Bir Kadın Kitap Bilgileri
Yazar: Annie Ernaux
Tahmini Okuma Süresi: 1 sa. 49 dk.
Sayfa Sayısı: 64
Basım Tarihi: 2023
Yayınevi: Can Yayınları
ISBN: 9789750760594
Ülke: Türkiye
Dil: Türkçe
Format: Karton kapak
Bir Kadın Kitap Tanıtımı
Artık sesini duymayacağım. Olduğum kadını, bir zamanlar olduğum çocukla bir araya getiren onun sesi, sözleri, elleri, tavırları gülüşü ve yürüyüşüydü. Geldiğim dünyayla aramdaki son bağ da koptu.
Ernaux, hafızasını, zihinsel ve fiziksel bütünlüğünü yok eden bir hastalık yüzünden yitirilen annenin ardından, küçük bir Normandiya kasabasının varoşlarında doğan ve Paris’in banliyölerindeki bir hastanenin geriatri koğuşunda ölen gerçek kadının portresini çizmeye, onu olduğu gibi resmetmeye girişiyor.
Bir anne ve kızı arasındaki hem zayıf hem de sarsılmaz bağı, onları ayıran dünyaları anlatan Bir Kadın, mümkün olan en tarafsız dille yazılmış bir ağıt, belki de Annie Ernaux’nun en dokunaklı metni.
“Annenin yaşamına ve ölümüne şefkatli, sert ve dokunaklı bir saygı duruşu...”
The Washington Times
“Son derece özgün. Bir Kadın, aslında her kadının hikâyesi.”
The New York Times
Bir Kadın Kitaptan Alıntılar
1. ""Önemli biri" olduklarını sanarak kendilerini çevreleyen sınırları aşarlarmış."
2. "Bilgiden daha güzel hiçbir şey yoktu. Özen gösterdiği yegâne nesne kitaptı. Kitaplara dokunmadan önce ellerini yıkardı."
3. "Çelişkinin akıl almaz bir şey olduğunu ileri sürmek hatadır zira onun gerçek varoluşu bir canlının acısında yatar."
Hegel"
4. ""Para, mal ve devlet, ırk ayrımının üç temel direği.""
5. ""Umutsuzluk bir lükstür.""
6. "O benim için gerçekten anlam ifade eden tek kadındı"
7. "Hayalî varlığının gerçek yokluğundan daha güçlü olduğu bu duygu, şüphesiz unutmanın ilk biçimi."
8. "Artık sesini duymayacağım. Olduğum kadını, bir zamanlar olduğum çocukla bir araya getiren onun sesi, sözleri, elleri, tavırları gülüşü ve yürüyüşüydü. Geldiğim dünyayla aramdaki son bağ da koptu."
9. "Yazdığı mektuplarda kelimeleri tükenmişti."
10. "Annem 7 Nisan'da, onu iki yıl önce yerleştirdiğim Pontoise Hastanesi'nin huzurevinde öldü. Hemşire telefonda, "Anneniz bu sabah kahvaltıdan sonra vefat etti," dedi. Saat on sularıydı."
11. "Çelişkinin akıl almaz bir şey olduğunu ileri sürmek hatadır zira onun gerçek varoluşu bir canlının acısında yatar.
Hegel"
12. "Umutsuzluk bir lükstür."
13. "Simone de Beauvoir'dan sekiz gün önce öldü.
Almaktan çok herkese vermeyi severdi. Yazmak da bir verme biçimi değil midir?"
14. "'Yeni kitabınız ne zaman çıkıyor?' diye soranlara küfretmek istiyorum."
15. "Ölümünün beni hiç etkilemeyeceğini düşündüğüm oluyordu."
Bir Kadın Kitap İncelemeleri
Kitabı çok beğendim öncelikle. Kısa ama derinden etkileyen bir kitap açıkçası. Eğer anne ve babanız yaşlıysa yazarı daha iyi anlayabiliyorsunuz. Size bir gün anne ve babanızın yanınızdan ayrılıp bir sonsuzluğa gidebileceğini hatırlatıyor. Yazarın yaşadığı çaresizliği,acıyı,özlemi o kadar çok hissetim ki. Çok derinden sarstı beni. Bazen kendi anne ve babamın kaybı olursa nasıl dayanırım ki diye düşünürdüm ve ruhumun derinliklerinde acılar hissederdim. Yazarın da bunu hissettiğini gördüm. Kitap ayrıca geçmişteki insanların yaşadığı geçim sıkıntılarını kadın ve erkeğin geçmişteki rolleri üzerinde de duruyor.
