Asi Ruhlar Kitap Bilgileri
Yazar: Halil Cibran
Tahmini Okuma Süresi: 3 sa. 10 dk.
Sayfa Sayısı: 112
Basım Tarihi: 1 Aralık 2017
İlk Yayın Tarihi: 1908
Yayınevi: Kaknüs Yayınları
ISBN: 9789756698327
Ülke: Türkiye
Dil: Türkçe
Format: Karton kapak
Asi Ruhlar Kitap Tanıtımı
Cibran henüz 25 yaşındayken 1908 yılında New York’da yayınlanan dört öykülük bu kitap gelecekte Ermiş gibi bir başyapıt çıkaracak olan yazarın dünyaya bakışı, eserlerinde işlediği konular ve tarzını açığa vurmaktadır.
Kitaptaki öykülerde Cibran, toplumdaki ikiyüzlülüğü şiddetle eleştirir, geleneksel toplumlarda kadının sokulmaya çalışıldığı dar kalıba karşı çıkar, devlet yönetiminin ahlaki temellerini sorgular, anavatanı Lübnan’daki atalardan yadigâr âdetleri bütün çıplaklığıyla gözler önüne serer, Hıristiyanlığa gerçek bir aşkla gönül vermiş biri olarak Kilise’nin kendisine yönelttiği asılsız suçlamalara karşı çıkar.
Kiliseyle ilgili olan özelliğinden dolayı muhafazakâr çevrelerde tepkiye yol açan kitabın yayınlandığı tarihte Mısır ve Suriye’de yasaklanması söz konusu olmuştur.
Edebi açıdan değerlendirildiğinde, Arap dilinde yazılmış romantizm akımının ilk örneklerindendir. Öykülerde Cibran’ın başkaldıran ruhu ve metafizik eğilimi kendine özgü bilge anlatımıyla bütünleşmektedir.
Asi Ruhlar Kitaptan Alıntılar
1. "“Kar ve fırtına çiçeği öldürebilir, ama tohumlarını yok edemez.”"
2. "Sürgünü esarete tercih etmeyen kişi özgürlük, gerçek ve yükümlülüğün hiçbir ölçütünde özgür değildir..”"
3. ""Gerçekler yıldızlar gibidir, karanlık
çökmeden görünmezler.""
4. "şarkı söyleyeceğim, öykümü anlatacağım, ama insanlar kulaklarını kapatıp duymayacaklar, çünkü kendi ruhlarının isyan etmesinden ve toplumların sallanıp başlarına yıkılmasından korkuyorlar."
5. "Kar ve fırtına çiçeği öldürebilir
ama tohumlarını yok edemez."
6. "Kalabalığın arasından sürülenler,yanlışlığa ve baskıya isyan eden ruhlardır.
Sürgün edilmeyi köleliğe tercih etmeyenlerin özgürlüğü,aslında özgürlük değildir."
7. "Merhamet ve kabalık insanların yüreğinde,
bu kara gecenin maddelerinin savaşı gibi,ezelden beri savaşır.
Ama merhamet kabalığı yenecek."
8. "“Kar ve fırtına çiçeği öldürebilir, ama tohumlarını yok edemez.”"
9. "“Nedir bu halin? Ne oldu sana? Yüzünü aydınlatan o neşe nerde? Gençliğine aşılanmış o yaşama sevincin nereye gitti? Ölüm sevgili bir dosttan mı ayırdı seni? Yoksa kara gece, gündüz biriktirdiğin şeyi mi aldı elinden?"
10. "“Çünkü aşktır kalbimize hayat veren, yoksa kalbimiz bu aşkı yaratamaz. Sonra boşuna dua edip yalvardım. Gecenin sessizliğinde yalvardım ve el açtım Göklere, beni eş olarak seçmiş olduğu adama bir yakınlık duymam için bende bir duygu uyandırsın diye, ama Gökyüzü hiç dinlemedi beni, çünkü aşk Tanrı’nın tavsiyesiyle düşer ruhlarımıza, insanların basit bir isteğiyle değil.”"
11. ""Kadın yüreğinin duyarlığından fışkırır insanların mutluluğu, onun ruhunun yüceliğinden de insanların duyguları doğar.""
12. "Dile getirirken hapsettiğim her düşünceyi
eylemlerimle özgür kılmalıyım..."
13. ""Ruh taç yapraklarını geceye kapatan
bir çiçek gibidir, kokusunu karanlıklara
salmaz.""
14. "Kendi kanatlarımı kendi ellerimle kesmem, başım kollarımın arasında kendimi yere atmam, kaderim böyleymiş diyerek hayatımın son soluğunu gözlerimden akıtmam Rabbin isteği değil. Gecelerimi acı içinde, şafak ne zaman sökecek diye düşünerek geçirmemi de, şafak söktüğünde ise gün ne zaman sona erecek diye hayıflanmamı da istemez Rab."
15. "“Biz yeryüzüne sürgün reziller olarak gelmedik, tam tersine, Evrensel ve Ebedi Ruh’u nasıl kutsayacağımızı ve ruhlarımızın sırlarını nasıl keşfedeceğimizi hayatın esrarından ve büyüsünden öğrenmek için, temiz yürekli çocuklar olarak geldik.”"
Asi Ruhlar Kitap İncelemeleri
Kitaba başladığımda ilk bölüm beni o kadar zorladı ki, olağanüstü derecede bir önyargı oluştu. Sürekli içimden; "Ayşe önyargıya kapılma, ilerleyen bölümlerinde her şey daha farklı ve daha açık bir şekilde ifade ediliyordur." diye diye çevirdim sayfaları. Iyiki de çevirmişim, yoksa o anki önyargıyla bu güzel kitaptan mahrum kalacaktım. Kitaptaki olayların hepsi birbiriyle bağlantılı. En başta anlatılan bir nokta kitabın sonlarına doğru açıklığa kavuşturuluyor. Kitap tam da değindiği noktalar itibariyle tam bir Halil Cibran kitabı. Çok güzel ve çok akıcı bir şekilde yazılmış. Yani bilmiyorum ben, kitap boyunca az daha bekle ne olacak diye diye ilerledim. Ayrıca kitabı okurken, kışın soba tutuşturulmuş ve herkes oturmuş da ailenin en büyüğü (babam) bize geçmiş zamanlarda yaşanan, bu hikayeleri anlatıyor ve bu durumlardan ders çıkarmamızı istiyormuş gibi bir his uyandırdı. Kitap bir açıdan da Halil'i El Mostafa gibi görmemi sağladı. Sanırım okuduğum 7 Halil Cibran kitabı bu son kitap ile amacına ulaştı. Çünkü kitabın kendisi Lübnan'ın uykusundan uyanması ile sonlanıyor. Birde kitabın çıktığı dönemde Lübnan'nın Beyrut şehrinde yakılması da ayrı bir şey tabi. Kitaba gelecek olursan kitap yazılma amacı itibariyle amacına hizmet ediyor ve baya da etkileyici. Halil Cibran, bakış açısı itibariyle bende farklılık oluşturan birkaç yazardan biri.
#asiruhlar geleneksel toplumlarda kadının sokulmaya çalışıldığı kalıpları eleştiren ve Arap dilinde yazılmış romantizm akımının ilk örneklerinden birisi.
Kitap, doğru bildiğinden vazgeçmedikleri için toplumdan soyutlanan dört başkaldırı hikâyesinden oluşuyor.
Dayatılan ahlâkî temelleri sorgulayan, bastırılmış duygularla bizi konfor alanımızdan çıkaran, fazlasıyla da acıtan konulara değiniyor.
Beyrut’ta ibret olsun diye, ilk yayımlandığı zaman yakılan ve bu nedenle daha çok merak uyandıran bir eser.
En çok etkilendiğim, sınırlarımı zorlayan ve kendime tonla soru sormama neden olan öykü, “Verde el-Hâni" oldu.
Verde Hanım’ın hikâyesi tüm ön yargıları yerle bir edecek nitelikte! Para ile satın alamayacağımız sevgi hakkında ve bedeni ile evli ancak ruhuları ile ayrı olanları anlatıyor.
“Birisini yargılandığınızda kendiniz nasıl yargılanmak istiyorsanız öyle yargılayın.”
Eşinin değerli hediyelerinden ve ona sunduğu cömert hayattan, manevi sevgi ve bir erkek için vazgeçiyor.
Kalbin ve ruhun sadakatini yok etmektense, bedeni menfaatlerden mahrum olmayı yeğliyor.
Hileli bir yolu kullanmaktansa, eşini terk ederek, ruhunun özgürlüğüne ve hayatında saf sevgiye yer veriyor.
Toplum tarafından dışlanmayı, köleliğe tercih ediyor.
#halilcibran 1908 yılında, henüz yirmi beş yaşında iken bu eserini yazmış. Şiirselliğine, bilgeliğine, öğüt niteliği taşıyan eserlerine zaten hayranım, ama bu başyapıt kesinlikle favori kitabım oldu
Hayattan anlam çıkarmaya çalışan, içgörü ve empati yetenceğini geliştirmek isteyenler için ideal bir eser.
— Spoiler —
Halk ve yönetici arasındaki ilişki, halkın alt ve üst kişileri arasındaki ilişki
Halkın her durumda cahilce her konuda arkadan konuşması tüm hikayelerde geçen bir anafikir olduğunu düşünüyorum.
Toplumda hiçbirşeyin göründüğü gibi olmadığının vurgusu çok hissediliyordu.
Kitapta önce halil cibranın hayatı anlatıldı sonra 4 ayrı hikaye vardı içinde.
1) konaktaki bi yardımcının o konağa hanım olması ve kadına onca verilen maddiyata rağmen evliliğin sevgi barındırması gerektiği.sevgiyi hissedememiş sadece maddiyatla doyurulmaya çalışılan kadının fakir ve onu seven bir adama kaçısı ve toplumun kadın hakkında düşünceleri ve olayın arkaplanı.
2) toplumun emir vericilerinin verdiği cezalar ve olayların arkasındaki gerçekler.
Toplumun her şekilde cahilce arkadan konuşması ve her konuda diyecek bir yargısının bulunması.
3) iki aşığın yalanlarla ayrılması ve kadının başkasıyla düğün gününde kendini ve aşığını öldürerek diğer dünyada kavuşma isteği
4) kitaba ismini veren hikaye.
Toplumdaki emir vericinin ve din yapısının geçmişteki baskıcı sömüren skolastik düşünceli kilise yapısı ve feodalite sistemi ve halkın buna gözyumması. Kilisenin kovduğu adamın köy halkının gözünü açması gerçekleri gösterip köyü özgürlüğe kavuşturması anlatılmıştı.
toplumdaki ikiyüzlülüğü eleştirip kadın haklarını konuştuğu için kilise tarafından aforoz edilen , kitapları yasaklanıp yakılan, Doğulu olup Batı’da yazan hatta ABD başkanı Woodrow Wilson’un “Batı’yı kasıp kavuran ilk Doğulu Fırtına” olarak sözünü ettiği
Halil Cibran 20’nci yüzyılda en çok okunan yazarlar arasındadır.
ismini çok duymama rağmen -hatta arkadaşlarımın kitaplığında kitaplarını görünce- neden hala elime kitabımı hiç almadım diye düşündüğüm o yazardı.
bir zamanlar pazar yerlerinde bile yasaklanan Cibran’ın eserini 2025 yılında pazar yerinde kitap satan bir öğretmenden aldım. hocam önce Ermiş kitabını okuyun dese de ben ilk olarak Asi Ruhlar’a şans vermek istedim. ama kesinlikle Cibran’dan okuduğum son kitap olmayacak.
Asi Ruhlar, Cibran’ın üçüncü kitabıdır. dört anlatıdan oluşmaktadır. Lübnan’daki toplumsal sorunlardan, daha evliliğin ne olduğunu anlamadan koca olarak tanıdığı erkeğini bırakan kadının özgürlük savunmasından, istemediği bir evlilik yüzünden düğün günü kendini öldüren gelinden, skolastik düşünce ve feodal yönetimle halkların ezilmesinden , haksızlığa karşı cesurca konuşmasından, yöneticileri eleştirmesine kadar her şeye değinmiş olan yazar sert eleştiriye maruz kalmıştır.
kesinlikle bir solukta okunabilecek , hayata bakışınızı değiştirebilecek, özgür düşüncenin önemini anlayacağınız bir eser. benim Cibran’dan okuyacağım diğer eser şimdiden belli oldu
O kadar beğendim ki her bir cümlen, düşüncen muazzam Halil Cibran, bu kadar etkileneceğimi düşünmemiştim.
“İnsanı ıstıraba sürükleyen inanç ve öğreti boş, insanı acı ve çaresizlik içinde bırakan erdem yalandır. İnsanın amacı mutlu olmaktır bu dünyada, mutluluğa yol açmak, gittiği her yerde mutluluğun sözünü yaymaktır. Bu dünyada cenneti bulamayan öbür dünyada da bulamayacaktır. Biz bu dünyaya sürgüne gelmedik, Tanrı’nın masum yaratıkları olarak kutsal ruha adanmışlığı öğrenmek, yaşamın güzelliğine ait içimizdeki sırları keşfetmek için geldik.“ kitabın üçüncü kısmı Kafir Halil.
1908’de kilisenin ve insanın otoritesini sorguladığı Asi Ruhlar kitabı, yayımlandığında çok eleştiri almış, ülkenin huzuru için zehirli ve tehlikeli görüldüğü söylenerek pazar yerinde, halk arasında yakılmış, Cibran da belirli bir süre sonra ülkeden sürgün edilmiş. ( Olaylar yüzyıllardır aynı kişiler farklı fakir, fakir olarak kalsın, zengini doyursun gözleri açılmasın dinle uyutalım. Her zaman söylenildiği gibi din halkın afyonu olmuş.)
Halil Cibran’ın yerleşik düzene, eşitsizlik ve adaletsizliğin her türlüsüne cesurca saldırdığı Asi Ruhlar üç kısımdan oluşuyor. İlk kısım “Madam Rose Hanie”de zina işlediği için herkesin gözünde kötülenen bir kadını dinliyor, ikinci kısım “Mezarların Çığlığı”nda acımasız bir hükümdarın uyguladığı kanunların halka nasıl zulmettiğini görüyor, son kısım ”Kafir Halil”de ise dinin yozlaşmış otoritesini sorgulayan bir delikanlının başından geçenleri okuyoruz.