Tüm kitapları ücretsiz okuyabilir veya indirebilirsiniz! Ayrıca son kitabımız İlahi Rezonans artık raflarda! İncelemek için:

Başkalarının Tanrısı - Mine Söğüt | Detaylı Ücretsiz Kitap İncelemesi

Başkalarının Tanrısı Kitap Bilgileri


Yazar: Mine Söğüt
Tahmini Okuma Süresi: 4 sa. 32 dk.
Sayfa Sayısı: 160
Basım Tarihi: 15 Nisan 2022
Yayınevi: Can Yayınları
ISBN: 9789750756849
Ülke: Türkiye
Dil: Türkçe


Başkalarının Tanrısı Kitap Tanıtımı


“Ne doğumumuz ne ölümümüz ne de doğumla ölüm arasında can çekişerek sürdürdüğümüz hayatlar bize ait. Başkalarının isteklerinden doğuyor, başkalarının istediği gibi yaşıyor ve başkaları yüzünden ölüyoruz. Bizim sandığımız hayat bizim değil, bizim sandığımız beden bizim değil…”
Karanlık geçmişi tuhaf olaylarla dolu, bacakları dizlerinden kesik yaşlı Efsun Abla...
Kim olduğunu hatırlamayan, hafızasını yitirmiş Adnan Abi...
Sokaklarda orospuluk yaparak para kazanan toksikoman Hülya...
Bir sabah uyanıp düzenini, evini, ailesini, işini terk ederek sokaklardaki tekinsiz hayata karışan, kafası karışık şair Musa...
Ve çöpte bulunmuş bir bebek, Matruşka...
Her biri kendi zorlu sorularıyla baş etmeye çalışan ve kucaklarındaki kimsesiz bebekle şehrin sokaklarında kendilerine barınacak bir delik arayan bu dört insan, bilinmeze doğru sürüklenen hayatlarıyla en sert gerçeklere işaret eden uçurumların kıyısında dolanıyor.
Onlar her şeye karşın ayakta kalmakta inat edip şehri kuranların ve yıkanların kimliğini sorgularken, okuru da kendi kimliğiyle yüzleştiren sorular denizine açılmaya davet ediyor.
Başkalarının Tanrısı’yla Mine Söğüt biri bebek beş sokak insanının yarı hayal yarı gerçekçi hikâyesiyle, yanından geçip gittiğimiz ve görmezden geldiğimiz insanların tanrısına, dolayısıyla da sözümona medeniyetimizin temellerine dair acımasız bir sorgulamaya girişiyor.
#büyükşehir #barınma #aşk #ölüm #düzen #aile #yoksulluk #aidiyet #öksüzlük




Başkalarının Tanrısı Kitaptan Alıntılar


1. ""Her şey tam ve bir şey hep eksik.""




2. "Hepimiz şiir gibi konuşuyor, hayvan gibi yaşıyoruz."




3. "Yıkıldı yıkılacak bir binanın altında. Yıkıldı yıkılacak bir dünyamız var. Yıkıldı yıkılacak bir neşemiz. Biz diye bir şey var burada, bizim diye bir şey."




4. ""Bir çocuğu korumanın tek yolu onu doğurmamaktır.""




5. "Köklerini kendi kendine sökmüş, kendi iradesiyle toprağından kopmuş bir ağaca benziyorum."




6. ""Şehir gibi bakıyorsun bana, beni tehdit mi ediyorsun, çok mu seviyorsun, anlaşılmıyor.""




7. "Kimim ben?
Benden başka herkes."




8. "_
“Bir çocuğu korumanın tek yolu onu doğurmamaktır.”
_"




9. "Bazen en iyi bildiklerimiz hiç bilmediklerimizdir."




10. "Her şey tam ve bir şey hep eksik."




11. "Bu mudur hayat Efsun Abla?"




12. ""Bir çocuğu korumanın tek yolu onu doğurmamaktır.""




13. "Kimin kim olduğuna önem veren bu dünyanın, kimseye önem vermemesi üzerine düşünmeye başladığımız anda, her şeyin alt üst olacağını bildiğimizden olsa gerek hiçbirimiz gerçekten kim olduğumuzun peşine düşmüyoruz. Sadece hayali bir tanrının kulu olduğunu bilmek yetiyor insana. Peki o tanrı kim?"




14. ""Hepimiz köprüleri düşünüyoruz. Geçtiklerimizi, kurduklarımızı, yıktıklarımızı...""




15. ""Ne doğumumuz ne ölümümüz ne de doğumla ölüm arasında can çekişerek sürdürdüğümüz hayatlar bize ait. Başkalarının isteklerinden doğuyor, başkalarının istediği gibi yaşıyor ve başkaları yüzünden ölüyoruz. Bizim sandığımız hayat bizim değil, bizim sandığımız beden bizim değil.""





Başkalarının Tanrısı Kitap İncelemeleri


“Kimsin?” desen, “Benim!” der o kadar.
Hangimiz “Kimsin?” dendiğinde sadece “Benim!” diyebiliriz?
“Kimim ben?”
“Benden başka herkes.”

