Tüm kitapları ücretsiz okuyabilir veya indirebilirsiniz! Ayrıca son kitabımız İlahi Rezonans artık raflarda! İncelemek için:

Anne Frank'ın Hatıra Defteri - Anne Frank | Detaylı Ücretsiz Kitap İncelemesi

Anne Frank'ın Hatıra Defteri Kitap Bilgileri


Yazar: Anne Frank
Tahmini Okuma Süresi: 8 sa. 3 dk.
Sayfa Sayısı: 284
Basım Tarihi: 2017
İlk Yayın Tarihi: 1947
Yayınevi: Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
Orijinal Dil: İngilizce
ISBN: 9786052950289
Ülke: Türkiye
Dil: Türkçe
Format: Karton kapak


Anne Frank'ın Hatıra Defteri Kitap Tanıtımı


Bu hatıralarda, her an Naziler tarafından yakalanma tehlikesi altında yaşayan bir grup insanın çektiği çilelerin yanı sıra, genç kızlığına yeni adım atan Anne’ın çekingenliklerle, küçük kaçamaklarla tomurcuklanan sevdası da anlatılıyor. Şartların acımasızlığına karşın yaşama gücünü yitirmeyen Anne Frank’ın hikâyesi Can Yücel’in kendine has sesiyle aramıza karışıyor.

“Öldükten sonra da yaşamak istiyorum. Onun için Tanrı’ya bana bu vergiyi bağışladığı, kendimi geliştirmek, yazıyla kendimi, içimdekileri anlatmak kolaylığını verdiği için dualar ediyorum. Elime kalemi alınca hiçbir şey gözümde değil, üzüntülerim siliniyor, cesaretim artıyor.

Ama bakalım gerçekten değerli bir şeyler yazabilecek miyim? Umudum var. Niye mi? Yazarken düşüncelerimi, düşlerimi, yaşadığım, istediğim şeyleri gözümün önünde canlandırabiliyorum.”

Anne Frank 1929’da Yahudi bir ailenin ikinci çocuğu olarak, Frankfurt’ta doğdu. Aile, baba Otto Frank’ın işleri nedeniyle Amsterdam’a taşındı. Nazi işgali sırasında işyerlerinin yakınındaki bir binaya yerleşen Frank’lar burada iş arkadaşlarının yardımıyla iki yıl saklandı. Eskiden birlikte çalıştıkları bu kişiler onlara yalnızca yiyecek, giysi, kitap, vd. yardımı yapmakla kalmadılar, onların dünyaya açılan penceresi oldular. Ancak 1944’te baskına uğrayan binadakiler ve onlara yardım eden gruptan iki kişi farklı toplama kamplarına gönderildi.

Yakalananlar arasından yalnızca iki yardımcı ve Otto Frank hayatta kaldı. Yakalanmayan yardımcılar baskın sonrasında geride kalan yığından çıkarıp sakladıkları Anne’ın hatıra defterini babasına teslim ettiler.

Babası Anne’ın satırlarını okudukça bambaşka bir genç kızla tanıştı ve arkadaşlarının ısrarıyla bu defteri 1947’de kitap olarak yayımlattı. Anne Frank o günden bugüne hemen her dilde “yaşamaya övgü” niteliğindeki hikâyesiyle insanlığa umut dağıtmayı sürdürüyor.




Anne Frank'ın Hatıra Defteri Kitaptan Alıntılar


1. "Söylesene bana, niye insanlar duygularını gizlemek için bu kadar uğraşıp duruyorlar."




2. "“Bir insanı ancak onunla ciddi bir kavga ettiğinizde daha iyi tanıyorsunuz…”"




3. ""Başımızı dik tutalım! Yürekli olun. İyi günler tekrar gelecektir.""




4. "Sorunlarıyla dibe vurmuş olan gençler, yaşlılardan daha yalnızdır."




5. "“Nedense hiç kimse kendi eksiklerini görmüyor.
Önemli olan hep başkalarının hataları,
İnsan isteyince,hata bulmak en kolayı…”"




6. "“Dile getirmek çok zor olsa da gerçek,gerçektir…”"




7. "“İnsan değiştiğini ancak değiştikten sonra anlıyor…”"




8. ""Karşınızdaki insan sizi hayatında nereye koyuyorsa, sizde onu tam oraya koyun.."




9. "Gerçeklerden korkmamaya devam edeceğim, çünkü gerçekler ne kadar ertelenirse, onları kabullenmek de o kadar güçleşiyor."




10. "“Kağıt insanlardan daha sabırlıdır…”"




11. "“Aşkta ve savaşta her şey mübahtır…”"




12. ""Karşınızdaki insan sizi hayatında nereye koyuyorsa, sizde onu tam oraya koyun.."




13. "Sevgi... Sevgi nedir? Sanıyorum ki sevgi, sözcüklere sığmayan bir şey. Sevgi, birini anlamak, onun varlığından mutlu olmak. Mutlulukları, mutsuzlukları onunla paylaşmak..."




14. "Herkes biraz hayal kırıklığı.."




15. "Kağıt insandan daha sabırlıdır."





Anne Frank'ın Hatıra Defteri Kitap İncelemeleri


Anne Frank, sadece ailesinin mensup olduğu din yüzünden tanıklık ettiği savaşı kendi cümleleri ile günlük tarzında not alıp, bizlere ulaştırmayı başarmış... Oysa günlüğüne yazdıklarını kimsenin okumayacağından o kadar emindi ki...

On üç yaşındaki, Anne Frank, 1942 yılında çıkan savaşta ailesi ve dört farkli kişi ile birlikte kaldiğı Arka Ev diye isimlendirdiği bu küçücük alanda üç yıl geçirip; diğer herkesten daha güçlü bir psikolojiye sahip olduğunu bilmese de kendini yalnız, sevgisiz ve anlaşılmayan olarak özetleyerek, günlüğüne bakış açısını yalın bir şekilde yazmaya çalışmış. O çok iyi tanıdığını zannettiği ailesini aslında ne kadar az tanıdığını ve onlardan ne kadar uzak olduğunu defterine yazmakta sakınca görmemiş...

Her şeyleri kısıtlı ve tutsak hayatı yaşayan bu insanların direnme gücünün, korkularının, davranışlarının ne kadar kısa bir sürede bozulduğunu ve savaşın o kanlı, doymak bilmez ellerinin insan üzerindeki yıkıcı etkisine şahit olmak, okurken bile özgürlüğün kutsallığının her şeyden daha kıymetli olduğunu düşündürüyor...

Anne Frank on üç yaşında olmasına rağmen insanları gözlemlerken, kendi içindeki çelişkileri de keşfetmek için uğraşıyor...

Savaşın kanlı yüzünü bir çocuğun duygularıyla okumak inanın hiç kolay değildi...




Çocukluğumdan beri Anne Frank'ın günlüğünü defalarca okudum ve uzun zaman sonra tekrar elime aldım. Hâlâ her zamanki gibi etkileyici buluyorum. Korku, dışarı çıkma özlemi, karşılıklı tartışmalar, yardımcılara bağımlılık... Anne'in sözleri bu kadar uzun süre kilit altında kalmanın nasıl bir şey olduğunu biraz olsun hayal etmemizi sağlıyor.
Günlüğü ikonik bir belgedir. Dikkat çekici bir bakış açısıyla çok görsel ve yaşına rağmen olgun bir şekilde yazılmış.
Korkunç koşullara rağmen Anne Frank'ın her şeye ne kadar olumlu baktığını görmek beni şaşırttı. Bu da okumayı daha da dokunaklı kılıyor. Kırık bir kalple okudum. Muhakkak okumanız gereken bir eser.

Sinds mijn kindertijd heb ik het dagboek van Anne Frank meerdere keren gelezen en nu heb ik het sinds lange tijd weer opnieuw opgepakt. Ik vind het nog altijd even indrukwekkend als vroeger. De angst, het verlangen naar de buitenlucht, de onderlinge ruzies, het afhankelijk zijn van de helpers.... Door Anne's woorden kunnen we ons een heel klein beetje voorstellen hoe het is om zo lang opgesloten te zitten.
Haar dagboek is een iconisch document.
Ondanks de verschrikkelijke omstandigheden viel me op hoe pozitief Anne Frank alles bekeek. Dat maakt het allemaal des te schrijnender.
Ik heb het gelezen met een gebroken hart.
Ik raad het zeker iedereen aan om te lezen.




Hayatımda okuduğum en iyi kitap diyebilirim çünkü hiçbir kitabı okurken bu kadar ağlamadım. 13 yaşında bir kız çocuğunun kitabın sonunda öleceğini bildiğim bu yaşanmış hayat hikayesine başlarken sadece olaylara yüzeysel odaklanıyordum. İlk başta kitaba uyum sağlamakta zorluk yaşadım çünkü yaşanmış olayları konu alan diğer kitaplarda yazar geçmişi anlatırken geleceğin farkında olarak zaman zaman ilerde gerçekleşecek olaylara atıf yapıyordu. Ve olayların yazarın kontrolünde olduğu bilincinde bu denli heyecan yaşamadan okumuştum onları. Kitap ilerledikçe gerçeklik beni ele geçirdi. Kitabı yarım bırakmayı çok istedim çünkü Anne Frank'ın yazdığı her bir sayfa bu dünyada yaşanmış fazladan bir acı demekti. Ama en büyük acı son sayfalara yaklaşmaktı ki Arka Ev'de yaşayanların yakalanması sonucu duracağını sezinlediğim Anne Frank'ın yazılarının sona yaklaşması, fakat Anne Frank'ın bu durumun farkında olmaksızın hayaller kuruyor olması. Ve 1 Ağustos'ta yarım kalan hatıra defteri,hayatı,hayalleri bu dünyada yaşandı. 4 Ağustos'ta o çok korktuğu şey gerçekleşti. Kim bilir neler hissettide yazamadı. Sanki Anne Frank'ın nazi kampında ölmesi yeterince acı değil gibi Otto Frank haricindeki tüm Arka Ev sakinlerinin ertesi yıl Nazi kamplarında ölmesi. Kitabı okurken çok acı çektim ve bir an önce bitirip kurtulmak istedim sanki yaşamak zorunda olduğum kötü bir şeymiş gibi. Ama ders kitabı niteliğinde genç bir kızın samimi bir dille aktardığı fikirleri ve duyguları çok yoğun ve üzerinde düşünülmesi gereken psikolojik,sosyolojik,politik tahliller içeriyor. Kesinlikle okunması gereken bir kitap.




Bu pandemi sürecinde sık sık Anne Frank düştü aklıma.Gizli bir bölmede her an yakalanma korkusuyla yaklaşık iki yıl geçirmenin, şu yaşadıklarımızdan ne kadar ağır olduğunu, halimize şükretmek gerektiğini de fark ettim.Algıda seçicilik nedeniyle olsa gerek, Netflix’te gezinirken, Anne Frank Parallel Stories belgeseline denk geldim.
Helen Mirren belgesel boyunca Anne Frank’ın günlüğünden okumalar yapıyor.

Helen Mirren:
“Öldükten sonra da yaşamak istiyorum.Onun için Tanrı’ya bana bu vergiyi bağışladığı, kendimi geliştirmek, yazıyla kendimi, içimdekileri anlatmak kolaylığını verdiği için dualar ediyorum.
Elime kalemi alınca hiçbir şey gözümde değil, üzüntülerim siliniyor, cesaretim artıyor.Ama asıl mesele, bakalım gerçekten değerli bir şeyler yazabilecek miyim? “ syf 180
cümlelerini okuduğunda, “Anne Frank’ın Hatıra Defteri’ni tekrar okumalıyım” dedim.
Sekiz kişinin iki yıl süresince, tabii ki dışarıdan destekle saklanarak hayata tutunmaya çalışması, geride bıraktıkları yaşamlarına duydukları özlem çok üzücü.
Bazı ihtimaller öne sürülse de onları kimin ihbar ettiği hâlen bilinmiyor.
Savaşın tamamen bitmesine 9-10 ay kalmışken yakalanmaları, Anne Frank’ın Hollanda’nın kurtuluşundan iki ay önce ölmesi çok acı.
Sekiz kişiden bir tek Anne Frank’ın babası Otto Frank kurtulur, kızının günlüğünün de yayımlanmasını sağlar.




Okuduğum en etkileyici kitaplardan biri diyebilirim. Zaten eserin türünün günlük olması sebebiyle bütün gerçekleri tüm çıplaklığıyla gözler önüne seriyor. İkinci Dünya Savaşı’nı, bu savaşın acı gerçeklerini, Yahudilere yapılan zulümü çok net bir şekilde görebiliyoruz. Bu kadar acının içinde Arka Ev dedikleri gizli bir yerde saklanmak zorunda kalan Anne Frank ve ailesi, onlarla beraber dört kişi ve onları saklayan insanların hikayesi. Tüm o korkuların içinde umutlarını asla kaybetmeyen bir avuç insan. Her an gizlenmek zorunda olan, yiyecek yemeği bile olmayan ve buna rağmen o an için toplama kamplarına götürülen insanlardan daha şanslı olduklarını düşünen bu insanlar her şeye rağmen okumaktan, yazmaktan, öğrenmekten vazgeçmiyorlar. Anne Frank’in iç dünyası bize ne kadar saf, temiz ve umutlu olduğunu gösteriyor, yaşadığı onca acıya rağmen..Ve tüm umutlardan sonra o dönemki çoğu insanı bekleyen kötü son Onları da buluyor. İlk incelememi Anne Frank’in şu sözleri ile bitirmek istiyorum: “Ben zengin, güzel, akıllı ya da zeki değilim ama mutluyum ve mutlu kalacağım. Mutlu bir doğaya sahibim, insanları seviyorum, şüpheci değilim ve kendimle birlikte herkesi mutlu görmeyi arzuluyorum.” İşte böyle güzel bir yürekten çıkan yaşının ötesinde cümleler...



Tüm kitapları ücretsiz okuyabilir veya indirebilirsiniz! Ayrıca son kitabımız İlahi Rezonans artık raflarda! İncelemek için: