Tüm kitapları ücretsiz okuyabilir veya indirebilirsiniz! Ayrıca son kitabımız İlahi Rezonans artık raflarda! İncelemek için:

Behçet Çelik Alıntıları & En Çok Okunan Sözleri

Behçet Çelik En Beğenilen Sözleri



1. "Keşke, diyorum.. bazen, keşke beklediğim bir şeyler olsa. Gelmesini beklediğim biri, olmasını beklediğim olay ... Gelmeyeceğini, olmayacağını bilsem de beklesem."


- Herkes Kadar



2. ""Keşke, diyorum..Bazen, keşke beklediğim bir şeyler olsa. Gelmesini beklediğim biri, olmasını beklediğim olay...Gelmeyeceğini, olmayacağını bilsem de beklesem.""


- Herkes Kadar



3. ""Yaşamış olmanın hazzı ile yitirmiş olmanın acısı arasında gidip geliyordum.""


- Herkes Kadar



4. "- Bir insan bir başkasına bunca duyguyu topluca nasıl verir?
- Verir işte; ilkse, aşksa, gençlik bu..."


- Turuncunun Kıvamı



5. ""İnsan sizin yanınızda kendisini zamanın dışında hissediyor. Zamanın ağırlığından sıyrılıyor""


- Herkes Kadar



6. "Belki bir gün seninle de herhangi iki kişi gibi rastlaşırız. Ne sevinç, ne öfke olur gözlerimizde, oturur konuşuruz. Bütün sözcükler gıcır gıcır olur o zaman. Yanlış anlamlarını çoktan unutmuşuzdur. Masaya "masa" deriz, gülümsemeye "gülümseme"..."


- Herkes Kadar



7. "Keşke, diyorum.. bazen, keşke beklediğim bir şeyler olsa. Gelmesini beklediğim biri, olmasını beklediğim olay ... Gelmeyeceğini, olmayacağını bilsem de beklesem."


- Herkes Kadar



8. ""Keşke, diyorum..Bazen, keşke beklediğim bir şeyler olsa. Gelmesini beklediğim biri, olmasını beklediğim olay...Gelmeyeceğini, olmayacağını bilsem de beklesem.""


- Herkes Kadar



9. ""Yaşamış olmanın hazzı ile yitirmiş olmanın acısı arasında gidip geliyordum.""


- Herkes Kadar



10. "- Bir insan bir başkasına bunca duyguyu topluca nasıl verir?
- Verir işte; ilkse, aşksa, gençlik bu..."


- Turuncunun Kıvamı



11. ""İnsan sizin yanınızda kendisini zamanın dışında hissediyor. Zamanın ağırlığından sıyrılıyor""


- Herkes Kadar



12. "Belki bir gün seninle de herhangi iki kişi gibi rastlaşırız. Ne sevinç, ne öfke olur gözlerimizde, oturur konuşuruz. Bütün sözcükler gıcır gıcır olur o zaman. Yanlış anlamlarını çoktan unutmuşuzdur. Masaya "masa" deriz, gülümsemeye "gülümseme"..."


- Herkes Kadar



13. ""Yaşamış olmanın hazzı ile yitirmiş olmanın acısı arasında gidip geliyordum.""


- Herkes Kadar



14. "- Bir insan bir başkasına bunca duyguyu topluca nasıl verir?
- Verir işte; ilkse, aşksa, gençlik bu..."


- Turuncunun Kıvamı



15. ""İnsan sizin yanınızda kendisini zamanın dışında hissediyor. Zamanın ağırlığından sıyrılıyor""


- Herkes Kadar



16. "Belki bir gün seninle de herhangi iki kişi gibi rastlaşırız. Ne sevinç, ne öfke olur gözlerimizde, oturur konuşuruz. Bütün sözcükler gıcır gıcır olur o zaman. Yanlış anlamlarını çoktan unutmuşuzdur. Masaya "masa" deriz, gülümsemeye "gülümseme"..."


- Herkes Kadar



17. "İnsan, bir yere yerleşmeye karar verince, demirleri olabildiğince derine atmak istiyor."


- Herkes Kadar



18. ""Asırlar oldu kendi kuytularımda, kendi kuytularıma saklanmayı öğreneli..""


- Turuncunun Kıvamı



19. "“Hayatımın yarısı yaşamakla öbür yarısı yaşadıklarım üzerine düşünmekle geçiyor.”"


- Turuncunun Kıvamı



20. "Aradan yıllar geçti; üçümüz üç aynı şehirdeyiz artık. Birbirimizi tanıdığımız, günleri, geceleri birlikte geçirdiğimiz şehirde kalmak bana düştü."


- Herkes Kadar



21. ""... nelere alışmıyor insan, yeni tutkular söndü gitti bu yolda, sündü, pörsüdü.""


- Turuncunun Kıvamı



22. ""Akışa kapılmamanın akışını hatırla, kendi akışında hatırla, ritim sensin, unutma, dolarak dolanarak hatırla, olarak, oldurarak...""


- Turuncunun Kıvamı



23. "Herkesin yaptığını yapmaya karar vermek, karar vermek midir?"


- Soluk Bir An



24. "Sakınılan, insanın kendisini koruduğu sevdası olur mu? Sevdalandın mı dünyayı alacaksın karşına, pısıp saklanarak sevilir mi? Böyle sevda olur mu?"


- Yazyalnızı - İki Deli Derviş



25. "Behçet Necatigil, Ergin Sander'e yazdığı 20 Temmuz 1964 tarihli mektubunda, "Evrenin büyük oyununda herkese roller dağıtılırken payıma harf aktaricılığı düştü," diyor."


- Dünyaya Baktığımız Yol



26. "Yakın arkadaşı Pertev Nazlı Boratav, Sabahattin Ali'nin Kuyucaklı Yusuf'u bir üçlemenin ilk romanı olarak düşündüğünden söz eder."


- Dünyaya Baktığımız Yol



27. ""Hikayenin hep evden ayrılmakla başladığını okumuştu bir yerde, gerçi esas hikayenin eve dönüş hakkında olduğunu söyleyen de vardı.
Neden her ikisi birden doğru olmasındı!!""


- Turuncunun Kıvamı



28. ""Bir yemeği güzelleştiren yapan değil yiyenlerdir,""


- Düğün Birahanesi



29. ""Birlikte bir şeyler yapmak çocuklukta mı kalıyordu, fiillerde mi yalnızlaşıyordu yıllar geçtikçe?""


- Turuncunun Kıvamı



30. ""Alışmak en kötü alışkanlığı insanın.
En kolayı da umursamamaya alışmaktı..""


- Turuncunun Kıvamı



31. ""Sıkışmışsın ama, ama sıkıştıran da senmişsin kendini..""


- Turuncunun Kıvamı



32. "Kendi kendine gelin güvey olmanın çifte kavrulmuş haliyim."


