Tüm kitapları ücretsiz okuyabilir veya indirebilirsiniz! Ayrıca son kitabımız İlahi Rezonans artık raflarda! İncelemek için:

Bizim Zamanımız - Sinem Sal | Detaylı Ücretsiz Kitap İncelemesi

Bizim Zamanımız Kitap Bilgileri


Yazar: Sinem Sal
Tahmini Okuma Süresi: 6 sa. 7 dk.
Sayfa Sayısı: 216
Basım Tarihi: 2021
İlk Yayın Tarihi: 2021
Yayınevi: Karakarga Yayınları
ISBN: 9786257217392
Ülke: Türkiye
Dil: Türkçe
Format: Karton kapak


Bizim Zamanımız Kitap Tanıtımı


“İçimdeki yangını söndüremezsem, kötü genlerime karşı gelemeyeceğimi hissediyorum. Babamın bastırılmış öfke dolu genlerine, annemin telaşlı genlerine, anneannemin hırslı genlerine, babaannemin işgüzar genlerine karşı gelemeyeceğim. Sanki hepsi birden olacağım. Aliye Rona gözlerim, Aliye Rona bakışlarım ve Aliye Rona sesim olacak. Yönetmen ‘Kes!’ dese kesmeyeceğim. Hem niye keseyim ki? Rolüm gereği çok sevilecekken terk edilmeme göz yuman yönetmeni mi dinleyeceğim? Daha neler…”



Sinem Sal, Bizim Zamanımız’da, hüzünden ve neşeden beslenerek, sizi doksanlı yılların sıradan bir mahallesinde geçen sıradan olmayan bir maceraya davet ediyor.



Bizim Zamanımız, doğduğu sokaktan çıkamayanların, sadece gülerek acıyla baş edebilenlerin, milenyuma girmeyi dört gözle bekleyenlerin, şarkılardan ve büyülerden medet umanların, televizyondakiler dışında “Bugün nasılsınız?” diyeni olmayanların, âşık olunca geçer sananların, kendi enkazına sahip çıkanların, küçük bir tuhafiye dükkânını ayakta tutmaya çalışırken ayağa kalkan bir anne kızın ve tanıdık bir mahallenin kadınlarının hikâyesi.



Hazırsanız, şimdi, bizim zamanımız!




Bizim Zamanımız Kitaptan Alıntılar


1. "Yıllardır bildiğim öğrendiğim bir şey varsa, çok acı çekerken başınıza başka bir şey gelirse şanslı olduğunuz. Çünkü bir acı ancak ve ancak başka bir acıyla unutulur."




2. "“Zor dostum zor sevilmeden sevmek…”"




3. "- Şimdi nasılsın?
+Biri bana ilk kez "nasılsın" diye sormuş gibiyim."




4. "Yalnızlığını hissetmek fenadır."




5. "Ama yani hiç mi iyi adam yok?"




6. "Kalbin kırıldığında paylaşmazsan, kalbin parçalanır."




7. "Annemden öğrendiğim bir şey var. İnsanlarla bir siyasetten bir de dinden konuşmayacaksın. İkisi de don gibidir der. Herkesinki kendine."




8. "Hayatımız beklemekle geçiyor."




9. "“Bir gün sevilmeme korkusuyla hiç sevilmemeyi göze almak daha iyiydi belki de.”"




10. "Keyfimi kaçırırsanız, tadınızı bozarım!"




11. "İnsanın yaşlandıkça saçlarının beyazlamasını anlıyorum da göz renginin solmasına alışamıyorum."




12. "... herkes çok gülünce kesin çok ağlar. Çok ağlayanın çok güldüğü henüz görülmemiştir."




13. "İntihar edebilecek kadar bile yalnız kalamazken nasıl bu kadar yalnız hissediyorum?"




14. "Biri boşanınca boşanmak normalleşiyor. Biri aldatılınca aldatılmak normalleşiyor. Biri dayak yiyince dayak..."




15. "Annem hep ne derdi biliyor musun?
Kendi kalbine bekçi olmayanı uzaktaki soyar."





Bizim Zamanımız Kitap İncelemeleri


Bir yerden tanıdık bu apartman ama aynı şekilde de yok artık bu kadar olamaz...

"Söyleyeceğim ilk şarkıyı mutlu insanlara adıyorum. Bu şarkının benim için tatlı, acı hatıraları vardır. Aşkın ne olduğunu ben bu şarkıyla öğrendim. Saadeti bu şarkıda tattım. Bir şey daha öğrendim bu şarkıyla: her şeye sahip olmak isteyen, elindekini de kaybediyor."




Yazarımız o kadar ince ince dokumuş ki kitabı, neredeyse her sayfada bir kaç alıntı yaptım.
Hödhöd herkesin anlayacağı bir kitap değil bu biline. Yok Cebrail di/Mikail di yok Sezen Aksu Adem/Havvaydı ince ince duyar kasanlara göre değil bu böyle biline.
Peki kimler için yazılmış bu kitap, tabii ki okumayı seven herkes için
Kadın olmaktan gurur duyanlar için.
Sevmeyi bilenler için.
Doğduğu sokaktan çıkamayanların,
Sadece gülerek acıyla baş edebilenlerin, Milenyuma girmeyi dört gözle bekleyenlerin (:
Şarkılardan ve büyülerden medet umanların, Televizyondakiler dışında “bugün nasılsınız?” diyeni olmayanların,
Aşık olunca geçer sananların,
Kendi enkazına sahip çıkanların, küçük bir tuhafiye dükkânını ayakta tutmaya çalışırken ayağa kalkan bir anne kızın ve tanıdık bir mahallenin kadınlarının hikâyesi.

Hazırsanız, şimdi, bizim zamanımız!

Canım kitap severler, toplumumuzda verilmeyen kadına değeri, kadın yazarlarımızı okuyarak , okutarak bu desteği gösterelim. Biz okuyan insanların bir katkısı adına...




TRT arşiv bu video tam bu kitaba göre izleyin (:




Herkese Merhaba‍️

Bugün sizlere nostalji kokan bir kitabın yorumuyla geldim. Ahh ah nostaljiyi pek severim. Hele 90 'lı yılları acısıyla tatlısıyla hatırlamak gibisi yok. Böyle konuştum diye beni çok büyük zannetmeyin canım 1996 yılı doğumlu olunca çocukluğum 90'lı yıllarda geçti. İyi ki geçti valla. O yıllarda çocuk olmak bile bambaşkaydı. Biz ne güzel çocuklardık. Mutluluğumuz bile minicik şeylerde saklıydı. Şimdi "Yahu Gizem yine boş konuştun. Hadi kitabı anlat." diyeceksiniz. Canlarım ciğerlerim sabredin. Aa anlatacağım yahu Herhalde kitabın geçtiği dönemi anlamışsınızdır. Bu dönemde yaşayan bir anne kızın başından geçen olayları okuyacağınızı söylesem size yeterli gelir mi? Ay gelmez biliyorum. Ben olsam "Hadi kız anlatmaya devam et." derdim. Dilimde 90'lı yıllar şarkıları, aklımda nostalji rüzgarları... Anlayacağınız bu kitabı baya sevdim. Duygular epey yoğun bir şekilde okuyucuya yansıtılmıştı. Ee anlatım dili de baya akıcıydı. Daha ne isterim. Mizahi yönden kuvvetli olan bölümleri de vardı. Duygulandığım "Ah canım benim öyle yapmasaydın keşke" dediğim bölümleri de oldu. Çünkü kitaptaki her karakteri tanıyormuş gibi hissettim. Tabi bizim zamanımız bizim insanlarımız... Velhasıl kelam okuyun okutturun canlarım.

'ın kalemi bir harika ️




Merhabalar sevgili kitap dostlarım bizim zamanımıza keyifli bir yolculuğa çıkmaya ne dersiniz? Bizim zamanımız, komşunun, komşunun külüne muhtaç olduğu, bakkalların veresiye defterlerinin sürekli dolduğu, mahallelerde koşup oynayan çocukların seslerinin yükseldiği, milenyuma girince dünyanın değişeceğini düşünen temiz kalpli insanların zamanı... Evet, biz doksanlı yılların son mutlu çocukları... Bu, Bizim Zamanımız.. Yüzümde buruk bir tebessümle okuduğum bu eser, o yıllara keşke geri dönme şansım olsaydı dedirtti...
.
.
Mihrap ve Asiye 'nin küçük dünyasındaki büyük mücadelelerine ortak olmaya hazır mısınız? Küçük bir tuhafiye dükkanı işleten , açılan büyük mağazalar ve teknolojinin altında ezilmemek, ayakta kalmak için direnen bir anne kız... Mihrap, henüz çocuk yaşta babasını kaybetmiş , annesi ile bir başına kalmıştı.. Annesi Asiye Hanım ise, Hükümet gibi kadındır vesselam Mihrap, aradığı huzuru evlenince de bulamayınca anne evine geri dönüp, hergün dükkanı açıp, aşkı dizilerde, şarkılarda yaşıyordu.. Taa ki Dalyan adını taktığı öğretmen, tuhafiyenin kapısından adımını atana kadar... Peki ya Asiye Hanım 'ın ilk aşkı... Okurken çok şaşırdığım ilk aşkını söyler miyim? Tabii ki hayır Severek, hüzünlenerek, arada kahkahalar atarak okuduğum bu güzel eser tavsiyemdir der hepinize şimdiden keyifli okumalar dilerim Kitapla Kalın




Sinem SAL'a ait okuduğum ilk kitap. (Spohiler içerir)İnstagramda reklam olarak önüme çıkmıştı.İncelediğimde "Sizi doksanlı yılların sıradan bir mahallesinde geçen olaylara davet ediyor" ifadesinden hareketle edindim..

Evet bahsedildiği gibi 90'lı yılların sıradan bir mahallesine konuk ediyor. Karakterimiz 10 yaşında babasını kaybetmiş, eşiyle iki sene evli kaldıktan sonra aldatılması sebebiyle anne evine geri dönüyor. Babadan kalma tuhafiyeci dükkanları var.Kitaba başladığım ilk anlarda gayet keyifle yol almama karşın yazarın kitapta yer alan bazı ifadeleri beni son derece rahatsız etti. İşte bir tanesi,
"Oysa babam Allah gibi adamdı."

Mihrap, dükkanlarına bir öğretmenin gelip zarf almak adına kırtasiye adresi sorunca kızımız annesine ait zarfları veriyor. Sonrasında aralarında bir elektriklenme oluyor. Bir süre devam eden ilişkileri süresinde karaciğerinden rahatsızlanan sevgilisine karaciğerini veriyor.

Aradan geçen zamanda Ercan Hoca arkadaşının İzmit'e dershane açıp müdür olmasını istediği gerekçesiyle Mihrap'ı terk ediyor. Bunu kendine yediremeyen karakterimiz polise suç duyusunda bulunup ciğerini geri istediğini söylüyor. Bu kesit bana eşine böbreğini verip televizyona çıkan ve böbreğini geri isteyen kadını hatırlattı. Ti ye alma şekli desek öz bir yorum olur.




Bazı insanlarda iç sesin olmadığını öğrendiğim gün çok şaşırmıştım. Boş bir odada otururken mesela mutlak bir sessizlik var. Eleştiren ya da heveslendiren, hatırlatan ya da aman boşver diyen, geri planda günler önce edilmiş bir kavganın hakemliğini yapan ya da çoktan edilmiş bir küfrün mahcubiyetini yaşayan hiçkimse yok. Telefonda yanıt gelmediğinde çalan bir dıııt sesi belki. O kadar.
Bizim zamanımız ise fazlasıyla gelişmiş bir iç sesin hem de fazlasıyla geveze birinin maraton koşması gibi. Olaylar gerçekte olmuş mu yoksa bir an sadece aklından mı geçmiş, insan emin olamıyor ama bunun bir önemi de kalmıyor. Sayfalar boyunca Mihrap oradan oraya savrulurken gözümün önüne gazetelerdeki haberler, kadın programlarındaki olaylar ve metrobüs duraklarında kulak misafiri olunabilecek her türden hikaye geliyor. Çok gerçek. Fazlasıyla gerçek bir karakter yaratmak bir yandan yazarın gözlem yeteneğinin şahaneliğini okurda bir noktadan sonra ortaya çıkan, bu kadınlardan her yerde var, deme kolaylığı gölgeliyor. Kadınların her yerde mi bilmem ama bizim buralarda yaşadığı bıkkınlığı ve kalbi kırıklığı ayndan bize gösterem bir kitap. Sonu dışında samimiyetle arkadaşlık ediyor.

Ciğerini verdiğin birine biraz hesap sorsaydın be
Mihrap, kız kardeşlerin arkandaydı.



Tüm kitapları ücretsiz okuyabilir veya indirebilirsiniz! Ayrıca son kitabımız İlahi Rezonans artık raflarda! İncelemek için: