce oranlamaya dayalı bilginin nesnel bir kuramını getirmeye kalkışıyorum. Bu cüretli bir sav olabilir, ama onun için özür dileyecek değilim."
- Karl Popper'in Bilim Felsefesi ve Siyaset Kuramı
24. "Mantıkçı pozitivistler bunun anlamsız bir ses, bir gürültü olduğunu söylerlerdi; Popper ise bunun anlamı olan bir önerme olduğunu, doğru da olabileceğini, fakat yanlışlanabilmesi için herhangi bir yol bulunmadığından bilimsel bir önerme olmadığını söylerdi.
*****"
- Karl Popper'in Bilim Felsefesi ve Siyaset Kuramı
25. "Karl Marx'ın kendi kuramı, layık olduğu düşünsel ciddilikle ele alınınca, oldukça çok sayıda yanlışlanabilir öndeyiler sunmaktadır ki, bunların en önemlileri şimdiden yanlışlanmış bulunmaktadır.
Örneğin, bu kurama göre, ancak tam gelişmiş Kapitalist ülkeler Komünist olabilecektir, onun için de bütün toplumların önce Kapitalist gelişme aşamasını tamamlamaları gerekmektedir: fakat gerçekte, Çekoslovakya'nın dışında, Komünist olan bütün ülkeler endüstri-öncesi durumdaydılar hiçbiri tam gelişmiş bir Kapitalist toplum değildi.
Bu kurama göre, devrimin endüstri proletaryasına dayanması gerekiyordu: fakat Mao Ze-Dung, Ho Chi Minh ve Fidel Castro bunu açıkça yadsımışlar ve başarılı devrimlerini, ayrı ayrı ülkelerinin köylülüklerine dayandırmışlardır"
- Karl Popper'in Bilim Felsefesi ve Siyaset Kuramı
26. "*****
Bilimde olduğu gibi siyasette de önemli olan, kavramların çözümlenmesi değil, kuramların eleştirel olarak tartışılması ve deneyin sınamalarına sokulmasıdır.
*****"
- Karl Popper'in Bilim Felsefesi ve Siyaset Kuramı
27. "Yeni bir makine icat edilebilir; fakat biz bunu her zaman, hiç de yeni olmayan elementlerin bir yeniden-düzenlenmesi diye yorumlayabiliriz. Fizikte yenilik, düzenleme ya da birleştirmelerin yeniliğinden ibarettir.
Bunun tam karşıtı olarak, biyolojik yenilik, içten içe bir tür yeniliktir ....
Yenilik nedensel ya da ussal olarak açıklanamaz, ancak sezgisel olarak kavranabilir....
Yenilik ussal olarak çözümlenebildiği ve önceden kestirilebildiği ölçüde, kesinlikle içten içe olamaz.
Ortaya çıkış, gerçekten yeninin ortaya çıkışı sorunu, Popper'in hep ilgisini çekmektedir; bundan böyle de, onun hala önemli katkılar getirebileceği konulardan biridir, bu"
- Karl Popper'in Bilim Felsefesi ve Siyaset Kuramı
28. "Metafiziği saçma saymak şöyle dursun, Popper kendisinin - örneğin, doğada düzenliliklerin var olduğuna ilişkin- metafizik inançlar beslediğini her zaman söylemiştir.
Mantıkçı pozitivistlere karşı ileri sürdüğü üçüncü ve büsbütün yokedici bir nokta da, eğer yalnızca doğrulanabilir ve eşsözsel bildirimlerin anlamlı olduğu kabul edilirse, o zaman «anlam>> üstüne her türlü tartışmanın mutlaka anlamsız önermeler içereceğidir.
Sonunda, mantıkçı pozitivizmin kuruyup gitmesine yol açan da, mantıkçı pozitivistlerin bu gibi kanıtlara bir türlü karşı koyamamaları olmuştur."
- Karl Popper'in Bilim Felsefesi ve Siyaset Kuramı
29. "En güçlü gereksinmemiz de herhalde güvenlik gereksinmesidir; dolayısıyla, kendimizden daha çok güvendiğimiz bir kimseye ya da bir şeye sorumluluğu aktarmaya hazırızdır.
(İnsanlar, işte bu nedenle, yöneticilerinin kendilerinden «daha iyi» olmalarını isterler ve onların öyle olduklarına güvenlerini pekiştirmek için olmayacak bir sürü şeye inanırlar, öyle olmadıkları ortaya çıkınca da derinliğine sarsılırlar.)"
- Karl Popper'in Bilim Felsefesi ve Siyaset Kuramı
30. "*****
Geleceğin bilimsel olarak önceden kestirilebilir olduğu fikrinin çökmesiyle birlikte, bütüncül olarak (toptan) planlanmış toplum fikri de yıkılmaktadır.
*****"
- Karl Popper'in Bilim Felsefesi ve Siyaset Kuramı
31. "İnsanlar denizin üstündeki bir geminin mürettebatı gibidir: içinde yaşadıkları geminin diledikleri kesimini istedikleri modele göre yenileyebilirler, tümünü de kesim kesim istedikleri modele göre yenileyebilirler, ama hepsini birden istedikleri modele göre yenileyemezler.
Değişmenin hiçbir zaman durmayacağı olgusu, iyi toplum için bir proje fikrinin kendisini anlamsız kılmaktadır, çünkü toplum tıpkı o proje gibi olsaydı bile, hemen ondan ayrılmaya başlardı.
Demek ki, ideal toplumlar yalnızca ideal oldukları için erişilemez değillerdir, herhangi türden bir projeye karşılık olmak için durulgan ve değişmez olmaları gerektiği için de erişilemezler; görünürlerde böyle olabilecek hiçbir toplum yoktur. Hatta, her geçen yılla toplumsal değişmenin temposu yavaşlamamakta, hızlanmaktadır. Görebildiğimiz kadarıyla, bu sürecin sona ereceği de yoktur.
Dolayısıyla, gerçekliklere karşılık olmayı umabilmek için, bir siyaset yaklaşımının durumlarla değil, değişimle ilgili olması gerekmektedir.
Bize düşen ödev, belirli bir toplum biçimini kurmak ve sürdürmek gibi, olmayacak bir işi başarmak değildir: hiç durmayan bir değişme süreci içinde gerçekten olan değişiklikler üstündeki denetimimizi ençoğaltmak ve bu denetimi bilgece kullanmaktır."
- Karl Popper'in Bilim Felsefesi ve Siyaset Kuramı
32. "felsefe yapmanın ölüm için hazırlık yapmak olduğunu söylediği bir pasaj vardır. O, gerçekte insanın kendisini ölüme alıştırmasıdır. Niçin? Çünkü, ölmek kişinin bedenden ayrı bir ruha sahip olmasıdır ve, felsefe yaparken, siz, tam tamına bedenin bulunduğu yer ve zamanı, şimdi ve burada olanı düşünmediğiniz için, ruhu, elinizden gel diği ölçüde, bedenden ayırmaktasınız."
- Büyük Filozoflar
33. "Doğru kişi, ait olduğu yerde bulunan, elinden geleni yapan ve aldığının tam karşılığını veren kimsedir."
- Felsefenin Öyküsü
34. "İnsanlar eğriliği, eğrilik yapma korkusundan değil, eğriliğe hedef olmak korkusundan ayıplarlar."
- Felsefenin Öyküsü
35. "Hukukçular, suçtan, masumiyetten, adaletten, adil bir mahkemeden vs. söz ederler hep. Fakat aralarından biri,
"biz adalet derken, politikacıların toplumsal adaletten
söz ederken kastettikleriyle aynı şeyi mı anlıyoruz, yoksa
farklı bir şeyden mi söz ediyoruz’’ diye sorarsa,
hukukun felsefesini yapmaya başlamış demektir"
- Felsefenin Öyküsü
36. "Hiç evlenmeyen Kant'ın görünüşe bakılırsa, olaysız geçen bir hayatı olmuştur."
- Büyük Filozoflar
37. "O da sokrates gibi adaletsizliğin haksızlık yapana zarar verdiği, adaletin ise, adil olan insana yarar sağladığı önermesinin doğruluğunden emindir."
- Büyük Filozoflar
38. "Bir cevabın, o kendi düşüncenizin ürünü olmadıkça, kendi düşünmeniz yoluyla ortaya çıkmadıkça, hiçbir değeri yoktur."
- Büyük Filozoflar
39. "Eğer Kopernık'in kuramı doğruysa,
o zaman en saygın yetkeler, Kutsal Kitap, kilise,
eski dünyanın bilgeleri, hepsi yanılıyordu. Eğer
yetkeler bu konuda yanılıyorsa, pekâlâ başka
konularda da yanılabilirlerdi Bütün yerleşik düzen,
hatta bizzat yetke fikrinin kendisi tehdit altındaydı"
- Felsefenin Öyküsü
40. "“Halka gelince, anlayıştan yoksundur. Sadece yöneticilerinin, akıllarına esip de onlara söyledikleri şeyleri tekrarlamakla yetinirler.”"
- Felsefenin Öyküsü
41. "İçsel bir süreç dışsal ölçütlere ihtiyaç duyar."
- Büyük Filozoflar
42. "Ayakkabıcılık gibi yalın işlerde bile, ancak özel eğitim görmüş birinin işimize yarayacağına inanırken, siyâsette oy toplamasını bilen herkesin devleti yönetebileceğini sanırız"
- Felsefenin Öyküsü
43. "Newtoncu bilim şeylerin (bilemeyeceğimiz) içsel doğasını değil, fakat yalnızca (gözlemleyebildiğimiz ve muhtemelen deneyini yapabileceğimiz bir şey olarak) nasıl davrandıklarını açıklamaktadır."
- Büyük Filozoflar
44. "Immanuel Kant, kuşaklar boyunca, antik Yunanlılardan bu yana varolan filozofların en büyüğü olarak kabul edilmiştir."
- Büyük Filozoflar
45. "Newton'un en fazla alıntılanan sözlerinin başında, onun -oldukça serbest bir tarzda "Açıklamalar sunmuyorum" diye tercüme edilebilecek olan- Latince "Hypothesis non fingo" deyişi bulunmaktadır. Onun söylediği şey gerçekte şudur: "Size, diyelim yerçekimi diye bir şeyin olduğunu söylüyorum, ve yine onun sonuçlarının, olgusal bir konu olarak nasıl hesaplanacağını anlatıyorum, ama yeryüzünde bunun açıklamasının ne olduğu kapsamlı işine hiç girmiyorum.""
