Binlerce dünya klasiğini Türkçe ve ücretsiz okumak için hemen Kitaptik’i keşfet!
İçeriğe atla

Babamı Kim Öldürdü - Édouard Louis | Detaylı Ücretsiz Kitap İncelemesi

Roman Édouard Louis

Yazar
Édouard Louis
Yayınevi
Can Yayınları
ISBN
9789750746949
Sayfa Sayısı
56
Dil
Türkçe
Ülke
Türkiye
Basım Yılı
2020
İlk Yayın Yılı
2019
Tahmini Okuma Süresi
95 dakika
Babamı Kim Öldürdü — kitap kapağı
Babamı Kim Öldürdü — kitap kapağı.

Babamı Kim Öldürdü Kitap Tanıtımı

Birtakım iç hesaplaşmalar içindeki yazar uzun zaman sonra çocukluğunun geçtiği, küçük, çirkin bir Fransız kentinde yaşayan babasını ziyarete gider. Karşısında bulduğuysa, erkeklerin duygularını bastırması ve sert olması gerektiğini savunan, bugün “toksik erkeklik” denen kültürün içine doğmuş, kendisine rol model olan birçok erkek gibi erkenden okulu bırakıp işçiliği değişmez bir kader gibi sırtlanarak fabrikalarda çalışıp ellisinde yatağa mahkûm olmuş, zavallı bir adamdır.

Fransa’nın en etkili yazarlarından biri kabul edilen Édouard Louis bu kısa ve çarpıcı metinde mevcut düzenin grotesk gerçekliğini vurgularken, milyonlarca insanın hayatını etkileyip yöneten siyaset denen şeyin, siyasetçiler için aslında bir salon oyunundan başka bir şey olmadığını anlatıyor.

“Louis’nin bir yazar olarak en güçlü yanı, olguları kimi zaman takıntı noktasına varacak kadar tutkulu bir şekilde hissetmesi ve hislerini nötrlemek yerine onları araştırmaya açık, felsefi bir zihinle analiz etmesidir.”
Edmund White, The Guardian


Édouard Louis — portre
Édouard Louis — portre. Heike Huslage-Koch · Wikimedia Commons · CC BY-SA 4.0

Babamı Kim Öldürdü Kitaptan Alıntılar

1. "bunları düşündüğünü (beni sevdiğini) bilmiyordum. Neden bunları bana hiç söylemedin?"


2. "Seni sevdiğimi biliyordum ama başkalarına senden nefret ettiğimi söyleme ihtiyacı hissediyordum."


3. "Senin hayatının tarihini yazmak,
benim yokluğumun tari­hini yazmaktır."


4. "korkuyorum çünkü dünyanın gecenin zifiri karanlığında döndüğünü biliyorum."


5. "Seni yaralamıştım."


6. "En anlaşılmaz olanı, dünya tarafından dayatılan norm­lara ve kurallara uymakta zorlananların bile başkalarını bu kurallara uydurmak için deli gibi çırpınması."


7. ""Okulda öğretilen tarih, senin tarihin değildi. Okulda bize dünyanın tarihini öğretiyorlardı ve sen o dünyanın dışında bırakılmıştın.""


8. "bekledim -
yüreğim ağzımda, ciğerlerimde yangın."


9. "Birbirlerine dokunacak kadar yakındırlar ama ulaşamazlar. Bazen tenleri buluşur, temas kurarlar fakat o anlarda bile birbirlerine uzaktırlar."


10. "Ya unutacaktık ya ölecektik ya da unutarak ölecektik."


11. "Kadınlar, erkekler olmadan daima daha mutludur."


12. "Kadınlar, erkekler olmadan daima daha mutludur."


13. "konuşmak acının yerini dol­durmadı. İkisi başka şey. Acı hiçbir zaman kaybolmadı."


14. "Sevmekten utanmak normal mi?"


15. "Geriye dönüp bakınca şunu görüyorum: Senin hayatın daha en başından beri, sana rağmen ve hatta sana karşı işleyen, olumsuz bir hayat olagelmiş."


Pencere kenarında kitap okuyan
Konu görseli — kitabın kapağı değildir.

Babamı Kim Öldürdü Kitap İncelemeleri

Kitabın adı bir soru:

?
Ama sayfaları çevirmeye başladığınızda anlıyorsunuz ki bu bir katil arayışı değil, katillerin tam listesi.


, nefret ettiği, utandığı, homofobisi ve maçoluğundan kaçıp kurtulduğu babasının yanına geri dönüyor. Ama karşısında o kaba saba adam yerine, sistemin dişlileri arasında ezilip un ufak olmuş, yorgun ve kırık bir beden buluyor. Ve o an, öfkesi yön değiştiriyor.