Bacaklarını kendi kesmiş bir kadın, geçmişini hatırlamayan bir adam, kendinden kaçan bir şair, bedeninden vazgeçmiş duygusu kalmamış bir kadın, tüm masumluğuyla bir anda hayatlarına giren bebek…
Efsun Abla, Adnan Abi, Hülya, Şair Musa ve Matruşka bebek…

Görülmemek, duyulmamak, yokmuşsun gibi davranılmak, sorgulayışlar, varoluşlar ve bolca insanlık kavramı…

Uçsuz bucaksız bir evrende yaşarken bize varlığımızı sorgulatan, derin düşüncelere daldıran, bir sokak yaşamını anlatan bir eser.. Kitabı okurken her yeri çizmemek için kendimi zor tuttuğum, çoğu sözde uzun düşüncelere dalıp gittiğim bana her şeyi sorgulatan ve düşündüren harika bir kitaptı…

Bu kitabın yeri bende çok bambaşka oldu. 6 Şubat gecesi kitabı okurken saat 01.32 iken bir alıntı paylaşmıştım.
“ Yıkıldı yıkılacak bir binanın altında. Yıkıldı yıkılacak bir dünyamız var. Yıkıldı yıkılacak bir neşemiz. Biz diye bir şey var burada, bizim diye bir şey.”
04.17 de ise yaşanan deprem ve yıkılan hayatlar, hayaller, dünyalar…Belki alıntı yaparken bu kadar düşünmediğim, düşünemeyeceğim bir şey çok derin bir anlam kazanmıştı..Beni çok etkiledi..O yüzden bu kitap hayatımın farklı bir köşesinde olup ve hep o acılı anları hatırlatacak..




Nasıl anlatsam nasıl başlasam bilmiyorum.


ile keşke bu kitabıyla değilde başka kitabı ile tanışsaydım. Çünkü düşünceleri bana yakın, bazen ben belki de çok ben gibi. Ama bu kitapta bir kopukluk mu var , anlatımda mı sıkıntı var? Bilemiyorum. Kitabın konusu güzel, hayat akıp giderken görmediklerimizi , görmezden geldiklerimizi, görmek istemediklerimizi gözümüze sokuyor. Sorgulamalar vs güzel, güzel dediysem ( iç sıkıntısı yaşatan cinsten) . Ayrıca sonu beklemediğim bir sondu .Neyse yazarı tanımıyor olsam da kalemini bilmiyor olsam da bu kadar kısa kitap içinde verdiğini daha kısa yazarak da verebilecek güce sahip olduğunu düşünüyorum.
Kitap değilse bile şu alıntı;
_
“Tanrı kimse kim. Sana ne? Bana ne?
Bir hayrı mı var bize?”
...
“Tanrı’nın varlığını tartışmak yerine hayrını tartış, o zaten hızla kendiliğinden yok olur.”
_



'ü sevmem için ve diğer kitaplarını okumam için yeterli . Keyifli okumalar.
Şunu da bırakmadan geçemeyeceğim

Yıllarca bir apartman katında, makul ısıda bir odada huzurla uyumuş ve dışarısıyla içerisi arasındaki o devasa uzaklığa karşı hiçbir sorumluluk duymamış olmanın suçluluğuyla gidip gelen aklımı geride bırakıyorum. Şu an o aklın kaçığıyım.
Sezgileri körelmiş insanlar, sadece kendi adımlarının derdinde, ulaşmak istedikleri hedefe gitme gayretiyle yanı başlarında olup biten onca şeyi görmeden, hiçbir şeyi görmeden, kör gibi, akılsız gibi, kötü gibi sadece kendilerini düşünerek, ilerliyorlar. Yoksa geriliyorlar mı?
Peki ben?
Benim yanından geçip gittiğim ve benim yanımdan geçip giden her şeyin farkında olmam bir işe yarıyor mu?





ile ilk defa bu kitapla birlikte tanıştım. Dilini ve üslubunu, sıradan kitaplardan farklı olan tarzını çok beğendim. Bu kitapla birlikte ikinci gotik tarzda kitabımı okumuş oldum.


alışkanlıklarımızı, doğru bildiklerimizi, doğru diye öğretilenleri, bugüne kadar kurduğumuz tüm tanımları tersine çeviriyor. Hayata başka pencerelerden baktırıyor.
Geçmişi ve geleceği, ölümü ve varoluşu sorgulayan bir şair düşünün. Bu şairin karısı, çocuğu ve kurulu bir düzeni var. Peki ne oluyor dersiniz bütün herşeyi terk ediyor. Bir sabah evden cebinde bütün mal varlığım dediği bir kağıt ve bir kalemden başka yanında hiçbirşeyi yok. Kimliği bile yok. Herşeyin bir anda ona anlamsız gelmesi her gün aynı şeylerin tekrarlanması onun kendini sokaklara atmasına sebep oluyor. Ben bir aileye, bir işe ve inandığım bir tanrıya sahip oldum diye varolmuş mu oluyorum? Şair kendini" köklerini kendi kendine sökmüş, kendi iradesiyle toprağından kopmuş bir ağaca" benzetiyor. Ya devrileceğim ya da beklenmedik bir şekilde kanatlanıp uçacağım. Şimdilerde ise hayatında eski sevgilisi için bacaklarını testereyle kesen yaşlı bir kadın, geçmişini unutan bir adam, kendini satan genç bir kız ve sokağa atılmış bir bebekle yaşamaya çalışıyor. Bu insanların en büyük ortak yönü sokakta buldukları o bebeği korumak ve hayatın gerçeklerini ona göstermek. Hepsinin ağzında aynı kelime Şehir bize bir çocuk doğurdu. Sizce bütün bunlar ne anlama geliyor, hikayenin sonunu tahmin edebilir misiniz?




