Babamın Bavulu Kitap Bilgileri
Yazar: Orhan Pamuk
Tahmini Okuma Süresi: 2 sa. 30 dk.
Sayfa Sayısı: 88
Basım Tarihi: Şubat 2019
İlk Yayın Tarihi: 2007
Yayınevi: Yapı Kredi Yayınları
ISBN: 9789750837586
Ülke: Türkiye
Dil: Türkçe
Format: Karton kapak
Babamın Bavulu Kitap Tanıtımı
“Yaşadığı kent İstanbul’un hüzünlü ruhunun izlerini sürerken, kültürlerin birbiriyle çatışması ve kaynaşmasının yeni simgelerini buldu.”
2006 yılının Aralık ayında Nobel Edebiyat Ödülü’nü alırken sözlerine “Ölümünden iki yıl önce babam kendi yazıları, elyazmaları ve defterleriyle dolu küçük bir bavul verdi bana.” diye başlayan ve konuşmasını “bugün babam aramızda olsun çok isterdim.” cümlesiyle tamamlayan Pamuk, “Babamın Bavulu” adlı Nobel tarihinin en içten ve en iyi hazırlanmış konuşmalarından biriyle tüm dünyada büyük yankı bırakmıştı.
“Babamın Bavulu”nun 2007 Şubat’ındaki ilk baskısı, yazarın aynı adlı Nobel konuşmasının yanısıra, 2005 yılında Alman Yayıncılar veKitapçılar Birliği Barış Ödülü’nü alırken yaptığı “Kars’ta ve Frankfurt’ta” konuşmasıyla, 2006 Nisan’ında Oklahoma Üniversitesi’nde Puterbaugh Ödülü’nü alırken yaptığı “İma Edilen Yazar” konuşmalarını içeriyordu.
Bu yeni basımda ise, Pamuk’un 2012 yılında Avrupa kültürüne katkı yapan yaratıcılara verilen Sonning Ödülü’nü (Danimarka) alırken yaptığı “Avrupa Fikri” adlı konuşması da yer alıyor.
“Babamın Bavulu”, Pamuk’un dünyasına ve yazarlığına adım atmanın en özlü kılavuzu...
“Pamuk, roman sanatını biz Batılıların elinden aldı ve bambaşka birşey haline getirdi.”
Babamın Bavulu Kitaptan Alıntılar
1. "Kitapları bir ilaç gibi kullanmayı çok iyi öğrenmişimdir."
2. "Dünyayı en iyi şekilde içine alan kitaplar ise bence hiç şüphesiz romanlardır."
3. "Çoğu zaman mutluluğumuzun ve mutsuzluğumuzun nedeni yaşadığımız hayattan çok, ona verdiğimiz anlamlar."
4. "Mutlu olabilmek için her gün bir miktar edebiyatla ilgilenmem gerekiyor."
5. "Benim için yazar olmak, insanın içinde ikinci gizli kişiyi, o kişiyi yapan ailemi sabırla yıllarca uğraşarak keşfetmesidir."
6. "Edebiyatın insanın kendini anlamak için oluşturduğu en değerli birikim olduğuna inanıyorum."
7. "İkimizi de utandıran bu unutulmaz an biter bitmez ikimiz de her zamanki rollerimize kimliklerimize dönerek rahatladık."
8. "Yazar olmak için, sabır ve çileden önce içimizde kalabalıktan, cemaatten, günlük, sıradan hayatlardan, herkesin yaşadığı şeylerden Kaçıp bir odaya kapanma dürtüsü olmalıdır."
9. "İyi edebiyatın seslendiği şey yargılama gücümüz değil; kendimizi başka birisinin yerine koyma yeteneğimizdir."
10. "Türkiye’deki o güzel değiş, iğneyle kuyu kazmak bana sanki yazarlar için söylenmiş gibi geliyor."
11. "Ait olmak istediğim dünya tabii ki hayal gücünün dünyasıdır."
12. "Edebiyatın insanoğlunun kendini anlamak için yarattığı en değerli birikim olduğuna inanıyorum. İnsan toplulukları,kabileler, milletler edebiyatlarını önemsedikleri,yazarlarına kulak verdikleri ölçüde zekileşir,zenginleşir ve yükselirler."
13. "Tek başına bir odada serin bir hayat yaşadığını sanmak mıdır mutluluk?"
14. "Mutlu olabilmek için her gün bir miktar edebiyatla ilgilenmem gerekiyor."
15. "Romanlar ne bütünüyle hayaldir, ne de bütünüyle gerçek. Roman okumak hem yazarın hayal gücüyle, hem de ait olduğumuz, merakımızla kurcaladağımız bir gerçeklikle yüzleşmek demektir."
Babamın Bavulu Kitap İncelemeleri
Babamın Bavulu•Orhan Pamuk
Orhan Pamuk ile artık tanışma vaktimin geldiğini düşünüp böyle ince bir kitapla okumaya başladım.
2005-2012 yılları arasında aldığı, dört önemli ödül töreninde yaptığı içten samimi konuşmalara yer verilmiş bu eserinde. Tartışmasız en etkilendiğim konuşması “Babamın Bavulu” adlı konuşmasıydı. Ölmeden önce yazılarını bir bavula koyup oğluna teslim eder Orhan Pamuk’un babası. Ve Nobel Edebiyat Ödülü sırasında yaptığı Babamın Bavulu adlı konuşmasını şöyle bitirir Orhan Pamuk:
“Babam 2002 yılı Aralık ayında öldü.
İsveç Akademisi’nin bana bu büyük ödülü, bu şerefi veren değerli üyeleri, değerli konuklar, bugün babam aramızda olsun çok isterdim.”
Okurken boğazımın düğümlendiği ve duygulandığım bir konuşma oldu.
Her cümlesi içten, samimi ve düşüncelerinize yön verecek türden. Severek ve keyif alarak okuduğum muhteşem bir eserdi. Okumanızı kesinlikle tavsiye ediyorum. Ve kitapta çok beğendiğim şu alıntıyla cümlelerime noktayı koyuyorum:
“İnsan toplulukları, kabileler, milletler edebiyatlarını önemsedikleri, yazarlarına kulak verdikleri ölçüde zekileşir, zenginleşir ve yükselirler; ve hepimizin bildiği gibi, kitap yakmalar, yazarları aşağılamalar milletler için karanlık ve akılsız zamanların habercisidir.”
İçinizdeki kitap sevgisinin giderek artması dileğiyle, kitaplı günler diliyorum
Her türden, her tarzdan her yazardan okurum ben. Bir iki isim harici kırmızı çizgilerim yoktur. Yazarların siyasal, düşünsel, dinsel yapılarına bakarak hareket etmem. En iyisi okumak kendim karar vermek derim ki; bir yazarın bana empoze etmeye çalıştığı konulardan araştırmadan, soruşturmadan etkileniyorsam zaten ben, ben olmamışımdır. Orhan Pamuk'da o tartışmalı yazarlardan birisi. Ama bir yazarın ne siyasal görüşü ne de yaşam tarzı beni ilgilendirmez. Bir okur olarak ben sadece kalemine bakarım ve Pamuk kesinlikle okunulması gereken yazarlardan birisi.
.
Şimdi diyeceksiniz ki neden böyle bir giriş yaptın. Çünkü Babamın Bavulu bir roman değil. Yazarın 2005-2012 yılları arasında aldığı dört önemli ödülde yaptığı konuşmalardan bir derleme. Pamuk bu konuşmalarında yazarlığını sorguluyor ve okuyana da çok farklı bir pencere açıyor.
.
Neden yazarız?
Turkulu yazar ve hayat
Yazmanın bireysel anlamı ve siyaset
Avrupa, Türkiye ve milli kimlik.
Kendisini en çok meşgul eden, sevdiği ve dertlendiği bu konularla ilgili sohbet havasında geçen bu konuşmalarını okumak benim için çok farklı bir keyif oldu. Pamuk'un bilmediğim ve bildiğimi sanıp da yanlış bildiğim yönlerini de böylece onunla konuşur gibi öğrenmiş oldum. Ve bu kitap sayesinde Nobel Ödülüne giden yolu derinlemesine araştırdım,okumadığım kitaplarını kendi dilinden tavsiyeleri ile öne aldım. Yazarın kitaplarıyla daha önce tanışmamış olanlar varsa ilk olarak Babamın Bavulu'nu okuyup onu tanıyarak okumanızı tavsiye ederim.
Türkiye'de edebiyat nedir ?
Bunun cevabını bize Orhan Pamuk gayet de güzel vermiş .
İnsanların yazarları eleştirmesi , begenmemesi ...
Ben şunu biliyorum ki biz toplum olarak kendi kendimizi aşağı çekiyoruz ( kültürel olarak ) birisi güzel gururlandirici bir şey yaptığında şurası olmamış burası az gelmiş vs vs
Peki kendimiz öyle bir eser çıkartabilir miyiz bunu hiç düşündünüz mü ?
Hem hiçbir fikrimiz yok hemde yapılan şeyi beğenmiyoruz.
Mesela birisi bir kitap yazıyor başlıyoruz eleştirmeye tabii ki eleştirme de yapmalıyız ama yeterince yani dozunu kaçırmadan mesela bir yazarı begenmeyiz olur biter ama ona sen bir şey yapamıyorsun çok boşsun demek çok farklı bir şey böyle insanlara demek istediğim tek şey sen daha iyisini yap da görelim olurdu herhalde . Birilerini eleştirmek kolaydır önemli olan kendimizi ne kadar eleştirdiğimizdir.
Başkalarının yaptığı şeyleri begenmeyebiliriz ama yaptıkları her ne ise o şeye saygı duymak zorundayız .
Orhan Pamuk da aslında bu kitabında tam olarak da buna değinmiş .
Tabii ki bir tık siyasi görüşlere de değinmiş bu benim hoşuma gitti çünkü farklı pencerelerden bakmak daima hoşuma giden bir şeydir . Bunun yanında kitap bittikten sonra arkada Nobel ödüllerin hangi yıllarda hangi ülkeye verildiği gösterilmişti ve şunu fark ettim ki Türkiye çok az Nobel ödülü almış .
Düşünüyorum da bunun sebebi yazarlar mi yoksa onları geriye ceken toplumumuz mu ?
Orhan Pamuk'un dört farklı ödül töreni konuşmasını içeren kısa bir kitap. Kitabı bitirdikten sonra Pamuk'un Nobel konuşmasını izledim. Elbette Türk bir yazarın böyle büyük ödüller alması beni mutlu ediyor -ki zaten o yüzden imkan buldukça yazarın kitaplarını okuyorum. Yine de konuşmaların ana hatalarında sürekli tekrarlanan bazı ifadeler beni rahatsız etti. Avrupa'dan sürekli modern, barışçı, özgür, kardeş ifadeleriyle bahsederken Türkiye'den özellikle "utanç" kelimesini tekrarlayarak -Batı'nın önünde hissettiği duygu- bahsetmesi... Dünyayı Avrupa'nın içinde olan ile Avrupa sınırında yaşayan veya Avrupa dışında olanlar diye ikiye bölmesi... Gerçekten nereden buluyoruz bu aşağılık kompleksini? Şunu da söylemeden geçemeyeceğim Atatürk'ün "Muasır medeniyetler seviyesi" diye bahsettiği medeniyeti Pamuk, kitapta Batı medeniyeti olarak söylüyor ki ben buna çok kesinlikle katılmıyorum. Elbette dünya üzerinde bilimde, sanatta, eğitimde vs. alanlarda ileri olan milletleri takip etmeli, okumalı, araştırmalıyız ama bu asla ulaşılması gereken yüce hedef Avrupa'ymış gibi insanlara dayatılmamalıdır.
Hani Cemil Meriç'in Nobel için şu an tamamını hatırlayamadığım bir sözü vardı, kendi değerlerimizi yansıtan eserlere ödül verilmeyeceğini söylüyordu. Böyle düşünmek istememekle beraber kitaptaki bu portre beni üzdü diyebilirim. Yine de Nobel'de bir Türk yazarın olması düşüncesi insani olarak, bir okur olarak, siyasi her şeyden uzak durarak beni mutlu ediyor.
Nejat Muallimoğlu’nun Bütün Yönleriyle HİTABET kitabında dünya çapında en iyi hitabet örneklerine yer verilmiş. Orhan Pamuk un Babamın Bavulu kitaptaki özellikle Aralık 2006 tarihli Nobel Edebiyat Ödülü konuşması da çok güçlü ve etkileyici bir hitabet örneği. Orhan Pamuk un hitabet yönüne de hayranlık uyandırıyor. Her bir cümlesi anlamlı ve mesaj dolu. Konuşmanın, samimi havasını ve akıcı üslubu hissediyoruz. “Babam gittikten sonra bavulun etrafında bir kaç gün ona hiç dokunmadan aşağı yukarı yürüdüğümü hatırlıyorum. Küçük, siyah, deri bavulu, kilidini yuvarlak kenarlarını ta biliyordum. Babam kısa süren yolculuklara çıkarken ve bazan da evden iş yerine bir yük götürürken taşırdı onu. Çocukken bu küçük bavulu açıp yolculuktan dönen babamın eşyalarını karıştırdığımı, içinden çıkan kolonya ve yabancı ülke kokusundan hoşlandığımı hatırlıyorum..” Stockholm konuşmasının başından bir kesit aldığım O. Pamuk’un sadece bu hitabetinde değil diğer 3 konuşmasında da beni en çok etkileyen yönü kendi yerel hikayesini evrensel bir dil ile anlatmasıydı. Sadece ülkesini kendi kültürünü değil dünyayı ve bir çok kültürü tanıyan yazarlarımızın bu düzeyde etkileyici, tarihi ve aynı zamanda evrensel bir konuşma yapabilmesi şaşırtıcı değil. Bu kitabı okuyunca Orhan Pamuk un kendi yazarlık hikayesi ile birlikte en etkileyici hitabet örnekleri ile karşılaşacak, ayrıca yazarımızı biraz daha yakından tanıyarak kendisine daha fazla hayranlık duyacaksınız.