- Dünyanın Uğultusu



33. "Birazdan "Neler olmuş, biliyor musun?" diyerek başlayacaklar anlatmaya. İlgilenmediğimi anlamış olmalılar artık, ama bir umut, ilgilenir de onların verdiği tepkiyi verir miyim diye aynı şeyleri anlatacaklar."


- Diken Ucu



34. ""Bazı şeyler dile gelmemeli, bulmamalı kelimesini, cümlesini..
Edebiyat ömre zarar.""


- Turuncunun Kıvamı



35. "Deniz öteden beri bir şeyler vaat eder gibi gelir bana -yolculuk mu desem dinginlik mi?-.."


- Diken Ucu



36. "Bir tuhaf dengedeyiz işte."


- Diken Ucu



37. "Sıkıntıdan uzaklaşmak için kendime dışarıdan baktığımda yıllar önce okuduğum roman kahramanlarından birini görür gibi oluyordum bazen."


- Diken Ucu



38. ""Zaman mı hızlandı yoksa?
İlişkilerin birkaç günde pörsümesi kadar hızlı mı yakınlıkların alışkanlık halini alması?""


- Turuncunun Kıvamı



39. "Keşke, diyorum bazen, keşke beklediğim bir şeyler olsa. Gelmesini beklediğim biri, olmasını beklediğim olay ... Gelmeyeceğini, olmayacağını bilsem de beklesem."


- Herkes Kadar



40. "Ne olacak ki avununca, ne değişecek? Bugünü atlatacağım. Sonrası?"


- Diken Ucu



41. "Oysa gitmeyi bilen ne de güzel gidiyordu."


- Gün Ortasında Arzu



42. "Şu son on beş yıl çekip alınmış gibi her şeyiyle, öyle bir boşluk."


- Diken Ucu



43. "Çocuk, bir akşam, buralardaki kızlı erkekli gidilebilen az sayıdaki birahanelerden birinde arka masamıza düşmüştü. Gece boyunca, nasıl olur da kavga çıkartırız diye kafa yormuştuk. Aslında kolay şeydir. "Bir şey mi dedin birader?" dersin, biraz sert bir sesle. Karşındaki her koşulda bu sertlikten etkilenir, onun da sesi, "Hayır," der ken sert çıkar. Kendini haklı göstermek istiyorsan, "Bağırma lan," der, öyle vurursun. Ama bu bize yakışmazdı. Kolay bir yoldu, daha inceliklisini bulmamız gerekirdi. Bulamamıştık."


- Herkes Kadar



44. "Ne çok kesilmişti oramız buramız. Kabukları düşmüş, izleri kalmıştı. Konuştukça o izler de siliniyordu. Birisine anlatılmayı bekleyen ne çok şey kalmışmış içimizde. Unuttuk sanırken çürümeye terk etmişiz onları. Zaman zaman içimize dolan pis koku o çürüklerden geliyormuş da, biz başkalarını suçluyormuşuz."


- Herkes Kadar



45. ""Umut ulan umut! Umut olmadan yaşanır mı?""


- Diken Ucu



46. "İnsanların en çok kendilerine yakıştırdıkları sıfatlarıyla dalga geçmez miydik?"


- Herkes Kadar



47. "Kimsesiz kalmışım gibi. O çok sevdiğim yalnızlığım, tek başınalığım içimi ürpertiyor."


- Diken Ucu



48. "Hayret, bunca senedir müteahhitler buraları neden deşmediler?"


- Diken Ucu



49. ""Dünyanın sonu değil," diyebilsem ona, hatta eklesem, "keşke olsa.""


- Diken Ucu



50. "Günlerdir adını anımsayamadığım, ufak tefek bir kız, "Merak ediyorum," diyor, "üç beş yıl sonra, nerede, ne durumda olacağız?""


- Herkes Kadar



51. "Onu mu özlemiştim; o uçarı hallerini mi? Hep böyle susacaksak, ne demeye gelmiştim yanına; ben hep susuyordum zaten. Kendimi ve onu zorlamam gerekecekti, geldiğim şehirde yaptığım gibi, oysa su gibi akan sohbetleri özlemiştim."


- Herkes Kadar



52. "Her şey bizim için apaydınlık olsaydı, ne demeye yazmakla uğraşalım."


- Kurbağalara İnanıyorum



53. "Yalnızlıkla baş edilir, nedir işte, zaman geçer insan değişir, ama bu başka, zamanın geçeceğinden emin değilim."


- Diken Ucu



54. ""Uçarı mısın eskisi gibi?" dedim. "Sanmıyorum," dedi, "büyüdüm galiba." Yan gözle baktım, muzip bir biçimde kahkaha atabilir, "Seni kandırdım," diyebilirdi, demedi."


- Herkes Kadar



55. "“Şiir üzerine konuşmak bir rüyayı hatırlamak gibidir,”"


- Turuncunun Kıvamı



56. "Siyasetten ve aşktan konuşmamalıyız. Ne konuşacağız peki?"


- Herkes Kadar



57. "Eskiden de haftada on günde bir uğrardım yanlarına, oturur memleket meselelerini tartışırdık. O zaman da anlaşamazdık, ama bu kadar öfkeli değillerdi. Gene ona buna kızarlardı, ama düşman gibi görmezlerdi kimseyi. Birisinden söz ederlerken yüzleri bu denli ekşimezdi. En masumu cehaletinden böyle yapıyor, en fenası düpedüz vatan haini. Ne zaman ne oldu, ne değişti de bu hale geldiler, anlamıyorum."


- Diken Ucu



58. "Suskun biri, karşısındaki herkesi susturur, dilsizleştirir."


- Soluk Bir An



59. "Hayatı anlamak için yazıyoruz ama yazarken bir yandan da hayat algımız değişiyor: Çünkü yazma süreci de, yazdığımız şey de ar­tık hayatın içinde."


- Kurbağalara İnanıyorum



60. ""Biliyor musun ağlamıştım o kendi yoluna gitmek istediğinde.""


- Yazyalnızı - İki Deli Derviş



61. "Şunu anladım yalnız, ruhsuz bir mekaniği vardı kuantumun; saçlarımı okşamadı."


- Diken Ucu



62. "Oldum olası severim bu türküyü. İlk ne zaman dinledim, kimden öğrendim bilmiyorum."


- Diken Ucu



63. "Bunu birkaç kez sorduğunu anımsıyorum. Son sınıfta olmalıyız. Son sınıfa gelmeden, insanın aklına kolay kolay üç beş yıl sonrası gelmez. Hoş, benim o zaman da yoktu. Olsaydı n' olurdu? Bir şeyleri değiştirebilir miydim?"


- Herkes Kadar



64. "Hani ortak bir dili vardı insanlığın?"


- Yazyalnızı - İki Deli Derviş



65. "Birileri birilerinin hayallerini çalmıştı, bu doğruydu, ama çalınan kendi hayalleriydi. Çalınmasın diye saklamıştı, ama biraz fazla saklamıştı anlaşılan. Kimsenin haberi olmadığı bir tutku, tutku muydu?"


- Düğün Birahanesi



66. "Kalsın ağır demir kapılar ardında;
Artık başka yüzler onsuz, onlarsız
Ve kalkar gideriz, gitmek unutmaksa!"


- Gün Ortasında Arzu



67. "Aradığında bulmak o kadar kolay ki. Yeniden kurgulanmaya o kadar hazır ki hatıralar."


- Soluk Bir An



68. ""İnsan sizin yanınızda kendisini zamanın dışında hissediyor. Zamanın ağırlığından sıyrılıyor..”"


- Herkes Kadar



69. "



"


- Diken Ucu



70. "Kalkıp gideyim. Umudumu da tükettiler, varıp yatayım odama, uykuma sığınayım."


- Yazyalnızı - İki Deli Derviş



71. "İnsanlar denklemler varmış gibi yaşıyorlar. Çözemeseler de, varlığına inandıkları denklemlerde buluyorlar güvenliği."


- Düğün Birahanesi



72. "“Yıllardır el sürmediğim ne çok kitap. Her biri, onu okuduğum zamana taşıdı beni. Hepsinden üç beş sayfa okudum, altını çizdiğim satırlara, dizelere baktım. Sabahı etmişim. O cümleler, hayal meyal, neden altları­nın çizildiğini söylediler..”"


- Herkes Kadar



73. "Ama hafıza-i beşer nisyan ile malul. Biz de, kendi adımıza beşerden olmanın her türlü cefasını yıllardır çekmekteyiz."


- Yazyalnızı - İki Deli Derviş



74. "Sizde de olur mu bilmem, bazen iki şeyi birkaç kez birlikte andım mı, artık sürekli biri, ötekini hatırlatır."


- Yazyalnızı - İki Deli Derviş



75. "


Karnımdan göğüs boşluğuma, oradan genzime bir şey sızıyor.


"


- Diken Ucu



76. ""Gençken herkesten alacaklı zannediyor insan kendisini, kimseyle arasında herhangi bir sözleşme olmadığını zamanla kavrıyor.""


- Patikaların İyi Yanı



77. "Onu son gördüğümde üzümler sonbahar güneşiyle ballanmış, incirler insanı baştan çıkaran bir edayla yarılmaya başlamıştı. Köylüler, sepetler dolusu yerli biberden acı yeşili tepeler yaratmışlardı. Ben bunları otobüsle geçtiğim kasabalarda görmüştüm."


- Herkes Kadar



78. "Bazı anılar, sonradan değer kazanır;"


- Herkes Kadar



79. "Hiçbir şey olmadan bitecek bu aşk."


- Soluk Bir An



80. "yalnız kaldığımda dağılıveriyorum. gören gözü gören gözü gören gözün dalgınlığı, dağılganlığı, en sonunda gözyaşları."


- Turuncunun Kıvamı



81. "Her seferinde karımın ürkek bakışları. O bakışlardan sonra sigara da kesmiyor. Evde ne bulursam, rakı, bira, cin ... Sabahları yataktan çıkmak daha da zorlaşıyor."


- Herkes Kadar



82. "Göz kırpıp ağzımın sol yanını yamultarak, "Hadi, hadi," dedim, "yeme beni, bilmiyor muyuz senin en durulmuş halin ...""


- Herkes Kadar



83. "Çoğu zaman kendi bakışlarımı merak ederim. Dışarıdan kendime bakıp gözlerimi görmek, hissettiklerim bakışlarımdan, mimiklerimden anlaşılıyor mu bilmek isterim."


- Düğün Birahanesi



84. "Düşümde seni görmek istiyorum. Kaç gel yanıma..."


- Yazyalnızı - İki Deli Derviş



85. "Varlığında değil de yokluğunda aklı başına gelir. Tren kaçınca anlarsın, binmen gerekiyordu, gitmen gerekiyordu."


- Yazyalnızı - İki Deli Derviş



86. "Zaten pek bir şey yemiyordum, hepten kaldırdım öğle yemeklerini. Öğle tatillerinde eve gitmiyor, dairede, devletin bana verdiği odanın penceresinden kasabaya bakıyorum; çay ve sigara içerken."


- Herkes Kadar



87. "Azı çoğu olur mu deliliğin ?"


- Soluk Bir An



88. "Hiçbir şey olmamış gibi davranmayı başardım."


- Diken Ucu



89. "Yıllardır el sürmediğim ne çok kitap. Her biri, onu okuduğum zamana taşıdı beni. Hepsinden üç beş sayfa okudum, altını çizdiğim satırlara, dizelere baktım. Sabahı etmişim. O cümleler, hayal meyal, neden altlarının çizildiğini söylediler…"


- Herkes Kadar



90. "Ne gelecekten kuşkuluyum, ne de senden."


- Yazyalnızı - İki Deli Derviş



91. "Oysa uzaklarda bir yerde, anımsadıkça beni bulunduğum andan, bu çöl görüntüsünden kurtaran bir kadın var. Onu da beklemiyorum. Aklıma geldikçe bir sigara yakıyorum, o kadar. Geceyse, uyku tutmamışsa, bir, iki, üç ... Peşinden öksürük. Karım, "Az iç şunu," diyor. Kalkıp salona geçiyorum."


- Herkes Kadar



92. "Ancak bugün, aradan o üç beş yıl geçtikten sonra, bu çöl görüntüsüne bakarken o soruyu soruyorum: "Üç beş yıl sonra, nerede, ne durumda olacağım?" Hiçbir yanıtım yok. Hiçbir beklentim ..."


- Herkes Kadar



93. "Derslerle ilgisi olmayan, çay içen, tartışan, fısır fısır dernekteki çatışmalardan konuşan, kitap, gazete, bildiri okuyan, öpüşen, koklaşan yüzlerce yüz arasında bir tanesi iyice belirginleşiyor."


- Herkes Kadar



94. "Kışı da sevebilir insan, hava erkenden kararsa da. Pencereden yağmuru seyretmek gibisi var mı?"


- Yazyalnızı - İki Deli Derviş



95. "Kullanılamayacak kadar güzel cümleler yazmak istiyorum."


- Kurbağalara İnanıyorum



96. "Kışı da sevebilir insan, hava erkenden kararsa da. Pencereden yağmuru seyretmek gibisi var mı?"


- Yazyalnızı - İki Deli Derviş



97. "''YA ALKOL OLMASAYDI""


- Düğün Birahanesi



98. "Ba­zı anılar, sonradan değer kazanır; hatta her anı için geçerlidir bu. Geçmişte kaldıkça bir şeyler değer kazanır."