“Her şey tam ve bir şey hep eksik.”
Bu cümleyi okumamla kitap etkisi altına aldı beni. Belki de benim de bazen böyle düşündüğümden, hissettiğimden…
Kitap okurken içinde kendinden bir şeyler arar insan, bir kişi, bir olay, bir duygu ya da bir anıyı. Bunu bulduğu an kitapla bütünleşir, kopamaz artık ondan. Ben de bu cümleyle beraber bütünleştim kitapla.
Karanlık geçmişi tuhaf olaylar dolu, bacakları dizlerinden kesilmiş yaşlı Efsun Abla, kim olduğunu hatırlamayan Adnan Abi, sokaklarda orospuluk yaparak para kazanan Hülya, bir sabah uyanıp eşini, evini, çocuğunu, işini her şeyini bırakıp giden Musa ve çöpte bulunan bebek Matruşka…
Anlatılanlar oldukça gerçekçi, sarsıcı, etkileyici. Yazarın zaten şiirsel bir dili var, hemen etkisi altına alıyor okuyucuyu. Günlük hayatta hep gördüğümüz ama derininde neler yaşadığını bilemediğimiz insanların hayatları anlatılıyor, tokat gibi çarpıyor…
Kitabı genel anlamda oldukça beğendim. Etkileyici bir eserdi. Eksik bulduğum ya da okurken aradığım şey umuttu sanırım. Bu kadar dramın yanında insan bir yerde umut arıyor, heveslenmek istiyor. Bunu bulamamak beni biraz üzdü ve yordu. Bir diğer eleştirim ise yazarın dilini çok edebi bulamamak oldu. Evet anlatımı oldukça başarılı, sürükleyici, kendine has bir tarzı var, şiirsel ancak edebi yönden bana göre çok güçlü değil.
Günümüz yazarları arasında genel anlamda beğendiğim bir yazar ve kitap oldu. Okurken biraz içiniz kararsa, üzülseniz, kederlenseniz de yine de okumaktan vazgeçemeyeceğiniz bir kitap bu. Tabi ki tavsiyemdir, iyi okumalar





'ün


adlı romanı, sokaklarda yaşayan, toplum tarafından genellikle görmezden gelinen insanların hikâyesi.

Roman, biri bebek beş sokak insanının (Efsun Abla, Adnan Abi, Hülya, Musa ve çöpte bulunan bebek Matruşka) hayatlarını merkeze alarak, onların aidiyet arayışlarını, mücadelelerini ve kimlik sorgulamalarını işliyor.

Karanlık geçmişi tuhaf olaylarla dolu, bacakları dizlerinden kesik yaşlı Efsun Abla, kim olduğunu hatırlamayan hafızasını yitirmiş Adnan Abi, sokaklarda hayat kadınlığı yaparak para kazanan toksikoman Hülya,

Bir sabah uyanıp düzenini, evini, ailesini, işini terk ederek sokaklardaki tekinsiz hayata karışan kafası karışık şair Musa ve çöpte bulunmuş bir bebek olan Matruşka.

Her biri kendi zorlu geçmişleriyle baş etmeye çalışan bu insanlar, yaşadıkları bina yıkılınca şehrin sokaklarında barınacak bir delik arıyor ve anbean puslu bir geleceğe sürükleniyorlar.

Karakterler, toplumun dışlanmış bireyleri olarak, kendi tanrılarını ve medeniyetin temellerini acımasızca sorguluyor.

Başkalarının Tanrısı,

'ün güçlü kaleminden çıkan, hem edebi hem de toplumsal açıdan derin bir sorgulama sunan bir roman

Roman, alışılmış tanımları ters yüz ederek, görmezden gelinen hayatlarla okuru yüzleştiriyor. 160 sayfalık bu kısa ama yoğun eser, akıcı diliyle bir çırpıda okunuyor.

Roman aynı zamanda mülkiyet, mahremiyet, inanç, iktidar ve ölüm gibi kavramları da sorguluyor. 48 kısa bölümden oluşan roman, adeta kısa filmler gibi ilerliyor ve her bölümde okuru yeni bir "neden" sorusuyla baş başa bırakıyor.



Tüm kitapları ücretsiz okuyabilir veya indirebilirsiniz! Ayrıca son kitabımız İlahi Rezonans artık raflarda! İncelemek için: