4 Gün 3 Gece Kitap Bilgileri
Yazar: Ayşe Kulin
Tahmini Okuma Süresi: 4 sa. 32 dk.
Sayfa Sayısı: 160
Basım Tarihi: Mayıs 2024
Yayınevi: Everest Yayınları
ISBN: 9786253692018
Ülke: Türkiye
Dil: Türkçe
Format: Karton kapak
4 Gün 3 Gece Kitap Tanıtımı
“Gece ertesi sabaha kavuştuğunda Türkiye Cumhuriyeti’nde yeni bir dönem başlamıştı.”
27 Mayıs 1960. Ülkedeki tüm vatandaşlar askerî darbe haberiyle uyanıyor sabaha. Sokaklarda tanklar, radyodan yükselen bültenler, düşmeyen telefonlar, ulaşılamayan dostlar...
Usta romancı Ayşe Kulin, tek mekânda kurguladığı ve dört gün üç gecelik bir zaman dilimini kapsayan romanında, 1960 darbesini, okurunu sıradan görünen ama içinde hiç de sıradan olaylar yaşanmayan bir apartman dairesine konuk ederek anlatıyor. Her ayrıntısı incelikle işlenmiş Dört Gün Üç Gece, Türkiye Cumhuriyeti tarihinin unutulmaz hadiselerinden birine farklı bir yöntemle, aşkla, ayna tutuyor.
4 Gün 3 Gece Kitaptan Alıntılar
1. "- Tek taraflı aşka, aşk denmez ki.
+Ne denir?
- Zaman kaybı. Eğer çok uzadıysa da çile."
2. "Hem ben kadınım, sebepsiz yere surat da asarım, ağlarım da, gülerim de!"
3. "- Tek taraflı aşka, aşk denmez ki.
+Ne denir?
-
"
4. "... hayatımız belirsizlik üzerine kurulu."
5. "Bilgiyle beslenmeyene paradan fayda gelmez!"
6. "Sadece cebi doldurmakla olmuyor kalkınma. 𝐁𝐢𝐥𝐠𝐢𝐲𝐥𝐞 𝐛𝐞𝐬𝐥𝐞𝐧𝐦𝐞𝐲𝐞𝐧𝐞 𝐩𝐚𝐫𝐚𝐝𝐚𝐧 𝐟𝐚𝐲𝐝𝐚 𝐠𝐞𝐥𝐦𝐞𝐳!"
7. "... sıkı bir uyku her derde devadır."
8. ""Çay içmez misin?" diye sordu.
"Çay normal hastaların vizitesi.""
9. "hayatımız belirsizlik üzerine kurulu."
10. "- Huzur veren kadın, dedin.
+Huzur veren kadın fena bir şey mi?
- Kibarca, heyecan veren kadın değilsin demek."
11. "Çalışmak, unutmak istediğinden bir kaçış değil, bir sığınaktı onun için..."
12. "... sıkı bir uyku her derde devadır."
13. "Belki bizi bir mucize bekliyordur."
14. "Beni de Karamazov Kardeşler bekliyor... Odamda."
15. "... ben hep beni yıpratan kadınları sevdim."
4 Gün 3 Gece Kitap İncelemeleri
4 Gün 3 Gece - Ayşe Kulin
Son zamanlarda her yerde karşıma çıkan bir roman incelemesi ile geldim sizlere.
Ayşe Kulin bence büyük bir usta. Özellikle lise ve üniversite dönemimde hemen hemen yazdığı bütün kitapları okumuştum. Füreya, Sevdalinka, Nefes Nefese, Veda serisi, Adı Aylin.. Hepsini çok çok severek, zevk alarak , bir şeyler de öğrenerek okumuştum.
Gel gelelim son çıkardığı bu kitap olan 4 Gün 3 Gece'ye.
Uzundur Ayşe Kulin okumadığım ve tatilde olduğum için çok büyük bir hevesle aldım elime ama ne yazıkki tam bir hayal kırıklığı oldu benim için.
60 darbesi döneminde apartmana sığınan yaralı bir genci eve alan 50lerinde bir kadın ve darbe ile birlikte evde geçirdikleri 4 Gün 3 Gece anlatılıyor kitapta. Kadının eşi milletvekili ve kadından uzakta, yurt dışında. Tarihi bilgi desen yok, kapakta aşk diyor ama beni aşırı iğreti eden bir aşk(!) oldu. Asla yaş farkına takılmam ama zorlama bir aşk, zorlama bir c.nsel birliktelik. Sonunda ne olacak , kadın eşine kavuşacak mi? Bu olay neden yaşandı? Bu bir menopoz krizi miydi? Kadının eşi olan Sedat ile de ilgili zorlama bir aldatır mi acaba diye beraber göreve gidip gitmediklerini bilmediği bir kadın ismi eklenmiş kitaba. Bence yaralı genç olan Yusuf ile aldatmayı masumlaştırmak için.
Ay neler yazarım daha da bence gerek yok. Çok zorlama bir tarih, zorlama bir aşk, zorlama bir roman olmuş.
Bu sefer önerim değildir arkadaşlar. Boşuna zamanınızı ve paranızı harcamayın.
Her ne kadar kitabın içinde bahsedilen siyasi tarihi olaylara aşırı derecede hakim olmasam da, tamamen de bilgisiz olmadığım için konuya bağlanmak zor olmadı benim adıma. Üstelik kitabın giriş bölümündeki birçok fikre kendim de katıldığım için, kitabın başlangıcı benim adıma verimli ve keyifli oldu.
- Sonrası spoiler içerir -
Fakat bir noktada işi bana göre oldukça gereksizce aşka ve sekse döndürmesi benim oldukça canımı sıktı. Yani böyle bir konu, böyle bir kitap da bağlanmasın oralara ya dedim okurken. Yine de bu duruma rağmen incelikle işlenmiş, insanların yaşadıkları zorluklara farklı bir perspektiften bakan bir kitaptı.
Bir tarafta sol görüşlü, muhalif, polisten kaçan ve hiç tanımadığı birinin evine sığınmak zorunda kalan genç bir Alevi öğrenci; diğer tarafta, hayatı hep görece kolaylıklar içinde varlıklı bir şekilde geçmiş, çevresindeki tanıdıklarının birçoğu bir eli yağda bir eli balda konken partileri yapan ve siyasetin varlığından bile haberdar olmayan kadınlar olan, o genç öğrenciyi de biraz zorunluluk biraz gereksiz fazla iyi niyetinden evine almak zorunda kalan orta yaşlı kadın. Ayrıca kadının kocası iktidar partisi milletvekili ve ülkede darbe oluyor. Kadının evine aldığı genç ile yaşadığı bana göre gereksiz olan o 4 gün 3 gecelik aşk ise gerçekten çok gereksiz bir noktaydı ya neyse.
Kısacası biraz karışık düşüncelere sahip olduğum ama aslında genel hatlarıyla beğendiğim bir kitaptı diyebilirim.
Favori yazarlarımdan biri olan Ayşe Kulin'i bu kitapta kitap ilerledikçe eleştirmekten kendimi alamadım.Kurgu her zamanki gibi yine çok akıcı,heyecanlı;lakin kurguyu günümüz dizilerine benzer buldum.Kendinden oldukça yaş küçük,oğlu yaşındaki bir erkekle flört eden,anlık hazlar uğruna doğru bildiği birçok değeri,erdemi hiçe sayan bayan figüründen tiksindim.Tabi ki işin erkeği bayanı yok;ancak topluma ayna tutan ve şekillendiren başat öğelerin kitaplar,yazarlar,diziler,filmler gibi hususlar olduğu düşünüldüğünde olumsuz modelleme yapan özellikle bilinçli,çok okunan yazarlara çok ama çok kızıyorum.Evli bir insanın eşini,doyurulmamış psikolojik ihtiyaçlar ve anlık hazlar uğruna aldatmasının bu kitapta meşrulaştırılması ve model oluşturması bana göre son derece yanlış,itici,toplumu yanlış yere sürükleyici.Tvdeki reyting uğruna aldatma,entirika dolu dizilerden farkın kalmamış bu kitapta Ayşe ablacım,hiç yakışmadı sana.Umuyorum ki ilerleyen kitaplarında üstünü çarpılayacağım bir yazar olmaz.Özellikle gençlere,kimliği oturmamış insanlara,iradesi güçsüz kişilere bu kitabı önermiyorum.Salak salak şeyleri örnek almanıza gerek yok.Son derece gereksiz,pembe dizi tadında,kitap olarak tabir etmenin kitap kelimesinin tabirine,hakkına haksızlık olacak bir kağıt bütünü.
Ayşe Kulin’in kalemi ile lisede sıra arkadaşımın verdiği bir kitapla tanışmıştım. Aşırı sevdiğimi ve akıcı bulduğumu hatırlıyorum. Kitaplarını da hep bir mantık çerçevesine oturtup okuduğumu, her kitabından bir şeyler aldığımı hatırlıyorum. Ama yazarın en mantıksız, saçma bulduğum kitabı bu olabilir.
Yazar 1960 darbesinde polisten kaçan yaralı bir genci ve onun evine alan bir kadının üç günlük hikayesini anlatıyor. Kadın elli yaşında, genç çocuk yirmili yaşlarında. Üç günün sonunda ikisi arasında duygusal ve cinsel bir ilişkiye bağlanıyor.
Mantığını kuramadığım şey neden?
Yazarın kitapta ne anlatmak istediğini, okura yansıtmak istediği durumu çözemedim.
1960 darbesi desem sadece darbeden kaçan bir genç ve sokağa çıkma yasağına değiniyor. Dönemin daha ayrıntısına inmiyor.
Kadın ve gencin ilişkisi desem bir daha görüştükleri ile ilgili kitabın sonunda herhangi bir olaya değinmiyor, kadının kocasını aldattı - karşılıklı olarak - gösteriyor.
Kitapta gencin Alevi olduğundan bahsediyor. Ve Aleviliğin ne olduğu ile ilgili yüzeysel bir anlatım var. Alevliğin çok yanlış anlaşıldığına dair, iftira atıldığına, basit düzeyde Alevilik inancının ne olduğunu anlatıyor.
İsterdim ki en azından bu konuyu bu kadar yüzeysel olarak geçmesin, daha ayrıntısına bir giderek Alevilik hakkında bilgi versin ve kitap daha anlamlı bir hale gelsin.
Dediğim gibi yazarın okuduğum ve sonunda da en anlamsız buldum kitabı olabilir.
4 Gün 3 Gece / Ayşe Kulin
Merhaba arkadaşlar,
Özellikle romanlarını çok sevdiğim ve bununla birlikte tüm kitaplarını okuduğum sevgili Ayşe Kulin son kitabıyla buradayım bugün.
Son birkaç kitabı biraz vasat gibi geldi bana sanki yazmak için kendini zorluyor ve bu durum beni çok üzüyor. Gerçi bu kitabı diğer son iki kitabına göre bir tık daha iyiydi. Sevdim diyebilirim yani.
Gelelim kitabımızın konusuna;
“Gece ertesi sabaha kavuştuğunda Türkiye Cumhuriyeti’nde yeni bir dönem başlamıştı.”
27 Mayıs 1960. Ülkedeki tüm vatandaşlar askerî darbe haberiyle uyanıyor sabaha. Sokaklarda tanklar, radyodan yükselen bültenler, düşmeyen telefonlar, ulaşılamayan dostlar...
Usta romancı Ayşe Kulin, tek mekânda kurguladığı ve dört gün üç gecelik bir zaman dilimini kapsayan romanında, 1960 darbesini, okurunu sıradan görünen ama içinde hiç de
sıradan olaylar yaşanmayan bir apartman dairesine konuk ederek anlatıyor. Her ayrıntısı incelikle işlenmiş "Dört Gün Üç Gece", Türkiye Cumhuriyeti tarihinin unutulmaz hadiselerinden birine farklı bir yöntemle, aşkla, ayna tutuyor.
"Bilgiyle beslenmeyene paradan fayda gelmez!"
“Tek taraflı aşka, aşk denmez ki zaten.
- Ne denir?
Zaman kaybı. Eğer çok uzadıysa da çile.”
"Belirsizlik içindeyim. Önümü göremiyorum, mutsuzum, umutsuzum."
"Belki bizi bir mucize bekliyordur."
"İnsanlar tembeldir, gerçeği öğrenmek için araştırmaz, duyduğuna inanır."
"Hem ben kadınım, sebepsiz yere surat da asarım, ağlarım da, gülerim de!"
Keyifli bir gün geçirmeniz dileğiyle.