Bu kitap bir roman değil, bir iddianame. Louis, babasının bedenini bir otopsi masasına yatırıyor ve her bir yarayı, her bir ağrıyı neşterle açıp sorumlusunu işaret ediyor: Onu sakat bırakan fabrika, sosyal yardımlarını kesen politikacı, onurunu ayaklar altına alan yoksulluk… Katil, tek bir kişi değil; insanın hayatını çalan, onu yavaş yavaş tüketen sistemin ta kendisi.


’in dili o kadar dürüst, o kadar çıplak ki, her kelime canınızı yakıyor. Özellikle şu cümle beynime kazındı:

“Geçmişi ve birlikte yaşadığımız hayatı düşününce ilk aklıma gelen hep sana söyleyemediğim şeyler; hatıralarım hep olmamış olanlara dair.” syf.32

Bu, babasına hiç söyleyemeyeceği şeylerin, hiç yaşanmamış anların ağıtı gibi. Louis, babasının hayatını anlatma hakkını elinden alan o sessizliği deşiyor.
Bu kitap bir af dileme değil. Bu, öfkeden, acıdan ve belki de en derinde bir yerlerde saklanan sevgiden doğmuş bir hesap sorma. Bir oğulun, babasının hayatını çalan herkesten hesap sorduğu bir haykırış.

Peki seni, beni, etrafımızdakileri yavaş yavaş tüketen o görünmez katiller kim? …


。⁠・⁠/⁠//⁠/⁠・⁠。 。⁠・⁠/⁠//⁠/⁠・⁠。



oxuduğum ilk kitabı

oldu.

2018-ci ilin may ayında fransız yazıçımız üçüncü kitabı

yayımlayır. Yazıçı bu kitabda öz həyat hekayəsini, atası ilə olan münasibətlərini qələmə alıb.

O kiçik yaşlarından ana, atası və qardaşı ilə birlikdə yaşayıb. Biz bu kitabı oxuyarkən görürük ki,

uşaqlığından bəri bir çox çətinliklər çəkib. O ata sevgisindən məhrum qalıb, hər zaman atası tərəfindən təriflənmək, onun marağını qazanmaq istəyib, amma atası heç cür ona sevgi verməyib. Hətta, atası onun zarafatına gülərkən belə təəccüblənir, atasına nə isə olduğunu fikirləşib qorxurdu. Anası da övladlarına çox fikir vermirdi, böyük qardaşı da anasından fərqlənmirdi, siqaret, içki və maddə bağımlısı idi. Yeni bir evdə, 4 insan, 4 dünya var idi, hər kəs öz dərdində, öz dünyasında idi.

Müəllifin atasına müəlliflə birlikdə nifrət etdiyim məqamlar da oldu, haqq verdiyim məqam da oldu. Atası qadağan etmişdi ki, anası qardaşına pul verməsin, çünki o gedib maddə alacaqdı. Məsələn, bu mövzuda ataya qatıldım, çünki maddə bağımlısı olmaq həqiqətən də çox pis bir şeydir, insan öz əli ilə öz həyatını məhv edir.

Təsirli kitab idi, müəllifin qələmi də məncə yaxşı idi, müəllif atasına qarşı hiss etdiyi nifrəti təsirli şəkildə qələmə almışdı. Oxumaq istəyənlərə tövsiyə edərəm.

。⁠・⁠/⁠//⁠/⁠・⁠。 。⁠・⁠/⁠//⁠/⁠・⁠。


uzun bir monolog şeklinde ilerlediğini hissedebileceğimiz babamı kim öldürdü, otobiyografik bir édouard louis eseri. yazarın babasına hitaben yazıyor oluşu bana kafka'nın babaya mektup adlı eserini hatırlattı. ikisinde de babayla bir iç hesaplaşma söz konusu. babanın sert ve mesafeli durması, sevgisini belli etmemesi, otorite gibi yaklaşması gerektiği gibi toplumsal normları içselleştiren ebeveynlerin çocuklarının yazdıkları oldukça tanıdık geldi: babalar sevgilerini gösteremez, içinde yaşar gibi cümleleri birilerinden mutlaka duymuşuzdur.

louis de babasının ondan utanıyor gibi görünmesine, mesafeli durmasına, homofobik davranışlar sergilemesine, hiçbir sevgi emaresi göstermemesine karşılık bazı anılarında 'içten içe' kendisini sevdiğine dair bazı anılarını anlatıyor. yıllar geçtikçe babası yaşadığı deneyimlerle beraber ilişkileri düzelmeye, değişmeye başlıyor; hatta homofobik biriyken artık eddy'nin erkek arkadaşını soruyor, onun kitaplarını insanlara gururla dağıtıyor, sevgisini göstermekten çekinmiyor. "bir arkadaşım, ebeveynlerin çocuklarını değil, çocukların ebeveynlerini değiştirdiğini söyler." diyor yazar kitabın bir bölümünde. gerçekten de öyle.

kısacık olmasına rağmen sistem eleştirileriyle dolu, sade ve içten anlatımıyla vurucu bir eser. okumanızı öneririm.


Édouard Louis'nin "Babamı Kim Öldürdü" isimli kitabını okudum. Louis'nin "Eddy'nin Sonu" isimli otobiyografik romanı da yine Can Yayınları tarafından basıldı, bugünlerde raflarda olacak. "Babamı Kim Öldürdü" de ilk kitabı gibi otobiyografik ögeler barındırıyor. Yoksulluk=Irkçılık + Homofobi denkleminde bir "baba"yı kıran, dönüştüren hatta "öldüren" ve ondan bir "yeni" insan yaratan bir çocuğun hikayesi. Kitabın son beş on sayfasındaki, Fransa'nın yakın tarih güncel politik gelişmelerine dair neredeyse sosyalist bir partinin ajite etmek için yazdığı politik metinlere benzeyen bölümler, kafamı en çok karıştıran, en çok beğendiğim ve bununla birlikte en deneysel bölümlerdi. Çok doğru bir soru soruluyordu, hayatımızın içine sıçan bu politikacıların adları neden geçmiyor? Temsil misal Fransa Cumhurbaşkanı Macron'un emekçilerin daha kolay işten atılmasını ve daha çok çalıştırılmasını yasal zemine oturtmak için çıkardığı bir kanun üstüne kelam ediyor yazar. Ve bitiş, "... haklısın, galiba devrim şart." ✌Yazar 92 doğumlu, politik, bilinçli, kalemi güzel. Yalnız kitap için roman denir mi bilemedim. Hoş artık neye roman diyeceğime de emin olamıyorum. "Erkek"likle hesaplaşmak gerekiyor. İyi kitap. #édouardlouis #babamıkimöldürdü #roman #dünyaedebiyatı #fransızcaedebiyat #kitap #bookstagram #instgram #neokudum


Başlarda baba oğul ilişkisi gibi görünen kitap aslında daha önce pek yazılmayan gerçekleri ortaya döküyor. Egemenlerin siyasi kararlarının kendi hayatlarından çok başkalarının hayatlarında nasıl değişimlere yol açtığını, işçi sınıfının yazgısının siyasilerin ve egemenlerin elinde olduğunu yazar kendi hayatından izler taşıyan kısa yaşam öyküsü ile anlatıyor.

Sosyal eşitsizliğin öncesinde yazarın değindikleri de bence çok değerliydi. Toplumun dayattığı düzen, eril zihniyet, işçi sınıfının erkek(!) olma arzusuyla gençliğe adım atar atmaz erkek gibi okulu bırakıp fabrikada çalışmaya başlamaları, babası gibi yaşamak istemeyen, alkol ve şiddetin içinde büyümekten tiksinen çoğu gencin rol model olarak alması gereken kişilerin yine babaları olması, kız gibi giyinmemek, dans etmemek, duyguları gizlemek gibi erkeklikten beklenen şeylerle güzel noktalara değinilmiş.

Bu kadar kısa bir kitapta bu eleştiriyi yapmam doğru mu emin değilim ama birkaç nokta benim için eksik kaldı gibi. Bölümler arası kopukluk vardı, bütünlük sağlayamadım. Birden fazla sorunu elli sayfada ele almanın zor olduğunu biliyorum fakat her şeye değinip geçmek bana kolaycılık gibi görünüyor. En azından benim beklediğim bu değildi. Yine de kısacık bir kitabın bu kadar vurucu olabileceğini hiç düşünmemiştim.


Édouard Louis ve benzer kitaplar

Binlerce dünya klasiğini Türkçe ve ücretsiz okumak için hemen Kitaptik’i keşfet!
Rakamlarla ucretsizkitap.com.tr
0
Toplam Görüntüleme
0
Toplam Okunma
0
Toplam İndirme
0
Toplam Oy
0
Toplam Yorum

Okur Kılavuzu

Hangi kitabı okuyacağınıza karar vermek için künye, tanıtım ve seçme satırlardan oluşan başvuru rehberi.

Okur Kılavuzu'nin tamamı — A'dan Z'ye dizin »