- Büyük Filozoflar
46. "Asıl mesele, nasıl yaşamamız gerektiğidir."
- Felsefenin Öyküsü
47. "İnsan ne biliyorsa odur."
- Felsefenin Öyküsü
48. "O kadar parlak bir öğrenciydi ki, kendisine daha yirmi bir yaşındayken profesörlük teklif edildi."
- Büyük Filozoflar
49. "Bütün yurttaşlar, aynı derecede güçlü olamazlar, ama hepsi de eşit ölçülerde özgür olabilirler."
- Felsefenin Öyküsü
50. "Kendimizi göremiyor, bilemiyoruz hiçbir zaman.
Kendini beğenmişlikle, yanlış davranışlarla dolu bu dünya"
- Felsefenin Öyküsü
51. "Ahlaki kavramlarımızın bir anlamı olacaksa eğer, irade özgürlüğünün belli ölçüler içinde bir gerçekliği olması gerekir. Ve bunun olabilmesi için de, varlığımızın en azından bir parçasının, hareket halindeki maddenin bilimsel yasalar tarafından yönetilen empirik dünyasından bağımsız olması, bu dünyadaki maddi nesnelerden bazılarını, yani bedenlerimizi, "isteğe ya da iradi seçime bağlı olarak" hareket ettirmenin bizim için mümkün olması gerekir. "Özgür" teriminin, bu tartışma bağlamında, "bilimsel yasalar tarafından yönetilmeme" anlamına geldiğini sanıyorum."
- Büyük Filozoflar
52. ""Uzlaşım, adet ya da otoriteyi körü körüne izlemeyin. Olgulara yönelin ve kendi başınıza düşünerek, kendiniz karar verin!""
- Büyük Filozoflar
53. "Nasıl istediğimiz nitelikte hayvan elde ediyor, her soyun en iyilerini seçerek daha iyi sonuçlara varıyorsak, neden insanlara da aynı çiftleşme ilkelerini uygulamayalım? Çocuğu iyi eğitmek yetmez ki. Aynı zamanda seçkin, sağlam ana babadan sağlıklı doğmuş olması da gerekir; “eğitim doğumdan önce başlamalıdır.” Her gelin ve güveyiden sağlık raporu sorulacak, böylece, yalnız sapasağlam ana babalar çocuk yapabilecektir."
- Felsefenin Öyküsü
54. "Hiç evlenmeyen Kant'ın görünüşe bakılırsa, olaysız geçen bir hayatı olmuştur."
- Büyük Filozoflar
55. "Yapmanız gereken şey doğru sorular üzerinde düşünmektir: Tanrı her şeyi, doğanın size doğru cevapları vereceği bir şekilde, tanzim etmiştir."
- Büyük Filozoflar
56. "Az felsefe, insanı tanrıtanımazlığa götürür; derin felsefe insanları dine vardırır."
- Felsefenin Öyküsü
57. "Çoğunluk sağlam veriler, gerçek kanıtlar olmadan duygusal yönü çok ağır basan keskin yargılarda bulunurlar. Onlar, argümandan çok, belagate dayanırlar; daha fazla sayıda olguya yönelmek yerine, öğüt ve telkinlerde bulunurlar."
- Büyük Filozoflar
58. "Açıklık ve zarafet, Hume'un aradığı iki erdemdi. Bunlar, günümüzde pek kabul gören erdemler değillerdir."
- Büyük Filozoflar
59. "Her şeyden önce der Aristoteles, karşıtınızın size bir şey, şöyle ya da böyle belirli bir şey söylemeye hazırlanıp hazırlanmadığına bakın. O, hiçbir şey söylemiyorsa eğer, Aristoteles'e göre, o kişiyi unutup, bir kenara atabilirsiniz; çünkü "hiçbir şey söylemeyen bir kimsenin, bir şey söylemediği sürece, bitkiden hiçbir farkı yoktur.""
- Büyük Filozoflar
60. "Kant'ın modern çağın felsefede üniversite hocası olan ilk büyük filozofu olması oldukça şaşırtıcıdır. Descartes, Spinoza, Leibniz, Locke, Berkeley ve Hume -bu filozoflardan hiçbiri felsefe hocalığı yapmamıştı."
- Büyük Filozoflar
61. "Adalet, mutlu olmak durumundaysanız eğer, en fazla ihtiyaç duyduğunuz şeydir."
- Büyük Filozoflar
62. "Doğruluk, kişinin kendine ait olana sahip olması, kendinin olanı yapmasıdır."
- Felsefenin Öyküsü
63. "Acı çekerim de yakınmam durumumdan."
- Felsefenin Öyküsü
64. "Spinoza, sadece koşullar bakımından değil, fakat mizacı itibariyle de yalnızlığı seven biriydi ve işini yapabilmek için, tek başına yaşamayı seçti. Kendisine Heidelberg Üniversitesi'nde profesörlük teklif edildiği zaman, bu teklifi geri çevirdi. Hayatını gözlük tamir ederek, mikroskop ve teleskopların merceklerini parlatarak kazandı. Bu mesleği icra ederken yutmuş olduğu cam tozunun, onun daha kırk dört yaşındayken ölümüne sebep olan akciğer hastalığını azdırdığına inanılır."
- Büyük Filozoflar
65. "Uyumadan önce aklını uyandırsın, güzel duygulara versin kendini. İsteklerini ne aç bıraksın, ne de tıka basa doyursun ki, uyusunlar. Ne coştursun, ne de küstürsün onları ki, aklını karıştırmasınlar."
- Felsefenin Öyküsü
66. "Sıradan insanlar gibi konuş, bilge adamlar gibi düşün; böylelikle herkes seni anlasın."
- Felsefenin Öyküsü
67. "Beş duyu yoluyla gerçekleşen tüm deneyimlerimiz, aynı şekilde dış dünyanın nesneleriyle doğrudan temas içinde olmaktan değil de, onlara ilişkin imge, temsil ya da tasarımlara -ki, Locke, onların hepsine birden "ideler" adını verir- sahip olmaktan oluşur. Bu nedenle tüm bilgilerimiz, bu anlamda dolaylıdır: Dış nesnelerin dolayımsız bilgisine hiçbir zaman sahip olamıyoruz."
- Büyük Filozoflar
68. "Descartes tözü "varolmak için kendisinden başka hiçbir şeye ihtiyaç duymayan şey" diye tarif etmişti."
- Büyük Filozoflar
69. "“Bir avuç güç, bir çuval haktan daha iyidir.”"
- Felsefenin Öyküsü
70. "Hume'un gözünde, tam ve kesin ispatın, insan yaşamında, matematik alanı dışında hiç yeri yoktur."
- Büyük Filozoflar
71. "Müfredat Aristoteles'in yarattığı ve Ortaçağda inanılmaz bir gelişme gösteren mantık ile başlardı. Bu Ortaçağda üniversiteye giden birinin öğrenmesi gereken ilk şeylerden biriydi. Son yıllarda artık iyice özümsenmiş hale gelen birtakım mantık teorem ve tekniklerinin Ortaçağın sonlarında üniversite öğrencilerince bilindiğini yeniden keşfettik. Rönesans ve Reform döneminde mantık kısa kesilmiş ve on dokuzuncu yüzyılın sonuna kadar Avrupa üniversitelerinde büyük bir yapı olan mantığın yalnızca kesik başı öğretilmiştir."
- Büyük Filozoflar
72. "Pangloss metafizikoteolojikokomonigoloji profesörüydü."
- Felsefenin Öyküsü
73. "Din, kuramsal aklın mantığı üstüne değil de, ahlâk duygusunun pratik aklı üstüne kurulabilse, herhangi bir kutsal kitabın ya da vahyin de, ahlâk açısından değerine göre yargılanması gerekir ve kendi başına bir ahlâk ilkesinin yargıcı olamaz."
- Felsefenin Öyküsü
74. "Sanatın gerçek işlevi toplumsal eleştiridir."
- Felsefenin Öyküsü
75. "Ne de güzel yaşar bu hastalar! Boyuna hekime gider, ilâçlar alır, hastalıklarını büsbütün azdırmaktan başka bir iş yapmazlar. Yine de yeni bir ilâçla kurtulacaklarını umarlar… Dünyanın en eğlenceli insanlarıdır bunlar. Toplumu iyi edeceğiz diye, bir sürü yasalar koyarlar, böylece kötülüklere bir son vereceklerini umarlar. Ama aslında, Hydra’nın bin başından birini kestiklerini, her kestikleri başın yerine de yeniden ikisinin çıktığını fark edemezler."
- Felsefenin Öyküsü
76. "Canını kurtarmak için
düşüncelerinden caydı ve dünyanın harekei ettiği
gibi bir küfrü bir daha asla desteklemeyeceğine söz
verdi Ancak, sözünden döndüğünü gösteren
kağıtları imzaladığı masadan kalkarken, alçak sesle
“ne değişti, yine donuyor işlc’: dediği duyuldu."
- Felsefenin Öyküsü
77. "Tanrı mümkün dünyaların, birbirleriyle tutarlı olan şeylerden meydana gelen mümkün sistemlerin sonsuz envanterini temaşa eder ve daha sonra, yetkin olması hasebiyle, en iyiyi seçer."
- Büyük Filozoflar
78. "Ortaçağın felsefeye yaptığı en önemli katkılardan biri, hiç kuşku yok ki, üniversitenin kurulmasıdır. Üniversite deyince anladığım profesyönelce çalışan, tam zamanlı, belli bir bilgi birikimini öğreten, bunu öğrencilerine aktaran, üzerinde anlaşılmış bir müfredatı ve öğretim yöntemi bulunan, profesyonel ölçütlere bağlı insanlar topluluğudur."
- Büyük Filozoflar
79. "İnsan varlıklarının eylemde bulunmaktan ve inanmaktan geri duramamaları nedeniyle, tam anlamıyla şüpheci bir bakış açısını sürekli olarak benimsemenin bir insan varlığı için kesinlikle imkansız olduğunu savunur. İnsan mutlak bir septik olarak yaşayamaz."
- Büyük Filozoflar
80. "Şeker kamışlarında çalıştığımız zaman” diye açıklar köle, “değirmen parmak koparır, el keser; kaçmaya kalkıştığımızda da bacak keserler… Avrupa’da yediğiniz şekerin bedeli budur.”"
- Felsefenin Öyküsü
81. "Mutluluğun başlıca şartı, demek ki bazı kaçınılmaz maddî şeyler dışında, zihin hayatıdır. İnsana özgü onur ve iktidardır. Erdem, duru düşünmeye, kendi kendini dizginleyebilmeye, istek dengesine ve araçların sanat değerine dayanır. Bu, ne yalın bir adamın sahip olabileceği bir tanrı vergisidir, ne de tam olarak gelişmiş insandaki yaşantının gerçekleştirilmesidir. Erdeme götüren bir yol, bir kılavuz vardır. Onun sâyesinde dolambaçlı yollara sapmaz, varacağımız yere gecikmeyiz. Bu, “orta yol”dur; aşırılık tanımayan yol. Huy nitelikleri üç grupta toplanabilir: Bunların her birinde ilk ve son nitelikler, aşırı gitme ve kötülük olacaktır. Orta nitelikteyse erdem olacaktır. Böylece korkaklıkla atılganlık arasında yiğitlik; varyemezlikle savurganlık arasında eli açıklık vardır.
Tembellikle açgözlülük arasında tutku; kendini aşağı görmekle böbürlenme arasında alçak gönüllülük, ağzı sıkılıkla boşboğazlık arasında açık sözlülük;
suratı asıklıkla soytarılık arasında, neşeli olma; kavgacılıkla dalkavukluk arasında, dostluk; Hamlet’in kararsızlığı ile Don Kişot’un atılganlığı arasında kendine hâkim olma vardır. Ahlâk ve davranıştaki “doğru”, bu bakımdan matematik ya da mühendislikteki “doğru”dan farksızdır. Yerinde, uygun demektir. En iyi sonucu verecek şekilde en iyi iş gören demektir."
- Felsefenin Öyküsü
82. "Üstinsan, doğal içgüdüleri bastırılmamış -Nietzsche'nin deyimiyle "ben-sizleştirilmemiş"- ve dolayısıyla eğitim ve yeteneklerinin ket vurulmamış, engellenmemiş ve özgür bir tarzda doruğunda olan bir insan varlığıdır."
- Büyük Filozoflar
83. "... yapılan her yanlış, gerçekleştirilen her kötülük bilgisizlikten dolayıdır; başka bir deyişle, bir yanlış ya da kötülük, ben onun yapılması gereken en iyi şey olmadığını bilmediğim için, yapılmıştır. Fakat bilgisizlikten dolayı yapılmış olan bir şey, istemeden yapılmış olan bir şeydir. Bütün bunlar, şu halde, Sokrates'i ünlü kılan "Hiç kimse bilerek yanlış, kötülük yapmaz" deyişiyle özetlenebilir."
- Büyük Filozoflar
84. "Yalnız yaşamak için, insanın ya hayvan ya da Tanrı olması gerekir."
- Felsefenin Öyküsü
85. ""Yaşam ancak geriye doğru anlaşılabilir, oysa ileri doğru yaşanmak zorundadır."
Soren Kierkegaard"
- Felsefenin Öyküsü
86. "Aziz Anselmus ontolojik kanıtın mucidi gibi görünmektedir. Anselmus'un argümanı çok ustalıklı ve özgün bir kanıttır. O Tanrı sözcüğünün bir tanımını kanıtın temeli olarak alır. Buna göre, Anselmus,"
- Büyük Filozoflar
87. "Manicilik, evreni, iyinin ve kötünün, aydınlığın ve karanlığın güçleri arasında bir savaş alanı olarak görüyordu. Madde kötü, ruh iyidir ve her insan bu ikisinin bir karışımıdır, ruh, aydınlığın işaretiyle bedenin kaba maddesinden kurtulmayı arzular."
- Felsefenin Öyküsü
88. "Öğrencilerinin Sokrat’a duyduğu aşırı saygı, onun bir filozof olduğu kadar insancıl bir kişi olmasından da ileri geliyordu. Savaşta Alkibiades’i kurtarmak için kelleyi koltuğa almıştı. İçtiği zaman efendice içer, kadehleri geri çevirerek soğukluk etmez, ama aşırı da gitmezdi. Öğrencilerinin en sevdikleri yanı, bilgeliğindeki alçak gönüllülüktü. Bilgeliğini öne sürmez, sadece bilginin ardından seve seve koştuğunu söylerdi. Uğraşısını hiçbir çıkar gözetmeden, amatörce sürdürürdü. Delfi tapınağındaki kâhinin, onu Yunanlıların en bilge kişisi ilân ettiği söylenir."
- Felsefenin Öyküsü
89. "Çok basit bir biçimde ifade edildiğinde, kesinlik bir zihin halidir, oysa doğruluk, genellikle şeylerin dış dünyada nasıl olduklarını söyleyen önermelerin bir özelliğidir. Bununla birlikte, Descartes, yalnızca kesinlik için gerekli temellere sahip olduğunuz takdirde, doğruluğu yakalamış olduğunuzu bilebileceğinizi söyler; öyleyse, hakikat arayışı, kesinlik arayışını içerir."
- Büyük Filozoflar
90. "Yapmanız gereken şey doğru sorular üzerinde düşünmektir: Tanrı herşeyi, doğanın size doğru cevapları vereceği bir şekilde, tanzim etmiştir."
- Büyük Filozoflar
91. "... işe bildik ve önemli bir kavramla -o her zaman yaşamımızda önemli olan bir kavramdır- başlar ve insanların bu kavramda birtakım problemler bulunduğunu görmesini sağlarsınız. Onlar kavram üzerinde düşünmeye çalışıp, bir cevap ortaya koyarlar; Sokrates, işte bu noktada cevabın yetersizliğini gösterir. Tartışmayı, sağlam bir cevapla değil de, probleme ilişkin olarak, tartışmanın başlangıcına göre, daha sağlam bir kavrayışla bitirirsiniz. İster bir yirminci yüzyıl okuyucusu ya da ister antik çağdan bir okuyucu olun, siz de problemin içine çekilmişsinizdir; hala, cevaba ulaşmak isteyip, tartışmaya muhtemelen katkıda bulunabileceğiniz hissine kapılırsınız."
- Büyük Filozoflar
92. "Yaşamın kendinden daha önemli olan bazı değerler, yani kendileri için meşru olarak savaşabileceğiniz değerler vardır; başka bir deyişle, bu değerler uğruna savaşmak savaşı haklılandırır. Yine de savaşı haklı kılmanın sınırları vardır. Savaşa gitmek için iyi bir nedeniniz olmak gerekir -uğruna savaştığınız değerler bu şekilde, yani ancak savaşarak korunacak kadar önemli değerler olmalıdır. Savaşırken hedefleriniz de, yani neleri veya kimleri hedef olarak seçebileceğiniz de sınırlanmıştır: Buna göre, ister savaşa katılmayan siviller olsun, ister esir düşmüş eski savaşçılar olsun, masumlar hiçbir biçimde öldürülmemelidir."
- Büyük Filozoflar
93. "..
..
"Yaşam ancak geriye doğru anlaşılabilir, oysa ileri doğru yaşanmak zorundadır."
..
.."
- Felsefenin Öyküsü
94. "Gençler yargılamaktan çok yeni şeyler bulmaya, öğüt vermekten çok iş yapmaya, yerleşik işlerden çok yeni tasarılar gerçekleştirmeye daha uygundur; çünkü yaşın şeyler üstünde onlara sağladığı tecrübe yönetir onları;
ama yeni şeyler sözkonusuysa, onları engeller. Gençler, eylemlerin yönetiminde ve ayarlanmasında kavrayabileceklerinden daha çoğuna sarılırlar, yatıştırabileceklerinden daha çoğunu coştururlar; araçlarını ve ölçülerini düşünmeden, hemen işlerin sonunu görürler; rastladıkları birkaç ilke peşinde başıboş koşarlar; yenilik getirmek değildir kaygıları. Buysa, bilinmeyen kötü sonuçlar doğurur."
- Felsefenin Öyküsü
95. "Her șeyden önce kendine karşı dürüst ol."
- Felsefenin Öyküsü
96. "Hayatın ilk on yılı boyunca, daha çok beden eğitimine önem verilecek, her okulun bir beden eğitimi alanı, bir de oyun bahçesi bulunacaktır. Bütün eğitim, oyun ve spordan ibaret olacaktır. Bu ilk on yıl süresince, öyle sağlam bir beden yapısı kurulacaktır ki, ilerde hiçbir ilâç için gereksinme duyulmayacaktır. İçinde, kendine hasta süsü verenlerin ve sakatların bulunduğu bir ulusu beslemeye gücümüz yetmez. İdeal Devlet insanın kendi bedeni içinde uyumuyle başlar."
- Felsefenin Öyküsü
97. "Aquinalı Thomas, en abartısız kestirimle, yaklaşık sekiz milyon sözcük yazmıştır. Tartışmalı yapıtları da buna dahil edecek olursak, bu sayı on bir milyona ulaşır. Sekiz milyon sözcük, siz de takdir edersiniz ki, hiç de azımsanacak bir miktar değildir. Aristoteles'in günümüze ulaşan eserlerinin tamamı yalnızca bir milyon sözcükten oluşur. Platon'un günümüze ulaşan eserleri ise yalnızca yarım milyon sözcükten ibarettir. Aquinalı Thomas ise, kısa sayılabilecek yaşamında, sekiz milyon sözcük yazıyor ve sözcükler öyle rastgele yazılmış sözcükler değil, tersine bilginlerin bugün bile derin anlamlar çıkarabilecekleri sözcükler. Üretim bu kadar çok ise titizlik ve kesinlik de o derece büyük oluyor."
- Büyük Filozoflar
98. ""Yaşam ancak geriye doğru anlaşılabilir, oysa ileri doğru yaşanmak zorundadır."
Soren Kierkegaard"
- Felsefenin Öyküsü
99. ".
.
"Az felsefe, insanı tanrıtanımazlığa götürür; derin felsefe insanları dine vardırır."
Francis Bacon,
.
."
- Felsefenin Öyküsü
100. "Gençler kolayca aldanırlar. Çünkü umuda kapılmaya hazırdırlar"
- Felsefenin Öyküsü
101. "Sonlu sayıda gözlem, gözlem sayısı ne kadar büyük olursa olsun, mantıksal olarak tümel bir sonucu gerektirmez. Ve, insanların gerçek dünyada yaptığı ya da yapabildikleri fiili gözlemler, sayı bakımından hiç kuşku yok ki yalnızca sonlu olabilir. ...
Bilim adamlarının kendileri, günümüzde, bilimsel teorilerin tümüyle tashih edilemez olmadıklarını kabul etmektedirler. Bilimsel teoriler, ilke olarak her zaman yanlışlanabilirler."
- Büyük Filozoflar
102. "Leibniz için, yalnızca Tanrı zorunlulukla varolur. Başka bir şeyin varoluşu Tanrı'nın bu mümkün şeye varoluş yüklemeyi seçmesine bağlıdır."
- Büyük Filozoflar
103. "Faaliyetierimize ne kadar çok bu aktif duygular ve ne kadar az pasif duygulanımlar tarafından neden olunursa, biz o ölçüde daha az köle, o kadar daha fazla kendimiz oluruz. Spinoza'nın kabul edebileceği yegane özgürlük budur."
- Büyük Filozoflar
104. ""Kalıcı mutluluğa ya da huzura hiçbir zaman kavuşamayız.""
- Felsefenin Öyküsü
105. "Descartes, hakikati arama düşüncesi ile kesinliği arama düşüncesini birbirine karıştırmış değildir. O bunların iki ayrı şey olduğunu görmüştür. Bununla birlikte, o hakikati aramanın ve her şeyin ötesinde, hakikat arayışını sistematik bir süreç haline getirmenin doğru yolunun, işe kesinlik arayışıyla başlamak olduğunu düşünmüştür."
- Büyük Filozoflar
106. "Descartes analitik geometri olarak bilinen matematik dalını bulmuştur. Onun buradaki temel düşüncesi, bir noktanın konumunu, onun iki sabit çizgiye olan uzaklığıyla ölçmekti -öyle ki, ne zaman bir grafiğe bakacak olsak, Descartes tarafından icat edilmiş olan bir şeye bakıyoruz demektir. Gerçekten de, bir grafik üzerindeki bu iki tanıdık çizgi "Kartezyen eksenler" olarak, onun adıyla bilinir. Kartezyen, burada Descartes isminden türetilen sıfata karşılık gelmektedir."
- Büyük Filozoflar
107. "Hem Platon ve hem Aristoteles, anti-materyalist filozoflardı. Her ikisi de, her şeyin -hayat, düzen, zihin, uygarlık, sanat ve doğanın- maddenin parçacıklarının, yalnızca hareket yasalarıyla kendi doğalarının yasalarına tabi olan hareketlerinin sonucu olarak açıklanabileceği düşüncesine şiddetle karşı çıkmaktaydı. Bununla birlikte, Aristoteles'in muhalefeti, savaşı düşman kampa doğru o kadar ileri götürdü ki, Aristotelesçi felsefeyi, atomlarla maddenin parçacıklarının hareketleri hakkında söyleyecek çok şeyi olan modem bilimle uzlaştırmak fiilen çok zor hale geldi. Modern bilimin doğuşu ve gelişiminin, Ortaçağda büyük bir egemenlik kurmuş olan Aristotelesçiliğin yıkılışıyla mümkün hale gelmesi, herhalde bir rastlantı değildi. Oysa Platonizmi, bunun tersine, modem bilimle uzlaştırmak çok daha kolaydır; bana göre, Platonizmin, Aristotelesçiliğin ölümünden sonra, Rönesans'ta ve daha sonra da yaşamaya devam etmesinin nedeni budur. Platonculuk, bilimsel değerlerle tinsel değerlerin nasıl uzlaştırılabileceğini göstermek istiyorsanız eğer, kullanabileceğiniz ya da etkisi altında kalabileceğiniz bir felsefedir. Karmaşık yönlerin hakkını vermek istiyorsanız eğer, materyalizmin oldukça basit bir öykü sunduğu yerde, Platon ciddi bir mühimmat ve yardım sağlamak için kendisine gidebileceğiniz filozoftur."
- Büyük Filozoflar
108. "Aquinalı Thomas'ın yapıtları Ortaçağ tartışma yönteminin damgasını taşır. Bu, Ortaçağın önemli öğretim yöntemlerinden biridir. Öğretmen öğrencilerinden -bir tane yetişmiş ve birkaç tane de çömez- bir kaçını oturtur ve tartıştırır. Yetişkin öğrenci belli bir tezi, sözgelimi dünyanın zaman içinde yaratılmadığı, yani ezeli olduğu veya dünyanın zaman içinde yaratıldığı tezini savunur. Onun bu tezi itirazla karşılanır veya belki de saldırıya uğrar ve antitez genç öğrencilerce savunulur. Öğrencilerin konuyu birbirleri ile tartışırlarken katı mantık kurallarına uygun tartışmaları gerekmektedir. Öğretmen bir yerde tartışmayı sona erdirir ve birinin söylemiş olduğu şeylerde nelerin doğru olduğunu ve diğerlerinin eleştirilerinde hangi haklı hususların bulunduğunu ortaya koyar."
- Büyük Filozoflar
109. "Olduğunuz her şeyin en üst düzeyinde, bütünüyle kendiniz olun; hayatınızı dolu dolu, cesurca yaşayın. Sizin esas marifetiniz kendiniz olmaktır."
- Büyük Filozoflar
110. "“İnsanı, anasının karnındaki bitki ve bebeklikteki hayvan durumundan, akıl olgunluğunun belirmeye başladığı bir duruma yükseltinceye kadar yirmi yıl geçmektedir. İnsan yaratılışının ufacık bir bölümünü anlayabilmek için, üç bin yıl gerekmiştir. Rûhunun bir parçasını biraz anlayabilmek içinse, bütün bir sonsuz var oluş gerekir. Oysa öldürmek, bir an işidir.”"
- Felsefenin Öyküsü
111. "“Kargaşalığı önlemek için en güvenilecek yol, hammaddesini ortadan kaldırmaktır. Yakıt hazırsa, onu tutuşturacak kıvılcımın nereden geleceği belli olmaz. Sert bir şekilde tartışmalara son vermek de kargaşalıkların çaresi değildir.
Umursamamak çoğu zaman dizginler onları. Durdurmaya kalkışmaksa uzun ömürlü bir merak yaratır. Kargaşalığın iki nedeni vardır: Aşırı yoksulluk ve aşırı hoşnutsuzluk. Kargaşaları yaratansa şunlardır: Dînde yenilik, vergiler, yasa ve törelerin değiştirilmesi, ayrıcalıkların elden gitmesi, genel baskı, değersiz kişilerin, yabancıların mevkîde ilerlemesi, kıtlık, asker terhisi, çaresiz kalan fırkalar ve halkın zararına olan herhangi bir şeyin onları ortak bir amaçta birleştirmesi!”"
- Felsefenin Öyküsü
112. "("Ateist Spinoza'nın iğrenç hipotezi" diye yazan) Hume ve bu arada Boyle gibi özgür düşünürler, insanların dikkatlerini kendi dinsizliklerinden, onların iftiralarını hiç hak etmeyen Spinoza'ya iftiralar atarak, uzaklaştırmışlardır."
- Büyük Filozoflar
113. "Yirminci yüzyıl fiziğinin temel öğretilerinden biri maddenin enerjiye indirgenebilir olduğu -fiziki evrenin nihai bileşeninin enerji olduğu- öğretisidir. Şimdi, bana öyle görünmektedir ki, Leibniz bu düşünceye hayli yakın bir şeyler ifade etmeye çalışıyordu. O maddenin, kendileri maddi olmayan etkinlik eğilimlerinden meydana geldiğini söylemekteydi -ve bu, bizim gerçekten de doğru olduğunu bildiğimiz bir şeydir."
- Büyük Filozoflar
114. "İnsan neyse, devlet de odur."
- Felsefenin Öyküsü
115. ""İnsanoğlu kusurlu bir yaratıktır, o nedenle kusursuz bir toplum olabileceği düşüncesi hoş bir düştür.""
- Felsefenin Öyküsü
116. ""... Talihsizlikten nasibini en fazla almış olanlar, talihin her kötü gidişinde mutlu olacaklardır.""
- Felsefenin Öyküsü
117. "Birincisi; var olan bütün gerçeklik, aklımızın
bize sunduğu biçimiyle bu dünya, yani Doğal
dünyadır "Daha yukarıda" bir şey yoktur Doğa da,
ussal olarak kavranabilir olan ilkelerle yönetilir. Biz
de Doğanın bir parçasıyızdır. Tanrı’yla kastedilen
şey, bizi ve doğayı (yani her şeyi) dolduran ussallık
ruhudur. Bu biçimde kavrandığında, Tanrı
dünyanın dışında, ondan ayrı değildir; bu dünyada
her yeri kaplar. Deyim yerindeyse, bu dünyanın
aklıdır; kendinin bilincinde olan dünyadır."
- Felsefenin Öyküsü
118. "Felsefeye ilk adım inanmamaktır
DENİS DIDEROT
SON SÖZLERİ"
- Felsefenin Öyküsü
119. "Spinoza, ölümünden sadece bir yıl önce, ... Leibniz'le bir dizi görüşme yaptı -birbirleriyle fiilen karşı karşıya gelip yüzyüze tartışmalar yapan iki büyük filozofa nispeten çok seyrek rastlanan bir örnek. Kişilik olarak Leibniz Spinoza'nın tam zıddı olan biriydi: Bir saray adamı, sürekli seyahat eden biri olarak, ona birçok ülkede yoğun bir saygı gösterilmekteydi. O kültürümüzün birçok alanda ansiklopedik bir bilgiye sahip olan büyük alimlerinden biriydi. Kinetik enerji deyimini bulan oydu. Leibniz diferansiyel hesabı, Newton'un onu zaten keşfetmiş olduğunu bilmeden, bulmuştu; bugün gerçekte, Newton'un değil de, onun notasyonunu kullanıyoruz."
- Büyük Filozoflar
120. "Descartes, bir Tanrı idesine, sonsuz bir şeyin idesine sahip olduğundan emindir. O her ne kadar kendisinde sadece bir ide de olsa, onun sonsuz bir şeyin idesi olması olgusu özel bir açıklamayı gerektirir. Descartes, kendisinin de varolduğunu bildiği, hiçbir sonlu yaratığın böylesi bir ideyi, sonsuz bir varlık idesini yaratamayacağını öne sürer. O Descartes'ın zihnine, onun eserinin bir yerinde şükranla belirttiği üzere, yaratıcının eserine bastığı damga veya marka olarak, sadece Tanrı 'nın bizatihi kendisi tarafından konulmuş olmalıdır. Tanrı sanki ona, bu sonsuz Tanrı idesini zihnine koyarak, imzasını atmış gibidir. İşte, daha küçük olanın daha büyük olana neden olamayacağı üzerinde düşündüğü zaman, bu Tanrı idesine sahip olduğu için, kendisini yaratmış olanın sadece fiilen bir Tanrı ola bileceğini anlar."
- Büyük Filozoflar
121. "Leibniz, Descartes'ın varolan her şeyin ya mekan işgal ettiği ya da bilinçli olduğu ilkesini sorgulamadan kabul ettiği için, bu nihai noktaların ya da monadların zihinler olduklarını öne sürdü. Monadların bilinçli olduklarını öne sürerken, Leibniz elbette onların evrensel olarak kendi kendilerinin bilincinde olduklarını öne sürmeye geçmedi. O monadların, kendi dışındaki şeyleri idrak edecek şekilde, algıları olduğunu düşünüyordu. Fakat monadların tam algıları olduğunu yadsıdı; yani bir bilincin, özellikle de kendisi dışındaki şeylerin idrak edilmesi bağlamında, kendisinde olup bitenlerin bilincinde olması kapasitesine sahip bulunmasını kabul etmedi."
- Büyük Filozoflar
122. "Leibniz dünyada kompleks olan her şeyin basit ögelere ayrılabilir veya analiz edilebilir olduğunu savunuyordu. Daha basit ögelerin hala kompleks olmaları durumunda, onların analiz edilebilir olmayı sürdürmeleri gerekir. En sonunda, daha fazla analiz edilebilir olmayan en yüksek derecede basit ögelere ulaşmak durumundayız; işte bunlar, dünyanın nihai bileşenleridirler. Fakat bunlar maddi olamazlar, çünkü madde tanımının bizzat kendisi onun yer kaplayan bir şey olduğunu bildirir ve yer kaplama tanım gereği bölünebilir olmadır. Açıktır ki, daha fazla bölünebilir olmayan bölünebilir bir şey olamaz. Dünyanın nihai bileşenlerinin, öyleyse, maddi olmamaları gerekir, onlar mekanda bir yer işgal edemezler."
- Büyük Filozoflar
123. "İnsan ve dünya Tanrı tarafından, bir anlamda birbirleri için yaratılmıştır. Descartes için, insan özü itibariyle doğanın fiilen parçası değildir, zira insan, doğal dünyanın bir parçası olmayan ya da bilimsel yasalara tabi tutulamayan gayrimaddi entelektüel tözdür. İnsan doğal dünyanın bu anlamda parçası değildir, ama yine de onun entelektüel güçleri dünyaya tamamen ve bütünüyle uygun düşer veya mükemmmelen uyarlanmıştır."
- Büyük Filozoflar
124. "Çelişkiyi kaldırırsanız gerçekliği de yok edersiniz."
- Felsefenin Öyküsü
125. "Önereceğim öteki kitap ise Aziz Anselmus 'un Proslogion başlıklı eseridir."
- Büyük Filozoflar
126. "Başka filozoflar da, hem eski çağlarda ve hem de yakın çağlarda, diyaloglar yazmaya çalışmışlardır -Xenopohanes, Cicero, Aziz Augustinus, Berkeley, Hume. Ama listede yer alıp da, Platon'a yaklaşan tek isim, Hume'dur. Ve bu da, öyle sanıyorum ki, felsefi düşünme sürecinin, tıpkı Platon gibi, Hume için de, en az cevaplar kadar değerli olmasındandır."
- Büyük Filozoflar
127. "Felâketin nedeni insanın kendidir, diyordu Rousseau; şehirlerde değil de tarlalarda yaşasaydık, bu denli büyük can kaybı vermezdik; başımızda dam yerine gök olaydı, evler başımıza yıkılmazdı."
- Felsefenin Öyküsü
128. "Toplumsal yasakların baskısı altında birikmiş ve topluma karşı, yıkıcı bir eylemle her an patlak verebilecek olan duygular, sahne heyecanının zararsız biçiminde ele alınıp boşaltılmalıdır. Böylece tragedya “acıma ve korku yoluyla bu duyguların uygun bir şekilde temizlenmesini sağlayacaktır.”"
- Felsefenin Öyküsü
129. "Bütün bilimsel problemler cevaplanmış olsa bile, hayatla ilgili sorular kendilerine hiç temas edilmemiş olarak kalırlar."
- Büyük Filozoflar
130. "Tarih dedikleri, cinayetler ve felâketler tablosundan başka şey değil"
- Felsefenin Öyküsü
131. "Okumak için fazla vakit harcamak tembelliktir;
süs olsun diye bilgisini aşırı kullanmak da gösteriştir; yargımızı bütünüyle okuduğumuz şeylere dayanarak vermek, bir bilim adamının mizahçı yanıdır.
Kurnaz adamlar okumayı anlamsız bulur, basit insanlar hayran kalır, bilge kişilerse okuduklarından yararlanır"
- Felsefenin Öyküsü
132. "Neden bir şey var da hiçlik yok
G OTTFRIEÜWTLHELM LEIBNIZ"
- Felsefenin Öyküsü
133. "Bazı insanlar Descartes'ın asla Tanrı'ya bütün samimiyetiyle inanan biri olmadığını iddia edip, eserlerinde yer alan, kesinlikle ironi dolu pasajlara işaret ettiler. Fakat ben şu yalın gerekçeden dolayı, onların iddialarının savunulabilir olmadığını düşünüyorum: Bu iddialar doğru olmuş olsaydı, Descartes'ın bütün eserleri zaten ayaklar altına alınıp yok edilmiş olurdu. Benim kanaatime göre, Descartes'ın kendisi samimiyetten yoksun bir Hristiyan olmuş olabilir, fakat bu, bütünüyle farklı bir konudur. O kesinlikle, Kilise konusunda en küçük bir yanılsama ihtiva etmeyen bir görüş benimsedi. Ama onun Tanrı'nın varoluşuna bütün içtenliğiyle inandığı hususu, bana göre, ciddi anlamda kuşkuya mahal bırakmayan bir konudur. Bunun karşıtını düşünenler, korkarım ki, Hristiyanlığa inançsızlıkla Tanrı'ya iman etmemeyi birbirine karıştırmaktadır -ki, bu birçok Hristiyanın, o zamanlar olduğu gibi, bugün de düşmeye eğilimli olduğu bir hatadır."
- Büyük Filozoflar
134. "İnsanların eylemlerine gülmemeye ,onlara gözyaşı dökmemeye ,onlardan nefret etmemeye, ama onları anlamaya çalıştım"
- Felsefenin Öyküsü
135. "Çok iyi bir filozof olup da, çok tuhaf şeylere kesinlikle inanabilirsiniz. Bir filozofun en temel ödevi iyi argümanları kötülerin den ayırd edebilmektir ve iyi argümanlar ile kötü argümanlar arasındaki farklılık, onların başladıkları ya da vardıkları noktaya bağlı değildir."
- Büyük Filozoflar
136. "Dünya, Schopenhauer'in tasvir ettiği gibi (kötü bir yer) olsa bile, bence yapılacak en iyi şey, onu daha iyi bir duruma getirmeye çalışmak olmalıdır."
- Büyük Filozoflar
137. "İyi adam, en kötü yapılı devlette bile mükemmel yasayı uygulayabilir."
- Felsefenin Öyküsü
138. "Bu argümanlar kümesinin tarihsel bakımdan önemli bir sonucu, iki farklı kendilik türünden oluşan bir dünyanın varoluşunu öne sürmesiydi. Bana kendisine güvenebildiğim bir Tanrı tarafından verilmiş olan dış dünya var. Ama bir de dış dünyayı gözlemleyen ben varım. Buna göre, Cogito'ya varırken, ben, kendime dair kavrayışımdan, söz konusu düşünce ediminin kendisi dışında herşeyi çıkartmanın mümkün olduğunu gördüm -ki Descartes, bunun benim indirgenemezcesine düşünce olmam gerektiği anlamına geldiğini söylüyordu. Ben kendimi bir cismi olmadan varolabilen bir kendilik olarak düşünebilirim, fakat kendimi, kendi kendisinin bilinçli olarak ayırdında olmadan varolan biri olarak asla düşünemem; öyleyse, benim bedenim olan madde, benim özümün bir parçası değildir. Bu, çok farklı nedenlerle benimsenmiş olan geleneksel Hristiyan görüşle tam bir ahenk içindedir. Ve bizi tam ortadan ikiye, saf düşünce olan özneler ile katışıksız yer kaplama olan nesnelere bölünmüş bir dünya görüşüne götürür. Bu ünlü "Kartezyen düalizm"dir, yani doğanın zihin ve madde, gözlemci ve gözlemlenen, özne ve nesne olarak ikiye bölünmesidir. İşte bu görüş, bilimimizin tamamı dahil, bir bütün olarak Batı insanının şeylere bakma tarzının temelinde yer alır."
- Büyük Filozoflar
139. "Akıl, tutkuların kölesidir."
- Felsefenin Öyküsü
140. "Zayıflar her zaman adalet ve eşitlik isterler. Güçlülerse bunların
hiçbirini takmaz”
ARİSTOTELES"
- Felsefenin Öyküsü
141. "İnsanlar özgür olduklarını sanıyorlarsa aldanırlar."
- Felsefenin Öyküsü
142. "Zayıflar her zaman adalet ve eşitlik isterler. Güçlülerse bunların
hiçbirini takmaz”
ARİSTOTELES"
- Felsefenin Öyküsü
143. "İnsanın köleliği insanların, başka nedenler yerine belli bazı nedenlerle eylemde bulunmaya sevk edilmelerinden oluşur."
- Büyük Filozoflar
144. ""En iyi edim, en fazla sayıda insana en büyük mutluluğu sağlayan edimdir.""
- Felsefenin Öyküsü
145. "İnsanlar özgür olduklarını sanıyorlarsa aldanırlar."
- Felsefenin Öyküsü
146. "Yokuş yukarı yokuş aşağıdır."
- Felsefenin Öyküsü
147. ""Bu dünya düşünenler için bir komedya, hissedenler için bir tragedyadır. Bundandır ki Demokritos gülmüş, Herakleitos ağlamıştır.""
- Felsefenin Öyküsü
148. "Sahtekâr olmadığımızdan nasıl emin olabiliriz?"
- Felsefenin Öyküsü
149. ""Zordur tutkularla savaşmak, ruhla ödenir.""
- Felsefenin Öyküsü
150. "Günümüzde filozoflar arasında Tanrı’nın varlığının kanıtlamayacağı üzerine bir uylaşım vardır. Elbette bu Tanrı’nın var olmadığını söylemek anlamına gelmez; yalnızca, Tanrı’nın varlığı us yoluyla kanıtlanabilecek bir şey değildir demektir."
- Felsefenin Öyküsü
151. "Belli bir önemi olan her filozofun, onu başkalarından farklılaştıran birtakım inançları olmalıdır, aksi takdirde o bir filozof olamayacağı gibi, kendisinin hiçbir önemi de olmaz."
- Büyük Filozoflar
152. "Sokrates kendisini dostluk ya da cesaret veya dindarlık benzeri çok bildik bir terimin anlamını bildiğinden emin olan bir tartışmacıyla konuşurken ve onu yalın bir biçimde imtihan edip, muhatabına sorular sorarken, bu tartışmacıya Sokratik sorgulama yaparken bulur. Sokrates bu kişiye ve çok daha önemlisi, tartışmayı izleyenlere, bildiğini düşündükleri kavrama ilişkin olarak açık seçik bir kavrayıştan bütünüyle yoksun bulunduklarını gösterir."
- Büyük Filozoflar
153. "Yığınlar dalkavukluktan öyle hoşlanır, öylesine tatlı bir dile açtırlar ki, sonunda kendine “halkın koruyucusu” diyen en düzenbaz ve vicdansız bir dalkavuk, en üstün yetkiyi eline geçirir"
- Felsefenin Öyküsü
154. "Her ne kadar Tanrı, "yöntem"e ulaşmak bakımından, Descartes için kaçınılmaz olsa da, sizin, yöntemi bir kez elde ettikten sonra, onu kullanmak için Tanrı'ya inanan biri olmanız gerekmez."
- Büyük Filozoflar
155. "Kişinin hangi tür felsefeyi seçeceği, nasıl bir kişi olduğuna bağlıdır."
- Felsefenin Öyküsü
156. "Senin yüzünden neredeyse inancımdan dönüp Pytbagoras’a katılasım geliyor
W1LLIAM SHAKESPEARE."
- Felsefenin Öyküsü
157. "O,iyi bir hayat sürebilmek için, iyi hayatın yapısı hakkında kafa yormamız gerektiğine,belirli yorucu ve küçültücü işlerle meşgul olduğunuz takdirde olarak, gereği gibi enine boyuna düşünüp kafa yoramayacağınıza inandığı için, bunun elbette ki bir nedeni vardır."
- Büyük Filozoflar
158. "Benim kendi içimde beni olduğum kişi yapan kişisel tarihimin yaşayan bilincini taşıdığım olgusu başka her şeyden biraz daha fazla ve önemli bir şeydir."
- Büyük Filozoflar
159. "Yığından, birilerinin kaçtığı tarzda, kaçarız; kalabalıktan kaçtığımız zaman dahi, bunu birilerinin yaptığı şekilde yaparız."
- Büyük Filozoflar
160. "Tarihi yalnızca filozoflar yazmalıdır,” diyordu. “Her ulus, tarihi efsâneyle bozar, tâ ki felsefe imdada yetişip insanı aydınlatıncaya kadar. Felsefe, bu karanlık içine girdiği zaman, insan zihninin yüzyıllar süresince yapılan yanlışlarla körleşmiş olduğunu, onu doğru yola sokmanın imkânsızlığını; yalanları doğrulamak için sayısız törenlerin, olayların ve anıtların zihne yığılmış olduğunu görür.” Voltaire, “Tarih, ölülerle oynanan bir oyundur” sonucuna varmıştı. “Geçmişi, gelecek içinki dileklerimize uydurmak üzere değiştirmekteyiz,” sonunda da “Tarih, her şeyin tarihle doğrulabilineceğini doğrulamaktadır.” der."
- Felsefenin Öyküsü
161. "HER ŞEY BİRDİR
VE BİR TANRIDIR
SPINOZA"
- Felsefenin Öyküsü
162. "Günah, bir kadını arzulamakta değil, arzuya boyun eğmektedir."
- Felsefenin Öyküsü
163. "TUTKU EGEMENDİR
Rousseau"
- Felsefenin Öyküsü
164. "İlk yapılacak iş, “devlet yönetiminde on yılı dolduranların hepsini, kırda yaşamaya göndermek ve çocukları ailelerinden alıp, zamanın ve ana babanın göreneklerinden koruyarak yetiştirmek""
- Felsefenin Öyküsü
165. "Demokrasinin temel ilkesi, herkesin eşit olarak hükümette yer alabilmesi ve kamu politikasında sözü olmasıdır. Bu, ilk bakışta pek güzel bir düzen gibi gelir;
ancak halk, en iyi yöneticileri ve en bilgece tutumları seçebilecek ölçüde yeterli eğitim görmediğinden, ortaya pek kötü durumlar çıkar."
- Felsefenin Öyküsü
166. "insanın eylemlerine gülmemeye,
onlara gözyaşı dökmemeye,
onlardan nefret etmemeye ama
onları anlamaya çalıştım ”
BENEDICTUS SPİNOZA"
- Felsefenin Öyküsü
167. "Her filozofun, onu başkalarından farklılaştıran birtakım inançları olmalıdır, aksi takdirde o bir filozof olamayacağı gibi, kendisinin hiçbir önemi de olmaz. Bin yılı aşan bir zaman diliminde akla gelebilecek her türden felsefi inanç en az bir filozof tarafından savunulmuştur. Saygın bir filozofu saygın olmayan bir diğerinden ayıran şey, onun meşru ve doğru bir inanç bütününe sahip olması değil, inançları ne olursa olsun, bunları haklılandırmaya ve gerekçelerinin kusursuz soruşturmatarla karşı karşıya kalmasına ve bunlardan doğabilecek sonuçlarla başa çıkmaya hazır bulunmasıdır."
- Büyük Filozoflar
168. "Doğa ve Doğa'nın yasaları
gecenin karanlığında saklıydı
Tanrı dedi Newton olsun! Ve
Her şey aydınlandı."
- Felsefenin Öyküsü
169. ""İnsanlar doğaları gereği bilmek ister." -
"
- Felsefenin Öyküsü
170. "Zayıflar her zaman adalet ve eşitlik isterler: Güçlülerse bunların hiçbirini takmaz."
- Felsefenin Öyküsü
171. "“VAROLANLARIN SAYISI ZORUNLU OLMADIKÇA ARTIRILMAMALIDIR”"
- Felsefenin Öyküsü
172. "eğer bilim bütün fiziksel görüngülerin tam ve
doğru bir açıklamasını yapabiliyorsa,
artık Tanrı’ya inanmaya ne gerek vardı"
- Felsefenin Öyküsü
173. "Olgular yoktur, yalnızca yorumlar vardır."
- Felsefenin Öyküsü
174. "İnsanlar, önceleri olağanüstü etkenlere ve güçlere bağlı olarak yorumladıkları süreç ve olayları, doğal nedenlerle açıklayabilecek kadar yüreklenince, büyük ve dinsel törenler yerlerini giderek bilime ve aklın denetimine bıraktı. Böylece felsefe de başlamış oldu"
- Felsefenin Öyküsü
175. "Doğa ve Doğa'nın yasaları
gecenin karanlığında saklıydı
Tanrı dedi Newton olsun! Ve
Her şey aydınlandı."
- Felsefenin Öyküsü
176. "beni uyutabilecek, sonra uyanıkken olduğu kadar canlı
rüyalar görmemi veya gördüğüm her şeyin bana
başka bir şeymiş gibi görünmesini sağlayabilecek ya da iki kere ikinin beş ettiğine beni"
- Felsefenin Öyküsü
177. "Voltaire, yani François Marie Arouet, 1694’te Paris’te, ünlü bir noter ile oldukça soylu bir anneden doğdu. Kurnazlığını ve huysuzluğunu babadan, şakacı, mizahçı yanını anadan almış olmalı. Zar zor dünyaya gelmişti. O kadar çelimsiz, hastalıklı bir bebekti ki, “yarına çıkmaz” diyen sütninesi, ufak bir yanlışlık yapmış olmalı, çünkü öldüğünde seksen dördüne yaklaşmıştı. Ama ömrü boyunca güçsüz bedeni, fethedilemeyen rûhunu hastalıklar tedirgin edip durmuştur."
- Felsefenin Öyküsü
178. "Yasalarda ufak değişiklikler yapma alışkanlığı kötü bir şeydir."
- Felsefenin Öyküsü
179. "Sartre bilincin "özgürlüğün ötesinde" olduğunu ve insanın varlığının hayatta istikrarlı bir anlam bulma saçma ve nafile teşebbüsü ya da çabası olduğunu savunur."
- Büyük Filozoflar
180. "- " (...) Az felsefe, insanı tanrıtanımazlığa götürür; derin felsefe insanları dine vardırır..."
-Francis Bacon(1561-1626)-"
- Felsefenin Öyküsü
181. "İnsanlar özgür doğarlar, ama her yerde zincire vurulmuşlardır."
- Felsefenin Öyküsü
182. "Bir dizi uyumlu olasılığın toplamı, olası bir dünya oluşturur ve böyle sonsuz - sayıda uyumlu olasılıklar dizisi vardır. Leibniz, Tanrı'nın (elbette olası olması şartıyla) bu dünyayı seçerek yarattığına, fakat kusursuz bir varlık olarak en olası dünyayı yaratmayı seçtiğine inanmaktaydı. Özgür iradenin, dolayısıyla zulmün ve kötülüğün de bulunduğu bir dünya, Özgür iradenin bulunmadığı bir dünyadan daha iyidir. Kusursuz bir varlık olan Tanrı'nın neden bunca kötülüğün olduğu bir dünya yarattığının açıklaması budur."
- Felsefenin Öyküsü
183. "Herkes sadece kendi deneyimlerine inanır."
- Felsefenin Öyküsü
184. "16 yüzyılda Kopernik (1473-1543) adında Polonyalı
bir kilise adamı, yeryüzünü evrenin merkezi saymak
yerine güneşi merkeze koyarsak en ürkütücü
matematik güçlüklerden çoğunun çözüleceğini söyledi."
- Felsefenin Öyküsü
185. ""Gerçekler yoktur;
yalnızca
yorumlar vardır.""
- Felsefenin Öyküsü
186. "Başlangıçta insanın kalbinde kötülük yoktur
JEAN-JACQL!ES
ROUSSEAU"
- Felsefenin Öyküsü
187. "insanlar özgür olduklarım sanıyorlarsa aldanırlar
BEN EDlCTL'S
SPİNOZA"
- Felsefenin Öyküsü
188. "En sık kullandığı sözcüklerden biri "cüret", ilk emri "neyse o olma cesaretini göster" dir."
- Felsefenin Öyküsü
189. "şeylerle ilgili inançlarımızın kanıtlara dayanması
gerektiği ilkesini savunacaksak, değişen kanıtların
ışığında inançlarımızı da değiştirmeye hazır
olmalıyız Bu, inançlarımızı savunma tarzımızda
sağduyulu bir tutum içinde olmamızı gerektirir;"
- Felsefenin Öyküsü
190. "beni uyutabilecek, sonra uyanıkken olduğu kadar canlı
rüyalar görmemi veya gördüğüm her şeyin bana
başka bir şeymiş gibi görünmesini sağlayabilecek ya da iki kere ikinin beş ettiğine beni"
- Felsefenin Öyküsü
191. "Sahtekâr olmadığımızdan nasıl emin olabiliriz?"
- Felsefenin Öyküsü
192. "XIX. yüzyılın birinci yarısının, İngiltere’de Byron, Fransa’da De Musset, Almanya’da Heine, İtalya’da Leopardi, Rusya’da Puşkin ve Lermontov gibi kötümser şairler; Schubert, Schumann, Chopin ve hattâ son dönemdeki Beethoven (ki kendisini iyimser göstermek isteyen bir kötümserdi) gibi kötümser besteciler ve hele Schopenhauer gibi son derece karamsar bir filozof yaratması nedendi?"
- Felsefenin Öyküsü
193. "Yirminci yüzyıl fiziği, elbette Kant ve Schopenhauer'i çok garip veya fazlasıyla olağandışı bir biçimde doğruladı; ne var ki, filozoflar bu sonuçlara bilim adamlarından yüzyıl önce epistemolojik analiz yoluyla ulaştılar."
- Büyük Filozoflar
194. "Felsefi soruların en belirgin niteliği şu: Yanıtı nerede, nasıl bulacağınızı bilmiyorsunuz."
- Yeni Düşün Adamları
195. "Kopernik'in düşüncelerinin zelzele etkisi yaratacak
bir başka sonucu da, insanın evrendeki
ayrıcalıklı konumuna son
verilmesiydi. Biz insanlar artık her
şeyin merkezi değildik. Artık
her şeyin bizim etrafımızda
dönmediği görülüyordu. Bu
düşünce yayıldığında, en
az insanların dine karşı
tutumlarında olduğu
kadar, genel insanı
tutumlarda da
depremvari sonuçlar
yarattı"
- Felsefenin Öyküsü
196. "- " (…) Mağara Efsanesi...
Bu istiâreyi anlamının yolu, biz insanları, bedenlerine hapsolmuş, birbirimizin, hatta kendimizin bile gerçek benliğini fark edemeyen varlıklar olarak görmekten geçmektedir.
Doğrudan yaşantıladığımız, gerçeklik değil, kafamızdaki şeylerdir...""
- Felsefenin Öyküsü
197. "Yaşantılamadıgımız bir şeye inanç duymak için deneyimlerden ayağımızı çekmek, bir bebeği suya atmaktan farksızdır. Aristoteles,"
- Felsefenin Öyküsü
198. "Felsefe, düz bir çizgi halinde değil, iki adım ileri bir adım geri şeklinde ilerler. Eğer bir adım geri döneminde yaşıyorsak, geçmişten öğreneceğimiz çok şey var demektir."
- Felsefenin Öyküsü
199. "Her şey hiçbir şeye dönüşüyor."
- Felsefenin Öyküsü
200. "Eflâtun, insan davranışının üç ana kaynaktan doğduğunu söyler. Bunlar, istek, duygu ve bilgidir. İstek’le, heves, içiti, içgüdü; duygu’yla, canlılık, tutku, yiğitlik; bilgi’yle, düşünce, zihin, akıl, aynı grupta yer alırlar. İstek, apış arasında yerleşmiştir; temeli cinsiyete dayanır; taşan bir enerji kaynağıdır. Duygunun yeri yürekte, kanın akışında ve gücündedir; deney ve isteğin organik titreşimidir.
Bilgi ise kafadadır, isteğin gözüdür, ona rûhun kılavuzu da denilebilir. Bu güçler ve huylar herkeste bulunursa da, aynı ölçüde değildir. Kimi insan vardır, baştan başa istek olup çıkmıştır; bunlar maddî şeyler peşinde koşan, kavga arayan, lüks ve gösteriş tutkusuyle yanıp tutuşan ve bir türlü ulaşamadıkları amaçları yanında, kazanmış olduklarını bir hiç gibi gören, tedirgin, her şeye el uzatan rûhlardır."
- Felsefenin Öyküsü
201. "Yaşantılamadıgımız bir şeye inanç duymak için deneyimlerden ayağımızı çekmek, bir bebeği suya atmaktan farksızdır. Aristoteles,"
- Felsefenin Öyküsü
202. "Yeni başlayanlar için yalın çok fazla Ortaçağ yapıtı yok.
Bunun nedeni, daha önce de söylediğim gibi, Ortaçağ felsefesinin büyük yapıtlarının birçoğunun üniversite geleneği içinde yazılmış olmasıdır.
Hepsi oldukça teknik, üniversite ders kitaplarıdır. Yine de başlanabilecek iki kısa kitap bulunmakta. Bunlardan ilki Augustinus 'un, sizin de kendisiyle başladığınız, İtiraflar'ı."
- Büyük Filozoflar
203. "Ortaçağ'ın başardıklarını özetlemek amacıyla yaptığınız iki filozof -Aziz Augustinus ve Aquinalı Thomas- seçimine ben de katı lıyorum."
- Büyük Filozoflar
204. "Bunlardan biri, hiç kuşku yok ki az önce tartışmakta olduğumuz konu, yani yaşam felsefesidir. Çağdaş felsefede, biz bu alana, algı ve düşünce gibi zihinsel güçleri, geri kalan diğer hayati fonksiyon lardan Aristoteles'in ayırmayacağı bir biçimde ayırarak, zihin felsefesi adını veriyoruz."
- Büyük Filozoflar
205. "İnsan olmak ne demektir? İnsan olmak belirli bir türden madde olmak mıdır? Yoksa,insan olmak belirli bir yapı mı olmaktır?"
- Büyük Filozoflar
206. "Bu dünya, düşündüğüm değil, yaşadığım şeydir."
- Felsefenin Öyküsü
207. "Ruhsal barışın sırrı, başarılarımızı isteklerimize eşit kılmak değil, isteklerimizi başarılarımızın seviyesine indirmektir. “Sahip olduğun şey yetmiyorsa,” der, Romalı stoacı Seneca (ölümü M.S. 65), “Sana dünyayı da verseler, yetmez.”"
- Felsefenin Öyküsü
208. "M.Ö. 344’te, Makedonya Kralı Philip, oğlu Büyük İskender’in eğitimini üzerine alması için, Aristo’yu, Pella’daki sarayına çağırdı.
Büyük İskender, o sıralarda on üç yaşında haşarı bir çocuktu; tutku doluydu, üstelik saralı biriydi ve alkolik denecek kadar çok içiyordu. Bütün eğlencesi, kimsenin dizgin vuramadığı vahşî atları eğitmekti. Lav püsküren bu yanardağın ateşi sönecek cinsten değildi. Nitekim iki yıl sonra tahta çıkıp dünyada at koşturmak üzere felsefeyi bıraktı."
- Felsefenin Öyküsü
209. "Bilimimizin tümü doğanın düzenliliğini -geleceğin, doğa yasalarının işlediği düşünülen bütün bakımlardan tıpkı geçmiş gibi olacağını varsaymaktadır"
- Karl Popper'in Bilim Felsefesi ve Siyaset Kuramı
210. "Herkes sadece kendi deneyimlerine inanır."
- Felsefenin Öyküsü
211. "Felsefe tek başına aklın bizi nereye kadar götüreceğini görmeye çalışır ."
- Felsefenin Öyküsü
212. "Felsefe, kendi sınırlarını bilmekle var olur."
- Felsefenin Öyküsü
213. "Charles Sanders Pierce, bilgiyi izleyerek değil, katılarak elde ettiğimizi ileri sürdü."
- Felsefenin Öyküsü
214. "Kendimin tam olarak bilincindeyim, o halde varolmam gerektiğini biliyorum"
- Büyük Filozoflar
215. "Şimdiki zamanı gelecek olarak düşündüğümüzde henüz var olmamıştır; onu var olan diye düşündüğümüzdeyse çoktan geçmiştir."
- Felsefenin Öyküsü
216. "Hareket eden her şeyin "kinetik" denen bir enerjisi vardır. Bir nesnenin hızı arttıkça kütlesi de artar, böylece daha fazla kinetik enerjisi olur. Daha 1686'da, bu buluştan neredeyse yüzyıl önce Lebiniz, "canlı güç" anlamına gelen vis viva terimini ortaya attı. Bir nesnenin vis vivası kütlesine ve hızına bağlıydı. Bu fikir 1700'lerde tartışmalara yol açtı."
- Felsefenin Öyküsü
217. "Felsefe tek başına aklın bizi nereye kadar götüreceğini görmeye çalışır."
- Felsefenin Öyküsü
218. "İsa şöyle der: "Kendin pahasına olduktan sonra bütün dünyayı kazansan eline ne geçecek?" Shakespeare de, "Her şeyden önce kendine karşı dürüst ol" demişti."
- Felsefenin Öyküsü
219. "Her şey birdir ve bir tanrıdır."
- Felsefenin Öyküsü
220. "Sağduyu, dünyada en iyi paylaştırılmış şeydir; çünkü her insan kendi payının iyi olduğunu sanır."
- Felsefenin Öyküsü
221. "Kişinin hangi tür felsefeyi seçeceği, nasıl bir kişi olduğuna bağlıdır."
- Felsefenin Öyküsü
222. "“Görünenden guçlüdür görünmeyen bağlantı";"
- Felsefenin Öyküsü
223. "Doğruluk, güçlünün işine gelendir.
İşte benim düşüncem…
Her yönetim, yasalarını, işine geldiği gibi koyar.
Demokratlık, demokratlığa uygun yasalar; zorbalık, zorbalığa uygun yasalar,
ötekiler de öyle…
Onlar bu yasaları koyarken, kendi işlerine gelen şeylerin, yönetilenler için de doğru olduğunu söylerler, kendi işlerine gelenden ayrılanları da, doğruluğa aykırı diye cezâlandırırlar.
İşte dostum, benim dediğim bu…
Zorba, başkalarının mallarını azar azar değil zorla, toptan alır.
Bu mallar ister tanrıların olsun, ister devletin. Oysa ki, herhangi bir adam, onların yaptığı eğriliklerin birini yapacak olsa, cezâsını hemen görür.
Rezil, kepâze olur.
Ona, eğriliğinin cinsine göre mâbet soyguncusu, insan bezirgânı, duvar delen, yağmacı ya da hırsız derler.
Ama yurttaşların mallarına el sürmekle kalmayıp, onları köleliğe de sürükleyen kimseye, bu çirkin adlar verilmez.
Yalnız kendi yurttaşları değil, eğriliği sonuna kadar götüren bu adamı herkes, hattâ onu, amacına ermiş mutlu adam olarak kabul eder."
- Felsefenin Öyküsü
224. "Felsefe, kendi sınırlarını bilmekle var olur."
- Felsefenin Öyküsü
225. "Kendimin tam olarak bilincindeyim, o halde varolmam gerektiğini biliyorum"
- Büyük Filozoflar
226. "Aristoteles'i Hristiyanlık ile bağdaştırmak, Aquinalı Thomas ve onu izleyenierin özel bir uğraşısı olmuştur. Augustinus ise, bence, Aristoteles'ten çok Platon'un felsefesiyle, bilgi ve bilim kaynağı olarak da, herhangi bir filozoftan ziyade, İncil ile ilgilendi."
- Büyük Filozoflar
227. "Eğer bu kişi felsefe çalışmayı sürdürmek isteyecek olursa, büyük olasılıkla bütün bir Ortaçağ dönemini atlayarak Aristoteles'ten Mo dem felsefeye geçmek zorunda kalır. Ortaçağ felsefesi -burada Roma İmparatorluğu'nun yıkılışından Rönesans'a kadar süren bin yıllık bir felsefeden söz ediyoruz- son kuşakların aşırı ihmallerinin kurbanı ol muştur. Bunun temel nedeninin bütün bir Ortaçağ boyunca önemli filo zof l arın tamamının din alimleri ya da Hristiyan din adamları olmaları ve son iki yüzyıldan beri dine ve onun getirdiği düşünme tarzına karşı yaygın ve geniş kapsamlı bir tepkinin zuhur etmesi olduğunu düşünüyo rum. Bu tepki içinde Ortaçağ filozofları sonuçları nereye götürürse gö türsün hakikatle değil, zaten inandıkları şeylere sağlam gerekçeler bulmak için uğraşmakla suçlandılar."
- Büyük Filozoflar
228. "Tartışmaya tümüyle son vermezden önce, Aristoteles'in etiği hakkında bir şeyler söylemek zorunluluğu bulunmaktadır. Onun felsefe tarihi boyunca varolan en etkili ahlak fi lozofu olduğunu söyle menin abartılı olacağını düşünmüyorum."
- Büyük Filozoflar
229. "Güneşin yarın doğacağından bile tümüyle emin olamıyorsak eğer, bir bütün olarak evren ve onun kökeniyle ilgili doğruları nasıl olur da ispatlayabiliriz? (Hume)"
- Büyük Filozoflar
230. "Hurafeler dünyayı ateşe verir: onları söndürecek olan felsefedir."
- Felsefenin Öyküsü
231. "Tezi, kendisini sentezin izlediği antitez takip eder, öyle ki sentezin kendisi de daha sonra, ardından yine kendi antitezinin geldiği, yeni bir tez olup çıkar."
- Büyük Filozoflar
232. "Berkeley'in bütünsel gerçeklik görüşü şöyle özetlenebilir; Tanrı olan sonsuz bir ruh vardır. Birçok da sonlu ruh vardır ki, bunlar da bizleriz. Bizi Tanrı meydana getirmiştir ve o bizimle dünya aracılığıyla iletişim kurmaktadır. Bize sahip olduğumuz bütünü ve deneyimleri veren Tanrı'dır. Dolayısıyla, bizim dünya adını verdiğimiz varlık, Tanrı'nın bizimle iletişim kurduğu dildir; dünyanın akılla anlaşılabilir düzenlilikleri ise bu dilin gramer ve sentaksı, insan zihinleriyle kurulan ilahi iletişimin yapısıdır."
- Büyük Filozoflar
233. "Bir insan öldüğünde, okyanusa düşen bir yağmur damlası gibidir; kısa süren bireysel varlığı sona ermiştir ama yeniden varlığın büyük okyanusuyla bir olur."
- Felsefenin Öyküsü
234. "Hepimiz, tartışmanın hakikate ulaşacağı kabulünde bulunma eğilimi sergileriz, ama ne yazık ki, tartışmanın bunu yapabilecek veya temin edecek bir gücü yoktur. Tartışma, bize en fazla sonuçlarımızın öncüllerimizle uyumlu olup olmadığını gösterebilir. Fakat uyumlu olsalar bile, buradan onların doğru olduğu sonucu çıkmaz."
- Büyük Filozoflar
235. "Demek ki, bu dünyada başımıza gelen talihsizlikler, ruhunuzun hiç zarar görmemiş olması koşuluyla, size gerçekten, derin ve önemli bir zarar veremez."
- Büyük Filozoflar
236. ""Tanrı öldü.""
- Felsefenin Öyküsü
237. "Gerçeklik ancak tarihsel açıklamanın kategorilerine göre anlaşılabilir."
- Felsefenin Öyküsü
238. ""Uçuruma çok uzun süre bakarsanız, kendinizi içinde bulursunuz.""
- Felsefenin Öyküsü
239. "- " (…) JOHN LOCKE:
Bütün insanlar hata yapabilir;
ama çoğu,
pek çok konuda,
ihtiras ya da menfaat yüzünden hata yapmaya zaten hazırdır...""
- Felsefenin Öyküsü
240. "Ruh eylemleriyle bilinir."
- Felsefenin Öyküsü
241. "Değişme, yaşamın ve evrenin yasasıdır ."
- Felsefenin Öyküsü
242. "İnsanlar özgür doğarlar, ama her yerde zincire vurulmuşlardır."
- Felsefenin Öyküsü
243. "Platonbenim için azizdir,
ama hakikat daha azizdir
ARİSTOTELES"
- Felsefenin Öyküsü
244. "Filozoflar dünyayı sadece çesitli biçimlerde yorumlamakla yetindi; oysa mesele dünyayı değiştirmektir."
- Felsefenin Öyküsü
245. "Sokrat, yakışıklı olmaktan çok uzak, bir filozof için bile aşırı çirkindi: Dazlak bir kafa, koca değirmi bir yüz, göz çukurlarına kaçmış sabit bakışlı gözler, nice sofra sohbetlerine konu olan yassı, tumturaklı bir burunla bu baş, filozofların en ünlüsünün değil de, sanki bir hamalındı. Ama büste bir kere daha bakacak olursak, taşın çıplaklığının ardında bu alçak gönüllü düşünürün, kendisini Atina’nın en seçkin delikanlılarına sevdiren şefkâtiyle, yapmacıktan uzak sadeliğini görürüz"
- Felsefenin Öyküsü
246. "Sahtekâr olmadığımızdan, nasıl emin olabiliriz?
[Jacques Lacan]"
- Felsefenin Öyküsü
247. ""Bu dünya düşünenler için komedya, hissedenler için tragedyadır. Bundandır ki Demokritos gülmüş, Herakleitos ağlamıştır.""
- Felsefenin Öyküsü
248. "Benim gibi inan, yoksa tanrı seni lanetler diyen adam, çok geçmeden “benim gibi inan yoksa keserim seni.”diyecektir."
- Felsefenin Öyküsü
249. "Bir insan öldüğünde, okyanusa düşen bir yağmur damlası gibidir; kısa süren bireysel varlığı sona ermiştir ama yeniden varlığın büyük okyanusuyla bir olur."
- Felsefenin Öyküsü
250. "Demek ki, bu dünyada başımıza gelen talihsizlikler, ruhunuzun hiç zarar görmemiş olması koşuluyla, size gerçekten, derin ve önemli bir zarar veremez."
- Büyük Filozoflar