Simone de Beauvoir’dan sekiz gün önce öldü. Almaktan çok herkese vermeyi severdi. Yazmak da bir verme biçimi değil midir? Elbette, bu kitap ne bir yaşamöyküsü ne de bir roman, belki edebiyat, sosyoloji ve tarih arasında bir şey. Baskıcı bir çevrede doğan ve bu çevreden çıkmak isteyen annemin tarihin bir parçası olması gerekiyordu ki dahil olmamı istediği, kelimeler ve fikirlerle yönetilen dünyada kendimi daha az yalnız, daha az yapay hissedebileyim. Artık sesini duymayacağım. Olduğum kadını, bir zamanlar olduğum çocukla bir araya getiren onun sesi, sözleri, elleri, tavırları gülüşü ve yürüyüşüydü. Geldiğim dünyayla aramdaki son bağ da koptu.”
Bir Kadın, Annie Ernaux’nun bir anne ile kızı arasındaki ilişkiyi tüm derinlikleriyle işlediği ve The New York Times’ın arka kapaktaki alıntısından hareketle “Aslında her kadının hikâyesi.”
Annie Ernaux, kendi çağını, aile yaşantısını, evliliklerini, kaçamak aşklarını günlüklerinden yararlanarak romanlaştıran bir yazar. Şimdiye kadar beş kitabını okudum. Kitaplarında anlattıkları kendi hayatıymış gibi görünse de aslında kendinden yola çıkarak herkesin yaşadığı duyguları, karşılaştığı durumları yalın bir anlatımla dile getiriyor.
Bir Kadın adlı romanında da Ermaux günlüğünden yararlanarak annesiyle olan ilişkisini masaya yatırıyor. Genç kızlık yıllarında annesiyle sürekli çatışan, ondan uzaklaşmak için fırsat arayan annesine karşı öfke taşıyan bir kadındır. Yıllar geçip yaş aldıkça bu öfkesinin sevgi ve şefkate doğru evrildiğini görüyoruz. Ermaux, yazar kimliğinin sınırlarından uzaklaşmadan bir yandan annesinin baskıcı ve geleneksel yapısını eleştirirken bir yandan da annesinin kendi başına ayakta durabilen, kızının okuması için her türlü zorluğu göğüsleyen güçlü bir kadın olduğuna dem vuruyor. Ayrıca bu kadına karşı gizli bir hayranlık duyduğunu okuyucularına hissettirmeden de geçmiyor.
Bir Kadın adlı kitap bir romandan ziyade otobiyografik bir anlatı şeklinde. Yazarın kendisi de kitabın son sayfasında şöyle bir açıklama yapıyor:
“Elbette, bu kitap ne bir yaşamöyküsü ne de bir roman, belki edebiyat, sosyoloji ve tarih arasında bir şey. Baskıcı bir çevrede doğan ve bu çevreden çıkmak isteyen annemin tarihin bir parçası olması gerekiyordu ki dahil olmamı istediği,kelimeler ve fikirlerle yönetilen dünyada kendimi daha az yalnız, daha az yapay hissedebileyim”
Kesinlikle okunulması gereken bir kitap.
Bir Kadın,Nobel Edebiyat Ödüllü yazar Annie Ernaux'dan okuduğum ilk kitap.
Yazarın "Annem hakkında yazıyorum çünkü onu dünyaya getirme sırası sanırım bende" diyerek kaleme aldığı eserde,yazarın annesinin alzheimer olması ve ölümüne kadar geçen sürede hislerini yansıtmasından oluşmakta.Anne kız arasında ki ilişki de bir kiz çocuğunun duygusal açlığını ve bir annenin kizı için çabasını samimi bir dille okuyoruz.
Bir Kadın,annelerimizde bir parçasını bulabileceğimiz özellikte bir anne.Güçlü kuvvetli,güzel bir kadın.Evin ticari kararlarını veren,ogrenmeye açık,sefalete uyum sağlayan,calışkan,cömert,gururlu bir kadın.Sert mizacı,otoriter,hirslı ve sevgi patlamaları olan bu kadın vaktiyle kendisinin sahip olamadiklarını kizina vermek arzusundadır.
Babasıyla eğlenebilen annesiyle sohbet edebilen bir kız çocuğu annesine karşı karışık hisler beslemektedir.Baskın figürdür anne.
Buyüdüğünde annesinde utandığı da olmuştu.Onu frapan bulduğu da.Birbirleriyle her durumda kavga eder gibi konuştuklari da.
Evden ayrilmaya can atiyordu ve annesi iyi bir lisede okuması için her şeyi yapabileceği için lisede evden ayrıldı.Uzaklaştığında annesinin yasakladığı her seyi yaptı.
Yazar,annesinin ölümünün ardından yazdığı mektupta bazen iyiyi bazen de kötüyü samimi bir dille aktarmiştır.Otobiyografik olan romanın,yalın bir dili var.Anne kız arasında mesafeli ama kopmayacak bir bağ vardı.Kısa bir kitaptı,çok da etkileyiciydi.
Kitabı anlatmaya başlamadan önce şunu söylemeliyim bu kadın ne yazsa okurum. Bu yıl içerisinde yeni tanıştığım bir yazar kendisi. 2022 yılında Nobel Edebiyat Ödülü almış. Okuduğunuz zaman anlıyorsunuz ki bu ödül hiçte boşuna değil. Kitabın konusu iki yıl boyunca hastahanede kalan Alzheimer hastalığı olan bir annenin ölümünü ve geçmişteki anne-kız ilişkilerini konu almakta. Yazar kitapta bir kadının hayatındaki değişimleri, toplumsal yapıda ki farklılıkları annesinin hikayesi üzerinden bir toplumun tarihini en sert ve dokunaklı bir şekilde anlatıyor ki adeta insanın boğazında düğüm düğüm oluyor.
Annie Ernaux yapıtlarında kendi hayatından yola çıkarak evlilik, kadın özgünlüğü, cinsellik,kürtaj gibi toplumsal meseleleri bizlere aktardığını görüyoruz. Yapıtlarına bu özelliklerinden dolayı birer otososyobiyografi diyebiliriz. Bu terimle demek istediği kendi hayatından bahsederken aynı anda anlatılan hayatın arka planında bize o dönemin sosyolojik manzarasını da aktarmaya çalışmasıdır. Yani kendisinin Fransız edebiyatına kattığı bir kavramdır.
.
.
Alıntılar
“Onun hayatta, anneminse ölü olmasını anlayamıyorum.”
“İnsanların onu olduğu gibi sevmeyeceklerinden korktuğu için vereceği şeylerle sevilmeyi umuyordu.”
“Herkese göre ölmüş olması daha iyiydi. Bu anlayamadığım bir cümle bir kesinlik.”
Annie Ernaux 'un 2022 Nobel Edebiyat Ödülü almış Bir Kadın kitabı incecik ama duygu yüklü kitabı daha bitirdim.Ernaux duyguları ve hisleri aktarma konusunda başarılı bir yazar tavsiye ederim. Bir kız evladın annesinin ölümü üzerine annesini anlattığı bir kitap.
Hafızasını, zihinsel ve fiziksel bütünlüğünü yok eden bir hastalık yüzünden yitirilen bir annenin ardından kaleme sarılıp onu anlatmak kolay olmamıştı. Bir anne ve kızının arasında ki hem zayıf hem de sarsılmaz bağı, onları ayıran dünyaları anlatıyor Bir Kadın.
Çok güçlü bir anne karakteri çizilmiş kitapta şaşırdık mı yok zaten kadınlar hep güçlüdür.
Kitap şu cümle ile başlıyor:
"Annem 7 Nisan 'da,onu iki yıl önce yerleştirdiğim Pontoise Hastanesinin huzurevinde öldü. Hemşire telefonda "Anneniz bu sabah kahvaltıdan sonra vefat etti"dedi.Saat 10 sularıydı. "
Bir gün önce yanına uğrayıp saçını tarayıp yüzünü öpmüştü oysa annesi kızını tanımadığı için ona" teşekkürler madam " demişti. Ama şimdi o ölmüştü.
Kitabın son cümlesi de;
"Artık sesini duymayacağım. Olduğum kadını, bir zamanlar olduğum çocukla bir araya getiren onun sesi,sözleri,elleri,tavırları gülüşü ve yürüyüşüydü.
Geldiğim dünyayla aramdaki son bağ da koptu."
Yaşar Avunç çevirisi ile güzel, sade ama içine oturan bir metin .İyi okumalar dilerim.