Arthur Koestler En Beğenilen Sözleri
1. ""Onur, inançların uğruna yaşamak ve ölmektir.""
- Gün Ortasında Karanlık
2. "Her an birilerini inandırmak, birileriyle konuşmak, tartışmak zorunda bırakılıyordu insan."
- Gün Ortasında Karanlık
3. ""Tüm geçmişi bir yaraydı sanki, her dokunuşta iltihaplanıyordu.""
- Gün Ortasında Karanlık
4. "Yarım yamalak bir itiraf bile, daha derin bir araştırmanın temelini oluşturur."
- Gün Ortasında Karanlık
5. "Yalnızca nasıl diye sorup nedenleri araştırmayan estetik meraklısı şaşkınlara çok yazık."
- Gün Ortasında Karanlık
6. "Bu hayatta kurnaz olmak zorundaydı insan, yoksa ahir ömründe hapislere düşer ya da soğukta köprü altlarında yatmak zorunda kalırdı."
- Gün Ortasında Karanlık
7. ""Onur, inançların uğruna yaşamak ve ölmektir.""
- Gün Ortasında Karanlık
8. "Hastalıklı bir yüzyılda yaşıyoruz."
- Gün Ortasında Karanlık
9. "Her an birilerini inandırmak, birileriyle konuşmak, tartışmak zorunda bırakılıyordu insan."
- Gün Ortasında Karanlık
10. "Onur, inançların uğruna yaşamak ve ölmektir."
- Gün Ortasında Karanlık
11. "Tüm geçmişi bir yaraydı sanki, her dokunuşta iltihaplanıyordu."
- Gün Ortasında Karanlık
12. ""Düşündüklerim ve yaptıklarım kendi inançlarımın ve vicdanımın eseridir.""
- Gün Ortasında Karanlık
13. "Dünya öyle bir hale geldi ki, zeka ve ahlak birbirine ters düşer oldu; hangi taraftaysan ötekinden vazgeçmek zorunda kalıyorsun."
- Gün Ortasında Karanlık
14. "Kendini otuz altına satan bir adam, dürüst bir alışveriş yapmıştır; ama kendini kendi vicdanına satmak tüm insanlığa ihanet demektir."
- Gün Ortasında Karanlık
15. "Hikayenin sonu iyi bağlandığında çekilen çileler unutulur."
- Gün Ortasında Karanlık
16. "''Rejimin son başarısının hastaları zorunlu oruca tâbi tutarak tedavi etmek mi olduğu sorusu dilinin ucuna kadar geldi ama kendini tuttu. İçine sıkıntı basmıştı.''"
- Gün Ortasında Karanlık
17. "Dünya öyle bir hale geldi ki, zekâ ve ahlâk birbirine ters düşer oldu; hangi taraftaysan ötekinden vazgeçmek zorunda kalıyorsun."
- Gün Ortasında Karanlık
18. "Tek umut: Uyumak ve gelecek kuşaklar onlara haklarını verene dek beklemek ..."
- Gün Ortasında Karanlık
19. "''Onunla tartışmanın hiçbir anlamı yoktu; o gibilere herhangi bir şey öğretmek imkânsızdı.''"
- Gün Ortasında Karanlık
20. "Yalnızca nasıl diye sorup nedenleri araştırmayan estetik meraklısı şaşkınlara çok yazık."
- Gün Ortasında Karanlık
21. "Kişinin duygusal gelişimindeki her adım, somut deneyimlerin bir sonucudur."
- Gün Ortasında Karanlık
22. "Hikayenin sonu iyi bağlandığında çekilen çileler unutulur."
- Gün Ortasında Karanlık
23. "Vicdan denilen şey insanın beynini kanser gibi kemirir, sonunda gri hücreler bütünüyle yenilip yutulur."
- Gün Ortasında Karanlık
24. "Tarihin bize öğrettiği şeylerden biri de şudur: Çoğu kez yalanlar gerçeklerden daha çok işe yarar; çünkü insanoğlu miskindir ve gelişme yolunda bir adım atabilmesi için kırk yıl çölde yürümesi gerekir. Bunun için zorlanması gerekir üstelik, çölde ilerlediği sürece tehditler ve vaatlerle, hayali korkular ve hayali tesellilerle motive edilmesi gerekir, yoksa yarı yolda dinlenmek için oturup altın buzağıyla tapınmaya başlar."
- Gün Ortasında Karanlık
25. "İnsan kendisini herkesle özdeşleştirirse dünyayı nasıl değiştirebilir?
İnsan dünyayı başka nasıl değiştirebilir?"
- Gün Ortasında Karanlık
26. "Uluslar ve sınıflar var oldukça her an karşılıklı öz savunma durumunda bulunacaklar ve insancıl davranışları başka bir tarihe ertelemek zorunda kalacaklardır."
- Gün Ortasında Karanlık
27. "Politikayla insancılığın, bireye saygı ile toplumsal gelişmenin uyuşmadığını kabul edelim."
- Gün Ortasında Karanlık
28. "Tarihin hiçbir döneminde insanoğlunun geleceğini etkileme gücü bizdeki kadar az sayıda kişinin ellerine yoğunlaşmamıştır."
- Gün Ortasında Karanlık
29. "…Mutlak gerçek,hemen öncesinde bakıldığında her zaman yalandır. Sonunda haklı olduğu ortaya çıkan kişi, o sona varılmadan önce haksız ve zararlı görülür.
Ama haklı çıkan kimdir? Bu sonradan öğrenilecektir. O zamana kadar kişi borçlu gibi davranacak ve tarihin affına sığınarak ruhunu şeytana satacaktır."
- Gün Ortasında Karanlık
30. ""Arpları eşliğinde şarkı söyleyenlere ve güzel kokulara bulananlara yazıklar olsun! Çünkü insanların çektikleri sıkıntılardan haberleri yok onların.”"
- Militanlar
31. "Zenginliklerini uluorta ilan eden kimselerden iliklerime kadar nefret eder oldum. Hoşlandıkları şeye para ödeyebildikleri için değil (toplumsal çatışmalarda kıskançlık, düşünemeyeceğimiz kadar az rol oynar); bunu, vicdanları rahatsız olmadan yaptıkları için."
- Militanlar
32. ""Fazla şey bilirsen, seni asarlar. .
"Çok alçak gönüllüysen üstüne basarlar .."
- On Üçüncü Kabile
33. "“Zararlı bir gerçek, yararlı bir yalandan daha iyidir.”"
- Militanlar
34. "İnsanoğlunun kaderine ağlamak, kendin için ağıtlar yakmak, ırkımızın buna hastalıklı bir yatkınlığı vardır, bilirsin. En büyük şairlerimiz bu zehirle yok ettiler kendi kendilerini."
- Gün Ortasında Karanlık
35. "Her cümleyi tekrarlayarak ve basitleştirerek yığınların kafasına tokmak tokmak sokmak gerek."
- Gün Ortasında Karanlık
36. "Çoğu kez, geçmişi romantikleştiririz. Ama bir inançtan dönen ya da bir dostun ihanetine uğrayan kişilerde, mekanizma tersine çalışmaya başlar. İş işten geçtikten sonra ilk deneyim masumiyetini yitirir ve duyulan acı yüzünden, anılarda kötü yorumlanır."
- Militanlar
37. ""Fazla şey bilirsen seni asarlar, çok alçakgönüllüysen üstüne basarlar.""
- On Üçüncü Kabile
38. "Çalışma, etkili bir uyuşturucudur."
- Militanlar
39. "İnsan çocukluğunu inkar edebilir ama silip atamaz."
- Gün Ortasında Karanlık
40. "İnsanların elde edip tutmayı başarabilecekleri bireysel özgürlüğün miktarı onların politik olgunluğuna bağlıdır."
- Gün Ortasında Karanlık
41. "Peşine takıldığımız her yanlış fikir, ileriki kuşaklara karşı işlenmiş bir suçtur."
- Gün Ortasında Karanlık
42. "Evet ,bugün olsa aynı şeyi yapardım dedi kendi kendine.Gerekliydi,doğruydu.
İnsan halkı ve doğru edimlerinin bedelini de ödemek zorunda mıdır?"
- Gün Ortasında Karanlık
43. "Size gerçeği getirdik biz, ama ağzımızdan yalanmış gibi çıktı.
Size özgürlük getirdik, ama elimizden kırbaç gibi göründü.
Size capcanlı bir hayat getirdik, ama sesimizin duyulduğu her yerde ağaçlar kavruluyor, kuru yaprakların hışırtısı kaplıyor ortalığı.
Size gelecek vaat ettik, ama dilimiz dolandı,kekeledik."
- Gün Ortasında Karanlık
44. ""Sizinle tartışmak değil, konuşmak için bile en ufak bir arzu duymuyorum.""
- Gün Ortasında Karanlık
45. "Bitmişi başlangıca geri götüremezdi sözcükler."
- Gün Ortasında Karanlık
46. "Hikayenin sonu iyi bağlandığında çekilen çileler unutulur."
- Gün Ortasında Karanlık
47. "Büyük Kağan ölünce, geleneğe göre büyük bir kabir hazırlanır, içinde yirmi oda bulunur.
Her odaya bir mezar kazılır.
Taşlar kum haline gelinceye kadar ufalanır, yere yayılır, üzeri ziftle kaplanır. Yapının altından suyu bol, hızla akan bir nehir geçmektedir.
Bu nehrin suyunu çevirip mezarın üstünden akıtırlar ve bunu ne şeytanın, ne insanın, ne de sürüngenlerin Kağanlarına ulaşamaması için yaptıklarını söylerler. Kağan gömüldükten
sonra onu gömenlerin başı kesilir. Böylece Kağanın hangi odada gömülü olduğunu bilen hiç kimse kalmaz."
- On Üçüncü Kabile
48. "İnsan dünyayı duygularının keyfini sonuna dek çıkaracağı metafizik bir genelev gibi görmemeli."
- Gün Ortasında Karanlık
49. "Görünen şeylerden başka bir şey yapmayanların tek derdi, hayatta olduklarını kendilerine ve başkalarına ispat etmekten başka ne derdi olabilir?"
- Gün Ortasında Karanlık
50. "Vicdan denilen şey insanın beynini kanser gibi kemirir, sonunda gri hücreler bütünüyle yenilip yutulur."
- Gün Ortasında Karanlık
51. ""Aslında sizinle benim durumumuz birbirine benziyor. İkimiz de çağımıza ayak uyduramıyoruz.""
- Gün Ortasında Karanlık
52. "Kilisenin kalıcılığı tehdit altında olduğunda, ahlaksal kuralların geçerliliği ortadan kalkar. Amaç birlik ve bölünmezlik olduğunda kullanılan her yol mübahtır. Kurnazlık,ihanet,şiddet, papaz alım satımı, hapis ölüm hepsi.
Çünkü her düzen topluluğun iyiliği içindir ve birey, ortak yararlar için feda edilmelidir."
- Gün Ortasında Karanlık
53. "Her an birilerini inandırmak, birileriyle konuşmak, tartışmak zorunda bırakılıyordu insan, tek istediği uyumak, silinip gitmek olduğu zaman bile ..."
- Gün Ortasında Karanlık
54. "Özgürlüğe götüren adımlar daha kaç yıl mezar taşlarından oluşacak?"
- Gün Ortasında Karanlık
55. "Hastalıklı bir yüzyılda yaşıyoruz."
- Gün Ortasında Karanlık
56. "“Parti hiçbir zaman yanılmaz” dedi. “Siz ya da ben hata yapabiliriz ama parti asla. Bakın yoldaş parti sizden ve benden ve bizim gibi binlerce kişiden daha fazla bir şeydir. Parti tarihteki devrim idealinin vücut bulmuş halidir. Tarihin çekincesi de tereddüdü de yoktur. O yolunu hiç şaşırmadan amacına doğru akıp gider. Yolunun üstündeki her dönemeçte fazladan taşıdığı çamuru ve ölülerin cesetlerini bırakır. Tarih yolunu bilir, hata yapmaz. Ve de… Tarihe yüzde yüz inanmayan kişinin partinin saflarında yeri yoktur."
- Gün Ortasında Karanlık
57. ""Kimse suç işlemeden ülke yönetemez."
SAINT-JUST"
- Gün Ortasında Karanlık
58. "Onur, inançların uğruna yaşamak ve ölmektir."
- Gün Ortasında Karanlık
59. "İktidara geçmeyi hayal ediyorlardı iktidar kavramını yok etmek amacıyla; halkı yöneteceklerdi onları yönetilme alışkanlığından kurtarmak için."
- Gün Ortasında Karanlık
60. "Tarihçiler genellikle taraflıdır."
- 13. Kabile
61. "Kendisini karşısındakinin yerine koymak, sahneyi bir de onun gözleriyle görmek zorunluluğundan bir türlü kurtulamıyordu."
- Gün Ortasında Karanlık
62. "Dünya öyle bir hale geldi ki, zeka ve ahlak birbirine ters düşer oldu; hangi taraftaysan ötekinden vazgeçmek zorunda kalıyorsun."
- Gün Ortasında Karanlık
63. ""Ne de olsa, insan yalnızca kendi inançları yüzünden çarmıha gerilebilir. ""
- Gün Ortasında Karanlık
64. ""Duygusallık ilerlememize yardımcı olmayacaktır.""
- Gün Ortasında Karanlık
65. "Hapisteki insan için en korkunç şey birinin suçsuz olduğunu bilmektir."
- Gün Ortasında Karanlık
66. "İnanç, gerçekten şaşırtıcı bir şey; insanları yalnızca dağları yerinden oynatmaya değil, yarış atı yerine ringa balığı koşturmaya da yetenekli kılıyor."
- Militanlar
67. "Sola ya da sağa doğru bir tek yanlış adım atıldığı takdirde insan uçurumdan yuvarlanıverir. Yükseklerde oksijen de azdır, başı dönen yitip gider."
- Gün Ortasında Karanlık
68. "Üstten geçen her ışık yüzeye yansıyor ama, derinlerde her şey karanlık ve sessiz."
- Gün Ortasında Karanlık
69. ""Dünya öyle bir hale geldi ki, zeka ile ahlak birbirine ters düşer oldu; hangi taraftaysan ötekinden vazgeçmek zorunda kalıyorsun.""
- Gün Ortasında Karanlık
70. "Birey bir hiçti, Parti ise her şey;
ağaçtan kopan dal kurumaya mahkumdu."
- Gün Ortasında Karanlık
71. "Her şeyi anlayan ve affeden biri, harekete geçecek motivasyonu nereden bulacaktır?"
- Gün Ortasında Karanlık
72. "''Tarihin bize öğrettiği şeylerden biri de şudur: Çoğu kez yalanlar gerçeklerden daha çok işe yarar.''"
- Gün Ortasında Karanlık
73. "Peşine takıldığımız her yanlış fikir, ileriki kuşaklara karşı işlenmiş bir suçtur."
- Gün Ortasında Karanlık
74. "Onur, inançların uğruna yaşamak ve ölmektir."
- Gün Ortasında Karanlık
75. "Basınımız ve eğitim sistemimiz, şovenizm, militarizm, dogmatizm, konformizm ve cehalet üstüne kurulu."
- Gün Ortasında Karanlık
76. "İnsan çocukluğunu inkar edebilir ama silip atamaz."
- Gün Ortasında Karanlık
77. "Bireyin güdüleri onun için önemsizdi. Bireyin vicdanı onun için önemsizdi, bireyin kafasından , kalbinden geçenlere hiç mi hiç aldırmazdı."
- Gün Ortasında Karanlık
78. "İnsanların elde edip tutmayı başarabilecekleri bireysel özgürlüğün miktarı onların politik olgunluğuna bağlıdır."
- Gün Ortasında Karanlık
79. "Zihin elektriğimiz öylesine gergindi ki, en ufak bir sürtüşme ölümcül bir kısa devreye yol açıyordu. Başka bir deyişle birbirimizi karşılıklı olarak yok etmeye yazgılıydık."
- Gün Ortasında Karanlık
80. "Zihin elektriğimiz öylesine gergindi ki, en ufak bir sürtüşme ölümcül bir kısa devreye yol açıyordu."
- Gün Ortasında Karanlık
81. "Aslında sizinle benim durumumuz birbirine benziyor. İkimiz de çağımıza ayak uyduramıyoruz.."
- Gün Ortasında Karanlık
82. "Tarih her zaman için harcını yalanlarla, kanla, çamurla karıştıran insafsız ve acımasız bir yapı ustası olagelmemiş miydi?"
- Gün Ortasında Karanlık
83. "Çünkü şimdiki kuşağın enerjisi tükenmiş durumda; çünkü bu kuşağın kanı iliği kurumuş durumda, geriye kala kala, inleyen, duyguları körelmiş, beklentileri tükenmiş bir yığın kurban artığı kalmış ..."
- Gün Ortasında Karanlık
84. "Kendini otuz altına satan bir adam, dürüst bir alışveriş yapmıştır; ama kendini kendi vicdanına satmak tüm insanlığa ihanet demektir."
- Gün Ortasında Karanlık
85. "Mutlakiyetten demokrasiye, demokrasiden bir kez daha mutlak diktatörlüğe doğru sallanıp duruyoruz."
- Gün Ortasında Karanlık
86. ""Tarih bir destan değil bir olaylar zinciridir.""
- Ve Özgürlük
87. "Tarihin bize öğrettiği şeylerden biri de şudur: Çoğu kez yalanlar gerçeklerden daha çok işe yarar; çünkü insanoğlu miskindir ve gelişme yolunda bir adım atabilmesi için kırk yıl çölde yürümesi gerekir. Bunun için zorlanması gerekir üstelik, çölde ilerlediği sürece tehditler ve vaatlerle, hayali korkular ve hayali tesellilerle motive edilmesi gerekir, yoksa yarı yolda dinlenmek için oturup altın buzağıyla tapınmaya başlar."
- Gün Ortasında Karanlık
88. "... kendi kendini aldatmayı hayat boyu öğrenememişti."
- Gün Ortasında Karanlık
89. "Hastalıklı bir yüzyılda yaşıyoruz."
- Gün Ortasında Karanlık
90. "Size gerçeği getirdik biz, ama ağzımızdan yalanmış gibi çıktı.
Size özgürlük getirdik, ama elimizden kırbaç gibi göründü.
Size capcanlı bir hayat getirdik, ama sesimizin duyulduğu her yerde ağaçlar kavruluyor, kuru yaprakların hışırtısı kaplıyor ortalığı.
Size gelecek vaat ettik, ama dilimiz dolandı,kekeledik."
- Gün Ortasında Karanlık
91. "Hikayenin sonu iyi bağlandığında çekilen çileler unutulur."
- Gün Ortasında Karanlık
92. ""Her cümleyi tekrarlayarak ve basitleştirerek yığınların kafasına tokmak tokmak sokmak gerek. Doğru olarak gösterilen şeyi altın gibi parlatmalı; yanlış olarak gösterilen ise zifiri kara olmalı. Yığınların politik süreçleri anlaya bilmeleri için, panayırlardaki palyoçolar gibi renklendirilmeleri gerek.""
- Gün Ortasında Karanlık
93. "Peşine takıldığımız her yanlış fikir, ileriki kuşaklara karşı işlenmiş bir suçtur."
- Gün Ortasında Karanlık
94. "Yalnızca ‘nasıl’ diye sorup nedenleri araştırmayan estetik meraklısı şaşkınlara çok yazık."
- Gün Ortasında Karanlık
95. "Ne de olsa, insan yalnızca kendi inançları yüzünden çarmıha gerilebilir."
- Gün Ortasında Karanlık
96. "Hastalıklı bir yüzyılda yaşıyoruz. Hastalığı, tüm sebeplerini mikroskobik bir dikkatle saptadık, ama nereye bir neşter attıysak yeni yeni yaralar açıldı."
- Gün Ortasında Karanlık
97. ""Yol üzerinde kısık ışıklı bir araba duruyor, zaman zaman parlak ışıklar yayarak başka arabalar, sessizce geçiyorlardı. Birkaç kilometre uzaklıktaki başlıca yaşam belirtisi, gökyüzündeki pembemsi aydınlıktı...""
- Ve Özgürlük
98. "Biz dünyaya, sonsuz zorunlukların ağırlığıyla yüklü olarak geliyoruz."
- Ölüm Cezası Üstüne Düşünceler
99. "Kendini otuz altına satan bir adam, dürüst bir alışveriş yapmıştır; ama kendini kendi vicdanına satmak tüm insanlığa ihanet demektir."
- Gün Ortasında Karanlık
100. "Seçtiğim yolun bedelini ödeyeceğim, diye düşündü acımtrak bir gülümsemeyle."
- Gün Ortasında Karanlık
101. "Tarihten okuduklarımdan anladığım kadarıyla, insanoğlu hiçbir zaman günah keçisiz yapamamış."
- Gün Ortasında Karanlık
102. "Kilisenin kalıcılığı tehdit altında olduğunda, ahlaksal kuralların geçerliliği ortadan kalkar. Amaç birlik ve bölünmezlik olduğunda kullanılan her yol mübahtır: Kurnazlık, ihanet, şiddet, papaz alım satımı, hapis, ölüm, hepsi. Çünkü her düzen topluluğun iyiliği içindir ve birey, ortak yararlar için feda edilmelidir."
- Gün Ortasında Karanlık
103. "İnsan kendini herkesle özdeşleştirirse dünyayı nasıl değiştirebilir?"
- Gün Ortasında Karanlık
104. ""Ölüme sessizce git.""
- Gün Ortasında Karanlık
105. "İnsan kendini herkesle özdeşleştirirse dünyayı nasıl değiştirebilir?"
- Gün Ortasında Karanlık
106. "Hapisteki insan için en korkunç şey birinin suçsuz olduğunu bilmektir. Çevreye uyum sağlamasını engeller,moralini yerle bir eder.."
- Gün Ortasında Karanlık
107. "Politikayla insancılığın, bireye saygı ile toplumsal gelişmenin uyuşmadığını kabul edelim."
- Gün Ortasında Karanlık
108. "Elbette dedi Rubeshov.’’Vaktiyle bir matematikçi şöyle demiş: Cebir,tembel insanların bilimidir-x’in ne olduğu bilinmediği halde, sanki biliyormuş gibi işlem yapılır.Bizim durumumuzda,x isimsiz yığınları, halkı temsil ediyor.Politika,x’in gerçek anlamını bilmeden işlemi sürdürmek demektir. Tarih yaratmak ne ise, denklem içinde x’in esas anlamını bilmek tanımaktır."
- Gün Ortasında Karanlık
109. "Her an birilerini inandırmak, birileriyle konuşmak, tartışmak zorunda bırakılıyordu insan."
- Gün Ortasında Karanlık
110. ""İşin doğrusu şu ki, artık kendi yanılmazlığıma inanamıyorum. Bu yüzden yolumu bulamıyorum. ""
- Gün Ortasında Karanlık
111. "Olgunluk dönemlerinde muhalefetin görevi ve işlevi yığınlara çağrıda bulunmaktır. olgunlaşmanın henüz gerçekleşmediği dönemlerde ise yalnızca demagoglar halkın üstün yargısından söz açarlar. Bu gibi durumlarda muhalefetin iki seçeneği vardır. Ya halkın desteğinden emin olmadan bir darbe ile iktidarı ele geçirmek; ya da, umutsuzluklarını dile getirmeksizin salıncaktan atlamak-sessizce ölüme gitmek."
- Gün Ortasında Karanlık
112. "Neden yalnızca yaşayamıyordu insan - derin soluklar almak, karda yürümek, güneşin solgun ısısını yüzünde hissetmek. . . Başka insanlar gibi yaşamak."
- Gün Ortasında Karanlık
113. ""Tek bildiğim, insanlara doğruyu söylemek gerektiği. Çünkü zaten biliyorlar. Onlara palavra atmaya kalkmak saçmalık.""
- Gün Ortasında Karanlık
114. "Neden yalnızca yaşayamıyordu insan - derin soluklar almak, karda yürümek, güneşin solgun ısısını yüzünde hissetmek. . . Başka insanlar gibi yaşamak."
- Gün Ortasında Karanlık
115. ""İnsan kendini kontrol edebilmeli," dedi."
- Gün Ortasında Karanlık
116. "Seçtiğim yolun bedelini ödeyeceğim, diye düşündü acımtrak bir gülümsemeyle."
- Gün Ortasında Karanlık
117. "İdeolojileri birbirine karıştırmak hiç onaylamadığım bir şey."
- Gün Ortasında Karanlık
118. "Kişinin duygusal gelişimindeki her adım, somut deneyimlerin bir sonucudur."
- Gün Ortasında Karanlık
119. ""En ağır ceza, insanın hayalî günahları için kendilerine verdikleri cezalardır.""
- Geliş ve Gidiş
120. "Haklı olduysam, hiçbir pişmanlığım yoktur; yanlışlık yaptıysam bunun bedelini ödemeye hazırım."
- Gün Ortasında Karanlık
121. ""Hatırladığım kadarıyla problem şuydu: Öğrenci Raskolnikov'un kocakarıyı öldürmeye hakkı var mı yok mu? O genç ve yetenekli biri; dolu dolu yaşanacak bir hayatın biletini cebinde taşıyor denilebilir; kadın ise yaşlı ve dünyaya en ufak bir yaran yok. Ama denklem ayakta durmuyor. Bir kere, koşullar onu ikinci bir kişiyi öldürmeye zorluyor; basit ve mantıklı bir edimin önceden görülmeyen mantıksız bir sonucu bu. İkincisi, koşullar ne olursa olsun, denklem gene de yanlış, çünkü matematiksel birimlerin yerini insanlar aldığında iki kere ikinin dört etmediğini anlıyor Raskolnikov ... ""
- Gün Ortasında Karanlık
122. ""Kimse suç işlemeden ülke yönetemez."
SAINT-JUST"
- Gün Ortasında Karanlık
123. "... tüm geçmişi bir yaraydı sanki ve her dokunuşta iltihaplanıyordu."
- Gün Ortasında Karanlık
124. "Cinayeti yüzyıllar boyu ölümle cezalandırmışlardır. Ama, Kabil'in türü hala sürmektedir. İdam cezasını kaldıran veya artık ona başvurmayan otuz üç ülkede cinayetler artmamıştır. Bu sonuçlardan kim, ölüm cezasının gerçekten yıldırıcı olduğu düşüncesini çıkarabilir?"
- Ölüm Cezası Üstüne Düşünceler
125. "... tüm geçmişi bir yaraydı sanki ve her dokunuşta iltihaplanıyordu."
- Gün Ortasında Karanlık
126. "Düşüncemizi nihai sonuçlarına dek izlemek ve ona göre davranmak gibi korkunç bir sorumluluk altındayız."
- Gün Ortasında Karanlık
127. "Onunla tartışmanın hiçbir anlamı yoktu; o gibilere herhangi bir şey öğretmek imkânsızdı."
- Gün Ortasında Karanlık
128. "Rejimin son başarısının hastaları zorunlu oruca tâbi tutarak tedavi etmek mi olduğu sorusu dilinin ucuna kadar geldi ama kendini tuttu. İçine sıkıntı basmıştı."
- Gün Ortasında Karanlık
129. "Çünkü şimdiki kuşağın enerjisi tükenmiş durumda; çünkü bu kuşağın kanı iliği kurumuş durumda, geriye kala kala, inleyen, duyguları körelmiş, beklentileri tükenmiş bir yığın kurban artığı kalmış...."
- Gün Ortasında Karanlık
130. "Tarihin hiçbir döneminde insanoğlunun geleceğini etkileme gücü bizdeki kadar az sayıda kişinin ellerine yoğunlaşmamıştır."
- Gün Ortasında Karanlık
131. "Tüm geçmişi bir yaraydı sanki ve her dokunuşta iltihaplanıyordu."
- Gün Ortasında Karanlık
132. ""Bu ömründe gördüğü en büyük yüzdü, üzeri bir manzara resmi gibi, çiçek bozukları, yara izleri, çatlaklar, çizgiler ve çillerle kaplıydı. İnsan bu yüzü saatlerce bir harita gibi seyredebilir ve daha da yeni buluşlar yapabilirdi...""
- Ve Özgürlük
133. "Peki madem ki suçu önlemiyor ve madem ki, sonuçları varsa bile bir türlü görülmüyor, toplum o zaman bu cezanın ibret olacağına neden inansın?"
- Ölüm Cezası Üstüne Düşünceler
134. "İnsan yapısının karmaşıklığını kendinde izlememiş ve duymamış olanlara ne denli şaşırtıcı gelirse gelsin, katil çoğu zaman öldürürken kendini masum hisseder. Kendisini haklı hissetmese bile hiç değilse, şartlar bakımından durumunu hafiflemiş görür. Bütün suçlular, karardan önce kendi suçsuzluklarına inanırlar. Suçtan önce ne düşünürler, ne de sonuçları öngörürler, düşünseler bile yalnızca, tümüyle veya kısmen affedileceklerini öngörmek için düşünürler. Şimdi bir cani nasıl olur da, büyük ölçüde imkansız gördüğü bir şeyden çekinebilir? O ölümden, suçtan önce değil, karardan sonra korkmaya başlayacaktır. Demek ki, yasanın caydırıcı olması için, katile hiçbir şans tanımaması, kesin, şaşmaz olması ve hiçbir özel hafifletici sebep kabul etmemesi gerekir. Acaba bizde kim böyle bir durumun gerçekleştirilmesini istemeye cesaret edebilir?"
- Ölüm Cezası Üstüne Düşünceler
135. "Herşeyden önce, toplum kendi söylediklerine inanmamaktadır."
- Ölüm Cezası Üstüne Düşünceler
136. "Düşündüklerim ve yaptıklarım kendi inançlarımın ve vicdanımın eseridir."
- Gün Ortasında Karanlık
137. "Gidenleri geri getirecek güç henüz bulunmadığına göre, ölüm cezasınının yol açtığı yıkımı onarmak kimsenin elinde değil."
- Ölüm Cezası Üstüne Düşünceler
138. "Bir kişi inancını ölülere değil de yaşayanlara bağlarsa, buna kim ihanet diyebilirdi ?"
- Gün Ortasında Karanlık
139. "Bireyin güdüleri onun için önemsizdi. Bireyin vicdanı onun için önemsizdi,bireyin kafasından,kalbinden geçenlere de hiç mi hiç aldırmazdı. Parti’nin bildiği tek bir suç vardı: çizilen yoldan sapmak. Bunun da bir tek cezası vardı: Ölüm.
Politik görüş ayrılıklarının sonu ölümdür."
- Gün Ortasında Karanlık
140. "Tarih yolunu bilir, hata yapmaz."
- Gün Ortasında Karanlık
141. "'Bence gerekli olan biçimde düşündüm ve davrandım. Haklıysam, pişman olacağım bir şey yok; haksızsam bedelini ödeyeceğim'."
- Gün Ortasında Karanlık
142. "İnsanoğlu yaşamak istemektedir, ama bu isteğin bütün hareketlerine egemen olmasını istemek boşunadır. O aynı zamanda, hiçbir şey olmamayı, onarılamazı, kendisi için, ölümü de arzular. Böylece, öyle haller olur ki, cani yalnız cinayeti değil, bununla birlikte, ne denli ölçüsüz olursa olsun, hatta ölçüsüz olduğu oranda, cinayetinin getireceği sonucu da istemektedir. Bu garip duygu büyüyüp, varlığa egemen olduğu oranda, ölüm cezası yalnız suçluyu önleyememekle kalmamakta, aynı zamanda pek olasıdır ki, caninin kendini kaybettiği başdönmesini büyütmektedir. Böylece belirli bir şekilde ölmek için öldürülmektedir."
- Ölüm Cezası Üstüne Düşünceler
143. "Eğer Kafkasların kuzeyinde Hazarlar bulunmasaydı, Avrupa uygarlığının doğudaki temsilcisi olan Bizans, Araplar tarafında silinip süpürülecek, bugün okuduğumuz Hristiyanlık ve Müslümanlık tarihi de çok farklı olacaktı."
- On Üçüncü Kabile
144. ""Bu gökkubbenin altında, hiçbir Hristiyanın bulunmadığı yerlerde, adları Yecüc ve Mecüc olan insanlar yaşamaktadır.
Bunlar Hun'dur. İçlerinden bir bölümü Gazari diye anılır ve Yahudi dinine inandıkları için sünnet edilmişlerdir.""
- On Üçüncü Kabile
145. ""Tek bildiğim, insanlara doğruyu söylemek gerektiği""
- Gün Ortasında Karanlık
146. "... sevdiğim kimi kişileri yok ettim, hiç sevmediklerimle güç birliği yaptım."
- Gün Ortasında Karanlık
147. "... ağaçtan kopan dal kurumaya mahkumdu ."
- Gün Ortasında Karanlık
148. "Eğer idam cezası sürdürülmek isteniliyorsa hiç değilse bizi bu cezanın ibret olduğu yalanından uzak tutsunlar. Her türlü reklamı yadsıyan, namuslu insanlar üzerinde, namuslu kaldıkları sürece hiçbir yıldırıcı etkisi olmayan, artık bu durumunu kaybedenleri büyüleyen, gerçekleşmesine katkısı olanları alçaltıp, ahlakça çöktüren bu cezayı gerçek adıyla analım. İdam şüphesiz dehşet verici bir ceza, maddi ve manevi bir işkencedir ama örnek olma bakımından ahlak bozmadan başka hiçbir etkiye sahip değildir. İdam cezalandırmaktadır ama, öldürme duygusu uyandırmaktan başka hiçbir önleyici rolü yoktur... Bu ceza bir intikamdır."
- Ölüm Cezası Üstüne Düşünceler
149. "İnsan çocukluğunu inkâr edebilir ama silip atamaz."
- Gün Ortasında Karanlık
150. "Haklıysam, pişman olacağım bir şey yok; haksızsam bedelini ödeyeceğim."
- Gün Ortasında Karanlık
151. "Gerçekten de, insanın kişiliği denizde bir tuz tanesi gibi eriyor, ama aynı zamanda sonsuz deniz bir tuz tanesine sığabiliyordu."
- Gün Ortasında Karanlık
152. ""Sola ya da sağa doğru bir tek yanlış adım atıldığı takdirde insan uçurumdan yuvarlanıverir. Yükseklerde oksijen de azdır, başı dönen yitip gider. ""
- Gün Ortasında Karanlık
153. "Gerçekten hiçbir şey ölüm cezalarının ibret olabileceğini kanıtlamaz. Hatta binlerce cani bu ceza karşısında yılmamıştır. Ama ölüm cezasının yıldırdığı kişileri de tanıyamayız, bu bakımdan hiçbir şey cezanın ibret verici olmadığını da kanıtlayamaz. Böylece mahkumun son saatini çaldıran ve topluma en büyük yetkiyi veren cezaların en büyüğü, kanıtlanmasına olanak olmayan bir olasılıktan başka şeye dayanmamaktadır."
- Ölüm Cezası Üstüne Düşünceler
154. ""Sola ya da sağa doğru bir tek yanlış adım atıldığı takdirde insan uçurumdan yuvarlanıverir. Yükseklerde oksijen de azdır, başı dönen yitip gider. ""
- Gün Ortasında Karanlık
155. "Yine de Aziz Vladimir'in, gençliğinde Aziz Augustine gibi düşündüğünü kabul etmek gerekir:
"Tanrım beni günahsız yap...
Ama hemen değil.""
- On Üçüncü Kabile
156. "Son kırk yıl boyunca neye inandıysa, ne uğruna savaştıysa, önüne geleni neye inandırmaya çalıştıysa, karşı konulmaz bir dalga olup üstüne yıkıldı sanki."
- Gün Ortasında Karanlık
157. "Artık toplumumuz, kendini kişiden çok devlete karşı korumak durumundadır."
- Ölüm Cezası Üstüne Düşünceler
158. "İnsan haklı ve doğru edimlerinin bedelini de ödemek zorunda mıdır?"
- Gün Ortasında Karanlık
159. ""İçinizde en akıllı olanlar, yoksul kesimden gelenlerdi ve onların da çoğu kısa yolu, devrimin sivil hizmetkarlarına ait rahat kürsülere ya da bakanlık koltuklarına yeğliyorlardı. Ne olursa olsun, bunlar artık tarihe gömüldü, nasıl olsa çürümüşlerdi, biraz silkeledik, döküldüler...""
- Ve Özgürlük
160. ""Ölüler ölülerini gömdükleri zaman, yaşayanlar yalnız kalırlar.""
- Ve Özgürlük
161. "Eski Yunanlılara göre cezalandırılmayan suç, toplumu kokuşturur."
- Ölüm Cezası Üstüne Düşünceler
162. "Hazar Kağanının geleneğe göre yirmi beş karısı olur. Bunların her biri, kendi egemenliği altındaki krallardan birinin kızıdır. Bu kadınları ya kendi istekleriyle ya da zorla alır. Altmış
da cariyesi vardır. Her biri olağanüstü güzelliktedir."
- On Üçüncü Kabile
163. "Hazar Imparatorluğu'nun tarihi, geçmişin sisleri arasında su yüzüne çıktıkça, tarihin insanoğluna oynadığı en zalimce oyunlardan biri göze görünmeye başlar gibidir."
- On Üçüncü Kabile
164. "İnsan çocukluğunu inkâr edebilir ama silip atamaz."
- Gün Ortasında Karanlık
165. "Her alkol şişesinin içinde ölçülebilir miktarda duygusal taşkınlık bulunur. Ne yazık ki pek az kişi, özellikle vatandaşlarımız arasında pek az kişi, acı çekmenin ve bunun kardeşi olan kendini küçümseme duygusunun yarattığı sarhoşluğun şişeden çıkan kadar ucuz olduğunu anlayabiliyor."
- Gün Ortasında Karanlık
166. "Ölüm cezası, toplumumuzu lekelemektedir ve bunun savunucuları mantıkla görüşlerini kanıtlamamaktadırlar."
- Ölüm Cezası Üstüne Düşünceler
167. "Ama hiç kimse de, suçlu görülse bile mutlak olarak cezalandırılmamalıdır, hele suçsuz olmak olasılığı da varsa... Ne adalet duygusuna, ne de cezanın ibretliği niteliğine gereği gibi cevap veren ölüm cezası, fazladan, her zaman izafi olan suçluluğu, düzeltilmesine imkan olmayan son bir cezayla dondurmak gibi çok aşırı bir ayrıcalığı gaspetmektedir."
- Ölüm Cezası Üstüne Düşünceler
168. "İktidara geçmeyi hayal ediyorlardı, iktidar kavramını yok etmek amacıyla; halkı yöneteceklerdi, onları yönetilme alışkanlığından kurtarmak için."
- Gün Ortasında Karanlık
169. "eli ayağı değil, beyni zincire vurulmuş olan köle."
- Spartaküs
170. ""İnsan kendini kontrol edebilmeli.""
- Gün Ortasında Karanlık
171. "Hikayenin sonu iyi bağlandığında çekilen çileler unutulur."
- Gün Ortasında Karanlık
172. "Kendi geçmişleri bağlamıştı ellerini kollarını, kendi çarpık mantıklarıyla, kendi çarpık ahlak yasalarına kendi ördükleri ağın içinde kalakalmışlardı; kendi kendilerine vehmettikleri suçları işlememiş olsalar bile hiçbiri suçsuz değildi."
- Gün Ortasında Karanlık
173. "Her an birilerini inandırmak, birileriyle konuşmak, tartışmak zorunda bırakılıyordu insan, tek istediği uyumak, silinip gitmek olduğu zaman bile..."
- Gün Ortasında Karanlık
174. "Hazarlar Türk kökenli bir ulustu.
Ülkeleri, Karadeniz'le Hazar Denizi arasında, önemli geçit niteliğinde, stratejik, kilit önemi haiz bir noktada bulunmaktaydı."
- On Üçüncü Kabile
175. "Korkmadan önce inanmak başka bir şeydir, imanı korkudan sonra bulmak başka."
- Ölüm Cezası Üstüne Düşünceler
176. "Üzerine ezeli lanet çökmüş gibi: Yeryüzünde aylak aylak dolaşacaksın...*"
- Geliş ve Gidiş
177. ""...Karşıyım ölüm cezasına, bugün onu eskiden olduğundan daha da yararsız, anlamsız ve tiksindirici buluyorum.
Ve bugün her yurttaşın, yasanın elverdiği tüm olanaklarla, Hayır! diyerek idama karşı sesini yükseltmesinin zorunluluğuna her zamankinden daha da fazla inanıyorum.""
- Ölüm Cezası Üstüne Düşünceler
178. ""Kağanın yönetim süresi kırk yıldır. Eğer bu süreyi bir gün bile aşarsa, adamları, 'mantığı körleştiği, sezgilerinin bulanıklaştığı' gerekçesiyle onu öldürürler.""
- 13. Kabile
179. ""Kimse suç işlemeden ülke yönetemez."
SAINT-JUST"
- Gün Ortasında Karanlık
180. ""Söylediğiniz nedir? Yararsız! Ben de biliyorum. İnsan, kazanacağım diye dövüşmez hep. İnanın kaybetmek daha güzel bazen. Yeneceksiniz beni sonunda biliyorum. Fark etmez, dövüşür, dövüşür, dövüşürüm...""
- Ve Özgürlük
181. "adalet kendi özünde, insanla ilgilenme ve ona acıma duygusundan yoksun bırakılamaz."
- Ölüm Cezası Üstüne Düşünceler
182. "Onunla tartışmanın hiçbir anlamı yoktu; o gibilere herhangi bir şey öğretmek imkansızdı."
- Gün Ortasında Karanlık
183. "Kişinin bünyesi için kanser ne ise, toplumun bünyesi için ölüm cezası da odur, şu farkla ki, kimse şimdiye kadar kanserin gerekliliğini ileri sürmüş değildir."
- Ölüm Cezası Üstüne Düşünceler
184. "İnsan yazgısının efendisi olduğu aldatmacasından yoksun olarak yaşayamaz."
- Ölüm Cezası Üstüne Düşünceler
185. "Sarındığı battaniyenin içinde kendini sımsıcak ve korunaklı hissediyordu; aylardır ilk kez düşlerinden de korkmuyordu."
- Gün Ortasında Karanlık
186. "Homoseksüelliğe gelince; bu davranışın Arap ülkelerinde pek olağan olduğu bilinmektedir."
- On Üçüncü Kabile
187. "Peşine takıldığımız her yanlış fikir, ileriki kuşaklara karşı işlenmiş bir suçtur."
- Gün Ortasında Karanlık
188. "tüm geçmişi bir yaraydı sanki ve her dokunuşta iltihaplanıyordu."
- Gün Ortasında Karanlık
189. ""Değerli olan nedir, biliyor musunuz: Ayrıntı, yalnız ayrıntı...""
- Ve Özgürlük
190. "Basınımız ve eğitim sistemimiz, şovenizm, militarizm, dogmatizm, konformizm ve cehalet üzerine kurulu. Hükümetin keyfi yönetimi sınır tanımıyor, tarihte eşi benzeri görülmemiş ölçüde sınırsız; basın özgürlüğü, düşünce, ifade, seyahat özgürlüğü, sanki İnsan Hakları Beyannamesinde hiç yokmuşcasına kısıtlı."
- Gün Ortasında Karanlık
191. "Kendini çok yorgun hissediyordu.."
- Gün Ortasında Karanlık
192. "Yalnızca ‘Şimdi’ için yaşayanlar gerçekten yaşıyordu, yalnızca Şimdi’nin rengi, kokusu ve tadı vardı."
- Geliş ve Gidiş
193. "Yıldırma gücü, yalnızca suça yatkın olmayan ve asıl yıldırılması gereken «ıslah olmazlar»a boyun eğenler üzerinde etkili rol oynamaktadır."
- Ölüm Cezası Üstüne Düşünceler
194. "Düşündüklerim ve yaptıklarım kendi inançlarımın ve vicdanımın eseridir."
- Gün Ortasında Karanlık
195. "Peşine takıldığımız her yanlış fikir, ileriki kuşaklara karşı işlenmiş bir suçtur."
- Gün Ortasında Karanlık
196. "Hazarların dili, bilindiği kadarıyla Türkçenin Çuvaş lehçesidir. Bu dil Sovyeder Birliği içindeki
Özerk Çuvaş Cumhuriyeti'nde (Volga ile Sura arasında)hâlâ konuşulmaktadır.
Çuvaşların, Hazar diline benzeyen bir dil kullanan Bulgarların torunları olduğuna inanılmaktadır. Yine de bütün bu ilişkiler biraz belirsiz kalmakta, doğu düşünürlerinin düşünce yoluyla vardıkları
sonuçlara dayanmaktadır. Kesin olarak söyleyebileceğimiz tek şey, Hazarların "Türkik" bir ulus olduğu ve V. yy. dolaylarında Asya steplerinden koparak batıya yöneldikleridir."
- On Üçüncü Kabile
197. "Tüm geçmişi bir yaraydı sanki ve her dokunuşta iltihaplanıyordu."
- Gün Ortasında Karanlık
198. "Dünya öyle bir hale geldi ki, zekâ ile ahlâk birbirine ters düşer oldu; hangi taraftaysan ötekinden vazgeçmek zorunda kalıyorsun."
- Gün Ortasında Karanlık
199. "Muhayyile (imgelem) uyuduğu zaman sözcükler anlamlarını kaybederler."
- Ölüm Cezası Üstüne Düşünceler
200. "neden bir atın boğazlanması karşısında daha büyük bir tiksinme duyuyoruz? Çünkü o savunmasız bir yaratıktır da ondan mı? Sımsıkı bağlanmış, darağacına kadar götürülen bir kadın da daha az savunmasız değildir."
- Ölüm Cezası Üstüne Düşünceler
201. "dokuz yaşında bir çocuk, kırılmış vitrinden iki peni değerinde renkli mürekkep çaldığı için ölüm cezasına çarptırıldı. Yalnızca halkın büyük protestoları çocuğun cezasının hafifletilmesini sağladı."
- Ölüm Cezası Üstüne Düşünceler
202. "Kesin doğrular yoktur, yalnız adalet bakımından az veya çok düşkün ruhlar vardır."
- Ölüm Cezası Üstüne Düşünceler
203. "Bugün kendime, ‘neyin uğruna ölüyorum?' diye soracak olsam, karşımda sonsuz bir hiçlik görüyorum."
- Gün Ortasında Karanlık
204. "Giriştiği hiçbir işin yolunda gitmemesi tamamen mantığa aykırı değildi aslında. Düştüğü tüm yolların savaştan yeni çıkmış köy yolu gibi bozuk çıkması kimin suçuydu? Güvenip böyle bir yola çıkarsanız bedeniniz, ruhunuz, düşleriniz kazaya kurban gidiyordu işte."
- Geliş ve Gidiş
205. "Ölüm korkusu bir gerçekse de, bu korkunun ne denli büyük olursa olsun hiçbir zaman insan tutkularını sindirmeye yetmediği de başka bir gerçektir.
İntikam, aşk, şeref, ıstırap veya başka bir korku onu yenecek güçtedirler.
Bir ülkeye veya bir kişiye duyulan aşkın, özgürlük çılgınlığının yenmeyi becerdiği bir duyguyu nasıl olur da, açgözlülük, kin ve kıskançlık yenemez?"
- Ölüm Cezası Üstüne Düşünceler
206. ""Içmek Rusların zevkidir. O zevk olmadan yaşayamayız.""
- On Üçüncü Kabile
207. "Nasıl güneşe bakmak insanın gözünü kamaştırırsa, tanrıların en ulusunun yüzüne bakmak da insana acı verir."
- On Üçüncü Kabile
208. "1801 yılında on altı yaşındaki Andrew Brenning, kapı kırarak bir eve girip kaşık çaldığı için halkın önünde asılmıştır."
- Ölüm Cezası Üstüne Düşünceler
209. "Özgürlükle yazgı arasındaki ikilem insan hayatının özüdür."
- Ölüm Cezası Üstüne Düşünceler
210. "Acılı, mahcup gülümsemesi duruyordu; dalgınlıktan yüzünde unutulmuş gibiydi."
- Geliş ve Gidiş
211. "Kesin bir inanç isteyen geçici putlar, bıkıp usanmadan, mutlak cezalara hükmetmekte. Ve tanrıdan inmeyen dinler, toplu halde umutsuz mahkûmları öldürmekte."
- Ölüm Cezası Üstüne Düşünceler
212. ""İnsan, sevinci bozulmadan önce buza koyup koruyabilmeli.""
- Ve Özgürlük
213. "Biz dünyaya, sonsuz zorunlulukların ağırlığıyla yüklü olarak geliyoruz."
- Ölüm Cezası Üstüne Düşünceler
214. "her zaman yalnızca yola getirilemez olanların idam edildiğinden emin olunabilir mi acaba?"
- Ölüm Cezası Üstüne Düşünceler
215. "Bir insanın hayatı üzerinde karar verebilmek kanunun öngördüğü en büyük olaydır. Kanun saçma olunca bu bir rulet partisine dönmektedir."
- Ölüm Cezası Üstüne Düşünceler
216. ""Kimse suç işlemeden ülke yönetemez.""
- Gün Ortasında Karanlık
217. ""
- Geliş ve Gidiş
218. "Besbelli mavi gökyüzünün ufak bir parçası bile insanı 'okyanus durumuna' sokmak için yeterliydi."
- Gün Ortasında Karanlık
219. "Ölüm, metafiziği gerçeğe dönüştürüyordu."
- Gün Ortasında Karanlık
220. "Tek umut; uyumak ve gelecek kuşaklar onlara haklarını verene dek beklemek."
- Gün Ortasında Karanlık
221. "İnsan çocukluğunu inkâr edebilir ama silip atamaz."
- Gün Ortasında Karanlık
222. "Ölüm, metafiziği gerçeğe dönüştürüyordu."
- Gün Ortasında Karanlık
223. "Hazarlar bozkırlarda yaşayan bir Türk kabilesidir. Dalga dalga kopup gelen Türk ve Arap işgalcileriyle başa çıkabilecek kişilerdir."
- On Üçüncü Kabile
224. "Bir kere ölüm cezasının gerekli olduğunu söyleyip, bir daha ondan söz etmemek yerine, tam tersine önce onun gerçekten ne olduğunu konuşup, ondan sonra olduğu gibi gerekli bulunup bulunmadığını söylemek gerekir."
- Ölüm Cezası Üstüne Düşünceler
225. "(...) bilinçsiz insanın diyalektiği daha kurnazca oluyor."
- Militanlar
226. "Çalışma, etkili bir uyuşturucudur. Yararlı bir göreve, adını sanını bilmeden tüm kalbiyle uygun olduğunu hissetmektense bilincini oyalamak çok daha iyidir."
- Militanlar
227. "Bugün bütünüyle Koestler'in görüşünü paylaşmaktayım: Ölüm cezası, toplumumuzu lekelemektedir ve bunun savunucuları mantıkla görüşlerini kanıtlamamaktadırlar."
- Ölüm Cezası Üstüne Düşünceler
228. "Beccaria Montesquieu ve Voltaire'ın öğretilerinin etkisi altında, ölüm cezası ilk defa Avusturya'da Joseph II tarafından 1781 yılından itibaren kaldırıldı. Kardeşi, Toscana Büyük Dükü de, Joseph II'nin yolunu izleyerek, 1786'da cezaların başlıca amacı olarak, suçlunun yeniden topluma kazandırılmasını öngören bir ceza yasasını yayınladı."
- Ölüm Cezası Üstüne Düşünceler
229. "Bir keresinde, akşam yemeği yerlerken Peter'e dönüp "Bu insanların sürekli Gelecek hakkında konuşmalarından bıktım," demişti Sonia. "Uyuşturucu gibi bir şey, bağımlı hale gelen insanlar yaşayamaz oluyor.
""
- Geliş ve Gidiş
230. "Tekinsiz bir yanları vardı; geçmişlerinden sürgün edildikleri için değil, geçmişlerini yanlarında sürükledikleri için."
- Geliş ve Gidiş
231. "Kişisel suç ya da suçsuzluğun önemli olduğuna saf saf inanlardan biri, çok daha üstdüzey çıkarların devrede olduğu bir oyunun varlığından habersiz."
- Gün Ortasında Karanlık
232. ""Kimse suç işlemeden ülke yönetemez.""
- Gün Ortasında Karanlık
233. "«Yasada, kaçamaksız, karışık, bilgiççe formüllerden uzak bir şekilde belirmesi gereken bir hal varsa o da insan hayatının söz konusu olduğu durumlardır. Oysa yasanın en fazla kaçamak ve bilgiççe formüllerle dolu olduğu alan da budur.»"
- Ölüm Cezası Üstüne Düşünceler
234. "''Dünya öyle bir hale geldi ki, zekâ ile ahlâk birbirine ters düşer oldu; hangi taraftaysan ötekinden vazgeçmek zorunda kalıyorsun.''"
- Gün Ortasında Karanlık
235. "Bugün bütünüyle Koestler'in görüşünü paylaşmaktayım: Ölüm cezası, toplumumuzu lekelemektedir ve bunun savunucuları mantıkla görüşlerini kanıtlamamaktadırlar."
- Ölüm Cezası Üstüne Düşünceler
236. "Kişisel suç ya da suçsuzluğun önemli olduğuna saf saf inanlardan biri, çok daha üstdüzey çıkarların devrede olduğu bir oyunun varlığından habersiz."
- Gün Ortasında Karanlık
237. "Çoğu kez, geçmişi romantikleştiririz. Ama bir inançtan dönen ya da bir dostun ihanetine uğrayan kişilerde, mekanizma tersine çalışmaya başlar. İş işten geçtikten sonra ilk deneyim masumiyetini yitirir ve duyulan acı yüzünden, anılarda kötü yorumlanır."
- Militanlar
238. ""Kalkın, ey yeryüzünün zavallıları.....""
- Gün Ortasında Karanlık
239. "Adam öldürmekten suçlu olan hayvanlar, ortaçağa, hatta istisnai bazı durumlarda on dokuzuncu yüzyıl başına kadar yasaya göre yargılanmış, bir avukat tarafından savunulmuş, bazen beraat etmiş, çoğu zaman da asılmaya, yakılmaya veya canlı canlı gömülmeye mahkûm edilmişlerdir."
- Ölüm Cezası Üstüne Düşünceler
240. "Hazarların belki başka Türk boylarından, belki Yahudi dininden gelen bir dokuz canlılığı vardı."
- On Üçüncü Kabile
241. "Korkmadan önce inanmak başka bir şeydir, imanı korkudan sonra bulmak başka."
- İdam
242. "İnsan haklı ve doğru edimlerinin bedelini de ödemek zorunda mıdır?"
- Gün Ortasında Karanlık
243. "Mutlakiyetten demokrasiye, demokrasiden bir kez daha mutlak diktatörlüğe doğru sallanıp duruyoruz."
- Gün Ortasında Karanlık
244. "Özgür irade ancak istemlerimizin sebebi olmaması halinde vardır."
- Ölüm Cezası Üstüne Düşünceler
245. "''Peşine takıldığımız her yanlış fikir, ileriki kuşaklara karşı işlenmiş bir suçtur.''"
- Gün Ortasında Karanlık
246. "Adam öldürmekten suçlu olan hayvanlar, ortaçağa, hatta istisnai bazı durumlarda on dokuzuncu yüzyıl başına kadar yasaya göre yargılanmış, bir avukat tarafından savunulmuş, bazen beraat etmiş, çoğu zaman da asılmaya, yakılmaya veya canlı canlı gömülmeye mahkûm edilmişlerdir."
- Ölüm Cezası Üstüne Düşünceler
247. "...Hazarlar olmasaydı "Avrupa uygarlığının do-
ğudaki temsilcisi Bizans'ın toprakları, Arapların eline geçecek ve tarihin akışı değişecekti.""
- On Üçüncü Kabile
248. "“Vaktiyle bir matematikçi şöyle demiş: Cebir, tembel insanlann bilimidir; X’in ne olduğu bilinmediği halde, sanki biliniyormuş gibi işlem yapılır. Bizim durumumuzda, X isimsiz yığınları, halkı temsil ediyor. Politika, X’in gerçek anlamını bilmeden işlemi sürdürmek demektir. Tarih yaratmak ise, denklem içinde X’in esas anlamını bilmek, tanımaktır.""
- Gün Ortasında Karanlık
249. ""Avrupa ülkeleri, tarihte ilk kez olarak içlerinden en kuvvetlisinin sert egemenliği altında birleşmişlerdi. Sekiz yıl öncesine dek bu egemen ırk, silahsız, sıkıntı içinde, çürümüş bir durumda aşağılık bir miskinlik içinde yaşıyordu. Bugün ona direnmek için girişimde bulunmaya çalışanlar demir yumruğun altında kibrit çöpü gibi eziliyorlardı...""
- Ve Özgürlük
250. "1981 yılında sosyalistlerin iktidara gelmesiyle, Fransa'da ölüm cezası uygulaması kaldırılmıştır."
- Ölüm Cezası Üstüne Düşünceler