- Herkes Kadar



99. "Tek seni düşünüyorum. Bunun için de kızmıyorum kendime. Ne düşünülür ki başka? En güzeli seni düşünmek. En korkusuzca sen varsın, en kuşkusuz, yaşamımda... Kim bilir belki bir daha olmayacaksın. Zamanla. Uzaklık da var. Ama bir an kuşkulanmayacağım sevginden, inancından..."


- Yazyalnızı - İki Deli Derviş



100. "Kimseye acımamalı insan, acımasız olmalı. Kendine bakmalı, kendini düşünmeli önce."


- Gün Ortasında Arzu



101. "İnsan kendine acımayagörsün, dünyanın merkezinde olduğunu sanmaya başlıyor. Dünya girdaplardan oluşmuş oysa; herkes kendi girdabında, hortumunda, kuyusunda, bataklığında, balçığında."


- Soluk Bir An



102. "Yumuşak bir müzik, loş ışıklar, temiz masalar, az insan, bol manzara.."


- Herkes Kadar



103. "Biliyordu, bilmenin hiçbir şeyi değiştirmediği bir çaresizlikle biliyordu, kendi güçsüzlüğüne, kendi korkaklığına taktığı kulptu "kader"."


- Dünyanın Uğultusu



104. "“Hâlâ hatırladıklarım, derdine yandıklarım, onlardan eksik gedik bir şeyler kalmış, süren bir iç-itişme, bir darlık ya da bir türlü dolduramama, yetmeme, yetişememe. Artık -zamanlar kalmış ne yapacağımı bilemediğim – belleği bileyen zaman masatları.”"


- Belleğin Girdapları



105. "“Kendini başkalarının sana yaptıklarıyla, sende gördükleri imgeyle kodlama konforu, aramadan, kurmadan, kurcalamadan, üzerine geçirileni giyip rahat etmek.”"


- Belleğin Girdapları



106. "Çocukken de ne sık işitirdim bunu ondan: "Yazıktır oğlum." Birinin yoksulluğundan mı söz edildi, anamın tepkisi hazırdı her zaman: "Yazıktır oğlum." Bir başkasının acısından, sancısından, yoksunluğudan... "Yazıktır oğlum." Kuşlar, davarlar hatta börtü böcek için de eksik etmezdi bu sözü. "Yazıktır oğlum." Evde ne pişse yarıdan çoğunu dağıtırdı, kabı kacağı elime tutuştururken, "Götürüver oğlum," derdi, "yazıktır." Çocukken isyan ettiğim olurdu, ne yalan söyleyeyim. "Yahu ana," derdim, "benden başka herkese yazık. Bir bana yazık değil." Yanıtı değişmezdi: "Öyle deme oğlum, yazıktır." Sonraları baktım benim içimde de biri başlamış "Yazıktır," demeye."


- Diken Ucu



107. ""... ve mehtapta dışarı çıkmak
Bekleyenin yoksa değmiyor""


- Yazyalnızı - İki Deli Derviş



108. "Huzurlu tablolarda huzursuz ayrıntılar."


- Diken Ucu



109. "Yine de o hileye gelmezliğinle beni bulmanın yollarını aradığına inanıyorum. Bugünlerdeki inancımı besleyen de bu olmalı."


- Yazyalnızı - İki Deli Derviş



110. "Evet, her inanç, ne olduğunu bilmediğimiz, bilmeye korktuğumuz bir şeyi varıyor.
Onu unutup küçük inançlarla yaşayıp gidiyoruz."


- Yazyalnızı - İki Deli Derviş



111. "Ah benim geceler, gündüzler boyu özlediğim!"


- Herkes Kadar



112. "Yine de o hileye gelmezliğinle beni bulmanın yollarını aradığına inanıyorum. Bugünlerdeki inancımı besleyen de bu olmalı."


- Yazyalnızı - İki Deli Derviş



113. "Evet, her inanç, ne olduğunu bilmediğimiz, bilmeye korktuğumuz bir şeyi varıyor.
Onu unutup küçük inançlarla yaşayıp gidiyoruz."


- Yazyalnızı - İki Deli Derviş



114. "Ba­bamın, yakın arkadaşları birer birer ölürken ne kadar yalnızlaştığını anladım."


- Düğün Birahanesi



115. "Telaş içindeyim, yetişemeyeceğim, yetişmem gereken ne bilmiyorum ama yetişemeyeceğim."


- Belleğin Girdapları



116. ""Benim sözlerim eksildi
Onunki de eksildi
Zaten kelimeler sonludur"

EDİP CANSEVER, "Bir Çiçek Sergicisi Der ki""


- Gün Ortasında Arzu



117. "Artık başka yüzler onsuz, onlarsız
Ve kalkar gideriz, gitmek unutmaksa"


- Gün Ortasında Arzu



118. "Hiçbir şey zamanı gelmiş bir düşünce kadar güçlü olamaz."


- Kurbağalara İnanıyorum



119. ""Arkadaşlıklar da bir gün biter, üzülmeyin,""


- Gün Ortasında Arzu



120. "Orhan Kemal'in romanlarında , hikayelerinde işçilerin nasıl sömürüldüğü kadar köylülerin, çiftçilerin haklarının nasıl gasp edildiği de anlatılır."


- Dünyaya Baktığımız Yol



121. "Bulurum sanmıştım, aradığımı bulurum bir gün, durulurum."


- Kaldığımız Yer



122. ""Edebiyat dünyayı değiştirebilir, ama tek tek insanların dünyasını.""


- Kurbağalara İnanıyorum



123. "“Ne kadar düşkündük sahiplenmeye bir şeyleri, birilerini.”"


- Belleğin Girdapları



124. "bir zamanlar her şeyden değerli olduğunu düşündüğümüz fikirlerimiz, sözlerimiz, hepsi mavra konusu oldu, aşklarımız, aşk sandıklarımız..."


- Gün Ortasında Arzu



125. "Odamın penceresinden görünen yegane yeşilliğe, lisenin bahçesindeki ağaca, tek tük geçen mobiletlere, hepsi tek katlı, doğanın ve güneşin sarısı yetmezmiş gibi sarıya boyanmış evlere her baktığımda aklıma fakültenin bahçesi geliyor."


- Herkes Kadar



126. ""Hepimiz bir diğerinin uydurmasıyız, her birimiz diğerini kendi zihninde oluşturur. Hepimiz bir başkasının yazarıyız.""


- Kurbağalara İnanıyorum



127. "Kalamadığım için geldim, buranın bir cazibesi olduğundan değil."


- Belleğin Girdapları



128. "Yazarak hisler, hatıralar sabitlenebilir mi peki?"


- Belleğin Girdapları



129. "Bir kez daha anlıyorum, içimi sıkan, nefesimi kesen benden başkası değil."


- Diken Ucu



130. "Kalamadığım için geldim, buranın bir cazibesi olduğundan değil."


- Belleğin Girdapları



131. "Yazarak hisler, hatıralar sabitlenebilir mi peki?"


- Belleğin Girdapları



132. "Koskocaman kahkahalar atıp geçer dalgayı. "Bitmişin sen," der.

"Ben daha başlamadım," diyemez, susarım."


- Gün Ortasında Arzu



133. ""daha farklı bir şeydi şiir. Duygulara hitap ederdi, şimdi bakıyorum da akla hitap ediyor şairler.""


- Gün Ortasında Arzu



134. ""Yaratıcımız da kendi evreninde olan biteni kav­rayabilmek için bizim dünyamızı yaratmış olamaz mı?""


- Kurbağalara İnanıyorum



135. "Yaşanmışlar yaşanmamışa kaç kez döndü. Bir baktık, yapayalnızız. Yakın bildiklerimiz hasım olmuş, herkes kusmaya başlamış içindekileri."


- Gün Ortasında Arzu



136. "Okuyamadığım kitaplar, gidemediğim filmler, buluşamadığım
arkadaşlar..."


- Gün Ortasında Arzu



137. "Dünyanın dört bir yanındaki bütün benciller gerçekçi olduklarını iddia ediyorlar."


- Soluk Bir An



138. "2. Meşruiyetin ilan edildiği dönemde geçen Kuyucaklı Yusuf için Nazım Hikmet, şu tespiti yapar:
"Bazı manasız romantizm elemanları ihtiva etmesine rağmen, Türk romanı tarihinde yeni bir merhale teşkil eder. Türk edebiyatında, bir Türk kasabacığının ve kısmen köylülerin hayatı, bu kadar büyük bir kuvvetle ilk defa olarak tasvir ediliyordu. Hatta mürteci münekkitler bile, eserin bedii kıymetini itiraf etmek mecburiyetinde kaldılar."
Nazım Hikmet'in vurguladı gibi, Anadolu'daki kasaba ve köy hayatının tasviri olmanın yanı sıra Kuyucaklı Yusuf bir yersiz yurtsuzun bir yabancının ya da bir uyumsuzluk romanı olarak da okunabilir."


- Dünyaya Baktığımız Yol



139. "Her şey bizim için apaydınlık olsaydı, ne demeye yaz­makla uğraşalım. Hatta, her şey apaydınlık olsaydı, sıkıcı gelmez miydi bize, yaşamak ister miydik her şeye vâkıf olduğumuz bir dünyada?"


- Kurbağalara İnanıyorum



140. "Gençler için uygun bir gün değil perşembe."


- Düğün Birahanesi



141. "yaşıyoruz işte,bilmeden ve bilemeyeceğimizi bilerek"


- Kurbağalara İnanıyorum



142. "Hangi günün öncekinden farkı var. Her seferinde şaşırıyorum; heyecanlarının, öfkelerinin diri kalmasına."


- Diken Ucu



143. "Size de oluyor mu, yazarken birinizin adını andığımda diğerinizin adını da anmak gereği hissediyorum. Arkadaşça bir kollama."


- Kurbağalara İnanıyorum



144. "Kader, acı bir olayın yaşatması beklenen duyguların yanı sıra yaşatması beklenmeyen duyguları da anlattığı için güzel."


- Kurbağalara İnanıyorum



145. "Kızım, sen sen ol, takım elbiseli yaşam koçlarından uzak dur. Hatta mümkünse erkeklerden uzak dur."


- Gün Ortasında Arzu



146. ""Bakıyorum da pek aşk şiiri yazılmıyor artık... Merak ediyorum aşık olmuyor mu bu genç şairler?"
"Oluyorlardır ama yazmaya değer bulmuyorlardır yaşadıkları aşkları.""


- Gün Ortasında Arzu



147. "Türkçenin en güzel roman isimlerinden biridir Arkadaş Islıkları."


- Dünyaya Baktığımız Yol



148. "En büyük günah çağrıldığında gitmemek değil mi?"


- Düğün Birahanesi



149. "Ona buna hikaye yazmak kolay, ne var, uydurursun gider. Sıkıysa kendi hikayeni yaz, yaşa gönlünce."


- Gün Ortasında Arzu



150. "“Geçmiş geçmiştir, geçip gitmiştir.”"


- Belleğin Girdapları



151. "Ah benim geceler, gündüzler boyu özlediğim! Belki bir gün seninle de herhangi iki kişi gibi rastlaşırız. Ne sevinç, ne öfke olur gözlerimizde, oturur konuşuruz. Bütün söz­cükler gıcır gıcır olur o zaman. Yanlış anlamlarını çoktan unutmuşuzdur."


- Herkes Kadar



152. "İnsanlar kendilerine dayatılanlarla mutlular. Birbirlerine benzemek için yarışıyor, benzeştikçe yaşadıklarını sanıyorlar."


- Dünyanın Uğultusu



153. "İnsanlar eşit diyenlerden haklardan, özgürlüklerden söz ediyorlardı, en büyük eşitlik aynı acıyla kavrulmanın ortaklığıydı. Bunu anlatabilmek gerekiyordu insanlara."


- Dünyanın Uğultusu



154. "Bir fikir, bir söz onun zihninden geçip güzelim ağzından ona ait kelimeler olarak dünyaya saçıldığı anda üzerine konmuş bütün tozlar uçuşuyor, daha önce hiç söylenmemiş, hiç akıl edilmememişçesine tertemiz, parlak bir hal alıyor, alabildiğine zekice görünüyordu."


- Soluk Bir An



155. "Hani ortak bir dili vardı insanlığın?"


- Yazyalnızı - İki Deli Derviş



156. "Neden coşkulu değil de tutuk? Hayallerimi olsun serbest bırakamaz mıydım?-"


- Gün Ortasında Arzu



157. "Kurmaca dünya, bize sadece yaşadığımız dünyaya tahammül etme gücü vermiyor, aynı zamanda onu anlama ve dolayısıyla değiştirme gücü de ve­ riyor."


- Kurbağalara İnanıyorum



158. ""Değişen neydi bilmiyordu, ama birşeyler eskisi gibi değildi.""


- Dünyanın Uğultusu



159. "Hikaye dinleyen kişi, hikaye anlatıcısının misafiridir; hikaye okuru bile bu mecliste yerini alır.Roman okuru ise, okurların en yalnızıdır."


- Kurbağalara İnanıyorum



160. "“Laf olsun diye söylediklerimizin derininde farkında olmadığımız neler saklıydı böyle.”"


- Yolun Gölgesi



161. "Ona buna hikaye yazmak kolay, ne var, uydurursun gider. Sıkıysa kendi hikayeni yaz, yaşa gönlünce."


- Gün Ortasında Arzu



162. "“Geçmiş geçmiştir, geçip gitmiştir.”"


- Belleğin Girdapları



163. ""İnsan kendine acımayagörsün, dünyanın merkezinde olduğunu sanmaya başlıyor. Dünya girdaplardan oluşmuş oysa; herkes kendi girdabında, hortumunda, kuyusunda, bataklığında, balçığında.""


- Patikaların İyi Yanı



164. "“Kuşluk vaktine kadar önce renklerden arınışını, sonra yeniden renklenişini seyrediyorum dünyanın.”"


- Belleğin Girdapları



165. "Başkalarından kaçırdığı gibi kendinden de kaçıramıyor insan bakışlarını."


- Belleğin Girdapları



166. "“Hatırlamakla hayal etmek çok yakın aslında, o anda orada olmayan bir yaşantıyı, oradaymış gibi hissetme çabası, olmayan zamanı şimdiki zaman yapma beyhudeliği.”"


- Belleğin Girdapları



167. "“Ev doğru dürüst ısınmıyor, şikâyetçi değilim, üst üste iki kazak giyip omzuma hırka alıyorum masaya oturduğumda, ayaklarımda çift çorap.Elektrikli ısıtıcı az ötemde.Bin yıl önceki öğrenci evimiz gibi kokuyor içerisi; bunu seviyorum.Hatırlamak bazen daha çok ısıtabiliyor ısıtıcadan.”"


- Belleğin Girdapları



168. "Kullanılamayacak kadar güzel cümleler yazmak istiyorum."


- Kurbağalara İnanıyorum



169. "evet, desem, boş durmamasıyla övünürüm zihnimin. boşluklara tahammül edemeyenlerdenim. düşünürüm böyle."


- Gün Ortasında Arzu



170. "Kendimizle baş etmeden bir başkasının ruhuna yönelmek ne büyük acizlikmiş anladım sonunda."


- Belleğin Girdapları



171. ""Bu böyle gider"le "bu böyle gitmez ya, dur bakalım ne kadar sürecek?" arasında salınıyordum. Tedirginlik dozu azaltılmış, üzerine eser miktarda farkındalık serpilmiş bir koyvermişlik hali."


- Belleğin Girdapları



172. "Kurbağaların özelliği, nehirleri kuru topraklara dönüştü­ren kurak mevsimde toprağın derinliklerine gömülüp ölüm uykularına yatmalarıdır. Tüm bedensel işlevlerini en aza in­dirip ölüme en yakın halde yağmur mevsiminin gelmesi­ni beklerler. Yağmurlar nehirlerin yatağını doldurmaya baş­ladığında, ölüler ülkesinden geri gelir, on binlerce ağızdan şarkılarını söylemeye başlarlar...
Edebiyatın işi de herhalde bundan başka bir iş olmamıştır, tıpkı kurbağaların yaptığı gibi, bu sesi du­yurmak, işitilir kılmaya çalışmak olmuştur."


- Kurbağalara İnanıyorum



173. "Ne kadar renkli, hengâme içinde de olsa ortalık, aklımda aynı gri sorular.."


- Diken Ucu



174. "Neden geldiğini bilmediği bir dünyada ne kadar süreceğini bilmediği bir zaman dilimini geçirmek cezasına çarptırılmıştı."


- Dünyanın Uğultusu



175. "Belki sen de şimdi aya bakıyorsun."


- Yazyalnızı - İki Deli Derviş



176. "Başkalarından kaçırdığı gibi kendinden de kaçıramıyor insan bakışlarını."


- Belleğin Girdapları



177. "“Hatırlamakla hayal etmek çok yakın aslında, o anda orada olmayan bir yaşantıyı, oradaymış gibi hissetme çabası, olmayan zamanı şimdiki zaman yapma beyhudeliği.”"


- Belleğin Girdapları



178. "“Ev doğru dürüst ısınmıyor, şikâyetçi değilim, üst üste iki kazak giyip omzuma hırka alıyorum masaya oturduğumda, ayaklarımda çift çorap.Elektrikli ısıtıcı az ötemde.Bin yıl önceki öğrenci evimiz gibi kokuyor içerisi; bunu seviyorum.Hatırlamak bazen daha çok ısıtabiliyor ısıtıcadan.”"


- Belleğin Girdapları



179. "Kendimizle baş etmeden bir başkasının ruhuna yönelmek ne büyük acizlikmiş anladım sonunda."


- Belleğin Girdapları



180. ""Bu böyle gider"le "bu böyle gitmez ya, dur bakalım ne kadar sürecek?" arasında salınıyordum. Tedirginlik dozu azaltılmış, üzerine eser miktarda farkındalık serpilmiş bir koyvermişlik hali."


- Belleğin Girdapları



181. "Neden geldiğini bilmediği bir dünyada ne kadar süreceğini bilmediği bir zaman dilimini geçirmek cezasına çarptırılmıştı."


- Dünyanın Uğultusu



182. "Evet, desem, boş durmamasıyla övünürüm zihnimin. Boşluklara tahammül edemeyenlerdenim. Düşünürüm böyle."


- Gün Ortasında Arzu



183. "insan bir dolu şey kaybediyor, en kötüsü, dediklerine göre, umudunu kaybetmek, ama ben böyle düşünmüyorum. Umudunu da kaybedince başlıyor dünya. Hiçbir şeye hayıflanmıyor insan o zaman."


- Gün Ortasında Arzu



184. "Herkes kendini batırırsa düzelir dünya."


- Gün Ortasında Arzu



185. "Sevinmeyi öğrenmemiş olanlar üzülemiyorlar da."


- Soluk Bir An



186. "Kalmakla gitmek arasında fark kalmamıştı."


- Gün Ortasında Arzu



187. "O yokken yapıp ettiğim her şey ona anlatırken anlam kazanacak."


- Belleğin Girdapları



188. "Dünyanın dışında, kurmacanın içindeyiz, öyleyse nes­nenin neyse o olmasının mümkün olmadığı yerdeyiz.."


- Kurbağalara İnanıyorum



189. "Eskiden, birkaç yıl öncesine kadar, "Bu yokluk hissi içimi böyle yaktığına göre bir zamanlar varmış, yaşanmış, " diyerek avutabilirdim kendimi. Kederi var edenin eski sevinç tortuları olduğunu düşünmenin de bir tadı vardı o zamanlar."


- Belleğin Girdapları



190. "Dünya kanıyor, çürüyor kaldırımın altında; kimse farkında değil."


- Gün Ortasında Arzu



191. "Sahi iş açsak başımıza. Birbirimize tutulsak. Vefasızı da, anlayışsızı da bıraksak kendilerine. Birbirimizin gözlerinde, yitmeyi göze aldığımız yolculuklara çıksak."


- Yazyalnızı - İki Deli Derviş



192. "Susarak anlaşmak için de ortak bir dil gerektiğini, bu adamla böyle bir suskunluk dilimiz olmadığını, bu yüzden gergin olduğumuzu düşündüm."


- Belleğin Girdapları



193. "Sonraları o günü hatırladıkça çok düşündüm, yalnızlık mıydı tanıştığım o duvarın dibinde, yoksa dünyanın aynı kalamayacağının farkına mı varmıştım belli belirsiz?"


- Belleğin Girdapları



194. "Orhan Kemal'in hayatındaki dönüm noktası askerdeyken tutuklanmasıdır. Tutuklanıp Bursa Cezaevi'ne gönderildiğinde Nazım Hikmet'le tanışır. Bu tanışma ve dostluk Orhan Kemal'i roman yazmaya şevklendirecektir. İşin ilginç yanı Orhan Kemal'in cezaevine düşmesinin nedeni de Nazım'dan övgüyle söz etmesidir."


- Dünyaya Baktığımız Yol



195. "Edebiyat okurluğu da yazarlığı da bir tür yalnızlığı gerek­tiriyor. Okuduğumuz, yazdığımız metin ile baş başayız."


- Kurbağalara İnanıyorum



196. "O yokken yapıp ettiğim her şey ona anlatırken anlam kazanacak."


- Belleğin Girdapları



197. "Eskiden, birkaç yıl öncesine kadar, "Bu yokluk hissi içimi böyle yaktığına göre bir zamanlar varmış, yaşanmış, " diyerek avutabilirdim kendimi. Kederi var edenin eski sevinç tortuları olduğunu düşünmenin de bir tadı vardı o zamanlar."


- Belleğin Girdapları



198. "Bunca kapkaranlık bir dünyada, bu rezaletler bileşkesi karşısında, içimizi yakan kendilik kuruntularımızdan kurtulmanın yegâne yolunun sencileyin başkalarına, kendimiz gibi olmayanlara, onların acılarına, sızılarına açılmak olduğunu sezmezden geldik de ne oldu, ne elde ettik kızım?"


- Kaldığımız Yer



199. "Çoktan çöreklenmişti de yeni seziyordum ya da sırtımı yaslayacak bir duvarın eksikliğiyle çoktandır bendim uçuşmaya başlayan; o duvarın hayaline yaslandım, tutundum, izin verdim yer yapmasına."


- Belleğin Girdapları



200. "“Nefes alabilmek için nefes tüketmek.”"


- Belleğin Girdapları



201. "Bütün dünya sadece bizim hakkında konuşabilmemiz için varlık kazanmış, onca insanın hayatı sadece biz onlara imrenelim ya da imrenmeyelim diye sürüyor sanacağız."


- Belleğin Girdapları



202. "Peki, boşluğu daha iyi tanımak, boşluğu doldurur mu, büyütür mü?"


- Kurbağalara İnanıyorum



203. "Mutlak bir hafıza kaybı gerek."


- Gün Ortasında Arzu



204. "-Bir dolu sözcük var aramızda. Önce onlardan kurtulmalıyız."


- Herkes Kadar



205. "“Masallarını kaybetmiş bir dünyada yaşadığımızı söylüyorlar, sonra da gerçeklerde masal arıyorlar.“"


- Belleğin Girdapları



206. ""Sen her şeyi kitaplardaki gibi sanıyorsun," dedi. Gülümsedim."


- Gün Ortasında Arzu



207. "Evlerimizden pek çıkmıyor, ayrı yerlerde benzer duyguları yaşıyorduk. Her şeyi çok zordu ikimiz için de; insan içine çıkmak, gülmek, konuşmak. Kendimizi dışarı çıkmaya, birilerini görmeye, "hayata dönmeye" zorladığımızda aklımıza ilk birbirimiz geliyorduk. Çeken bilir. Ben sana imrenirdim, sen benim yalnızlığıma."


- Yazyalnızı - İki Deli Derviş



208. "Hava dönüyor, düşün­meye, içe dönmeye, belki yazmaya hazırlanmak için uygun bir mevsime giriyoruz."


- Kurbağalara İnanıyorum



209. "Siz demeye ayarlı benim dilim. Mesafeyi böyle koruyorum."


- Gün Ortasında Arzu



210. "Çoktan çöreklenmişti de yeni seziyordum ya da sırtımı yaslayacak bir duvarın eksikliğiyle çoktandır bendim uçuşmaya başlayan; o duvarın hayaline yaslandım, tutundum, izin verdim yer yapmasına."


- Belleğin Girdapları



211. "“Nefes alabilmek için nefes tüketmek.”"


- Belleğin Girdapları



212. "Peki, boşluğu daha iyi tanımak, boşluğu doldurur mu, büyütür mü?"


- Kurbağalara İnanıyorum



213. "Evlerimizden pek çıkmıyor, ayrı yerlerde benzer duyguları yaşıyorduk. Her şeyi çok zordu ikimiz için de; insan içine çıkmak, gülmek, konuşmak. Kendimizi dışarı çıkmaya, birilerini görmeye, "hayata dönmeye" zorladığımızda aklımıza ilk birbirimiz geliyorduk. Çeken bilir. Ben sana imrenirdim, sen benim yalnızlığıma."


- Yazyalnızı - İki Deli Derviş



214. "Hakikat değil, hakikatler var"


- Kurbağalara İnanıyorum



215. ""Aşık mısın? Evlenecek misin?""


- Düğün Birahanesi



216. "Evet, bitenler oldu. Biz kaldık. Eksildik belki. Bir daha yıkılmamak için kendi kendimizi budadık. Yine de kaldık, bizimle kaldı o sabahlar, o yıkım, o kış.

Kalanlardan birisi de o kışki kadar olmasa da karanlık kış sabahlarında birbirimizi anmak oldu. Açıp telefonu "Tam seninle çay içilecek bir sabah," der olduk. Sık olması da görüşüyorduk. Her buluştuğumuzda aynı şeyleri konuşuyor olmuştuk. Üç ay sonrası, altı ay sonrası. Senin bulacağın iş, benim tasarılarım. Bu tekdüzelik sıkıcıydı, ama sana söyleyemezdim. Aynı şeyleri konuşmak yorucuydu, ama seni görmeme engel değildi."


- Yazyalnızı - İki Deli Derviş



217. "Düşünceden düşmek...."


- Patikaların İyi Yanı



218. "Güçlü mü, zayıf mı? Soylu mu, kölece mi? Yani yaşam güçlerine evet mi diyor, yoksa hınç mı duyuyor?"


- Kurbağalara İnanıyorum



219. "benim varmaya çalıştığım yer galiba, güzel ama hiçbir işe yaramayan cümleler ile dolu bir yer. kullanılamayacak kadar güzel cümleler yazmak istiyorum."


- Kurbağalara İnanıyorum



220. "Gittikçe kararmaya başlayan içimi onulmaz endişeler bürüdüğünde yapayalnız, bütün gezegende bir başınaydım; böyle anlarda bildiğim, alıştığım hiçbir şey kâr etmiyordu, her seferinde sıfır noktası, yepyeni bir yerde yepyeni biriydim - eski karanlıklar bile tanıdık değildi, buna bile razı olurmuş insan. Oysa başkalarından gelenleri evirip çevirebilir eğip bükebilirim, onları öfkeye, hüsrana, hor görme ya da imrenmeye dönüştürmek çok mümkün, kendiliğinden olur hatta; ruhun da alışkanlıkları, bağımlılıkları var."


- Belleğin Girdapları



221. "Alışmak en kötü alışkanlığı insanın. En kolayı da umursamamaya alışmaktı."


- Turuncunun Kıvamı



222. "Ne kadar düşkündük sahiplenmeye, üzerimize geçirmeye bir şeyleri, birilerini."


- Belleğin Girdapları



223. "Başımız daha çok dönecek, en iyi bildiğimizi sandığımız sokaklardan geçerken. En yakınımızdakine dokunurken şaşıvereceğiz. Acemi bulacaklar bizi, tedirgin, kafası karışık, huysuz, umutsuz.
Şu baş dönmesini anlatabilecek miyiz?"


- Düğün Birahanesi



224. "Ya da sahiden kayıyorduk zamanda.."


- Diken Ucu



225. "“Kederi var edenin eski sevinç tortuları olduğunu düşünmenin de bir tadı vardı o zamanlar. Kelimelerin, akıl yürütmelerin hisleri yendiği zamanlardı.”"


- Belleğin Girdapları



226. "Kaldığım yerden başlıyor, her sabah aynı mücadele."


- Herkes Kadar



227. "Hakikat değil, hakikatler var"


- Kurbağalara İnanıyorum



228. "Güçlü mü, zayıf mı? Soylu mu, kölece mi? Yani yaşam güçlerine evet mi diyor, yoksa hınç mı duyuyor?"


- Kurbağalara İnanıyorum



229. "benim varmaya çalıştığım yer galiba, güzel ama hiçbir işe yaramayan cümleler ile dolu bir yer. kullanılamayacak kadar güzel cümleler yazmak istiyorum."


- Kurbağalara İnanıyorum



230. "Gittikçe kararmaya başlayan içimi onulmaz endişeler bürüdüğünde yapayalnız, bütün gezegende bir başınaydım; böyle anlarda bildiğim, alıştığım hiçbir şey kâr etmiyordu, her seferinde sıfır noktası, yepyeni bir yerde yepyeni biriydim - eski karanlıklar bile tanıdık değildi, buna bile razı olurmuş insan. Oysa başkalarından gelenleri evirip çevirebilir eğip bükebilirim, onları öfkeye, hüsrana, hor görme ya da imrenmeye dönüştürmek çok mümkün, kendiliğinden olur hatta; ruhun da alışkanlıkları, bağımlılıkları var."


- Belleğin Girdapları



231. "Ne kadar düşkündük sahiplenmeye, üzerimize geçirmeye bir şeyleri, birilerini."


- Belleğin Girdapları



232. "Dağları da küsmek gerekir
canı sıkkın, haylaz bir tarla faresi de olsak
değirmenler mi dayanır
ikimiz iki deli dervişi yaşasak"


- Yazyalnızı - İki Deli Derviş



233. "Dinlemeyi sevmediğim gibi, anlatmayı da sevmem çok derinlerdeki şeyleri."


- Herkes Kadar



234. "Biyolojik saatin kayması için enlem, boylam değiştirmeye gerek yok, başka şeyler değiştiğinde de içeride çok şey sarsılıp yerinden oluyor."


- Belleğin Girdapları



235. "Çocukça davranmaktan korkmam da, çocukça bulmasından çekinirim bu hallerimi. Diyelim, tam burada oturduk kaldırım taşına, önemsemedik onun gibi alımlı bir kadına her gelip geçenin bakmasını; hissettiklerimi hissedecek mi? Öyleyse neye yarar. Bu da bana kalsın, çok şey gibi."


- Gün Ortasında Arzu



236. "...
bazen ona dokunmamanın heyecanıyla yetindiğimi
..."


- Gün Ortasında Arzu



237. "Yanlış olan o kadar çok şey varken. Doğru tutum almanın kendisi en büyük yanlış."


- Gün Ortasında Arzu



238. "Güneş tepedeyken bir ağacın altına oturup bir şeyler okuruz. Bir yandan da altına oturduğumuz ağacın meyvelerinden yeriz. Bir cümle okur yarım saat tartışırız..."


- İki Deli Derviş - Yazyalnızı



239. "-Bazı anılar sonradan değer kazanır; hatta her anı için geçerlidir bu. Geçmişte kaldıkça bir şeyler değer kazanır."


- Herkes Kadar



240. "Hepimiz bir diğerinin
uydurmasıyız, her birimiz diğerini kendi zihninde oluşturur. Hepimiz bir başkasının yazarıyız"


- Kurbağalara İnanıyorum



241. "İnsan, bir yere yerleşmeye karar verince, demirleri olabildiğince derine atmak istiyor."


- Herkes Kadar



242. "Dünya bunca acıyı kaldıramaz dostum," diyor yalnız kalınca, "kaldırıp atar topunu, bir yolunu bulup bunca acımasızlığın. Bir seferde olmazsa, çok seferde, teker teker, işini ağırdan alarak türlü çeşit işkenceyle imha eder, iğdiş eder, çürütür, kurutur, kırar soyunu onların da. Hep böyle olmadı mı yüz yıldır?""


- Kaldığımız Yer



243. "Acı, içerisinde mavi şimşekler çakan bir sis bulutu gibi kaplıyor gözlerinin önünü, hiçbir şey göremez oluyor..."


- Kaldığımız Yer



244. "İnsan yirmi yıl bir başkasını diken ucu gibi taşır mı içinde? Görmese, aramasa bile.."


- Diken Ucu



245. "Kendime acırken yakalanıyorum her akşam: Ne hayallerim vardı bir zamanlar.."


- Diken Ucu



246. "bu bir kabahatse, kabahat bende değil. Bana dayatılan yaşamda."


- Yazyalnızı - İki Deli Derviş



247. "Gideceğim yere buradan kalkmaz ki otobüsler."


- Yazyalnızı - İki Deli Derviş



248. "Kalkıp gideceksek bir gün, kaçınılmazsa hücrelerimizin dağılması, nereye kadar durmuş-oturmuş bir hayat mümkün olabilir ki?"


- Soluk Bir An



249. "Yanlışlığını kendisinin de bilmediği - ne kolay kandırıyoruz kendimizi."


- Gün Ortasında Arzu



250. "İnsanın kendini iyi hissettiği anlar vardı, bunlar çoksa, “mutluyum” diyebilirdi."


- Dünyanın Uğultusu

Tüm kitapları ücretsiz okuyabilir veya indirebilirsiniz! Ayrıca son kitabımız İlahi Rezonans artık raflarda! İncelemek için: